-
1.
+4islam Kıyamet Anlayışının Benzerlikleri'ni merak eden panpalarım varsa burada ciddi bir şekilde yazdığım makaleden örneklerle açıklamak isterim..
not: dün gece açtığım başlıkta (bkz: eski inci kalmadı artık) bundan sonra sözlük seviyesinin eski haline dönerek, gerçek inciye doğru yol almasını sağlayacağımı yazmıştım. elimden gelenin en iyisini yapacağım. ben tarihçi ve edebiyatçıyım. bu iki konuda elimden ne gelirse paylaşmaktan gocunmayacacağım.
edit: başlıyorum beyler.
edit 2: çalacak olan arkadaş zahmet etmesin. hakemli dergide yayınlanmış, telifi alınmıştır.
edit 3: başlığı önemseyen kardeşlerim merak etmesinler. onlar iöçin istedikleri her şeyi yazmış durumdayım. akademik olarak hem de. çoğu dergilerde yayınlanmıştır.
edit 4: (bkz: en soldaki dede benim) dahil bir çok yazar hakaret mesajları atıyor ve çükülüyor. silinirse pmden tamdıbını yollarım.
edit 5: @47 de yazı bitti. şimdi yorumlarınızı ve eleştirilerinizi bekliyorum. ciddi yorumlar değerlendirilip sorulara cevap verilecektir. sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim.
edit 6: kaynak merak eden olursa faydalandığım kaynakları yazabilirim. -
2.
+1dinleyen bir kişi bile olursa başlayacağım. ayrıca word formatında yazılı olduğu için sadece devam et dedikçe hemen yapıştırıp okumanıza sunacağım beyler.
-
3.
+1bu ciddi meseleyi merak eden yok mudur?
atalarının dinini merak eden türkler ve anasır-ı muhtelife'den (azınlık) merak eden arkadaşlar yok mudur? -
4.
0başlıyorum.
-
5.
+3giriş, 1
islamiyet öncesi Türk tarihinden bahsederken, hiç şüphesiz Türklerin eski inançlarından da bahis açmak gerekir. Gerek yapılan araştırmalar, gerek ise o dönemden kalma ana kaynaklar, Türklerin eski inançlarını gözler önüne serer. Bozkır Türk topluluğunun asıl dini inancı "Kök-Tengri" yani Gök Tanrı'dır. Eski çağlarda başka hiçbir kavim ile iştirakı olmayan bu inanç sisteminde "Tengri" yani Tanrı, itikadın merkezinde yer almıştı. Tanrı her şeyin yaratıcısı olup, yaratılmış her şeyin üzerinde tam bir iktidar sahibi ve mutlak hükümdardı. Çeşitli tarihçilere göre "Gök Tanrı doğrudan doğruya bütün Türklerin ana kültü durumundadır." -
6.
+2devam 2
Bu inancın esaslarını Çin kaynaklarından, Orhun Abidelerinden, o döneme ait, bulunmuş Türk vegibalarından öğrenmek mümkündür. Eger kısa örnekler verecek olursak; Asya Hun Devleti'nin Kağanı ve ölümsüz başbuğu Tanrı-Kut Mete Han, M.Ö 176 yılında Çin imparatoruna gönderdiği bitig ile kendisini "Gök Tanrı'nın tahta çıkardığını ve bütün zaferlerini Gök Tanrı'nın izni ve yardımı ile kazandığını" söylemiştir. Yine 328 yılında diğer bir Türk kağanı, bir başarısı üzerine kollarını semaya kaldırmış ve "Ey Gök(Tanrı)! Sana şükürler olsun!" demiştir. Bunların yanı sıra Türk kağanları andlarında Tanrı'nın adını zikrediyorlar ve Tanrı için kurban kesiyorlardı. Orhun Abidelerinde ise "Türk Tengrisi" deyiminin geçmesi, Türklerin o dönemde Gök Tanrı'yı "Mili bir Tanrı" olarak kabul ettiklerini göstermesi açısından büyük önem arz eder. Yine Abidelerde Gök Türklerin kağanlık kurması onun isteği ile olmuş, kağanlığın yıkılması ise onun tasarrufu ile vuku bulmuştur. -
7.
+1devam 3 (beyler burası girizgah, bir iki paragraf soran asıl konuya geleceğiz)
Gök Tanrı kut verir, alır. iradesine uymayanı cezalandırır. Her şey onun iradesindedir; ölüm, yaşam, mevsimlerin düzeni, afetler... Peki, bu kadar kesin temelleri atılmış; kuralları ile Türkler üzerinde koşulsuz itaate sebep olmuş Gök Tanrı inancında, her şeyin sonu; yani kıyamet anlayışı yok muydu? Gök Tanrı inancına sahip olan Türkler şüphesiz ki her şeyin bir sonu olduğuna ve bu sondan itibaren yeni ve ebedi bir hayatın olduğuna inanıyorlardı. -
8.
+1devam 4
Eski Türkler dünyanın sonunun geleceğini biliyorlardı ve çeşitli efsanelerle bunu anlatmışlardı. Kıyamet ve dünyanın sonu ile ilgili rivayetlerin aşında Altay ve Telengit Türklerine ait efsaneler gelir. Bu efsaneler manzum şekilde olup, bir ana tema üzerinde şekillenerek birbirleri ile benzerlik gösterir. -
9.
+1devam 5
Efsanelerin belli başlı bölümlerinin manzum ve düzyazıya aktarılmış hallerinden kısaca örnekler verecek olursak bunlar şöyledir:
Telengit rivayeti:
"Kalgançı Çak geldiği, kara yer ateşle kaplandığı zaman, büyük kağan Ata Tanrı kulaklarını tıkar, o çağda dünya bozulur; yer ve insan nesli mahvolur. Töre bozulur. Tepeler çalkalanır; demir üzenginin dibi delinir. Çuvaldızın deliği yırtılır. Soy bozulur. insan kara böcek gibi kanatlanıp, gözlerine kan dolar; kara su kanla karışıp akar, yer uğuldar, dağlar sallanır, çukurlar, hendekler yıkılır, gök gürler, göğün kenarı açılır, deniz çalkalanır dibi görünür, yerin altı üstüne gelir; yosunlar öğütülüp kül (toz) olur, gök sallanıp eteği açılır, deniz dalgalanıp dibi görünür... " -
10.
+1devam 6
Teleüt rivayeti:
"Kalgançı çak geldiği vakit gök demir, yer sarı bakır olur, hanlar hanlara saldırır, uluslar birbirine kötülük düşünür, katı taşlar ufalanır, sert ağaçlar kırılır, kişi bir dirsek (arşın) kadar küçük olur, başparmak kadar erkek olur. Erlerin dizgini kısa olur (güçlülerin elinde oyuncak olurlar). ayaklar başa bey olur. Baba çocuğunu tanımaz, çocuk babasını tanımaz. Yaban soğanı pahalı olur. At başı kadar altına bir kap yemek verilmez, ayak altında altın bulunur, onu alacak kimse bulunmaz... " -
11.
0devam 7
Altay Türklerine göre kıyamet:
"...
Deniz dibinde dokuz çatallı kara taş,
Dokuz yerinden koparak ayrılır,
Demir atlara binmiş dokuz süvari hasıl olur,
Bunların bindiği atlar,
Gayet açık ve koyu sarıdır,
Ağaca hücum etseler keserler,
Canlıya hücum etseler öldürürler,
Ay ve güneşin ışığı yok olur... " -
12.
0@23 hayır farklı biraz
-
13.
+2devam 8 (asıl konuya yani gelişmeye giriyoruz)
Altay Türklerine ait bir diğer efsane:
"Nebat mahvolacak, tohum tükenecek, anne sevgilisinden ayrılacak, yerden 'köngül' denilen nebat bitecek; (bu) nebattan çekirge çıkacak; (bunlar) davara rastladığında davarı mahvedecek, insana rastladığında insanı mahvedecek. O zaman Şal-Yime haykıracak; 'buraya bak Mangdışire, bana bir yardım et!' Diyecek; 'köngül denen nebata elim yetişmedi!' diyecek; 'köngül denilen nebatın kökü, sarımtırak bir yılandır!' diyecek. Mangdışire susacak. Bunun faydası olmadığından, Şal-Yime haykıracak, 'büyük han, halkını terketti, iyi aygır, sürüsünü terketti, sahil çöktü, sular çekildi, yakalı kürk eskidi, yakası yırtıldı, idare edilen halk, kanunsuz kaldı, dünya cansızlaştı, yuvalı kuş, yuvasını terketti, durağı olan geyik, durağını terketti, çocuklu kadın, çocuğunu terketti.' May-Tere susacak. bunun üzerine Erlik'in bahadırları, Karaş ile Karayıl, yeryüzüne çıkacak, bunlar yeryüzüne çıkınca Ülgen (Tanrı)'nın bahadırları, Mangdışire ile Maytere, onlarla mücadele için, gökten inecek. Maytere'nin kanından, dünya ateşler içinde kalacak, işte o zaman Kalgançı Çak olacak!" -
14.
0devam ediyorum beyler, okuyor musunuz?
-
15.
+1devam 9
işte bu yukarıda görülen çeşitli rivayet ve efsaneler, Gök Tanrı inancına sahip olan Türklerin dünyanın sonu düşüncesi üzerine meydana getirdikleri genel inanıştır. Eğer üzerinde biraz düşünülecek olursa, eski Türk kıyamet anlayışının, bazı kısımlar hariç, islamiyet'teki kıyamet anlayışı ve çeşitli rivayetleri ile örtüştüğü görülür. Bu benzerlik dikkate ve takdire şayandır. -
16.
+1devam 10
Kalgançı Çak, kelime manası olarak "Kalacak olan çağ" demektir. Yani efsanelerde bahis konusu olan yıkım gerçekleşince ve dünya yok olunca yeni bir zaman başlayacak ve bu çağ ebediyen kalacaktır. -
17.
0zigara molası 4 dkya buradayım
-
18.
0geldim devam ediyoruz
-
19.
+1devam 11
islam inancının üç temel esasından birini oluşturan kıyamet konusu ise sayısı yüzü aşan, çok değişik ve etkileyici üsluplar taşıyan ayetlerde ve müstakil surelerde ele alınmıştır. Kıyamet koptuktan sonra insanlar diriltilecek ve hesapları görüldükten sonra ebedi mekanları olan Cennet ya da Cehenneme yerleştirilecektir. Eski Türk inancında ise Cehennem "Tamu", Cennet ise "Uçmağ" kelimeleri ile karşılanır. -
20.
+1devam 12
Kozmik anlamda kıyametin ne zaman kopacağı bilinmemektedir. Kuran'da kırk yerde geçen "Saat" kelimesi ile anlatılan kıyametin gerçekleşmesinin -jeolojik zaman çerçevesinde- Yakın olduğu, ansızın geleceği ve alametlerin belirdiği (muhafazid 47/18) ifade edilmektedir. Kuran'da kıyametin fiilen kopması "Sura üflemek" eylemi ile ifade edilmiştir. Ancak Sur'a üflenmeden önce meydana gelecek bazı hadiseler vardır ki bunlar, az önce yukarıda bahis konusu olan "Kalgançı Çak" efsaneleri ile birbirlerine benzerlik gösterir
-
çaycı hüseyinee ne olmuş lan böyle
-
istedigim gibi ozgurce
-
gene aklıma geldi kahpe
-
kimi sevdiysek ya öldü ya kayboldu
-
yolda 5 çocuğuyla gezen suriyeli bayan
-
kadın ağa erkek ağa
-
z kuşağı gençliği şeyime sürdüm
-
ucankedi bu havada 2 efes bira
-
beş yıl sonra buraya gelip
-
olm benim doğum günü iznim var la
-
kons dayı ramo ufuk otuzbirspor kulubu
-
abi bu nedirrrrrrrrrrrtrrr
-
ayaklarım zonkluyor amq
-
şimdi aramizdan bir kac erkek bunlarla konusup
-
moğol kürdü
-
oğuzların zaza boyu
-
çiğköftelerin fiyatı ne olmuş la öyle
-
25 30 dan sonra nasıl evlencez la
-
gülen bir kadın görünce sinir oluyorum
-
telefonun da içerisinde bir tane whatsapp var
-
bakir olmak tercih meselesidir
- / 1