/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 51.
    +8
    PART 42

    yanan aracın yanına gittim.. aman tanrım.. bu yüzden olmalı.. hala hayatta mı ? aracın önünde.. bu o kadın.. şehirde gördüğüm kadın.. sevgilimi öldürmeden önce kucağında çocuğuyla kaçan kadın.. arabanın önüne atlamış olmalı.. duramamış.. yerde yatıyor.. lütfen ölme.. olamaz.. nabız yok. kolunda bir ısırık izi.. gözlerinin altı mor. ağzında belli belirsiz bir salya.. dönüşecek.. izin veremem. bıçağımı çektim. dönüşmemesi gerekiyordu..

    doktorun yanındayım.. kız uyanmış.. doktoru kaldırmalıyız. etrafımı kontrol etmek için ters dönmüş aracın tepesine çıktım. uzakta hareketler var. sesleri duymuş olmalılar. çok kalabalıklar. geliyorlar..

    bağırdım "eğer gitmezsek ölürüz. geliyorlar." doktorun koluna girdim. kız da diğer kolunda.. çok yavaşız. ama ilerliyoruz. tüp emniyette. nerde olduğumuzu kestirmemiz lazım. askeri bölge nerede kalıyor. ?

    ilerledik. yanımızdaki yüksek yola çıktığımızda zombiler araçlara ulaşmışlardı. ölüleri yemekle meşguldü bazıları. ama hepsi değil. durmayanlar var. bize doğru ilerliyorlar.. ilerliyoruz.. ayağım.. sekerek yürümek zorunda kalıyorum. doktor önlüğünü yırtarak koluna bir destek yapmış. bana yardım etmeye çalışıyorlar.. çok yavaşladık..

    gözlerim ilerde belli belirsiz bir mekan seçiyor.. burası da ne böyle.. ?
    ···
  2. 52.
    +8
    PART 21

    durdum. binanın sağında 3 metre ara var. sol bina bitişik ama çok yüksekte kalıyor çatısı. tırmanamam. yapabileceğim tel şey balkondan yan binanın balkonuna geçmek.. 2. kata indim. öldürdüğüm sarışın kız yerde.. saçları kana bulanmış bir şekilde yatıyor.. gözlerim dolu dolu. balkona çıkınca hırıltılar artıyor. sayıları nerdeyse 2 katı olmuş. toplanıyolar. yan balkona geçmem lazım. korkuluktayım..

    ellerim terli.. demiri zor tutuyorum. ayağımı yan balkonun demirine attım, sonra da kolumla tutundum... diğer elimle de yakaladım demiri.. ama ayağımı atamıyorum. çünkü kaymaktan korkuyorum.. cesaretimi topladım.. aşağıdaki grup beni izliyor. aşağıya düşmemi bekliyorlar.. yan balkona geçerken çantanın diğer kolu koptu. çanta aşağı düştü.. suyum yiyeceğim herşeyim aşağı düştü.. az daha beni de zütürüyordu yanına..

    yan binadayım.. balkon kapısı açık. içeride kan yok. şanslı mıyım. ses de yok. sessizce girdim eve.. dolaşıyorum odaları. her yer boş. önce bir çanta bulmalıyım. sonra evdeki eşyaları doldurmalıyım içine. özellikle su. hava çok sıcak.. çeşmelerde su akmıyor.. marketlere gidemiyorum. hala korkuyorum. henüz o kadın haricinde bir insan göremedim. insanlar.. korkuyla çarpan kalpler hala var mı.. acaba bu şey başka yerlere yayıldı mı ?
    ···
  3. 53.
    +7 -1
    PART 20

    nasıl öldürdüğümü anlatmayacağım. çünkü bu içimde bıraktığım ikinci büyük yara oldu. ellerim soğuk. sıcacık kana bulanmış şekildeler. ama soğuk. aynı kalbim gibi. insanlara bile saygısızlık etmezken şu an hiç tanımadığım şeyleri öldürüyorum. içimde kaybolan şeyler var. bazı duygular. ama bunun yerine yaşamak duygusu ön planda. her şey mübah diyor bana. sen yaşa.. başkaları yaşamasa da olur. çok bencilce !

    aşağıda hala hırıltı ordusu görevini yapıyor. balkondan baktım. çok daha kalabalık olmuşlar. bu binadan uzaklaşmalıyım. çatı.. tek mantıklı yer orası. merdivenlerden çıkıyorum. bir kaç mermisi olan silahım elime artık ağır gelmeye başladı. dinlenmeliyim. yoruldum. saatlerdir kaçıyorum. nereye kaçtığımı bilmiyorum.. sadece kaçıyorum yaşamayan şeylerden.

    çatıya çıktım. ama lanet olsun ki diğer binalara geçemiyorum. çevresi çok boşluk. en az 3 metre. atlayamam. çantamın tek kolu koptu tırmanırken. tek kolla takıyorum. o omzum ağrıyor. adrenalinin sıcaklığı geçtikçe hissediyorum..
    ···
    1. 1.
      +1 -1
      Devam et bin
      ···
  4. 54.
    +8
    PART 19

    çocuk odasındayım. duvarda tatlı sarışın bir kız çocuğunun resimleri var. kendi çizdiği resimler de var. ne kadar mutlu bir dünya çizmiş. ama o mutluluğun hemen altında duvarda kan var. kan artık bir vazgeçilmez gibi. her yerde. ama bu kan taze. hala akıyor. evde yalnız değil miyim ? bu soru duyduğum seslerle cevap buluyor. kapı açık. karşımda duvarda resmini gördüğüm kız çocuğu. bana bakıyor. ama ölü gözlerle..

    daha önce düşünmediğim birşey bu. küçücük bir çocuk. belki 10 yaşında. ama ölü. yürüyor, yiyor, parçalıyor.. ama ölü.. üzerime geliyor. ne yapmam gerek. küçücük bir kızı vuramam ya. annesi ne kadar sevmiştir bu kızı. saçı bile yeni örülü. ama yapmam gereken şey belli. yaşamam gerek. bu küçük kızın ise ölmesi.
    ···
  5. 55.
    +7 -1
    PART 32

    var gücümle koşuyorum. köşeyi dönünce tam önüne çıkmalıyım. yanılmadım. tam önüne çıktım. nefes nefese koşuyordu 100 metre ilerimde bana doğru. ona koştum. arkasında hala onlarcası vardı. çok yavaşlamıştık. koluna girdim. hızlandık. bir binanın yan tarafında demir çitlerle kapalı bir yere tırmanarak girdik. onlarcası demir çitlere yüklendi bir anda. 1 metre uzağımızda bizi parçalamak için durmaksızın çaba harcayan onlarca yaratık.. bekledim.. çitler dayanır.. dinlenmesini bekledim.. nefesini topladı. çitlerin arkasına, apartmanın arkasına yürüdük. duvarı tırmandık.. kömürlük olduğunu tahmin ettiğim bir çatıya çıktık ve aşağı atladık. karşımızda çatısında bizi bekleyenlerin olduğu bir bina vardı.

    çatıdayız. bekliyoruz. ne beklediğimizi bilmeden bekliyoruz.. koşmanın etkisiyle hızlıca aldığımız nefesler yankılanıyor kulağımda.. fakat nefes alışların yanında bir ses daha belirdi kulağımda. telsiz.. cızırtıların içinden çekip çıkarabildiğim bir kaç kelime.. "yaşayan var mı ? ... bölüğü.. yaşayan var mı. başkan emniyette mi ?"

    sadece benim değil 4 ümüzün de gözleri açıldı bir anda.. heyecandan elleri titreyen asker sarıldı telsize. "başkan ve birçok kişi kayıp. biz bir çatıdayız. yardım gerekiyor. 4 kişiyiz. 2 sivil. tamam".

    kulağım telsizin cızırtısından gelecek bir kaç kelimeye kilitlenmişti. bekliyorduk. "asker sizi almamız çok zor toplanma yerine ulaşmalısınız. tamam"... toplanma yeri... lanet yer şehrin dışında. biz şehirden çıkamıyoruz. çatıda bekliyoruz. neyi kimi beklediğimizi bilmeden. belki de ölümü erteliyoruz.

    -"komutanım imkansız etrafımızda yoğun hareket var burnumuzu çıkaramayız. tamam."
    +"tamam oğlum sıkın dişinizi. stadyuma 2 saat içerisinde harekat takımı gelecek onlara katılabilir misiniz ?"
    -"katılırız komutanım"
    +"Allah yardımcımız olsun asker"
    -"saolun komutanım"

    2 saat.. stadyum çok uzak sayılmaz.. 2 saatte ulaşabiliriz. işte yine içimizde pervanelenen bir umut var.
    ···
  6. 56.
    +7 -1
    PART 52

    hızlıca yola çıktık.. yanmamış veya kaza yapmamış bir araç bulmamız gerekiyor.. ilerledikçe öğle sıcağı ensemizde daha çok hissediliyor.. elbiselerim terden üzerime yapıştılar.. berbat kokuyorum.. fakat şu an bunu pek umursadığım söylenemez.. her birimiz 3 4 metre arayla 2 şeritte de yürüyerek koca yolda araç arıyoruz.. askerin sesi kulaklarımda.. "bunu kullanabiliriz, sağlam.. ve görünüşe göre anahtarlar üzerinde."

    bindik.. aracın çalışmasıyla ilerlemeye başladık. her saniye fazlalaşan araçların arasından bulduğumuz boşluklardan ilerliyoruz. pek hızlı olduğumuz söylenemez fakat yürümekten iyi olduğu kesin..

    ilerledik. saatlerdir yoldayız. asker aracı sürüyor. yanında ben oturuyorum. doktor ve kız arkadalar.. hepimiz şehre yaklaşmayı bekliyoruz. sağda bir tabela.. "45 km."...

    niyahet şehirdeyiz.. ama arabadan inmek zorunda kalıyoruz. çünkü şehrin girişindeki yol tamamen kapalı. yaklaşıyoruz. yaklaştıkça çok uzaklardan sesler geliyor. silah sesleri.. hızlanmalıyız.. sese doğru mu gitmeliyiz.. fakat ses onları oraya toplar.. 4 kişinin intihar yolculuğu olabilir. şehir çok büyük.. on binlerce zombi olmalı..

    ilerledik. sokaklara girdikçe şehrin içinde kayboluyorduk. sesler.. yaklaştıkça silah seslerinde artık oluyor.. kültür parkı bulmalıyız.. telsiz anasondan bu yana tam 7 saat geçti.. 5 saatimiz var..
    ···
  7. 57.
    +8
    PART 37

    işte.. çözümü bulduğunu iddia eden adam.. doktor.. elinde bir kan tüpü tutuyor ve şaşkın şaşkın bize bakıyordu. askerleri görünce "sizin öldüğünüzü sanıyordum". bu aralar bunu sık duyuyorum.. konuştular.. telsizden gelen seslere göre harekat timi hastanenin önündeydi.. şimdi bi sorunumuz vardı. dışarı nasıl çıkacağız ?

    girdiğimiz kapının önünde gölgeler görünmeye başlamışlardı bile.. silahlarımızda az mermi var.. bıçaklarımız ellerimizde. 7 kişi bu cehennemden çıkmak zorundayız.. doktor çalışmalarını topladı.. aşağıdan silah sesleri geliyor.. harekat timi hastaneyi temizleyerek ilerliyor.. fakat bekleyemeyiz.. daha fazlası gelebilir. kapıdan çıktık.. kulakları sağır edici şekilde sağımdaki ve solumdaki askerler silahlarını ateşliyorlardı. her ateş sesinde saplanan bir kurşun ve yere düşen bire silüet görüyordum.. berbat bir manzara !

    elimdeki yarı otomatik silahı her ateşlediğimde kolumun kaslarında bir uyuşma oluyor, silah geri tepiyordu. yorgunluk ve korku.. birbirinin tam zitti bu iki öge benim asla güçsüz kalmamamı sağlıyordu. adrenalin... askerin silahında mermi kalmadı.. çektiği kasaturasıyla gelen zombileri öldürmeye çalışıyordu. diğeri de ona yardım etmek için sola geçti. ben silahımla sağ taraftan önümüze çıkanları vurmaya çalışıyordum. fakat bazen silahımdan çıkan kurşunlar ateş böceklerinden daha etkisiz olabiliyorlardı.

    koşarak uzaklaşmaya devam ettik. döndüğümüz her köşede gölgeler büyüyor sanki her an arkamızdaki köşeyi dönecekler gibi hissediyorduk..
    ···
  8. 58.
    +8
    PART 46

    ilk bulduğumuz fırsatta oturduk.. doktor pantolonumu sıyırdı.. "dikiş atmamız lazım. yoksa kanama durmaz".. iyi de malzemeleri nereden bulacağız ? benzinliğe ya da araçlara dönmek intihar demek.. haritaya bakan asker "şanslısın. ilerde bir köy var. yarım saatlik yürüyüş mesafesinde.. sık dişimi..".. sık dişini.. demesi ne kadar kolay.. oysa içime işleyen acılar.. sadece fiziksel değil.. ruhsal.. gözlerime dolan resimler var.. en belirgini o.. her gözümü kapadığımda önüme gelen o.. asla unutamadığım..

    bana bakan gözleri bir ölünün gözleriydi.. fakat hala önümdeler.. terler içinde uyandım.. bir evin içindeyiz.. kız ve asker kapılara destek koyuyorlar.. neler oldu. inanılmaz rüyalarımın arasından gerçek olduğunu anladığım bir kaç saniyeyi çıkardım.. yere düşüşümü hatırlıyorum. sonra iki kişinin beni sürükleyerek taşıdığını.. peşimizdeki zombileri.. bir kaç el silah sesi.. şu an burdayız.. neler oldu ?

    doktor kendime gelmem için tokat atıyordu.. "bayıldın.. köyün girişinde. başlarda taşıdık seni ama köyde zombiler vardı. şu an bu bodrum kattayız. bulunduğumuz evin içindeler." ne zamandır baygın yatıyorum. buradan nasıl çıkacağız ? resimler ve anılarla beraber sorular da hücum ediyordu iyice dolmaya başlayan beynime.. odaklan.. hatırla.. nefes al ve sakin ol.. içimden geçirdiklerim pek bir işe yaramasa da en azından düşünebiliyordum.. kaç taneler ?
    ···
  9. 59.
    +8
    PART 31

    ama kaçamıyorduk. hala çok fazlalar. durduk. askerlerden birisi bana döndü.. dikkatlerini dağıtmamız lazım o zaman kaçabiliriz dedi. beynime hücum eden kan yüzünden başım ağrıdı.. benden onların dikkatlerini dağıtmamı mı istiyordu ? yanılmıştım.. kendisi bunu yapacaktı. yanımızdaki duvardan atladı. silahıyla kapıdaki 2 zombiyi vurdu. yere düştüler. ancak hala sürünüyorlardı. bir anda onlarcası üstüne gelmeye başladı. o bağırdı. "kaçsanıza".. ben donmuş onu izliyordum. kız elimden tutarak kaldırdı beni ve arka kapıdan hızla koşmaya başladık. onun kaçtığı yön tam ters istikametimizdeydi. aklımda tutmaya çalışıyordum. onu öylece geride bırakamazdık.

    sokaktayız.. koşmaktan ayaklarım kanıyor.. artık yürümeye dermanım yok. nolursa olsun şuraya oturup ölmek istiyorum.. bu düşüncelerimi bozan bir şey var.. bir yer bulmalıyız. sığınak, bodrum ve ya bir çatı.. ne olursa..

    açık bir kapı var.. koşarken gördüm. içeri girdk. evlere girmiyoruz. tehlikeli. direk çatıya çıktık. yapabileceğimiz tek şey beklemek.. yüksek bir bina olduğu için bazı yerler görünüyor. asker ! orada hala koşuyor. onu görüyorum. arkasında onlarca zombi. bir işaret fişeği yükseldi havaya. yardım etmemizi bekliyor. duramadım. ayaklarım beni aşağı indirdi. onlara beklemelerini söyledim ve koştum o istikamete doğru..
    ···
  10. 60.
    +8
    PART 51

    yatağımda sessiz sedasız kendiliğimden uyanmayı özledim.. ama kalkmalıyız.. etrafa baktım. mısır koçanlarından pek bir yeri görebildiğim söylenemezdi.. ama gerçekten sesler vardı. duyabildiğimiz sesler.. hızlıca tarladan çıktık. ilerideki patika yola ulaşmalıyız.. oradan da askerin dediğine göre şehre varıyoruz..

    yine şehir.. içinden geçmek zorundayız.. aksi halde günlerce yolumuzu uzatacağız.. herhangi bir araç bulmamız lazım.. patika yoldan ilerliyoruz. o anda telsizden belli belirsiz hışırtılar duyulmaya başlandı.. bir frekans yakalanmıştı.. anlaşılamayan kelimeler arasından bir kaçını çekip çıkardık.. "şehirde siviller kapana... 3. tümen şehirin dış mahallelerinde merkeze doğru ilerlemeye ça... şıyor.. ama çok kalaba.. fazla hareket var.. ilerlemede güçlük çekil... buluşma yeri kültür park.. tüm siviller ve askerler 12 saat sonra ... askeri üsse harekat için ora.. olmalı... "

    buluşma yeri.. kültür park.. 3. tümen.. her dakika daha da yaklaştığımız şehirde hala kaçan insanlar ve askerler var.. onlara katılmalıyız.. adımlarımızla beraber ürkekçe çarpan yüreklerimiz de hızlandı.. yol ileride.. ve araçlar var.. boşlar.. birini almalıyız..
    ···
  11. 61.
    +8
    PART 53

    askerdeki haritayı açıp kaldırıma oturduk.. hem dinlenip hem kültürparkın yerine bakmamız gerekiyordu.. lanet harita şehrin içini ayrıntılı göstermiyor.. fakat parkın yerini görüyoruz.. şehrin batısında yer alıyor.. yanılmıyorsam askeri birlikler tarafından temizlenmiş bir bölge olmalı.. bizim olduğumuz yer ise... evet.. burası olmalı.. çünkü o caddeden az önce geçtik.. evet. aramızda mesafe var.. ama gidebiliriz.. tekrar araç bulmamız lazım... yaya gitmek intihar olur..

    ilerdeki caddede zombiler var.. oraya gidemiyoruz.. hepsi bir yere ilerliyor gibi.. normalden hızlılar.. arkalarında mı gitmeli ? bir seferinde işe yaramıştı.. canlı birileri varsa bizden daha iyi buldukları kesin.. oldukça uzaktan da olsa arkalarından gitmeye ikna ettim. yavaşça, sessizce ilerliyoruz.. görünmeden.. zobiler çoğalıyorlar.. geride kalmak zorundayız.. bi yere doğru ilerliyorlar..

    peşlerindeyiz.. yanılmadık.. yaklaştıkça silah sesleri duyuyoruz.. fakat azalıyor.. çığlıklar.. insan çığlıkları.. hızlanmalıyız. neler oluyor orada..

    zombilerin tam paralelindeki yan sokakta ilerliyoruz.. ilerdeki köşeden çığlıklar duyuluyor.. sessizce bakmamız gerek.. askerle ben öndeyiz.. doktor ve kız saklandı.. bakmaya gidiyoruz.. ilerledik.. park halindeki arabaların arkasından ilerleyerek köşeyi dönüyoruz.. manzara korkunç.. askeri bir araç var.. yerde yatan askerler.. 10 kadar asker. bir barikat kurmuşlar.. fakat dayanmamış. her birinin üzerinde en az 5 zombi.. diğerleri tam köşedeki demir sürgülü dükkanın kapısına vuruyorlar. camdan görünüyorlar.. çığlıkların kaynağı.. içeride insanlar var. ordan çıkmaları imkansız.
    ···
    1. 1.
      0
      Üstünüzü onlarin etlerine falan bulayin kokunuzu alamazlar rick reise selamlar
      ···
    2. 2.
      0
      Üstünüzü onlarin etlerine falan bulayin kokunuzu alamazlar rick reise selamlar
      ···
  12. 62.
    +7
    PART 22

    yan binadayım.. balkon kapısı açık. içeride kan yok. şanslı mıyım. ses de yok. sessizce girdim eve.. dolaşıyorum odaları. her yer boş. önce bir çanta bulmalıyım. sonra evdeki eşyaları doldurmalıyım içine. özellikle su. hava çok sıcak.. çeşmelerde su akmıyor.. marketlere gidemiyorum. hala korkuyorum. henüz o kadın haricinde bir insan göremedim. insanlar.. korkuyla çarpan kalpler hala var mı.. acaba bu şey başka yerlere yayıldı mı ?

    hızlıca boş araçlarla dolu yola girdim. saklanıyorum. etrafımda yanan araçlar zaman zaman patlıyorlar. uzak durmalıyım onlardan. hiç bir hareket yok. buradan bakınca evin önündeki zombileri hala görebiliyorum. beni bekliyorlar. ordan çıkmamı. ilerledim. anayoldaki araçları kendime siper yaparak ilerledim. alt geçide geldim. karşıya geçmem lazım. ortada hızlı tren yolu var. kenarında dikenli teller. alt geçit tek şansım. yavaşça merdivenlerden aşağı indim. karanlıktı. ancak görebiliyordum. duvarda bir yazı var. spreyle yazmışlar. "kaçabilenler askeri üsse gelin". yanında bir radyo yayın frekansı ve bir telsiz numarası var. ama bende hiç biri yok. üs. tek çarem orası. arkadaşıma ulaşıp gitmeliyim.
    ···
  13. 63.
    +7
    PART 56

    yanan zombiler teker teker yere düşmeye başladılar.. biz ise ayaktaydık. dükkandan çıkan siviller bize bakıyor.. yanlarına gitmeliyiz. ama hala yanarak üzerimize gelenler var.. onların da düşmelerini bekledik.. karşı kaldırıma koşarak yanlarına gittik.. ağlayan kadınlar vardı.. ama sadece 2 erkek.. 6 kadın..

    iri adam baltayı bırakmış bir şekilde bizi bekliyordu.. yanına vardığımız an beni çok şaşırtan bir hareket yaptı.. sarıldı.. "hayatımızı kurtardınız".. hayat kurtarmak.. son günlerde çok sık yaptığım bir şey.. önceden biz kızla bile konuşmaya cesaretim yoktu.. şu an ise birilerinin hayatını kurtarıyorum.. garip..

    gruptaki herkes bize teker teker teşekkür etti.. ama bir şey var.. doktor ve kız koşarak geliyorlar.. neden koşuyorlar.. kız bağırıyor ağlayarak koşuyor.. "geliyorlar.. çanta. aniden saldırdılar. kurtaramadık".. doktor.. gözyaşlarıyla bakıyor bana.. "yüzlerce zombi geliyor.. saklandığımız yerde aniden saldırıya uğradık.. çanta.. düştü.. orada "

    tek umudumuz yüzlerce zombinin ayakları altında çiğneniyor.. onu almalıyım. ama nasıl.. bilmiyorum. ama burada kalamaz. kalamaz..

    "kaçın.. buluşma yeri kültür park.. koşun.. ben kalmak zorundayım. çantayı almalıyım.. şanslıysam kaçabilirim. haritayı bana verin"..
    bu sözlerim kimseyi memnun etmedi.. asker kalıyor.. benimle.. doktor ve kız.. kaçmalılar. iri adam. baltasını eline aldı.. "gidin".. grubundaki diğer adama gitmelerini söyledi.. doktor, kız, ve 7 kişi daha.. gidiyorlar.. biz kalıyoruz.. şimdi ne yapmalıyız.. caddenin uzaklarında bir kaç süliet görünmeye başladı bile..
    ···
  14. 64.
    +7
    PART 48

    odadan çıkmak için kapıyı açtığım anda göz göze geldik. dondum. sadece bakıyorum.. çürümüş yüz etleri ve gri gözleriyle bana bakıyor. ağzından beyaz köpükle karışık kan akıyor.. boğazı çıkardığı her hırıltı ile aşağı yukarı hareket ediyor.. tüm bunları saniyenin çok daha azı olan bir sürede görüp idrak ettim.. sağ kolumu yakaladı. bıçağı savurmaya bile vaktim olmadı. geriye gidiyorum. kolumu çekmem lazım. üzerime geliyor.. ısırmak için..

    odanın içine doğru geri gidiyorum.. sol kolum göğüs kafesinde. uzak tutmaya çalışıyorum. o ise ağzını son haddine kadar açmış akıttığı salyaları ve sivri dişleri ile etimden bir parça tatmak istiyor.. bir anda ayağım takıldı.. yerdeki ceset.. üzerine düştüm. kalkmama bile fırsat olmadan zombi üzerime çullandı.. diz kapaklarım göğüs kafesinde. inanılmaz güçlü bir şekilde üzerime kapanıyor. bıçağım düştü. uzakta. itlemeye çalışıyorum.. fakat sol bacağımda hiç güç yok.. hala fena halde acıyor.. itleyemiyorum..

    tam o anda zombinin alnında çıkan bir bıçak gördüm. zombinin kanı üzerime akıyor. gözlerimi kapadım. tüm ağırlığıyla üzerime düştü.. hırıltı kesildi.. kafamı kaldırabildiğimde kızı gördüm.. "tam vaktinde geldim desene"...
    ···
  15. 65.
    +7
    PART 50

    hızlıca evden çıktık. köy meydanında tek tek de olsa zombiler var. başka bir yerden gitmeliyiz. köyün yanındaki tepeye tırmanmalıyız. asker ve kız kolumda.. tırmanırken bana yardım ediyorlar.. güç bela çıkıyoruz tepeye. ilerde tarlalara doğru gitmeliyiz. ilerledik. hava kararıncaya kadar ilerledik.. mısır tarlasının ortasındayız. bu gece burda geçmek zorunda..

    hava serin. boğucu.. ilk defa dışarıda geceleyeceğim. sırayla nöbet tutmaya karar verdik.. uyuyamıyorum.. bu yüzden. ilk nöbet benim.. göz alabildiğine karanlık ve sessiz bir akşam.. ama boğucu.. yaşadığım olaylar yüzünden mi bilmiyorum. ama büyük bir sıkıntı peydah oluyor içimde.. sanki her an sürekli kaçtığımız ölüm bizi buluverecekmiş gibi.. ne güzel olurdu.. yaşlı bir şekilde yatağında ölmek.. parçalanmadan.. onunla beraber.. o.. gözlerimi her kapadığımda gözümün önüne gelen sevgilim..

    güzel zamanlarımızı gözümün önüne getirmeye çalışıyorum.. ilk sarıldığımız, ilk öpüştüğümüz o anlar.. insan birisine hayata bağlandığından daha sıkı bağlanabiliyormuş.. ve onu kaybedince sert rüzgarlarda savrulan bir küçük gemi gibi kayboluyormuş derin okyanuslarda.. bunu kolay öğrenmedim.. kabuslar.. sürekli üzerime yürüyen ve ne yaparsam yapayım en sonunda beni parçalayan yaratıklar.. kabuslar içinde uyandım.. kızın dürtmesi ile.. "gitmeliyiz. sesler var."
    ···
  16. 66.
    +7
    PART 49

    Evet tam vaktinde gelmişti. kalkmama yardım etti. evi dolaşmalıyız. üst kat. hala sesler var. merdivenlerden yukarı çıkıyoruz beraberce. fakat çok yavaş. çünkü ahşap merdivenler attığımız her adımla yüksek bir sesle gıcırdıyor.. dikkatli olmazsak ölürüz. silahımız yok. yukarda kaç tane var bilmiyoruz.

    üst kattayız. berbat bir koku var. koridor boş. odalara bakmalıyız. sol oda.. anahtar deliğinden baktım. içeride 3 tane var. çürümüş bir cesedi kemiriyorlar. birisi ayakta yürüyor. kapıyı tuttum. sürgülemeliyim. dışa doğru açılması büyük şans. sağdaki odadan sandalyeyi aldım.. kapıya dayadım. çıkmaları zor olacak.. ilerde bir oda daha var.. evet tahmin ettiğim gibi. duvarda duruyor. bir tüfek. av tüfeği. sessizce indirdim. mermileri de olmalı..

    yatağın yanındaki sandığı açtım. içinde eşyalar var. dağıtırcasına dışarı attım hepsini. işte orada. saçmalarla dolu bir kutu.. hızlıca aldım kutuyu. 2 saçmayı tüfeğe koydum. fakat sanki yıllardır kullanılmıyor gibiydi. umarım ateş alır. aşağı indim. sessizce. doktor ve asker hala orada bizi bekliyor.. evden çıkmalıyız..
    ···
  17. 67.
    +7
    PART 47

    "5 ya da 6 tane evin içinde.. çoğunu öldürdük. ama mermimiz kalmadı. ayrıca yoldaki peşimizde olan grup. yaklaşmış olmalılar." askerin sözlerini idrak etmeye çalışırken bacağımın ağrısıyla silkindim.. dikiş atılmıştı. ama hala deli gibi bir acı vardı. "şanslısın, uyanık olsaydın dikiş acıtacaktı" dedi doktor. şanslıydım.. peki bu şansım bizi bu evden çıkaracak mı ?

    birşeyler yapmaya mecburduk. evin içinden sesler geliyordu ama şu anlık kapıya dayanan yoktu.. köy.. evlerinde silahlar olmalı.. av silahları. tüfek mesela. genelde olur.. dedeminde vardı.. çocukluğumda beni ava zütürdüğünü hatırlıyorum. duvarda asılı bir silah olmalı. yavaşça kapıyı açtım. ayağım ne kadar kötü olsa da üzerine basabiliyordum. önümde bir zombi var arkası bana dönük. çok sessiz bir şekilde bıçağı kafasına saplamalıyım. yere düşüşünün sesine bile gelebilirler..

    ilerledim bıçağı son gücümle kafasına sapladım ve yere yığılmak üzere olan zombiyi arkadan kavradım.. yavaşça yere bıraktım..

    sessiz olmalıyım.. evin içinden sesler geliyor. özellikle üst kattan.. atılan her adımla tam tepemdeki tahtalar gıcırdıyor.. üst katta birşeyler yürüyor.. koridordayım, odanın içine bakıyorum. boş gibi.. hızlıca gözümü duvarlara gezdirdim. silah falan yok. odada bir sandık da yok. onun içine de koyulabiliyor bazen.. yan odaya geçmeliyim. anahtar deliğinden içeri bakıyorum.. yerde bir ceset var. parçalanmış elbiseleri hala üzerinde. çoğu yenmiş bacak kemikleri bile seçiliyor.. yaşlı birisi..
    ···
  18. 68.
    +6 -1
    PART 66

    şehre yaklaştık.. burası diğer üslere benzemiyordu.. şehir girişinin 1 km ilerisinde şehre giden 4 yol tanklar ve askeri bölükler tarafından tutuluyor.. durmadık. yavaşlamadık bile.. komutanın tek bir telsiz komutu geçmemiz için yetti..

    şehir kapısı açık.. hızlıca araçlarla içeri girdik.. şehri savunan tümenin komutanı karşıladı bizi.. doktora ve çocuğa bakarak "bu mu ? dönüşen çocuk? " evet dedi doktor.. "bu". "bölgeyi savunmaya çalışıyoruz. daha çok askere ihtiyacımız var.. şehir.. geldiğimiz yol haricinde girişi yok. arka tarafı tamamen deniz. giriş korunuyor...

    "uydularımız kayıp. sinyallerimiz yok. ama askeri birliklerden gelen raporlar açık.. üzerimize büyük bir saldırı geliyor.. ve arkamız deniz.. kaçabileceğimiz bir yer yok.. tek seçeneğimiz bu ilacı bir an önce çoğaltmak.. ilaç çocuğun kanında.. gerekirse tüm kanını şırıngayla çekerim". komutanın sözleri karşısında şoka uğrAmıştım.. hangisi daha kötüydü. görülen en büyük grup tarafından sıkıştırıldığımız mı, yoksa komutanın bu sözleri mi ?
    ···
  19. 69.
    +7
    PART 45

    silahım elimde.. ellerim terli bir şekilde titreyerek ateş ettim. 2 kere. sonra sustu.. tetiğe her basışımda bir çıt sesi geliyor. mermim bitmişti. ateş ettiğim mermilerden biri zombinin tam sırtına saplandı.. diğeri karavana.. ikisi de üzerimize geliyor.. son çare.. bıçağım elimde.. kızın da öyle.. tam üzerlerine gidiyorken 2 el silah sesi sağır edercesine duyuldu sağdaki çalılardan. bu da ne.. zombiler yıkılmıştı.. biri ölmemişti. icabına baktım.. kafamı kaldırdığımda askerlerden birisi bana bakıyordu.. ölmemiş. ama kan içinde.. yaralı..

    araca koştum.. telsiz bulmam lazım.. insan parçalarının içinden telsiz ve silahı görüyordum. aldım.. hızlıca sekerek yanlarına gidiyorum.. arkamızda onlarca aç yaratık ziyafet bekliyor.. biz ise ertelediğimiz ölümlerimizden kaçıyoruz..

    asker yolu bilmiyor.. neyse ki haritamız var.. bi kısmı kan olan haritayı uzattım ona.. baktı.. gitmemiz gerek yolu hesaplarken ben telsizin frekansını ayarlamaya çalışıyordum. dinlenmemiz gerek.. daha fazla devam edemiyeceğim.. artık hissetmediğim bir ayağım var.. sol diz kapağımdan aşağısı uyuşmuş ve kana bulanmış bir şekilde.. böyle devam edemez..
    ···
  20. 70.
    +6
    PART 59

    hızla ilerliyorduk.. yanan zombiler ve kızaran iğrenç etlerinin kokularından uzaklaşmıştık.. ama çok zaman kaybettik. buluşma yerine hızlıca gitmeliyiz.. hız.. çok önemli.. siviller.. bir müddet daha koştuk.. inanılmaz bir sessizlik var.. silah seslerinden eser yok. ordu.. park temiz mi ? bu düşüncelerle ilerliyoruz.. bir anda bozuldu düşüncelerimiz ve sessizliğimiz.. doktor bağırıyor "buradayız".. ilerlediğimiz sokakta ileride duruyor. hızlıca yanına gittik.. bizi gördüğü için çıkmıştı tüm sivillerle beraber saklandıkları yerden.. yolda 3 kişi daha bulmuşlardı.. kalabalık bir grup olarak ilerliyoruz..

    evet.. dakikalarca daha ilerledik.. sonunda parktayız.. etraf sessiz.. büyük bir park.. ortada bir göl var.. ama suyundan içmememiz gerekiyor.. parkın merkezine doğru ilerledik.. askerler yok.. etrafımız ağaçlarla çevrili.. burada bir buluşma yok.. geç mi kalmıştık ? hayır telsizde söylenene göre daha yarım saatimiz vardı.. belki de erken gittiler..

    biz bunları düşünürken irkilmeme sebep olan bir ses duydum.. tek bir ateş sesi.. parkın güneyinden geliyor.. kimse kimseye ne yapacağını sormadı.. ne yapmamız gerekiyor hepimiz biliyorduk.. adeta programlanmış gibi koşmaya başladık güneye doğru..

    evet ileride ateş edeni gördük. yan yana park etmiş 2 askeri araç vardı. ve önünde kanlar içinde bir asker. ama dik duruşundan bu kanın ona ait olmadığını anlayabiliyordum.. bizi görünce silahını doğrulttu "durunn !!".. durduk. "kaç kişisiniz".. sorularına cevap vererek yanına gittik. araçların arkasında küçük bir birlik asker vardı. hepsi de silahlarını doğrultmuş bize bakıyorlardı..

    "burası buluşma yeri değil mi ? telsizden duyduk 3. tümen şehri.." sözümün bitmesine bile müsaade etmeden eliyle kuzeyde gökyüzünü gösterdi. hepimiz baktık.. yukarıya doğru çıkan siyah duman..

    "işte 3. tümen.. kimse başaramadı.. tüm siviller yanlarındaydı. sanırım hepsi öldü telsiz cevaplanmıyor".
    ···