-
26.
-1Tarık yemek boyunca kendisine yöneltilen bir çok soruyu yanıtsız bıraktı. Adrenalin kaynatıyordu bin. Ağzımızda lokma varken konuşmamamız gerektiğini salık verdiğinde, mustafa çiğnediği ama yutmadığı karışımı eline çıkarıp bu hikayeyi nereden öğrendiğini sorunca sofrayı terk ettik amk!
Herkes bir köşeye çekilip teypten gelen müziğe ritim tutarak, sigara tellendirerek bir süre takıldı.
Aklımda tarık ın anlattığı hikayenin sahnelerini canlandırıyor, dinlediğim şarkıyı bu görsellere arkaplan müziği yapıp kendi filmimi çekiyordum kafamda.
iyice gevşemiştim amk. Bir mahmurluk çöktü üzerime. Sigarayı söndürüp yatay konuma geçtim. Gözlerimi kapatıp müziği dinlemeye devam ettim.
Uyuyakalmışım! -
27.
-1Rüyamda mağaradaydım. Şevki efendi hemen sağımdaydı. Mağaranın duvarına bakarak arapça olduğunu zar zor anladığım bir şeyleri çok seri mırıldanıyordu. Kızını aradı gözlerim. Yoktu! imamın karşısına geçtim (cesarete bak amk) nedense ve bakışlarımızı denk getirmeye çalıştım. Ben hariç her yere bakıyordu sanki.
Ensemde bir nefes hissedip ürperdim. Ani bir refleksle geri döndüğümde imamın kızı ile yüzyüze geldim. Boş gözlerle bakıyordu bana! "pir" dedi ve aniden tiz bir çığlık attı! korkup geri döndüğümde de imamın doğrudan gözlerimin içine baktığını gördüm.
Elleriyle omuzlarımı tuttuğunda karı gibi çığlık atmaya başladım! ağzını iyice açtı ve karanlık gırtlağında kocaman bir göz belirdi aniden!
Kan ter içinde uyandım! -
28.
-1Ev bomboştu amk. Telaşa kapıldım bir an. Kendimi evin dışına attım. Bütün ekip oradaydı. Yere minder sermişler, kahkahalar, sohbetler.
Ben – Lan beni neden uyandırmadınız amk!?
Mustafa – Çok tatlı uyuyordun kirve. Kıyamadık.
Gülüşmeler.
Ben – He ya ne tatlı hem de. Kabus gördüm bu Tarık iti yüzünden.
Nilay – Sen de mi lan!?
Ben – Nasıl yani?
Nilay – Ben de gördüm. Mağaradaydım amk.
Ben – Oha!
Ahmet – Ben de.
Ben – Hasktirin amk kafaya mı alıyorsunuz lan beni?
Gül – O kadar saber. Bu ikisi bir de sen. Biz uyumadık bile.
Serhat – Grup pgibolojisi olm. Gayet normal. Hikayenin etkisinde kaldınız amk.
Tarık – Herkes tamam şimdi. Devam edeyim mi?
Toplaştık etrafına tarık itinin. Ben gözlerimi ovuşturup nilay ın yanına çökerken tarık başladı kaldığı yerden anlatmaya: -
29.
+1"amk! kim o yatan!?"
mustafanın olduğunu düşündüğüm ses geldi yine. acı içerisinde çığlıklar atıyordu.
iyice tırsmıştım amk! herkes neredeydi!? yalnız kalmanın verdiği korku artarken içine bir de hikayenin serpişmesi eklenince.. "lan kendine gel amk!"
senaryo gibi akıyordu beynimde defterini gibtiğimin imamı ve hikayesi. paniklemeye başlamıştım. -
30.
+1korkunç bir baş ağrısı ile gözlerimi açtım. yüzüm ıslaktı. gözlerim odaklanmıyordu amk! her şeyi bulanık görüyordum. büyük evdeydim o kesin. sessizliği bir kurt uluması bozdu! korkuyla kalktım aniden, başım döndü o an. gözlerimi kırpıştırdım bir süre görüşüm arada netleştikçe etrafıma bakındım.
darma incintı yer. eşyalarımızın hepsi yerlerde. içkiler dökülmüş, yiyecekler ortalığa saçılmıştı. kapı ardına kadar açıktı. kimseyi yok gibiydi evde. bakınırken aklıma mustafanın fırlattığı kitap geldi. o odaya baktım. kitap yerde duruyordu.
dışarıdan birisi bağırdı, acı çekiyormuş gibi. ses ağlaktı ama mustafa olmalıydı. onun sesine benziyordu.
"mustafaa!"
ağır ağır kapıya seyirttim. evin önü boştu. sola, köy tarafına doğru eğilerek baktım kapıdan. kimse yok.
gül! kafama vurmuştu sopayla, hatırladım. sinirlenince aniden başımın zonklaması arttı. derin nefes alıp vererek bekledim bir süre. başım dönüyordu biraz. kapıdan tam çıkmadan sola, küçük evin olduğu tarafa eğildim.
yerde birisi yatıyordu sırt üstü. başka kimse yoktu.
geri çektim kendimi, bir an korku sardı içimi. -
31.
-1tarık - nerede kalmıştım amk!? hah! cami! adam telaşla camiye gitmiş. kapı ardına kadar açıkmış. besmeleyle içeri girmiş. girişte solda cemaate hutbe okuduğu kaidenin başında bulmuş kızını.
kız bağdaş kurmuş, önündeki rahleden bir şeyler okuyormuş mırıldanarak. adam ne yapacağını kestirememiş bir süre. sonra tedirgin adımlarla yaklaşmaya başlamış kızına. aradaki mesafe azaldıkça kızın mırıltıları yükselmeye, içerideki hava akımı kendini belli etmeye, adamın bacakları titremeye başlamış. iyice yaklaştığında kızın entarisi havalanırcasına dalgalanıyormuş.
adam korku içerisinde kızına doğru elini uzatırken aniden her şey durulmuş. caminin kapısı sert bir biçimde çarpmış. adam önce o yöne sonra etrafına bakınmış kısa bir süre. sonra kızına geri döndüğünde kızıyla yüz yüze gelmiş. gözlerinin içi alev alevmiş kızın. adam korkudan altına kaçırmış. bir yandan yaşadığı korku ve utanç, diğer yandan kızının bu durumu onu iyice yıkmış olacak ki kendinden geçmiş.
gözlerini açtığında camideymiş hala. başucunda köyden bir iki genç duruyormuş. imama yardım edip kaldırmışlar. bir tanesi ne olduğunu sormuş adama. adam kızını görüp görmediklerini sormuş. gençler aralarında gülüşmüşler kısa bir an. adam sinirlenmiş iyice. neden güldüklerini sormuş. gençlerden biri, mağaraya doğru koşarken gördüğünü söylemiş.
adam çıldırmış. çocukların gözlerindeki imayı, köylüye yaptığı itiraftan sonra kim bilir ne söylentilerin dillendiğini düşünüp kahrolmuş. çocukları ayaküstü azarlayıp çıkmış camiden.
doğruca mağaraya yönelmiş. hava kararmak üzereymiş. mağaraya ulaştığında kızını köyden iki gençle halvet ederken görmüş. yaşadığı şoku atlatması uzun sürmüş. bir de hissettiği karmaşık ve günah dolu hislerin verdiği acıyla gözü iyice dönmüş. daha önce elini kesmek için kullandığı bıçağı geçirmiş eline. sonra iki çocuğu da bıçaklamış. kızı hem kahkaha atıyor hem küfür ediyormuş adama.
çocuklar yaralı vaziyette mağaradan koşarak kaçmışlar anadan üryan.
adam kızıyla baş başa kalmış. kız elindeki bıçağa bakmış adamın. -
32.
-1"aklından bile geçirme imam" demiş kız. adam ne yapacağını şaşırmış. utancından ve sinirinden elindeki bıçağı öfkeyle fırlatmış mağaranın duvarına.
"geldiğin gibi git, şeytanın uşağı! kızımı rahat bırak!" diye inlemiş yere dizlerinin üzerine çökerken. ağlamaya başlamış.
irkilerek omzuna dokunan eli fark etmiş hemen sonra. kızı tepesine dikilmiş diliyle dudaklarını yalıyormuş. "anlaşmıştık hani?" demiş kız. "bak köylü mutlu, kimse ölmüyor".
adam ağlayarak kaçırmış bakışlarını. "kızım.. kızım ne yaptım ben sana!?"
"fedakarlığının kıymetini bilmediler mi?"
adam sinirle kaldırmış başını. sert çehresi yavaşça acıya ve hüzne teslim olmuş. "hayır!" ağlamaya devam etmiş "bilmediler.."
kız eğilip sarılmış adama. bir süre omzunda ağlamasına izin vermiş. sonra kolundan tutup ayağa kaldırmış. beraber çıkmışlar mağaradan. eve gitmişler.
eve geldiklerinde adam karısından su kaynatmasını istemiş. kız annesiyle içeri geçtiğinde adam telaşla camiye koşmuş.
içeri girdiğinde doğrudan rahleye yürümüş. rahlede açık duran kitabı gördüğünde nutku tutulmuş.
kutsal kitabın olması gereken yerde üzerinde karmaşık yazıların ve türlü lekelerin olduğu tahrif edilmiş bir teksir görmüş. rahleden aceleyle toparlayıp kapatmış kitabı. sonra koltuğunun altına sıkıştırıp eve geri dönmüş. -
33.
-1mağaraya ulaştıklarında imam heybeyi yavaşça kenara bırakıp kız ile arasına kısa bir mesafe bırakmış. kız heyecanla heybeye davrandığında imam sırtına bıçağı saplamış kızın! şaşkın ve acı dolu bakışlarını imama çeviren kız karşısında babasını görünce ağlamaya başlamış.
imam zorla, duymamazlıktan ve görmemezlikten gelerek heybeyi açıp içindekileri boşaltmış mağaranın zeminine. kızı yüzüstü yere uzanmış. imam sırtından bıçağı çekip yerdeki malzemelerin başına çökmüş.
kağıtlara teksirden bir kaç satır yazdıktan sonra divitteki mürekkebi yere dökmüş. bıçakla elini kesip divite kan akıtmış bir miktar. sonra kamışı divite banıp birşeyler daha yazmış.
yazmayı bitirdiği kağıdı alıp kızının başucuna çökmüş. kızını sırtüstü çevirdiğinde yüzü artık kızının yüzü değilmiş.
iğrenerek bakarken gözlerine kağıda yazdıklarını okumaya başlamış. kızı yerde kıvranıyor, acı acı bağırıyor, küfürler ediyor, tehditler savuruyorken imam es vermeden kağıda yazdıklarını okumuş ve bitirmiş.
kızın gözleri yuvasında ters döndüğü sırada kağıdı dört parçaya ayırmış. kızı ağzı açık, ve vücudu yay gibi gerilirken bu kağıt parçalarını ağzına tıkamış.
kızı tamamen kendinden geçtiği anda da göğsüne saplamış bıçağı.
mağaraya doğru bakarken nefes alıp vermeyi bırakmış kız.
imam da o yöne döndüğünde bir koç görmüş mağara girişinde. sonra uzaklaşmış koç.
imam herşeyi heybesine toplamış. sırtına asmış. kızını kucaklayıp sağ omzuna atmış. sol eliyle de bağladığı kazma ve küreği yüklenip buraya, bu evin hemen aşağısındaki mezarlığın eski haline getirmiş. -
34.
-1Mustafa salyasını toparlarken konuşmaya çalışınca hepimizi birden bir gülme almıştı. Durulduğumuzda tarık a "kızın mezarı gördüğümüz mezarlıkta mı yani!?" dedi.
Tarık gülümsedi ama onaylamadı.
Nilay - Değildir ya, adam başka bir yere gömmüştür.
Tarık sinsi sinsi bin bin sırıtyordu amk!
Ahmet - (korku ve heyecanla ayaklanırken) Amk sakın bu evin temeline gömdü deme huur çocuğu!
Hepimiz ahmete, birbirimize ve tarık a baktık.
Tarık başıyla onaylayınca herkes ayaklandı birden!
Gül - Ben o eve girmem artık, başından söyleyeyim!
Tarık - lan sakin olun amk!
Serhat - gibtir lan ne sakin olacaz? Ya gerçekse amk!?
Mustafa - He amk! Gerçektir kesin. Olum o dediğin amerikan filmlerinde olur. Zombiler, hayaletler, vampirler bilmem ne! Türkiye lan bura! Görüp göreceğin en doğa üstü olay, minibüs şöförünün Iron Maiden dinlemesi olacaktır ki mümkün değil amk!
Tarık - Ya bir bitirseydim de sonra konuşsaydık bunları ne telaş ettiniz muallakler. Yok olm buraya gömmemiş imam. Nereye gömdüğü bilinmiyor zaten!
Küfürler ve yer yer tebrikler uçuşurken tekrar çöktük yerlerimize. Tarık tan hikayenin aslına sadık kalmasını rica edip dinlemeye koyulduk bini tekrar. -
35.
+1neyse beyler kusura bakmayın işim çıktı da şimdi geldim.
Tarık'ın gülümsemesinin altında yatan gerçeği daha sonradan anlayacaktık. Tarık başladı anlatmaya. Bir süre sonra gelen ele geçirilmiş kişiler imamın da hayatını etkilemiş, karakteri değişmeye başlamıştı derken bir gürültü duyuldu evin içinde. Hepimiz donup kalmıştık. Birden imamı gördük ve korkudan bayılmışım. Gözümü açtığımda ellerim bağlıydı. içeriden çığlıklar geliyordu. Odadan çıkan imamdı. ne istiyorsun bizden biz sana hiçbir şey yapmadık derken. Birden yarağını çıkardı masaya vurdu. Şortumu indirmesiyle kıçımda sızıyı duymam arasında 2 saniye var ya da yoktu. Acıdan yeniden bayılmışım. Uyandığımda züt deliğim o kadar açılmıştı ki cereyan yapıyordu... -
36.
-1Tekrar toparlanıp evin salonuna geçtik. Tarık kıçının altına bir minder koyup bağdaş kurdu. bir bardak çay getirdi nilay tarık a verdi. Herkes ihtiyaçlarını zütünün çevresine konuşlandırıyordu. Küllükler çaylar sigaralar atıştırmalıklar vs.
Tarık herkesin yerleşmesini bekleyip boğazını temizlemişti ki serhat atladı hemen:
"Kitap sayesinde başka gizler öğrendi demiştin en son!"
Tarık - oha amk. Nasıl bir hafızan var kirve?
Mustafa - hakkaten yuh amk. Geçen yazı hatırlıyon mu lan hala?
Gülüşmeler.
Tarık - ( gayet ciddi bir yüz ifadesiyle) neyse. imam bunu zor yollardan öğrenmiş tabi. Malum, cehalet. Her definle yeniden musallat oluyormuş kadın. imam bunun bir cin olmadığını düşünmeye başlamış.
Acı olansa köy yaşamı boyunca tanıdığı, bildiği, sevip saydığı nicelerini gömmek zorunda kalmış. Ve her tanıdık yüz sürekli kadına dönüyormuş.
Bir süre sonra kendisini iyice soyutlamış köylüden. Hatta son zamanlara doğru esvabıyla bile araya mesafe koymaya başlamış. -
37.
-1Bundan rahatsız olan ve esvabının dışında akrabası da olan bir adam imamı ziyarete gelmiş bir akşam. Bu evde bulamayınca imamı mezarlığa inmiş. Oradan da ümidi kestiği sırada buradan bir çığlık yükselmiş. Adam koşarak geri gelmiş buraya. imam bu kısmı sanki olanı biteni dışarıdan izlemiş gibi anlatmış defterinde. Önc..
Ahmet - (Hepimizden önce sordu) orada dur bakalım kirve! imamın defteri? Bu defter sende mi lan yoksa?
gül - hay ağzını öpeyim ahmet.
Ben - tarık?
hepimiz ağzımız açık gözler faltaşı tarık a bakıyorduk.
Tarık kabız gibi kıvranmaya başlamıştı.
Mustafa - kirve sakın bize defterin sende olduğunu söyleme amk! -
38.
+1nüfus sayımı bittiğinde gül baygın herkes ayakta idi. serhat hem korkarak hem de üzüntüyle süzüyordu yerde yatan celladını.
tarık - az önce ne oldu amk!?
mustafa - uyansın anlarız amk! serhat sen iyi misin?
serhat - iyiyim kirve. sağol.
ben - arkadaş az önce kurt uluması duyan var mı?
ahmet - yok amk! ciddi misin lan!?
ben - yemin edebilirim. gerçi ... bilmiyorum amk!
nilay - ne oldu içeride?
serhat - kankan boğazımı kesecekti az kalsın!
nilay - (başını önüne eğdi) keşke gelmeseydi.
tarık - he amk! keşke hiç biriniz gelmeseydiniz!
mustafa - bizi sen davet ettin züt!
tarık - bileydim etmezdim gib!
ahmet - lan başlarım ergen atışmanıza amk!. kitabı ne yaptınız?
tarık - (eliyle içeriyi gösterdi) nah orada!
ahmet - onca şey yaşadık ve daha kitabı açamadık bile öyle mi?
mustafa - acaba bu bir mesaj mı amk!? acaba gibtir olup gitsek mi artık?
ben - o kitabın da, imdıbının da, defterinin de...
serhat - lan yeter be yeter! ölümden döndüm amk! ben görmek istiyorum hacı!
mustafa - ha bu yetmedi mümkünse dört beş posta daha alayım diyorsun yani!
serhat - (eve doğru yürürken) neyse ne amk! ben o kitabı görecem!
ben - şimdi içeri girermiş.. geri gelmezmiş.. biz de seslenirmişiz önce.. cevap gelmeyince hep beraber..
mustafa - (sözümü keserek) "zütüne koyayım serhat ın hadi eve" deyip gidermişiz buralardan.
ben - yok lan ben korku filmi klişesi yapacaktım ama.
tarık - deneyelim hacı! (bağırarak) serhaaat!
... -
39.
-1Tarık - (elinden oyuncağı alınmış çocuk gibiydi suratı) bende amk. defteri burada buldum.
Mustafa elleriyle yüzünü kapatıp sinirli sinirli gülmeye başladı.
Ben - Kirve sen kafayı mı yedin amk!? Madem buldun neden başında söylemiyorsun?
Tarık - Lan oradan okudum herşeyi size anlatıyorum işte.
Nilay - Değil mi amk. Peki bizim bunu istemeyeceğimiz aklına geldi mi hiç?
Tarık - Ne alaka a..
Serhat - Lan gibik! Ya olan biten gerçekse!? Ha!? Düşündün mü bunu hiç?
Ahmet - Yok artık amk! O kadar da değil!
Serhat - Öyle deme kirve. Ya gerçekse amk!?
Gül - Lan korkutmayın beni!
Tarık - Lan gerçek olsa benim ne işim var burada? Ben de sizin kadar tırsıyorum böyle mevzulardan. Altı üstü bir defter.
Ben - Nerede lan bu defter?
Mustafa - Kirve bulaşmayalım bence.
Serhat - Lan bulaşmayalımı mı kaldı? Adamın evinde yattık. Bahçesinde içtik. Hikayesini anlattık. (tedirgin bir şekilde etrafına bakındı bir süre) Sıçtıysak zaten çoktan sıçmışızdır.
Ben - Tarık! Amk defteri nerede?
Ahmet - Kirve küfür etmesek.
Nilay - Ciddi misin sen ahmet?
Ahmet - Amk ne olur ne olmaz. Sonra pişman olmayalım da! -
40.
+1mustafa avuç içlerine tükürüp zütünün çatalını göstere göstere asıldı değirmen taşına. ıkına sıkına kaldırıp yan yatırdı taşı. köşede karanlıkta kalmıştık. serhat kenarda duran gaz lambasını alıp yanımıza getirdi.
mustafa - ananın dıbına koyayım!
tarık - yok artık, ohhaaaa!
itişip kakışıp taşın altından çıkan kumaş tomarına bakmaya çalışıyorduk.
serhat - alayım mı lan!?
mustafa - lan bunun içinde o kitap varsa..
ben - olm bırakın gidelim bak. zaten midem gibildi.
gül - gidalim abi, saber haklı.
ahmet - hadi bana eyvallah!
nilay - dur ahmet! ben de geliyorum. (dışarı çıktılar)
ben - kirve bence gidelim bunu burada bırakıp.
tarık - lan içinde kitap var mı bilmiyoruz amk! daha açmadık çapıtı!
mustafa - lan tarık giberim belanı çocuk! millet huzursuz amk! gel bırakalım gidelim buradan.
tarık - yok aga! ben buraya kadar geldim, bunu görmeden gitmem!
serhat - (yere çöküp aldı kumaş tomarını) of of of, ıslak lan bunun altı!
tarık - topraktandır. (amk çocuğu, yüzük görmüş gollum gibiydi sıfatı pekekentin)
mustafa ve gül soldan tarık, serhat ve ben sağdan kapıya yöneldik. serhat kitabı iki eliyle yeni gelinin kahve taşıdığı gibi taşıyordu. masayı geçtiğimiz anda kapı gürültüyle çarparak kapandı!
ben - lan!! (kapıya koştum) lan ahmet!? (ses yoktu. tarık, serhat ve mustafa yanıma geldiler)
mustafa - açılmıyor mu kirve?
ben - (çekiyorum çekiyorum gelmiyor kapı amk) yok amk! sıkışmış! ahmeeeeeeeet! nilaaaaaaaaay!!!
serhat - çocuklar!
tarık - ya aksiyon yapmayın amk! ahmet bini kafa buluyordur. ahmeeeeeeeet!! (kapı halkasına o da geçirdi bir elini, aynı anda çekmeye başladık) ahmeeeeeeeet!
dışarıdan çıt ses gelmiyordu amk! -
41.
-1birbirimize bakındık. sonra da tarık a.
mustafa - taşı kaldıramamıştı daha. ağır gelmişti herhalde, basınç tahliye ediyordu durmadan.
gülüşmeler.
tarık - giberim belanızı. amk taşı taş değil dağ! kaldırın da göreyim!
ahmet - lan olm! imam gücüyle kaldıracan, yoksa kalkmaz!
gül - sen de mi başladın serhat gibi kelime şakalarına. çok komik amk!
ben - sırıttım, saklayamam.
tarık - imam denen adam mustafadan hallice değilse kaldıramazsınız bu taşı.
ben - o kadar diyorsun yani!
tarık - aynen.
serhat - gül!?
hepimiz gülüştük.
gül - (gülerek) gibtirin lan!
mustafa - ben bir deneyeyim ama kaldıramazsam gülmek yok!
ben - güleni giberim.
serhat - imam gücüyle!
gül - (ensesine yapıştırdı bir tokat daha) kopya çekme evladım!
mustafa tarık tan çekilmesini istedi. sandalyeyi ve masayı kenara itekledik. başına üşüştük mustafanın. önce değirmen taşına baktı, sonra bize.
hepimiz sırıtıyorduk.
mustafa - ben bunu kaldıramazsam tek laf duymak istemiyorum, tamam mı?
sırıtarak kafamızı salladık.
mustafa - tipinizi gibeyim amk. kurmuşsunuz bile kendinizi.
gülüşemeler. -
42.
+1gözlerimi gördüğümden alabilmesine seviniyorken, tarık ın mustafanın yanında yer alan değirmen taşını kaldırmaya çalışmasını görmemin getirdiği hayal kırıklığı ve endişe kapladı içimi. mustafa da kendisini toparlamış olacak ki tarık ı fark etmiş ve direk üzerine atlamıştı hışımla.
kapının üzerinde kalan duvarda, bir insanın olduğunu sandığım çürümüş kas ve sinir dokularının kapladığı, açık ağızlı ve karanlık göz oluklu bir kafa, onun sağ ve solundan başlayarak yanlara doğru açılan ve sanki kanat şekline sokulmaya çalışılmış sanırım değişik hayvanlara ait kemik ve et parçalarının iğrenç bir biçimde ama neredeyse sanat eseri kıvamında çizildiği bir resim vardı. tarık ın anlattığı hikayedeki hemen her obje sanki bu illüstrasyona gömülmüş gibiydi. tarık..
ben - tarıııık!
ahmet - avradını gibtiğimin çocuğu ne yapıyordu gördünüz mü?
mustafa tarıkla itiş kakışını bitirmiş, cüssesinin* verdiği avantajla (bkz: inci sözlük - kavgada güç sağalayamayanlar timi) eli omuzlarında masanın bulundukları tarafındaki sandalyeye oturtmuş, sinirle bekliyordu.
nilay - ne yapıyordu?
mustafa - biz burada ruhumuzu teslim edecekken nedense bu bin direk kitabın derdine düşmüştü. değirmen taşı için domalmış osuruyordu bin!
tarık - lan amma dram attınız ha! giriş amacımız o değil mi amk evine!?
ben - lan şerefsiz! (elimle kapının üzerini gösterdim) hiç mi etkilenmedin şundan?
tarık - ya kirve! biz korku filmi izlerken gülen adamlarız amk! bu altı üstü bir resim! sizin beyniniz nasıl çalışıyor bilmiyorum ama ben ambiyansı defterin son cümlesinde kaybettim.
mustafa - ondan mı bu kadar soğukkanlısın yani?
tarık - he kirve. ben o moddan çıkalı saatler oluyor amk!
gül - lan insan en azından bir durulmamızı bekler, ne bileyim nilay altına kaçırıyordu amk az kalsın en azından bir teselli verseydin.
tarık - lan kazık kadar insanlarsınız!
ben - doğru diyor aslında.
serhat - onu bunu gibtir edin şimdi de, kitap nerede!? -
43.
+1bana bak amın oğlu işin sonunu filme bağlayıp hikayeyi yarım bırakırsan seni öldürür ruhunu giberim haberin olsun ona göre yaz
-
44.
+1gül - en son eve girdik! (başını tutarak kaşlarını çattı) kapı üstümüze kapandı.. (düşündü bir süre) ondan sonrası boşluk!
serhat - e iyii, iyiii, iyiymiş amk, şahane.
gül - dalga geçme lan bin! özür dilerim.
serhat - bir de yaptığın şey için özür dile.
gül - diledim ya?
serhat - o "bin" içindi.
gül - (sırıttı) yoo. o olay içindi.
serhat - amk senin.
mustafa - (bir bardak viski uzatırken) al şunu iç. sigara da verin kıza! kitabı açıp açmamayı tartışıyorduk. -
45.
-1çift taraflı zatürre olmadan uyandırdım herkesi. önce kızlar, sonra biz büyük eve girip üst baş kuruttuk sabah doğan güneşle. tam üç saat sürdü çıplaklar kampından muhafazakar yaylasına geçişimiz. saat 9 gibi kahvaltıya oturduk. tarık sık sık küçük eve bakıp durdu. mustafa nın da dikkatini çekmiş olacak ki tarık a: "lan anlat artık şu hikayeyi de açalım hediye kutusunu" diye takıldı.
tarık kaçak ve tedirgin bir gülüşle cevap verince ben iyice kıllandım.
-
çaycı hüseyinee ne olmuş lan böyle
-
istedigim gibi ozgurce
-
gene aklıma geldi kahpe
-
kimi sevdiysek ya öldü ya kayboldu
-
yolda 5 çocuğuyla gezen suriyeli bayan
-
kadın ağa erkek ağa
-
z kuşağı gençliği şeyime sürdüm
-
ucankedi bu havada 2 efes bira
-
kons dayı ramo ufuk otuzbirspor kulubu
-
beş yıl sonra buraya gelip
-
ayaklarım zonkluyor amq
-
abi bu nedirrrrrrrrrrrtrrr
-
şimdi aramizdan bir kac erkek bunlarla konusup
-
olm benim doğum günü iznim var la
-
moğol kürdü
-
oğuzların zaza boyu
-
çiğköftelerin fiyatı ne olmuş la öyle
-
gülen bir kadın görünce sinir oluyorum
-
25 30 dan sonra nasıl evlencez la
-
telefonun da içerisinde bir tane whatsapp var
-
bakir olmak tercih meselesidir
- / 1