1. 376.
    -1
    Ev bomboştu amk. Telaşa kapıldım bir an. Kendimi evin dışına attım. Bütün ekip oradaydı. Yere minder sermişler, kahkahalar, sohbetler.

    Ben – Lan beni neden uyandırmadınız amk!?

    Mustafa – Çok tatlı uyuyordun kirve. Kıyamadık.

    Gülüşmeler.

    Ben – He ya ne tatlı hem de. Kabus gördüm bu Tarık iti yüzünden.

    Nilay – Sen de mi lan!?

    Ben – Nasıl yani?

    Nilay – Ben de gördüm. Mağaradaydım amk.

    Ben – Oha!

    Ahmet – Ben de.

    Ben – Hasktirin amk kafaya mı alıyorsunuz lan beni?

    Gül – O kadar saber. Bu ikisi bir de sen. Biz uyumadık bile.

    Serhat – Grup pgibolojisi olm. Gayet normal. Hikayenin etkisinde kaldınız amk.

    Tarık – Herkes tamam şimdi. Devam edeyim mi?

    Toplaştık etrafına tarık itinin. Ben gözlerimi ovuşturup nilay ın yanına çökerken tarık başladı kaldığı yerden anlatmaya:
    ···
  2. 377.
    -1
    tarık - nerede kalmıştım amk!? hah! cami! adam telaşla camiye gitmiş. kapı ardına kadar açıkmış. besmeleyle içeri girmiş. girişte solda cemaate hutbe okuduğu kaidenin başında bulmuş kızını.

    kız bağdaş kurmuş, önündeki rahleden bir şeyler okuyormuş mırıldanarak. adam ne yapacağını kestirememiş bir süre. sonra tedirgin adımlarla yaklaşmaya başlamış kızına. aradaki mesafe azaldıkça kızın mırıltıları yükselmeye, içerideki hava akımı kendini belli etmeye, adamın bacakları titremeye başlamış. iyice yaklaştığında kızın entarisi havalanırcasına dalgalanıyormuş.

    adam korku içerisinde kızına doğru elini uzatırken aniden her şey durulmuş. caminin kapısı sert bir biçimde çarpmış. adam önce o yöne sonra etrafına bakınmış kısa bir süre. sonra kızına geri döndüğünde kızıyla yüz yüze gelmiş. gözlerinin içi alev alevmiş kızın. adam korkudan altına kaçırmış. bir yandan yaşadığı korku ve utanç, diğer yandan kızının bu durumu onu iyice yıkmış olacak ki kendinden geçmiş.

    gözlerini açtığında camideymiş hala. başucunda köyden bir iki genç duruyormuş. imama yardım edip kaldırmışlar. bir tanesi ne olduğunu sormuş adama. adam kızını görüp görmediklerini sormuş. gençler aralarında gülüşmüşler kısa bir an. adam sinirlenmiş iyice. neden güldüklerini sormuş. gençlerden biri, mağaraya doğru koşarken gördüğünü söylemiş.

    adam çıldırmış. çocukların gözlerindeki imayı, köylüye yaptığı itiraftan sonra kim bilir ne söylentilerin dillendiğini düşünüp kahrolmuş. çocukları ayaküstü azarlayıp çıkmış camiden.

    doğruca mağaraya yönelmiş. hava kararmak üzereymiş. mağaraya ulaştığında kızını köyden iki gençle halvet ederken görmüş. yaşadığı şoku atlatması uzun sürmüş. bir de hissettiği karmaşık ve günah dolu hislerin verdiği acıyla gözü iyice dönmüş. daha önce elini kesmek için kullandığı bıçağı geçirmiş eline. sonra iki çocuğu da bıçaklamış. kızı hem kahkaha atıyor hem küfür ediyormuş adama.

    çocuklar yaralı vaziyette mağaradan koşarak kaçmışlar anadan üryan.

    adam kızıyla baş başa kalmış. kız elindeki bıçağa bakmış adamın.
    ···
  3. 378.
    -1
    "aklından bile geçirme imam" demiş kız. adam ne yapacağını şaşırmış. utancından ve sinirinden elindeki bıçağı öfkeyle fırlatmış mağaranın duvarına.

    "geldiğin gibi git, şeytanın uşağı! kızımı rahat bırak!" diye inlemiş yere dizlerinin üzerine çökerken. ağlamaya başlamış.

    irkilerek omzuna dokunan eli fark etmiş hemen sonra. kızı tepesine dikilmiş diliyle dudaklarını yalıyormuş. "anlaşmıştık hani?" demiş kız. "bak köylü mutlu, kimse ölmüyor".

    adam ağlayarak kaçırmış bakışlarını. "kızım.. kızım ne yaptım ben sana!?"

    "fedakarlığının kıymetini bilmediler mi?"

    adam sinirle kaldırmış başını. sert çehresi yavaşça acıya ve hüzne teslim olmuş. "hayır!" ağlamaya devam etmiş "bilmediler.."

    kız eğilip sarılmış adama. bir süre omzunda ağlamasına izin vermiş. sonra kolundan tutup ayağa kaldırmış. beraber çıkmışlar mağaradan. eve gitmişler.

    eve geldiklerinde adam karısından su kaynatmasını istemiş. kız annesiyle içeri geçtiğinde adam telaşla camiye koşmuş.

    içeri girdiğinde doğrudan rahleye yürümüş. rahlede açık duran kitabı gördüğünde nutku tutulmuş.

    kutsal kitabın olması gereken yerde üzerinde karmaşık yazıların ve türlü lekelerin olduğu tahrif edilmiş bir teksir görmüş. rahleden aceleyle toparlayıp kapatmış kitabı. sonra koltuğunun altına sıkıştırıp eve geri dönmüş.
    ···
  4. 379.
    -1
    Nilay - küçük olanda da? Eeee?

    Tarık - Neyse boş verin.

    Mustafa - Lan ebeni gibtirtme bana, küçük ev ne için amk!?

    Gül - Kesin pis ibr şey amk. Ondan söylemiyor.

    Tarık - Lan tamam amk! Küçük olanda da ele geçirilen kişi ağırlanacakmış. Mümkünse kurtarılmaya çalışılacak, olmazsa da mağarada imamın yaptığı şeyleri bu küçük evde yapacaklarmış.

    Serhat aniden ayaklanıp küçük eve doğru koşmaya başladı. "bir bakalım amk kim bilir ne var içeride!"

    Ben - (tarığa dönüp) sen bakmış mıydın daha önce?

    Tarık - Yok kirve. Tırstım biraz.

    Şok olmuştum amk! Serhat ın arkasından kalkıp koşarken bağırdım:

    "lan tarık hiç girmemiş oraya amk! bizi de bekle dalma tek başına!"

    Serhat yavaşlayıp kapısında durdu evin. Hepimiz ayaklanmıştık, Tarık hariç.

    Hep beraber serhat ın yanına koşturduk. Hem korkuyoruz hem de merak ediyoruz amk beynimizi gibeyim. insanın başına ya meraktan ya yaraktan!
    ···