1. 301.
    0
    devam devam devammmmm
    ···
  2. 302.
    0
    ben - lan başından anlaşalım artık amk! otur kalk bir hal olduk. zıbarıp kalanını dinliyoruz. yok ses duydum, yok çişim geldi, yok imamın abdest suyu damlıyor bahane yok! anlaştık mı?

    mustafa - süper. bir de ebleh ebleh tansiyon şakaları yapmayın giberim belanızı.

    tarık - iyi de ben acıktım amk!

    gül - kıyamam ben sana. dur bi kebap söyleyim.

    tarık - dalga geçme gül, ben ciddiyim.

    ben - ben de acıktım aslında. neler var?

    mustafa - (çantasına çöküverdi birden) bakalııım.. salam, sosis, sucuk, kaşar, yumurta var onlu.. bide bideee.. bu kadar!

    ahmet - daha ne olacaktı lan!? şarküteriye çevirmişin amk çantayı!

    tarık - bende de var bir şeyler. abur cubur da kaldı bayağı. önce yemek yiyelim amk. sonra başlayalım.

    hepimiz aç köpek gibi mustafanın çantasına üşüşmüştük dıbına koyim. adam çıkardıkça biz alkışlıyorduk. sağlam acıkmışız, farkında değiliz.

    yemek yendi, sigaralar tüttürüldü. akşamüstü sefası yapalım lan deyip yol boyuna çıktık hep beraber. geldiğimiz yamaca kadar yürüyüp aşağı işedik. geri dönerken eşek şakaları falan yaptık. ah ergenlik yılları!
    ···
  3. 303.
    0
    imam mı çarpdı hadi yazsana zütlek
    ···
  4. 304.
    0
    terk etti heralde pekekent
    ···
  5. 305.
    0
    bekliyoruz saber.
    ···
  6. 306.
    0
    devam et amk bu nasıl yazmak
    ···
  7. 307.
    0
    hadi la iki saatte bir yazma huur çocuğu.
    ···
  8. 308.
    0
    merak ettim güzel bişeye benziyor
    ···
  9. 309.
    0
    tarık - (ayağa kalkıp kapıya doğru yöneldi) lan bi susun amk! oynamıyorum yeminle. bir ses duydum amk!

    gül - yalancı cünüp çoban!

    gülüşmeler.

    serhat - kurt mu gelmiş lan!?

    gülüşmeler.

    tarık - evet.. gelmiş!

    hepimiz tarık a döndük. adamın yüzü beton gibi dışarıya bakıyordu. toparlanıp yanına geçerken fark ettim uzaktaki köpeği.

    serhat - anasının amı! kurt mu lan bu?

    mustafa - vallaha kurt amk!

    ahmet - tarık senin sürüne mi yazıyor lan ahahhahahahah!

    nilay - sürüsü biz oluyoruz şu durumda, bunu bir düşün de öyle gül istersen.

    ben - hasgibtir nilay! saptamanı gibeyim senin, tüylerim ağardı amk!

    korkak gülüşmeler.

    bildiğin kurttu gördüğümüz. böyle köpek boyunda, boz bir rengi vardı. bölge dağlık olduğundan garipsemedik.

    mustafa - uzaklaşıyor amk.

    tarık - gibtirsin gitsin itoğlu it. (sinirlenmişti) bir de koç görürsek ben giderim buradan!

    gül - oo gemiyi terk eden kaptan!

    tarık - dalga geçmiyorum. gibtir olur giderim başından söyleyeyim.

    mustafa - lan hani inanmıyordun böyle şeylere?

    tarık - defterin devdıbını anlatayım da bakalım hanginiz bundan sonra kurbanda koç kesebilecek veya bir daha köpeklere kuçu kuçu çekebilecek göreceğiz amk.
    ···
  10. 310.
    0
    imam duyduğu ses karşısında tutulmuş. kızın ağzından o kadının sesi çıkmış çünkü. deli kadının sesiyle konuşuyormuş kız.

    "çok azap çektin, çok emek ettin, çok bekledin! ağır bir diyet ödedin. acı ektin yüreğine, acı gömdün yüreğin mezar yeri. göz yaşınla suladın, kanla suladın gönül toprağını. şimdi hasadını alacaksın!"

    imam karşısındaki küçücük kızın dudaklarından dökülen kelimeleri dinlerken içerisinde bir yerlerde huzur bulmaya başladığını hissediyormuş. sanki yarasına merhem sürüyormuş bu sözler, teselli ediyormuş, derin ve sessiz bir boşluğa yavaş yavaş çekiliyormuş gibi hissediyormuş.

    "baba!"

    imamın karşısında şimdi kızı oturuyormuş! elinin üzerine koymuş elini kızı.

    "az kaldı babacığım!"

    gülümsemiş kızı. imam da gülümseyerek karşılılık vermiş.

    "kapat gözlerini babacığım."

    imam kapatmış gözlerini.

    "şimdi aç!" demiş o kadının sesi!

    (tarık biraz düşünür gibi durdu, sonra devam etti)

    adam gözlerini açtığında karşısında gördüğü şeyi anlatamayacağını yazmış deftere. "aynı anda dünyadaki tüm korkuları, acıları, kayıpları, öfkeleri ve işkenceleri hissetseniz de o an hissettiklerimi yaşamış olamazsınız"

    gördüğü her ne ise bu ele geçiren şey oymuş. en azından imam buna kanaat getirmiş. hissettikleri, yaşadıkları ve tüm gördükleri uyuyormuş "o"na.

    Tarık sanki bir ses duymuş gibi başını kaldırıp kapıya baktı. şaşırmış gibi bir hali vardı. herkes bakındı o yöne.

    Mustafa - Ne oldu lan!?

    Serhat - Amk imam geldi ahahhahahahah!

    Ahmet - Şakaanı giberim senin çocuk!

    Nilay - Tarık ne oldu lan!?

    Tarık - Lan sanki bir şey gördüm! (kaşlarını çatmış bakmaya devam ediyordu)

    Mustafa - (gevşek gevşek gülerek) Laaaaan giberim belanı kirve. yemezler dıbına koyim. bir kere düştük. çocuk mu kand..

    Tarık - şşşşş! duydunuz mu lan!?

    Ben - Lan tarık bir gibim duymuyoruz olm. filim çekme bize. yeter artık lan anlat doğru düzgün!
    ···
  11. 311.
    0
    rezerved
    ···
  12. 312.
    0
    "nerede kalmıştım?" deyip kafasını kaşıdı tarık. "hah! kitabı kontrol edip bu eve geçmiş."

    Tarık - Kızla kahvaltı yapmışlar. Kızın sofraya getirdiği testideki sudan içmemeye özen göstermiş imam. Bir süre sessiz kalmışlar. imam bir yandan kızı inceliyor diğer yandan "acaba" diye düşünüyormuş. "acaba bu kız o mu?"

    kız sanki düşüncelerini okumuşcasına bir anda elindeki ekmek parçasını bırakıp imama dönmüş ve "evet!" demiş. "ve sana bir hediyem var!"
    ···
  13. 313.
    0
    REZERVED
    ···
  14. 314.
    0
    üçüncü gün

    "k"

    uyandığımda gayri ihtiyari saatime baktım. 05:00 gösteriyordu.

    dışarıda kalmışız gece: bir müslüman da içeri geçelim arkadaşlar dememiş amk. üzerimize çiğ yağmış. kıyafetlerimiz sırılsıklam...
    ···
  15. 315.
    0
    bir an donakaldım! "amk sanki daha önce yaşamıştım ben bu anı!" dedim. sesimi yükseltmiş olacağım ki mustafa "ne anı amk ne diyon sen" diyerek ayaklandı!

    ben - kirve ıslak mısın?

    mustafa - evet!? hakkaten lan sırılsıklamım dıbına koyim!?

    ben - amk dün de böyle olmamış mıydı?

    mustafa - (gözleri ayrıldı) doğru laaaan! (sonra birden normale döndü suratı) amk sen de az iç. beyin hücrelerin terk etmiş mekanı. dağ başı olum bura! çiğ bir gün mü yağacak sadece?

    ben - öyle diyon da amk! saat 05:00 dı yine uyandığımda!? ona ne diyecen?

    mustafa - mekan oksijen manyağı. kurmuşsundur biyolojik olarak haberin yoktur amk!

    ben - e peki ipnetor, yine dışarıda sızmışız bu da mı tesadüf?

    mustafa - bu en saçması amk! dışarıda içtik zaten! (öfleye pöfleye diğerlerini uyandırmaya başladı bir yandan da)

    ben - iyi amk iyi. inşallah bir tesadüften ibarettir!
    ···
  16. 316.
    0
    reserve
    ···
  17. 317.
    0
    Hikay e guzel ama ah bide seri yazsan tadindan yenmeyecek
    ···
  18. 318.
    0
    Gözlerini açtığında kendisini hala küçük evde ve masaya yüzüstü kapaklanmış şekilde bulmuş. Korkunç bir boyun ağrısı dışında bir şeyi yokmuş. Etrafına bakınmış. Kızı görememiş. Hemen değirmen taşına yürümüş. Kitap oradaymış. Çıkarıp kontrol etmiş. ilk üç sayfa artık doluymuş. "Ben bayıldıktan sonra "o" yazdı bunları" demiş içinden. Şekiller dikkatini çekmiş. Arapça harflerden eğilip bükülmüş resimlermiş bunlar. Birinci sayfadaki şekil bir koçmuş. Altında yazanları deftere daha önce yazmış. ikinci sayfadaki şekil bir kurtmuş. Onun altında yazanları deftere yazmaya korkmuş. Üçüncü sayfadaki resim...
    ···
  19. 319.
    0
    reserve
    ···
  20. 320.
    0
    yazsana oç ne maraklandırdın amk
    ···