1. 26.
    0
    "panpalar'a giriş var ama çıkış yoktur" diye devam etti sözlerine ceren.

    "panpalara katılabilmen için öncelikle gözü kara fakir bir bin, sadık ve ketum biri olman lazım" dedi.

    "dışarıda kimse kimseyi tanımaz, birisinin panpa olup olmadığını anlayamazsın, anlasan bile deşifre edemezsin. edersen önce hunharca giberiz, sonra kendini don volga nehrinin serin sularında bulursun" dedi.

    raskolnikov söze girdi:"beni tanımıyorsun, bana neden güvenip bu kahveye getirdin" dedi.

    tekrar tebessüm eden ceren:" senin ev sahibin harun abi de panpalardandır, biz seni senden iyi tanıyoruz raskov!!11bir" dedi...
    ···
  2. 27.
    +2 -1
    gittikçe meraklanan ve içini garip bir korku kaplayan raskolnikov birasından bir yudum aldı.

    bu sırada kahvenin kapısı önce 2 kere sert sonra 1 kere yumaşakça vuruldu.

    kafasını kapıya çeviren raskolnikov barmenin "hg harun abi" dediğini duydu.

    içeri giren raskolnikov'un ev sahibi harun abiydi.

    harun abiyle göz göze geldi.

    paltosunu barmene uzatıp bana 1 bira gönder diyen harun abi doğruca raskolnikov'un olduğu masaya yöneldi.

    raskolnikov'un kapıya doğru baktığını gören ceren arkasına döndü ve harun abiyi görünce oturduğu sandalyeyi geri itip ayağa kalktı.

    elini uzatıp "hg harun abi biz de senden bahsediyorduk" dedikten sonra sandalyesine tekrar oturdu.

    harun abiyi endişeli gözlerle oturduğu yerden izleyen raskolnikov da elini uzattı.

    raskolnikovla da tokalaştıktan sonra boş olan sandalyeye oturan harun abi ortası dökülmüş saçlarını düzeltti ve cerene dönerek ceren'in halini hatrını sordu...
    ···
  3. 28.
    0
    cerenle bir kaç dakika hoşbeş ettikten sonra o pütürlü suratını raskolnikov'a çeviren harun abi:

    "dur tahmin edeyim, kendini alice gibi hissediyorsun, tavşan deliğine düştün ve anlamaya çalışıyorsun, bir yandan merak ediyor bir yandan da korkuyorsun, ürperiyorsun, dehşet içindesin" dedi.

    başını "evet" anlamında sallayan raskolnikov bitmek üzere olan sigarasından bir fırt daha çekip pencereye dönerek üfledi ve ağzında kalan tütün parçasını pencereye doğru tükürdü.

    "ben senin bizim gibi olduğunu daha evi kiraladığın gün anlamıştım" dedi harun abi böbürlenerek.

    kafasını harun abiye çeviren raskolnikov meraklı bakışlarla harun abiyi dinlemeye koyuldu.

    "panpalar'ın en önemli kuralı şudur: bir insanı asla iyice tanımadan özgürleştirmek tehlikelidir, bütün oluşumu çökertebilir" dedi harun abi.

    "işte bu yüzden seni saman pazarındaki bütün panpalarımıza bildirdim. aylardır seni ve hareketlerini izliyoruz ve hiçbir yamuğunu görmedik panpa" diye sözlerine devam etti.

    "panpalara katılmanı sana direk teklif edemezdik, bunu reddedebilirdin. bu yüzden panpalarla tesadüfen tanışmanı istedik" dedi ve barmen masaya geldi.

    "kaç saattir oturuyonuz dıbına koduklarım, 3 bira içip kalkmayın giberim dalağınızı" dedi ve getirdiği 3 birayı masaya bırakarak boşları aldıktan sonra "oyhşşşş boşaldım" dedi yüksek sesle. bunun üzerine kahvedeki bütün panpalar sesli gülmeye başladı...
    ···
  4. 29.
    0
    birasının köpüğünü höpürdeterek içen harun abi tekrar raskolnikov'a yöneldi.

    hala raskolnikov'un barmenin esprisine güldüğünü gören harun abi : "panpaları nasıl buldun" diye sordu.

    "çok içten insanlar, çok samimi... " dedi raskolnikov.

    "ne diyorsun, bizimle misin? bizimle birlikte bu kutlu yolda yürüyecek misin" dedi harun abi.

    bunun üzerine yüzündeki tebessümü bir kenara bırakıp ciddileşen raskolnikov: "benden ne bekliyorsunuz, ne vaad ediyorsunuz, ne yapmam gerekiyor" diye sordu.

    "hiçbir şey" diyerek söze karıştı ceren.

    "bizim senden tek beklentimiz bizimle olman" diye devam ettirdi ceren'in sözlerini harun abi.
    ···
  5. 30.
    0
    "ne için, ne uğruna" diye sordu raskolnikov.

    masa masa dolaşıp kültabaklarını elindeki kovaya boşaltan barmen'in 16 yaşındaki çırağı liseli lafa karıştı.

    "anan için zaaaaaaaaaaaxd"

    liseli moskova'nın lise köyünde doğmuş, annesini doğum esnasında kaybettiği ve babasının da kim olduğunu bilmediği için suzan teyzesi tarafından yetiştirilmiş sivilceli bir ergendi. moskova'ya suzan teyzesi bu dünyadan silik olduktan sonra 15 yaşında godomanların yanında iş bulmak için gelmişti.

    kimi kimsesi olmadığı için panpalar liseliye sahip çıkmışlardı.

    lise köyünde doğduğu için de panpalar'a katıldıktan sonra liseli olarak anılır olmuştu.
    ---
    15 dakika yemek molası. geliyorum birazdan beyler.
    ···
  6. 31.
    0
    harun abi gözleriyle "yapacağın espriyi gibeyim ben gidiyorum, burda ciddi bi şey konuşuyoruz at yarraaa" dercesine liseliye baktıktan sonra liseli boynunu eğerek masadan uzaklaştı ve harun abi "sürekli godomanlar tarafından ezilen biz fakir binlerin hakettiği değeri görmesi için" diye sözlerine devam etti.

    godamanlar sürekli suratlarını ekşiterek konuştukları için panpalar godamanlara ekşiciler ya da ekşici binler diyorlardı.

    "anlıyorum" dedi raskolnikov kafasını aşağı yukarı sallayarak.

    saat ilerledikçe muhabbet daha da koyulaşıyor, biranın biri gidiyor biri geliyor, sigaraların biri sönüyor biri yanıyordu.

    saat gece yarısını vurmak üzereydi.

    "hemen karar vermek zorunda değilsin. yarına kadar düşün. eğer aramıza katılmaya karar verirsen yarın akşam yine kahveye gel" dedi harun abi.

    "ya kabul etmezsem" diye sordu raskolnikov.

    "o zaman panpa yasalarının 1. maddesine uymak zorundasın. aksi takdirde sonun hiç iyi olmaz" dedi harun abi.

    panpaların 8 yasası vardı.

    birinci yasa: panpalar hakkında konuşma!
    ikinci yasa: kimseyle panpalar hakkında konuşma!
    üçüncü yasa: panpalarda ılıklığa yer yoktur!
    dördüncü yasa: dışarıda alenen şukulaşma!
    beşinci yasa: eğer bir ekşici bin eksilenecekse bunu tek başına yapma!
    altıncı yasa: bir panpanın yardıma ihtiyacı olursa tereddüt etmeden yardıma koş!
    yedinci yasa: eğer panpalarda ilk gecense gibişmek zorundasın!
    sekizinci yasa: ilk 7 yasaya uymayan öldürülmeyi kabul etmiş demektir!
    ···
  7. 32.
    0
    biralarının sonlarını yudumladıktan sonra evlerine gitmek üzere masadan kalktılar.

    pencerenin önüne koyduğu fötr şapkasını eline alan raskolnikov sol eliyle taşaklarına yapışan külotunu düzelttikten sonra fötr şapkasını kafasına taktı.

    barmenden paltosunu alan harun abi paltosunu giydikten sonra elini cerenin omzuna attı ve birlikte sallana sallana merdivenlerden inmeye başladılar. raskolnikov da onları takip ediyordu.

    sokağa çıktıktan sonra cerenle harun abi sallana sallana yürüyor bi yandan da sibirya halk türküsünü söylüyorlardı.

    sağ elini cebine atmış sol eliyle de kirli sakalını kaşıyarak onları takip eden raskolnikov derin düşüncelere dalmıştı.

    saman pazarına yaklaştıklarında ceren yarın sabah tekrar kokoreççiyi açmak üzere raskolnikov ve harun abiye iyi geceler dileyerek ayrıldı.

    o zamanlar moskova'da fakir binler tarafından en çok tüketilen yiyecek kokoreçti.

    ekşici binler koyunun eti yiyor, bağırsağını ise fakirler yiyordu.

    bir kilo etin fiyatı 4000 rubleydi.

    bu yüzden ceren saman pazarında çok rağbet gören bir dükkanın sahibiydi görünürde. oysa dükkan panpalar'a aitti. ceren her ay düzenli olarak emeğinin karşılığında parasını alıyordu.

    panpalar dikkat çekmemek için böyle bir yolu seçmişlerdi.
    ···
  8. 33.
    0
    ceren ayrıldıktan sonra saman pazarının arkasındaki 3 katlı evlerine yönelen harun abi ve raskolnikov'un ağzını bıçak açmıyordu.

    raskolnikov 2. kata geldiklerinde harun abiye iyi akşamlar dileyerek anahtarı kapının deliğine yavaşça soktu ve çevirdi.

    kafasını sallayarak sessizce "sana da" diyen harun abi merdivenleri çıkmaya devam etti.

    kapıdan girdikten sonra yeni aldığı paltosunu askılığa asıp fötr şapkasını masaya koyup cebinden kibriti çıkararak mumu yakan raskolnikov doğruca yatağının başına geldi ve arkasını döndükten sonra kollarını iki yana açıp kendini yatağa bıraktı.

    tavana bakarak uzun uzun düşünürken uykuya daldı...
    ···
  9. 34.
    0
    @86 @87 okuyonuz mu panpa?

    ben kimse okumuyo diye bıraktıydım lan devam ediyorum o zaman?
    ···
  10. 35.
    0
    raskolnikov gözlerini açtığında duvarın dibindeki rutubetten mavileşmiş kısmı gördü.
    yatağın ucuna oturup boynunu sağa sola çevirdikten sonra yataktan kalktı.

    dünden kalan bir parça ekmek ve peynir ve sütle kahvaltısını yaptıktan sonra pencerenin kenarındaki masasına oturdu ve dışarıda oynayan çocukları seyre daldı.

    bir yandan da akşamı düşünüyordu.

    baykuş kahvesine gitmeli miydi? panpalar'a dahil olmalı mıydı?

    kafasını kemiren bir sürü soru vardı.

    raskolnikov en iyisi tekrar ceren'in yanına gitmek diye düşündü.

    paltosunu giydi ve fötr şapkasını taktıktan sonra kapının çengelini yavaşça açtı ve dışarı çıktı.

    büyük ve geniş merdivenlerin trabzanlarına oturup kayarak merdivenlerden indi ve doğruca saman pazarına yöneldi...
    ···
  11. 36.
    0
    raskolnikov saman pazarına doğru ilerlerken sen cermen kilisesinin önünde papaz efendiyi görünce başıyla selamladı ve yoluna devam etti.

    raskolnikov az ileride avrupa'dan gelmiş olduğu sanılan ve sırp olduğu bilinen sisatma oçreyiz ile yine karşılaştı.

    onu görmezlikten gelerek tahir abi'nin dükkanına yöneldi. tahir abinin dükkanda olmadığını farkeden raskolnikov dükkandan çıktı ve kokoreççiye doğru ilerlemeye başladı.

    saman pazarının sonlarına doğru küçük bir dükkan olan kokoreççiye vardığında ceren'in çok meşgul olduğunu gören raskolnikov dükkanın önündeki tabureye oturdu ve fötr şapkasını diğer taburenin üzerine koydu.
    ···
  12. 37.
    0
    ceren her gün olduğu gibi bu saatlerde çok yoğun oluyordu. raskolnikov beklemekten sıkıldığı için dükkana girdi ve ceren'e "gördüğüm kadarıyla bi çırağın yok ve çok meşgulsün, yardım etmek istiyorum" dedi.

    bunu duyan ceren diğer rus kızlarının aksine "üff sanane be slk" demedi.

    raskolnikov'un bu teklifini memnuniyetle karşıladı.

    raskolnikov ve ceren bir yandan müşterilerle ilgileniyor bir yandan havadan sudan sohbet ediyorlardı.

    neyse ki hava kararmak üzereydi.

    dükkanda hiç müşteri kalmadığı fark eden raskolnikov bunu fırsat bilerek ceren'e bugün dükkanı erken kapatmasını rica etti.

    baykuş kahvesi'ne gitmek için sabırsızlanıyordu.

    inci ile tanışmak için sabırsızlanıyordu.

    raskolnikov kararını vermişti anlaşılan.

    panpalar'a katılacaktı...
    ···
  13. 38.
    0
    raskolnikov ve ceren karınları doyurduktan sonra dükkanı kapatıp yola koyuldular.

    saman pazarındaki tütüncüye uğrayıp biraz tütün aldıktan sonra baykuş kahvesine gitmek üzere yola koyuldular.

    baykuş kahvesine geldiklerinde raskolnikov'un gözü tekrar kapıdaki 101 sayısına takıldı.

    ceren kapıyı önce 2 kere sert sonra 1 kere yavaşça vurunca barmen'in çırağı liseli açtı kapıyı.

    vakit henüz erken olduğu için kahvede köşede domino oynayan dedelerden başkası yoktu.

    kapıyı kapattıktan sonra bardakları yıkamaya devam etti liseli.

    ceren ve raskolnikov ise 1 gece önce oturdukları masaya oturdular.

    raskolnikov yine fötr şapkasını çıkarıp pencerenin önüne koydu.

    ceren cebinden çıkardığı tütün tabakasını masaya koyduktan sonra kalktı ve bara yöneldi.

    raftan 2 temiz bardak alıp bira fıçısından bira doldurduktan sonra tekrar masaya yöneldi.
    ···
  14. 39.
    0
    raskolnikov'un birasını uzattıktan sonra oturdu ve tütün tabakasını açıp yine 2 sigara sardı.

    sigaralarını yakıp biralarını yudumlamaya başlayan raskolnikov ve ceren bi yandan birbirlerine kaçamak bakışlar atıyor bir yandan da pencereden dışarıda çiseleyen yağmuru izliyorlardı.

    raskolnikov daha fazla dayanamadı ve "millet ne zaman gelir" diye sordu.

    "birazdan gelirler" dedi ceren.

    sigaraları bitmek üzereydi.

    biralarının dibini fondip yaptıktan sonra raskolnikov liseliye 2 bira daha getirmesini söyledi.

    liseli fıçıdan biraları doldurdu ve biraları masaya koyduğu esnada kapı çaldı.

    tak! tak! tık!

    gelen harun abiydi. yanında da 2 kişi vardı.

    paltolarını çıkardıktan sonra raskolnikov ve ceren'in bulunduğu masaya yöneldikleri sırada raskolnikov'un tanımadığı iki adamdan kısa boylu ve göbekli olanı " ahaha nabıyor bu amk liselisi, bırak onnarı bishede 2 biram getittittir baham" dedi.

    panpalar'ın yönetim kademesindeki isimlerden biri olan mal adamdı bu.

    raskolnikov inci kesinlikle bu olamaz diye düşündü ve bakışlarını diğer adama çevirdi.

    harun abi raskolnikov'u yanındaki iki kişiyle tanıştırdı.

    "mal adam, bu sana bahsettiğim raskolnikov"

    "mennun oldum panpa" diyerek elini sıktı raskolnikov'un.

    "bu da malign" diyerek 2. kişiyi tanıttı.

    tokalaşma faslı bittikten sonra malign tam sandalyeye oturacakken mal adam "çekil lem ilk ben gaptım" dedi.

    bunun üzerine malign yan masadan bi sandalye çekti ve oturdu.

    "eee inci?" diye iç geçirdi raskolnikov...
    ···
  15. 40.
    0
    "sözü fazla uzatmayacağım, direk konuya giriyorum" dedi harun abi.

    "burada bulunduğuna göre kararını vermişsin anlaşılan" dedi.

    raskolnikov "evet verdim, bundan sonra ben de sizinleyim" dedi.

    "peki o zaman. aramıza hoşgeldin deyip sana panpa diyebilmemiz için bir takım üyeliğe kabul ritüellerimiz var. bunları uygulayalım o halde" diye devam etti harun abi sözlerine.

    "davay davay hay hay" dedi raskolnikov.

    harun abi mal adama göz işareti yaptıktan sonra mal adam ağzının kenarından akan birayı koluna sildi ve masadan kalkıp liselinin yanına gitti. liseliye bir şeyler fısıldadıktan sonra tekrar geri geldi ve masaya oturdu.

    hep birlikte biralarını yudumlamaya devam ettiler.

    "şimdi öncelikle sana dün bahsettiğim 8 kutsal yasayı hatırlıyor musun raskolnikov" diye sordu harun abi.

    "evet, harfi harfine" dedi raskolnikov.

    "güzel, ilk şukunu aldın" dedi harun abi.

    raskolnikov tam "şuku ne demek" diye soracakken harun abi "o halde ritüele 7. yasadan devam edelim geriye doğru" dedi.

    "peki" dedi raskolnikov ama 7. yasaya bi anlam verememişti. "acaba bu panpalar hakikaten gizli bi ciks tarikatı mı" diye düşündü.

    ne olursa olsun sonuna kadar gidecekti. başka türlü merakını gideremezdi.

    "peki. başlayalım. şimdi kalk ve barın arkasındaki kapıdan içeri gir" dedi harun abi.

    raskolkinov kalktı ve kapıya doğru yöneldi.

    kapının çengelini yavaşça açtı. odanın sağındaki masada bir mum yanıyordu. ve yanında da bir kağıt vardı.

    raskolnikov kapıyı yavaşça örttü ve masaya doğru yürüdü.

    katlanmış kağıdı açtığında kafasını geri çekti ve suratı ekşidi.

    kağıtta :" burayı kerane mi sandın gandırdım xd" yazıyordu.

    işte bu raskolnikov'un ilk sınavıydı.
    ···
  16. 41.
    0
    raskolnikov kağıdı tekrar katlayıp masanın üzerine bıraktıktan sonra mumun üzerine eğilip mumu üfleyerek söndürdü.

    kapıyı hızlıca açtıktan sonra harun abilerin oturduğu masaya doğru bir süreliğine baktı.

    kapıyı sağ eliyle kapattıktan sonra bara yöneldi ve bir vodka şişesi kaptı.

    bir duble vodkanın fiyatı biranın 3 katıydı o zamanlar...

    vodka ve bardaklarla birlikte masaya doğru yürüdü ve yerine oturdu.

    ceren, harun abi, malign ve mal adam kafasını raskolnikov'a çevirip bıyık altından pis pis sırıtıyorlardı.

    raskolnikov vodkayı küçük bakır bardaklara doldurduktan sonra kendisininkini tek seferde kafaya dikti ve ikinciyi doldurdu.

    bardağını sağ elinin baş ve işaret parmağı arasına alan raskolnikov bardağı havaya kaldırdı ve "nazdrovya! panpalar'a içelim" dedi ve hep birlikte panpalar'a kadeh kaldırdılar.

    harun abi eliyle liseliyi çağırıp kulağına bir şeyler fısıldadıktan sonra liseli barın yanındaki odaya gitti ve elinde kara kaplı bir kitapla geri döndü.

    kitabı harun abiye uzatan liseli tekrar bara yöneldi.

    harun abi elindeki kitabı masaya koyup üfledikten sonra sağ eliyle kitabın tozunu sildi.

    kitabın üzerinde büyük harflerle caps yazıyordu.

    harun abi kitabı raskolnikov'a uzattı ve vodka şişesini alıp vodkayı bardaklara servis etmeye koyuldu.

    meraklı gözlerle kitabı inceleyen raskolnikov sağ elinin işaret parmağıyla kitabın kapağını hafifçe kaldırdı ve şu başlıkla karşılaştı.

    cesur asker panpa ya selam
    ···
  17. 42.
    0
    harun abi vodkasını kafaya diktikten sonra sol eliyle kitabın kapağını hızlıca kapattı ve : "burası yeri değil evlat, kaldır onu" dedi.

    kitabı pencerenin önünde duran fötr şapkasının altına koyan raskolnikov ikinci kadehini de kafasına diktiği sırada harun abi bara dönüp liseliye "hazırladın mı her şeyi" diye sordu.

    harun abinin bu sorusuna kafasını sallayarak cevap veren liseli tam bulaşıkları yıkamaya yönelmişti ki kapı vuruldu.

    gelenler dedelerdi.

    dedelerden ilki "herkese iyi akşamlar" dedikten sonra "bize 3 bira ver ve domino taşlarını getir" dedikten sonra doğruca her zaman oturdukları masaya yöneldiler.

    harun abi, ceren, malign, mal adam ve raskolnikov koşar adımlarla barın yanındaki odaya girdiler.

    kapıdan en son giren mal adam kafasını baykuş gibi uzatıp dışarıya baktı ve kapıyı yavaşça kapattı.

    "gel bakalım otur" dedi harun abi.

    masada 2 sandalye vardı ve raskolnikov karşıdaki sandalyeye oturdu.

    bi yandan ellerini ovuşturuyor bir yandan da masadaki ceylan derisi üzerine nakşedilmiş baykuş'a bakıyordu.

    harun abi de karşıdaki diğer sandalyeye oturdu ve dirseğini ceylan derisinin üzerine koydu.

    "elini uzat" dedi.

    raskolnikov elini uzattı ve harun abi sanki bilek güreşi yaparmışcasına raskolnikov'un elini sıkı sıkı kavradı.

    "ben senin naibinim, yani sana kefil olanım. bu yüzden yeminini benim yaptırmam gerekiyor" dedi.

    "ne yemini" dedi raskolnikov.

    "basit bir ritüel. sadece benim söylediklerimi tekrar et" dedi harun abi.

    ceren, malign ve mal adama bakarak "haydi sizde tutun da başlayalım" dedi.
    ···
  18. 43.
    0
    "söylediklerimi aynen tekrar et" dedi harun abi.

    raskolnikov kafasını salladı.

    "panpaların varlığını ve bütünlüğünü koruyacağıma, her ne olursa olsun panpalara bağlı kalacağıma, iki elim kanda da olsa panpalarımın yardımına koşacağıma, suskunluk yasasını asla çiğnemeyeceğime, bu uğurda gerekirse canımı bile feda edeceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim."

    harun abi raskolnikov'un suratına bakarak gülümsedi ve "aramıza hg raskolnikov panpa" dedi.

    raskolnikov da "hoşbulduk panpa" diyerek gülümsedi.

    harun abi "haydi sohbetimize kaldığımız yerden devam edelim" dedi ve sandalyeden kalkarak kapıya yöneldi.

    raskolnikov ve harun abi odadan çıkıp masalarına yöneldiler.

    kahve tıklım tıklım dolmuştu fakat dedeler yine ortalıktan kaybolmuştu. dedelerin sık sık yaptığı şeydi bu. gözden kaybolurlar, bi süre sonra çıkar gelirlerdi.

    bir kaç dakika sonra mal adam ceren ve malign de masaya geldi ve sohbetlerine kaldıkları yerden devam ettiler.
    ···
  19. 44.
    0
    vay amk hikayem yarım kalmış
    ···
  20. 45.
    0
    @172 kimse okumuyor amk
    ···