/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 26.
    +1
    ...

    taht kavgalarının gölgesindeki aylar boyunca, Osmanlı imparatorluğu güç kaybetmiş. Süleyman'ın ölümüyle, başsız kalan devletin durumu, herkesi endişelendiriyormuş. divan üyeleri, Bekir'i italya'dan getirtmek için, bir ekibi görevlendirmişler ama Bekir'in nerede olduğu hakkında kimsenin malumatı yokmuş. ekip, Bekir'i hemen bulsa bile, gidiş-dönüş birkaç hafta sürermiş. sadrazam, padişah vekili olarak göreve başlamış. henüz ekibi yeni yollamalarına rağmen, Bekir'in italya'dan dönmekte olduğunun haberini yaymışlar. bu sayede halkın endişesini dindirmeyi umuyorlarmış. Bekir'in tahta geçecek olması, halk için büyük bir hayal kırıklığıymış. Bekir'in; zevkine düşkün, kılıç kullanmakta maharetsiz, ayrıca pek de akıllı olmayan biri olduğu, halk tarafından biliniyormuş. varisler arasında, padişahlığa en az yakıştırdıkları kişi, tahta geçecekmiş...

    arama ekibi, italya'ya vardığında, Bekir'in Roma'da okumakta olduğu okula gitmiş. orada, "Ebubekir" ve "Bekir" isimleriyle soruşturmuşlar ama iki ismin de okul kayıtlarında olmadığı cevabını almışlar. hem ismini söyleyerek hem de tipini tarif ederek, onu tanıyacak bir öğrenci aramışlar ama kimseyi bulamamışlar.

    ...
    ···
  2. 27.
    +1
    ...

    Roma'da askeri eğitim aldığı dönemde, doğru düzgün cinsellik yaşayamayan Bekir, Floransa sokaklarında gezinirken her gördüğü kadına şehvetle bakmaktaymış. çoğu kadının giydiği kıyafet, içini gösterecek kadar inceymiş. Bekir, kadınların üzerlerine atlamamak için kendini zor tutuyormuş. kontrolünü yitirmeye başladığını farkedince, bir içki içip rahatlamak istemiş ve ilk bulduğu bara girmiş. henüz sabah olmasına rağmen, içeride çok sayıda insan varmış... Bekir, aldığı ilk yudumla biraz rahatladığını hissetmiş. içkisini bitirdiğinde, hala alnı terliymiş ama içindeki ateş iyice dinmiş. tam ikinci içkisini almak için kalkacakken, masasına bir kız oturmuş. "bana da bir içki ısmarlamak ister misin" demiş. Bekir, iki tane içki alıp masaya geri dönmüş. karşılıklı içmeye başlamışlar. kız sürekli bir şeyler konuşuyormuş ama Bekir işitmiyormuş. kilitlenmiş bir halde, kızın yüzünü seyretmekteymiş. kız gülümsedikçe Bekir de gülümsüyormuş, o kadar. başka bir karşılık vermiyormuş. birkaç dakika içerisinde, kız içkisini bitirmiş ama Bekir'in bardağı hala yarımmış. kız, onun da içkisini alıp tek dikişte bitirmiş. Bekir'in elinden tutup kaldırmış. birlikte bardan çıkmışlar.

    ...
    ···
  3. 28.
    +1
    ...

    kız, aletin tekrar sertleşmesini sağlamak için ağzına alıp muamele çekmeye başlamış. Bekir tekrar iktidara gelince, kız Bekir'in kucağına çıkmış. aleti içine aldıktan sonra, hoplamaya başlamış. Bekir'in kalbi, patlayacak gibi çarpıyormuş. bir yandan kızın memelerini okşarken, bir yandan da kızın yüzündeki mutlu ifadeyi seyrediyormuş. kız o kadar istekliymiş ki; Bekir, ilk cinsel deneyiminden bile fazla heyecan duyuyormuş. kızın memelerini okşamayı hiç bırakmayan Bekir, birkaç dakika sonra memeleri sertçe sıkmaya başlayınca; kız, Bekir'in tekrar gevşeyeceğini anlamış ve sıvıyı içine akıtmaması için üzerinden inmiş. Bekir'in yanına uzanan kızın morali bozukmuş. Bekir, kısa sürdüğü için kendini suçlu hissetmiş ve kızın ona yaptığı gibi muamele yapmak için kızın bacak arasına doğru yumulmuş. yüzü tekrar gülmeye başlayan kız, bir süre sonra zevk sesleri çıkarmaya başlamış. bu sesleri duyan Bekir'de tekrardan hareketlenme olmuş. bu sefer o, kızın üstüne çıkmış. uzun süreli ve sağlam bir performansın ardından, kızın üstünden çekilip, bitkin bir halde sırt üstü uzanmış. ikisi de ağızları açık şekilde tavana bakıyorlarmış ve yorgun bir köpeğin soluklanması gibi kegib kegib nefes alıp veriyorlarmış.

    ...
    ···
  4. 29.
    +1
    ...

    yine mezarlığa gittikleri bir gece; yeni gömülmüş olan bir ceset bulmak için, toprağı yumuşak olan yerleri aramaya başlamışlar. sonunda bir yer bulup kazmışlar. Leonardo, mezarın içine atlamış. bu sırada mezarlık bekçisi onları fark etmiş. hızla yanlarına gelmiş. Bekir, adamın yaklaştığını çok geç görebilmiş. elinde kılıcıyla onlara doğru koşan adamı gördüğünde, aralarında on metreden az mesafe varmış. Leonardo'yu uyarmış ama kaçmak için yeterli vakit yokmuş. kılıcını çekip karşılık vermiş. bekçi, genç sayılmazmış. Bekir, adamı iki hamlede yere düşürmüş. tam öldürmek için hamlesini yapacağı sırada, Roma'da canını aldığı koruması aklına gelmiş. onu öldürdükten sonra duyduğu vicdan azabını ve gördüğü kabusları hatırlamış. Bekir, kılıcı havada bir savaşçı heykeli gibi donup kalmış. bunu gören bekçi, ne olduğunu anlayamamış ama fırsattan istifade hemen toparlanmış ve yere düşürdüğü kılıcını almış. tam Bekir'in karnını deşeceği sırada, gırtlağına saplanan bıçakla birlikte, olduğu yerde kalmış. birkaç saniye içinde; önce kılıcını düşürmüş, sonra kendisi yığılmış kılıcının yanına. Leonardo, bıçağını adamın boynundan çıkartmış ve can çekişmemesi için birkaç kez daha saplayıp hemen ölmesini sağlamış. Bekir'in hala hareketsiz durduğunu görünce, "Giovanni, kendine gel" diyerek tokatlamaya başlamış. onu hala Giovanni olarak tanıyormuş. birkaç tokattan sonra Bekir, kılıcını indirmiş. "özür dilerim, Leo. seni de tehlikeye attım" demiş. Leonardo, "düşünme bunu. çabuk ol. şunu yok etmemiz lazım" deyip bekçinin ölüsünü sürüklemeye başlamış. Bekir de diğer ucundan tutunca, kaldırıp, kazdıkları mezardaki cesedin üzerine atmışlar. hızlıca mezarı kapatıp, uzaklaşmışlar.

    ...
    ···
    1. 1.
      0
      Rez kankam
      ···
  5. 30.
    +1
    ...

    dedesinin ölümüyle birlikte, ustası ona sahip çıkmış. henüz çocuk yaşta hiç kimsesi kalmayan Leonardo, annesine karşı büyük bir öfke beslemeye başlamış. annesine duyduğu öfkeden dolayı, her gördüğü kadından iğreniyormuş. böyle bir halde yetişen Leonardo'nun cinsel yönelimi de kadınlara değil, erkeklere karşı oluşmuş. özgürlüğün sınırlarının zorlandığı bir yer olan Floransa'da bile eşcinsellik, o dönemlerde suçmuş. zaten Papa'ya bağlı çalışan yeraltı örgütü, tespit ettiği eşcinselleri anında infaz edip, Floransa yönetimine iş bırakmıyormuş. bu yüzden, Leonardo da diğer eşcinseller gibi cinsel kimliğini gizliyormuş... yirmili yaşlarının başında, ustasının yanından ayrılıp kendi işini kurmuş. ustasının yanında, heykeltıraşlık ve mimarlık yaparken, aklındaki tasarımları gerçekleştiremiyormuş. dedesinden kalan evin bir katını mühendislik atölyesine dönüştürmüş. burada tarım aletleri üretip, satmaya başlamış. bu aletlerden kendi icat ettikleri de varmış ama bu işteki asıl amacı para kazanıp diğer araştırmalarına ve projelerine sermaye sağlamakmış. birkaç senedir atölyesi sayesinde iyi para kazanıyormuş ve neredeyse kazandığı tüm parayı, hayalindeki tasarımları yapabilmek için harcıyormuş.

    ...
    ···
  6. 31.
    +2 -1
    ...

    Hurşid, çok kurnazmış. her işinde kendisini düşünürmüş. kardeşlerini çok sevse de bir gün onları öldürmesi gerektiğini o da biliyormuş. Mehmet ve Süleyman'ın cengaverliklerinden ötürü, paşalardan ve askerlerden destek göreceklerini tahmin ediyormuş. kendisinin savaş sanatlarına yeteneği yokmuş. tek çare zekasıyla farkı kapatmakmış. durmadan kitaplar okuyormuş. onu yetiştiren lalasının da bu yönde telkinleri oluyormuş. zaten Hurşid de durumun farkındaymış. onun sancağa gönderilmesine 2 sene varmış. abisi Mehmet'in ise şu sıralar sancağa gönderileceği konuşuluyormuş. Hurşid, bir an önce plan yapmalıymış. eğer abisi vali olarak başarı elde ederse artık hiç şansı kalmazmış. hem kahraman hem cengaver birisiyle baş edemezmiş. lalasıyla beraber, bütün sancaklara casuslar yollamışlar. hem oralarda görev alıp yükselmelerini hem de bazı paşaları yanlarına çekmeye çalışmalarını emretmişler. casuslar, son derece donanımlıymış. tabi, yeterince yemleyemezlerse taraf değiştirebilirlermiş. bu yüzden başka planlara da ihtiyaçları varmış. ard arda hamleler yaparlarsa dikkat çekeceklerini düşünüp Mehmet'in vali atanmasına kadar beklemeye karar vermişler.

    ...
    ···
  7. 32.
    +2 -1
    ...

    Ebubekir, en gamsız olanlarıymış. onun ne Hurşid gibi zekası varmış, ne de diğerleri gibi cengaverliği. babası ölünce avrupaya kaçmayı planlıyormuş. hatta babasının ölümünü beklemeden, eline geçen ilk fırsatta kaçacakmış. sürekli babasına, italyada eğitim almak istediğini söylüyormuş. babası onda pek gelecek görmediği için oğlunu kırmadan reddediyormuş, "zaten ben ölünce seni hacamat edecekler. okumakla falan uğraşma, hayatın tadını çıkar" diye geçiriyormuş içinden. tabi oğluna söylememiş bunları. Ebubekir, kardeşlerini pek sevmezmiş ama diğerleri gibi değilmiş. onları öldürmeyi aklından geçirmezmiş. padişahlık, devlet falan umurunda değilmiş. onların kendisine acımayacaklarını biliyormuş. yine de kardeşlerine kin duymuyormuş. hepsine karşı kayıtsızmış. hatta dünyadaki her şeye karşı kayıtsızmış, tek bir şey hariç: kızlar. bütün gün kız peşinde koşuyormuş. saraydaki şehzadelerin, köle hizmetçi kızlarla takılmaları, artık bir gelenek gibiymiş ama çoğu şehzade, tek bir kızla yetinirmiş. Ebubekir, öyle değilmiş. saraydaki bütün hizmetçi kızları elden geçirmiş. sadece kardeşlerinin takıldığını bildiği kızlara yanaşmıyormuş. Ebubekir'in sürekli kız peşinde koştuğunu bilen kardeşleri, ona "Deyyus Bekir" diye lakap bile takmışlar.

    ...
    ···
    1. 1.
      0
      Bre deyyus
      ···
  8. 33.
    +1
    ...

    kalabalığın içinden birisi, tek katlı bir evin çatısını göstererek, "işte, orada!" diye bağırmış. gösterdiği çatıdaki adam, farkedildiğini anlayınca damdan atlayıp kaçmaya başlamış. kalabalık, adamın peşinden koşuyormuş. adam, çatıdan atlarken ayağını burktuğu için aksayarak ilerliyormuş. kalabalığın, adamı yakalaması bir dakika bile sürmemiş. insanlar, öfkeyle adamı tekmelemeye başlamışlar. askerler, kalabalığın arasına girip onları sakinleştirmeye çalışıyorlarmış. nihayet askerler, yerde yatan adamın etrafını sardıklarında; adam, hareketsiz şekilde yatıyormuş. yüzü gözü kan içindeymiş... bu sırada Süleyman, yerde kıvranıyormuş. ağzından köpükler çıkmaya başlamış. kollarını ve bacaklarını, hızlı hızlı çırpıyormuş. padişahın yanında olan tabip, işini yapabilsin diye beş kişi, Süleyman'ı tutmuş. tabip, Süleyman'ın kıyafetini yırtıp sırtını açtığında, donup kalmış. Süleyman'ın sırtı, kararmaktaymış. tabip, okların zehirli olduğunu anlamış. elinden hiçbir şey gelmemiş. Süleyman, dakikalar içinde canını teslim etmiş... saldırganın kim olduğunu anlamaya çalışan askerler, yüzündeki kanı yıkamışlar ama ağzı burnu paramparça olduğu için, hala tanınmaz bir haldeymiş. sonra aralarından biri cesedin kolundaki yanık izini farketmiş. kıyafetini iyice sıyırdıklarında, kolun tamamen yanık iziyle kaplı olduğunu görmüşler. anlamışlar ki bu, devrik padişah Hurşid'miş... o gün, o meydandan, üç taht varisinin cesedi çıkmış.

    ...
    ···
    1. 1.
      +1
      okumakta olanlar için not: arkadaşlar birinci kısmın sonu burası. yavaş yazdığımı biliyorum ama kafamı toplayıp yazmam gerekiyor. konsantre olup olayları beynimin içinde yaşıyorum. hikayenin devdıbının kurgusu kafamda ama iki tane karakterin geçmişi ve özellikleri hakkında bir şeyler eklemem gerekiyor. bir de buraya kadar yazdığım savaş, dövüş, aksiyon vb. sahneleri gibi süslemem gereken yerler var. bu yüzden devdıbının gelmesi birkaç günü bulabilir.
      ···
    2. 2.
      0
      Olum efsane lan helal olsun amk dassani yiyim domdom
      ···
  9. 34.
    +1
    ...

    Bekir, tam merdivenlerden atölyeye inerken ağlama sesi duymuş. geri dönüp mutfağa girmiş. Cristina, hıçkıra hıçkıra ağlıyormuş. sokakta yaşarken defalarca taciz edildiği için, Bekir'in esprisi onu etkilemiş. kötü anıları kafasında canlanmış. Bekir, Cristina'nın geçmişini pek bilmiyormuş ama duruma kendisinin sebep olduğunu anlamış. Cristina'nın yanına oturmuş ve özür dilemiş. Cristina, Bekir'in varlığını umursamaz şekilde ağlamaya devam etmiş. bir süre sonra "git başımdan" diye bağırmış. Bekir, mutfaktan çıkıp Leonardo'nun yanına inmiş. "Leo, istemeden Cristina'nın kalbini kırdım. yanına gidip üzgün olduğumu söyler misin? seni görünce sakinleşir" demiş. Leonardo, hemen yukarı çıkmış. Cristina, onun mutfak kapısında olduğunu fark edince ayağa kalkmış ve gözyaşlarını silmiş. mutfaktan bir şey almaya geldiğini düşündüğü için, "ne istiyorsan ben getirirdim. niye seslenmedin?" demiş. Leonardo, bir şey söylemeden Cristina'ya yaklaşmış ve ona sarılmış. Cristina, birkaç saniye donup kalmış. sonra o da Leonardo'yu sımsıkı sarmış ve tekrar ağlamaya başlamış. dakikalar boyunca bu halde ağladıktan sonra "çok özür dilerim, Leonardo" deyip sarılmayı bırakmış. Leonardo, Cristina'nın dağılan saçlarını düzeltmiş. "Giovanni, senin karşına çıkan kötü adamlar gibi değil. bana nasıl güveniyorsan, ona da güvenmelisin" dedikten sonra alnına bir öpücük kondurmuş. Leonardo, Bekir'in yanına dönünce "bugünlük yalnız kalsın. yarın bir hediye verip, gönlünü alırsın" demiş. ertesi gün Bekir, tüm parasıyla Cristina için ipek bir elbise almış ve ondan özür dilemiş. Cristina, hediyeyi ve özrü kabul ettikten sonra, Bekir'den karşısına oturmasını istemiş. geçmişte Leonardo'ya anlatmış olduğu yaşantısını Bekir'e de anlatmış. Bekir, Cristina'nın yaşadıklarını duyunca, yaptığı şakadan dolayı kendinden utanmış.

    ...
    ···
  10. 35.
    +1
    ...

    Leonardo'nun dürüstlüğü, Bekir'e de cesaret vermiş. o da kendisiyle ilgili gerçekleri anlatmış. asıl adının Ebubekir olduğunu, Osmanlı'nın taht varisi olduğunu, Floransa'ya geliş sebebini, masum korumasını öldürmekten dolayı duyduğu vicdan azabını, kadınlara olan düşkünlüğünü... Bekir'in anlattıklarına, Leonardo pek şaşırmamış. onun hakkında tuhaf şeyler olduğunu zaten sezinliyormuş... bu konuşmalardan sonra, Leonardo çizimini bitirene kadar sessizce oturmuşlar. çizim tamamlanınca, aşağı inmişler. ikisi de odalarına gidip uyuyacaklarmış. Bekir, Leonardo'ya karşı kendini suçlu hissediyormuş. ona bir jestte bulunmak istemiş. Leonardo tam odasına girecekken, "Leo" diye seslenmiş. Leonardo'nun yanına gidip dudaklarına yapışmış. birkaç saniye süren öpücükten sonra "iyi geceler" deyip kendi odasına gitmiş. Leonardo, Bekir'in kendisine acıdığından dolayı bu hareketi yaptığını düşünmüş ama Bekir'in öyle bir düşüncesi yokmuş. biraz da alkolün etkisindeymiş... onların çatıdan inerken çıkardıkları seslerden dolayı uyanan Cristina, kapı aralığından tüm olan biteni izlemiş. ikisi de odalarına girince, Cristina da kapısını kapatıp yatağına dönmüş.

    ...
    ···
  11. 36.
    +1
    ...

    o günden sonra Bekir, kötüleşmiş. her gece kabuslar görmeye başlamış. kendini rahatlatmak için sık sık barlara gider olmuş. bazı geceler, sokaklarda sızıp kalıyormuş. Leonardo'dan aldığı haftalıkları, önceden hep biriktiriyorken; artık hem aldığı haftalıkları hem de biriktirdiği parayı su gibi harcamaya başlamış... Leonardo, asker olmayı planlayan birinin, bir olaydan bu kadar etkilenmesine çok şaşırmış. sevdiği birisinin ölümünü hatırladığını düşünmüş... Bekir, yine bardan döndüğü bir gece, atölye zemininde bir kağıda basmış. kağıdı yerden almış. lüzumlu bir şey olup olmadığını anlamak için, ne yazılı olduğuna bakmış ama karanlıkta seçememiş. camın önüne gidip, ay ışığı yardımıyla anlamaya çalışmış. kağıtta kendisinin resmi çiziliymiş. Leonardo ile ilk tanıştığındaki haline benziyormuş. Bekir, kağıtla beraber yukarı çıkmış. çatıya çıkılan kapının açık olduğunu görmüş. Leonardo, bazı geceler ayı ve yıldızları resmetmek için sabaha kadar çatıda otururmuş. Bekir, Leonardo'nun yine çatıda olduğunu anlamış ve merdivenden çatıya tırmanmış. arkadaşının yanına oturup, elindeki resmi ona uzatmış. "henüz tanışmıyorduk. arkadaş olacağımızı hemen anlamış olmalısın" deyip gülümsemiş. Bekir'in anladığı bir şey yokmuş ama Leonardo yine de gerçeği açıklaması gerektiğini düşünmüş. "Giovanni, söyleyeceklerimi yanlış anlama ama o gece senden hoşlanmıştım. tanıştıktan sonra, resmi sana vermeyi düşünüyordum. fakat senin, benim gibi olmadığını anlayınca vazgeçtim". Bekir, bunları duyunca afallamış. çünkü böyle bir şey aklının ucundan bile geçmiyormuş. o güne kadar Leonardo'nun yanında hiç kız görmemiş ama sürekli işiyle ve sanatıyla ilgilendiği için kızlara vakit ayıramadığını düşünmekteymiş. ilk şoku atlatması biraz zaman almış. duruma şaşkın olsa bile, yine de arkadaşını yadırgamamış.

    ...
    ···
    1. 1.
      0
      Rezzssss kardesimmm
      ···
  12. 37.
    +1
    ...

    tanıştıklarında, adamın italyan olduğu hakkında şüpheye düşen Leonardo, Roma'da parasızlık çeken birinin Floransa'ya gelmesine de şaşırmış. Roma'da çok daha rahat iş bulabilirmiş. adamın yalan söylediğini düşünmüş fakat bir şey söylememiş. harp okuluna gittiğini söyleyince, dövüşerek, en azından bunun yalan olup olmadığını anlamak istemiş. adamın kılıç kullanmaktaki maharetini görünce, ona inanmış. aslında dövüşü kazanabilirmiş ama bu dövüş sadece test amaçlıymış. az da olsa, onu işe almasını sağlayacak kadar güven duygusu, bu sayede gelmiş... Leonardo, aynı zamanda evinin bir odasını da Bekir'e vermiş. bütün günlerini birlikte geçirmeye başlamışlar. zaman içinde çok sıkı dost olmuşlar... Leonardo, anatomi araştırmaları için, bazen ceset çalıyormuş. tek başına taşıyamadığı için, riske girip birilerini tutuyormuş ama onlara da çok fazla ödeme yapmak zorunda kalıyormuş. ağızlarını sıkı tutmazlarsa, Leonardo yargılanabilirmiş. riskli olduğu için, bu konudaki araştırmalarını uzun süredir ilerletemiyormuş. mezardan çıkarılan cesedin kokusu, bir gün bile geçmeden bayıltıcı dereceye ulaşıyormuş. hal böyle olunca, büyük emeklerle ulaştığı cesetler üzerinde yeterince çalışma imkanı bulamıyormuş... birkaç ay Bekir'le birlikte çalıştıktan sonra, ona olan güveni artmış ve onunla beraber ceset çalmaya başlamışlar. tekrardan anatomi araştırmalarına başlayan Leonardo, cesetler üzerinde o kadar rahat ve mutlu bir halde uğraşıyormuş ki Bekir onu pgibopat sanmaya başlamış. fakat kısa süre içinde, bunun bilime duyulan bir aşk olduğunu anlamış.

    ...
    ···
  13. 38.
    +1
    ...

    Süleyman, kısa bir konuşma yaptıktan sonra, saraya doğru hücum emrini vermiş. ordu, büyük bir gürültüyle harekete geçmiş. yer sarsılmaya başlamış. yüzlerce metre ötedeki evlerin bile camları titriyormuş. istanbullular, uykularından uyanmaya başlamışlar. deprem olduğunu zannetmişler. sonra, sokaktan gelen gürültüyü fark edince, camlara çıkmışlar. Süleyman'ı gören halk, alkış tutmaya başlamış. şu anki padişah Hurşid, her ne kadar istanbul'u iran ordusuna karşı başarıyla savunmuş olsa da, devlet geleneğine karşı gelip imparatorluğu dağılmanın eşiğine getiren de oymuş. bu yüzden Süleyman'ın gelişi, istanbul halkını memnun etmiş. Süleyman, orduyu yavaşlatmış. camlara çıkan istanbulluları selamlamalarını emretmiş. ordu, zafer naraları ve marşlar eşliğinde, halkı selamlayarak saraya doğru ilerliyormuş. yerel halktan da orduya katılanlar varmış. evlerinde silah olarak kullanılabilecek ne varsa, alıp sokağa fırlıyorlarmış.

    Hurşid, Süleyman'ın ordusunun şehre girdiğinin haberini alınca, kuzey surlarında bulunan ordusuna, saraya çekilme emrini vermiş. iki ordu aynı anda sarayönüne gelmişler.

    ...
    ···
    1. 1.
      +1
      Devam pasa
      ···
  14. 39.
    +1
    Lan bu kerçek osmanli değil 😍😍😍😍
    ···
  15. 40.
    0
    Bekir'den hiçbir iz bulamayan Osmanlı Devleti, aylardır süren belirsizliğin ve taht kavgalarının üzerine bir de böyle bir durumu kaldıramamış. yönetime Sadrazam vekalet etse de bir nevi başsız kalmış olan devlet, kaosa sürüklenmeye başlamış. iran, anadolunun doğusunu işgal etmiş. Osmanlı'nın egemenliğinde olan Yunanlar ve Sırplar isyan başlatmışlar. divan üyeleri, günlerce uykusuz şekilde tartışmışlar. rahmetli Padişah, tahta geçtiği zamanlar bütün erkek kardeşlerini öldürmek zorunda olduğu için, sadece kız kardeşleri hayattaymış. onların oğullarından birini tahta geçirmeyi düşünmüşler. fakat babaları başka ailelere mensup oldukları için tahtın onlardan birine verilmesi hanedan ailesinin değişmesi anldıbına geliyormuş. hem böyle bir karar alırlarsa bu sefer de Padişah'ın yeğenleri arasında bir taht kavgası başlayabileceğini düşünmüşler. sonunda çareyi Padişah'ın kız çocuklarından birini tahta geçirmekte bulmuşlar.
    ···
  16. 41.
    0
    rezzzer
    ···
  17. 42.
    0
    ...

    Bekir, Remzi Paşa'nın teslim ol çağrısına kılıcını çekerek karşılık vermiş. Leonardo ve Bekir, birlikte at arabasından inmişler. ikisi de kılıçlarını sımsıkı kavramışlar, karşı taraftakilerin hamle yapmalarını bekliyorlarmış. Remzi Paşa ve yanındaki iki adamı da kılıçlarını çekmişler. onlar hala at üstündelermiş. Remzi Paşa, Bekir'in kılıç kullanmakta pek maharetli olmadığını hatırlıyormuş ama Bekir ve arkadaşının gözlerine baktığında en ufak korku belirtisi göremeyince, saldırı emrini vermekte tedirgin olmuş. "arkadaşı iyi bir kılıç ustası olmalı" diye düşünmüş. Remzi Paşa ve adamları hamle yapmadan bekleyince, Leonardo harekete geçmiş. cebinden bir şey çıkarmış ve atların önüne doğru atmış. attığı şey yere düşünce, patlayıp büyük bir gürültü çıkarmış. atlar deliye dönmüşler, üstündekileri sırtından atıp kaçmışlar. Remzi Paşa, yerden kalkamamış. acı içinde inliyormuş. onun yanındaki iki adam, güçlükle ayağa kalkmışlar ama ikisinin de korkudan elleri titriyormuş. karşıdaki adamın büyücü olduğunu zannetmişler. Leonardo, tekrar elini cebine atınca kılıçlarını bırakıp kaçmaya başlamışlar. Bekir, "Leo! kaçarlarsa yerimi haber verirler" deyince; Leonardo, arabadan arbaletini almış ve ikisini de birer atışta indirmiş. Bekir, hala yerde kıvranmakta olan Remzi Paşa'nın yanına yaklaşmış ve "Paşam şahadet getirin" demiş. Remzi Paşa şahadet getirmiş. Bekir, kılıcını çekmiş, bekliyormuş. yine öldürdüğü koruması aklına gelmiş. onun görüntüsünü kafasından silmeye çalışmış. bu durumu atlatması uzun sürmemiş. çünkü Hurşid babasını öldürürken, Remzi Paşa'nın da ona yardım ettiğinden eminmiş. bunu düşünmüş ve intikam hırsıyla saplamış kılıcı.

    ...
    ···
    1. 1.
      0
      Rez kanka ben hala burdayim
      ···
    2. 2.
      0
      hikayeyi tamamlasana pust
      ···
  18. 43.
    0
    Hadi lan yolla partları arka arkaya
    ···
  19. 44.
    0
    hala yaziyor mu lan bu
    ···
  20. 45.
    0
    ...

    Hurşid, Süleyman tarafından tahttan indirilince, iyice hırslanmış. Süleyman'ın ve Mehmet'in icabına kendisinin bakacağını söylemiş ve Remzi Paşa'yı, Bekir'i öldürmesi için italya'ya göndermiş. Remzi Paşa, tek başına yola çıkmış ama işi beceremeyeceğini düşünüyormuş. Edirne'de bileği kuvvetli iki adam bulup kiralamış. italya'ya onlarla birlikte gelmiş. Bekir'in Roma'da olduğunu sanıyormuş ama haftalarca araştırmasına rağmen bir ize rastlamamış. o zaman zarfında, Osmanlı'dan gelen bir ekibin de Bekir'i aradığını öğrenmiş. Süleyman'ın adamları olduğunu düşünmüş. Remzi Paşa; Hurşid, Süleyman ve Mehmet'in ölümlerinden haberdar değilmiş... belki o ekiptekiler Bekir'i bulurlar diye, bir addıbını o ekibi takip etmek için görevlendirmiş ama bir süre sonra o ekiptekiler de Osmanlı'ya geri dönmüşler. Remzi Paşa da Hurşid'in yanına dönmeyi düşünüyorken, aklına bir şey gelmiş. yıllardır adını duyduğu Floransa şehrinin, çağ ötesi özgürlüklerin yaşandığı bir yer olarak anlatıldığını hatırlarmış. Bekir gibi zevkine düşkün birinin oraya gidebileceğini düşünmüş ve Floransa'nın yolunu tutmuş. tahmini de doğruymuş. şehir kapısına yaklaşırlarken Bekir ile karşılaşmışlar.

    ...
    ···