/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 26.
    0
    ···
  2. 27.
    -1
    ...

    gece boyunca devam eden yangın, sarayiçini harabeye çevirmiş. binaların çoğu yerle bir olmuş. nihayet sabahın ilk ışıklarında alevler tamamen sönebilmiş. küllerden tüten dumanlar, çiselemeye başlayan yağmurun da etkisiyle iyice cılızlaşmışlar. tulumbacıların önderliğindeki saray ahalisi, sağ kalan var mı diye bakınmaya başlamışlar. hala etrafta gezinen atlar varmış. yangın sırasındaki gibi hırçın değillermiş. onlar da bitkin düşmüşler. her yer insan cesetleriyle doluymuş. arada inleyen insanlara da rastlıyorlarmış. her duydukları inlemeye umutla koşmuşlar ama hayatta kalanların halleri de çok kötüymüş. atların altında kalıp kaburgası kırılanlar, kolunda bacağında yanıklar olanlar ve dumanın etkisinden kurtulamayıp öksürük nöbetleri geçirenler... hepsi de acı içinde inliyorlarmış. ahalidekiler, yaralılara ellerinden gelen yardımı yapmışlar. tulumbacılar, gezinmeye devam etmişler. meydana vardıklarında, padişah ve vezirlerin yerde yattıklarını görmüşler. muhafızların da çoğu oradaymış. hepsinin vücutlarına saplanmış olan okları fark edince korkmuşlar. biraz duraksadıktan sonra, tedirgin bir şekilde onlara doğru yaklaşmaya başlamışlar. her adımlarında etrafı kolaçan ediyorlarmış. birisi tam padişahın cesedine dokunacakmış ki "durun" diye bir ses gelmiş. hepsi sesin geldiği tarafa dönmüş. seslenen kişi, Hurşid'in lalası Remzi Paşa'ymış. arkasında da onlarca asker varmış.

    ...
    ···
    1. 1.
      0
      Köşedeyim domdom yaz
      ···
    2. 2.
      0
      Hakan muhafız da oradamıymış ?
      ···
  3. 28.
    0
    Rezerved. Hikaye gayet iyi. Takipteyim.
    ···
  4. 29.
    -1
    ...

    lala, gece boyunca yangının sönmesini beklemiş ama bir türlü sönmüyormuş. sabaha karşı alevlerin zayıflamaya başladığını görünce hemen meydana koşmuş. Hurşid'in yerde yattığını görüp yanına gitmiş. Hurşid'in yanındaki askerler de yarı baygın halde yatıyorlarmış. bir askerin matarasını almış. Hurşid'in yüzüne su çarpmaya başlamış. Hurşid kendine gelmeye başlayınca, lalası koluna girip yerden kaldırmış. onu, kendi saklandığı yere zütürmüş. meydana geri döndüğünde; askerler, yavaş yavaş kendilerine geliyorlarmış. lala, onların da yüzlerine su çarpmış. kısa süre sonra hepsi toparlanmış. hepsi ayaklandıktan sonra bir asker, tulumbacıları farketmiş. Remzi Paşa, onlara doğru koşar adım yaklaşıp, "durun" demiş. sonra tulumbacılara uzaklaşmalarını söylemiş. Remzi Paşa'nın verdiği işaretle, askerler harekete geçmiş. padişahın cesedini sırtlanıp yürümeye başlamışlar. yangından az etkilenen kısıma doğru ilerliyorlarmış. tulumbacılar, şaşkınlıklarını biraz atınca diğer cesetlerle ilgilenmeye başlamışlar. Remzi Paşa ve askerler, sağlam bir bina bulmuşlar. lala, padişahın cesedini bir masaya koymalarını emretmiş. daha sonra bir askere Hurşid'in saklandığı yeri söyleyip, onu bu binaya getirmesini buyurmuş. diğer askerler aracılığıyla da yönetimde görevli olan herkese haber salmış. hayatta kalmış olan divan üyeleri, 10 dakika içinde toplanıp Remzi Paşa'nın bulunduğu salona girmişler. onların hemen ardından Hurşid gelmiş. Hurşid'in geldiğini gören Remzi Paşa ve yanlarına çektiği adamlar, ellerini önlerinde bağlayıp 45 derece eğilmişler. diğerleri şaşkınmış. Hurşid, geçip baş köşeye oturmuş. Remzi Paşa, elini çırpmış. askerler dört koldan tuttukları masa ile salona girmişler. masanın üzerinde yatan padişahı görünce herkes durumu anlamış.

    ...
    ···
    1. 1.
      +1
      Tulumbacılar da mal amk kim napsın savasın ortasında tatlıyı
      ···
      1. 1.
        0
        Kahkaka attım amın evladı hahahaha
        ···
  5. 30.
    -1
    ...

    Hurşid, padişahlığını ilan etmiş ama yeterince destek bulamamış. bu durumun farkında olan lala Remzi Paşa, hemen askerlere ikramiye vermiş. maaşlarına da zam yapmış. bu sayede ordunun desteğini kazanmışlar. fakat padişahın ölüm haberi, kısa sürede bütün anadoluya yayılmış. halk, Hurşid'e karşı öfkeliymiş. Mehmet ve Süleyman, kendi sancaklarının bulunduğu eyaletlerde, beyliklerini ilan etmişler. istanbul da tıpkı anadolu gibi kaynıyormuş ama orduyu yanına çeken Hurşid, istanbul'daki olayları büyümeden bastırabilmiş. elinde sadece trakya ve balkanlar kalmış ama balkanlardan da yunan ve sırpların isyan hazırlığında olduklarının haberleri geliyormuş. tahta çıktığı ilk gün, ufak olan 6 erkek kardeşini boğdurtmuş olan Hurşid, sancaklardaki casuslarına da diğer kardeşlerini öldürmeleri için emir göndermiş ama haftalar geçmesine rağmen onlardan haber çıkmamış. çünkü casusları, Hurşid'e olan güvenlerini kaybetmişler. babasını öldürerek devlet geleneğine karşı geldiği için halkın tepkisine maruz kalan Hurşid'in hükümdarlığının pek uzun sürmeyeceğini düşünüyorlarmış. kendilerini onun için riske atmak istememişler... Mehmet, Trabzon'da kendi beyliğini ilan ettikten sonra bütün doğu anadolu ve karadenizin desteğini almış. batı ve güney anadoludaki halk da Süleyman'ı destekliyormuş. hala ordunun büyük kısmı ve hazinenin gücünü elinde bulunduran Hurşid'e karşı gelmek akıllarına yatmıyormuş. ikisinin de ellerindeki ordu yetersizmiş. osmanlıdaki olayları takip eden iran şahı, Mehmet'e ittifak teklifinde bulunmuş.

    ...
    ···
    1. 1.
      0
      Bekirden bahset biraz
      ···
  6. 31.
    -1
    ...

    şah ile anlaşan Mehmet, iran ordusunun desteğiyle istanbul'u kuşatmış. haftalar süren kuşatma sonuç vermemiş. bu sırada halk arasında, Mehmet'in şah ile yaptığı anlaşmanın şartları konuşuluyormuş. Mehmet, istanbul'u almaları halinde, doğu anadolunun büyük kısmını irana verecekmiş. bu haber yayılınca, halkın desteğini yavaş yavaş kaybeden Mehmet, kuşatmada da başarılı olamayınca bütün otoritesini yitirmiş. artık anadolunun tamdıbına yakını, küçük kardeşi Süleyman'ın yanındaymış. ayrıca istanbul'u başarıyla savunan Hurşit de yunan ve sırpları tedirgin etmiş. balkanlardaki halk, isyan hazırlıklarına son vermiş. Süleyman, bütün anadolunun desteğini arkasında bulunca bir milis ordusu kurmaya karar vermiş. eli silah tutan herkesi, kadın-erkek ayırt etmeden ayaklandırmış. 2 hafta içinde elinin altında büyük bir ordu oluşmuş. istanbul'u almaktaki tek sorun, surları aşacak toplarının olmamasıymış. surları aşsalar, şehri dakikalar içinde ele geçirecek kadar sayısal üstünlükleri varmış. bu durumun farkında olan Hurşid, en güvendiği adamları şehir çevresine atamış. kapılardaki ve kulelerdeki askerlerin ihanet etmelerini bu sayede engellemek istemiş. aslında bu hareket gereksizmiş. çünkü Süleyman, içeriden adam bulmaya çalışmıyormuş. aklında başka bir plan varmış.

    ...
    ···
  7. 32.
    -1
    ...

    Süleyman, bir izmir ziyareti sırasında limanı teftiş ediyormuş. Süleyman'ı daha önceden de görmüş olan bir adam, onu tanıyıp yanına gelmiş. eteğini öpmüş. "sultanım. izin verin, sizi eğlendirelim" demiş. bu adam bir ticaret gemisinin kaptanıymış. kendisini ve tayfasını eğlendirmesi için bir soytarısı varmış. Süleyman izin verince, soytarı meydana çıkmış. önce üç portakal çevirmiş. sonra amuda kalkıp yürümüş. Süleyman'ın her zaman gördüğü numaralarmış. Süleyman'ın sıkıldığını görünce, başka bir numaraya geçmiş. tayfadan göbekli bir arkadaşını alıp sandalyeye oturtmuş. sessiz bir tiyatroya başlamışlar. soytarı, arkadaşını tıraş etmeye çalışıyormuş ama arkadaşı sürekli kaçıyormuş. usturayı ne taraftan yaklaştırsa, adam ters tarafına doğru çekiliyormuş. Süleyman, iyice sıkılmış ama etrafta toplanan halk eğleniyormuş. bu yüzden durdurmamış gösteriyi. sonra Süleyman'ın dikkatini çeken bir şey olmuş. soytarı, avucunda tuttuğu tozu, arkadaşının suratına doğru üflemiş. sandalyedeki adam, birkaç saniye içinde uyumuş. soytarı, adamın sakalını komik şekillerde kesmiş. etraftakiler kahkahaya boğulmuş. Süleyman, adamın rol yaptığını düşünmüş. soytarı, uyuyan arkadaşının üzerinde türlü şakalar daha yaptıktan sonra, seldıbını verip gösterisini bitirmiş. büyük bir alkış kopmuş. tam Süleyman'ın yanındaki paşalardan biri, bahşiş vermeye gidiyorken; Süleyman, paşanın kolundan tutup durdurmuş. soytarıyı yanına çağırmış. paşayı işaret edip "onu da uyutabilir misin" diye sormuş. "emredersiniz, sultanım" diyen soytarı, elini cebine sokmuş. avucuna aldığı tozu paşanın yüzüne üfürmüş. paşa, olduğu yere yığılmış. Süleyman'ın gülümsediğini gören halk, tekrar alkışlamaya başlamış. Süleyman, "bu tozdan ne kadar üretebilirsin" diye sormuş. soytarı, "emrettiğiniz kadar, sultanım" diye cevaplamış. cevaba memnun olan Süleyman, kaptana yüklü bir ödeme yapıp soytarıyı satın almış.

    ...
    ···
  8. 33.
    0
    Yaz panpa seri Yaz
    ···
  9. 34.
    0
    ...

    Süleyman'ın istanbul'a giriş planı, birkaç hafta önce karşılaştığı bu soytarının ürettiği uyutan toz üzerineymiş. soytarının, istediği hammaddeleri hemen tedarik etmişler. Süleyman, kendisi istanbul'a gitmeden 1 ay önce, ordunun büyük kısmını surların kuzeyine konuşlandırmış. yerel halkın da desteğini gördüğü için Çanakkale'de boğazı geçtikten sonra, istanbul'a kadar rahatça yol alabilmiş, Süleyman'ın ordusu. bir ay burada kalan ordu, yiyecek sıkıntısı çekmiş ama trakya bölgesindeki halk da Süleyman'ın tahta geçmesini istedikleri için orduya sürekli yiyecek yardımları göndermişler. Süleyman, hala Manisa'da bulunuyormuş. uyutan tozun üretimi tamamlanınca, izmir'den gemilerle yola çıkmışlar. ordunun bu kadar uzun süre hiçbir saldırı yapmadan beklediğini gören Hurşid, büyük tüneller kazdıklarını düşünmüş. bu yüzden, ordunun bulunduğu kuzey tarafa daha çok asker yığmış. artık gördüğü kalabalık, Hurşid'in sinirlerini bozuyormuş... 2 gün süren yolculuğun ardından, gece karanlığında Zeytinburnu'ndan çıkarma yapılmış. yolculuk, Süleyman'ı ve eşliğindeki askerleri yormuş ama işin o gece bitmesi gerekiyormuş. dinlenme fırsatı yokmuş. hemen gemilerdeki mancınıkları, karaya indirmişler. çok sessiz şekilde hareket ediyorlarmış. bir ulak, kuzeye gidip orduya haber vermiş. 2 saat sonra saldırı başlayacakmış.

    ...
    ···
  10. 35.
    +2 -1
    ...

    iki saat içinde, topçu birlikleri haricindeki bütün ordu, çıkarmanın yapıldığı batı cephesine aktarılmış. batıdaki surların önünde, saldırıya hazırlanmışlar. mancınıklar eşit aralıklarla bütün sur boyunca dizilmiş. uyutan tozların bulunduğu bez toplar, her mancınığın başına eşit sayıda dağıtılmış. atışları farkedemesinler diye, topların rengi siyahmış. çapları yarım metreyi buluyormuş. kuzeyde top atışlarının başlamasıyla, onlar da atışa başlamışlar. bez toplar, surlara çarpsa da, içeri düşse de önemli değilmiş. hemen dikiş yerlerinden patlıyormuş ve uyutan tozlar etrafa yayılıyormuş. her atışta ses çıkıyormuş ama kuzeydeki topların gürültüsü onları bastırıyormuş. bez topların hepsini attıktan sonra, kendileri de etkilenmesinler diye, tozun dağılmasını beklemişler. aradan on dakika geçmiş. Süleyman, harekete geçmelerini emretmiş. koşarak surlara yaklaşmışlar. onlarca merdiven, aynı anda surlara dayanmış. çabuk bir şekilde tırmanıyorlarmış. sur üstünde ve kulelerde uyuyan nöbetçi askerler varmış. hiçbirini öldürmemişler. sadece silahlarını almışlar. içeri girenler hemen kapıyı açmışlar. hem surlardan hem de kapıdan büyük bir hızla, içeri girmeye devam etmişler. yarım saatin sonunda, yüz bine yakın milisten oluşan ordu içerideymiş.

    ...
    ···
  11. 36.
    +1
    ...

    Süleyman, kısa bir konuşma yaptıktan sonra, saraya doğru hücum emrini vermiş. ordu, büyük bir gürültüyle harekete geçmiş. yer sarsılmaya başlamış. yüzlerce metre ötedeki evlerin bile camları titriyormuş. istanbullular, uykularından uyanmaya başlamışlar. deprem olduğunu zannetmişler. sonra, sokaktan gelen gürültüyü fark edince, camlara çıkmışlar. Süleyman'ı gören halk, alkış tutmaya başlamış. şu anki padişah Hurşid, her ne kadar istanbul'u iran ordusuna karşı başarıyla savunmuş olsa da, devlet geleneğine karşı gelip imparatorluğu dağılmanın eşiğine getiren de oymuş. bu yüzden Süleyman'ın gelişi, istanbul halkını memnun etmiş. Süleyman, orduyu yavaşlatmış. camlara çıkan istanbulluları selamlamalarını emretmiş. ordu, zafer naraları ve marşlar eşliğinde, halkı selamlayarak saraya doğru ilerliyormuş. yerel halktan da orduya katılanlar varmış. evlerinde silah olarak kullanılabilecek ne varsa, alıp sokağa fırlıyorlarmış.

    Hurşid, Süleyman'ın ordusunun şehre girdiğinin haberini alınca, kuzey surlarında bulunan ordusuna, saraya çekilme emrini vermiş. iki ordu aynı anda sarayönüne gelmişler.

    ...
    ···
    1. 1.
      +1
      Devam pasa
      ···
  12. 37.
    +2
    ...

    Hurşid'in ordusu, hemen saldırı düzeni almış. karşılarında onlardan daha kalabalık bir ordu olduğunu biliyorlarmış. kuşatma sırasında, sürekli bu karşılaşma anını düşünmüşler. kuşatmanın başladığı ilk zamanlar; surların aşılması halinde, hiçbir şanslarının olmayacağını düşünüyorlarmış ama ordunun bu endişeli halini gören paşalar, kuşatma altındaki bir ay boyunca, onları cesaretlendirmeye çalışmışlar. karşılarındaki orduda; ne zırh, ne kalkan, ne de doğru düzgün kılıç varmış. ayrıca askerlerin tamdıbına yakını, silahlandırılmış halktan oluşuyormuş. hiçbiri, gerçek birer asker değilmiş. bu durum, orduya iyice anlatılmış... sarayönünde, saldırı düzenini aldıklarında, kararlı ve sakin bir şekilde emirlerin gelmesini bekliyorlarmış. iki ordu arasında 30 metre kadar bir mesafe varmış ama kimse hamle yapmıyormuş. Süleyman'ın ordusu, sokaklardan sarayönüne doğru akmaya devam ediyormuş. zaten yeterince kalabalık olan milisler, yerel halkın da desteğini alınca inanılmaz bir sayıya ulaşmışlar. Hurşid'in ordusundaki askerler, karşılarındaki ordunun hala toplanmakta olduğunu, yerdeki sarsıntıdan anlıyorlarmış. bir ay boyunca biriktirdikleri cesaret, her geçen dakika, hızla azalıyormuş. yerdeki sarsıntı geçmedikçe, hepsinde endişe ve korku hakim olmaya başlamış. ordunun arasında, silahlarını yere bırakan askerler varmış. çavuşlar, yere düşen kılıç sesi duydukça, oraya doğru koşuyor, silahını bırakan askeri dövmeye başlıyormuş. kılıçlarını bırakan askerlerin çoğu, bunu bilinçsizce yapıyormuş. korkudan akıllarını yitirmek üzerelermiş... yerdeki sarsıntı bitene kadar, Hurşid'in ordusunda kimsenin elinde kılıç kalmamış.

    ...
    ···
  13. 38.
    +2
    ...

    Hurşid'in ordusundan kıdemli bir asker öne çıkıp, teslim olduklarını bildirmiş. Süleyman, bütün teçhizatlarını bırakmalarını ve geriye çekilip, yüzüstü yere yatmalarını söylemiş. onlar da denilenleri hemen yapmışlar. milisler, ordunun boşalttığı alandaki; zırhları, kalkanları ve kılıçları toplamışlar. Süleyman, yanına aldığı bir grup askerle saraya girmiş. içeride fazla düşman kalmadığını tahmin ediyormuş. nitekim, öyleymiş. buradaki az sayıda asker de teslim olmaya hazırmış. sarayiçinde hiçbir direnişle karşılaşmamışlar. Hurşid'i aramaya koyulmuşlar ama Hurşid saraydan kaçalı çok olmuş. ordusunun teslim olduğunu duyduğu an, gizli bir geçitten sıvışmış. kaçarken, yanında lalası da varmış... Süleyman, kan dökmeden istanbul'u ele geçirdiği için mutluymuş. Süleyman, Hurşid'in bulunamamasına hiç sinirlenmemiş. "elbet onun da icabına bakarız. biz zaferimizin tadını çıkaralım" demiş ve kutlamaların başlamasını emretmiş. istanbul'da günlerce süren eğlenceler tertip etmişler.

    Süleyman'ın zaferi, anadoluda kısa zamanda duyulmuş. abisi Mehmet'in tek destekçisi olan doğu karadenizde bile Süleyman'ın zaferi kutlanmış. Mehmet, tedirginmiş. halkın bu hali Trabzon sancağındaki paşaları da korkutmuş ve aralarında anlaşıp, Mehmet'i tutuklamışlar. istanbul'a bağlılıklarının bir nişanesi olarak, onu kendi elleriyle Süleyman'a zütürmüşler.

    ...
    ···
    1. 1.
      0
      Vay amk rezz
      ···
  14. 39.
    +1
    ...

    Süleyman, abisi Mehmet'i zindana attırmış. onu böyle kolayca ele geçirmekten memnunmuş ama abisini getiren paşalara sinirlenmiş. her ne kadar işine yarayan bir hareket de olsa, bağlı bulundukları sancak bey'ine ihanet ettikleri için onları cezalandırmış. bütün itibarlarını ellerinden almış ve onları sürgüne göndermiş. paşalar, ödüllendirileceklerini umuyorlarken kendilerini sürgünde bulmuşlar.

    Süleyman, Mehmet'in ölüm emrini vermek konusunda zorlanıyormuş. abisini kahpece bir ölüme mahkum etmeyi, kendine yakıştıramazmış... Mehmet, zindanda iki haftayı devirmiş. sadrazam, bu konuda Süleyman'ı uyarmaya karar vermiş. "Sultanım. abinizin ölümü şarttır. onun hükmü verilmedikçe; halk, ona işkenceler yaptırdığınızı düşünecektir. bu, size olan sadakatlerini kaybetmelerine yol açar". Süleyman da bu durumun bilincindeymiş. "sadrazam efendi. söylediklerinizde son derece haklısınız. ben her şeyin farkındayım fakat abim gibi bir cengaverin, yiğitçe dövüşerek ölmesini isterdim. içinde bulunduğumuz şartlarda, bu pek mümkün görünmüyor".

    ...
    ···
  15. 40.
    +2
    ...

    sadrazam, bir süre düşündükten sonra, bir fikir bulmuş. "Sultanım. imparatorluktaki en iyi kılıç ustasını bulalım ve abinizle dövüştürelim. bu sayede isteğiniz yerine gelecektir". Süleyman, gülmeye başlamış. "sadrazam efendi. bu fikrinizi çok beğendim. fakat abimle dövüşecek kişiyi aramamıza gerek yok. onunla ben dövüşeceğim". sadrazam, bunu duyunca şaşakalmış. padişahın delirdiğini düşünmüş. "yapmayın Sultanım. abiniz, sizi her zaman alt etmiştir. ya yine öyle olursa". Süleyman, tekrar ciddi bir surat ifadesine dönmüş. "bu dediğinizi duymazdan geliyorum, sadrazam efendi. kararım kesindir. bütün halka haber verin. yarın, şehir meydanında abimle düelloya çıkacağız."

    istanbullular, haberi ilk duyduklarında şoke olmuşlar ama sonra, bu kadar mert bir padişaha sahip oldukları için gururlanmışlar. ertesi gün, yapılacak dövüşü izlemek için binlerce kişi toplanmış. Mehmet, elleri kelepçeli bir şekilde düellonun yapılacağı alana getiriliyormuş. halk, onu görünce yuhalamaya başlamış. iran ordusuyla birlik olup istanbul'a saldıran Mehmet'e karşı büyük bir öfke duyuyorlarmış. bir süre sonra, yuhalamaların yerini, "a-cem köpeği" tezahüratları almış. daha sonra, Süleyman'ın geldiği görülünce, "padişahım, çok yaşa" sesleri yükselmiş. Süleyman, eliyle halkı selamlamış ve atından inmiş. abisinin ellerinin çözülmesini emretmiş. Mehmet'in elleri çözülmüş. güzel birer kılıç ve kalkan verilmiş. iki kardeşin üzerinde de zırh yokmuş. dövüş, eşit ekipmanlarla yapılacakmış.

    ...
    ···
    1. 1.
      +2
      Domdom baba yaz baba
      ···
  16. 41.
    +1
    ...

    ilk hamleyi Mehmet yapmış ama Süleyman kolayca savuşturmuş. Mehmet, hem geçmişteki başarısızlıklarından dolayı hem de halkın ona olan düşmanlığından dolayı öfkeyle doluymuş. kılıcı ilk eline aldığı anda bütün öfkesini bileğinde toplamış. dövüşe çok agresif başlamış. kardeşini çok seviyormuş ama kendisinin alamadığı şehri kolayca almış olmasından ve halkın ona olan sevgisinden dolayı Süleyman'ı çok kıskanıyormuş. öfkesi ve kıskançlığı; sevgisine ağır basmış. dövüşü kazanmak için var gücüyle saldırıyormuş.

    Süleyman, abisinin bu kadar agresif dövüşmesine şaşırmış. yıllardır onunla dövüşürmüş ama onu ilk defa böyle görüyormuş. can korkusundan olduğunu düşünmüş. ne de olsa bu sefer ölümüne bir dövüş yapıyorlarmış. hayatı boyunca, abisini hiç alt edemediği için biraz endişeliymiş ama elde ettiği büyük zaferi düşünmüş. "onun başaramadığını, ben kolayca başardım. belki bileğim ondan güçlü değil ama aklımın ondan üstün olduğunu ispatladım" diye içinden geçirerek, kendi kendini cesaretlendirmiş. dövüşün başındaki agresifliğe karşı çok pasif kalan Süleyman, artık kendinden daha emin bir şekilde dövüşüyormuş.

    ...
    ···
    1. 1.
      +1
      Hızlı yaz üstat
      ···
  17. 42.
    0
    ...

    dövüşü kazanmak için aklını da kullanması gerektiğini anlayan Süleyman, abisinin hareketlerini gözlemleyip ezberlemeye çalışıyormuş. bunu yaparken konsantrasyonunu bozmadan, sabırla dövüşmeye devam etmiş... Mehmet, daha güçlü vuruşlar yapabilmek için bir teknik kullanıyormuş. Süleyman'ın vuruşlarını kalkanıyla karşıladığı anlarda, sağ eliyle kılıcını olabildiğince yukarı kaldırıyor ve aynı zamanda sağ ayağını da yerden kesiyormuş. sonra kılıcı Süleyman'a doğru savururken; ayağını, kaldırdığı yere değil, Süleyman'a doğru bir adım yaklaşacak şekilde basıyormuş. bu sayede vücuduna da ivme katarak daha hızlı vuruşlar yapabiliyormuş. dövüş içerisinde bunu defalarca tekrarladığı için; Süleyman bu hamlesini çözmüş. abisinin, bu vuruşu tekrar ne zaman yapacağını kestirmeye çalışmış. bu hareketi yapıyorken, abisinin tek ayak üzerinde olmasını fırsat bilip dengesini bozmayı deneyecekmiş... çok geçmeden fırsatı yakalamış. Süleyman'ın yaptığı hamleyi kalkanıyla savuşturan Mehmet, tekrardan güçlü vuruş tekniğini uygulamak için kılıcını ve ayağını çok hızlı şekilde kaldırmış. Süleyman, bunu farkedince hemen harekete geçmiş. çeyrek saniyeden bile az bir vakti olduğunu biliyormuş. abisinin karnına hızlıca bir tekme atmış. Mehmet, yere düşmemiş ama geriye doğru sendelediği için; kılıcını, Süleyman'a doğru değil, havaya doğru savurmuş. hamlesi boşluğa gidince, omzundan ve sırtından sakatlanmış. acı içindeymiş. neredeyse kılıcı bile elinden fırlayacakmış. güçlükle hakim olabilmiş.

    ...
    ···
  18. 43.
    0
    ...

    Mehmet, kısa sürede toparlanmış. kılıcını tekrar kaldırabilmiş ama inanılmaz bir acı çekiyormuş. her ne kadar belli etmemeye çalışsa da vuruşları çok cılızlaşmış. Süleyman, durumu anlamış. daha rahat saldırmaya başlamış. Mehmet'in kalkan tutan kolunda, bir sıkıntı yokmuş. bu yüzden hamleleri rahatça karşılayabiliyormuş ama diğer kolunda, kılıcı hareketsizce tutarken bile, müthiş bir ağrı duyuyormuş. uzun süre hiç vuruş yapamamış. bir süre sonra, tamamen saldırıya odaklanan Süleyman, gardını iyice düşürmüş. bu durumu fark eden Mehmet, son bir vuruş yapmak için fırsat kollamaya başlamış. "artık ne olacaksa olsun" demiş içinden. güçlü vuruş tekniğini uygulamak için enerjisini toplamış. Süleyman'ın seri vuruşlar yaptığı bir anda, çok kısa bir boşluktan faydalanıp hamlesine başlamış. Süleyman, bunu beklemediği için ancak kılıç kendisine doğru yaklaşırken farkına varabilmiş. vuruşu karşılamak için kalkanını hızlıca kaldırmış. Mehmet'in vuruşu o kadar güçlüymüş ki kalkan paramparça olmuş. kılıç ve kalkanın buluştuğu anda; Mehmet, yabani bir hayvanın kükremesi gibi bağırmış. sakat olan omzundaki acı, bu vuruşu yaptığı anda çoğalmış. sırtına ve koluna tamamen yayılmış olan acıdan dolayı, konsantrasyonu yok olmuş. parmakları çözülmüş ve kılıcı elinden fırlamış.

    ...
    ···
  19. 44.
    +1
    ...

    Süleyman, kalkanı kırıldığı için, kılıcını iki eliyle kavramış. abisinin kılıcının düştüğünü görmüş. Mehmet, büyük bir acı çekiyormuş. kendinde değilmiş. Süleyman, dövüşü sonlandırmak için hamlesini yapmış. kılıcını dik bir açıyla abisinin karnına saplamış. kılıç, Mehmet'in karnından girip sırtından çıkmış. o anda "heeey" diye bağırmış, kalabalık. binlerce kişi, zafer naraları atıyormuş. Mehmet, karnında saplı kılıçla, Süleyman'a doğru yaslanmış bir halde, son anlarını yaşıyormuş. Süleyman, abisinin kulağına eğilip, "hakkını helal et, abi" demiş. Mehmet'in gözleri kapalıymış ama hala hayattaymış. gürültünün arasından, Süleyman'ın sözlerini, güçlükle de olsa seçebilmiş. "helal olsun, kardeşim" deyip son nefesini vermiş. kafası, Süleyman'ın omzuna düşmüş. Süleyman'ın eli hala kılıcındaymış. sımsıkı tutuyormuş. abisinin bütün ağırlığı kılıca binmiş. Süleyman'ın gözlerinden yaşlar süzülmüş. sonunda, ağırlığa dayanamayıp kılıcını çıkarmış. Mehmet'in cansız bedeni yere yığılmış. Süleyman, gözleri yaşlı ve başı öne eğik şekilde kalmışken, bir anda, sırtında duyduğu acıyla irkilmiş. zafer naraları atan halk, Süleyman'ın sırtına saplanan oku görünce, bir anda sessizliğe gömülmüş. kimse ne olduğunu anlayamadan, ikinci ok da saplanmış. askerler ve halk, ikinci okla birlikte kendilerine gelmişler. koşarak padişahı çembere almışlar.

    ...
    ···
  20. 45.
    +1
    ...

    kalabalığın içinden birisi, tek katlı bir evin çatısını göstererek, "işte, orada!" diye bağırmış. gösterdiği çatıdaki adam, farkedildiğini anlayınca damdan atlayıp kaçmaya başlamış. kalabalık, adamın peşinden koşuyormuş. adam, çatıdan atlarken ayağını burktuğu için aksayarak ilerliyormuş. kalabalığın, adamı yakalaması bir dakika bile sürmemiş. insanlar, öfkeyle adamı tekmelemeye başlamışlar. askerler, kalabalığın arasına girip onları sakinleştirmeye çalışıyorlarmış. nihayet askerler, yerde yatan adamın etrafını sardıklarında; adam, hareketsiz şekilde yatıyormuş. yüzü gözü kan içindeymiş... bu sırada Süleyman, yerde kıvranıyormuş. ağzından köpükler çıkmaya başlamış. kollarını ve bacaklarını, hızlı hızlı çırpıyormuş. padişahın yanında olan tabip, işini yapabilsin diye beş kişi, Süleyman'ı tutmuş. tabip, Süleyman'ın kıyafetini yırtıp sırtını açtığında, donup kalmış. Süleyman'ın sırtı, kararmaktaymış. tabip, okların zehirli olduğunu anlamış. elinden hiçbir şey gelmemiş. Süleyman, dakikalar içinde canını teslim etmiş... saldırganın kim olduğunu anlamaya çalışan askerler, yüzündeki kanı yıkamışlar ama ağzı burnu paramparça olduğu için, hala tanınmaz bir haldeymiş. sonra aralarından biri cesedin kolundaki yanık izini farketmiş. kıyafetini iyice sıyırdıklarında, kolun tamamen yanık iziyle kaplı olduğunu görmüşler. anlamışlar ki bu, devrik padişah Hurşid'miş... o gün, o meydandan, üç taht varisinin cesedi çıkmış.

    ...
    ···
    1. 1.
      +1
      okumakta olanlar için not: arkadaşlar birinci kısmın sonu burası. yavaş yazdığımı biliyorum ama kafamı toplayıp yazmam gerekiyor. konsantre olup olayları beynimin içinde yaşıyorum. hikayenin devdıbının kurgusu kafamda ama iki tane karakterin geçmişi ve özellikleri hakkında bir şeyler eklemem gerekiyor. bir de buraya kadar yazdığım savaş, dövüş, aksiyon vb. sahneleri gibi süslemem gereken yerler var. bu yüzden devdıbının gelmesi birkaç günü bulabilir.
      ···
    2. 2.
      0
      Olum efsane lan helal olsun amk dassani yiyim domdom
      ···