-
51.
+3yine aynı şeyleri yaptık, okumaya tırsıyordum gördüklerimden sonra, ama içimi rahatlatmaya calısıyordum nasılsa 4 gündür rahattım demek ki artık gittiler, sadece bunun garantisi için yapmalıydık diye düsünüyordum, özellikle 4 gün bekledik, kendimi iyi gösterdim anne babama ki birazcık beni yalnız bıraksınlar da atakanla yalnız kalıp rahat rahat yapalım ayini diye o gece komşuya gezmeye gittiler biz de akşam ezanı okununduktan yarım saat sonra başladık cünkü hiç güneş ışığı kalmamalıydı, aynayı hazırladık, mumları yaktık, ışıgı kapattık, yine sadece mum ışığıyla başladık okumaya bir müddet kagıttan okudum, sol elimde tutuyordum yaktıgımız seyleri, aynı sekilde devam ettim, bir müddet sonra hafif rüzgar tekrardan cıktı, aynaya bakıyordum, aynaya baktıkca insanların neden hızlandıgını anladım onu burda söylemiyorum başınızı hiç derde sokmayın, bu sefer hiç gölge yoktu ama, onu görebiliyordum gelmişti bir tanesi kurtulmuştu ve nefretini yüzlerce kat cogaltarak geldi, kendini tanıt dedim, bu sefer ilk diyişimde cevabını verdi ben *** kabilesinden *** oğlu *** dedi, ne istiyorsun bizden dedim, yine cevabı aynıydı katil dedi
-
52.
+2odaya girdim, her yer simsiyah, aslında odaya girince yine bana bir oyun oynayacaklarını düşündüm, eskisi gibi korkmuyordum onlardan, çünkü okulumu mahvettiler, ailemi mahvettiler, en fazla ne yapabilirlerdi ki, herşey harabeye dönmüştü, ayağımın altında bir fazlalık hissettim, ayağımı kaldırıp baktığımda kolyem yerde duruyordu, ancak simsiyah olmuştu, kitabı arıyordu gözlerim ama o yangından yanmadan cıkması imkansızdı, kolyemin kapağını açtım, resmim hala duruyordu ancak, o ana kadar yaşadıklarımdan en ürkütücüsüydü belki de, resmimin alın kısmında o yazı vardı bu sefer rüya degildi herşey bizzat oluyordu, rüya ile gerçegi karıstırıyordum sanki, yazı kül ile yazılmıştı, kolyem kapalıydı, resim sağlamdı peki o yazıyı oraya kim yazdı neden yazdı, artık bu soruları sormuyorum, cünkü biliyorum onlar yaptı, hatta ismiyle söylersem 5 inin arasından yapan *** olmalıydı kesinlikle, bu kolyeyi hocaya arkaürmeye karar verdim, cebime koydum, babama hocaya gitmek istedigimi söyledim tamam oğlum dedi, benden cok o bıkmıstı ama birsey söyleyemiyordu iste, ne yapabilirdi ki, onlardan kime bahsedebilirdi, deli damgası yerdi belki de
-
53.
+2şu anda çok iyi arapça biliyorum şimdi düşününce çok iyi hatırlıyorum çağırdıgımızın neler söylediğini, sebebini bende bilmiyorum ama çağırdıklarımızın ya da biz istemeden gelenlerin hepsi arapça konuşuyorlar, arapça bilmeyen adamla da konuşabilirler siz onu anlarsınız, cevapta verebilirsiniz ancak bunu fiziksel bir olay olarak düşünmeyeceksiniz ben rüyamda konuşurken de babam yemin ediyordu arapça bağırdığıma, lakin o zamanlar tek kelime dahi arapça bilmiyordum, buna benzer şeyleri yaşamış olanlar bu durumu anlayacaklardır, adam sordu kimin katili diye, *** oğlu *** nın dedi, heryeri kapalı odanın içinde bir rüzgar geziyordu sanki, belki sadece bana öyle geliyor diye düsünürdüm bunu son zamanlarda gördüklerimden sonra ama mumların ateşinin bir o tarafa bir bu tarafa sallanması bunu kanıtlar nitelikteydi, uğultular geliyordu, duvarlarda zaten gölgeler hareket ediyordu, kanıtla dedi adam, kolye dedi çağırdığımız, çocuğumuzu öldüren, kolye takan ademoğlu dedi, atakan’ın bana verdiği kolyeden bahsediyormuş meğer, atakan denen şerefsizin kolyeyi bana vermesinin içine benim resmimi koydurmasının sebebi buymuş, adam bana baktı sen mi öldürdün dedi, hayır dedim bilerek ve isteyerek öldürmediğime yemin ederim dedim, adam gözlerini tekrar aynaya çevirirken ağzımdan o kelime pek istemeyerekte olsa çıktı, atakan dedim, o yaptı bunu dedim, atakan bana baktı gözleri kocaman olmuştu ama nefretle bakmıyordu bana, sadece korkuyordu, korktuğu ben değildim, çağırdığımızdı, adam atakan’a döndü, doğru mu bu dedi, atakan hiçbirşey demedi, yalan da demedi, ben öldürdüm de demedi, adam hemen size verdiğim kağıtları okuyun tekrar dedi, kendi de okuyordu ezbere, okumaya başlayınca yalancı dedi çağırdığımız, adam aynanın üzerine iyice eğildi, yüzü aynaya değiyordu, bağıra bağıra okuyordu, sadece yalancı diyordu çağırdığımız, o gün yaptığımız şey ve okuduklarımız ona cocuğun katilini verecegimize dair bir çağırma şekliymiş, yoksa gelmezlermiş, ondan dolayı adama yalancı diyordu, cünkü katili
-
54.
+2ne illeti dedim, oğlum dedi *** kabilesinden birilerinin çocuğunu öldürmüşsün, ne cocugu dede ne diyorsun dedim, hocanın ona verdiği bıcağı gösterdi, onlara karşı oğlum dedi yapılabilecek şey buymuş, bunu yanından ayırma oğlum dedi, biz seni yalnız bırakmayız hep yanında oluruz merak etme dedi, hocanın da yapabileceği tek şey buymuş dedi, ne olduğunu anlamıyordum, artık ne olursa olsun modundaydım, tekrardan dedemlerin evindeydik, akşam olmuştu yemek yiyoruz, hepimizde bir sessizlik var, yatma saatine yakın kapı çaldı, hiç unutmam 5 tane köylü vardı en arkadaki adamı tanımıştım ilk gittiğimiz ve bizi evinden kovan hocaydı, dedeme birşeyler dediler, dedem burası benim evim dedi bunu duydum sadece, sonra dedem yanıma geldi oğlum dedi hadi evinize gidin orda daha rahat edersin dedi, sadece tamam dedim, dedem dahi bunu yapıyor benden çekinip evinden kovuyorsa ne yapabilirdim, hiç birşey hissetmiyordum, neyim olduğunu dahi bilmiyordum, gecenin bir yarısı babam annem ben atladık arabaya kendi evimize doğru sürüyoruz, eve geldik, salonda oturuyoruz, annemle babam yalnız bırakmadılar o gece, sadece uyumasınlar istiyorum, bir anlık bile uykuya dalmasınlar diyorum, ancak insan onlar da uyuyakalmıştık üçümüz de, ta ki saat yine 2:30 u gösterene kadar
-
55.
+2bu sefer atakan'ın evinde yaşadığım deneyimden çok daha korkunç, çok daha derin tedirginliklere arkaüren bir deneyim yaşayacaktım, bunlardan habersiz sadece kurtulmak umuduyla okuyordum mumun yaydığı hafif ışıkta kağıdı, atakanın sesi, adamın sesi, benim sesim, o günahlar odasında birbirine karışıyordu, mumların ışıgı hafif hafif tiremeye başladı, adam ezbere okumaya devam ederek gözlerini açtı, okuyor okudukca aynanın ortasına bakıyordu birden gözleri dev gibi oldu, sesi hızlandı bagırarak okuyordu, mumların alevleri yükseldi dumanlar arttı odada hareket ediyorlardı duvarlardan net biçimde görülüyordu, artık içerdeydiler, hoca bağırarak adını sordu, *** oglu *** yım dedi, tekrar adını sordu *** oglu *** yım dedi, ne istiyorsun *** oglu *** dan dedi, benden bahsediyordu, adım anılınca icimdeki korku iki kat daha büyümüştü, katil dedi
-
56.
+2bize söylediği şekilde sandalyelere oturduk, sandalyenin biri boş kalmıştı, masada duran mumları yaktı, aynayı masanın üzerine *** şeklinde koydu, mumları tek tek *** şeklini elde edene kadar özenle aynanın üzerine yerleştirdi ve hepsini yaktı, biraz evvel birşeyler yazmış olduğu kagıdı ikiye böldü ve birini bana, birini atakana verdi, bunları o bize dediğinde aynı anda okumamızı söyledi, atakan'ın benden cok sey bilmesine, bu islerle cok daha alakalı olmasına rağmen yüzündeki korku ile karışık tedirginlikten, bu ritüelden ne kadar çekindiği belli oluyordu, onun bu tedirginlik dolu yüz ifadesine baktıkca icimde türlü korkular filizleniyordu, ancak burada bırakıp gitsem bu kabuslar devam edecekti, hiçbirşeyi halledememiş olacaktım, ne olursa olsun burada kalıp bunu yapacaktım, o adama ve bunların sebebi olan atakan'a güvenmekten başka elimden gelen birşey yoktu, adam ayağa kalktı, ışığı söndürdü, mumlardan biraz olsun aydınlanıyordu içerisi ancak yine o zifiri karanlık etkisini tamamen kaybetmemişti, geldi oturdu, tabaktaki malzemelere de bir kibrit çaktı, bize başlayın dedi, başladık okumaya, adam da gözlerini kapatıp ezberinden birşeyler okuyordu, lakin atakan ile adamın okuduklarını dinleyince üçümüzün okudugu seylerin farklı oldugunu duydum, bunu o zaman bilmiyordum üzerinde de fazla durmamıştım ancak şimdi çok iyi biliyorum ki, ücümüz de ayrı ayrı ritüel yapıyormuşuz, bunun nedeni ise uğraştıgımız şeylerin son derece güclü olmasından kaynaklanıyordu
-
57.
+2ambulansı aradık, kriz geçirmiş adam, ilk müdaheleyi yaparken hemşire bu yazı nedir dedi, bilmiyoruz tanıdığımız olur, ziyarete geldiğimizde böyleydi dedik, ıslak mendil ile sildi adamın alnını, bildiğin kül idi, hastaneye arkaürdüler ordan, yaşıyordu ancak o günden sonra düzelemedi, *** ruh ve sinir hastalıkları hastanesindeydi en son hala orda mı bilmiyorum, belki de yaptıklarının cezasını çekiyordu, bu karmaşanın ardından çağırdığımızın hala gidip gitmediğini bile bilmiyorduk, ne kadar nefret etsem de atakan'a ihtiyacım vardı, oturduk konuştuk, son çare kalmıştı, her ne kadar bir insan öldürmek kadar günahsa da, öldürecektik, ama bu sefer direk atakan'ın lafıyla hareket etmiyordum, çocuğu ne zaman öldürdüğünü sordum, kitapta bir ayin varmış, *** çocuğu öldürürsen onları kendine köle yaparsın diye, bu hırsla onlardan birinin cocugunu cagırmıs sonra öldürmüş, ama ters tepmiş, ters tepmemesi imkansızdı zaten, o zamanda düsünüyordum hala düsünüyorum bunlar tuzak bence, hırs ugruna insanın hayatını zehir eden şeyler , onlarla baş etmek zordu çünkü, atakan hırsları uğruna bunca belaya sebep olmuştu, içten içe ona olan nefretim yüzüne her bakmamda katlanarak artıyordu, ilk yaptıgı ayini tekrar yapacak onları cagıracak ve öldürecektik, isimlerini biliyorduk, bütün bunları konusurken telefonum çaldı, babamın sesiydi, dedemgilin köydeki evin alt katı ve ahırı yanmış, ölen yoktu ama evin çoğu harap olmuş, istersen köye bir gel oğlum dedi, atakan'ı buldum bu sefer kacırmazdım onu da yanıma alıp köye gittim, hic hoş karşılamadılar beni
-
58.
+2evin üst katında pek zarar yoktu ancak alt kat ve hemen bitişikteki ağıl bayağı yanmış harabe olmuş, vardığımızda üst katta dedem, babannem, annem ve babam oturuyorlardı, içeri girince dedem yüzüme dahi bakmadı, hoşgeldin bile demedi, babannem de gözlerini yere dikmiş halının desenini süzüyordu, kısacası benim orda olmamın ve yaşadıklarımın dedemin de babannemin de umrunda olduğu söylenemezdi, yanan evlerine acıyorlar suçlu olarak beni görüyorlardı, dedem yüzüme baktı, sadece bize zarar veriyorsun dedi, başkalarının yaptıkları neyse de öz dedemin böyle demesi fena koydu, ne yaptım dedim, bilerek isteyerek sana ne zararım oldu şu yaşıma kadar dedim, ev senin yüzünden yandı dedi, onları başımıza topladın, uğursuzluk getirdin dedi, kurban oluyum dede ben senin evine çakmak mı çaktım ateş mi attım, sen böyle yapma bari, bunları diyemedim içime attım, yangın da şöyle çıkmış, dedem inekleri yemlemeye gitmiş babannem o sırada mutfakta kahvaltılık hazırlıyormuş mutfağın kapısında dedemi görmüş, dedem gözlerini yere dikmiş ayakta duruyor öylece, babannem bakmış dedeme ne istiyorsun demiş, dedem hiç konuşmamış, konuşsana efendi niye tuhaf tuhaf dikiliyorsun orda demiş, dedemin babanneme bakmasıyla babannemin çıglıgı köyü kaplamış, gözlerinin ici alev doluymuş, bunu görünce babannem direk ayaklarına bakmış tersmiş o görüntüyle korkusu katlanmış dili durmuş, çığlığı duyan dedem ağıldan koşmuş gelmiş babannem kekeliyormuş ne olduğunu anlamaya çalışırken tam bu sırada ağıl alev almış ordan eve sıçramış 2. kata sıçramadan söndürmüşler, bunun suclusu olarak beni görüyorlardı bana destek vereceklerine zaten pgibolojisi altüst olmuş birine iyice ağır bir yük yüklüyorlardı
-
59.
+2dedemin tavırları, söylediği sözler babamın da ağırına gitmişti besbelliydi adamın halinden, o yaşına kadar saygısızlık yapmadığı babasına o an da ses etmedi, sadece, baba çocuk arkadaşıyla gelmiş biz eve gidelim sığmayız şimdi buraya yarın yine geliriz dedi, bunun bahane olduğu belliydi, yoksa koca eve 1 yatak fazla sersekte sığardık, annem, babam,ben ve atakan eve vardık, annem sağolsun ben atakanla üniversite okudugum şehirdeyken onla beraberken odamı temizlemiş, ancak yangının izleri yine belliydi boyanması lazımdı odanın, atakanla ben bizim odaya geçtik, annem yatmadan yanımıza geldi elinde o baş belası kitap vardı, kitabı verdi, oğlum odanda bulduk dışındaki sayfası kararmış ama kitap sağlam odanın köşesindeydi dedi, ama içi sağlam garip şekiller arapça yazılar var ne kitabı bu dedi, atakan da ben de şok olduk o yangından çıkması imkansızdı kitabın, hemen kitabı annemin elinden aldım, diyecek hiçbirşey bulamadım, kitap elimde anneme bakarken bir taraftan ne söylesem diye düsünüyordum, o sırada atakan imdadıma yetişti, benim büyük dedemden kalma bir günlük dedi, incelemesi için verdim dedi, ilk defa işe yaradı şerefsiz, nedense kitabı görünce atakan'ın gözleri iyice parlamıştı, zaten olmayan güvenim onun gözlerindeki kitaba karşı olan hayranlığı gördükçe daha da azaldı, yüzüğüne hayran gollumdan farkı yoktu adamın, belki kitap işimize yarardı, onları yok etmek, daha doğrusu öldürmek için daha kuvvetli şeyler olabilirdi içinde, annem iyi geceler diledikten sonra çıktı odadan, biz hemen kitabın içini açıp sayfalarını incelemeye başladık, gayet sağlamdı, bu da onların işimiydi hiçbir zaman öğrenemedim zaten bu kadar eski bir kitabın bu zamana kadar gelmesi de zor birşeydi demek ki birileri kitaba birşey olmasını istemiyordu, dikkatimi çeken şey atakan'ın direk bana bahsettiği sayfayı açmasıydı, kitaba elimi koydum, bilader dedim aklından ne geçiyorsa sonra yap, buraya beni bunlardan kurtarmaya geldik, benim işimi hallet sonra kitabını da al ne yapıcaksan yap, onla
-
60.
+2nihayet mutfaktaydım, musluğu açtım suyu dolduruyorum, bir taraftan musluğa sövüyorum niye bu kadar az akıtıyorsun diye, sürahi doldu musluğu kapadım arkamı dönmemle atakanı görmem bir oldu, sürahi yere düştü, betim benzim attı, bu noldu kardeşim dedim kusura bakma korkuttuysam falan dedi, dedim önemli değil bilader de ses vermeden niye geliyon gecenin köründe diye buna biraz atar yaptım, yaa işte susadım da kalktım falan diyor, nasıl sessizce yılan gibi ne ara geldin arkama da bekliyorsun diyorum içimden, tamam dostum iç suyunu dedim koridorun ışığını yaktım, atakan mümkünse koridorun ışığını söndürme benim odanın ampulünde arıza var az ışık veriyor dedim, ne diyim korkuyorum senden kapatma ışığı mı diyim öyle bi bahane uydurdum işte, gittim odama sabah ezanı okunana kadar sigara içtim düşündüm sigara içtim düşündüm, 1-2 saat uyuyup sabah işe gittim, düğün salonunda çalışıyordum iş rahattı aslında, öğrenci için parası da idare ederdi bahşişlerle falan iyi bile sayılabilirdi, benim aklıma girip çalışalım burda kalalım gitmeyelim memlekete diyen atakan ise ancak evde odasında vakit geçiriyordu eve gidince konuşacaktım biz bu yazı burda çalışıp para biriktirmek icin geciriyoruz, sen odandasın sürekli vaktine yazık diyecektim neyse akşam oldu o gece patron bırakmadı kürtlerin dügünü vardı iyi bahşiş verirlerdi benim de işime geldi açıkcası gece 1 gibi işten çıktım eve gidiyorum yürüyerek yarım saat falandı düğün salonunun uzaklığı bizim eve bu saatte otobüs yoktu yürüyerek eve varmıştım kapıyı açtım
-
61.
+2annem kapıyı açtı, suratı asıktı korku ile karışık bir şaşkınlık vardı sanki yüzünde, yalandan gülümsemeye çalıştı, girdik içeri, açmısınız dedi annem, dinlenme tesisinde çorba içmiştik o yüzden evde yemek yemedik, tv açmıyoruz, öyle üçümüz oturuyoruz, annem bişeyler düşünüyor gibi, ne oldu anne dedim, yok bişey oğlum dedi, ki anlarım kesinlikle birşey olmuştu biz gidince, sen dedim benden gizledikçe emin ol benim pgibolojim daha da bozulacak ne olduysa anlat dedim, babama baktı, sonra oğlum dedi, bugün biraz tuhaf şeyler oldu dedi, içerde uzandım yatıyordum, mutfaktan ses geldi dedi, kalktım baktım, tabakların hepsi yerde ocağın dört yeri de sonuna kadar alev almış yanıyor, ama gazı açma düğmeleri hepsinin kapalıydı gözümle gördüm dedi, musluğu açtım, ateşin üzerine döktüm dedi, daha önce hiç görmediğim şekilde bir duman çıktı sönünce dedi, hemen içinden bişeyler okumuş sonra içeri gelmiş, oturmuş bu olay biz gelmeden yaklaşım 1 saat önce olmuş, o yüzden hala şaşkınlığı üzerinden atamamış, ben içimden sövüyorum, ailemden ne istiyorsunuz onları rahat bırakın diye, baba dedim yarın ilk iş sabah kalkıp hocanın köyüne gidelim görüşelim tamam oğlum sen merak etme dedi, zaman geçmiş yine yatma vakti gelmişti
-
62.
+2girdik içeri, yaşlı adam tesbih çekiyordu uzun bir tesbihi vardı, kapıyı açan genç kadın buyrun oturun dedi, evde kanepe koltuk yok, sadece yerde minderler var sırt yaslamak için de uzunca bir sedir gibi bişey var, oturduk hoca halen tesbih çekip içinden bişeyler okuyor, sonra dedem selam verdi adam 10 saniye kadar okumaya devam ettikten sonra dedemin seldıbını aldı, kimseden çıt çıkmıyor, hoca birden bana döndü ve yaklaş dedi emir kipiyle, babam kafasıyla kalk işareti yaptı, ağır ağır ilerledim hocanım önüne, otur dedi, oturdum, bak dedi, baktım, gözleriyle gözlerime 10 saniye kadar dik dik baktı, türkçe olmayan bişeyler diyordu bana doğru bakarak, sadece bakıp birşeyler söylemeye devam etti ben yere bakıyorum sadece, gelini olduğunu tahmin ettiğim kadını çağırdı, birşeyler söyledi, kadın getirdi, 1 bıçak 1 kağıt 1 kalem 1 tas içinde su 1 de iğne getirdi, adam kağıda birşeyler yazdı ince uzun bir kağıttı, bu kağıda yazı yazdıktan sonra büktü büktü, makasla belli parçalar halinde 10 parçaya kesti, suyun içine attı, ama ağzı hiç durmuyor sürekli birşeyler mırıldanıyor, suya baktı birden gözleri faltaşı gibi açıldı ve bana baktı, iğneyi aldı, kolunu uzat dedi, hiç birşey demeden uzattım, koluma küçük küçük 5 delik açtı, hepsinden toplu igne başı kadar kan aktı, bu kanı tasdaki suyun içine akıttı, parmağıyla bu suyu karıştıdı, sonra sen çık dedi bana, dışarı çıktım, 5 dakika kadar sonra dedem ve babam yanıma geldiler, suratları düşmüş, arabaya bindik hiç konuşmadan, sonra arabada dedem, oğlum dedi sen bu illetlere nerede bulaştın
-
63.
+2mutfaktan getirdiğim *** ları yaktı, kitaptan kopyaladıgı sözleri yaktı, ikisini de aynanın üzerine gelişigüzel serpiştirdi dikkatimi şu cekmisti birazını elinde tuttu yaktıgı seylerin, mumları yaktı, işi bilen oydu, adam odasında geçirdiği vakitlerde bildiğin büyücü gibi olmuş diye düsündüm kendi kendime, başlayalım dedi ikimiz de aynı anda okuyorduk, karşılıklı oturuyorduk, biz okudukca tekrardan evin icine giren rüzgar artıyordu, mumların üzeri titriyordu, bir müddet sonra ise yine duvarlarda gölgeler hareket etmeye basladı, rüzgar arttıkca, gölgeler çogaldıkça atakan aynaya dogru kafasını yakınlastırıyordu, bu bir refklesmiydi bilmiyorum diger adamda aynısı yapıyordu cünkü, aynaya yüzü değdi değecekti, kendi suretine bakıp okuyordu, ben ona eşlik ediyordum sadece, belki ben kendi suretine doğru okuyor zannediyordum, belki o aynada gördüğü kendisi değildi, cünkü aynadan korkarak okuyordu, sanki biri ona bakıyordu, hızlandı hızlandı, benden ayrıldı kendi kendine cok hızlı sekilde okuyordu, okumanın sonuna geldigimizi surdan anladım, isimleri söyledi diger adam da en son isimleri söylemis sonra susmustu, atakan sustu, o hızdan eser kalmadı, sadece yüzünü aşagıya eğdi aynaya bakıyordu, birden kafasını kaldırdı, konuştu, kendini tanıt dedi, ben hepsinde sadece sözleri söyleyendim onların bildiklerinin hicbirisini bilmiyordum, denileni yapıyordum, bunu da sadece kurtulmak icin yapıyordum, birden niye sessizleşiyorlardı nasıl hissediyorlardı asla bilmiyorum, kitabı veren adamın orda yaptıgmız gibi rüzgar yoktu ayna hala saglamdı, ses gelmedi, kendini tanıt dedi atakan, bu sefer uğultu geliyordu tıpkı kitabı veren adamın orda olduğu gibi, ama daha hafifti, *** oğlu *** yım dedi, bizden ne istiyorsun dedi tekil konusuluyor ama 5 taneydi, en güclüleri cevap veriyordu hepsinin adına o konuşurdu digerleri duvarda hareket ediyordu, yine aynı şeyi diyordu, katil dedi sadece, rahat bırak bizi *** oğlu *** dedi ceddin adına, kabilen adına emrediyorum dedi atakan, o anda hic bek
-
64.
+2malzemeleri adama verdim, arka tarafta bir oda vardı 30 m2 civarı bir odaydı bu, ancak penceresine tuğla ördürmüştü bu odanın, iç bunaltıcı ve zifiri karanlıktı, ışığı açtı biz odaya girerken, ışıgı açmasına rağmen o iç bunaltıcı bir atmosfer hakimiyetini kaybetmemişti, belki de bunun sebebi daha önce burada sayısız kere gerçekleştirmiş olduğu ritüellerdi, o günahlar tıpkı örümcek ağları gibi yuvalanmıştı belki bu odanın her bir köşesine, genel hatlarıyla boştu oda lakin bir köşede duran masa ilk etapta göze çarpan şeydi, detaylı olarak odaya göz gezdirince yönü duvara çevrilmiş yerde duran büyük bir boy aynası, 4 sandalye ve masanın üzerinde duran kağıt kalem, mumlar, ve çukur bir tabak göze çarpıyordu, adam sandalyelerden birine oturmadan ayak üstü benim getirdiğim malzemeleri masanın üzerine koydu bunları ayrıştırıp tabağın içine koydu, masanın üzerinde duran kagıtlardan birine yine masanın üzerindeki kalem vasıtası ile yazmaya başladı, ben sadece izliyordum, atakanın yaptıgından çok daha ciddi bir ritüel olduğu bu kadar hazırlıktan belliydi, sandalyelere oturmamızı söyledi, o dakikaya kadar ne olursa olsun diyen ve korkularımı bastırmış olan ben artık iş bu noktaya gelince yaşadıklarıma, gördüklerime ve kabuslarıma rağmen içimdeki ürpertiye hakim olamıyordum
-
65.
+2bilader dedim şu an seni anlamakta zorlanıyorum dedim, yani senin şu anda yaptıkların ve benim yaptıklarım dedim, normal şeyler değil dedim, senden tek isteğim bu kabuslardan kurtulup eskisi gibi olmak dedim, eğer benden rahatsız oluyorsan evi ayıralım sen kal burda ben giderim dedim, bak dedi bunlar güclüler dedi, sen istedin dedi, ulan dedim ben neyi istedim dedim sen zorla beni bu olaya şahit yaptın dedim, hayır dedi ben sana her seferinde sordum, sen tamam diyerek buna dahil olmayı kendin seçtin dedi, ailemi arıyorum bilader dedim sen normal degilsin dedim, aradım evi, bizimkiler köydeymiş, üzüm kaynatmaya gitmişler, bilen bilir pekmez yapıyorlar yani, ben geliyorum dedim, niye falan dediler, patronla anlaşamadık boşuna burda durmayım falan dedim, iş yerine gittim hesabımı kapattım, eve hiç ugramadan direk terminalden otobüse bindim, memlekete vardım, ordan köy otobüsüyle köye vardım, babamlar dedemgilin evde olurdu direk vardım eve, oturduk sohbet ediyoruz, biraz bu olayı çıtlattım yani kötü rüyalar görüyorum dedim, köyün hocası var, ona zütürelim dediler bişeyler yazar belki falan dediler
-
66.
+2vardık şehre, babam ev sahibini aradı anahtarı istemek için, adamla buluştuk, hayırdır eşyalarınızı toplamıştınız dedi, birkaç şeyi unutmuşum dedim, adam pek yemedi ancak mecburen verdi anahtarı, birkaç saate getirriz dedik, eve vardık, kapıyı açtık, ilk gözüme çarpan atakan'ın odası olmuştu, kapısını açtım, bomboştu, toplayıp arkaürmüştü eşyalarını, biraz ürperdim herşeyin başladıgı yer orasıydı çünkü, kendi odama rüyalarımı gördügüm yere gittim, burası da bomboştu, dışarı baktım, rüyalarımdaki sokaklar, ancak bu sefer insanlar dolaşıyor, gökyüzü mavi, rüyalarımı hatırlamaya çalışıyorum, tam olarak nasıl başladığını, yataktan kalkıyordum, dışarı bakıyordum, ilk pencerenin önünü inceliyordum, hiçbirşey yoktu, odanın kapısının altını inceledim orada da birşey yoktu, son olarak yatak koyduğum yerin altındaki parkelere baktım, parkelerden birinde ufak bir delik vardı, elimi soktum, elime bir kabuk geldi, içinde ölü bir kurt vardı, birazcık toprak, birde kücük kagıda arapça harflerle birşeyler yazılmıştı, o an beynime dank etti, bu şerefsiz onları bana bulaştırmak istemişti, niye böyle birşey yapıyordu peki, her zaman yüzüme gülen adam bunu niye yapmıştı, hemen babama dedim, atakan'ı bulalım diye, ilk hastanaye gittik, doktor taburcu olalı çok olduğunu söyledi, ailesini aradık, ailesine üniversite okuduğumuz şehirde çalıştığını, herşeyin yolunda olduğunu söylemiş, aklıma bir kişi geldi o anda, atakan'ın benden başka çok takıldığı bir çocuk vardı, akif diye, onun evine gittik babamla
-
67.
+2atakan'ı kovduğunun gecesinde yatmaya yatağa gitmiş, pencereden biri tıklatmış, dönmüş bakmış kimse yok, pek bu tür şeylere kafa yormadığı için üstünde durmadan tekrar uyumaya koyulmuş, ancak kısa süre sonra tekrar pencere tıklatılmış, gitmiş pencerenin önüne açmış camı kimse yok camı kapatmış, banyoya elini yüzünü yıkamaya gtmiş, aynaya bakarken alnında birşey görmüş bunun birkaç saniyelik birşey olduğunu söylüyor, arapça birşey yazıyormuş kül gibi siyah birşeyden, gözünü kapatıp actıgında hicbirsey yazmıyor, titriyormuş banyoda olduğu yerde kendini odaya zor atmış, girdiğimde pencere açıktı diyor, kendim açık bırakmadığıma da eminim diyor, o gece sabaha kadar oturmuş, sigara içmiş, o gün staj yaptıgı yere gitmiş akşama kadar o gece olanları düşünmüş akşam mecburen geri eve gelmiş, kapıyı açmış, koltuğunda biri oturuyor, gözlerimi kapatıp açtım diyor yine gitmedi diyor, koltukta oturan kişi yüzünü buna dönmüş, kendisini görmüş o anın korkunçluğunu tarif edemem diyor, bir süre kendine bakmış ancak gördüğü suretinin gözleri alev gibi ayakları tersmiş saniyelik diyor öyle iğrenç birşey ki diyor saniyelik ama cok uzun geliyor diyor, çıglık atmış komşular filan gelmiş, halüsinasyon gördün falan demişler rahatlatmaya calısmıslar da adam rahatlarmı bu durumda, komşuları bir müddet yanında durduktan sonra gece yarısı herkes evine gitmiş, ancak boş ögüt vermişler akif'e, onun o anda ihtiyacı olan sabaha kadar yanında olacagı birileri, ancak komşuları gittikten sonra tekrar başlamışlar
-
68.
+2gittim odama hiç yanına uğramadım, bu sefer atakan benim kapımı çalmıştı, açtım bana merhaba falan demeden direk şunu sordu, neden odama girdin dedi, öyle bir bakışı vardı ki bana, 10 saniye böyle dondum kaldım resmen, ben girmedim dostum akşama kadar işteydim dedim, yalan söyleme dedi bana söylediler dedi, niye girdin odama dedi, biz bu evi tutarken birbirimize saygı duyacağız dememişmiydi dedi, kim söyledi ne diyosun sen ben girmedim dedim, bak dedi odama girdğini biliyorum ancak bir daha odama girersen buna pişman olursun dedi, ne diyosun bilader dedim napacaksın dedim, gülümsedi o nefret gitmiş yerine alaycı biri gelmişti sanki, sadece beni rahat bırakmanı istiyorum dedi, iş falan buldun mu dedim o an ne alakaysa sadece konu değişsin istedim, cevap vermedi odasına gitti, oturdum yine yatağa utanmayla karışık bir tırsma vardı, kim söylemişti ona odasına girdiğimi neden bu kadar tepki vermişti
-
69.
+2ben bir dönem nuran diye bir hatunla takılmıştım, bu kızla takılma hadisesi de şöyle oldu, eve yeni çıktığımız zamanlar bu kızı sahilde görürdüm devamlı içerken, o da mal apaçi arkadaşlarıyla takılırdı sahilde, arada beni kestigini farkediyordum, arkaüm de kalkmıyor değildi hani, o zamanlar atakanla cok sık takılırdık yeni ev arkadaşı olmuşuz kendimizi bişey zannediyoruz, genelde beraber içerdik yani yedigimiz ictigimiz ayrı gitmezdi, birgün gidip kıza açıldım, birkaç günlük birşeyler yaşadım yani biraz da şerefsizlik diyebilirsiniz yaptığıma, eve attım bikaç kez sonrasında bıraktım bu kızı, meğer bizim atakan bu kızdan hoşlanıyormuş gerçekten ciddi birşeyler düşünüyormuş ama ben kıza açılınca laf etmemiş, saygı duymuş, taaki ben kızı eve atıp sonra kızı bırakana dek, tam da onun odasına kapandıgı zamanların başına rastgeliyor bu olay, ondan sonra yüzüme gülmüş ama benden nefret etmiş, bu kitabı almasında da bunun etkisi çokmuş, zaten ailevi problemleri olan biriydi, beni kendisine çok yakın görürken bu yaptığımı yedirememiş, ee ben bilseydim asla o kızla birlikte olmazdım, atakan bir taraftan ağlıyor bir taraftan anlatıyordu, peki dedim hala nefret ediyor musun benden
-
70.
+2alarm çaldı uyandım, ter içindeydim sürahiyi kafama diktim, artık iyiden iyiye pgibolojim bozulur olmuştu, rüya ile gerçeği yaşıyordum, o gün gelince atakanla konuşmaya karar verdim, kafamdaki herşeyi soracaktım, aklıma gelip bir türlü dillendiremediğim şeyler vardı, ona odasına girdiğimi söyleyenler kimdi, o resimde ki boncuklar neydi, mumlar neydi, odadan niye çıkmıyordu, kafamda bir sürü tilki dolaşıyordu, işe gittim akşama kadar bu düsünceler icinde calıstım, salondan 1 büyük rakı arakladım getirdim gece eve geldim, kapısını caldım açtı, biraz salona gelirmisin dedim niye dedi, sadece muhabbet etmek istiyorum dedim, biz her gece icerdik, bak rakı aldım içeriz dedim, pek canım istemiyor ama biraz oturabiliriz dedi, gittim salona mutfaktan 2 çay bardağı aldım, bekliyorum bunu, geldi bu, odana girdiğim için özür dilerim dedim, yaptığım hataydı ancak senin adına endişeleniyordum dedim, endişelenme asıl kendi adına endişelen dedi, bak dedim ben sana yardım etmeye calısıyorum, 1 seneye yakındır en yakın arkadasımsın dedim, odana girdiğimi kim söyledi dedim, gözlerime baktı hafif tebessüm etti, kolye ile mumları merak ediyorsun değil mi dedi, mal gibi durdum bakıyorum ona, tamam söyleyeceğim dedi, gel dedi, odasına gittik
-
aşiretinizi ayrı kabilenizi ayrı ailenizi ayrı
-
sözlügü birakiorum beyler
-
gök tengri şahitdir ki kurdun dişine kan değdi
-
aylık 15 dk sı ücretsiz olan vpn ile
-
anama sövselerde popülerim
-
o teneke kafanıza
-
kafkasman in silinmesini doğru buluyorum
-
26 02 25 emekçiyle bir seans
-
benim arabam playstationum olmayacaksa
-
alllaaah acı içindeyim lan
-
şaşiyorum beni taşıyan dize
-
teşekkür etme 50 euro yolla
-
seçimimizi sarışından yana yaptık
-
çocukluk travmalarım sırayla önüme çıkıyor
-
bu sene de harikulade ramazan içerikleriyle
-
bana ek gelir lazimmm
-
kıza bi iki destan yazdım
-
melek dayıya özelden penisimi attım
-
gran torino evden çıktığın anda
-
film önersenize beyler lan
-
nasyonel burom
-
hindistandan oyun instagramvs hesapları alıp
-
instagramdaki güzel hayatları görünce
-
corpse ayagının terini emeyim
-
işyerine bi dişi başlayacaktı
-
beyler bazen kadinlar gibi hissediyorum
-
travesti sken adama saygı duyarım
-
corpse bride pm den mantarımı attım
-
ben ingilizim olum türkler düşünsün
-
pussy görünce guduruyonuz lan
- / 2