/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 26.
    +6
    Hava aydınlanalı 3-4 saat olmuştu. Hep gri olan havaya bir de sis eklenince kayda değer bir aydınlanma olmamıştı. Hoş, olsaydı bile dışarıya zaten çıkamayacaktık. Dışarıya çıkmak demek gereksiz hareket demekti ve bu da açlığı getirirdi. Olduğumuz yerde yatmaya devam ediyorduk. 1,5-2 saat geçtikten sonra çadırımızdan çıktık. Artık günde bir konserve yiyeceğimiz için sadece oğleden sonra yapıyorduk o tek öğünü. Çıkardık hepsini bir çırpıda yedik. Karnımız az da olsa doymuştu. Tekrar girdik çadıra. Akşam yine doğrulup bisküvilerimizin yarısını yedik. Bu bizi susatmıştı. Suyumuzu idareli kullanmalıydık. Çok şükür montumuzun içine koyduğumuz mataralardeki su donmamıştı. Birkaç yudum içtik ve ardından uzandık. Bugünü de böyle bitirmiştik.
    _________________________________________________________________________

    Ertesi gün yine gün ışıyordu. Yata yata sıkılmıştık. Acıkacağımızı bile bile kalkıp hafif tempo koştuk 30 dakika kadar. Bu bize iyi gelmişti. Çadıra gidip son konservelerimizi de yedik. Artık yalnızca ikimizde de 1,5 paket bisküvi kalmıştı. Suyumuzu da o hararetle içtiğimiz için tükenmişti. Artık tehlikenin kısmen de olsa geçmiş olduğuna kanaat getirdik. Hava daha çok kararmadan biraz daha odun toplamalıydık. Alçaktaki tüm dalları kestik. Ama artık ateş yakmak için tutuşturacak bir süngerimiz yoktu. Aklıma çantam geldi. Evet. Çantamın boşalan yiyecek kısmının cebini kestim. ince ince şerit şeklinde bıçakla parçalara ayırdım. Yapabildiğim yerleri ipliklerine kadar parçaladım. Sonra bir ağacın gövdesini oydum bıçağımla. içinden irice bir parça çıkardım. Sonra o parçayı ince ince doğradım. Olmuşlardı. Bunlar bildiğiniz çıraydı.

    Çadırın ağzınan 15-17 metre mesafesine yaptığım çıralardan birkaç tane, üstüne kumaş parçalarını ve ipliklerini, onun da üstüne tekrar birkaç çıra koydum. Sonra daha önce yaptığım gibi içe inceler, dışa kalınlar gelecek şekilde odunları çadır yeklinde yaptım ve fire starter ile altını tutuşturdum. işte olmuştu. Daha da çıramız vardı. Tek yapacağımız gece nöbet tutup ateşi devam ettirmekti.

    Pgibolojimiz iyiye gitmiyordu. Arkadaşlarımızı kaybettiğimiz gibi artık küçücük bir tünelde barınıyorduk. Üstümüzdeki baski hissini kaldırmak için memleketimizde, akrabalarımızdan, planlarımızdan, duyduğumuz bildiğimiz komik hikaye ve olayları anlatmaya başladık. Bu biraz daha iyi gelmişti. Bugünü de böyle bitirip çadıra geçtik
    Tümünü Göster
    ···
    1. 1.
      -2
      Önceden hazırla kopyalayıp at amk
      ···
  2. 27.
    +4 -1
    Yarın son iki parçayı da atıp bitiriyorum. iyi akşamlar.
    ···
    1. 1.
      0
      Amk son iki partı bu gece niye atmiyosun
      ···
      1. 1.
        +1
        çünkü prim yapmak bunu gerektirir
        ···
  3. 28.
    +7 -2
    Beyler prim yapmak gibi bir amacım yok. Şuku bana hiçbir şey kazandırmaz. Trende girmek gibi bir derdim olsaydı da zaten başlık trende girdi. Öyle bir derdim de yok.

    Dün gelen arkadaşlarım sağ olsunlar saat 4.30'a kadar oturdukları için gözlerimden uyku akıyor. Yarın görüşmek üzere.

    iyi geceler.
    ···
    1. 1.
      +1 -2
      ya dıbınakodum ilk başta ciddi sandım okudım edebiyatını anlatışını gibiyim öncelikle. beyler girin adamın mesajlarına bakın ona buna kölem demiş bu adam mı devlet dairesinde çalışıyo aq.bunun adı primcilik inci olarak milliyetçi vatansever kişileriz böyle şeylere merakımız var suistimal ediyon aklınca
      ···
      1. 1.
        +3 -2
        Ne yapayım yani? Ben incisozluk yazarıyım. Kölelik buranın raconunda var.

        Devlet dairesinde çalışıyoruz diye insan değil miyiz amk?
        ···
    2. 2.
      +2
      arkadaşlarınla sex partisi mi yaptınız lan ipne anlat işte amk
      ···
  4. 29.
    +8
    Yarım yamalak uyku uyumuştuk. Hava aydınlandıktan 2-2,5 saat sonra çıktık çadırdan. Geceki sisin çoğu dağılmıştı. ilk işim çantamda olan sağlık kitimi alıp yaramın sargısını ve içindeki bezi değiştirmek oldu. Ardındandan bisküvi paketlerimizi açtık ve yarımşar paket yedik. Artık 1'er paketimiz kalmıştı. Ateşi yeniledik. Yine odun toplayacaktık. Beraber toplamamız hem daha kolay oluyordu hem de can sıkıntısını azaltıyordu. Ağaçların alt dallarını kestiğimiz üstlere uzanmamız gerekiyordu. Benim bacağım sakattı. Yavuz, ağaçların gövdesine bowie'sini saplayarak bıçağı merdiven gibi kullanıyor, üstüne basıp yukarıdaki dalları kesiyor-kırıyordu. Ben de attığı dalları bir yere topluyordum. Böyle böyle 2 saate yakın zaman geçti. Odunları çadırın önüne taşıyıp bir yere üst üste koyduk. ikimizin de karnı acıkmıştı. 1'er paket bisküvi ikimize de yetmez, bu böyle gitmezdi. Hayat-ı idame eğitimlerinden aldığımız yiyecek bulma dersini uygulayacaktık. Şanslıydık ki yanımızda silahlarımız vardı. Av yapacaktık.
    _________________________________________________________________________________

    Tavşan-tilki-kurt-geyik-ceylan, gerçi ne bulursak yiyecektik. Kuş vuramazdık, elimizde sadece M4 tüfek ve Sig Sauer tabanca vardı. Allah'a şükür ki tüfeklerimizin üstünde ACOG'larımız vardı. Yavuz ağaçlardan birine çıktı. Ben ise tepede bulunan bir yere konuşlandım. Hedefi beklemeye başladık. 1 saat hareketsiz... Geçen bu 60-70 dakikadan sonra yaklaşık 170-190 metre ilerimde bir tavşan hoplaya hoplaya geziyordu. Allah'ın bize gönderdiği bir lütuf olmalıydı bu. 3 saniye bekledikten sonra yavaşça tetiği ezdim-ezdik. ikimizin de aynı anda ateş ettiğini Yavuz'un "işte bu" diye bağırmasından anladım. Aynı tavşanı vurmuştuk!
    ···
  5. 30.
    +4
    Eve daha yeni geldim. Yemek yiyeyim, son part'ı atıp bitiriyorum.
    ···
    1. 1.
      +1
      Yer neresi panpa onu söylemedin
      ···
  6. 31.
    +8
    Bir tavşanı paylaşamayacak değildik. Allah vere de büyük olsaydı. Yavuz ağaçtan inerken ben de tavşana doğru seke seke, bata çıka gidiyordum. Yavuz ağaçtan inip koşunca az bir farkla beni geçti. Yavşanın yanına vardığımda tavşanın tavşana benzer bir yanı kalmamıştı. iki adet 5.56 mermiyi yerse normal. Allah'a şükür ki tavşan iri bir tavşandı. Öylece kaldırıp çadırın önüne zütürdük. Derisini bağırsaklarını ve benzeri pislerini temizleyip onları bir yere ayırdık.

    Sıra gelmişti ziyafete. Etleri ince dallara geçerip, ateşte kebap gibi pişirdik. Uzun zamandır et yemediğimiz için bu bizi kendimize getirmişti. Artırmıştık bile. Artanları yabani hayvanlardan korumak için yattığımız yere, baş ucumuzdaki karlara gömmüştük. Deri gibi parçaları ise yaktık. Karnımızı doyurduktan sonra dolaşmaya çıktık. Uzaklarda tek sıra halinde boncuk boyutunda insanların yürüdüğünü gördüm. Yoksa bunlar bizi arayan ekip miydi? Yavuz'a işaret ettim. Hemen koşup çadırdan dürbünlerimizi aldık. HAYIR. Bunlar teröristlerdi.

    içim içime sığmıyordu. Bu kansızların yerini bilip de onları gebertememek bana çok koyuyordu. Atış mesafemizde değillerdi ama olsun. Üstelik bu duruma onlar yüzünden düşmüştük. Arkadaşlarımız şehit olmuştu... Oflayarak çadıra döndük, 1 saat civarı sonra da hava da kararmıştı. Uzandık ve yine nöbetli uyuyacaktık.
    _______________________________________________________________________________________________

    Sabaha doğru ben nöbete geçtim. Ateşi yenilerken gün de yavaş yavaş ışıyordu. Biraz dışarı çıktım. Uzaklardan, çok uzaklardan helikopter sesi geliyordu! Pata pata pata pata... Ve sesin giderek arttığına da bakılırsa bize yaklaşıyordu! Hemen çadıra girip Yavuz'u uyandırdım. Tekrar dışarı çıktık. Artık helikopter görünür olmuştu. Heyecanla ateşte yanan odunlardan birer adet alıp sallamaya başladık. Giderek yaklaştı. Ve 3-4 dakika sonra yakınlarda bir yere indi. BiZi BULMUŞLARDI! KURTULMUŞTUK! Helikopterden önce bizim bölükten sorumlu Binbaşı atladı. Üstümüze doğru koşarak gelip ikimizi de kucakladı. Gözlerimiz doldu. Ağlıyorduk! Ardından birkaç Astsubay (1 kıdemli başçavuş 1 başçavuş ve 2 kıdemli üstçavuş) ve 3 de er inmişti. Hepsiyle kucaklaştık.

    Binbaşı bize dönüp ağlayarak; "neredesiniz oğlum siz?" dedi. Biz de yarı güler yarı ağlayarak "buradayız komutanım" diye cevap verdik. Binbaşı yine ağlarken "devdıbınız nerede sizin" dedi. iste o anda ikimiz de hüngür hüngür ağlamaya başladık. Binbaşı ve diğerlerinin de bizi anlayıp gözleri doldu. Enkazın yerini bilmiyorlarsa diye gösterdik, ardından bize gelen helikoptere bindik.

    Bizim işimiz işte böyleydi; helikopterle geldik, helikopterle dönüyoruz. Her ne kadar onunla bu hale düşmüşsek de devam ediyoruz. Engellerin üstüne gidiyoruz, aşıyoruz. Korkuya, duygusallığa yer yok. Biz bu yola canımızı ortaya koyarak çıktık ve aynı yolda koşar adım yürüyoruz...
    Tümünü Göster
    ···
  7. 32.
    +40
    Bu öykü, tahmin ettiğiniz gibi yaşanmış bir olay değildir. Yaşanabilecek bir olaydır. Bunu yazmamın sebebi; mesleğin zorluklarını ve kursunu aldığım hayatta kalma tekniklerini anlatmaktı.

    Siz de değerli kardeşlerim; eğer Asker-Polis olmak istiyorsanız bunları göz önünde bulundurun. Mermilerden korkmayın; tek kurşunla ölmek iyi, hiçbir şey hissetmezsiniz; donarak ölmek de yine iyi, uyuyarak ölürsünüz. Siz; yanarak, boğularak, yüksekten düşerek, işkence görerek ölmeyi göze alın.

    Bu öyküyü tüm Şehit-Gazi olan TSK ve Emniyet personellerine armağan ediyorum.
    ···
    1. 1.
      +4
      helal olsun sana be
      ···
    2. 2.
      +3
      Güzeldi ağzına sağlık dili olsun konu olsun anlatim olsun gercek ya da kurgu farketmez ağzına sağlık panpam
      ···