-
76.
+4idil’le Neler Yaşandı ???Tümünü Göster
Yıllar yıllar önce, daha henüz 5-6 yaşlarındayken önceden oturduğumuz yer olan Çiğli’den şimdiki yerimiz Karşıyaka’ya taşınmıştık. Taşındığımız yer bi göçmen mahallesiydi, çoğu Makedon göçmeni olmakla birlikte Yugoslav göçmenleri falan da vardı aralarında. Mahalle o kadar geniş, o kadar göçmendi ki şöyle genel açıdan bakacak olduğumuzda aralarındaki tek Türk biz olabiliriz diye düşündüm. Zenci mahallesindeki Eminem gibiydik anlayacağınız. Taşınmamızın üzerinen birkaç gün geçmiş evimize yerleşmişken annem mahalleyi dolaşmak, birazcık keşif yapmak istemişti. 5 yaşında bir binim, elimden tuttuğu gibi benide çıkarmıştı tabii yanında. Etrafa bakındıktan sonra yıllar yıllar samimiyet kuracağımız mahalle bakkalımız Yusuf abinin dükkanına girdik. Dükkanda bizden başkalarıda vardı. Bi anne bi kız alışveriş yapmak için oradalardı. Ufak kızın gözleri o kadar ışıltılı o kadar parlaktı ki dikkat çekmeyecek gibi değildi. Annem kıza hayranlıkla yaklaşıp sevmeye başladı, yaşıt sayılırdık. “Maşallah ne tatlı, ne güzel bi kızsın sen böyle Allah bağışlasın” dedikten sonra annesiyle de hafif bir tanışıklık yaşayıp alışverişe devam etti. O zamanlar çocuk kafasındayım, tabii ki bişey düşünemem. Ama bildiğim şey kızın gerçekten güzel olduğuydu. Sonradan öğrendik ki bu anne-kız bizim taşındığımız yerdeki karşı komşularımızdı. Ve o küçük kız idil’in ta kendisiydi.
Karşı komşu kızıydı o, idil’di. Aramız çok iyiydi, ama bi o kadarda gıcıktık birbirimize. Aileler birbirini tanımış, tanışmış, komşuluk bağları aşılmış artık aile gibi olmuşlardı. Biz de öyle. Her günümüz, her buluşmamız birlikte geçiyordu. Her ne kadar hayatımıza birileri girip çıksa da çocuk haliyle çok uzun sürmüyordu. Ben onunkileri kıskanırdım o da benimkileri. Ama sonuç hiç değişmezdi, hep biz bize kalırdık. O benden 1 yaş küçüktü ayrıca. Bi gün oturup ciddi ciddi konuştuk bu durumu. Madem birlikteydik, madem böyle yakındık ve madem seviyoduk birbirimizi neden denemeseydik ki ? Evet, olmazsa eğer aramızdaki bağlar taka saracak, komşuluk durumlarıda zedelenecekti. Ama olsun, denemeden bilemezdik ki. Sevgili olmaya karar verdik.
Aylar ayları, yıllar yılları takip etti. Bizim deneme olarak başladığımız şey koca bi aşk masalına dönüştü. Liseyi aynı yerde okumuş, benden 1 sınıf ufak olsa da telafi etmeyi başarmıştık. Hedefimiz, planımız aynı üniversiteyi kazanıp aynı şekilde devam etmekti. Eee aileler de biliyo artık, işler ciddi. ilerleyen zamanlarda daha da ciddiye binecek. Tüm okul, tüm mahalle tarafından bilinen, örnek alınan hatta imrenilen bi çift olarak devam ediyoduk ilişkimize. Ben mutluydum, o benden de mutluydu. Sanki hiç pürüz, hiç sıkıntı çıkmayacak, bu masal kıvamındaki ilişki sürüp gidecekti. Öyle olmaya çokta müsaitti zaten. -
77.
+4birazcık ara veriyorum beyler, bi toplantım var. onu hallettikten sonra en kısa zamanda dönüş yapıp daha uzun partlar atmaya gayret göstericem. eee karakterlerde yerlerine oturmaya başladığına göre esas hikayeye başlamanın vakti geldi.
hepiniz sağlıcakla kalın -
78.
+4Herkese Selam Beyler
Malum haftasonuna girdik ve önümüzde uzuunca boş 2 gün var. Bu 2 günde hikayeyi olabileiğinde ileri zütürmek istiyorum. Çünkü yıkıklık göstergesi asıl bu zaman başlıyo. Fakat yazmaya başlamadan önce sizlerden ricam var;
-Hikayenin gidişatı, yazımı ve diğer unsurları açısından öneri ve şikayetleriniz
-Hikayenin konsepti
-Hikayede merak edip sormak istediğiniz ya da tav olduğunuz bölümler varsa
Bana yazabilir misiniz ? Okuyanlar var, biliyorum. Sağolsun yorum yapıp sövenlerde var ki bu da takip edildiği anldıbına gelir (sağolun). Ama sorular varsa onlarıda bilmek istiyorum. Ben de bu süreçte elimden geldiğince sorularınızı yanıtlamaya ya da şikayet edilen durumları düzeltmeye çalışıcam.
Şimdiden teşekkürler -
79.
+4Dediğim gibi bu kadar ilgi ve alakanın üzerine birden boşluğa düşünce bunun yasını tutmak yerine acımı hafifletmek adına saçma sapan arayışlara girdim. Yerini doldurmak için onlarca kişiyi denedim, ama olmadı. Yazık olan hem konuştuğum kızlara hem de benim zamanıma oldu. Acaba şimdi de öyle miydi ? Sırf gidenlerin yeri dolsun diye hiç beklemeksizin birilerini mi alıyordum hayatıma ? Büşra, o çıkar çıkmaz yerine sokmaya çalıştığım irem. O gittikten sonra arayış içersine gireceğim bir başkası ve ardı kesilmeyecek şekilde devam edecek olan bir süreç. Yazık beyler, bana da kadınlara da çok yazık.Tümünü Göster
Bir yandan okul bir yandan spor derken hayatıma düzen gelmeye başlamıştı. Dersleri sallamak yerine tamı tdıbına takip ederek dikkatini çekmiş olduğum hoca/hocaların gözdesi olmaya çalışıyor notları arşa çıkarmayı planlıyordum. Ama inekleşmeye de lüzum yok bu durumda. Çünkü zaten göze batan bir öğrenciyim sınıf tarafından. Hocalara da bu şekilde yaklaştıkça iyice züt yalayıcı birisi olarak atfedilmiş olurum. Bunun olmasını da ben istemem zaten, adım yeterince çıktı sınıfta. Birinci sınıflarla derse girdiğim zamanlarda kapıdan ilk geçtiğim anda bir soğukluk, gerginlik hissediyor olsam da birileriyle sohbete başladığım anda düzeliyor bu durum. Ama Büşra’nın bakışları hep üzerimde, hissedebiliyorum. Bu sınıfta da ilginç şeyler oluyor aslında, kısaca anlatayım olaylar büyük;
Önceden de bahsetmiştim, yeni yeni oluşan bir grup vardı sınıfta. Böyle sempatik tiplerin olduğu, yavşak Yasin’in de aralarına girmeye çalıştığı kişiler var. Feyza bunların hanım ablaları, göz bebekleri olur. Saf, canayakın bir kızdır da yalan yok. Her seferinde benide çağırır yanlarına “Yaa (izmirli) bu seferde ektin bizi gelmedin, alınmaya başlıyorum ama artık” gibi sitemlerini çok duymuşumdur. Düzenli giden bir ilişkisi de var hali hazırda. Ama şu sıralar çocukla araları limoni. Bunlar evde kalıyorlar 2 arkadaş, Kübra ve Feyza. Bu Auracı diye bahsettiğim kız, Zeynep’te bu tayfaya katıldı fena değiller. Zeynep’in sevgilisi istanbul’dan bunu ziyarete gelince Zeynep tanıştırmak için bu tayfayla buluşturuyor. Güzel geçen bir görüşmenin ardından herkes evlere dağılırken Zeynep’ler kalacak yer ayarlayamadıklarından ortada kalıyorlar. Bizim iyi niyetli peri kızı Feyza bunları evlerindeki odalardan birine davet ediyor gelin burada kalın diye. Eee kız halleriyle n’olur n’olmaz diye de tee ilkokuldan beri tanıştığı Burak’ı da çağırıyor eve. Evde herkes uyku halinde, Zeynep sigara içmeye balkona çıkmışken bunun sevgilisi yavaş yavaş Feyza’ya yanaşıyor “Sen de boş değilsin, geceden beri gözün üzerimde farkındayım” dercesine. Feyza’da tabii sinir krizleri, ağlamalar, bağrışmalar olurken Burak devreye girip indiriyor çocuğu. Tabii Zeynep balkonda durumdan habersiz gelince farkediyor olanları. Evden kovmalar, tartışmalar ohooo işler iş yani. Bu sebeple Zeynep çocuktan ayrılıp üzerine bir de dışlanan taraf oluyor. O kısmın detayıda varmış, orası tartışılır emin değilim. Ama olayın temeli bu şekilde. Nasıl, brezilya dizisi gibi dimi.
işte bu olaylar sınıfta küçük bir esintiye sebep olurken ben yine şebekliklerle olanları az da olsa yumuşatmaya çalışıyordum. Ama nafile tabii ki, olanlar belli arkadaşlar savunulacak bir tarafı yok. Burada kendimi deşarj ederken asıl enerjimi ikinci sınıflara saklıyordum. Ama sohbet muhabbet için sanmayın sakın, irem’i keşfetmek için tabii ki… -
80.
+4AVM’ye geçtikten sonra da günümüz aynı güzellikte geçmeye devam ediyordu. Konuşmalar daha özele inmiş, birbirimizi daha çok tanımaya yönelik konuşmaya başlamış ve bundan fazlasıyla da memnun kalmıştık. Özele inmek derken yanlış olmasın, cinsellik değil tabii ki amk. Ama gelip bana “Ulan yavşak, kız tesettürlü diye triplere giriyosun, kıza sarılmaya çekiniyosun ama elini tutup öpüyosun. Ne ayaksın sen, cinselde konuşursun” deseniz sesimide çıkaramam, sonuna kadar haklısınız derim. Ama beyler, şöyle düşünün bi de; size doğru hoşlandığınız kız özlemle, yüzünde koca bi gülümsemeyle gelirken tutup kafa mı tokuştururdunuz kızla ? Evet, kafamda sarılmaya karşı bi düşünce vardı nasıl olacağına dair. Ama o an anlık olarak elini tutma isteği belirdi içimde, keza devamıda geldi. Fena mı oldu sanki, nolacak.Tümünü Göster
Ailelerden konuştuk, bahsettik. Okuldan, geçecek olan şu 4 yıldan, nasıl geçeceğinden falan. Genelde merakla soru soran taraf oydu, ben de büyük bi keyifle cevaplıyordum. Karşılıklı oturduğumuz masada ben aktif olarak el kol hareketleriyle anlatmaya çalıştıkça sanki film seyredermiş gibi ellerini çenesinin altına koyup seyrediyordu beni. Gülmüştüm, güldürmüştümde fazlasıyla. Hatta zaman zaman elini tutarak bahsettiğim şeylerde oluyordu. Beyler, ergen liseliler gibi “çıkma teklifi” falan etmeli miydim bilmiyorum. Etmemiştimde, gerek yoktu. Ama gayet farkındaydım ki ayrı ayrı geldiğimiz bu yerden bir “çift” olarak çıkıyorduk. El ele, göz göze, diz dize.
Saatler Büşra’nın yanında su gibi akıp geçerken çekildiğimiz onlarca fotoğrafta telefonumda duruyordu. Gece yatmadan önce bakıp gülümsemem, canım sıkıldığında Galeride dolaşıp keyfimi yerine getirmem, ya da ilerleyen zamanlarda sosyal medyada paylaşmam için bekliyorlardı.
Günün geri kalan kısmında el ele olmasakta kol kola dolaşmıştık. AVM’den çıkıp okula geri döndük, artık onun için gitme vaktiydi. Durağına bi yarım saat önceden geldik ki babası gelir beni görür falan n’olur n’olmaz. Vedalaşırken tüm gün konuşan ben susmuş bu sefer Büşra Hanım konuşmaya başlamıştı
“Seninle çok güzel geçiyor günlerim, daha da güzel geçecek zamanlar olacak. Hayatımda olduğun için teşekkür ederim, artık kalbimde de bi yerin var (izmirli). Oradan gitme olur mu ?”
Cümlesini bitirmesinin ardından sabah yaptığım hamleyi o yapmıştı; ellerimi tutup yanaklarımdan öpmüştü. Boyuda benden kısaydı, uzana uzana öpmüştü :D Beyler, hiç yaşadınız mı bu duyguyu bilmiyorum. Ama aidiyet duygusu çok başka bişey... -
81.
+4Ders arasında gözlerim Büşra’yı ararken bir kaç sıra arkada Esmanur’la bişeyler konuştuğunu gördüm. Tahmin edebileceğiniz üzere Esmanur da tesettürlü bi hanımefendiydi. Ama yargılamıyorum ki, zaten hakkım yok. Çünkü Sakarya’nın büyük bir kesimi böyle. Ama henüz bi gericilik durumuyla karşılaşmadım ben. Çünkü elit ya da anlayışlı sayılabilecek kişilerdi çevremdekiler.Tümünü Göster
Ders arasında Büşra’dan sonra sınıfın geneline bi göz attım. Ulan aslında şu birinci sınıflar nimetti benim için. ikinci sınıf her ne kadar soğuk davranıyolarsa bunlarda o kadar samimiydi benim için. Ve sınıfta da merkezi bi yerdeydim ben, seviliyordum. Tüm sınıfı kendi hamurumda yoğurup bir araya getirerek güzel bi ortam oluşturabilme potansiyelim yüksekti. Öyle olmasını da çok isterdim. Ama geçen sene de böyle miydi acaba ? Herkes başta iyiyken sonra mı kopukluklar yaşanmıştı ? Hayır hayır, benim olduğum sınıfta bu olamazdı, müsaade etmezdim. Aslında Büşra benim ona yürüme ataklarımı savuşturmak için kaçmış ve biraz boşluk elde etmişken size sınıf hakkında olup bitenden bahsetmek istiyorum biraz. Nasıl tipler var, kimlerle yakınlaştılar falan. Çünkü ilerleyen zamanlarda lazım olacak bunlar;
Fatih diye bi çocuk var sınıfta. Uzun boylu, kaslı bişey. O yüzden buna Fatih(K) dicem, çünkü diğer Fatih’le karışmaması lazım. Fatih(K) henüz pek samimi olmadığım, body’le uğraşan, aslında pek yakışıklı sayılmayan falan vücudunun ekmeğini yiyen bi tip. Bizim sınıfta da ona düşecek tip yok çok fazla. Ama bulmuş kendine birini. Sınıfa ilk geldiğim zaman polemiğe girdiğim Auracı dediğimiz bi kız vardı dedim beyler, hatırladınız mı ? Adı Zeynep, heh işte onun ekürisi olan bi kız daha vardı; adı Ebru. Fatih(K) Ebru’yla bi çift haline gelmiş sınıfa girip çıkmalar dahil her alanda yan yana geziyolar. Gerek ders gerek aralarda sergiledikleri vıcık vıcık tavırlar da cabası. Ama hoş, her kör satıcının bir kör alıcısı vardır yanlış mıyım.
Ebru’yla eküri olan Auracı Zeynep sınıftaki yeni bi oluşumun içine dahil olmaya başladı. Başak, Meliha, Kübra, Sinem, Burak, Anıl ve Yakup denen bireylerden oluşan bu gruba yeni giren ve tıpkı lakabı gibi Aurayı değiştirmeye çalışan Zeynep şimdilik mutlu gibi. Hele ki aralarında Feyza diye bi kız var ki çok şeker, çok bıdık bişey. Henüz sınıfta hiç bi gruba dahil olmasam dahi Feyza her seferinde “Yaa gelsene sen de yanımıza, oturur laflarız hep uzak duruyosun bizden” diye çağırır gelmediğimde de söylenirdi. Ama ben bi gruba dahil olamam arkadaşlar, benim amacım gruplaşmayı önleyip bütün olarak davranıp ikinci sınıflara benzememek zaten.
Fatih diye başka bi çocuk daha var. Besbelli cemaatçi, RTE’ci olduğu. Ulan bi insanın yüzünden akar mı ya, bu da öyle. Hoş, iyi niyetli bi çocuk bu da. Ama bana çok önyargıyla yaklaştı. “Siz izmirliler gavursunuz, siz ne anlarsınız reisin işinden, zina falan hep sizde” diye çok söylendi bana ilk zamanlar. Ama çekip karşıma “Agacım ben siyasetle uğraşmıyorum, bu işlerden de zerre anlamıyorum. O yüzden bana insan gibi yaklaş siyasetçi gibi değil” diyince yumuşadı biraz. Teknolojiyle arası benim kadar iyi, RTE’ci olsa bile geri bi kafası yok bu konuda. Bi grup denemez tabii, ama Mikail, Melih ve Yasin’i de yanına alıp tesettürlü ve iyi anlaşabildikleri, mizah sahibi olan kızlarla takılıyolar. Vizyonunuzu sevdim binler, düşer size elbet buradan bir iki köfte.
Benimle birlikte geçiş yapmaya hak kazanmış bi kız daha var sınıfta. ismi Elif. Ben sınıftan 2-3 yaş büyük olmama rağmen o da benden 2 yaş kadar büyük. Çalıştığı dönemler olmuş, devlet dairesinde yer kasmış falan derken okuması uzamış biraz. Önceki üniversitesinden full ortalamayla mezun olup birincilikle gelmiş. Kısa boylu, hoşsohbet tesettürlü birisi. Ama inek olduğu besbelli yani. Aramızda çok mücadele olacak Elif Hanım, ama kim kazanır orası bilinmez.
Son olarakta huur çocuğu Yasin’den bahsetmek isterim. Yavşak tavırlara ve hareketlere devam eden bu bin tıpkı benim gibi davranarak bi gruba dahil olmayı reddediyo. Her birisiyle konuşuyo, anlaşıyo falan. Ama sanki gruptakiler ondan rahatsız oluyolarmış gibi. Çünkü tekin bi tip değil ki bu it. Bana son yaşananlardan sonra bilendi, farkındayım. Ara ara pis bakışlarına denk geliyorum. Ama inanın beyler hiiç gibimde olmuyo bu durum. Şeyma denen kızla tanıştı sınıftan, şimdi onun etrafında pervane olup duruyo. Hiç sevmiyorum ulan seni, hiç... -
82.
+3 -1Büşram, güzel gözlüm, mavişim. Biliyorum, sen bunların hiç birisini haketmedin. Sen en başta benim gibi birisini dahi haketmedin hayatında. Ya da tam tersi olarak ben senin kadar güzel, iyi birisini haketmedim. Ama denedik, hiç olmadı tecrübe olduk birbirlerimizin hayatında. Hatırlanası, özlenesi acı tecrübeler olduk. Aslında acı değildi benim için; hatırladıkça mutlu olacağım, gülümseyeceğim, “iyi ki” diyeceğim şeyler olacak aklımda ve geçmişimde. “Keşke” de diyebilirim orası ayrı mesele. Ama gibilen zütün davası olur mu ? Olmaz. Yani orası bi kısım da beni ilgilendireceğinden sorun olmaz diye düşünüyorum ya.Tümünü Göster
Yaşlı gözler masayı terkettikten sonra bişeyler atıştırıp ben de kalktım masadan. Çünkü ben de arkasndan hiçbirşey yapmadan kalkıp gitseydim çevredekiler tarafından daha kötü anlaşılabilirdi. En nihayetinde kavga ederek değil öperek ayrıldı değil mi ? Kalkıp ikinci sınıflarla olan dersimi de atlattıktan sonra yurda döndüm. Artık hayatımda bazı şeylere çeki düzen vermeue karar vermiştim. Bunlardan en başta geleniyse kendi yaşam düzenim ve bedenimdi. Odaya girmemle bizim çocukların hepsinin Furkan’ın yatağının başında toplandığını farkettim. Korktum lan başta, bişey oldu sandım. Ama sonradan farkettim ki kötü bişey değildi bu. Kadir, Javid, Eşqin, Doğan hepsi toplanmış hararetli hararetli bişeyler konuşuyolardı telefona bakarak. Yanlarına yaklaştım eşyalarımı yatağa bırakıp
“Hayırdır lan at organları, neye toplandınız hepiniz böyle ?”
Doğan; “Heh gel lan gel, biz de seni bekliyoduk. Neler oluyo neler olm, Furkan kardeşin sana anlatsın bakalım”
Furkan; “Olm ben de az evvel geldim odaya. Bi baktım mesaj geldi. Açtım ne göreyim aq, Sevgi Instagram’dan yazmış bana”
“Hasgibtir. Eee ne yazmış peki ? Çok mu rahatsız ettiniz lan kızı Burak’la. Sağında solunda çok dolandınız tabii, kızda en sonunda ananıza bacınıza sövdü dimi”
“Yok lan, öyle bişey değil. Bizde ondan heyecanla toplandık ya buraya, ne diyeceğimizi bilemedik”
Furkan telefonunu bana doğru uzattı. Sevgi buna ne yazmış olabilirdi de Ada Konseyi gibi toplanıp bu konuyu konuşuyo olabilirdik. Ekranda Sevgi’nin mesaj penceresi açık. Okunası bi mesaj beklerken koca ekranın ortasında gelen yalnızca bir “?” mesajını gördüm. Lan hepiniz bi soru işareti gönderdi diye mi toplanıp coştunuz bu kadar ? Hay kafanızı gibeyim sizin ya
“Eee hani mesaj ? Soru işareti gelmiş bi tek ? Lan acaba bundan önce bişeyler daha yazıp yolladı da sen cevap vermeyince mi soru işaretini yolladı ? O mesajda iletilmediği için sende gözükmüyodur , olamaz mı ?”
Furkan; “Yaa yok amk, kız direk bunu yollamış işte bana şov yapma dıbına koyarım senin”
Heyecandan çeneyede vurmuştu bunların. Bu akşam güzel geçecek gibi, bakalım. -
83.
+4Herkese selam beyler
Bu akşam önemli bi iş yemeğine katıldığım için aranızda olamıyorum. Ama yarın haftasonunun da gelmesiyle uzuun uzun devam edicez.
Takip eden herkese selam olsun, teşekkür ediyorum hepinize... -
-
1.
0oha amk bitmedimi daha
-
2.
0kısa kes olum önemli yerleri yaz
-
3.
0Yarın oldu yaz hadi amk
diğerleri 1 -
1.
-
84.
+4Bir çarşamba sabahı erken saate yine önemli olan derslerden birine gittim. Sabahın erken saatlerindeydi. 1. Sınıflarla girdiğim bi ders olduğundan sınıf çevresiyle de aram oldukça iyiydi. Ortalarda ne hoca vardı ne de öğretim görevlisi. Bayağı da vakit geçmişti. Sonra hocaya yalakalık olsun diye sağında solunda gezen sınıfın kızlarından bi tanesi gelip “Hocanın toplantısı varmış, bugün ders işlenmeyecekmiş” diye seslendi sınıfa. Hay dıbına koyayım ya, sabahın köründe boşuna mu ayaklanıp geldik buraya. Kendi kendime söylenmeye devam ederken sınıfın geneline üstünkörü bi göz attım. Büşra ortalarda yoktu hala, ki dersin iptalinden de haberi yoktu. Büşra asla dersi ekecek bi kız değil, elbette gelecektir. Sınıfta gelmesini beklesem hem durumu açıklamak hem de konuşmak için mükemmel fırsat olurdu benim için. Ulan aradığım fırsat tıpış tıpış gelmişti ayağıma. Mikail’e gelmeyip sınıfta bekleyeceğimi, gelen olursa da haber vereceğimi söyledim. bin, anlamıştı tabii Büşra’yı beklediğimi. Gözlerini büyütüp gülümsedikten sonra “Şşşt çaktırma, o iş bende” dedim ve beklemeye koyuldum.
Gelen herkesi haberdar edip geri gönderdim. Ama Büşra bi türlü gelememişti. Nerdeydi bu kız, hiç geç kalma gibi bi huyuda olmazdı aslında ama. Başına bişey mi gelmişti lan acaba ? Ben saçma düşüncelerle bekleyedururken Büşracım biraz telaşlı yetişmeye çalışır şekilde girdi sınıfa. Sınıfta yalnızca beni gördükten sonra şaşkınlıkla “Günaydın” dedikten sonra daha fazla bekletmeden durumu açıkladım. O masmavi koca koca gözleri daha da açılarak;
“Of ya, ben de taa Hendek’ten geliyorum buraya. Bi de amcamların köydeki evlerinde yangın çıkınca onunla ilgilendik, geç kaldım zaten. Şimdi de boşuna gelmiş oldum”
diye söylendi. Beyler, bi insan şikayet ederken bile bu kadar tatlı, bu kadar sevimli olabilir miydi aklım almıyo. Yıllar geçti, ama o gözler ve tatlılık ne gözlerimden ne de hafızamdan hiç ama hiç silinmedi. Amcasının evlerinde yangın çıkmıştı ? Amca, ev, yangın, sıkı aile ilişkileri ???
Buradan girebilirdim konuşmaya, ve denedim de... -
85.
+4iyi yazdın bugün knk
-
86.
+4Birinci sınıflarla girdiğim dersler artık eskisi kadar hevesli ya da neşeli geçmiyor. Önceden koşar adımlarla gittiğim okul merdivenleri artık benim için yolumun üzerinde duran engeller ya da adımlarımı yavaşlatan basamaklar haline gelmişlerdi. Sınıfa girdiğim an ön sırada oturan Büşra onunla konuşmam ya da yanına oturmam için yalvarır gözlerle bana bakarken arka sıraya kadar yürümek o kadar stres dolu ve yorucu ki. Ne zaman bu kadar boş, ne zaman bu kadar boşlayan birisi olmuştum ki ben ? Daha bir kaç gün önce ellerini tutarak gözlerinin içine baktığım, sesiyle huzur bulduğum, gülüşüyle ısındığım kadın şimdi bunları yeniden yapmam için gözlerime bakarak benden bir işaret beklerken ben umursamaz şekilde devam etmeye çalışıyordum hayatıma. Ama hiç kolay değildi be beyler, tahmin ettiğiniz kadar kolay değildi böyle davranmak.Tümünü Göster
ikinci sınıflara ağırlık vermem gerekliydi birazda. Çünkü odağımı, ağırlığımı, sevgimi birinci sınıflardan bir mavişe kaptırmışken ikinci sınıftaki derslerimi de sınıfımı da iyice boşlar olmuştum. Grup kurduğumuz kızlarla olan görüşmelerim azalmış, çok önemli bir dersten aldığımız anlatım ödevini boşlamış, projeleri iyice askıya almıştım. Üstelik bunların teslim tarihleride bir hayli yaklaşmıştı. iyi iyi, ödevlerle uğraşırken, grubumdaki kızlarla tanışıp vakit geçirirken kafam birazda olsa dağılırdı. Ama birlikte çalışmak için kütüphaneye, cafeye falan filan gidersek ve bunu birinci sınıftan birileri görüp "Aaa (izmirli) kimlerle oturuyor böyle, ooh keyfide pek yerinde Büşra'yla olanlardan sonra" yayarlarsa işte başım o zaman ağrıyabilirdi. Ki bunu yapacak çok insan vardı sınıfta, en başta gelenlerden birisi de Yasin denen huur çocuğu zaten.
Birinci sınıflardan da edindiğim bir arkadaş grubu var bu esnada. Bana entel deselerde benimle vakit geçirmekten keyif alan kızlı erkekli bir grup. Ama ilginç bir grubuz yani; inançsızı var tesettürlüsü var, sağcısı var solcusu var kürdü var, olgunu var çocuksusu var. Arada en göze batan "entel" denen tip olarak ben varım. Sağolsunlar aralarında sözümde geçer, dinlerler yani beni. Onlarla yemekhaneye gittiğimiz bir günde Şeyma denen bir grup üyesi bana gelip Yasin'in yapmış olduklarını anlattı. Şaşırdım tabii başta duyunca, Allah Allah dedim kendi kendime. Ne anlatıyomuş bakalım, bi dinleyelim.
Yasin dediğim gibi yavşak bir tip, önüne gelene yanlamaya meraklı. Ama iticiliğinden olsa gerek her seferinde boşa sallıyor oltasını. Yine öyle bir zamana denk gelmiş olacak ki Şeyma'ya sallamış bu sefer oltayı. Konuşmuş, tanışmaya çalışmış falan. Bir süre sonra konu benden açılmış. "Yaa sen (izmirli)yle takılıyosun dimi, birlikte yemeğe gidiyosunuz falan. Çok tekin birisi değil o, ondan uzak dur derim. Fazlasıyla kibirli, konuşmaya değmeyen, sözüne güven olmayan birisi o" diye geçirdikçe geçirmiş bana. Şeyma neden diye sorunca da devam etmiş; "Yaa ilk geldiği zamanlar konuştuk tanıştık. Bana motoru almam için borç vereceğini söylemişti bir miktar. Ama sonradan vazgeçti, ben de ortada kalmış oldum öylece. Cebinde kaç bin liralık telefon var, belli varlıklı olduğu. Hayır güvenip verse ne olur sanki ? Ben anlamıyorum, değişik bir çocuk. Sen de dikkatli ol yanındayken" Şeyma asi bir kız, özgürlükçüdür. Aramızda fazlasıyla iyidir. "Kimlerle nasıl arkadaşlık kuracağıma kendim karar verebileceğimi düşünüyorum, teşekkürler" diyip terslercesine bir cevap vermiş. Sağolsun, anlıyor kız neyi nerede yapacağından. Ama ben bunları öğrendim ya, senin ananı gibmez miyim Yasin... -
87.
+4Güzel bi şekilde ilerlediğimizi düşünüyorum beyler. Konuşmanın başından beri alttan alttan bahsedip hayatımı gibtiğini söylediğim kişinin konusuna geldik. Vaktim oldukça bu gece ya da yarın devam edicem. Umarım hikaye hoşunuza gidiyordur, çünkü ben anlatmaktan keyif duyuyorum.
Takip eder herkese teşekkürler, iyi akşamlar olsun -
-
1.
0Takipteyiz reyiz. Seri partlar bekliyoruz
-
1.
-
88.
+4https://www.youtube.com/watch?v=qFp6XVuHHFYTümünü Göster
Yine yalnızları oynuyorum geldiğim bu şehirde. Henüz çok vakit geçmemiş olmasına rağmen neden bu kadar çok hayal kırıklığı, bu kadar hüsran yaşamıştım ? Bendemiydi sorun ? Ya da bu benim kaderim miydi ? Lanetim demeliyim aslında.
idil; yıllar önce hayatıma girmiş, zamanında mutluluğumun hatta hayatımın ta kendisi olmuş, sonrasında kendisi olduğu hayatımın anasını gibip gitmiş birisi. Ummadık zamanlarda karşıma çıkıyor olması hala kafamın karmakarışık olduğunu, bir parçamın hala orada kaldığını açık bir şekilde göstermekte. Ama bundan nasıl kurtulabilirim, bu durumu nasıl aşabilirim hala bir fikrim yok. Buraya geldim, karşıma ilk çıkan kişi Gamze oldu. Beklenmedik birisiydi, beklenmedik bir şekilde geçip gitti; üstelik peşime nişanlısı ve saz arkadaşlarını takarak. Onu atlatmışken geldiğim ilk günden gözlerine vurulduğum dolmuş aşkım sınıf arkadaşı olarak karşıma çıkmıştı. işin ilginci bu da hiç beklenmedik bir şekilde çıkmıştı karşıma. Güzel giderken sonradan olanları biliyorsunuz. Soğuma ve kapanış... Aslında henüz kapandığını zannetmiyorum, Büşra bu işin peşini kolay kolay bırakacak gibi değil. Bitmesini ben de istemem, istemiyordumda aslında. Ama devam ettikçe üzen taraf ben olacaktım. Büşra bunu haketmiyor beyler. Benim keyfim, benim binliğim, benim yetersizliğim yüzünden kız üzülmemeli. Hem daha 3 senemiz daha var şu sınıfta birlikte geçireceğimiz. Yüz yüze bakacak, merhaba diyecek halimiz varken bunuda kaybetmemek gerek.
Furkan Sevgi'yle konuşmaya başladı. Benim söylediğim mesajı gönderdikten sonra mırın kırın ederekte olsa başladılar konuşmaya. Furkan çekingen, ama kararlı. Sevgi'yle hep kaçamak cevaplar verir halde. "Hmm"lar, "Ok"lar, "Peki"ler bir süre sonra can sıkıcı olabiliyor. Çocuğun motivasyonu düşüyor en nihayetinde. Sevgi ve yanındaki arkadaşı (adı Şule'ymiş bu arada) sigara içmeye çıktığı zamanlarda bizim kekolarda yanlarına yamaçlarına çıkıp konuşma başlatmaya çalışıyolarmış. Şimdilik uzaktan uzağa bakıp baş sallayarak selam verme ve birbirlerinden çakmak istemeden öteye geçemediler henüz. Neyse, zamanla aşarlar bence. Furkan'la spora da başladım, Mavi Durak'ın yukarı kısmında bulunan karakolun karşısındaki Fitness Club salonuna gitmeye bugün itibariyle başlamış oldum. Önceden spor tecrübem vardı, uzun yıllar yaptım. Ama malum, idil fiyaskosundan sonra hayatımı öyle bir salmıştım ki ne spor kalmıştı ne de vücut. Toparlamaya başlayacağız artık Furkan'la, yaza kadar daha fit olmayı hedefledim kendime.
Öte yandan kafamdaki düşünce neydi beyler biliyor musunuz. Her ne kadar bu gerçekten kaçmaya çalışsam, yüzleşmek istesem de ilk defa buraya yazarak sizlerle paylaşmış olacağım. idil'le karşılaştıktan sonra ondaki değişimi, daha da güzelleşmesini gördükten sonra kendi kendime "Ulan kız ne hale gelmiş senden sonra, sende hiç bir değişiklik yok. Sen de bi topla kendini" dedim ve düzelmeye karar verdim. Kısacası izmir'e dönene kadar olabildiğince toplanıp tekrardan karşılaşırsak "Bırakıp gittiğin kişiye bi dön bak istedim aq kızı" izlenimi vermek istemiştim. Saçmaydı, ama yaptım bunu... -
-
1.
0Hadi be oğlum hızlı gir be bekliyoruz şurada
-
1.
-
89.
+4cümlesini tamamladıktan sonra parıl parıl parıldayan gözleri ve yüzündeki kocaman tebessümle başbaşa kalmıştım. Hoca ders anlatıyodu, sınıf not alıyodu. Mikail desen yanı başımızda olup biteni dinleyip bana pis pis sırıtmaya devam ediyodu. Ama ben öyle garip duygular içersindeydim ki ne hocanın anlatımını, ne tahtaya yazdığı kalemin sesini ne de sınıfın uğultusunu duyuyodum. Hani çizgi filmlerde olurdu ya, bi yere hayranlıkla bakarken etrafta pırıltı sesleri duyulurdu. Looney Tunes’da falan çok kullanıldı bu. işte tam da öyle bi his içersindeydim. Sanki Bugs Bunny bir oda dolusu havuca, Kanunsuz Sam (ülkemizdeki adıyla Küfürbaz Haydo) bir kasa dolusu mücevhere bakıyo ve bu pırıltıyı duyuyo gibiydi. Gözlerimden de kalpler fırlamış mıydı lan acaba aqTümünü Göster
Bi süre sessiz kaldıktan sonra vermem gereken cevaplar, en azından etmem gereken bi teşekkür olduğunu farketmiştim. Ama onu böylesine tatliş tatliş konuşurken dinlemek zaten fazlasıyla keyif vericiydi. O hep konuşsa ben hep dinlerdim ki. Ben konuşmaya başladım, ama biraz sessiz bi tonla. Çünkü zaten gür bi sese sahipken ve böylesine heyecanlanmışken kendimi daha da duyurmamın bi manası yoktu.
“Böyle düşünmüş olmana çok sevindim biliyo musun ya. Çünkü şu zamana kadar gittiğim yerlerde hiç takdir edilmedim. Hep görgüsüz, egoist, burnu havada, izmirli bi tip olarak gördüler beni. Hayır okuduğum yerler arasında izmir olmasına rağmen buna maruz kaldım ben. Ama şimdi hiç ummadığım bi sınıfta senin gibi birisinden bunları duyunca çok mutlu oldum. Bilmiyorum sana yardımım dokunur mu, ama olurda seneye sınava falan hazırlanacak olursan Pgiboloji için ben sana destek olmaya ve elimden geleni yapmaya hazırım bu da aklında olsun. Hoş, ben bu sınıftan gitmeni hiç istemem ama... ”
O son kadehi içmicektim derler ya hani beyler, o son cümleyi söylemeyecektim işte. Fazla mı olmuştu lan bu kadarı, ya da mutlulukla fazla mı yürümüştüm bu sefer ? Yoo, ben pişman değildim aslında. Kız bana karşı tüm duygu ve düşüncelerini anlatmış, gayet doğal karşılamışken ben neden çekinen taraf olacaktım ki. Sadece ne tepki vereceğini bilememekten korkardım bu durumda. Öyle de oldu. Cümlemi bitirmemin ardından zaten kocaman olan gözlerine göz bebekleride eşlik etti bu sefer. Çekinerek göstermiş olduğu bi tebessümle gözlerini benden kaçırıp sağa sola bakınmaya başladı bi çıkış yolu arar gibi. Bulmuştu da. Bana “Esmanur bana sesleniyo, şunun yanına bi gidip geleyim” diyerek kaçış yolunu takip etmişti. Keza ben de yanıbaşımda duran topraklama ünitem Mikail’e dönmüştüm.
“Aga siz çok hızlandınız ben kalksam da sizi baş başa mı bıraksam ? Ama olmaz, o zaman senin istediğini yapmış olurum. itlik olsun diye kalkmamam lazım, burda oturmaya devam edicem” diyip pis pis güldü. Dersin hocasıda artık farkında varmış olacak ki “(izmirli) senin çenen bu kadar açık değildi ya hayırdır öne gelince susmaz oldun” diyerek girişmeye başladı. Onuda bi şekilde geçiştirirken ders arası verildi. -
90.
+4Yolculuk geçti, özlediğim şehir izmir’e kısa sürelide olsa döndüm. Havaalanından çıkıp ev yolunada koyulduktan sonra evime, anneme kavuştum. Uzuun uzun sarılıp “Zayıflamış mısın bakim sen, boyun mu uzadı yoksa” geyiklerini döndürdükten sonra işleri halledip yemeğe oturduk. Nasıl birisi olduğumu bilen annem hafiften sorgulamaya başladı daha günün başındaTümünü Göster
“Eee var mı bakalım birileri, sen boş durmazsın”
Ulan insanın kendi kanı, kendi canı, kendi anası bunu söyler mi evladına ya. O bile ne halt olduğumu anlamış bi de yüzüme vurmuştu. Gamze’den hiiç bahsetmeden es geçerek Büşra’dan bahsetmeye bi giriş yaptım. Anlattım, her detayını anlattım. Tesettüründen de bahsettim önyargılarımdanda. Kızdı, bi insanı; özellikle sevdiğin bi insanı tesettürüyle yargılamanın çok yanlış olduğunu asıl önemli olanın iç güzellik (klişe tabii amk) olduğunu falan anlattı. Birlikte olan fotoğraflarımızı gösterdim, onu tek olarak gösterdim. Çook beğendi, gözünden de kaçmadı ki lafını esirgemedi hiç;
“Ayy maşallah pekte güzel pekte tatlıymış Büşra. Gözlerinin de maşallahı var şimdi. Sen de şu huyundan hiç vazgeçmedin, hep bi renkli göz hep bi benzerlik. Bilmiyorum nereye kadar sürecek böyle”
Laf sokmuştu inceden, canımı yakmıştı. Ama aldırış etmemiştim. Geçmişim izmir’e geldiğim ilk günden moralimi bozamayacaktı. Konuyu değiştirip uzuun uzun konuşup geyik yaptık. Aradan bi kaç saat geçtikten sonra annem kadar sevdiğim yengem katıldı aramıza ki sormayın gitsin. Gırgır şamatayla geçirdik o akşamı. Akşamdan da anlaştık, yarın evrak işlerini hallettikten sonra bi yemeğe çıkarayım dedim onları. Eee ben onları onlar da beni özlemiş ne de olsa.
Ertesi gün sabah erkenden işlerimi hallettikten sonra biraz Karşıyaka-Bostanlı sahil arasında yürüyüp vakit geçirdim. Çünkü çok özlemişim be beyler. Sevilmez mi hiç şu şehir, şu manzara, şu deniz. Canınız sıkılınca, moraliniz bozulunca kendinizi şu sahile atmanız yeterli. Martı sesleri, denizin kokusu, dalganın sahile vuruşu falan hiç bişey kalmaz insanda. Artık öğleye doğru vakit yaklaştıkça bizimkileri arayıp çağırdım Karşıyaka’ya. Gelsinlerde şöyle güzel bi yemek yiyelim istedim.
Geldiler, oturduk, yemeklerimizi yedik. Uzun uzun bana takıldılar, Büşra’dan konuştular. Bu arada farkettiniz mi beyler bilmiyorum, izmir’e geldiğimden beri Büşra’nın bahsi geçmiyor. Çünkü mesaj atmıyorum, aramıyorumda. Eee hem özlediklerime vakit ayırmam hem de yaptıklarını ona küçük bedellerle de olsa ödetmem gerekli. Öyle de yapıyorum. Yemeklerimizi yedikten sonra bizimkiler kendilerine bişeyler almak için bi bijuteriye girdiler. izmir’de olanlar bilirler, Karşıyaka’nın göbeğinde kocamaan vardır bi tane. Oraya girdik. Onlar kendilerine kolyeler takılar bakarlarken ben de küçük bi rafın önüne gelip kendime bileklik bakıyodum. Aslında dükkandaki tek erkek olarak utanıyodum biraz, ama ne olabilirdi ki sanki. Ben eğilmiş alt raflardaki bilekliklerden bişeyler seçmeye çalışırken başımda bekleyen birisini farkettim. Ama şuradaki tek erkek olmamdan dolayı görevlilerden birisi bana yardımcı olmak için benimle ilgileniyodur diye çok alakadar olmadım. Elimde bi kaç bileklik, fiyatlarını sormak için ayağa kalkıp başımda duran kişiye sormaya yeltendiğimdeyse tüm hiç ummadığım bi manzarayla karşı karşıya kalmıştım. Başımda bekleyen kişi görevlilerden birisi değil izmir’i terkedip Sakarya’ya kaçmama sebep olan, sürekli bahsettiğim, geçmişimi ve hayatımı gibip atan kadındı.
Başımda durup uzun uzun beni seyreden kişi O’ydu, idil’di… -
91.
+4iyi iyi sevinmiştim bu duruma, en azından bugün keyifsizliği yoktu yerinde. Biraz daha tanımaya yönelik farklı şeylerden konuşup bahsedebilirdik. Hepsinden öte artık şu ders notlarını alabilirdim amk. Aşk başıma vurdu diye derslerden kalmayalım daha gireceğimiz ilk sınavlardan. Ama bu motivasyonla yüksek notlar ve güzel sonuçlar elde edebileceğimi biliyorum. Kim bilir, belkide beni çalıştırıp sınavlara hazırlayacak bi hocam olur yanı başımda .)Tümünü Göster
"Aaa iyi bari, çok sevindim ya. Dediğim gibi bi yardıma ihtiyaç olursa dilediğin gibi söyleyebilirsin."
"Teşekkür ederim, çok düşüncelisin. Ama şimdilik bi ihtiyaç yok, olursa muhakkak söylerim"
Mikail o sırada alttan alta dürtmeye devam ediyo
"Ooo anlayalım aga, işi ilerletiyosun bakıyorum da
Tabii ki bunu Büşra'nın duymayacağı şekilde söylüyo. Ama kız gözlerimin içine bakarken durup Mikail'le muhattap olursam bişeylerden şüphelenecek elbet. Susması için ayağına basıp konuşmasına müdahale ettim. Sonra Büşra'ya dönüp konuşmaya tanışmaya devam ettim. Beni uzun zamandır görüp merak ediyomuş. Söylediğine göre dikey geçişle buraya gelip sınıfta fazlasıyla yankı uyandırınca hem konuşma hem de elde ettiğim tecrübeler olarak kendisi ve arkadaşları tarafından merak edilen birisi olmuşum. Ama bi türlü benimle konuşacak fırsatı olmamış. Çünkü bana sormak istediği, merak ettiği şeyler de varmış geçişlerle derslerle ilgili.
Ben bu okula gelmeden önce 3 üniversite daha değiştirmiştim beyler geçiş yaparak, bahsetmiştim diye hatırlıyorum. Bu geçiş yaptığım okulların yanı sıra aldığım pek çok ekstra eğitim daha var. Yazları aldığım aşçılık eğitimleri, Ege Üniversitesi'nde aldığım Pgibolojik Danışmanlık ve Rehberlik eğitimi vb. çok donanımlı bir öğrenci olarak buraya geldim (en azından ben öyle düşünüyorum). Sınıfa geldiğim zamanlarda da hoca "kendini tanıt bakalım delikanlı, neler yaptında aramıza katıldın" dediği zaman genel yapıda bahsetmiştim. Ki bahsettiğim zamanlar sınıfın geneline baktığım zaman hala gözümün önüne gelir ki en arkada oturan birisi olarak tüm sınıf arkasını dönüp anlatırken beni seyrederlerdi. Zaten ben kendimi anlatıp başarılarımdan bahsettikten sonra sınıfın bana olan bakış açısı değişmiş "Bunun burnu havada, bununla muhattap olunmaz. izmir'den gelmiş zaten, egoisttir bu ne konuşulacak" diye söylemler başlamıştı. Üzücü bi durumdu, ama olanı biteni anlatmıştım arkadaşlar ben. Açık sözlü olan, kendisinden bahsetmeyi seven birisiyim ben, yine böyle davranınca zararıma oldu. Olsun, beni gerçekten tanıyanlar doğru yolu bulacaklardır zaten.
Büşra'da beni tanımak isteyenlerden birisiydi, yani birisiymiş demeliyim aslında. Çünkü o bunu söyleyene kadar hiç farkında dahi değildim ben. Aslında beni dolmuşta farkedip farketmediğini sormayı çok istedim ama o kadarını şimdi yapamazdım, erken olurdu :D Ona tekrardan kendimden bahsettim, detaylarına girerek konuştuk. Ders başlamış, hoca varmış çokta umrumuzda olmadı, konuşmaya devam ettik. Mikail'de yandan yandan kötü espriler yapıp dalmaya devam ediyodu. Bozucu bi dalış değildi, aksine destekleyici ve yeri geldiğinde tıkanıklığı kurtaran girişlerdi. Bi süre sonra kendimi anlatmayı bitirdikten sonra susup uzuun uzun Büşra'yı dinlemeye koyuldum;
"itiraf etmek gerekirse benim sana karşı büyük bi hayranlığım var. Bu kadar uğraşmışsın, gezmişsin, okumuşsun, kendini geliştirmişsin. Çok mutluluk verici olmalı senin için. Ben de senin gibi olmayı çok isterdim, hatta hayalim diyebilirdim. Ama fırsatlar ve yanlış zaman olunca ne yazık ki istediklerimi yapamadım ben. Bunu ailemin bi baskısı var ya da beni kısıtladıkları için olduğunu düşünmeni de istemem. Öyle değil çünkü. Sadece ben kendimi hazır hissetmedim. (Mikail'in çizimlerini göstererek) Ben de çizim eğitimi aldım mesela. Gerek kara kalem olsun gerekse tuval üzerindeki çalışmalar olsun çok hevesle başlayıp ilerledim. Eğitimleri de büyük bi başarıyla tamamladım. Ama nedense bu alanda ilerleme göstermeyi tercih etmedim. Üniversite olarak tıpkı senin aldığın gibi Pgibolojik Danışmanlık ve Rehberlik eğitimi alıp o bölümde yer almak istedim. Ama ne yazık ki bi kaç puanla kaçırınca hayallerimi daha fazla kovalamayı bırakıp bu bölüme geldim. Pes etmek gibi. Bak kendine, ne istediysen hepsini yapmışsın, başarmışsın. Ben de senin gibi olmak isterdim. Bu yüzden bana karşı duyduğum bi hayranlığım var."
Vay be, ulan ben hiç bu açıdan bakmamıştım kendime. Ben bu olanı biteni anlattığımda bana her seferinde "Egoist huur çocuğu" , "işsiz köpek nelerle uğraşmış baksana" ya da "Bunun niyeti okumak değil, gezmek baksana" diye tepkiler vermişlerdi. Bunları umursamış mıydım ? Tabii ki hayır. Ama bunlara karşılık olumlu şeyler duymak ve tepkiler almak elbette isterdim. Şu zamana kadar hiç alamamaklar birlikte ilgi duyduğum kadının bana bu cümleleri kurmuş olması hem gururumu okşamıştı hem de beni mutluluktan havalara uçurmuştu. Ama elbette pişkin pişkin sırıttığım yüz ifademde belli olabilirdi bu. Çok saklamaya ya da coşmaya çalışmadım. Duyduklarım bana yeterliydi. Çünkü bana hayranlık duyan ve bu hayranlıkları kullanarak bağ hatta bağlar kurabileceğim güzel bi hanımefendi vardı karşımda. Bu bi fırsattı, ve ben çok büyük bi fırsatçıydım... -
-
1.
0Müthiş gidiyorsun usta, devam et hep takipteyim genelde anonimim ama burada olduğumu belli etmeden de okuyorum haberin olsun
-
1.
-
92.
+3 -1resimdeki kızın adını ver knkaaaaa
-
-
1.
0Polina dubkova
-
1.
-
93.
+4Burak’la henüz yeni yeni tanışıyo olabilirdik. Ama kafa yapımızın, esprilerimizin, sohbetimizin, hepsinden önemlisi de kalbimizin bir olduğu daha şimdiden belli olan bi gerçekti. Oturduk, içeceklerimizi aldık, son zamanlarda yaşanan gırgır şamatayı geçiştirdikten sonra Burak’ı dinlemeye koyulduk;Tümünü Göster
“Abi lise zamanından beri birlikte olduğum birisi var benim, adı Gülcan. Dersane zamanı tanıştık biz bununla. Ben fetocu dersanelerin arasında kalmış bi sokakta etüte giderken o tam karşıdaki dersaneye gidiyodu. Ha fetocu değildi tabii orası ayrı. Her çıkışta denk gelir, çoğu zaman aynı otobüse biner evlerimize giderdik. Zaten farketmiş olduk ki bizim evlerin arasında da bi kaç sokak varmış sadece, yakınız yani. Ben öyle sevdim ki Gülcan’ı sırf dersaneden çıkmasını saatlerce bekleyip o çıktıktan sonra sanki tesadüfen denk gelmişiz gibi “Aaa sen de mi burdaydın ya, eve gidiyosan birlikte geçelim” diyerek yoluna yoldaşlık ettiğimi bilirim. Çok sevdik birbirimizi, ondan şüphem yok. Onun için 1 sene mezuna kalıp sırf birlikte okuyabilmek için çalıştığımı, derslere asıldığımı bilirim. Ama malum, Sakarya’da onun bölümü olmayınca ayrı düştük. Bu ayrı düşme durumu yıprattı bizi. Çekemeyen arkadaş çevresi, çıkan dedikodular, söylentiler bize ayrılığı getirdi. Soracak olsan hala çok özlüyorum, barışmayıda istiyorum. Ama Gülcan o kadar inat, o kadar katı bi kız ki şimdilik olmayacağını biliyorum. Şimdilik böyle işte, napalım”
Ne çok benziyodu benim hikayeme, yaşadıklarıma. Şimdi daha çok sevmiştim Burak’ı, daha yakın hissetmiştim kendime. Dinlediğim hikayeden ilişki doktoru olacak birisi değilim ben, biraz aralarında kalıp düşünmem gerek nasıl çözüleceğini. Ama bu mesele çok su üzerinde kalmış gibiydi ve ben çözmek için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırdım. Gülcan’ın kuzenini takip etmekle başladık sosyal medyadan. Ben anonim bi yüzdüm onlar için, şüphe çekmezdim. Ekledik, kabulde etti. Oradan bilgi alışverişini sağlayabilirdik zaten, ilk adım atılmıştı. Eee Furkan’ın meselesine gelmek lazım ki aynı sınıfta olan Burak – Furkan ikilisi için konu duygusallıktan çıkıp tamamen taşak muhabbetine dönmüştü. Çünkü Furkan kızın dikkatini çekebilmek için öylesine şeyler yapıyodu ki (zaten şu metreleeer öncesinde kapıyı açıp bekleme muhabbetini biliyosunuz) tam bi loser konumuna düşüyodu. Ama Sevgi hakkında daha çok bilgi edinmeye de başlamıştık. Hangi yurtta kaldığını, aslen nerede yaşadığını, hangi bölümü okuyacağını falan. Ama durum belli işte, hala bi konuşma sağlayamamıştık günaydınlaşmalar haricinde.
Benim durum zaten belliydi, Büşra’yla giden dolu dizgin bi flörtümüz vardı zaten. Onun keyfi yerindeydi, benim keyfim yerindeydi. Mutluydum yani ben, iyiydik. Ama masada bu iç silahşör bir araya gelmişken nişanlılar tarafından takip edilmem ve az daha fakültenin önünde dayak yiyecek olmam anlatılmasa olmazdı. Burak az çok biliyodu muhabbeti, anlatıp kahkahalarla az inletmedik mekanı. Kafalar çakırkeyf, keyiflerde de yerinde denebilecek durumda. O gece aksi bi durum gerçekleşmeden yurtlara dağıldık. Ama sık sık tekrar etmemiz lazımmış bunu, onunda farkında vardık. -
94.
+4Otururken bana da "Günaydın" demeden geçmemişti kocaman gülümsemesiyle. Ben de kendi salaklığımı sürdürüp tripli tavırlarla günaydın diyerek geçiştirmiştim. Ama esasını soracak olsanız konuşup sesini daha fazla duyabilmek için içim içimi yiyordu beyler. Ya dıbını gibeyim (izmirli) dıbını, neyin tribindesin aq. Hayır öyle de moda girmişsin ki çıkamıyosun da şimdi hiç bişey olmamış gibi davranmaya çalışarak. Aradan biraz zaman geçtikten, herkes kitabını defterini çıkarmakla uğraşırken gözüm öte yandan da Büşra'daydı. Mikail'le bi kaç fısıldaşmanın ardından Büşra bana döndü.
"Hayırdır, küs müyüz ? Hiç pas vermiyosun.
"Bişey olduğu yok ya, canım sıkkın biraz o kadar"
"Bişey mi oldu ki ? Anlat, dinlemek istiyorum ben"
"Yok yok önemli bişey değil, geçer zaten"
"Hiii parmağına noldu seniiin, yara bandı kıpkırmızı olmuuş"
Bi önceki akşam odada Kadir'in traş bıçağını açmaya çalışırken biraz sert bastırıp derin bi şekilde kesmiştim parmağımı. Ama aşçılık sürecinde de seri bıçak kullanmayı öğrenirken sık sık kesilirdi parmaklarım. Önemli bişey olmadığından ne anlatma ne de bahsetme gereği duymamıştım. Ama Büşra görüp sanki kendi canı yanmış gibi tepki göstermişti.
"Yok ya önemli bişey değil, dün kesilmişti geçer o. Yurtta değiştiririm bandıda"
"Hayır hayır, olmaz öyle. Al bakim sen şu peçeteyi, çıkar o bandı sar peçeteyle. Dersten sonra doğru sağlık ocağına gidiyoruz seninle, itiraz istemiyorum"
Tek bir cümle insanın tüm tribini alıp erim erim eritir miydi bi insanı ? Ben erimiştim, elenmiştim, düştüm hatta artık ne söylenebilirse. Önemsiz bi yara için telaşlanmış, daha şimdiden dişlerini gösterip itiraz istemeksizin önemli şeyleri yaptırmaya başlamış ve başarmıştıda. Beyler, ben cidden aşık oluyorum lan galiba bu sefer. Beni düşünen, önemseyen birisi vardı be karşımda. Tüm tribim, alınganlığım yerle yeksan olmuştu. Elimden tutan sen ol, sar sarmala yaralarımı. Sen iyileştirdiğin sürece seninle her acıyı yaşamaya razıyım ulan ben. Gidelim anasını satayım, sağlık ocağına da gidelim revire de gidelim sen nereye istersen oraya gidelim... -
-
1.
0izin verir misin yaraana bakiyim
Hangisine? Söyle hangisine?
Hangiissssiiinnneeee
-
1.
-
95.
+4"Geçmiş olsun üzuldum" dedim. Tesekkur ederim dedi oda. Bu olaydan sonra ondan hoşlandiğimi soyleyemezdim. Aile ilişkilerinden konusmaninda mantıksız olacagini dusundum. En iyisi muhabbet edecek baska konu bulmaliydim hemen. Aklima not istemek geldi "ya sey diyecem varsa bu dersin notlarini alabilirmiyim senden". Tabi defter notu var derste yazdigim, istersen kırtasiyeden fotokopi cektirebilirsin ". O an onun mavi gozlerine dalmiştim, o da garipsemiş olacakki " notlari alacakmisin" diye sordu. Mavi gozlum (bundan sonra boyle hitap edecegim) nede guzel duşunmuştu . Notlarin fotoğrafını cekersem calişamazdim rahat rahat. "Kırtasiyenin nerde oldugunu bilmiyorum" dedim. "istersen gösterebilirim yerini" dedi. "Güzel olur bu sayede Kırtasiyenin yerinide ogrenmiş olurum". O onde ben arkada kırtasiyeye dogru yola koyulduk. Normalde turbanli biri hakkinda boyle dusunmem ama arkadan bakinca fizigide guzelmiş gozleri gibi. Kırtasiyenin okulun bodrum katında oldugunu soyledi. Beraber indik asagi kata. kirtasiyenin oldugu bolume girdik . Mikailde oradaydi beni gorunce gulumsedi ıbne. Aniden ensemde bi sicaklik hissettim uyandigimda fotokopi makinesine baglanmiş halde buldum kendimi. Arka tarafimda buyuk bir aci hissediyordum gotumden kan akiyordu meger muallak mikail ile mavi gozlum beni kandirip gotten gibmişlerdi buda bana ders olsun bidahada turbanlilardan hoslananin gotunu şirkan gibsin
-
-
1.
0ciddi ciddi okudum "lan ben bunu ne ara yazmıştım" diye, mikail'e de gibtirdik kendimizi hadi hayırlısı :D :D :D
-
-
1.
0Ya iste onemli olan baslik sahibini trollemek
-
1.
-
1.
başlık yok! burası bom boş!