-
801.
+2tamam..kandırıldım, kullanıldım..küçük düşürüldüm, yalnız bırakıldım..ama aradan zaman geçip de şöyle sakin kafayla düşününce, benden çok daha kötü şekilde bu durumlara maruz kalan, aldatılan, elde ettikten sonra sudan sebeplerle terk edilen insanlar var..o yüzden yine de şükür yani..Tümünü Göster
fakat, ayşene olan nefretim biraz daha farklı bir durum, zira kız, sanki bana düşmanıymışım gibi bakıyor, hor görmeye çalışıyor..ulan huur, ne yaptım ki ben sana?
en son da bu yüzden patlayıp illa "intikam alıcam" diye bu yola girdim ya zaten..yeniden dirilttim uykudaki şeytanımı..yok abi..öyle beni kullandığı için, ozanı tercih ettiği için filan değil, bireysel karakterinden ötürü, sırf bu kolpa, menfaatçi, çıkarcı, kezban karakteri için hak ediyor bu kız sağlam bir gibişi..
ve ben, öyle ya da böyle, elbet bir gün hıncımı alacağım..tamamen legal yollardan..
neyse..bu kadar analiz yeter herhalde..unuttuğum kişi var mı bilmiyorum, vardır elbet, hatırlatırsanız ben de hatırladığım kadarıyla bahsederim..
nilayı unuttun demeyin, benim zaten onunla geçirdiğim her an, onu anlatan bir hikaye gibi, gerçekten farklı bir kız, farklı bir insan, hayatım boyunca pek az insana karşı hissettiğim güven ve arkadaşlık duygularını hissediyorum ona karşı, keza ebru da öyle, ama onun yeri biraz daha farklı ve nilaydan farklı olarak, maalesef hislerim karşılıksız..
hikayeye yeni katılan ve benim de yeni tanıdığım begüm, burçin gibi karakterlerden daha epey bahsedeceğimiz için burada es geçiyorum,
ceren hakkında spoilerler vermiştim, hatırlıyorum, onun da zamanı gelecek, zaten o karakterdeki (huur) bir kızla bir şekilde konekte olup, daha sonra tamamen hayatınızdan silebilmek pek mümkün değil, hele ki böyle zütünüzün dibindeyken..zira her daim yarı öfkeli (niyeyse) taciz bakışlarını sürdürüyor, ben de göz kırpıp sırıtarak karşılık veriyorum..arada toplu muhabbetlerde laf sokuyoruz birbirimize, saçlarını sarıya boyattı, yattara gibi oldu..amk..
şimdi hikayeyi biraz daha ileri sarıp yeniden müzikli gecelere gidelim (:
vurucu tim ahaha çok iyi lan bu biliyorum, bir ara bu noktaya geldim harbi harbi (:
bu arada arkadaşlar eleştiri, yorum ve sorularınıza cevap vereceğim bu geceki partları bitirdikten sonra, 2-3 ya da üç part daha atabilirim gibi görünüyor, sonra da cevapları yazar ve zıbarırım.
ne mühendisliği okudun, hangi üniversite? hangi şehir? v.b soruların cevaplarını siz bulmalısınız ki ben bilerek hikayede bazı yerlerden açık açık bahsettim bile, o yüzden lütfen artık bu konularda sormayın, detaylara takılmaktansa hikayenin içine sızmaya çalışın derim, benim yerime de geçebilirsiniz, benim yerimde olsaydınız ne yapardınız? gibi soruları da cevaplayabilirsiniz.. diyorum ya, böyle bir şeyi başkası yazmış olsaydı da ben denk gelseydim, onun hayatından bir hikaye de ben çıkartırdım kendi payıma ;)
http://fizy.com/#s/1ajcid
yine bir perşembe gecesi, yine erken çıkıp sahnemizi bitirmişiz, çocuklarla masada biraz takıldıktan sonra uzaktan imalı imalı bakışlar eşliğinde gülümseyen burçin ve nilayın yanına gidiyorum (sarışın nilay, karışmasın).
yine gülüşmelerin arasında oturuyorum masalarına, öncesinde soruyorum,
"masanızda bana da yer var mı acaba? :p"
"bilemiyorum, düşünmemiz lazım biraz x)" diye yanıtlıyor burçin, zaten farklı bir yanıt beklemezdim bu oyun severden (:
bense, ilk gecenin aksine çok daha usturupluyum, bu gece amacım geyik yapmak değil, biraz daha ciddi olmaya çalışıyorum, dozaj dozaj, yavaş yavaş, yine akıcı ama gayet güzel, seviyeli, sakin bir muhabbetin içine giriyoruz, ben, burçinle ilgilendiğim çok belli olmasın diye bilerek sık sık araya nilayı koyuyorum, hatta onunla daha bir samimi gibiyim böyle, hani çaktırmayacağız ya (: hey gidi hey..
aslında bakınca ne kadar yavan ve ne kadar çocuksu taktikler..ama genciz be arkadaş, o zamanlar, insanlar bu blöflerin sıradanlığını bilseler bile, bile bile kullanıyorlar, bile bile yiyorlar..yediriyorlar..eminim siz de karşılaşmısınızdır böyle durumlarla, ya da direkt olarak siz uygulamışsınızdır..
güzel muhabbetimiz, karşılıklı anılarımızdan ve çevrelerimizden bahsetmekle alıp yürüyor..birbirimize, birbirimizden hikayeler anlatıyoruz..bende hikaye çok biliyorsunuz, e çene de çok, taşınma muhabbetleri, yazın babamla olan balık maceralarım, basketbol maceralarım, müzik olayları..bir ara sosyal projeye geliyor iş, kick taks cu olduğumu söyleyince yalandan korkup "adam tehlikeliymiş ya :p" diye taşak geçiyorlar (:
burçin kendini anlatıyor, yola eczacılıkla çıkıp hemşirelikle noktalayışını esprili bir dille dinletiyor bize, aslında hemşirelikle ilgili aklımda bir sürü gır gır şamata ve bel altı imalar beliriyor anında ama kendimi tutuyorum aq..bu gece cıvıtmak yok..espriler mümkünse 1 metrenin üstüne gelsin..
burçin benim hatırıma (artık ne hatrım varsa (: ) sadece bir sigara içiyor bu gece, onu da dışarıda..
bir yerden sonra, nilay biraz devre dışı kalıyor, hem kendi isteğiyle, hem de biz fazla dalıyoruz konuşmaya, diyorum ya, ben zaten burçin e odaklıyım, belli ki o da aynı şekilde bana odaklı, nilay da arada katalizör, enzim, reaksiyona girdiği gibi çıkacak, sadece görevini yapacak, maalesef kızların çoğu tanışmalarda, konuşmalarda böyle 2. kişilere ihtiyaç duyuyorlar..tabi hepsinden ayça gibi öz güvenli ve görmüş görmüş geçirmiş olmasını beklemek zor.
o gece gene beraber çıkıyoruz kafeden, bu sefer evlerine kadar zütürüyorum, "kahve içmeye çağırmayacağız ama haberin olsun (:" deyip gülüşüyorlar,
ben de,
"kahveyi biraların, tekilaların üzerine içerim ben zaten genelde" deyip kendimce ayarı veriyorum,
bir gün farklı bir mekanda eğlenmek için sözleşiyoruz,
"bu cumartesi de bekliyorum, size önlerden masa ayırayım bari, özel seyircilerim olarak gelin ;)" diyerek vedalaşıyorum ikiliyle, gündeki teyze öpüşmesi yaparken parfümleri burnuma geliyor..seviyorum lan kızları valla, yumuşak, hoş kokulu pembe varlıklar (: , çilek gibi... yerim sizi x)
akşam eve gittiğimde burçin olayını tolgayla konuşuyorum,
beyler, öyle heyecan filan yok içimde ha, aşk filan yok yani..bitti o işler..kapandı o devir..kız hoş, kafalarımız uyuştu, e birbirimizden de hoşlanıyor gibiyiz..o zaman ne var aq? takılırız işte, olursa olur, olmazsa da murat abi iki sadık müşteri kaybeder muhtemelen (:
http://fizy.com/#s/1ahnqh
..tolgayla bir süredir biraz mesafeli gibiydik, hayır hayır, aramızda bir sorun yok, sadece, derslerimizin ve programlarımızın yoğunlundan ötürü bir türlü adam gibi muhabbet edemedik epeydir, o nedenle sanki geçici bir uzaklık oluştu gibi oldu..bu burçin meselesi vesilesiyle yeniden arayı ısıttık kardeşimle, ben de buna bizim pub a gitmeyi önerdim ertesi akşam, -
802.
+2"cuma cuma mı içicez amk?"Tümünü Göster
"lan gören de inançlı bir şey sanacak, amk ateisti x)"
"olm boş ver lan, zaten günahkarın önde gideniyiz, hepten cehennem konbinesi aldırtma bize (:"
"iyi ne yapalım o zaman? çıkmak istemiyor mu canın dışarı?"
"çıkarız kanka, ama içmeyelim"
"tamam hacı bey (: , nereye gidek?"
"bilmiyom, kafeye gidelim diycem de, ordan da gına geldi artık, baydın aq x)"
"gibtir lan, millet bizi dinlemeye özel geliyor bee özeeell (:"
"hahaha, aslanım güllü (: peçete de atıyorlar mı lan?"
"yok daha atmadılar, topuklarıma sıkmazlar herhalde demi (: ?"
"bilemiyorum, burçin yengeyle iyi geçin (:"
"oof of..kanka istiyorum bu kızı lan ciddi ciddi.."
"vay amk.. istiyorsun ha? seviyorum filan değil yani, direkt "istiyorum" x)"
"çekiyor beni abi, yani öyle duygusal olarak olmasa bile fiziksel olarak"
"hee.. alışmış kudurmuştan beterdir aga, ne kadar olduydu senin ayçayla ayrılalı? x) x)"
"kes lan (:"
"bizimkilere söylücez mi?"
"yok biz ikimiz kaçalım hacı özel konuşucam sene ;)"
"e hadi iyi madem (:"
daha önce nilayla, ebruyla filan gittiğimiz yerlerden birine gitti, burası da yine canlı müzikli, ama daha arabesk-türkü tarzı takılıyorlar.. ulan gel de içme bu şarkılarda şimdi anasını satayım.. peki mekandaki en sert içecek ne? sprite..
tolgayla o akşam özel olarak konuştum.. evet..
yeter artık aq..
uzunca zamandır beynimi yiyen o malum konunun, tolga kısmını bu gece halletmeye niyetliydim..
konuştum.. dedim "aga böyle böyle... sizin bir zamanlar ki muhabbetiniz malum, şimdiki durumunuz malum.. benim durumum malum..ben, biz nilayla beraber takılırken aklından neler geçiyor bilmek istiyorum"
tolga bana yalan söylemez, yani en azından bu güne kadar söylemedi, ayak yapsa da anlarım, o kadar da tanıyorum artık.. aslında bunlara yeltenmesini bekledim ama çocuk harbiden delikanlı çıktı, helal olsun, hem nalına, hem mıhına, çatır çatır konuştu,
"kardeşim, bizim geçmişte yaşadıklarımız çoğu güzel şeylerdi zaten ki onlar da sizin sayenizde (alıma ebruyu nerden soktun gene be amk)..öyle kanlı bıçaklı ayrılmadık biliyorsun, hala selamlaşıyoruz bile, ben siz beraberken en ufak bir kötü şey düşünmüyorum, hatta hoşuma gidiyor senin yanında olması, sonuçta hala değer verdiğim birisi, senle beraberken mutlu olduğunu, güvende olduğunu biliyorum"
"kurda kuzuyu emanet ediyorsun yani (:" dedim gülerek,
"kim kurt kim kuzu belli olmaz be tsigalko, insanı ayakta uyutuyorlar valla..ama dediğim gibi, benim senden yana bir sıkıntım yok kesinlikle, sen de rahat ol aga, bunları düşünüp kendini yeme yani, kız senin taa okulun başından beri arkadaşın, biz ayrıldık diye sen de küsecek değilsin ya?"
"eyvallah kardeşim, böyle düşünmen sevindirdi beni, içim rahatladı, sağ olasın (:"
"amaaa, şöyle de bir şey var ki aga, biliyorsun, ateşle barut yan yana durmaz derler, siz çok iyi tanıyorsunuz birbirinizi, bir yerden sonra aklınıza farklı düşünceler gelmeye başlayacak, ulan diceksiniz, biz bu kadar iyi anlaşıyoruz zaten, birbirimizi çok iyi tanıyoruz, hatta anama babama anlatmadığımız bazı şeyleri birbirimize anlatıyoruz.. şimdi dışardan kimi bulsak, dünyanın en iyi insanına bile denk gelsek, yine de onu da tanımak için belli bir zaman gerekecek, uyum için belli fedakarlıklar gerekecek, e zaman dediğin de akıp gidiyor, bizim elimizde hazır bir ilişki var, adı arkadaşlık da olsa.. bunu mu değerlendirsek.. diyebilirsiniz yani, hani sen demezsin, o der.. anormal bir durum olmaz bir tarafın ya da iki tarafın birden böyle düşünmesi.. zaten ona karışmak da benim haddime değil yani, yaşanmış bitmiş benim ilişkim sonuçta, ben sadece sana olabilecekleri söylüyorum"
haydaa.. -
803.
+1"aga sen böyle deyince kafam karıştı ama benim?"Tümünü Göster
"yok be kardeşim, ne karışcak..benim düşüncem net, ne olursa olsun, siz nilayla yarın bir gün sevgili de olsanız, hatta evlenseniz bile değişmez, kesinlikle benim için kaygılacak ya da benden çekineceğiniz bir durum yok, rahat olun (:"
"hee..yani ben yarın nilayla eve el ele gelsem, benim odama geçip kapıyı örtsek sana koymaz öyle mi?" deyip üstüne gittim..
bir kaç saniye durdu..her halde durumu hayal etti,
"koyar aslında aq..gelir misiniz ki öyle?"
çayımı fondipleyip yüzümü ellerimin arasına aldım,
"oof aga off..zor bu işler valla be..çok zor..amk niye ayrılıyorsunuz ki? beni de ortada meriç gibi bırakıyonuz..gibicem belanızı ya.."
güldük..ağlanacak bir hal aslında..neyse ki nilayla aramızda bir şey yok... bir de olduğunu, içten içe hissettiğini düşün aq..felaket..
"aga valla..bilmiyorum ya..bu kız elbet bir gün biriyle sevgili olacak gene, evlenecek..ben de başka biriyle sevgili olacağım, başka biriyle evleneceğim..oluyor yani böyle şeyler..nilayla el ele gelip odaya kendinizi kilitleseniz içim burulur evet, ama ne diyebilirim ki aq? zaten diyebilecek olsam bile demem, sana son bir cümle söyleyeceğim, artık ondan başka soru sorma bana bu konu hakkında, son ve net düşüncemdir,
aha, bak buraya yazıyorum, siz ikiniz, hangi sıfatla, ne tak yerseniz yeyin, ikinize de, özellikle sana olan sevgim zerre eksilmez aq..tamam mı? (:"
bu duygusal finalin ardından ben gene rahat durmayıp binliğimi yaptım,
"niye aga kavat mısın sen?"
gene gülmeye başladık, omzumu yumrukladı şakasına, "bin tabi, biliyor benim istesem bile bir şey yapmayacağımı, ondan rahat böyle..zerre eksilmezmiş, sie" dedim, güldüm..
"eyvallah aga, bilirim, senin bunu içine dert edip bana söylemen bile senin ne kadar kaliteli bir adam olduğunu gösterir, bundan sonra dert etme kardeşim, hayatı böyle ince hesaplarla, kuruntularla yaşamaya gerek yok, bugün varız, yarın yokuz.."
"lan ağlatıcan beni bu akşam sen, duygu seli oldum aq (:"
çıkışta eve giderken tekelden votka aldık, "hani cumaydı lan içmiyodun?"
"saat 12 yi geçti olm x)"
o gece kafayı bulduk..ben de üzerimden bir yükü daha atmış oldum..tamam belki yüzde yüz olarak gönlüm rahatlamadı, ama önemli ölçüde ferahladım artık..iyi dedi valla tolga..bugün varız, yarın yokuz..bu kavga, kuruntu niye..
http://fizy.com/#s/1ahnqh
..tolgayla bir süredir biraz mesafeli gibiydik, hayır hayır, aramızda bir sorun yok, sadece, derslerimizin ve programlarımızın yoğunlundan ötürü bir türlü adam gibi muhabbet edemedik epeydir, o nedenle sanki geçici bir uzaklık oluştu gibi oldu..bu burçin meselesi vesilesiyle yeniden arayı ısıttık kardeşimle, ben de buna bizim pub a gitmeyi önerdim ertesi akşam,
"cuma cuma mı içicez amk?"
"lan gören de inançlı bir şey sanacak, amk ateisti x)"
"olm boş ver lan, zaten günahkarın önde gideniyiz, hepten cehennem konbinesi aldırtma bize (:"
"iyi ne yapalım o zaman? çıkmak istemiyor mu canın dışarı?"
"çıkarız kanka, ama içmeyelim"
"tamam hacı bey (: , nereye gidek?"
"bilmiyom, kafeye gidelim diycem de, ordan da gına geldi artık, baydın aq x)"
"gibtir lan, millet bizi dinlemeye özel geliyor bee özeeell (:"
"hahaha, aslanım güllü (: peçete de atıyorlar mı lan?"
"yok daha atmadılar, topuklarıma sıkmazlar herhalde demi (: ?"
"bilemiyorum, burçin yengeyle iyi geçin (:"
"oof of..kanka istiyorum bu kızı lan ciddi ciddi.."
"vay amk..istiyorsun ha? seviyorum filan değil yani, direkt "istiyorum" x)"
"çekiyor beni abi, yani öyle duygusal olarak olmasa bile fiziksel olarak"
"hee..alışmış kudurmuştan beterdir aga, ne kadar olduydu senin ayçayla ayrılalı? x) x)"
"kes lan (:"
"bizimkilere söylücez mi?"
"yok biz ikimiz kaçalım hacı özel konuşucam sene ;)"
"e hadi iyi madem (:"
daha önce nilayla, ebruyla filan gittiğimiz yerlerden birine gitti, burası da yine canlı müzikli, ama daha arabesk-türkü tarzı takılıyorlar..ulan gel de içme bu şarkılarda şimdi anasını satayım..peki mekandaki en sert içecek ne? sprite..
tolgayla o akşam özel olarak konuştum..evet..
yeter artık aq..
uzunca zamandır beynimi yiyen o malum konunun, tolga kısmını bu gece halletmeye niyetliydim..
konuştum..dedim "aga böyle böyle... sizin bir zamanlar ki muhabbetiniz malum, şimdiki durumunuz malum..benim durumum malum..ben, biz nilayla beraber takılırken aklından neler geçiyor bilmek istiyorum"
tolga bana yalan söylemez, yani en azından bu güne kadar söylemedi, ayak yapsa da anlarım, o kadar da tanıyorum artık..aslında bunlara yeltenmesini bekledim ama çocuk harbiden delikanlı çıktı, helal olsun, hem nalına, hem mıhına, çatır çatır konuştu,
"kardeşim, bizim geçmişte yaşadıklarımız çoğu güzel şeylerdi zaten ki onlar da sizin sayenizde (alıma ebruyu nerden soktun gene be amk)..öyle kanlı bıçaklı ayrılmadık biliyorsun, hala selamlaşıyoruz bile, ben siz beraberken en ufak bir kötü şey düşünmüyorum, hatta hoşuma gidiyor senin yanında olması, sonuçta hala değer verdiğim birisi, senle beraberken mutlu olduğunu, güvende olduğunu biliyorum"
"kurda kuzuyu emanet ediyorsun yani (:" dedim gülerek,
"kim kurt kim kuzu belli olmaz be tsigalko, insanı ayakta uyutuyorlar valla..ama dediğim gibi, benim senden yana bir sıkıntım yok kesinlikle, sen de rahat ol aga, bunları düşünüp kendini yeme yani, kız senin taa okulun başından beri arkadaşın, biz ayrıldık diye sen de küsecek değilsin ya?"
"eyvallah kardeşim, böyle düşünmen sevindirdi beni, içim rahatladı, sağ olasın (:"
"amaaa, şöyle de bir şey var ki aga, biliyorsun, ateşle barut yan yana durmaz derler, siz çok iyi tanıyorsunuz birbirinizi, bir yerden sonra aklınıza farklı düşünceler gelmeye başlayacak, ulan diceksiniz, biz bu kadar iyi anlaşıyoruz zaten, birbirimizi çok iyi tanıyoruz, hatta anama babama anlatmadığımız bazı şeyleri birbirimize anlatıyoruz..şimdi dışardan kimi bulsak, dünyanın en iyi insanına bile denk gelsek, yine de onu da tanımak için belli bir zaman gerekecek, uyum için belli fedakarlıklar gerekecek, e zaman dediğin de akıp gidiyor, bizim elimizde hazır bir ilişki var, adı arkadaşlık da olsa..bunu mu değerlendirsek..diyebilirsiniz yani, hani sen demezsin, o der..anormal bir durum olmaz bir tarafın ya da iki tarafın birden böyle düşünmesi..zaten ona karışmak da benim haddime değil yani, yaşanmış bitmiş benim ilişkim sonuçta, ben sadece sana olabilecekleri söylüyorum" -
804.
+1haydaa..Tümünü Göster
"aga sen böyle deyince kafam karıştı ama benim?"
"yok be kardeşim, ne karışcak..benim düşüncem net, ne olursa olsun, siz nilayla yarın bir gün sevgili de olsanız, hatta evlenseniz bile değişmez, kesinlikle benim için kaygılacak ya da benden çekineceğiniz bir durum yok, rahat olun (:"
"hee..yani ben yarın nilayla eve el ele gelsem, benim odama geçip kapıyı örtsek sana koymaz öyle mi?" deyip üstüne gittim..
bir kaç saniye durdu..her halde durumu hayal etti,
"koyar aslında aq..gelir misiniz ki öyle?"
çayımı fondipleyip yüzümü ellerimin arasına aldım,
"oof aga off..zor bu işler valla be..çok zor..amk niye ayrılıyorsunuz ki? beni de ortada meriç gibi bırakıyonuz..gibicem belanızı ya.."
güldük..ağlanacak bir hal aslında..neyse ki nilayla aramızda bir şey yok... bir de olduğunu, içten içe hissettiğini düşün aq..felaket..
"aga valla..bilmiyorum ya..bu kız elbet bir gün biriyle sevgili olacak gene, evlenecek..ben de başka biriyle sevgili olacağım, başka biriyle evleneceğim..oluyor yani böyle şeyler..nilayla el ele gelip odaya kendinizi kilitleseniz içim burulur evet, ama ne diyebilirim ki aq? zaten diyebilecek olsam bile demem, sana son bir cümle söyleyeceğim, artık ondan başka soru sorma bana bu konu hakkında, son ve net düşüncemdir,
aha, bak buraya yazıyorum, siz ikiniz, hangi sıfatla, ne tak yerseniz yeyin, ikinize de, özellikle sana olan sevgim zerre eksilmez aq..tamam mı? (:"
bu duygusal finalin ardından ben gene rahat durmayıp binliğimi yaptım,
"niye aga kavat mısın sen?"
gene gülmeye başladık, omzumu yumrukladı şakasına, "bin tabi, biliyor benim istesem bile bir şey yapmayacağımı, ondan rahat böyle..zerre eksilmezmiş, sie" dedim, güldüm..
"eyvallah aga, bilirim, senin bunu içine dert edip bana söylemen bile senin ne kadar kaliteli bir adam olduğunu gösterir, bundan sonra dert etme kardeşim, hayatı böyle ince hesaplarla, kuruntularla yaşamaya gerek yok, bugün varız, yarın yokuz.."
"lan ağlatıcan beni bu akşam sen, duygu seli oldum aq (:"
çıkışta eve giderken tekelden votka aldık, "hani cumaydı lan içmiyodun?"
"saat 12 yi geçti olm x)"
o gece kafayı bulduk..ben de üzerimden bir yükü daha atmış oldum..tamam belki yüzde yüz olarak gönlüm rahatlamadı, ama önemli ölçüde ferahladım artık..iyi dedi valla tolga..bugün varız, yarın yokuz..bu kavga, kuruntu niye..
http://fizy.com/#s/125sks
..günler geçiyor, kasım ayının da sonlarına doğru ilerliyoruz..önümüzde yılbaşı var..acaba nasıl geçecek, nasıl geçireceğim? şimdiden heyecanı sarmaya başladı, içim kıpır kıpır..sanki hep ciğerlerimden fırlayıp uçmak isteyen kuşlar varmış gibi hissediyorum göğüs kafesimin içinde..
havalar da bir acayip..bir sıcak, bir soğuk, bir ıslak..
tarifsiz bir huzur doluyor içime sokaklarda dolaşırken, avare gibi hissediyorum..hayatımın bütün parçaları yine bir arada..belki de ondan bu şairane tavırlarım..gene keyfim yerinde..
hayatımdan pek çok şeyi çıkarmış gibi görünsem de, okul-müzik-ev ekseninde koşturup durmaktan tatlı bir sersemlik oluştu üzerimde, neyse ki hoşuma giden bir yorgunluk bu..keyifli yorgunluk..sonra tabi bir de burçin var aklımda, ara sıra geceleri onu düşünerek uyuyorum..
zaten beyler, eğer geceleri birini düşünmeden uyuduğunuz zamanlar başladıysa, ya yaşlanmışsınız ya da yalnızlaşmışsınız demektir iyiden iyiye..
öyle zamanlarım da oldu..olmadı mı? hepimizin olmuştur.
ben her ne kadar aşk yok, sevgi yalan desem de, birisiyle flört halinde olmanın heyecanı başka..asla doyulmayacak, bıkılmayacak bir hissiyat, hatta cinsel ihtiyaçlarım başka şekilde karşılanabilirse şayet, sonsuza kadar flört halinde kalabilirim sanırım..onun insana verdiği o tatlı heyecan, sıcaklık bile yeter..kafanızda hayal edersiniz, ilk dokunuşu, ilk öpüşmeyi..beğenmezseniz baştan..sonra bir daha..başka bir tane daha..çünkü olaylar henüz gerçekleşmemişken, direksiyon sizdedir, yönetmen sizsiniz! hem siz, hem de flörtünüz, siz nasıl isterseniz öyle hareket edecektir zihninizde..
tatlı düşüncelerden imalı bir alkış sesiyle ayıldım..
"pat..pat..pat..pat..pat... tebrikler tsigalko, ayın aptal aşığı ödülünü kazanmak üzeresiniz (:"
"saçmalama ne aşkı..aşk filan yok..hoşuma gitti kız sadece.."
"ve bu, sadece hoşuna gitmiş hali öyle mi? dua edeyim de aşık olma..gerçi benim duam da pek kabul olur mu bilemiyorum hahaha"
"seninle konuşmak istediğimi sanmıyorum şu an?"
"oohooo ho..gitmemem için yalvardığın günler çabuk unutulmuş anlaşılan..eh tabi..şimdi rahatın yerinde, gelsin kızlar gitsin kızlar, çalsın sazlar söylesin tsigalko..(: ..neyse canım, senin rahatında gözüm yok merak etme..ben sadece bir hatırlatayım dedim..biliyorsun, hani asıl amacımız..asıl plan..big picture... understand?"
"bana ayran gönüllü muamelesi yapmayı bıraksana sen..tamam işte, neyse ne, yolumuzun üzerindeyiz..hiç bir şeyi de unuttuğum yok..hatta şu son olaylara kadar düşündüğüm tek şey oydu zaten.."
"iyi işte..kendini kaptırma fazla..güzel, büyük bir havuzdasın, tek bir balığın peşinden koşturayım deme, nasılsa hiçbirinin kaçacak yeri yok..elbet bir gün midende olacak..ee..yani yatağında diyelim ;)"
"motivasyon için teşekkürler..izninle ben biraz kafa dinleyeyim?" -
805.
+2yeniden yalnızlığımı kazandıktan sonra terasa çıkıp gecenin nemli havasını içime çektim..yıldızların özgür ve vakur duruşlarına imrendim..Tümünü Göster
hiç bir zaman o kadar özgür olamayacağım kesin..
http://fizy.com/#s/1ah0by
size ev-okul-müzik üçgeninden bahsetmiştim, az önce, her üçü de aslında pozitif seyreden, ancak pek çok hassas dengeyi ve iletişimi barındıran karmaşık birer sistem gibiler..
üçgenin "ev" ayağında, malumunuz, canımın içi insanlarla bir aradayım..pek sıkıntı yaşanmıyor, şu ana kadar yaşadığımız en büyük sıkıntıları play station turnuvalarında yaşadık:
--spoiler--
"aga gibicem ya tuş basmadı!"
"adam madridten başka takım almıyor ki aq?!"
"sokayım iki saat taktik yapıp durmayın amk"
--spoiler--
madem o kadar birbirimizle bir arada olmayı istedik, allah da bize resmen bir mucize olarak böyle bir evi nasip etti, e o zaman hakkını verelim hesabına, 2-3 gecede bir planlı * şekilde, havalar iyice gibertici olana kadar kah bizim terasta, kah aşağı katın salonunda toplanıyoruz, oyundu, gır gırdı derken zaten sabahlar oluveriyor..
ama ev hayatı da tamamen eğlenceden ibaret değil elbet..ev dediğinin, hele hele öğrenci evi dediğin şeyin, canlı bir organizma olduğunu unutmamak lazım..harbi diyorum bak, öğrenci evlerinin canı vardır ha..garip huyları vardır sonra, iyi geçinmek, arada gönlünü almak, bakımını yapmak gerekir..tatlı sözler fısıldamak, arada sarılmak gerekir kirişlerine duvarlarına (:
ben çok çeşit yemek yapamıyordum o zamanlar, ama yaptığımı da tam yaparım..bilhassa çorbaları, "lan alt tarafı çorba" demek gibi bir gibkoluğa düşmeyin,
"çorbacılık" diye bir sektör var lan sektör..ha derseniz ki "lan olm o çorbacılar konser-bar-alem sonrası insanları ayılmak için var" ben de size "sektörün gidin" derim..
neyse çok iğrençleştim ama hep yorgunluktan bunlar..
işte dediğim gibi, yemek yapıyorum arada, bulaşık yıkıyorum, iki haftada bir evi temizliyoruz baya marklarla viledalarla filan..
üçgenin ev ayağı, nispeten en rahat kısmı.. aslında müzik kısmında da evden daha fazlası var diyemem,
ee..insanoğlu.. çok tuhaf bir varlığız vesselam..ilk çıktığımda dizlerimin titrediği, sesimin titrediği, zütümün terlediği sahneye, şimdi çok daha kendime güvenli, moralli bir şekilde çıkıyorum. tabi bunda o eş-dost ortdıbının da başlardaki katkısı yadsınamaz.. onların gazlaması ve motivasyonu sayesinde o ilk zamanlardaki tedirginliği attım.. tabi bir de hep prof adamlarla çalışıyor olmam benim şansıma.. ömer ile ilkay malum zaten, nuriş de gönlümüzün gitaristi, slow müziğin yeni prensi, genç kızların sevgilisi (:
orada işleri tuhaflaştıran ise genelde, insanın işine gelen tuhaflıklar..en başında bir burçin meselesi var mesela, allah herkese böyle tuhaflaşma versin (: ..seni dinlemeye gelen, mazinin olduğu insanlar var.. ayçası, ayşegülü, mervesi bilmem nesi.. sonra bir kafeye gelme sebebi ne yemek-içmek, ne arkadaşlarıyla muhabbet ne de sosyallik olmayan, tamamen çalgıcı tayfaya iş atmak olan kız tayfaları var ki çok şirinler inanamazsınız.. hani o kezban, batman, guzman dediğimiz türk kızları var ya, mesele müzik-canlı müzik-müzisyen olunca anında arsız, kolpa ve inatçı tiplere dönüşebiliyorlar..
normalde sokakta yan yana geçsek, yüzümüze bakmaz, ama ne ki efendim orada çalıyoruz ediyoruz ya..hani güya forsumuz var, e o da icabında bizi kaldırınca "bilmem nerdeki gitarist çocuğu zütürdü kız yeaa" ya da "oha, kıza bak resmen solisti ayarlamış" gibi muhabbetlere konu olmak var ya bir de..hah işte o..bütün mesele bu..
ulan ben de, yanımdaki kız güzel, taş gibi, bilmem ne diye millete hava basıyorum, king hissediyorum sanardım kendimi..yok be abi, yalan valla, kızların, yanlarındaki erkeklerle bastıkları hava ve özellikleri üzerinden ettiği muhabbetin on da biri bile değil bizim havamız..
asıl onlar bizim üzerimizden prim yapıyor.. resmen kullanılıyoruz lan ahaha..
bunu da nerden yazdım, e şimdi tabi böyle taciz atışlarına maruz kalınca ister istemez fark ediyorsun..bir de simalar değişmeyince, diyorsun ki "heaa kız taktı, yazdı.. anlaşıldı" aslında burçin de onlardan biriydi yani, belki öyle öküz gibi sahnenin dibine girip, ışığa bakan geyikler gibi gözlerini sabitlemedi ama, günden günee kesee keseee, nihayetinde beni masasına getirtmeyi başardı mı? başardı..
böyle işte bu işler..hep offering pozisyonundayız beyler hep..hep order ediyoruz aq..cash ya da charizmamız yeterse, dexteritymiz de sağlamsa, buying gerçekleşiyor..
bizim ömere asılan (kibarcası: tanışmak isteyen, ama siz huurlar bu şekilde kullandığınız için ben de rövanş alıyorum şu anda ;) ) bir hatun olmuş 2-3 sahne önce, başlardan beri gelenlerden.. çocuk tanışmış filan ama baktı iş taka sarıyor, kız "evin var mı?" "akşamları ne yapıyorsun?" "bu akşam ne yapacaksın" sorularını ardarda sıralayınca bir şekilde çaktırmadan ayarı vermiş, "kız arkadaşımla takılıcam vb." gibisinden..
ama yok hatundan kurtulamıyor..en son çalışımızda bir kere daha geldi bu biz artık inerken, neymiş efendim illa yine masamıza gel filan diye..aq herif konsomatris mi lan? oldu olacak bir de gül döktür tabakla üstüne.. bizim çocuk da olmaz gibisinden net konuşunca kız tuhaf hareketler sergileyip biraz dikkat çekmişti..
onun üzerine anlattı işte bana da..
kısacası, var böyle insanlar.. sonra erkek "aldattı" oluyor, erkekler "güvenilmez" oluyor, erkeklerin "zaten hepsi aynı" oluyor.. kuyruk sallayan dişiler ise tamamen masumlar ve aslında bizi ve sadakatimizi test etmekteler (!), yersen..
müzik olayı da böyle işte, zaten kaç parttır anlattığım şeyler alıştık, mutluyuz.. zütümüz kalktı falan..
asıl karmaşa ise şüphesiz ki denklemin okul kısmında..
okul, üniversite, aslında okunmak için gidilmesi gereken ama neticesinde ya sofu, ya anarşist ya huur ya da huur çocuğu olup çıktığınız güzide eğitim sistemimizin bir parçası..
bakın ben üniversite okudum, (harbi mi aq?) hem de öyle gibtiritaktan bölüm değildi afedersin, miyendislikti miyendislik! 4 senede bitirdim..ha, eşşek gibi mi çalıştım? bazen.. evet. ama şunu söyleyebilirim ki, şu üniversiteye "okuyorum" adı altında giden insanların dörtte üçü, okumaktan başka her şeyi yapıyor..ya kafayı karıyla kızla bozuyor, ya cemaatlere, tarikatlara bulaşıyor, ya keş oluyor, ya ayyaş oluyor, ya nerd oluyor ya pert oluyor.. kısacası, üniversite dediğin, "eğitim öğretim" kurumunda başka her şeye benziyor aq..
kendimden biliyorum..
böyle bir ortamda ise, senin ne canlı müzikçiğin, ne sporculuğun ne kafe-bar ortamın ne de mahalle tayfan kalıyor ortada.. hepsi duman oluyor.. çünkü asıl ortamın, kalabalığın hası okulda? hani, adına, kağıt üzerindeki özelliklerine bakınca, en zor ve en kıt ortam yapılan yerin burası olmasını beklersin ama, öyle değil işte.. o yüzden, eğer okulunuz liseden bozma gibko bir fakülte veya y.ö değilse (çünkü oralarda sosyal insanlar az olur, insanlar okulda kalmaktansa evine kaçmak ister bir an önce) üniversitenize ve oradaki ortama dört elle sarılın ey genç ünililer! (:
benim kendi karışık ortamıma gelecek olursak (amma da çok ortam dedik ha, ben de pek sevmiyorum bu lafı, fazla cool, ama ne yapalım aq alternatifini bulamadım (: )
pek tabi ki sınıfımda kontrol etmem gereken bazı dengeler var, bunu zaten geçen bölümdeki analizde anlattım sizlere.. konuştukları, öylesine selam verdiklerim, ender de olsa kafa dengi olanlar, konuşmadıklarım, konuşamadıklarım, anasını gibmek istediklerim gibi, gözümde pek çok gruba bölünmüş durumda sınıf..
bu, afedersin tak yığınından çıkan ender mücevheratlar ise elbette nilay ve bir hemcinsim olarak muhabbetine ve beni anlamasına çok müteşekkir olduğum neco.. işte diğer konuştuğum kızlar filan da var ama onlar da öyle işte... öylesine..
öte yandan şu basket mevzularına (anlattırmadınız ballandıra ballandıra kıskanç binler :p ) besyoda epey arkadaşım var, gerek takımda çocuklar, gerek onların arkadaşları, gerekse öyle biz antrenman yaparken, takılırken filan arada kaynaştığımız tipler derken.. yani düşündüm de, vallahi sınıftakinden daha iyi durumdayım valla..
oranın has odabaşısı ise begüm tabi benim için, saplardan bir hayır gelmez beyler, basketçi binler böyledir, hep kendilerine yontarlar, o nedenle benim o çevredeki elim, ayağım, gözümün nuru, göz bebeğim begüm (: hatta bunu kendisine de açık açık söyledim, tabi kendisi espri yaptığımı sanıp güldü.. neyse öyle sansın, ilerde sıkıntı olursa "ama ben demiştim sana" desem yalan söylememiş olurum.. -
806.
+1begüm dediğim de, böyle nasıl desem, değişik bir kız biraz, hani kimi insan için, "uzaktan çok soğuk duruyordun ama hiç öyle değilmişsinn" dersiniz ya, lan bu da tam tersi ha, uzaktan bıcır bıcır, hatta tanışmamız da benim antrenman öncesi çocuklarla kantinde otururken onun o halinde gaza gelip tamamen iyi niyetle laf atmam sayesinde oldu, oradaki elemanlardan da 1-2 tanesini tanıyormuş bu aynı bölüm oldukları için, hatta biri sınıfındaymış.. derken öyle bir muhabbet başladı, nihayetinde bu günlere geldik,Tümünü Göster
ha diyeceksin ki soğukluğu nerde? soğukluğu filan yok kızın aslında, ama yakında, yani tanıyınca daha bir oturaklı, daha samimi, daha olgun, öyle ergen, bıcırık , tiki modlarda değil, hatta gayet delikanlı sayılır..
bu aralar da epey delikanlı kız sardı etrafımı ha beyler? nilay delikanlı, burçin delikanlı, begüm öyle... gibmesin lan bunlar beni? (:
şaka bir yana, begüm ün o uzaktan zıp zıp, yakından ise seni tanıdığı zaman ki rahat-akıcı muhabbeti bir yana, neredeyse nilay da bile bazen bulamadığım ciddiyeti ve anlayışı kendisinde buldum diyebilirim. belki de o yüzden kısa sürede böyle iyi kaynaştık. kızla alakama gelirsek, valla beyler aklımdan öyle kötü şeyler geçirmiyorum,
diyorum ya, o arada elçi, ha niye, güzel değil diye mi? yoo, aslında gayet hoş kız, bakımlı, sporcu bir kere! ama sanki, bizim en iyi eşleşmemiz, iki iyi dost olmak gibi, tıpkı nilayla olduğu gibi, belki ondan bir iki kademe düşük levelde, ama aynı paralelde..
bir de kızlar, şu yanılgıyı aklından çıkarsın derim, biz erkekler, tanıştığımız her güzel (ya da ortalamanın üzerinde bir güzelliğe sahip diyelim) kıza yavşamıyor, onu gibmek istemiyoruz, zira öyle olsaydı, her gün bir başkasına aşık olur, sever, giber ve gib kangreninden 25 imize gelmeden geberir giderdik..
bazı kızlarla arkadaş olmak gerekir, doğrusu budur.. olması gereken budur, bütün güzelleri sevemezsiniz beyler, bakın, beğenebilirsiniz, hatta hayran olabilirsiniz, ama hepsine aşık olamaz, hepsinden hoşlanamazsınız.. kalbinizi buna alıştırın, eğer otomatikman alışık değilse.. yoksa "gibiyom sokuyom, şöyle iyiyim, böyle çevrem geniş bıdı bıdı" derken adınız yavşağa çıkar, "erkeğin huursu" derler size, hem kendi hemcinsiniz sevmez hem de karşı cins nefret eder bir süre sonra sizden..
neyse.. mesajlar mesajlar.. elif taşak..ehm, elif şafak gibi hissetmeye başladım kendimi, o yüzden sosyal mesaj kısmını kesiyorum artık. -
807.
+1okul kısmını kısaca toparlayacak olursak,Tümünü Göster
dikkat etmem gereken pek çok hassas denge var
bir zamanlar, bir şekilde münasebetimin bulunduğu hatunları söylemiyorum bile (ebru,mine,çiğdem vb.),
sonra sınıfımın genel ortamın, o ortamın içindeki neco-nilay-ben üçgeni, nilay ve necoyla birebir durumum,
sınıfta bir zamanlar çok yakın olduğum ama şimdilerde biraz mesafe koyduğum tuğçe filan..
begüm ile olan ikili ilişklerim ve onun ciksi arkadaşları (eşofman fetişi olacağım bunların yüzünde, o dolunay gibi yusyuvarlak arkaleri, izi belli yarım tangalarınızı yerim ulan!!11bir)..o akşam gelenlerden iki tanesi fena değildi..onları gene getirse keşke..
bu arada begümü evime davet ettim, bir ara onu da ağırlayacağız bakalım, ama mümkün mertebe insan gibi..öyle divan mivan işlerine girmeden..
tabi bir de alt sınıf var, ulan onları da alttan bir iki tane dersim sayesinde tanıdım, ama resmen hayatımın baş aktörü oldu bazıları, misal alper, en kral, adamın hası panpalardan, nuriş, kemik gözlüğüne kurban olduğum kıvırcık..ceyda..biliyorsunuz..ayşegül, ilayda..ve diğerleri..
düşünüyorum da, eğer o derslerden ilk sene ayşen, yalnızlık vb. takuna kalmasaydım, belki de şu an çok daha farklı yerde, çok daha farklı bir hayatı yaşıyor olacaktım..o dersler sayesinde alper ve nurettin gibi iki kral adam tanıdım, ki şu an da ev arkadaşım sayılırlar..ceyda gibi bir ruh hastasında hayatımın dersini aldım..
her işte bir hayır be beyler..ben baya kaderci bir adamımdır zaten, hamdolsun, bu yaşadıklarımdan sonra iyice inşallaha, maşallaha başladım yani (:
..
ve işte, tsigalkonun hayatı, çevresi ve denklemleri genel olarak böyle..eh, 7000 bine yakın entry olmuş, buna kıyasla, pek de karışık sayılmaz ha? öyle mi dersiniz (:
kaderimin yazgısı da öyle düşünmüş olmalı ki, pek de karışık olmayan(?) işleri daha da karıştırmak adına, kepçesinin hızını iki misli arttırıverdi bir anda..ne olduğunu, neler olduğunu şaşırdım, ama ona da alıştım sonra..
perşembe gecesi gene sahneyi ayarlamak ve şöyle bir mekana ısınmak için yarım saat erken geldim,sonra diğer çocuklarla beraber yavaş yavaş yerimizi hazırlamaya, kontrollere başladık..işte o ara gözüm, sahneye yakın masalardan birinde, ve bu kez "tek başına" oturan burçin e takıldı..işte o an yine göğüs kafesimin içindeki kuşlar çırpınmaya başladılar heyecanla..artık nasıl gülümsediyse kıza, o da sırıttı karşıdan..
yanına gittim hemen,
naber, iyidir..
ben bir şey demeden (ki demeyecektim zaten) , "bu gece yalnız kaldım :/" yaptı yalandan üzülmüş bir ses tonuyla sonra ekledi, "neyse artık sen gelirsin belki sahnen bitince :p"
"gelirim (:" dedim "hay hay" çeken bir ses tonuyla, "yalnız kalmadın, baş başa kaldık diyelim (:" diye devam ettim sonra..
gülümseyerek baktık birbirimize..bir..iki..üç..beş saniye..sessizliği o bozdu,
"neyse..sen şey yap..hadi, arkadaşlarınla" gibisinden kegib kegib, anlamsız cümleler kurdu durumdan kaçabilmek için, ben bu başarısız denemesinin farkında olduğumu fazla belli edince de beyaz yanakların pembeleşmesi fazla sürmedi,
"e peki madem, gideyim ben :}" dedim imalı şekilde,
"git bakalım (:" dedi bilmiş bilmiş..
her zamanki standart base heyecana (ne kadar alışırsan alış geçmeyen heyecan katsayısı) ek bonus olarak, bu gece başka bir heyecan duyma sebebim daha vardı..
bu gece, ilk kez şarkılarımı birisinin gözlerine bakarak, konsantrem bozulur mu diye düşünmeden söyleyecek, söyleyebilecektim..
http://fizy.com/#s/1252qe ile girdik... nerede kalmıştık..
görünürde tüm kafeye, ama aslında sadece burçin e şarkı söylediğim o gecede evet hatırladım..
her şarkının başlangıcı onun gözlerine bakarak açıyor, sonunu onun gözlerine bakarak kapıyorum..o da sigarasını tüttürüyor, gözlerini bir saniye olsun ayırmadan, tıpkı bunda önceki on küsür gecede olduğu gibi.
molada bizim çocukları (müzisyen arkadaşlarımı yani), tanıdıkları filan pas geçip direkt yanına gidiyorum..
"..çok slow takıldın bu akşam hayırdır?" deyip sanki nedenini bilmezmiş gibi gülümsüyor..
"öyle oldu biraz, romantik bir gece olsun diye düşündük"
"istek parça filan alıyor musunuz ;)"
"neyi istediğine bağlı, repertuvarımızda varsa neden olmasın? peçeteye yaz yolla :p"
" http://fizy.com/#s/1aiom3 diyerek direkt söylesem (:"
"hımm..bilmem ki valla sözlerini biliyorum ama, hiç çalışmadık bu güne kadar, belki sadece gitar ritmiyle söyleyebilirim gece sonunda ne dersin?"
"fark etmez canım..öyle istedim sadece :}"
yerim senin isteğini ben..yerim..
dur bakalım ayarlıcaz bişeyler..
gittim bi işedim hemen, artık sahneye dönmemiz lazım, 7-8 tane daha (ve tabi burçinnin isteğini de) çalarak bitireceğiz, çocuklarla konuştum, hemen taşaklarını geçmekle beraber (ooo adam özel istek almalara da başlamış bak hele bak x) ) nurişle ikimiz halledebiliriz diye düşünüyorum..o da öyle gecenin sonuna bir şekil olur işte bea..
tam yerime geçerken, tanıdık bir sima daha gördüm, baktım elif var, yine en ön saflardan birinde, ama biraz tuhaf bir hali var, sanki bedenen burada ama ruhen değil gibi, sigarasını resmen sömürerek içiyor, gözleri kısık.. uçmuş yani biraz biraz.. benim onu görüp görmediğimi anladı mı, anlamadı mı bilemediğim için ona da bir selam atayım dedim hemen ayak üstü, ayıp olur..
"elif naber?"
"iyi değil ya.." deyip tip tip gülümsedi, güya bir keder efekti- ambiansı verdi o ara..
"hayırdır?"
sigarasını yüzüme püfleyip (aq senin) "uzun hikaye.. konuşuruz inince" dedi yine aynı yarı kederli yarı boş vermiş gülümsemesiyle..
iyi konuşalım konuşalım da..ben burçinle takılıcaktım abi bu gece?
hay gibicem bee nerden gidip selam verdim ki sanki bende.. neyse..neyse sakin... işine odaklan.. bunları düşünme şimdi.. önce bir çık şarkılarını söyle..
kafam biraz bulanmış şekilde yeniden geçtim yerime, "keeşşkee oyunlarrr oynamasaaaak" ı da akustik şekilde icra ettikten sonra sahnemizi bitirdik.
"nuriş, napıcan abi sen?"
"bilmem bi işim yok..eve de gidebilirim? noldu ki?"
"ya olm ben bu akşam kıza söz verdim ama.. ayıp olur mu sana?"
"ha, yok bee yok aga ne sorun olcak la (:"
"iyi aga eyvallah, içim rahat etmez valla bak yoksa"
"yok kardeşim takıl sen, kim bu, hani o akşam masalarına gitmiştin?"
"aynen aynen (: olm sen de gelcektin işte, arkadaşını da sana ayarlamıştık şimdi ne güzel"
"agaa.. oyar beni beril aman diyim (:"
"haa doğru lan.. senin de olayı unuttum ben..:p nasıl durum, artık iyice ciddi mi?"
"öyle ya, hani, kimse kimseye teklif etmedi de, anlaştık sözsüz şekilde, sözlere gerek kalmadı (:"
"biz sustuk gözlerimiz konuştu diyorsun ha (: adam amerikan ya, öyle "senden hoşlanıyorumlar filan yok, direkt olaya geçiyor :p"
"yok la bişeye geçmedik daha x) ama oldu o iş yani, neyse aga, konuşuruz daha benim mevzuları da, sen kızı bekletme ;)"
"eyvallah aga, kibarca gibtir git diyorsun thenkss x)"
"ehehe, hadi görüşürüz gece..ya da görüşmeyiz, bilemicem artık x)"
"sie (:" -
808.
+1diğer arkadaşlarla da vedalaştıktan sonra burçinin masasına gittim, ama baktım elif de gözleriyle takipte, gözler de iyice şişmiş, durumu ilk geldiğinden bile kötü, yoksa içtiği sigara değil mi amk? tövbe estağfurullah lan... aq ona da kuyruğu kaptırdık bir kere.. neyse..derdi neymiş, dinler geliriz gene ya nolcak..Tümünü Göster
burçine hemen durumu izah ettim, işte böyle böyle, benim eski arkadaşım, biraz morali bozuk, onun derdi neymiş bir dinleyip dönücem sana ;)
kız tabi ki itiraz etmedi, ne diyebilir ki zaten, yine de hafif ayarlı bir şekilde, "iyi bakalım, git teselli et, iyi arkadaş ;)" diyerekten laf sokar gibi de oldu..
napim lan.. napayım?..tam dedik ne güzel baş başa bir gece geçiricez, önce kafede, sonra belki barda, evde devam edecek bir gece... şansımı gibeyim, amk faydasızının birine taktım kendimi zorla..
http://fizy.com/#s/3dpiqj
geçtim elifin karşısına oturdum..bu gözlerini ovuşturuyor..kızarmış gözleri..saçı başı incin..yüzünde özensiz bir makyaj..bildiğin dağılmış durumda kız..sanki duvara toslamış kedi gibi..ama kedi yani..hala o vahşiliği üzerinde..hala güzel..ne de olsa siyah saç, beyaz ten..
"anlat bakalım elif hanım..nedir seni böyle dağıtan?"
"dağılmış görünüyorum değil mi? sağ ol, en azından açık sözlüsün..er zamanki gibi..o yüzden belki de senle konuşmak en iyisi olacak benim için.."
"merak ettim valla elif..cidden..ailevi bir durum filan mı var?" dedim kaygıyla..kaygım sahiciydi, çünkü eğer ailevi bir durumsa gerçekten üzülürüm..zira burada da defalarca hem kendi ailemi ne kadar çok sevdiğimden hem de ailenin öneminden bahsettim..aile önemlidir beyler..canımızın yarısıdır onlar..onlar içinse, biz canlarının tamamıyız neredeyse..ailenizin kıymetini bilin..sımsıkı sarılın onlara..çünkü bu dünyada sizi karşılıksız sevebilecek tek varlık onlar..gerisi el oğlu..el kızı..ağlarsa analarımız ağlar..gerisi yalan..
"yok ailevi değil" dedi..elini sigara paketine attı, tam bir tane çıkarırken engelledim kolundan tutup..
"daha fazla içme elif, lütfen..salma kendini, anlat, dinleyeyim.."
çekti elini paketten..
güldü gene, ağlamak üzere olan birininki gibi hafif yanık, isli bir gülüş..
"klagib hikaye ya aslında.." deyip boyun büktü.."belki gülersin bile bana, bu muydu yani dersin.."
hay amk..söyle işte neyse, güler miyim ağlar mıyım orasına ben bakarım artık..
soran gözlerle bekledim..
"sevgilimden ayrıldım" dedi..parmağını masaya tıklattı.."bir senelik ilişki on dakikada bitti..hem de telefondan, öyle yüz yüze de değil haa... " yeniden tıklattı parmağını masaya..sonra elini yumruk yaptı...
"üzüldüm.." dedim, "bunda gülünecek bir şey yok ki elif... yok mu hiç..kurtarma şansınız?"
bu kez yumruğunu tıklattı hafifçe.."yok..adam beni resmen fırlattı gitti.." deyip gülümsedi..yine aynı gülümseme..dıbına koyayım birazdan gene göz yaşları sel olacak, silmesi bana düşecek..yani şu omzuma elime düşen göz yaşı miktarı, rizeye düşen yıllık yağış miktarıyla aynı aq..
"ne zaman oldu son konuşmanız?" dedim..sanki ne faydası olacaksa bu bilginin..maksat laf olsun işte..teselli ediyoruz ya..
"dün sabah dedi" burnunu çekip..
"peki sebep ne yani..birden bire..bunca zamanın emeği..sevgisi..neden?"
yine gülümsedi ama bu sonuncusu oldu..sonra yüzü buruştu aniden..göz yaşlarının göz pınarlarına hücumunu işledim..kırmızı gözler bu cam gibi parıldadı..kafasını sağa sola çevirdi..yukarı çevirdi hafifçe..derin nefes aldı... ne kadar zor karşınızda bir insanın bu amansız duyguya karşı direnişini izlemek..bir bilseniz..kimisi bundan sadistçe bir zevk alır..bile bile ağlatır kadınları..bense, tam tersine, nefret ederim insanların karşımda ağlamasından, duygusuz olduğumdan değil..aksine, fazla duygulu olduğumdan sanırım..beni de etkiler o düşen damlalar..benim gözlerimden de öyle düşmek isterler..imrendirirler..özendirirler gözlerimi.."karşındakine katıl sen de" derler..
http://fizy.com/#s/1aj87a
"bir nedeni olmasına gerek var mı ki?" dedi çatlak bir sesle.."insan sevmedikten sonra..sevemedikten sonra..bahane çok tsigalko..sen de bilirsin.."
yine lafı yedik..lan kendi terkedişlerimden yediğim ayarlar yetmiyor gibi, şimdi bir de başka hemcinslerimin de suçlarına kalkan yapılıyorum..iyice şamar oğlanı olduk..
"kavga filan etmişmiydiniz yani daha önce..o açıdan sordum..birden bire mi oldu..beklemiyor muydun.."
"biraz limoniydi son zamanlarda aramız ama..beklemiyordum tabi ki..ne olursa olsun, ben bile gitsem, o peşimden gelir bırakmaz diyordum..tam tersine..o gitti..resmen..yok yürütemiyoruz..zarar vermeye başladık birbirimize..bu kadar basit mi? cidden bu kadar mı değersiz? savaşmaya değmez mi?..ne olursa olsun..insan neleri aşıyor ki... bizim ki öyle çok da büyük bir şey değildi..aşılmaz değildi.."
bir şey demedim..bıraktım içini boşaltsın..zaten artık konuşmaya başladıktan sonra daha benim diyeceklerimi de duymaz olacak biliyorum...
bu anlattı..anlattı... eski anılarını, neler yaptıklarını..ne kadar sevdiğini..onun ne kadar sevdiğini sandığını..her cümlesinin sonu, "hak etmedim bunu" oldu, "değer miydi?" oldu, "bu kadar kolay yani onun için" oldu...
sitemler..sitemler..öfke... ağlayışlar..durgunlaşmalar..coşmalar..
anlattı..
on..on beş..yirmi beş... kırk beş dakika..
arada elime koluma sarıldı..arada o anki moda öyle kaptırdı ki kendini, hıncını sıka sıka kangren etmeye namzet bıraktığı kolumdan çıkardı..
ben hep olumlu şeyler söylemeye, onun söylediği sitemlere hak vermeye çalışarak geçirdim zamanı..sanki o hep servis atıyor, ben de karşılıyorum gibi..
arada bir burçine bakıyorum..bir kere sigarasının dumanının arasında bana öyle bir bakışını gördüm ki, "aha" dedim, "tamam..sıçtık..bu kız bir daha yüzüme bile bakmaz.."
ulan kalkıp da gidemiyorum..kız karşımda perişan..ben anlattıkça açılır dedim ama, tersine, anlattıkça çöktü..zaten baştan savma sürülmüş bütün rimeller filan ne varsa aktı..sanki dövülüp sokağa atılmış pavyon karısı gibi..ben arada gözlerini siliyorum, teskin etmeye çalışıyorum ama nafile..bir de bir şey değil, benim üstüme kalacak aq..millet bu hale ben soktum sanacak..
iyiden iyiye sıkıntı bastı bana artık..kalkıp gitmeyi düşünüyorum bir yandan... bir yandan da acıma duygusu var..sonra utanıyorum bir de tabi..orada ağlayan kızı bırak, git yan tarafta başka masada, başka hatunla gülüş... olur mu? olmaz..
bizden sonra çıkan grup da indi..bu demek oluyordu ki, iki saat civarı kızın masasındayım... ve burçin..hala bekliyor masada..tek başına..o da sigara üzerine sigara yakıyor..tak için aq be..ama artık ne bana, ne de benden tarafa bakmıyor... hatta resmen kitlenmiş gibi, kafasını sahneye dönük, ben profilden görüyorum..gözünü bile kırpmıyor neredeyse.. -
809.
+2iki ucu taklu değneğe denk geldim..ve ben..salak ben..yine yanlış ucu seçtim..lan, bari taka bulanacaksın, bir amaç uğruna bulan..pişman olma en azından..Tümünü Göster
diyorum ya..artık burçinle aramızda bir şeyler olabilme ihtimali hayal her halde..tabi ben gene özürümü filan dileyeceğim de..hikaye yani..hala beklemesine gelirsek..o da sırf inat uğruna bence..ya da ayarı verebilmek, son son lafı koyabilmek, hıncını çıkarabilmek için...
nihayetinde elifin pili biter gibi oldu..masaya kapandı bir ara..ben dürttüm, iyi misin bilmem ne diye, yüzünü yıkayalım bir istersen gel? filan dedim..
kaldırdı bu kafasını,
"beni eve zütürür müsün tsigalko?" dedi miyavlar gibi..
deminden beri kasmaktan çatlama noktasına gelen bedenimi bırakıverdim sandalyeye.. neredeyse ben de yığılacaktım masaya... o derece sıkıntı yapmışım düşün... göz göze göre kızı kaybediyorum her saniye.. hatta çoktan kaybettim bence de, işte.. işkence bitmedi.. ulan öldüm, ölümü gibiyorlar daha..
ayağa kalktım.."zütüreyim elif" dedim sitemli bir ses tonuyla.. zütüreyim aq..gerçi o, o haldeyken sitem, ima filan anlamaz da işte..
"geliyorum şimdi" dedim, masadan ayrıldım, burçinin heykel gibi oturduğu masaya gittim..
benden tarafa dönmediği için önüne dikildim, yüzümde pişmanlık ve özür dileyen, "benim elimde değil" diyen bir ifadeyle ellerimi dayadım masaya, eğildim..
öylece baktım bir kaç saniye..o da baktı cam gibi gözlerle..
"kusura bakma burçin.. çok ayıp oldu sana bu gece" dedim mümkün olduğunca acılı bir ses tonuyla..
o meşhur, "gibtir et" dercesine kafa sallamasını yaptı..o ara eli de oynuyor tabi.. savruluyor sigarasının dumanları..
biraz daha eğildim masaya..
"evine bırakmam lazım.. kendi..gidecek durumda değil.." dedim acıma ve mecburiyet yüklü bir şekilde..
daha yarısında olan sigarasını söndürdü..eli çantasına gitti.. kalkıp gidecek.. hemen elini yakaladım.. iyice yaklaşıp,
"bunu telafi edicez bir akşam, söz?" dedim gülümsemeye çalışarak.. sanki çocuk eğlendiriyorum aq..yer mi?..
"sorun değil" dedi, "arkadaşın sonuçta.. görevin" dedi, soğuk bir gülümsemeyi de nokta niyetine kullanıp sıyrıldı yanımdan, kasaya gitti, hesabını ödedi.. sonra da tekrar yanımdan geçip gitti ufak bir göz selamı vererek..
evet.. sıçtık..kesinlikle sıçtık ve sıvadık..
ya ben..bir şey demiyorum neyse..
elifin yanına gittim tekrar, fişini aldım, hesabını ödemeye çalıştım almadı çocuklar, zaten bir çay bir meyve suyu içmiş..
masasına gittim tekrar koluna girip kaldırayım dedim ama kendi kalktı, sonra da yine aynı acılı gülümseme ve bu kez ek olarak parlayan gözlerle, "daha ölmedim" dedi.. elini belime attı, destek oldum biraz, çıktık kafeden... ,
http://fizy.com/#s/3xvl9n
yüz metre filan yürüdük-yürümedik, taksi çevirdim bir tane..sayemde zengin oldu amklar zaten iki senedir..
geçtik arkaya, elif adresi verdi sonra da omzuma yıkıldı..ben de piş pişliyorum usulca..
daha önce bir gecemi (ki o da yine oldukça tuhaf bir geceydi..bu amk elifinin normal işi yok zaten..ayaklı dinamit..) geçirdiğim tanıdık apartmanın önüne geldik..
ben yardım ettim inmesine, tamam, evine getirdik demi sonuçta? eh ben de gecenin körü ta burdan benimkine yürümeyeyim yani, saçlar filan da uzun, giberler maazallah..taksiyle dönücem..
bu bir duraksadı, ben arabadan tam çıkmayınca, sonra,
"gelsene sen de yukarı?" dedi şaşkın şaşkın..
geliyim mi?..ni..niye..neden?..
"sence gerizekalı?" dedi kulağımın içinden gevrek bir ses..
"sus şimdi sırası değil.."
"onca şey görüp geçirdikten sonra hala bu kadar kalın kafalı nasıl olabiliyorsun hayret! hayret..hamuru tuzsuz..in şu arabadan..kız seni yukarıya çağırıyor..gecen, tahmin edebileceğinden bile daha iyi bir yere doğru gidiyor..sakın bunu berbat edeyim deme!"
beynimde şimşek çakmıştı adeta..kısa tereddütümün ardından "e geleyim?" deyip indim taksiden..
"kızlar uyumuş olabilir" dedi, anahtarla açtı dış kapıyı..
konuşmadan katlarına çıktık..
evinin kapısına geldik..çık çıkmıyor ikimizden de..valla ne yalan söyleyeyim, ben biraz heyecanlandım beyler, tsigalko jr. hareketlenir gibi oldu yalan yok..e o gecenin karanlığında, ananız bacınız olmadıkça, hangi kızla sessiz sessiz bir eve girseniz olur böyle şeyler..doğal..diye düşünüyorum (umuyorum) (hayır sapık değilim ben!).
içeri geçtik, bu koridorun ışığını yakmadı, dışardan gelen ışıklar var, sokak lambası vb..zifiri değil içersi, ama siluet görüyoruz yani..
içimden bir "sonumuz hayrolsun" çekerek koridorda peşine takıldım..
bu gitti kapılardan birini açtı..ben evde kaldım ama, içersini bilmiyorum yani, salonla mutfağı biliyorum bir, zaten karanlık aq bilsen de bilemezsin..
neyse o arkadaşının odasıymış, ışık kapalı ama kız yatakta telefonla mesajlaşıyormuş sanırım.. bunlar bir fısıldaştılar,
öbürü ne o kız hırsız gibi geliyon diye espri yaptı.. bunlar üç kız kalıyordu sanırım.. biri merve, ben de tanıyorum, minenin arkadaşı işte.. diğerini hiç görmedim bu o olabilir.. -
810.
+2neyse beni koridorda hıyar gibi bırakıp içeri girdi bu, kapıyı kapadı..bir dakika sonra geri çıktı..Tümünü Göster
"merve yokmuş..bu damla.. diğer kız işte.. neyse uyuyan eden yok, ışık açabiliriz" dedi, gitti koridoru yaktı,
ben hala şaşkınım.. yani, ne yapıcam ki ben burda şimdi? hani öyle sevişerek filan da girmedik ki içeri? o zaman ne yapacağın belli oluyor yani..ya da, bu öyle sıradan bir ev gezmesi de değil.. gecenin köründe beni eve getirdin, ama kendinin de kafa bir milyon... bu kafayla sen bana nasıl ağırlayacaksın? bir şeyler yiyip içicez desek, hazırlamaya halin yok, e zaten benim de canım istemiyor.. film milm izleyelim desen.. kafan zütürmez..ilk on dakikasında uyursun..
gene kanepede uyuyakalmak için mi getirdin beni aq..
yoo..yo..
bu sefer öyle iyimserlik, poliyannacılık, saf çocuğu oynamak yok..
ben biliyorum bu gece ne olacağını..her şey bahane, her şey teferruat.. zaten olmayacaksa bile ben olduracağım.. geçen sefer yırttığınla kalmalıydın elif.. ikinci de affetmem..ben affetsem, sen affetmezsin zaten..
bu tuvalete girdi, elini yüzünü yıkamış, biraz daha iyi gördüm, ama hala perişan yani.. yazık aq aslında bir yandan da..analar babalar çocuğunu, kızını okusun diye yolluyorlar, onları şu geldikleri, kendilerini getirdikleri hale bak..pff..lan.. gibtirme şimdi yufka yürekliliğini.. bırak vicdan muhasebesini..
ben de bir elimi yüzümü yıkadım.. sonra bunun odasına geçtik..
laf olsun diye konuştum,
"senin odanı görmemiştim geçen sefer (: güzelmiş"
"teşekkür ederim (: ..ee..ne yapalım.. uykun var mı? film izleyebiliriz beraber daha saat iki filan?"
"yoo benim uykum yok.. fark etmez de, senin, uykun yok mu? biraz yorgun görünüyorsun malum"
"yok ya..ben ayıldım şimdi yüzüme filan su çarptım..sen geç otur.. yatağa oturcan mecbur evet (: ben geliyorum bir şeyler ayarlıyim mutfaktan"
geçtim yatağa yanlamasına oturdum.. sırtımı duvara verdim, nilayla closer i izlediğimiz pozisyonun aynısı..bu gitti, iki üç dakika sonra geldi mutfaktan tepsiyle..
"onlar ne kız?"
"mezelerr.. portakal suyuu ve, yarım 50 lik votka (: içer misin? ben içicem.."
"oo..bilsem ben seni eve değil bara zütürürdüm ya (:"
"boş ver.. böyle daha iyi.. gürültüsüz..sakin.. ikimiz.." dedi, yanıma oturdu, tepsiyi, ayarladık..
"daha önce hiç votka-film yapmamıştım yalnız, enteresan olacak" deyip sırıttım.. biraz gevşemiştim niyeyse.. elif de kafedekinden daha enerjik ve pozitif görünüyordu..
"ya aslında.. filmi boş versek? içelim.. konuşalım... "
arkamıza yastık dayadık, tek yastık olduğu için mecbur züt züte sıkıştık,
"daha derdimi anlatmayı bitirmedim diyorsun yani? (:"
"yoo.. illa ondan konuşacak değiliz.. sıktım mı seni?"
(iç ses: "amıma bile koydun amıma")
"yok canım, ben severim dinlemeyi biliyorsun ;)"
"aa dur ya..ben sana rahat bir şeyler vereyim? cık cık..en başta akıl etmem gereken şeyi... kusuruma bakma
"ha? yok ya gerek yok..iyi böyle..hem bana olacak nen var bilemiyorum.. şalvar filan varsa belki şansımız olabilir (:"
"dur dur" dedi.. portatif dolabını açtı, biraz karıştırdıktan sonra pijama-eşofman benzeri bir şeyler çıkardı,
"korayın bunlar.. yeni yıkamıştım.. sana da olur muhtemelen.."
dedi yarı buruk şekilde..
koray ın kim olduğunu açıklamama gerek yok sanırım..
aslında pek niyetim yoktu ama kot da sıkıyor be arkadaş cidden.. biraz nazlanarak da olsa kabul ettim teklifini,
"ben.. çıkayım sen şey yap.."
bir şey demedim..bu çıkmaya yelten.. sonra,
"ya da arkamı döneyim ya?" dedi gülümsemesini bastırıp..
"fark etmez ya nolcak" dedim ben de hıyar hıyar.. neyse çıkardım kotla gömleği, hani bol filan değil, en azından normal olmasını umarak giydim eşofmanları.. fena olmadı, çok az sıkıyor.. kottan iyidir..
döndü, "bakayım?..oldu ya? demi?"
"oldu oldu.. sağ ol (:"
yeniden yatağa geçtik.. film izlemeyeceğimize göre o sabit pozisyonda züt züte oturmamıza gerek yoktu, ben yatağın ayak ucuna doğru kaydım, yan döndüm tekrar, bu gene duvara sırtı verik şekilde..
"ee içiyor muyuz?" deyip gülümsedi.. yüzünde gölgeler... gözleri anlaşılmaz biçimde bir parlayıp bir sönüyor.. zaten elif, bu güne kadar tanıyıp da aklının içindekileri tam olarak okuyamadığım az sayıda insandan biri benim için.. belki de biraz benim gibi olduğu için.. benim gibi dengesiz.. duyguları aşırı uçlarda.. karşı cinsi için stabil olmayan, duygusal bağlamda tehlike yaratabilen..
"içeyim bari..ama pek çıkmaz ordan, en fazla üç bardak.."
"ne çıkarsa artık (: hızlı içelim de çarpsın (:"
"zorla kendime eziyet edeceğim diyorsun yani bu gece?"
"niye?"
"öyle değil mi elif? şu an..benim tanıdığım, bildiğim eliften farklısın.. kendini bu kadar dağıtma.. kendi kendine acı çektirince düzeliyor mu bir şeyler.. kimden intikam alabilirsin ki bu şekilde?"
hem alttan alta mevzuyu kapayalım deyip, hem de lafı oraya getirecek kadar yavşağım... aslında, yavşak olan ben değilim.. çünkü şu an direksiyon tamamen benim küçük şeytanımda..ben sadece muavin koltuğundan izlemekle yetiniyorum.. umarım kaza yapmaz hızlı gideceğim diye..
"tipim kaymış değil mi? kısaca bunu demek istiyorsun ama doğru..son iki gündür aynaya bile bakmadım desem yeridir... "
"hayır öyle demiyorum..bir kere, hala güzelsin (: hatta kafedeyken bile..o halde dahi farklı bir havan vardı.. ikincisi, benim için senin görünüşün değil, düşüncelerin, duyguların önemli.. onların olumsuz olup seni daha fazla yıpratmasını istemiyorum"
bir kaç saniye sessizlik oldu..
sonra ani kegib bir gülüş koyverdi bu.."sağ ol ya (:" deyip bardakları doldurmaya başladı.. ardından kadeh kaldırmaya davet ettim bardağımı ona doğru uzatarak,
"kimsenin seni üzmesine izin verme.. belki de senin için daha hayırlısı olacak olan yeni hayatının şerefine?"
kafasını sallayıp eyvallah çekti.. bardaklar tokuştu..biz iki gerizekalı bir bardak votka-portakalı fondip yaptık..
http://fizy.com/#s/1agwcj
ağzım yüzüm yanıyor aq..
derin bir nefes verip kendimi yanlamasına duvara yasladım..elif tamdıbını dikemedi, dibinde biraz kalmış..bu da yandı, elleriyle kendini yelleyip komiklik yapıyor, gözlerini irileştirdi.. -
811.
+2"of bu çok.. fenaydı be"Tümünü Göster
yaslandığım yerden fazla kıpırdamadan "dur sen bekle bir kaç dakika sonra asıl olay.. tekilanın uzun metrajlısı bu (:"
yanlamasına gelip kucağıma uzandı..
"başım döndü valla"
"amacına ulaştın o zaman, gene kendine zarar vermeyi başardın"
"ama sen de içtin?"
"e işte zararı bölüşelim diye, belki sarhoşluğumuzda indirip yaparlar :p"
kegib kegib güldü, "iğrençti bu (:"
"evet ben de ağzımdan çıktıktan sonra fark ettim :}"
gene gülüştük.. sonra bir sessizlik.. yattığı yerden (dizim) dik dik bakmaya başladı bana..ben de gözlerimin dalmaya bıraktım.. saniyeler geçti.. beş... altı.. sekiz..on..
derler ki, "bir insan, diğerine, 1-2 saniyeliğine bakıyorsa, bu sıradan, hemen her nesneye ya ya da canlıya atılabilecek türden özelliksiz bir bakıştır.. eğer 3 saniyeden fazla bakıyorsa..bu, "senin farkındayım, benim için farklısın" bakışıdır... eğer sekiz saniyeden fazla bir bakışma söz konusuysa.. işte o zaman o işin sonu ya savaşmaya ya da sevişmeye gider.."
ben, kronometre tutmadım beyler..ki zaten, hem ortamın koşulları hem de kanıma balıklama dalış yapmış olan votkanın etkisinden mütevelli, zaman kavramım kaybolmuştu..ta ki bir el enseme dolanıp beni aşağı çekene kadar..
elif, önce bir elini, sonra diğerini boynuma sarmış, biraz beni aşağı çekerek, biraz da kendisini yükselterek aniden birleştirivermişti dudaklarımızı..
sorgulamadım..
düşünmedim bile..
harika öpüşüyor..
kaydım olduğum yerde biraz daha, o da üzerime doğru yükseldi, bir eli boynumdan yağıma indi.. benim ellerim onun belinde..
pişmanlık duymadım..
kaçmaya çalışmadım..
yatakta yanlamasına dönüp yatakla paralel hale geldi, kendimi güç bela baş ucuna doğru ilerlettim, bacaklarından birini sağıma atıp tamamen üzerime yerleşirken saçlarımız karıştı.. ellerimden biri yukarıya, narin boynuna, diğer, aşağıya, düzgün bacaklarına doğru hareket etti.. soluğum kesilirken,
inat etmedim..
zorlamadım...
bir an için burçinin, minenin, ebrunun hayalleri geldiyse de gözlerimin önüne,
umursamadım..
diyorum ya,
ben bu gece muavin koltuğundayım..
vay be..
"kime niyet, kime kısmet" dedikleri bu olsa gerek..
o gece oraya, hangi hayallerle, kimi düşünerek gidiyorum, şimdi, şu anda, nerede, kiminle ne yapıyorum..
ama artık alıştım hayatımdaki böyle tuhaflıklara, neyim normaldi ki zaten.. neyi normal yaşamıştım?
elifle geçirdiğimiz geceyi, bu kez biraz daha özet halinde paylaşacağım sizlerle, diğerlerine nazaran. çünkü uzun tuttuğum yazılar genelde benim belli bir kategoriye ait ilklerimi anlatıyorlardı (ilk öpüşmem, ilk sevişmem, ilk gibişmem), artık aynı özeni beklemeyin derim,
aslında ondan da ziyade, biraz toplumsal sorumluluk kaygısı oluştu üzerimde, burada biz bize takılmadığımızı öğrendiğimden beridir biraz daha soft yazmaya çalışıyorum her anlamda, çünkü çoluk çocuk da okuyor, onların zihinlerini bulandırmak istemem, adım p0rnocu tsigalkoya çıkacak aq..
neyse.. gelelim o geceye..
dedim ya, düşünmeyi, karşı koymayı filan bıraktım, aklımdan en ufak bir yabancı düşünce geçirmiyorum, tek amacım yaşadığım saniyelerden zevk almak..
pozisyon da müsait olunca, müthiş bir güçle üzerime abandı, ingiliz takımlarının kendi evindeki maçlarda rakibine ilk 15-20 dakika nefes aldırmayan presine benzer bir abluka altındayım..bir süre öpüştük, elif bu güne kadar ayşen2 den sonra münasebette bulunduğum kızlardan en irisi diyebilirim, endam yerinde maşallah ama tabi bunun dezavantajı üzerimdeki ağırlığının nefesimi kesmeye başlaması oldu.. düşünün üzerimde 65-70 kilo var, bir yandan da ağzımı kapatıyorlar, devamlı bir presleme, ileri geri sürünceme hali..
biraz sonra dudaklarımdan boynuma indi, ben de devamlı bunun yüzünü, sırtını okşuyor, omuzlarını sıvazlıyorum..en sonunda tutup yan çevirdim yoksa kaburgalarım kırılacak..
o ara biraz sakinleşti bu, hah şöyle be..bir yere kaçtığımız yok, aceleye ne gerek var? belki de yorulmuştur bilemiyorum.. ardından kontrolü ben ele alacaktım ki bu dikildi yatakta..
aha dedim, bitti galiba.. şimdi, "özür dilerim tsigalko, aniden, istemeden oldu, yanlış yaptık bla bla bla" diyecek ve ben de yeni bir taşak ağrısı sendromuna kurban gideceğim..
ama öyle demedi.. beni yeniden düz durmaya zorladı.. göz göze geldik, konuşmuyoruz, gözleri alev saçıyor, burnundan soluyor kız resmen,
"ışığı söndürsem olur mu?"
dedi nefes nefese,
"olur?" dedim..
uzandı hemen oda lambasını kapattı..
karanlıkta baş başa kaldık..
yeniden yanıma sokuldu..az önceki aceleciliği yok bu sefer.. sakin sakin öpüşmeye başladık..tek tek öpücükler, çarpışıyor birbiriyle, dudak, yanak, çene, neresi denk gelirse.. böyle vur kaç yapa yapa yeniden devrildik yatağa..
ışıklar da sönünce, duyma duyuları iyice keskinleşti.. aldığı her soluğu, kalbinin gümbürtüsünü, kıpraşmamızın yatağın çarşafında ve üzerimizdeki kıyafetlerde çıkardığı hışırtıları, hepsini beynimin içinde duyuyorum resmen..
tam iyice alev almış neredeyse birbirimize kaynamışken, bu yeniden biraz çekildi üzerimden..az önce elleriyle verdiği ve ben giyerken güya arkasını dönüp bakmadığı pijamanın üstünü alttan yakalayıp sıyırmaya başladı, hemen yardımcı oldum, giyeli yarım saat bile olmayan, korayın pijama üstünü çıkarıp fırlatttık..o uçuşu benim atlet izledi,
elleri, yüzü, nefesi çıplak kalan göğsüme deyince bir tuhaf oldum, zaten muhalif tavırlarda olan tsigalko jr., iyice anarşist bir hale bürünüp "hacı, sıkıyorum bak! sıkarım haa!" diye tehdit etmeye başladı beni alttan alttan..
elleri göğsümde, omuzlarımda, sırtımda dolaştıkça ürperiyorum.. ensem yanıyor resmen.. dudakları oraya da ulaştı..
yanlış-yasak bir ilişkinin verdiği gerilim ve adrenalinden olsa gerek, sanki daha bir hoşuma gidiyor elifle olan münasebetimiz.. aşırı heyecanlıyım mesela.. neredeyse kalbim fırlayacak göğsümün içinde, pazularım zangırdıyor, eklem yerlerim uyuşuyor.. oyşş ulan çok fena oldum haa x) -
812.
+2neyse.. neyse sakin..Tümünü Göster
bir süre daha böyle kör dövüşü şeklinde devam ettik, sonra benim aklıma şartları eşitlemek geldi, bunun pijama üstünü yakaladım alttan, yukarı doğru çekiştirdim biraz.. sağ olsun o da bunu bekliyormuş zaten, benim elimi atmamla çıkarmamız 2-3 saniye sürdü, o ara saçı başı hep ağzıma girdi, gülebildim, o da kegib bir gülüşle karşılık verdi, yine gömüldük birbirimize..
bu sefer sütyenle filan uğraşmayacağıma sevindim elim atletinin üzerinden göğüslerinin yumuşaklığını hissedince..o atlet de biraz sonra çıkp gitti zaten..biz de öyle güreşçiler gibi belden yukarımız çıplak, güreşiyoruz..ama tabi bizim klasman ve stil biraz farklı.. anlarsınız ya (:
bundan sonrası biraz sansürlü..
bir kadının belden yukarısını çıplak bıraktıktan sonra ne yapılması gerekiyorsa, neresine dokunulması, neresinin öpülmesi gerekiyorsa onu yaptım..
ben sevişmeyi severim biliyorsunuz.. kızlar da sever..o yüzden benim bu acele etmeyen tavrım hoşuna gitmiş olmalıydı ki soyunma aşamalarında ilk adımları hep o attı.. nihayetinde ben çırılçıplak o da sadece donuyla kalınca, aşağıya eğildi, tsigalko jr. ı daha önce tanışmadığı, yabancı bir ortamla tanıştırdı ("ağzına aldı" nın kibarcası la işte..) o bir kaç saniyelik hissiyat çılgınlar gibi hoşuma gitse de, hemen yanaklarından yakalayıp ayırdım yüzünü, hayır.. hayır.. sakso filan istemiyorum lan..
"gel" diye fısıldadım, yeniden yukarı çektim yavaşça, sonra yan çevirdim ve nihayet tamamen sırt üstü pozisyona getirip sonunda üste çıkmayı başardım.. yöh arkadaş.. resmen taktik-strateji kastım ha..nerede o çıtı pıtı hatunlar, atıp atıp tuttuğun, havada çevirdiğin, duvardan duvara vurduğun..
yine devam ediyoruz okşama ve öpücük bombardımanına.. vücudunda dudaklarımın değmediği yer kalmadı her halde..o kadar tatlı ki teni, öperken kendimden geçiyor, bir yandan da elime neresi gelirse avuçluyorum..
lan yazarken utanıyorum resmen ama hadi neyse..
o şekilde devam ederken bu ellerini aşağı indirdi yine, üzerinde kalan son kıyafet parçasını da sıyırıyor..
biraz şaşırdım, çünkü ben bu gece gene benim klagib "sürtüşme"lerden biri olacak diye umuyordum.. lakin şimdi bakıyorum, tamamen çıplağız? oha.. yoksa?..
eliyle benimkini de yakalayıp bacaklarının arasına doğru sürünce duraksadım,
"elif?"
"ne?..hadi?"
"emin misin?"
"hıff.. yaptım daha önce.. eminim.."
laaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaan
sürtüş değil, gibiş var bu gece lannn
acaba beklentilerim daha ne kadar yükseltilebilir diye düşünmekten kendimi alamadım..vay arkadaş, gecenin başında elife kendimi zorla sardırttım diye küfrediyordum kendime.. şimdiyse...
"dur o zaman" dedim, karanlıkta kısa bir arayıştan sonra kotumu, oradan cüzdanımı, oradan da içindeki şapkayı buldum,
ne demiş mazhar alanson?
"şapkasız çıkmam abi!"
şapkasız çıkmayın beyler..ne olursa olsun..
paketi alelacele, sağlamlığına söverek yırtıp, şapkanın doğru tarafını el yordamıyla bulmam ve juniorun kafasına geçirmem epey zamanımı aldı, umarım soğumamıştır olayımız..
hemen üzerine abandım tekrar.. beni komple sarmalayarak karşılaması, herhangi bir soğumanın olmadığının gösterir nitelikteydi..
junior u sabitledim, kafasını yavaşça şehrin kapılarına doğru ilerlettim.. ufak bir direnişle karşılaştım surlar önünde, ama yenilmez şövalyelerim onları pek çabuk atlattı ve biraz daha zorlamanın ardından şehrin meydanındaydı.. elifden yüksek sesli bir soluma geldi,
"teslim çanı"..
sonrası malum..bir daha teknik ya da cinsel ayrıntılara girmeye gerek var mı bilmiyorum..
ben yukarıdayken deneyebileceğimiz bir kaç şekilde ilişkiye girdik, iki kez fileleri havalandırdım.. serin kasım havasına rağmen kanter içinde kalmıştım..ama ne kadar yorulsanız da, bırakmak, içinizden gelmiyor.. bilhassa partnerinizi dokunuşları, sesi, soluğu, sizi daha da gaza getiriyor.."hadi lan..bi beş dakka daha şunun hatrına" diyorsunuz..o beş dakika on beş dakika oluyor..
ne kadar devam ettik bilmiyorum ama bir noktadan sonra omuzlarıma ve belime ağrılar girmeye başlayıp, yaptığım her hareket, zevkten çok zahmet verir olunca kendimi yavaşça kızın üzerine bıraktım.. bencilce düşünecek olursam, ben zaten iki kere boşalmışım.. onun durumu nedir bilmiyorum ama eminim ki keyif almıştır.. boru mu lan, kaç dakkadır git gel yapıyoruz, toprağa yapsam petrol çıkarmıştım şimdiye..
biraz soluklandık..bu saçımı, yüzümü okşuyor devamlı, ben de karşılık vermeye çalışıyorum ama kollar bile tutmuyor artık..
insanoğlunun azgınlığının, aç gözlülüğünün sınırı yok, derlerdi inanmazdım..
orada bir beş dakika nefeslenip yeniden kamışa su yürür gibi olunca, içten içe yeni bir "power" geliverdi.. tekrar hareketlendim..onu d da hareketlendirdim.. yine üzerinde gelip giderken bu kulağıma "bana bıraksana biraz?" dedi..
olur.. canıma minnet..
hemen pozisyon değişimi oldu, deminden beri rahatı yerinde olan elif hanım için mesai vakti..
yorulmak bilmeden, dakikalarda gidip geldi üzerimde, inip kalktı.. benim tsigalko da hattrick yaptı.. üçüncüler her zaman en kral hissayatlar olmuştu.. daha önce söylemiştim sanırım.. herhalde bu "şeyin hakkı üçtür" lafı da mı ordan geliyor yoksa lan.. neyse çarpılcam şimdi aq..sustum..
sonunda ikimizde bütün barutunu atmış şekilde balık istifi kala kaldık... öyle gevşemişim ki beyler, başlarda bana ağır gelen, kaburgalarımı zorlayan hatun şimdi kuş gibi hafif üzerimde.. ellerimi kalçalarına zütürdüm.. insafsızca sıkı, acımasız bir kavise sahip..bu züt denen, kalça denen organ, varlık..her ne ise işte..bu kadar da güzel olur mu yahu?..memeyi, amı filan geçiniz beyler..kgs ile geçiniz..en mühim mesele kalçadır her zaman.. gerisi teferruat..
ellerimle bu kutsal varlığın bütün eğimlerini, tekstürünü hissettim.. sıktım, okşadım..bu nadide sanat eserini bir sanatçı gözüyle yorumlar gibi yorumladım ellerimle..
sonrası karanlık..o huzura ve yorgunluğa dayanamadım.. uyuyakalmışım..
sabah uyandığımda üzerimden kamyon geçmiş gibiydi yine.. uzunca bir aradan sonra halı saha maçı yapınca bütün kaslarınız hamlaşır, bütün eklemleriniz tutulur ya..öyle tatlı bir ağrı, ağırlık var üzerimde.. işte böyle uzun süre antrenmansız kalmanın zararları.. kick taksu bırak, basketi bırak, ciksi bırak..eee..ya ne olacaktı?..
yatakta çırılçıplak ve yalnızım..lan saat kaç oldu?..hemen kalktım, komidinin üzerinden bana gülümseyen kapasitesi zorlanmış prezervatife göz kırptım... hemen takseri, atleti geçirdim üzerime, tam çıkıyordum ki odadan, sonradan evde başka kızların da olduğunu hatırlayıp koray beyin donunu da geçirdim altıma.. kusura bakma kardaş..sen kızdan sebepsiz yere ayrılmışın, o da hıncını benden çıkardı yani.. aslına bakarsan burada hunharca kullanılan ve muhtemelen bu günün sonunda atılacak olan benim yani hehehe.. -
813.
+1odadan çıktım, sağa sola bakınıp banyoyu buldum, şöyle bir elimi yüzümü yıkadım, ama kirli hissediyorum tabi.. duş almadan hayatta rahatlamam ben.. şimdi eve kadar gidicez böyle cünup cünup anasına satayım... şu hijyen takıntımı da gibesim var ama neyse..Tümünü Göster
banyodan çıkınca koridorun diğer ucunda elifi benim tarafa doğru gelirken gördüm, o da beni görünce duraksadı,
"uyandın mı? (:"
"aynen, şimdi kalktım.. öğlen olmuş saat.. okul yalan oldu (:"
"benimde, aman boş ver..gel kahvaltı hazırlıyorum"
"hımm gene o meşhur kahvaltıdan mı?"
güldü..
daha önceki, çok daha masumane geçen gecemiz ve ertesi sabahı aklına gelmiş olmalıydı..
işin tuhafı, o gece, aramızda hiç bir şey yaşanmadığı halde, kızın suratı ertesi sabah beş karıştı.. şimdiyse, sanki önceki gece afedersin çatur çutur gibilen kendisi değilmiş gibi gülümsüyor... bir tak anlamadım bu işten ben..
gittim mutfağa, ufaktan yardımcı olayım diye ama zaten bitirmiş neredeyse masayı hazırlamayı,
"diğer arkadaşların yok galiba?" dedim..
"hı hı.. merve zaten arkadaşındaydı dün gece.. damlanın da dersi vardı sabah, ona gitmiştir.."
masaya geçtik,
bir yandan atıştırıyoruz, bir yandan da tuhaf bakışmalar var..ama ortam pozitif yani.. sanki ikimiz de her an gülecekmiş gibiyiz böyle.. ancak, ikimiz de diğerinden bekliyoruz mevzu açmayı..o yüzden konuşma olmuyor..
en sonunda ben konuştum,
"nabersin?" dedim sırıtarak.. çok salakça bir soru tabi ki ama, zaten amaç o, zaten gevşek olan ortamı iyice yumuşatmak.. işe yaradı, güldü bu,
"iyi.. nasıl olayım? (:"
"iyi ol tabi.. kahvaltı çok güzel, eline sağlık"
"hım sağ ol (: ... senden naber?" deyip gülmeye başladı..ben de gülüyorum.. sinirlerimiz bozulmuş anasını satayım..
"iyi..iyi bende (:... dün gece... "
"aramızda" diye lafımı tamamladı hemen göz kırpıp..
"aramızda tsigalko... güzel geceydi..ama aramızda.."
"bence de..harikaydı.. aramızda tabi canım, bilboardlara reklam verecek değilim (:"
bir süre daha tuhaf gülümsemeler eşliğinde devam etti bakışmalarımız.. kahvaltımızı bitirdik.. hayır, benim hem hoşuma, hem de komiğime giden ne biliyor musunuz, lan daha bir kaç saat önce sevişmişiz sabaha kadar..ama şimdi sanki böyle, yeni tanışan-tanıştırılan utangaç aşıklar gibiyiz.. öyle bir elektrik var ortada..
kahvaltı bitince toplamasına yardım ettim, "bırak bırak valla.. şimdi yıkamıcam zaten (:"
"peki (:..senin, işin filan var mı? gideyim mi ben?"
güldü, "tabi hemen kaç"
"yok cidden.. planın varsa engellemeyeyim dedim"
"saçmalama (: ne planım olacak.. salona ya da benim odama geçebilirsin.. geliyorum ben de şimdi, çay doldurayım birer bardak daha.."
kendi kendime salak salak gülümseyerek salonun yolunu tuttum..iyi kız lan aslında bu elif..ne bileyim, böyle tavırları, sahiplenmesi.. enerjisi..o her zaman üzerinde olan vahşi havası.. baksana kahvaltı filan bile hazırladı bana benden önce kalkıp.. başka karı olsa daha hala üst üste yayılmış yatıyor olurduk manda taku gibi..
gittim salona, geçen sefer uyuyakaldığımız geniş koltuğa oturdum, elinde çay tepsisiyle geldi bu bir iki dakika sonra.. hemen yanıma geçti..
"oturmuşsun malum yere hemen (:"
güldüm.. onun da aklındakiler, benimkiyle aynı demek ki..
"elif.. şey sorucam ben sana... geçen sefer, yani burada beraber sabahlsdığımızda.. sonradan bana, herhangi bir ee..hani, atraksiyon içine girmediğim için teşekkür etmiş ve işte, delikanlıymışsın filan demiştin.. acaba, dün geceden sonra, yine böyle mi düşünüyorsun yoksa artık farklı, kötü bir karakter mi oldum?"
"hımm öyle demiştim değil mi? hatırlıyorsun haa (:"
"elbette hatırlıyorum (:"
bir iki saniye sessizlik-gülümseme-bakışma...
"o zamanki şartlar farklıydı ama..sen, daha mineden yeni ayrılmıştın..ben de senin ruhsal durumunu check etmek için buluşmuştum senle.. yani eğer bir pişmanlık ya da yeniden bir araya gelme isteği görseydim sende, sizi yeniden birleştirmeye çalışacaktım.. gerçi ben yine içtim, sapıttım biraz ama sen çok harbi davrandın..o durum farklı, bu durum farklı yani, düşüncelerimde bir değişme yok.. hala çok iyisin benim için, çok tatlısın.."
deyip yanağıma dokundu.. elini yakalayıp öptüm..
"belki de bu sefer benim seni teselli etmem gerekirdi?" deyip biraz daha zorladım..
"ya tsigalko, ben pişman değilim..sen de değilsen, önemli olan da bu..hatta, keşke diyorum.. başka bir zamanda, başka bir yerde tanışsaydık.. başka şartlar altında.."
yine sessizlik oldu..
"kısmet" dedim sonunda gülümseyerek..
"o zaman da belki seni üzen ben olacaktım? ya da sen beni üzecektin?" diye devam ettim,
"eh..tabi bilemeyiz.. şimdiyse, kimse üzülmedi bence.. üzüldün mü? :p"
"eee, omzum tutulduğu için üzülüyorum biraz evet :}"
"haha.. öpeyim, geçsin.."
yeniden birbirimize sokulduk.. kısa bir öpüşmenin ardından ellerimiz birbirimizin yanaklarında, göz göze kaldık biraz daha..
...
akşama doğru ayrıldım elifin evinden..
kendi evime doğru, şöyle sıcak bir duş alıp, geceye kadar şekerleme yapmak için yürümeye başladım.. yolum uzun, ama canım yürümek istiyor.. tıpkı zamanında yurda yürürken olduğu gibi, bu kez de eve yürürken düşünceler, muhakemelere daldım.. zaten galiba adam akıllı düşündüğüm tek zaman dilimi, bu "icraat sonrası yürüyüş"lerden ibaret (:
güzel bir geceydi.. nerden baksan 1.5-2 aydır sevişmemiştim..iyi geldi.. alışmış kudurmuştan beterdir derler ya, hani o ilk mührü kırıp, bir kere sevişince, bir daha rahat edeceğim sanarsın, ama tam tersi, daha da fazlasını ister canın..bir nevi uyuşturucu gibi ciks de..bir çeşit bağımlılık..
ertesi sabah da en az gecesi kadar güzeldi.. güzel uyandık, güzel ayrıldık... ama asıl soru şu, "bundan sonra ne olacağız?"...
sevgili olabilir miyiz? olamayız... çünkü bu kız hala minenin en yakın arkadaşı.. arkadaş kalabilir miyiz? o da zor, öküz olmamız lazım yani öyle bir şey için... -
814.
+2e bakıyorum, fak badi de olmaz bizden, çünkü birbirimize saygı duyuyoruz.. hatta hoşlanıyor, beğeniyoruz birbirimizi.. öyle kullan at süngerler gibi birbirimizi ovalayıp ovalayıp sonrasında umursamazlıktan gelemeyiz..
valla ne olacağız, ne tak yiyeceğiz ben de bilmiyorum ama,
bildiği tek şey, dün gece hayatımın en güzel ve zevkli gecelerinden birini yaşadığım..
"o zaman fazla kurcalama, bozarsın" dedi beynimin içinden gelen tanıdık ses..
"eyvallah, öyle olsun (:"
"oo sende gelişme var tsigalko? ilk defa bir önerimi sorgulamadan kabul ettin, nihayet bazı şeyleri aşabiliyoruz ha?"
"öyle (: ... hatta sana bir teşekkür bile borçluyum"
"kendine de bir aferin borçlusun (:"
"ben bir şey yaptım sayılmaz aslında, kız beni eve attı resmen.."
"yapmaz olur musun?..üzerinde konuştuğumuz bütün küçük detayların üst üste konması sayesinde yaşayabildin dün geceyi.. eski sen olsaydın, en az 10 farklı yerde işi berbat eder ve yine avcun boş dönerdin evine.."
"öyle mi dersin?"
"öyle öyle... ve yine diyeceğim o ki tsigalko, filmin henüz saaadece yazıları yazıyor... daha beraberce yapacak çok işimiz var.. cevizler.. kestaneler.. şeftaliler.. senin uzmanlık alanın, daha iyi bilirsin ;)"
güldüm kendi kendime..
tabi.. uzmanlık alanım...
kendi kendimi gibmekte, bambaşka birine, bir zamanlar nefret ettiğim birine dönüştürmekte üstüme yok...
ama ne demişler.."aşta ve savaşta her yol mübahtır"... bense, "aştan bir savaş" içinde olmam dolasıyla, sanırım ne tak yersem yiyeyim, biraz da mefistomun yardımıyla, hep bir kılıf, bahane bulmayı başaracağım... -
815.
+2böyle başkası hakkında konuşur, yazarken her şey çok güzel de, konu bana gelince biraz zorlanıyorum. çünkü insan, kendini her zaman güzel, iyi, başarılı görür.. insanın kendinden bahsederken tarafsız kalması çok zordur.. eğer biraz becerebilirseniz zaten onun adı da "mütevazilik" olur..ama beceremezseniz, işte o durum için onlarrrca sıfat, tanım mevcut..Tümünü Göster
ben zaten daha başlıkta kendi kendime ayarı verdiğim için (sen bana pic demişsin?... hiç yakış... tıramadım) aslında rahat olmam gerekir, ama artistlik yapmayı pek beceremediğim için, en iyisi ben size kendimi olduğum gibi özetleyeyim işte..
nasılsa giriş paragrafını da yazdık (ki en zor kısımdır malum (: )..
sporcu bir kardeşiniz olduğumu biliyorsunuz, ortalama seviyede basketbol oynarım, çok kreatif, hızlı ya da güçlü olmamakla beraber, bileğim düzgündür, o yüzden ben de bana en uygun rol olan "şutör" lüğe alıştırdım kendimi çocukluğumdan bu yana. küçüklüğümde kalecilik de yaptım, o yüzden reflekslerim iyi, bunu bir kick taks disipliniyle birleştirince, becerebildiğim, hatta basketboldan daha iyi becerdiğim bir şey daha çıktı ortaya. keşke dan sınavına girene kadar dişimi sıkaydım, şimdi "kara kuşağım ben olooom" diye artis artis dolabilecektim..ama sağlık olsun, gönüllerin kara muratı.. aman, kara kuşağıyım diyelim..
sporun gerek fiziksel, gerekse zihinsel, gerekse ortam olarak epey faydasını gördüm. bir kere vücudunuz esnekleşiyor, hele düzenli spor yapıyorsanız, her hareketiniz daha akıcı, yolda yürürken bile böyle, yüzer gibi, bir farklı adımlıyorsunuz.. zihinsel olarak, stresini atabiliyor, eğleniyor, dahası, benim yaptığım gibi, sporu, hayatın dertlerinden bir kaçış olarak kullanabiliyorsunuz.. ortam olarak ise, sizin için kapalı kutu olan, herhangi birileriyle tanışmaktan daha iyi bir durumdasınız desem yalan olmaz.. neden? çünkü en azından 1 ortak noktanız var.. ikiniz de basketçisiniz, ne bileyim ikinizde tenisçisiniz, ikiniz de yüzücüsünüz vb..
böyle buralardan muhabbete başlayıp, insanlarla başka ortam noktalarınızı keşfediyor ve iyi arkadaşlar, iyi çevreler ediniyorsunuz zamanla..
fiziksel özelliklerimden ya da hikayedeki insanların fiziksel özelliklerinde fazla bahsetmedim, insanları öyle notebook modeli tanıtır gibi tanıtmayı sevmiyorum, adam gibtiği kızı tanıtıyor mesela:
"burcu, 1.70 boyunda, siyah düz saçları beline kadar yaklaşık yarım metre uzunluğunda, 60 kilo, vücut ölçüleri 89-63-90... "
bu ne amk? ölçtün mü mübarek..te allaım ya..
neyse, benim boyum 1.81 beyler.. ölçtüm.. kilom o zamanlar 75 civarı.. üniversiteye ilk başladığımda 65 kiloydum, mezuniyete 82 kilo geldim aq..evet, charmender dan charizard a bir gelişim söz konusu (:
hiç bir zaman gibs pek im ya da temel reis kasım olmadı, ama genel olarak vücudumu seviyorum, aynadan kendime bakmak hoşuma giderdi, özellikle omuzlarım, peder beyden genetik miras olarak genişçe olduğundan ve bunları antrenmanlar sayesinde daha da şişirdiğimden, çok hoşuma gittikleri yalan değil.. hele yazın yanınca çok güzel oluyorlar.. aynada bakıp, ovuşturup, salak salak güldüğüm çoktur yani.
gözlerim açık kahvedir.. saçlarım dalgalı, açık kahve, sakallarımsa daha da açık renk, zaten belli bir noktadan sonra direkt "viking mode on" olarak dolaşmaya başlamıştım.
yüzüm normal yüz işte lan, erkek yüzünü nasıl tanıtırsın ki? öyle belirgin, dikkat çekici bir şey yok olumlu ya da olumsuz.. zaten beni ben yapan, her zaman için mimiklerim ve tonlamam olmuştur, o neden aslında sıradan biriyim..eli yüzü normal, sakallı hali biraz sert mizaçlı, sakalsızken daha sempatik bir bin..
mental yapımı, iç dünyamı, zaten herkesten iyi biliyorsunuz artık, dış görünüşüm de bu şekilde, artık benim fifa 2012 efendim nba 2k12 de filan yapabilirsiniz ehehe, hepsini 99 yapın lan özelliklerimin, hişş..ona göre ;)
arkadaşlarımdan biraz bahsedecek olursak,
bizim grup genelde birbirine yakın bir boy ve kilo ortalamasına sahip, yani öyle uzun-kısa ya da zayıf-kilolu olarak sırıtan pek yok.. sanırım en kısamız neco, o da 1.75 filan vardır ama en az, alper en uzunumuz gibi, gerçi saçları beyblade deki japon binleri gibi jölelediği için de öyle görünüyor olabilir, adam anime karakteri aq (:
en kalıplımız tolga, adamın döşü de epey kıllı, maşallah aq, yolda görsem evli, iki çocuk babası sanarım :p biraz büyük gösteriyor evet, ama yakışıklı çocuktur, hatta aramızda eli yüzü en düzgün olan o olabilir, fakat onun da biraz mental sıkıntıları var, hikayede bahsedeceğim ilerleyen zamanlarda (muallak değil lan heyecan yapmayın)
en küçük gösterenimiz ve harbiden de aramızda yaşça en küçük olan nurettin.. nuriş yani.. hani, adamın öyle sevimli bir bin ki, nurettin diyemiyorsun..
tipe bak,
isme bak aq..
hani o sıfatta, berkcan, ne biliyim, arda, cenk filan gibi bir isim beklersin,
ama isim ne? "nurettin!"..yöh, ben senin haşmetine kurban olam..
beyler nurettin isimli varsa aranızda alınmasın lan, isim kötü demiyorum, sadece, bir entry-nick uyumsuzluğu benzeri durum var ortada..o tipe o isim uymamış yani.. bence.
kızlara gelirsek..
olm benim tanıdığım kızların hepsinin maşallahı var? e hani türk kızı kısaydı? ortalaması 1.65 filandı? ulan bütün uranyumla yetiştirilenler bana mı denk geldi anlamadım. bir de zaten genel olarak en az +5 topukla başlıyorlar hayata, o nedenle, bence türk kızlarının (en azından benim çevremdekilerin) hepsinin boyu gayet yeterli, zaten bir kaç santim daha fazla olsalar bizi geçecekler aq..
tanıdığım, daha doğrusu, bir şekilde münasebetimin olduğu kızlar arasında en kısası ceren, sadece o kaltak 1.65 in altındadır muhtemelen.. ayşen de öyle uzun değil o da tam sınırdadır..
arkaü yere yakından korkacaksın arkadaş.. boşuna dememişler..
nilay hem uzun boylu hem de yapılı bir kız, onun da spor geçmişi var biraz, biraz da genetik sanırım, ebru da uzun sayılır, 70 filan olabilir ama daha narin bir kız, bilekleri filan ince.
başka kim var.. mine, mine de uzundu bak epey.. hatta sanırım hikayede ayşen2 den sonra en uzun olan kız olabilir, ama ince uzun olduğu için öyle iri durmuyordu pek..
ayşen2 ya semer tak gez.. sadece o kadar diyorum.. kendimi gibesim geliyor o direkten döndüğüm gece aklıma gelince aaah ah..bir ata binemeden geçti ömür..
eliften daha yeni bahsettim zaten, bu kız yine nilay gibi, iri yapılı, dolgun bir kız... şimdi böyle deyince kilolu gibi algılanacak ama kiloları normal be beyler, iskelet sistemleri mi geniş, kemikleri mi iri bilemiyorum ama kilolu olmamalarına rağmen kalıplı duruyor kızlar, bir de malum yerler şey tabi..
sınıfımızın medar-ı iftiharı, prenses ceylin ise her yönden taş, öyle ayşen iki kadar at değil, ama mine gibi ince de değil, 10 numara hatun işte ne diyebilirim ki..her ne kadar beni hiç çekmemiş ve hakkında düşünecek ortam oluşturmamış olsa da (biraz da okanın durumdan dolayı sanırım, bir çeşit ahde vefa var yani) gerçekten kusursuz, güzel bir kız. hani, yanında dolaştırırken kasılırsın öyle diyeyim, ancak çok çok aşırı bir özgüvenin ve karizman olacak ki hatunun yanında sırıtma, yoksa ne yaparsak yapalım kıza en az bir gömlek küçük geliriz beyler,
yapacak bir şey yok, herkes yerini bilecek (: -
816.
+3hikayedeki kızların en kilolusu, balık etli çiğdemdir muhtemelen.. çok sevimli bir kızdı o da bak, tam tipik pufidik türk kızı işte..onu da taku takuna üzdük.. sağlık olsun..Tümünü Göster
ceyda.. ceyda..o da pek uzun değil..ama genelde yüksek topuklu giydiği için hep ortalama üzeri gezinirdi..en belirgin özelliği ise o kırmızı-kızıl saçları olsa gerek.. ateş parçası gibi kızdı..en sonunda hem kendini hem beni yaktı..
bunun salak arkadaşı meltem de balık etliydi biraz, arkaü yumuşacıktı bak şimdi yine aklıma geldi bir tuhaf oldum.. bildiğin sütlaç gibi arka.. tövbe tövbe..
kızlar genel olarak kumral, ayşen, siyah saç-beyaz ten ve bonus olarak yeşilimsi gözlere sahip, elif de de siyah-beyaz kombinasyonu var ama biraz daha net, özellikle saçları, tam bir kuzguni siyah.. boya mı? diye sordum, doğal rengi dedi..vay amk..
yeni tanıştığım kız, burçin, o da yine siyah-beyaz.. doğuştan beşiktaşlı (: onun da rengi fazla soluk, kansız olabilir..ya da vampir olabilir.. bilemiyorum..ama çok hoş kız gerçekten, ağız, burun biblo gibi..
ayçanın çılgın saçlarından zaten epey bahsettik.. normalde düz, ama kendisi cher gibi gezmeyi seviyordu..
biraz ırkçılık yapacak olursak, şu ana kadar hikayeye giren kızlar arasında hiç zenci olmadığını belirmek isterim (üzgünüm poor panpa)
en koyu tenli olan, zamanında hintlilere benzettiğim ceyda işte, geri kalanlar buğday tenli hep, akça pakça kızlar.. hele elifle burçin, bildiğin kosla oxi ekşınla yıkanmış gibi aq..pekmez yiyin kızım biraz.. domates filan yiyin ne bileyim..
ayçanın ten rengi çok güzeldi.. nilayınki de iyidir, ama ona alıcı gözle bakmıyorum tabi mümkün mertebe, yine de ister istemez yakın oluyorsun birbirine, bazı şeyler aklına yazılıyor..
bilmiyorum başka bahsetmediğimiz ne-kim kaldı..bak mesela, kokuları da güzeldi.. parfümleri, doğal halleri, huurlar ne sürüyorlar bilmiyorum ama o çiğdemi filan hele ısırasım gelmişti neredeyse o kadar şekerimsi bir hava düşünün. bu günlerde forumlarda, sözlüklerde, kezban mezban adı altında bu kızların kokusuna bile laf ediliyor, çok tuhafıma gidiyor lan?
yok işte şöyle kısa boylu, şöyle koca arkalü, şöyle tipsiz böyle pasaklı bilmem ne diye devamlı giydiriyorlar hatunlara..lan ben anlamadım yani, bugün hala, şöyle sokağa çıktığım zaman, hatta işe gidip gelirken bile her yerde gayet hoş, sülün gibi hatunlar görüyorum.. hatta bizim arkadaşlarla aramızda mottodur yani "ulan ne kadarrr çok güzel kız var be agaaa" der birimiz.."aynen.. çok.. çok var be abii" diye tamamlar öbürü.. acaba biz paralel evrende filan mı yaşıyoruz anlamadım,
kendi memleketinin kızına bu kadar laf eden başka bir ülke daha var mıdır bilmiyorum..bu arkadaşların, ya çevreleri çok kötü, ya da tipleri bozuk... ne diyeyim yani? aha işte, gittik geçen, daha 2 ay filan oldu, macaristana, ondan önce ispanyaya gitmiştim yine şirketle bir de amerikaya okanın yanına gitmişliğim var (spoiler olmaz bu yalnız, okuldan sonra ;) )
ben hiç bir ekstra özellik göremedim? hatta bence fazlası yok, eksiği var gibi sanki yabancı kızların.. neyse, tribüne oynuyor gavat demesinler diye kesiyorum burada, ama diyeceğim o ki, etrafınızdaki kızların, memleketinizin kızlarının kıymetini bilin, zaten en nihayetinde yine onlardan biriyle evleneceksiniz, belki onlardan birine babalık edeceksiniz.. onlardan biri size analık etti.. bunları unutmayın, popüler kültürün gazına gelip loserlerin kervanına katılmayın.. evet, kalabalık görünüyorlar ve sesleri fazla çıkıyor, ama içi boş bir kalabalık onlar, siz hayatınızı yaşamaya bakın..
türk kızıymış..sie..biz kimle düşüp kalktık lan o zaman bunca senedir? kimle seviştik, kimle el ele tutuştuk, kimi öptük, kimleri sevdik, kimlerce sevildik? ecinni miydi onlar??
ee işte beyler, "tanım yap, betimleme yap ulan!" ulan dediniz, yaptım işte, gördüğünüz gibi biraz tatsız tuzsuz..en azından bana öyle geldi, diyorum ya, insanları öyle lcd tv tanıtır gibi tanıtmak pek bana göre değil, ben daha ziyade ekranda oynayan görüntüyle ilgileniyorum.. bence siz de öyle yapmalısınız.. mümkünse, insanları fiziksel görünüşlerine göre, değil, zihinsel olgunluklarına göre sınıflandırın..
çok daha faydanıza olacaktır.
bu arada, şarkı paylaşamıyorum bir kaç gecedir, çünkü amk repertuvarını bitirdik neredeyse, biraz da ilerleyen günlere kalsın, şarkılar yerlerine denk gelsin diye paylaşmadım. yabancı da paylaşmıyorum, çünkü bir ara takunu çıkarmışım hakikaten, yerli müzikten, türkçe müzikten, bizim müziğimizden devam ;)
ilerleyen zamanlarda, istek gelen karakter olursa, onu daha da ayrıntılı tanıtabilirim hatırladığım kadarıyla, çünkü bugün hala görüştüğüm ya da kısa zaman öncesine kadar görüşmekte olduğum pek çok isim var hikayede, sorun olmaz.. hatta daha önce söylemiştim, tolga dediğimiz adamın eviyle evim arasında yüz metre var yani (:
hikayeye dönecek olursak...
aslında dönmeyecektim, ama en azından bir giriş yapalım istedim, bir sonraki gece için temel olsun,
ben, genel olarak bizim hikayeye uygun olan ortam orada olduğu ve dönen dolapların da yine oradan ateşleniyor olmasından ötürü bir süredir sadece canlı müzik gecelerinden bahsediyorum.. evet bunun farkındayım, hatta bilinçli olarak böyle yapıyorum, çünkü bizim hikayemiz, rotasına hangi yol uygunsa oradan ilerlemek zorunda, yoksa buralara bir sürü sıkıcı şey dolar ve hikayenin bitmesi 5-10 yıl filan sürer, game of thronesin yazarı gibi olurum sonra valla (: bir panpamızın sanırım @cancavci idi, sorduğu sorunun da cevabı aslında burada gizli, kendisi, "bütün kızlar da sana mı hasta aq?" tarzından bir şey demişti ehehe,
elbette değil, henüz bir justin bieber olamadım maalesef, bütün kızlar bana hasta değil, ama burada bahsettiğim bütün kızlar, evet, aramda en kötü ihtimalle arkadaşlık oluşacak olan kızlar..e zaten diğerlerinden niye bahsedelim ki? değil mi? "sevgili günlük, bugün yan masadaki kıza asıldım, ama kendisi beni giblemedi." ya da "sevgili günlük, bu gün merdivenlerin önünde bir kızı yaklaşık 10 saniye kestim ama bana topu topu yarım saniyecik bakarak gözlerini başka tarafa çevirdi" gibi cümlelerle nereye varabiliriz bilemiyorum (:
o nedenle en iyisi bunlardan bahsetmemek... iyi günlerimiz var, daha da olacak.. kötü günlerimiz oldu, daha kötüleri de olacak.. hayat, bilhassa benim hayatım, hep iniş çıkışlarla dolu.. asansör takım bochum fc gibiyim..bir sezon uefaya gidiyorum, bir sezon küme düşüyorum..
şimdiyse şampiyonlar liginde gruptan çıkma mücadelesi veriyor gibi hissediyorum.. artık kupayı mı alırım, yoksa kupa mı beni alır göreceğiz (: -
817.
+3okula gelecek olursak, elbette okulda da gelişmeler oluyor.. zaten bu canlı müzik geceleri atraksiyonlarının tadını çıkarın derim, zira dünyada hiç bir şey sonsuza kadar sürecek değil..Tümünü Göster
o cuma elifin evinde anca öğlen uyanıp, okula gidemeyince, begümle konuşamadık, ama daha önceden planladığımız üzere, kendisini bu gece misafir etmem gerekiyor..
begümden bahsetmiştim, gerek fiziksel gerekse ruhsal olarak.
neyse, şimdi ben gidemeyince bunu arayayım dedim..eve de geldim ama pestik gibiyim, duş aldım bizimkilerle laflaştım filan derken hava karardı aq..
aradım begümü,
dedim, böyle böyle konuşmuştuk, geliyor musun?
biraz triple karışık "ee seni okulda göremeyip ses seda da çıkmayınca, iptal ettin diye düşündüm" diye cevap verdi.
"yok ya ne iptal etmesi, zaten bana gelmen için öyle planlar yapmamıza filan gerek yok yani :p" (herkese aynı numarayı çekiyorum, kendilerini özel hissediyorlar)
"geç oldu ama ya bilmiyorum bugün iptal mi etsek harbiden?"
"geç mi oldu? kızım tavuk musun sen (: hadi hadi, hazırlan, yarım saate duraktan alıcam seni ona göre (:"
"yaaa (: yarım saatte gelemem, evden çıkmam o kadar sürer zaten!"
"amaan be begüm, düğüne mi gidiyorsun sanki allah aşkına (: ..tamam hadi 45 dakika olsun, bekliyorum bak ona göre"
"tamam tamam tamamm.. artık olabildiğince hızlı şekilde geliyorum bekletirsem kusura bakma (:"
"hadi bakalım"
telefonu kapattım.. gidip mutfağı kontrol ettim, iyi, abur cubur mevcut, içecek var, hatta cin bile var, ama onu kim içicek be arkadaş bari tekila, votka filan alsaydınız..
şöyle evi, odaları filan genel olarak bir check ettim, ne de olursa olsun, sonuçta misafir ağırlayacağım, dikkat ederim böyle şeylere, aileden öyle gördük.. (gerçi onlar misafirlerini gibmezler).
tolganın yanına uğradım, adam klagib pozisyonda, yatakta uzanmış, laptop önünde,
"napıyon lan p0rnocu?"
"iyi bea..ne p0rnosu amk, projeyle uraşıyorum.."
"olm çok yoruyorlar lan seni, hişş bak bu hafta sonu bir şeyler yapalım, sınavlar da yaklaşıyor, sonra kımıldayamayız.. azıcık hava alırsın sende hem, okey?"
"tamam aga bakarız ya..gibicem bu sene şunlarla uğraşmaktan telef oldum anasını satayım..şu dönemi bir atlatsam.."
"yaparsın be kardeşim, sana güvenim tam :p"
"eyvallah gülüm"
"benim arkadaşım gelcek birazdan, odadayız, haberin olsun dedim, gelebilirsin sende ;)"
"gene kimi gibiyon lan, iyice keraneye çevirdin evi ha"
"ahaha, yok lan normal arkadaşım bu, hatta gel mutlaka mola filan verdiğin zaman, tanışırsınız, belki hoşuna gider :p"
"yea yürü git allahını seversen (: ..tamam, sen rahat takıl ben mesajı aldım ;)"
"lan.. gibtirme mesajını ya..olm gibiş olacağı zaman söylemiyor muyum, sana mı kibarlık yapıcam aq, gelirsin işte diyorsak gel"
"tamam hacı bakarız ya"
"bak aq bak (:"
odama geçtim, bütün durumlar stabil..en iyisi bu boş vaktimi, henüz anılarım tazeyken yazarak harcayayım dedim, günlüğümü çıkardım, yazmaktan gevrekleşen eski sayfaları bir tarafa attım, ve gördüğüm ilk boş yaprağa, elifle geçirdiğim harika geceyi, kendi üslubumla aktarmaya başladım..
.. telefon konuşmasından yaklaşık bir saat sonra begümü duraktan aldım, minibüsten indi sırıtarak, hemen sarıldık öpüştük, güya acele gelecekti, ama gene takıp takıştırmış, süsü püsü yerinde..ah bu kızlar yok mu..
"valla apar topar geldim ya, çok mu beklettim :/ ?"
"yarım saatten açtık, ama sen gene bir saati buldun be kuşum? yok fazla beklemedim"
"neyse ya, iyi bak o kadar acele ettirdiğine göre bir sürprizin filan vardır herhalde :p"
"sürpriz benim işte? daha ne bekliyorsun x)"
güle laflaşa eve geldik,
bu benim odayı görünce hemen,
"ay çok soğuuk?!"
diye koyverdi,
"nasıl soğuk yani?"
"olm bu ne lan, doktor muayenehanesi gibi? x)" -
818.
+3hep halı yüzünden aq..eh be anne, dedik sana o kadar, yok kir tutar, toz tutar dedin koydurtmadın.. alıcam lan bir tane merinos halı, ama kaç para kim bilir, arkae girer diye korkuyorum..Tümünü Göster
"ne var ya, ne güzel ev işte.. beğenemediniz mi begüm hanım? iç mimar kesildi başıma artis.."
"tamam len hemen atarlanma (: ..ama fazla sade yani, baksana halı bile yook (aq) x)..sonra, çok derli toplu be, ben rahat edemem bu kadar düzenli yerlerde, öğrenci evi dediğin biraz incin olur ne biliym (:"
"sen incinlık istiyorsan alt katta bizim çocukların salonuna inelim, kendini bile kaybedersin valla (:"
"hıı ne diyordunuz oraya, oyun odası mı :p"
"aynen, oyun salonu, hatırlıyorsun bakıyorum? (:"
"herılt yani, dinliyorum seni, sadece şarkı söylerken değil, konuşurken de dinleniyorsun kıymetini bil :p"
"eyvallah (: sen geç otur, ben bir şeyler hazırlıycam, takılırız"
"gerek yok ya, uraşma"
"cık, olur mu? geliyorum beş dakikaya ;) bilgisayarı açabilirsin bu arada sen de"
gittim abur cubur ayarladım mutfaktan, tolganın odasına da bir kafa uzattım dediklerimi hatırlaması açısından
neyse, oturduk hatunla, bir yandan internette takılıyoruz, ayıptır söylemesi, ekşi sözlüğe filan bakıyoruz aq ne yapalım.. gerçi o zamanlar böyle gibik ergen irileriyle dolu değildi, şimdi kreşe döndü amk yeri..
begümle de epey şey paylaşmışlığımız olduğu için (ki kısa zamanda nasıl öyle kaynaştık ben de anlamadım, ikimiz de birbirimize güvenmiş olmalıyız ki bu derece açıldık karşılıklı) benim samimi arkadaşlarımla aramda olan jargona ve geyiklere hakim, zaten o yönde bir potansiyeli de var, gerçekten eğlenceli, kafa bir kız, laf lafı açtı ziyadesiyle..
benim kıza karşı bir duygusal düşüncem olmadığı için gayet rahat hareket edebiliyorum, yavşaklığın bini bir para (: o da bana ayak uydurunca gayet eğlenceli bir ikili olduk, yeri geldiğinde ciddi de olabiliyoruz, zira ikimiz de geçmişimize dair bazı acıları birbirimizle paylaştık, o zamanlar da her iki tarafın da iyi birer dinleyici ve avutucu olduğunu söyleyebilirim.
beyler, her ne kadar, "ateşle barut yan yana durmaz", "kızla erkek dost olamaz" dense de, bence herkesin çevresine böyle insanlar da lazım, tamam erkek adam elbette karı kızı düşünecek, ama bütün kızlara da yazamayız değil mi? bazılarına, özellikle de kafa dengi ve halden anlayan karşı cinsler, karşı cinsle ilgili duygusal durumlarda oldukça yardımcı, faydalı olabilirler.
o yüzden diyeceğim o ki, erkekseniz muhakkak kız arkadaşlarınız, dostlarınız, kız sanız da mutlaka erkek kankalarınız olsun, hani ilerde olur da şeytan doldurur, aranızda bir şeyler oluşmaya başlarsa da bonus olur aq fena mı? elin yabancısı, hiç tanıyıp bilmediğiniz tiplerle maceraya gireceğinize en azından tanıyıp bildiğiniz adamlar olur hayatınızda.
böyle kanka olarak başlayıp sonrasında sevgili olan ve gayet de mutlu olan tanıdıklarım var, hatta geçen yaz bunlardan bir örneğin düğünündeydim. yani böyle ilişkilerden de korkmayın, fazla edebiyat, takıntı, kuruntu yapmayın, sonuçta her şey olacağına varıyor, siz hayat karşısında giberken de, gibilirken de zevk almaya bakın..
http://fizy.com/#s/3wl268
bir yandan yer içer, bir yandan da konuşup gülüşürken, laf dönüp dolaşıp malum durumlara geldi (malum durum deyince de aklıma hep adet dönemi gelmeye başladı bu orkid reklamları yüzünden, gibicem),
ben biraz damardan girdim, senin gibi bir kızın nasıl sevgilisi olmaz filan diye gazladım bunu, eeyy anasını, ulan bir dokun bin ah işite döndü olay, bu bir başladı saydırmaya, "işte erkekler şöyle, erkekler böyle" bir ara bölüp, benim de bir erkek olduğumu hatırlattım, hemen, "sen farklısın" diyerek kaçmaya çalıştı, "niye ben totoş muyum?" deyip kaçmasını engelledim, hem de gülüp gevşedi biraz,
"amma dolmuşsun be kızım (: tamam biliyorum kötü anıların var ama, herkesin düştüğü hataya düşüyorsun sende, yani, biri, ya da birileri kötü diye, bütüün bir insanlığı kötülemenin ne gereği var?"
"öyle ama..ya bir insanın karşısına hiç mi düzgün bir adam çıkmaz bunca senedir? nerde alayı kolpa, züppe, gereksiz tip var etrafımda..biraz iyisine denk gelince onla da arkadaş oluyoruz işte ne hikmetse" deyip sırıttı,
"hee, eh cinsime edilen onca hakaretten sonra "biraz iyi" olarak sınıflanmak bile bir başarıdır :p"
"üff..öyle iğrenç adamlar var ki, bilmiyorsun tsigalko, bizim bölümün ortamı çok daha farklı sizinkilerden, mühendisliktekilerin en büyük derdi, filanca profun dersinden nasıl geçicezken, bizdeki züppelerinki filancayı nasıl yatağa atarızdan ibaret.."
"niye be, bence gayet iyi çocuklar da var, basket takımında filan, mesela o ilk tanıştığımız gün, senin sınıf arkadaşın filan..gayet iyi adamlar yani, elleri yüzleri düzgün, muhabbetleri düzgün?"
"e ama işte adı üstünde, "arkadaş" abi..ne yapabilirim?"
"o zaman sen şu, kankalarının arasından bir tane seçicen begüm ne diyim x)"
"haha, ben seçsem ne olacak? onlar beni seçmemişler bir kere?"
"nasıl yani?"
"ya zaten bana karşı bir şeyler hissetseler arkadaşım olmazlardı ki? olsalar da kalamazlardı öyle, misal sen? yanlış mıyım?"
lan muhabbetin dolaştığı sınırlara bak, mayın tarlası aq.. -
819.
+2"bilmiyorum..haklı olabilirsin..belki de şeydir, biz erkekler, arkadaşlığı iyi beceriyoruzdur ama iş sevgili olmaya gelince sıçıyor olabiliriz..bir de o yönden bak..belki de o "düzgün çocuk ama arkadaşım" dediğin adamlarla da sevgili olmaya kalksan yine hüsran yaşayacaksın..misal ben? ((: evet biliyorum böyle konuşurken her şey iyi güzel ama, emin ol sevgilim olmak istemezsin yani x)"Tümünü Göster
"(: evet, farklı açıdan bakınca, sen de haklı olabilirsin..belki şu anda arkadaşım olanlarla da duygusal mevzular olsaydı onları da aynı şekilde yaftalayacaktım..niye be, bence iyisin gayet..senin sevgili halin de bundan farklı değildir (nah değildir) ama asılmıyorum baştan söyliyim x)"
"eyvallah (: ..yeaa işte, begüm, karışık mevzular bunlar..en iyisi ne biliyor musun? bu iyi arkadaşların, birbirlerine kendi çevrelerinden birilerini yakıştırması, şahsen ben senle sırf bu yüzden arkadaş oldu yani, belki güzel arkadaşlarından bir iki tane ayarlarsın diye :p"
güldü..şakalaştık..
tuhaf olan ne biliyor musunuz? lan ben hakikaten de gerçek menfaatimi söylüyorum kıza, o ise bunu espri olarak algılayıp gülüyor..
tam tersi, saklamaya çalışsan, daha beter ortaya çıkar, trip yersin, belki arkadaşlığın biter, ben ise, ayan beyan ilan ediyorum, ama gır gır konusu gibi görünüyor bu..
işin püf noktası bu olsa gerek beyler..aslında aklınızdan geçenleri, sanki geyikmiş gibi söyleyip, onların yarattığı baskıdan kurtulmak ve karşı tarafı iyice rahatlatmak..çünkü o da o sırada zavallı iç dünyasında,
"gerçekten böyle düşünüyor olsa bu kadar rahat söyleyemez" şeklinde yorumlar yaparak sözlerinizi şaka olarak algılayacaktır..
ama gerçekten böyle düşünüyoruz be beyler..ve açık açık söylüyor, uyarıyoruz bir de..
şimdi, biz mi suçluyuz? yoksa onlar mı saf? kararı size kalmış..
o ara tolga kapıyı tıklattı, gel dedim,
geldi, naber maber gibisinden önce benle selamlaştı, hıyar, sanki eve yeni gelmiş havası yaratmaya çalışıyor ahaha kıyamam sana ben utangaç prens,
begümle tanıştırdım bunu, 5-10 dakika durdu, muhabbet ettik filan, ben devamlı pas atıyorum tolgaya, o da gayet konuştu yani, kendini iyi tanıttığına inanıyorum.. nihayetinde, begümle tanışmış oldular işte, bereket versin.
daha sonra tolga ödev mödev deyip odasına geçti,
biz gene begümle baş başa kalınca imalı bir bakış attım tepkisini ölçmek amaçlı, bu da 1-2 saniyelik şaşkınlıktan sonra, hemen kaşlarını kaldırıp,
"noldu be? (:" yaptı
"hiiç" deyip bilmiş bilmiş gülümsedim kendi kendime.."işte bu da benim ev arkadaşım, kankam, can yoldaşım tolga (:"
kaşlar gene havada konuştu,
"evet.. memnun oldum..(: ..dersleri ağır herhalde, ödev filan diyor"
"öyle ya, bölümü de kolay değil.. düşün o kadar derslerle uğraşıyor, arada bir de benim kahrımı çekiyor üstüne (:"
"evet..(:"
"evet ne? (:"
"iyi yani..ne..ne gülüyosun lan kendi kendine..x)"
"ya şey be..tam muhabbetin üstüne denk gelince.. komiğime gitti (:"
"ne muhabbeti? ha şeyyy" deyip bu kahkahayı patlattı.. epey güldük, bu biraz kızardı..
"aynen öyle oldu ben onu şeyedemedim (:"
"ee tabi çocuğu görünce aklın başından gitti de ondan işte x)"
bu önce tip tip güldü,
"bir şey demiyorum tsigalko.. senden korkulur (:"
"hah onu bileydin işte (:"
gece yine güzel devam etti, begümün ırzına bir hasar vermedim bazılarınızın beklentisinin aksine, dedik ya olm, her şeyin bir raconu, her kızın, her insanın da bir yeri var, bin olucaz dediysek, tecavüzcü coşkun olucaz demedik..
http://fizy.com/#s/3wl265
saat gece yarısına doğru begüm ben gideyim dedi, kal diye ısrar ettim ama "çok acele geldim ya, başka zaman" filan deyince çok üstüne gitmedim, şimdi bilemezsin yani, kızsal bir takım mevzular olabilir, fazla ısrar etmemek lazım.
gene durağa kadar zütürüp son minibüslerden birine bindirdim, böylelikle bu geceyi de noktalamış oldum..
kızın yanında çaktırmamaya çalıştım ama yorgunluktan ölüyorum beyler, ara ara gözlerim kapandı aq..
gidince hemen devrilcem, yarın cumartesi..akşam program var ama, artık akşama kadar da yatarım her halde..
yatmadan önce tolgaya uğradım gene, naber maber ayağına ama o benim sırıtışımdan amacımı anladı, buna rağmen aşk-meşk konularında üzerine gidilen insanın bilip de bilmemezlikten gelme agresifliğiyle,
"ne gülüyon olm bıyık altından lan?" diye payladı (:
"yok bişey be hacı :p ... eeh işte o da benim arkadaşım begüm" deyip kafamı aşağı yukarı salladım, ahaha, lan çok kılım ha, hani, kendimin karşısında kendim olsam yine gıcık olurdum x)
"iyi aga..memnun oldum..ne diyim... gülüp durma amk gibicem ha?"
kıkırdamalarımı bastırarak sordum,
"ee kanka..nasıl kız sence?"
"ne nasıl kız?..iyii? niye?"
utanan insan cümleleri (:
"yani, ne düşünüyorsun, ilk izlenim olarak, hoş mu?"
bu bir hasbinallah hareketi çekti,
"ya kendine mi düşünüyorsun yoksa ne tak yemeye çalışıyorsun anlamadım?"
"tolga gibtirme şimdi mazbatanı, kız hoş mu değil mi onu söyle sen?"
"tamam he tamam güzel..hadi gibtir git gece gece hesap makinesini zütüne sokmadan"
"vay amk, sen hala mı çalışıyon lan?..olm o sınavlar bir kötü gelsin ben senin zütüne bizim viledanın sopasını sokucam bilesin..hadi iyi geceler zıbarıyom ben, kolay gele"
"sağolasın, iyi geceler"
"ha, tolga?"
"ne?"
"yarın gelsene lan kafeye? hem bir mola vermiş olursun olm, stres atarsın..tamam mı?"
"olabilir ya, hele bir yarın olsun da"
"ol sallama bak, gel işte, oradan da gider bir şeyler içeriz kafa dağıtırız, valla böyle görünce korkuyorum seni lan..tamam mı?"
"tamam hadi yarın konuşuruz gibtir git artık lan x)"
"iyi hadi kaçtım çav"
"çav amk" -
820.
+5ertesi gün, tahmin ettiğim gibi büyük ölçüde yatakta geçti, ikindi vakti kalkıp yemek ısıttım, tolga ne kadar yoğun olursa olsun yemek işini boşlamıyor sağ olsun, seviyorum bu çocuğu, karı olsa kuma olarak alırdım o derece.Tümünü Göster
program gece on da, hem tolgaya, hem de aşağıdaki zibidilere gelin diye telkin ettim tekrar,nurişi de alıp evden çıktım.
yarım saat evvelden gittik, hem biraz bizden önceki elemanları dinledik hem de sohbet ediyoruz, bir ekgiblik dikkati çekti..
burçin yok?
sahnedekiler programı bitirdi, biz ayarlamalara başladık, ortam gürültü, sigara dumanı, loş ışıklar, kalabalık..ama benim aklım başka yere takıldı kaldı.. ara ara devamlı bakınıyorum etrafa, acaba diyorum başka yere mi oturdu? ama yok..neyse belki program başlamaya yakın gelir dedim..
başladık, tolgalar geldi, hatta sonradan nilay da geldi yine tipsiz arkadaşlarıyla ve beni şaşırtarak bir arada oturdular nilaylar ve tolgalar... kızlar gitti yanlarına neticede, nilaya helal olsun, delikanlı kız diye boşuna demiyorum..
biz çalıyoruz söylüyoruz..ama tadım yok beyler..tadım acı..bizimkiler ben ard arda slowları isteyince bir ara müdahale etmek zorunda kaldılar,
"olm öldürcen mi milleti, osman aga çalıyoruz okey?"
lan benim kadınım gelmemiş, ne osmanından bahsediyonuz siz..gibicem osmanıda agayıda..onu söyleyecek keyif mi var bende?
neyse, dedim, "önce biraz daha düşük tempoyla girelim, onu üstüne çalarız" haluk levent girdik bir tane..
molada bizimkilerin masaya gittik nurişle, ömerin manita gelmiş, o oraya gitti, ilkayın da kız arkadaşları varmış, o da bizi bir selamlayıp onların yanına gitti..
neyse oturdum ben, ama kafam zonkluyor..nerde bu kız aq?..masada herkes konuşuyor, gülüşüyor..ben dalmışım, nilay dürtükleyip "heeyo uyan dostum geldiik" diye çığırınca kendime geldim, bütün masa bana gülüyor o ara..
tolga hemen lafı yapıştırdı,
"adam aşık ya olsun o kadar dalgınlık (:"
hemen ooo lar yükseldi, nilay,
"ne? benim niye haberim yok? gebertirim seni valla kim o kız?"
"ya tolga..si..şımarıyor işte bea ne aşkı.." deyip güldüm sıkıntıyla...
"var var sende bir şeyler ama, dalgınsın bu gece, ifadeni alayım bir ara ;)"
"cık..cidden yok bişey, siz geldiniz diye heyecan yaptım o yüzdendir" deyip güldüm,
masa yeniden karışınca ben de bu baskı anından sıyrılmış oldum...
ama ya içimdeki baskı ne olacak?..
on gece, on beş gece üst üste geliyor hanım efendi,her gece saatlerce göz göze oturuyoruz, ama sonra pat! birden bire sırf geçen geceki olay yüzünden kesiliyor gelişler..bu kadar kolay mı yani? hemen tripler..havalar... daha arada resmi bir şey yokken bile bu denli tripkar ve acımasız olabiliyorsa, bu burçinin sevgililiği nasıl olur allah bilir..
gerçi olayı derinlemesi değerlendirince sonradan, aslında kızın haklı olduğu bariz... düşünsenize, hem önce o kadar yakınlık gösterip, ilgisine karşılık verip, üstüne bir de söz verdim, hem de kızı saatlerce züt gibi tek başına oturttum orda, üstüne bir de gidip, teselli ediyorum ayağına kız gibtim (ki neyseki bu kısmı asla bilemeyecek)..hani, az bile yapıyor..yüzsüz gibi bir de gelecek miydi yani?
ikimizi de cezalandırıyor işte..bana, "vazgeçilmez değilsin" mesajı verirken, kendi dayanıklılığını da sınamış oluyor..ulan o değil de, ben ki, daha iki çift laf ettiğim kızdan bile numarasını isteyebilecek bir yavşaklıktayken, nasıl olur da bu hatunun telefonunu almayı unuturum lan?..e tabi, her gece her gece alışınca, o geceler hiç bitmeyecek biz de liseli aşıklar gibi her gün aynı yerde, aynı saatte, aynı ağacın altında, aynı gölgenin dibinde buluşacağız sandım..
ama bir diğer açıdan da bakınca, şöyle bir durum ortaya çıkıyor..bu kız, eğer cidden bu kadar kızdıysa bana ve bu derece triplere getirdiyse olayı, benden cidden hoşlanıyor demektir..
benden cidden hoşlanıyorsa,
bu öyle yatağa atıp geçilecek bir kız değil demektir..
bu öyle yatağa atılıp geçilecek bir kız değilse, benim, bizim kriterlerimize uymuyor demektir..
e bizim kriterlerimize uymuyorsa, benim bu kızla ne işim var lan o zaman?
hani başka kalp kırmak yoktu?
http://fizy.com/#s/3wl26a
vizeler yaklaşıyor...
oradan oraya gezerken, şarkıydı türküydü, kızlardı, play station maçlarıydı derken,
sonunda züte girecek şemsiyenin ucu göründü..okul dönemi olarak 3 ün 1 inde olmamız da pek manidar, acaba sınav sonuçlarım hakkında bir spoiler mi bu? (:
sınavlara bir hafta kala, 2 haftalık sınav dönemiz boyunca olan canlı müzik şedülümüzü yeniden gözden geçirmemiz gerekecekti, ama ilkayların fakültede sınavların bizden bir hafta sonra başlaması bu düzenlemeyi 3 haftaya çıkarmaya mecbur kıldı bizi.
neyse, gitti murat abiyle görüştük, uzun uzadıya yazmak istemiyorum ama epey zor oldu yeni programı belirlemek, yani adamın bize bir zorluk çıkardığı yok ama sonuçta tek grup da biz değiliz ki? bizden başka 4 tane daha sahne var. düşünün işte beyler siz kafenin olayını, yaptığı ciroyu, adam 5 ayrı grup çıkarıyor, çarşamba hariçti sanırım, 6 gece canlı müzik var..onun zütürünü hesaplayın, bir de getirisini hesaplayın..ne paralar dönüyor siz anlayın..ee, gib kadar bardaktaki çaya 1,5 lira verdiğini göz önüne alırsan adam oraya duman'ı bile getirir istese..
neyse,sınav döneminde yeni programımız, üç hafta boyunca, haftada tek gün, sadece cumaları,gece performansı. kıyak oldu cuma olması, çünkü hem hafta sonları bize kalacak çalışmamız için hem de sınav haftaları bitiminde, eğlenmiş, eğlendirmiş, stres atmış, stres attırmış olacağız, eyvallah.
sınavlardan önceki son perşembe var şimdi önümüzde,
ulan hiç de çalışmadım be arkadaş, hani önceki senelerde de öyle günü gününe asılan bir öğrenci değildim ama, yine arada bakıyordum..bu sefer, harbiden çok boşladım..tek güvencem, dersi, derste iyi dinlemem ve anlamam, bu sebepten, en azından şimdi koca slayları 2 gecede çalışırken sağdan soldan çağrışımlar olacak aklımda, belki biraz daha hızlı ve rahat ilerleyeceğim..yoksa elde avuçta bir şey yok, gibi tuttuk ki ne tuttuk..
..okulda günler güzel geçiyor artık, bir zamanlar bırakın sohbet etmeyi, selam verecek adam dahi bulamadığım o tak yuvası, şimdilerde gözüme o kadar da kötü gözükmemeye başladı..ama işte, her şey kendini tanıtmakla ilgili be beyler,
ben sonradan kimle tanışıp muhabbete başladıysam sınıftan, hepsi bana "sen çok soğuk görünüyordun dışardan, hatta başlarda o takıldığın grup filan çok havalıydı" diyerek bir nevi bunca zamandır neden tanışıp konuşamadığımızın bahanesini sunuyorlar. lan amk, hadi ben soğuktum bilmem neydim, sen neydin sanki? amk özgüvensiz, büyük şehir görünce sapıtan kezbanlarından, barzo pokemonlarından başka bir şey değildiniz sizde..hem siz, benim neler yaşadığımı biliyor musunuz lan? he?
başlık yok! burası bom boş!