-
26.
0çocukluğumdan ezgiler akıyor yine
etrafımı kaplar
içimdeki eski pembeye nazire yaparcasına
yeniden çıkarmak için beni ortaya
şans tanır aslında
ama yaşam beni siyaha boyadı
dünya masum olmadı hiçbir zaman
ya biz saftık
ya biz görmedik
o zamanlardık pembe yalnızca
şimdi kanıyor her bir yanımız
ateşteyiz
kurtarın
(şimdi yazdım amk, bunaldım... ) -
27.
+2aynalarda gördüğümsün
ağladığım güldüğümsün
aynalarda gördüğümsün
çözemezler kördüğümsün sen
bir de bir kuş gökyüzünde
bak ne diyor son sözünde
yıkılma öyle
haydi kalk ayağa
yürü güneşe -
28.
+1Basit yaşayacaksın.
Mesela susayınca su içecek kadar basit.
Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
tek bir düğme, tek bir cümle gibi;
sevince lafı dolandırmadan söylediğin
“seni seviyorum” gibi.
Basit bir öpücük yetecek sana;
basit sıcak bir öpücük
ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.
Kabak çekirdeği verecek sana
rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
en değerli kağıdın;
hep yanında taşıdığın,
atmaya kıyamadığın.
iki harekette giyiniverecek,
iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman
ve yola çıkman arasında geçen süre;
kısacık olacak
sıcacık kollara dolanman
ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.
Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini.
Beklentilerin de basit olacak.
Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana
en ucuz aşk romanını.
Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;
parmakların olacak en kıymetli çatalın.
Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
iskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir
“fa diyez”in mutluluğunu.
Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün
“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde
ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.
Tek dereden su getirmen yetecek,
bir “istemiyorum” diyebilmeye.
Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.
Saatin, sadece saati gösterecek;
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.
Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.
Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi
basit... -
29.
+2kaçağım, eşkiya aşklar yaşarım durmadan
kaşla göz, dağla uçurum arası konar göçerim.
sürgünlüğümü yurtlanmaz yerleşik sevdalar,
sığsın ısterler defnelerim, küçücük saksılarına.
yetmez, dağbaşlarının teslimiyeti ıstenir,... Devdıbını Gör
ya katlim, ya ıhanetim.
bilmezler bir başka yolu olduğunu.
yani ben, eşkıya her yanı pusu.
gözlerindeki dumanlı dağlara sevdam,
zülfünde gölgeye sığınmam bundandır
o zaman keyif çatarım silah diye
sevdanın doruğuna.
buzullar erir nehirler yatak değiştirir
sevdalarını işıklarında yıkarlar
sonra da yürekleri seslerinde
gürül gürül akarlar
çıplak suretleri dağ başlarını resmeder
o dem ıklim değişir, hüzün olur.
yüreğimden gayrısına sır vermediğim doğrudur,
kaçaklıktır.
hadi gel şahrud'um dağlara gövde verelim,
göğsüm tahtasının altı ol.
yoksa vuracak beni hasretim bir tenhada
yakışır mı bir kaçağa ecel eliyle ölmek?
hayat denen sonsuzluğun
karşısında bir çocuğuz
düşe - kalka büyürken
kalkamayız birçoğumuz
bu hayat böyle mi olur
düşen hep yerde mi kalır
gün olur belin doğrulur
kim ne olacak belli mi olur
ama bitmez yolculuklar
belki biraz canın yanar
düştüğün yerde doğrulup
başlar yine ılk adımlar
bu hayat böyle mi olur
düşen hep yerde mi kalır
gün olur belin doğrulur
kim ne olacak belli mi olur -
30.
+1Baharın ilk müjdesin verir
Gül ile nergis
hayatımda yüz bahar olsa
ne fayda sensiz
Menim dermanım devam
Menim en temiz havam
Yoldaşım vurulmuş
Goy gedim anacan
bir dağ yeli esip
geçip bağrımdan
Ah... Penceremden külek olup
Esip gelerek
Ne senin yadından çıksın
ne de men unuttum ılgarı
içime od düşüp yanar
Yandırar yakar...
Yandırar dağları -
31.
0Yaşamak şakaya gelmez,
Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın,
Bir sincap gibi mesela,
Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
Yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
Yani o derecede, öylesine ki,
Mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
Yahut kocaman gözlüklerin,
Beyaz gömleğinle bir laboratuarda,
insanlar için ölebileceksin,
Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
Hem de en güzel en gerçek şeyin,
Yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
Yaşamak yanı ağır bastığından.
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
Yani, beyaz masadan,
Bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini,
Biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
Hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
Yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz,
En son ajans haberlerini.
Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
Diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün,
Yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
Fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz,
Belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki hapisteyiz,
Yaşımız da elliye yakın,
Daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla,
Yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım,
Hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
Bu dünya soğuyacak,
Yıldızların arasında bir yıldız,
Hem de en ufacıklarından,
Mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
Yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
Hatta bir buz yığını,
Yahut ölü bir bulut gibi de değil,
Boş bir ceviz gibi yuvarlanacak,
Zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
Duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya,
'Yaşadım' diyebilmen için... -
32.
+1hep birlikte...
şu dersim'in dağları vay le le le vay
şu dersim'in dağları vay
yiğitlerin odağı vay le le le vay
yiğitlerin odağı vay
güne durmuştu gece vay le le le vay
pusu kurulmuştu haince
yırtılıyordu sesizlik le le le vay
gerillanın mermisiyle
dağların ılık yeli vay le le le vay
kavgamızda yol alıyor
dersim'de doğan güneş vay le le le vay
canikler'de çoğalıyor
dersim'de doğan güneş vay le le le vay
toroslar'da çoğalıyor
ölmedi onlar yaşıyor le le le vay
ölmedi onlar yaşıyor
bir türküdür dersim dağları'nda le vay
onikiler savaşıyor
bir türküdür dersim dağları'nda le le le vay
gerillalar savaşıyor -
33.
0alın bunu içeri..
-
34.
0@28 ho$ geldin
-
35.
0bu da benden olsun dostlar...
Uzakta olsak da birbirimizden,
acını hissediyorum kardeşim.
O mağrur bakışlarının altında,
sevgiden, oyundan, masumiyetten anılar olması gerekir de,
bilirim,
oracıkta
yatar bir tuzlu gölet,
ve sen yüzmeye çalışırsın
karanlık ve soğuk.
Yerde ve gökte
akbabaların arasında kalmışsın.
Biri sebebidir herşeyin,
ötekisi sonucu.
Karnın belki açtır,
gözlerin kan çanağı,
eklemlerin de nasıl kopmak üzeredir şimdi...
Senin kardeşim,
senin toprağında,
tuttuğun
ölüm orucu.
Senin toprağında
uyuduğun
kan uykusu,
senin toprağında kardeşim,
toprak kırmızı,
vahşetten, dehşetten, ihanetten,
kıpkırmızı!
Ve sen oturmuş,
anadan doğma,
yıkık bir duvarın dibinde,
hani şarapnellerin
üstünde,
veyahut
ekin bitmeyen çoraklarda
acının gözüyle
acının görüntüsünü görmektesin,
tek başına!
Belki sizinkiler kayıp,
belki sakat,
belki de çoktan,
zorlandılar bu diyardan...
O anda ne bir yat ne bir kat.
Ne altın kumlarda bronzlaşan tenin,
Ne koltuğunda viskin,
Ne bir koşuşturma sokaklarında
Oyuncak elinde!
O anda çırılçıplak bir hayat geçer içinden
biliyorum,
buz gibi, dipdiri!
O anda barutsuz havanın kokusu,
berrak bir su,
bir parça ekmek...
Ve güneştir ısıtan senin,
batmaya yüz tutmuş,
içini...
işte tam o anda
içindeki feryat,
ta buralardan duyulur.
içime önce bir acı saplanır,
acı öfkeye,
öfke isyana...
isyan yerini umuda bırakır.
Umud bizim ekmeğimizdir bilirsin
ve sen orda haberin yok belki ama,
hastalıktan,
kederden
kıvranırken,
şurda
burda
orda
onurlu mücadelen sürmektedir,
kardeşim...
http://www.diegeneration....ntent/2007/11/hunger2.jpg -
36.
0Ne kadar da ufalmış bedenin göz yaşıma sığdın sen,
Açlık mı yemiş ömrünü yavrum al sütümü iç kızım.
Saçların beyazına mı sakladın al evini,
Yoksa güneş sendemi batıyor batıyor geceleri.
Eriyen bedenimi düşünme göğ giydim üstüme,
Yüzünü asma kederine anam yiğitler bitmez bizde.
Bir ateş olup yaksa da gidişiniz analar biter mi?
Ölüm toplasada çiçekleri çiçekte tohum biter mi?
bitermi rumil ? -
37.
0bu son olsun kardeşim..Tümünü Göster
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm istanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Bakışlarımda akşam karanlığın
Kulaklarımda sesin istanbul
Ve uzaklardan
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Sen şimdi haramilerin elindesin istanbul
Plajlarında karaborsacılar
Yağlı gövdelerini kuma sermiştir.
Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
Meyvesini birlikte devşirirler
Sen şimdi haramilerin elindesin istanbul
Et tereyağı şeker
Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
Yumurta masalıyla büyütülür çocukların
Hürriyet yok
Ekmek yok
Hak yok
Kolların ardından bağlandı
Kesildi yolbaşların
Haramilerin gayrısına yaşamak yok
Almış dizginleri eline
Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
Onların kemik yalayan dostları
Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
Ve sen
Ve sen haktan bahseden Ortaköyün Cibalinin işçisi
Seni öldürürler
Seni sürerler
Buhranlar senin sırtından geçiştirilir
ipek şiltelerin istakozların
ve ahmak selameti için
Hakkında idam hükümleri verilir
Haktan bahseden namuslu insanları
Yağmurlu bir mart akşamı topladılar
Karanlık mahzenlerinde şehrin
Cellatlara gün doğdu
Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
Bir kalem yazın vardır
Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
Söylenmez
Haramiler kesmiş sokak başlarını
Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
Haramilerin elinde
Ve mahzenlerinde insanlar bekler
Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde
Boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul
Bulutların ardında damla damla sesler
Gülen çehreleri ve cesaretleriyle
Arkadaşlar çıktı karşıma
Dindi şakalarımın ağrısı
Bir kadın yoldaş tanırdım
Bir kardeş karısı
Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
Gebeliğin dokuzuncu ayında
Aç kurtların varoşlara saldırdığı
Tipili bir gece yarısı
Sırtında çok uzak bir köyden indirdi
Otuzbeş kiloluk sırrımızı
Zafer kanlı zafer kıpkırmızı
Boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyunkoyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanıtını yıksın
Bekle o günler gelsin istanbul bekle
Sen bize layıksın -
38.
0ben de katilabilir miyim?
-
39.
0@33 gel kardeşim yaz sen de
-
40.
0gam-ı aşkınla ahvâlım perişan oldu gittikçe
cafâ vü cevr-i hicrinle ciger kan oldu gittikçe
ziya-yı şu’le-i hüsnün füzûn oldukça alemde
nice aşufte diller mestü hayran oldu gittikçe
gönül bir yareden aciz etibba melhem etmekten
benim derd-i derunum set hezaran oldu gittikçe
figanım dinle ey gül mevsim-i bağ-ı baharımdır
işin bülbül gibi giryan-u nalan oldu gittikçe
helas olmak görülmez dest-i ğemden derd-i mihnetten
demadem kani’a dil mülkü viran oldu gittikçe -
41.
0
-
42.
0@33 Maddi dünyanın bütün sütunları sarsılıyor. ho$geldin
-
43.
0
-
44.
0ağla çocuk
bağıra bağıra
annene ağla çocuk
aç karnına
sakat kardeşine
isyan et çocuk
bu dünya
bu sistem
bu insan
acımadı sana
affetme çocuk
karanlığa boğan dünyanı
şerefizleri affetme
çocuk
herşeyi yap çocuk
ama birşeyi yapma çocuk
umudunu kaybetme! -
45.
0@39 daha sonra görü$mek üzere. zaten alkollüyüm iyice kafa yaptin. mutlu olmak için şarkı söylemek "istiyordum" tam tersi oldu. yazilar için te$ekkürler.
-
ccc rammstein ccc günaydın diler 04 01 2025
-
sozlukte gorevli yazar olunca
-
beyler kırgız bir kadin bana numarasını
-
hornet gibi kız bulma uygulaması önerin la
-
şu mecraya gelip niye
-
bdsm seven insan neden yok lan
-
bugün online sayısı çok az
-
nerdesiniz lan yazar müsveddeleri
-
sözlükte benimle uğraşmaya çalışanlar var
-
insanlığın yüz karası yine gelmiş
-
inci sözlük üyeleri nekadar salak olduğunu
-
bu sozlugu dondurecek adamlar lazim
-
boyle yasayacagima geberirim
-
gassal denilen djziyi izleyen en fhafif tabirle
-
bunu güreşte yeneceksiniz
-
kumpir ayrı bir lezzettir atatürk
-
beyler neden benden nefret ediyorsunuz
-
kediyi aç bırakarak terbiye etmek
-
eğer bırakmayı denersen intihar edersin
-
bilkentli kızlar dehşet bişey panpalar
-
rahibe de değil lakin ortalık malı da olmamış
-
sozluge gelen yeni cocugun ppsine bakın
-
keşke tarkan kadar güzel bir sesim olsaydı
-
beyler zütümüzdeki kıllar nasıl oluyorda
-
bu ibrahim tatlıses neden asenayı
-
herkes bıçaklamak istediği kişiyi yazıyor
-
faşist devlet ve faşist vatandaşları
- / 1