/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 26.
    +3
    neyse abi yeni işime başladıktan sonra iş yerindeki nizamı ve düzeni kendi düzenime oturtmam gerekiyodu. zaten bunu önceden defalarca kez yaptığım için artık benim için rutin bi ritüel olmuştu. bu seferkini biraz daha farklı yaparak çalışanlarla fazla yüz göz olmayım dedim. önceki şirketteki gibi onu şurda zütürüyüm bunu burda bitiriyim tarzı şeyler olmasını istemiyodum burda. şirket sadece çalışma alanı olsun. oyun parkımı biraz daha dışarılara taşıyarak artık biraz daha global düşüneyim diyodum. bu yüzden çalışanlara kısa öz ve gayet ciddi bi konuşma yaparak kendimi tanıttım. benim pozisyonumu anlattım. şirkette kendilerinden tam olarak ne istediğimi ve onların benden ne isteyebileceklerini , hedeflerimizi , amaçlarımızı , vizyonu misyonu belirleyip çıktım salondan. tabii ki her şirket konuşması gibi buda pek fazla sallanmadı. ilk konuşmalar genelde çok fazla gibe takılmaz. çünkü prosedür gereği yapılan bir konuşma olduğu aşikardır. aslında ne ben onlarla tanışmak istiyorum. nede onlar beni tanımak istiyolar. ama adet yerini bulsun diye yapılmış bi konuşma olduğu için ben konuşuyorum onlarda dinliyolar işte. şirkette bu şekilde bi girizgah yaptıktan sonra yoğun tempoya ilk günden atıldım. öncelikle şirketin benimle birbirine bağlanması için gerekli evrakları imzalamam gerekiyodu. aşağı yukarı 100 tane kağıda ayrı imza attım. daha sonra noter evrakları hazırlandı. onlar bunlar şunlar derken yetkiydi imzaydı sirküydü ebeydi amdı falan. kağıt kürek işleriyle günü yarıladık. öğleden sonrası için şirketin benimle bi planı yoktu. yanıma bi asistan yetiştirmemi ve işlerimde bana yardımcı olmasını istediler. ayrıca ben yokken işleri takip edecek birilerinin olmasının şirket menfaatleri içinde iyi olacağını söylediler. iyi tamam dedim benim için hava hoş. ama bu nitelikteli bi asistanı nerden bulacaksınız dedim. biz değil sen bulacaksın dediler. amk aklıma ilk gelen katildi. ama katil böyle bi pozisyonda çalışmaz. mümkün değil. ne kendi kabul eder. nede bu işi becerebilir. şirket içinde birilerini seçsem desem onuda yapamam. kimseyi tanımıyorum. tamam deyip geçiştirdim. sonraki günler için ikili bi çalışma ortağı olacaktı. çok fazla sıcak bakmıyodum aslında bu fikre. sonuçta elinde not defteriyle sürekli zütünüzde dolaşan birisi olacak amk reyon elemanı gibi. nefret ederim.
    Tümünü Göster
    ···
  2. 27.
    +3
    o işimden ayrıldıktan sonra boşta kaldığım süre 2 en fazla 3 gündür. o 3 gün içerisinde klagib bekleme evresine geçtim. uzun süre bi işte çalışıp belli bi kariyer yaptıktan sonra isminiz biliniyosa ve belli bi kitleniz varsa herhangi bi işten ayrılmanız sizin için herşeyin bittiği anldıbına gelmez. yeni bişeyler başlayacağını tahmin edebilirsiniz. bende aynen o şekilde yeni bişeylerin geleceğini biliyodum. o yüzden ne olacak şimdi falan diye boşluğa düşmek falan şöyle dursun. yeni şirketlere yeni işlere yeni iş alanlarına bile bakmadım. iyi lan 2-3 gün boşum işte diye işteyken yapamadığım ne varsa onları yapmaya koyuldum. ki fazla sürmedi zaten. ben kafadan bi bi hafta falan takılırım diyodum. 2-3 gün içerisinde telefonlar gelmeye başladı. iş sahasından ayrı kalmak istemiyodum. çünkü aklımdaki planları hayata geçirebilmek için güçlü bi finansmana, ondan da önce iyi bir görüntüye sahip olmam gerekiyodu. görüntüden kastımda karttı tabikide. gelen iş tekliflerinden bir kaçını değerlendirdim. genelde çoğu tanıdığım bildiğim firmalardı. bunların içerisinde belki hiçbirinizin adını duymadığı ama hayvan gibi cirolarıyla hepinizin evlerinde ürünleri bulunan firmalarda vardı. onlardan birisinin iş görüşmesi için randevu ayarlandı. gittik görüştük adamlarla konuştuk. zaten cv yi ellerine aldıktan sonrası genelde hadi bizi biraz daha ikna et aşaması oluyo. bende aynen o şekilde onları daha da ikna ederek kendimi işe aldırdım. bu kısımlar biraz sıkıcı olduğu için üstü kapalı geçiyorum. yeni işime başladığımda yetkilerim ve konumumda pek fazla bi değişiklik olmadı. zaten önceki dönemlerden beni takip eden firmalar oldukları için az çok yakın sektörlerde faaliyet gösteriyoruz. o yüzden çalışanlar hep birbirlerini bilirler. eğer şirketlerde öne çıkan ve işleri yöneten bi konumunuz varsa siz farketmeseniz bile diğer şirketlerde sizi tanıyan ve iyiden iyiye takip eden insan çok olur. hatta okullarınızda bile. dikkat edin kendinize. iyi şirket sahipleri okullarda yetişmekte olan alan mensuplarını daha iş hayatına atılmadan alırlar yanlarına. ışık gördüğü gençleri hiç ummadıkları bi anda çağırırlar. ve derslerini bu şekilde sürdürmeleri için ne gerekiyosa verirler. buda bir öğrenci için rüya gibi bir öğrenci hayatı demektir. bunları şimdi anlatıyorum ki üniversiteye yeni başlayan panpalarımız ilk günlerden rehavete kapılıp salmasınlar derslerine asılsınlar diye. kimbilir belki bir gün yanınıza gelip bizim şirket için çalışmaya ne dersin delikanlı diyebilirim. belki bütün eğitim masraflarını şirket bünyesinde karşılarız. ve üstüne birde burs bağlayıp onu damızlık koyun gibi yetiştirerek sütünü alacağımız günü bekleriz. ciddiyim bak. zütü başı dağıtmayın amk. çok gördüm ben şu bahsettiğim olayı.
    Tümünü Göster
    ···
    1. 1.
      +1
      Anılarrr
      ···
      1. 1.
        0
        buralar hala okunuyor amk inci ölmemiş be
        ···
  3. 28.
    +3
    ama kadınında bu oyundan zevk aldığı aşikardı. ben bu işleri bayadır yapabiliyorum bi sıkıntı olmuyo dedi. öyleyse iyi ne güzel sorun yok dedim. kadın devam etti. o yüzden muhasebeciye pek ihtiyaç olmuyo. ama isterseniz reyon elemanı olarak alabiliriz sizi dedi. şahsen ben daha iyi bi vuruş beklerdim öyle bi kadından. demekki laflarım çok ağırına gitmiş olmalı ki öfkeyle çok fazla düşünme fırsatı bulamadan böyle malca bişey söyleyerek yetindi. bundan iyisini düşünemedi muhtemelen. şöyle bi baktım mağazaya. yok burda reyon elemanı olunmaz dedim. neden dedi. siz müdür yardımcısı olduğunuza göre burada bir de müdür var dedim. ve ben muhasebe gibi önemli bir departmanı müdür yardımcısına yaptırıp işleri savsaklayan bi müdürün altında reyon elemanlığı yapamam. bunları yapan bir müdür kimbilir sizin gibi nitelikli bir hanıma daha ne saçma sapan işler yıkıyodur. size o işleri yıkan müdür reyon elemanı olduktan sonra bana hangi işleri yıkar kimbilir. o yüzden dedim. cevabım kadının hoşuna gitti. ahaha diye kısa süreli bi kahkaha attı. iş yerindeki elemanlar kadının daha önce hiç güldüğünü görmemiş olmalılar ki hayretler içerisinde bize baktılar. kadın birazcık eğildi ve alçak sesle ne yalan söyleyim hak vermemek elde değil dedi. dikkatimden ve ayrıntılı cevabımdan oldukça hoşnut kalmıştı kadın. aldıklarımı kasadan geçirdim. ve çıkarken müdür lazım olursa eğer çağırın. sizinle beraber çalışmak zevkli olur benim için dedim. beraberi birazcık baskın söyledim ki o milf amı biraz gıcıklansın kahpenin. aynen öyle gıcıklandı. oda bana tabii ki sizinle birlikte çalışmak hoş olurdu dedi. gülümseyerek ayrıldım dükkandan. böyle bi iş atma beklemiyodum ama. kısa günün karıydı benim için.
    ···
  4. 29.
    +3
    bankanın uygulamasına girdim. hasanın şifreleriyle. ekranları teker teker buldum. vergi numarası kısmına şirketin aldığı o potansiyel numarayı yazdım. tescil olduktan sonra zaten aktif olacaktı. bunlar normalde vergi dairesi sisteminden bu numara ile ünvan ve benzeri bilgileri otomatik olarak çekiyolar. ama numara potansiyel olduğu için çektiklerinde hiç bi bilgi gelmiyo. bu mallarda lan gelmiyo nası yapacaz diye bekliyolar. dedim elle yazın amk. elle yazın lan ne var amk. oraya girdim elle doldurdum bütün bilgileri. ünvanını yazdım. ortakları tek tek kaydettim. sermaye paylarını birer birer doldurdum hesapladım. hatta kendime öncelikli numara bile atadım lan :D kaç tane adam bakıyo öyle mal gibi ben kendime numarayı atıyorum hasanın şifreyle. gişedeki memur basar basmaz benim numara yanıyo. suriyelilere ingilizce söyledim parayı şuraya yatırın diye. yatırdılar. blokeyi arzuya yaptırdım. daha sonra yapacakları işlemleri anlattım. bloke yazısını getirin diye. bu yaptığınız doğrumu ibo bey diye arzu tip tip bakıyodu. karışma bende der gibi ronaldo hareketimi yaptım. ve rahat ol dedim. binleri gönderdim tavuk kokularıyla ticaret odasına. ticaret odasının müdürüyle de görüşüp izah ettim durumu. normali bu zaten diyince rahatladım. çok geçmeden bloke yazını alıp geldiler. arzunun masasına bıraktım. Beyefedilerin işlemini halletikten sonra bi orta kahve söylersiniz benim odama. hakettiğimi düşünüyorum dedim. baktı kaldı böyle evrak elinde. geçtim içeriye. nihayet kendi bilgilerimi ve becerilerimi kullanabileceğim bişeyde gelmişti. ve aşağı yukarı 26 günlük banka müdürcülüğü oyunumda arzuya artisliğimle ezeceğim bi hareket yapabilmiştim. öyle taşaklıydım ki taşakların gölgesinde oturuyodum ofiste yani o derece.
    ···
  5. 30.
    +3
    telefonu açınca "kankaaa" dedi sevinçli bi sesle. moralinin düzgün olması iyidir. tripli bi kızla uğraşmak istemezsiniz. tamamen pür dikkat kızı izliyodum. böyle zamanlarda kızın konuşmasından karakterine yönelik tespitler yapabilirsiniz. bunu nasıl yapacağınızı zamanla öğrenirsiniz. bazı kızlar konuşurken kelimelerini seçer gibi konuşur. onların konuşmaları ve tonlamaları gayet düzgündür. kullandığı kelimeleri kitaplardan öğrendiğini çok düzgün konuşmasından anlarsınız. böyle çok okuyan kızlar genelde hızlı konuşan kızlardan değillerdir. gayet orta tonda orta hızda konuşurlar. genelde fazla beklemezler kelime düşünmek için. bu tür okuyan kızları tavlamak için gireceğiniz damar kültür damarıdır. yani yanına gidip konuşacağınız zaman bir kaç ortak noktada onunla buluşan kelimeler ve cümleler kurmuş olmanız gerekir ki kız sizde kendinden bişeyler bulabileceğini ve sizinle konuşurken sıkılmayıp bişeyler paylaşabileceğini düşünsün. temel motto bunun üzerine kurulu. o yüzden bunları aklınızdan çıkarmayın derim ben. kız bu bahsettiğimiz kategoriye girmiyodu tabikide. gayet sıradan halk ağzında konuşuyodu. bazen konuşmalarında ufak tefek şiveler farkediliyodu. anlaşılan o ki laz kökenli bi kız olmalıydı. bu tür kültürel lezzetleri her zaman tatmak isterim ve çok severim. bunların çok sağlam kırmızı çizgileri olur beyler. sadece laz kızları için demiyorum. herhangi bir şiveye sahipse bir kız aldığı şivenin kültürel yapısından da bir hayli etkilenmiş demektir. bunun için o kültürel yapıyı bilmeniz ve ona göre davranmanız gerekir. geriye kalan taşları kendiniz oturtmalısınız. bunu okuyan bazı arkadaşlar oha lan bu kadar zormu bu amk ne kastın sende diyebilir. eğer kendi denginizde okul önlerinde süt dişlerini bırakıp yeni yeni 20 lik dişlere sahip memeleri bile olgunlaşmamış taze gençleri zütürmekten bıkmadıysanız henüz bunlara devam edersiniz. ama bu dediklerimi yapabilecek kapasiteye sahip olmadan asla playboy olup kızları tavlayacak niteliklere erişemezsiniz. fotoğraflarının altına girip fake lan bu amk yazdığınız kızlardan bahsediyorum tabi. evet o manken gibi olanlardan. kim gibiyo lan bunları dediklerinizden. neyse abi. gerekli tahlilleri yaptıktan sonra kıza biraz otoriter bir giriş yapmak istedim. salatasını bitirdikten sonra masasınagittim. sandalyeyi çektim. oturdum. çatalı salatanın içinde dururken gözlerini kaldırıp bana doğru bi baktı şöyle. şaşırmış bi ifadeyle. napıyo bu amkodumun der gibi. sigaramı burada içebilir miyim dedim. gayet olgun ve ciddi bir ifadeyle. böyle söyledim ki kız taşak geçiyorum sanıp hayır tabikidee modlarında beni yollamasın. böyle bi öksürür gibi oldu kız. şaşırdı baya. nasıl anlamadım dedi. tek başıma sigara içmeyi sevmiyorum. eğer sizin içinde büyük bir mahsuru yoksa sigarayı burada sizinle içmek istiyorum. dedim. kız başta bi telefonunu falan toparladı. adisyonunu aldı. ayaklanıyodu. bu kadar sığ fikirliyken nasıl yaşıyosunuz gerçekten hayret ediyorum dedim. öyle diyince oturdu tekrar. beyefendi siz iyimisiniz dedi. evet. siz iyimisiniz dedim. neden masama gelip böyle bişey yapma gereği duydunuz anlamıyorum. nerden alıyosunuz bu cesareti. kendinizi ne sanıyosunuz anlamadım ki dedi. öyle diyince bende bi sinirlendim haliyle ama. tam istediğim kıvama geldiği için. oyuna başlama vakti gelmişti. ses etmedim.
    Tümünü Göster
    ···
    1. 1.
      0
      Cıkarıp vursaydın masaya bunu görüyon mu bunu diye daha çok ile yarardı
      ···
  6. 31.
    +3
    Beyler üniversiteden tanıştığım çok yakın bi arkadaşım vardı. Bu gece onun anısına yazacağım. Hikayesini anlatıcam sizlere. Güzel onurlu bi hikayesi var arkadaşımın. Aliyle biz üniversitede tanıştık. Evimize gelip gitmişliği vardır. Kendisini sonraki zamanlarda yakinen tanıma fırsatı buldum. Katille falan takıldığımızda ben ortamdaki kızlarla ilgili çocuk , katil uçarı kaçarı aklı fikri binliğe çalışan çocuk , Alide genellikle akılcı ve duygu dolu çocuk olurdu. Duygusal bi yapısı vardı alinin. Severdik candan bi bebeydi. Tam bir dert adamıydı. Sevda adamıydı. Beni de fazlasıyla severdi. Aramızda değişik bi arkadaşlık vardı aliyle bizim. Beraber dertleştiğimiz nadir zamanlar vardı ama en babacan dertleşmelerimde aliyle olmuştur her zaman. Bir kaç kere oturup kafaları çekip dertleştik onla. O zamanların birisinde anlattı bana onu. Bi sevdiği vardı alinin. Ali yeni nesil mecnunlardandı. Yani öyle çöllere düşmedi belki ama büyüdüğünde çocuklarına anlatacağı bir aşk hikayesi olsun isterdi her zaman. Yiğit mert dosdoğru adamlardan vardır öyle tanıdığınız. Olduğu gibidir. Dimdikdir. Ilkokulda bir kız sevmiş ali. Orta okulda onla baya bişeyler yaşamışlar. Yakınlaşmışlar. Sevgili olmuşlar. Tıpkı benim wie gibi onda da böylece bi aşk başlamış. Lisede kendi kendine bir ant içmiş. Demiş ki biz o ilkokulda başlayıpta liseden sonra yitip giden sevdalardan olmayacağız. Ben çocuklarıma ilk ve tek aşkım oydu diye anlatacağım. Kızada bunu anlatmış. Ve olmayalım demiş. Biz yitip gitmeyelim. Biz çocuklarımıza kendi destansı aşk hikayemizi anlatalım. Ne olursa olsun bırakmayalım. Kaybetmeyelim şu ilkokulda bizi birbirimize bağlayan şey her ne ise. Kaç yaşına gelirsek gelelim bunu kaybetmeyelim demiş. Birbirlerine söz vermişler. O gün bu gündür yıllarca beraber olmuşlar. Liseleri ayrı yerlere düşsede uzaktan uzaktan sürdürmüşler ilişkilerini her türlü zorluğa rağmen. Alinin babası küçük yaşta ölmüş. Annesiyle beraber yaşıyomuş zaten. Üniversiteyi şehir dışında okumak zorunda olduğu için annesinden ayrılmış uzun zaman önce. Dersleri iyiydi zaten çabucak bitirirdi. Kendiside öyle dediğinden hiç sorun olacağını düşünmemiş. Üniversite zamanlarında da sevgilisiyle sık sık görüşmüş. Ama zaten anneside çok fazla duramamış tek başına. Bunların köylerinde ufak çaplı bi evleri vardı. Bahçesinde yonca biçerler , önündeki ahırda 3-5 inek tutar onların sütlerini falan satarlar. Bi tanede tarlaları var orta hallice. Köyden birileriyle ortak eker biçer hasattan kalan parayı bölüşüp annesinin geçimini temin ederlerdi. Annesi köyde yonca biçerken artık ne yapmış bilmiyorum ama kendisini yaralamış. Zaten yaşlı kadın. Yataklara düşmüş. Alide okuldayken bi dönem gitmişti yanına. Kız o sıra alinin devamlı yanındaydı. Zaten kız olmasaydı ali delirirdi muhtemelen. Kafayı beyni yerdi. Kız bazen alilerin oraya gelir gizli gizli görüşürlerdi. Ali çok anlatırdı ona sarılıp sarılıp ağladığını. Zaten çok sürmedi hastalandıktan sonra kadın. Bir ay içinde parça parça eridi. Sonrada hakkın rahmetine kavuştu. Annesi öldükten sonra ali resmen bunalıma girdi. Zaten duygusal bi çocuktu. Kendini annesinin evine kapatıp sabahtan akşama kadar orda onun yatağında falan yatıyodu. Masaya iki kişilik tabaklar koymalar , kendi kendine konuşmalar , annesinin kıyafetleriyle falan konuşmalar koklamalar , annesinin mezarının başında saatlerce durmalar falan. Bi keresinde hatta kız gitmiş alinin evine. Çalmış kapıyı açan yok. Arıyo zaten telefonlara falanda bakmıyo. Endişelenmiş. Gecenin bi yarısı ha. Ali yok ortalıkta. Kendine bişey yapmasından falan korkmuş. Aramış taramış kız kafayı yemiş. En son demişki mezarlığa bakıyım. Gitmiş. Mezardan içeri girdim ibo diyo. Bi yandan korkuyorum bi yandan ali için endişeleniyorum ama. Hiç aklıma gelmemişti böyle bişey olacağı diyo. Ali yavrum geceleyin gitmiş. Bi tane battaniye almış yanına. Annesinin mezarının üstüne örtmüş. Kendiside mezara başını koymuş. Annesiyle beraber sarılmış sanki uyuyodu ibo. Yemin ederim kaldırıp zütürmeye kıyamadım. Oturdum hüngür hüngür ağladım. Öyle huzurlu görünüyodu ki yüzü diyo. Ulan öyle duygulandım ki kız onları anlattığında bana. Yani yok böyle bi adam beyler. Gerçekten çok enteresan bi çocuktu ya.
    Tümünü Göster
    ···
  7. 32.
    +3
    beyler şirketlerde en sıklıkla duyacağınız sözlerden birisi " çayda dem , iş yerinde kıdem" dir. bunu çok çok fazla duyarsınız ve çok fazla hissedersiniz. iş hayatı aç kurtların olmayan eti paylaştıkları bi kan havuzu gibidir. herkes bi köşesinden bi parça koparmak ister pastanın. kıdemli abiler ablalar aslan payının peşine düşerler. iş hayatında dikkat etmeniz gereken en önemli hususlardan bi tanesi şudur. asla ama asla herşeyi biliyorum havasıyla gezmeyin. ve gene asla ama asla hiçbir meziyetinizi saklamayın. yani ne her işe "ben yaparım amk bu ne ki ben daha neler yapabiliyorum bu benim için devede kulak" diyip atlamayın. ve gene aynı şekilde hiç bi zaman "aman iş bana kalmasın az bi salağa yatıyım nasılsa birileri üstlenir bende kolayca yırtarım banane amk gibtir et " diyip çekingenlik yapıp varsa meziyetlerinizi de saklamayın. böyle şirketlerde o aralar benim çok fazla bi tecrübem yok. bilmiyorum yani nedir ne değildir tam olarak. az çok bikaç şirkette yöneticilk yapmışlığım var ama sonuçta kurtlar sofrasında bi aç kurtta ben değilim. ben sadece başarılı bi vezir gibiyim sadece. bütün gücümü şahtan alıyorum. normalde vezir şaha en yakın taştır. ve en güçlü taşlardan birisidir. ama iş hayatında bazen küçücük bi piyon bile vezirden kıymetli olabilir. mesela patronun kızı leyla.
    ···
  8. 33.
    +3
    neyse abiler ablalar. bunlar işin piyasa kısmı. neden anlattığımı bile bilmiyorum amk :D neyse ben geçtim bizim hasanın yerine. Başladım müdürcülük oynamaya. Zaten şirkette benim bağım yok. Şirketle aramdaki rahatlık sabancıda yoktur amk. Öyle bi güzellik yok. Günler çok güzel geçiyodu orda. Havamdan geçilmiyodu. Belli saatlerde bi çaycı ablamız vardı. Getirir bize çay kahve dağıtırdı. O saatlerin haricinde ya ben kalkar ondan alır , yada telefonu kaldırır abla bi çay yolla diye akşama kadar çay içerdim. Anladım ki müdürlerde bi gib yapmıyo amk. Benim yerime bütün küçük işleri arzu zaten hallediyodu. Arzuda öyle bi afeti devran ki anlatamam. Kızı lüpletmeyide aklımdan geçirmedim değil. Ama aşırı soğuk bi bankacı ve cidden çoooooook sıkıcı amk. Hiç tribini çekemezsiniz. Benim için bile çok sıkıcı uğraşması. Bankacı ayarlamak çok zordur beyler. Aşırı sıkıcı bi meslekleri olduğu için karşınıza beton gibi mermer gibi bi duvarı koyarlar. Bunu kır sevişelim derler. Onu kırana kadarda zütünüz gibilir zaten. Neyseki tarz sahibiydim ve kızında gözünde belli bi imajım vardı. Müdür koltuğunda idareten oturmuyo olsaydım daha da üstün bi imajım olacaktı ve kızı gibmek için yürüyebilecektim. Ama şuan sen gelene kadar idare et diyip çıkan galericinin koltuğunda oturan bacanaktım ben amk. o açıdan çokta bi forsum yoktu yani kıza karşı. karizma lazımdı bana. öldürücü bi karizma. o yüzden güzel bi iş gelmeliydi. ve bireysel beceri ile bu işi halletmeliydim.
    ···
  9. 34.
    +2
    ben böyle şaha kalkıp ağzının payını verince diliyle yanağını ittirdi. ehem dedi böyle pis pis gülerek. biraz gelirmisin benimle diyerek ayağa kalktı. nereye gidiyoruz dedim. gel dedi. kalktım yerimden. elinde kahvesiyle sakin sakin böyle kırıta kırıta gitti. bizim bölümün şefi var orda. şunu şuraya alın bunu buraya alın falan diye söylediğimiz. onun yanına gittik. merhaba şef kolay gelsin dedi. saolun leyla hanım buyrun hoş geldiniz diye golluma dönüştü dıbına koduğumun herifi. ibo beyi tanırsınız heralde dedi. evet dedi. yokluğumda odamı ve işlerimi ona emanet etmişsiniz anlaşılan. ndıbını ve haberlerini duydum. yerimi iyi idare etmiş diyemiyeceğim fakat yerimin ona kattığı şeyleri görebiliyorum dedi. amk ben şok oldum. ibo beye eşyalarını taşımasında yardımcı olunda yeni odasına hemen taşınıp alışsın. ve bundan sonra işleri ne şekilde yürüteceğimizden bahsedin kendisine. yada durun. ben babişkomla tek başına konuşur daha sonra ibo beyi çağırırım. bizatihi kendisi anlatır. değil mi ibo bey ? diyerek yüzüme baktı. amk tek kelime edemedim. dıbına koduğumun kızı babişkosunun taşaklarıyla yüzüme yüzüme vurdu resmen. tak gibi kaldım afedersiniz. dumanı üstünde tak gibi serildim oraya. zaten şu iş hayatında aile bağlarından çektiğimi kimseden çekmedim. amk kızları sürekli benimle uğraşmaktan zevk alıyolar. yada çok uğraşılası bi adam tipi var heralde. devamlı zütümde devamlı peşimde bi rahat huzur vermiyolar.
    ···
  10. 35.
    +2
    Değerli panpalarım. Canlarım. günlerden bir gün gene işten yorgun argın çıktığım bi gündü. Tam tarihi hatırlamıyorum ama. Çok fazla geçmiş tarih değil. Eve gidicem ama kafam nası bulanık anlatamam. iş çıkışı bi sigara yakmışım gene her zamanki gibi. Montu omzuma atmışım falan. Seyrek seyrek yürüyorum sokakta. Eve doğru yollanıyorum ufaktan. Yol üzerinde bi fırın gördüm. içerde de güzel bi hatun duruyo kasada. Dedim şurdan bi ekmek alıyım. Hatunla falan işim yoktu aslında. Hatun için girmedim. Evde kendime bi yumurta pişirecektim. Bide güzel film falan bişey açarım evde biraz keyif yaparım amk diyodum. Düşün ki keyif anlayışım tek başına film açıp yumurta yiyerek izlemek. hala fazlasına gidemedim amk bundan aşırıya kaçamadım. Bazen kendimi şımartayım diyip 3 tane yumurta kırıyorum. Hatta bazen para bende değil mi amk diyerek yanına peynir falan da doğradığım oluyo. Düşün. Hem yumurta hem peynir yiyorum. Gerçi yemek konusunda ben pek fazla arayan bi adam değilim. Kıyafet olsun iş olsun ortam olsun onları daha ön planda tutarım genelde. Yemek her gün yumurta yiyomuşum aman böyle de hayat olur muymuş falan pek bana göre değil onlar takılmam oralara. Neyse abi girdim içeri merhaba kolay gelsin dedim. Saolun buyrun dedi kız eline poşet eldiven geçirirken. Dedim bi tane ekmek alabilir miyim ben. tabi dedi geçti kasanın ordan dolanıp ekmeklerin yanına. Bi tane seçti. Poşetledi uzattı. Bende dalgınım ekmeklere bakıyorum bi yandan. Gayri ihtiyari bi şekilde ne kadar diye sordum. Oda durdu 1 lira dedi. Sonra da ekledi ayy ekmeğin fiyatını bilmiyomusunuuuuğğğz diyerek. amk gibermisin sabaha mı bırakırsın der gibi bi surat ifadesi aldı suratımı. Ulan sanane dıbına koyum nerden geliyo bu samimiyet bu lauballik bu ipnelik. Sanane. Kaç liraysa ver. Ben mecburmuyum senle muhabbet etmeye tırrek. Hadi onu boşver. Sana ben atom çekirdeğinde kaç tane nöron pötron tötron takron var diye sormadım ki amk. ne kadar diye fiyat sormuşum. Sanki böyle abartı çok abes bişey sormuşum gibi bi şaşırmalar bi şeyler. Farzet ki bilmiyorum sanane yani. sinir oldum orda bi. Hiçbişey yapmadım. Suratına bakıp tok bi ses tonuyla biliyorum dedim. 1 lira bıraktım kasaya çıktım direk. Eve gidene kadarda kendi kendime aynen burdaki gibi sanane diye diye söylenerek gittim.
    ···
  11. 36.
    +2
    çok geçmedi. bi takım suriyeli güruh geldiler. şirket kurmak istediklerini , bunun içinde şirkete bi hesap numarası verilmesi gerektiğini talep ettiler. şirketler kurulmadan önce bankaya zütürülüp sermayenin dörtte biri yatırılır beyler. bu para banka tarafından bloke edilir. şirket bağlı bulundukları ticaret odasına tescil edildikten sonra , ticaret odası başkanlığı bloke kaldırmak için bi yazı verir. bu yazıyla gelip blokeyi kaldırdıktan sonra parayı çekebilirler. ama bizim hesap açmamız için şirketin bi vergi numarası alması gerekiyo. bu vergi numarasıda vergi dairesinden olması lazım. o kolay iş ama adamlar suriyeli. oturma izinleri bile yok. sadece burda bi şirket kurup gidecekler. gitmelerine kalmış 4 gün falan. şimdi arzu diyo ki ibo bey bizim bu şekilde kayıt yapmamız mümkün değil. bu adamların ikametleri yok. bizim burda mutlaka bi adres yazmamız ve bunların şirketlerinin potansiyel değil aktif olarak bi vergi numarasına sahip olmaları gerekmekte. öbür türlü hesap açılmaz. potansiyel vergi numarası dediğimiz olayda vergi dairesinin bi formatı beyler. vergi dairesi yeni kurulacak her hangi bi şirket için 10 haneli bi vergi numarası belirler ve adına potansiyel vergi numarası der. Buuradaki potansiyel demek , yani olması muhtemel , müstakbel , henüz kurulmadı ama kurulacak anlamında. şimdi öyle sarmal bi durum varki anlatamam size. o numara olmadan hesap olmuyo. tescil olmadan vergi dairesi numarayı aktif edemiyo. para bloke olmadan da ticaret odası tescil edemiyo. yani adamlar "el haci el haci" diye diye ellerinde tomarla parayla yüzüme bakıyolar. kaldım amk ne yapsam ne yapsam diye.
    ···
  12. 37.
    +2
    biz konuşurken hatunda uzaklardan çıktı geldi. tam ben ayrılırken o onun omzuna dayanıp gizli gizli bana iş atıyodu. amk kızın güzelliği falan efsane bişey. herifte tam bir hödük. yani parasını yiyo karı bunun. sırf parası için yaşlı adamla takılan genç çıtır hikayesi vardır ya. bildiğin canlı canlı yaşıyodum bunu. daha öncede örneklerini bizatihi gördüm şahit oldum. ama kız afeti devran yani hiç gördüğüm kızlar gibi değil. efsane bi güzelliği var. ulan tepsi falan bi anda hikaye oldu. kızı görünce nevrim döndü. kafayı kaldırıp kurt gibi ulumadığım kaldı. biraz aralandım şöyle yanlarından. açıyı bulup kızı kesmeye başladım. bi puntuna getirip konuşmak istiyodum. adam zaten çok meşguldü. onada demin bahsettiğim yavşak müdürler , bin işçiler falan dadanmış biri geliyo biri gidiyo. herkes yaltaklanıyo. herifte bi yandan avradı mıncıklıyo bi yandan da bunlarla ilgilenmeye çalışıyodu. karı sıkıldı herifin yanında. içeçeklerin olduğu bar tarafına yöneldi. bende baktım hareketlenme var. mevzu var ibo yürü dedim. koştum bara doğru. kız içeçeğini aldıktan sonra bende geldim. hemen yanında durup bişeyler söyledim. bi kafa hareketiyle selam verdim. ve içeceğin gelmesini bekledim. normalde bu kadar beklemem bi kız için. çoktan bi plan yapıp uygulamaya koşmuştum. ama ortam çok kalabalık. ve adamın nefesi buz gibi ensemde duruyo. resmen adamın kolundan sevgilisini çalma operasyonu. yani beyler tamam herif karıyla sırf güzelliği için , karıda adamla sırf parası için çıkıyo ama. kız bi anda bi patlak verip ay resmen yavşadı moduna girse , küçük bi tokatla yırtamam. normalde olsa ya içki serper suratına yada tokat patlatır. burda bunları yapmasını geç adam duyar. iş prestij meselesine girer. güç gösterisi yapması şart olur. ve orası devler ligi amk. birisi bi güç gösterisi yapmaya kalkarsa sonuçları senin benim gibi adamlar için inanılmaz derecede ağır olur.
    ···
  13. 38.
    +2
    konuşmalar bitip artık kokteyl kısmına geçildi. burda millet genelde yiyip içip göbeklerini ovuştururken konuşmacılara göre değerlendirme yaparlar. eğer fırsatçı bi binseniz gidip birilerinin yanında arkadaşlık kurup abicilik yaparsınız. onlarda ilerde işiniz düştüğü zaman sizi tanıyıp en azından referans olurlar. eğer şirket yönetiminde bi binseniz gidip birilerine yaranır yalakalık yaparsınız. onlarda yapılacak bi işte ilk önce size gelir dıbınıza koyarlar. o kadar adamın içinden seni seçtim bak kıymetini bil diyerek araya sokarlar. güya bir lütufmuş gibi en olmayacak işleri bile yaptırmaya çalışırlar. ama kazanacağın paraları düşünüp yavşaklaşmayı düşünürsen buda bir fırsattır tabikide. bende ikisininde telaşı olmadığı için içeçekleri falan düşünüyorum. bi tane karı var. her seferinde tepsiyle geliyo. garsonlardan birisi. amk tepsinin içinde öyle güzel şeyler oluyo anlatamam. ömrümde görmediğim şeyler amk. kanepeler bilmem böyle pastalı mastalı tek atımlık şeyler. ben düğüne bile pasta yemeye giden adamım amk. bunları görünce dayanamam. kızı gözetliyorum sürekli. her seferinde salona girdiğini görüyorum. dur lan bu ipneler bitirir diye kıza doğru yönelirken bi bakıyorum tepsi boşalmış kız geri dönüyo. sonra başka yerden bi daha giriyo. oraya giderken gene boşaltıyo binler tepsiyi. amk tepsici kızın peşinde dolanıyorum falan. herkesin derdi farklı. göbekli bi patron orda omzumdan tuttu. vay delikanlı sende burdasın demek diye şöyle karşısına aldı. evet buyrun dedim gülerek. konuşmamda bahsettiğim bi kaç espriden bahsetti. evet dedim gülerek bende katıldım muhabbete. az biraz sohbet ettikten sonra şirketteki mevkiimi sordu. şirketteki ekibin lideriyim ve araştırma geliştirme sorumlusu gibi düşünün. bir nevi ceo luk gibi dedim. fazlada açmadan devam ettim. çünkü benim görevimin resmi açıklamasıyla normalde yaptığım işimin arasında dağlar kadar fark var. şirket müdürü yada muhasebe müdürü dediğin zaman basit bişey. ama yaptığım işlere kimsenin aklı fikri ermez. o derece. neyse abi konuştuk biraz derken dedi istersen seni bizim şirkette değerlendirelim. nasıl şirketinden memnun musun bizim şirketteki yerin ve maaşın hakkında konuşabiliriz istersen dedi. saolun beyefendi ama şimdilik iyiyim böyle falan diyerek geçiştirdim. amk ben tepsici kız derdine düşmüşüm. pasta börek kovalıyorum. millet peşime takılmış gel seni şuraya alalım gel seni şuraya oturtalım derdinde. gibtir ettim gavatı kibarca. sonra farkettim ki toplantının başından beri kestiğim bi kız var. böyle aşırı derecede afet bişey. o kızın kocası mı sevgilisimi neymiş herif.
    Tümünü Göster
    ···
    1. 1.
      0
      burda kaldım sayfa 2
      ···
  14. 39.
    +2
    Allahtan tam zamanında farkettim de. asıl oyunun nasıl oynanacağını onlara gösterme fırsatını yakaladım. amk yılların kurdu lan bu. ibo amk bu ibo. yeni yetme karılara papuç mu bırakacaktık. gidip terasta hiçbişey olmamış gibi sigaramı ve kahvemi içtim. çok geçmeden şefte geldi yanıma .bozuntuyada vermiyo. havada çokgüzel falan diye yanaşıyo. biraz muhabbet ettik orda. güya ağzımı aradı. renk vermedim. takıldık öyle. dıbına koycam onun o görcek falan diye böyle kibar kibar takılmış gibi hırslı hırslı anlattım. sonra sen devam et hadi benim çalışmam lazım diye gittim. kapının oraya saklandım. hemen aradı efendisini. efendim diye diye konuşuyo ya bide amk kızına. ulan kaç aydır şurda takılıyorum gelip bi kere efendim dememiş ibo bey ibo bey diye kırıtmış dıbına koduğumun adamı. kız gelir gelmez nerdeyse topuklu ayakkabsının topuklarına deepthroat çekecek. bütün çalışmaları gönderdim size dedi. çok hırslı gece gündüz çalışıyo. hazırladıklarının bütünü burada falan diye rapor verdi. meğer içerden ayarlamış kız bunu. gizli gizli benden bilgi aktarıyomuş ona. güya bi adım ilerde olacak benden. onun yürüdüğü yolları ezberlediğimi bilmiyo tabi benim. odaya geldim. masaya bi on dakika falan baktım. günlerdir hazırladığım bütün çalışmalar birer çöp olmuştu artık. yepyeni bişey hazırlamam yepyeni bişey sunmam gerekiyodu artık onlara. ama yeniden başlayıp yeniden raporlar yapmaya ne zaman ne de takatim vardı. zaten mükemmel fikrimde çöpe gitmişti ki bitmiş gibiydim. bi kaç gün içerisinde sıfırdan başlamama imkan yoktu. oturup düşünmeye başladım. ne yapabilirim ne yapabilirim diye. düşündüm düşündüm. daha sonra farkettim ki o benim atacağım bütün hamleleri biliyodu. daha doğrusu o adımları atacağımı sanıyodu. ve dolayısıyla bende artık onun benim kağıtlarıma bakarak çalışmalarıma nasıl karşılık vereceğini biliyodum. yani orada sunacağı şeyleri beni çürütmek için kullanacaktı. ve az çok onun çalışmalarınıda teklifinide kestirebilirdim. en azından sunacağı şeyi artık biliyorum diyebilirdim. bu benim içinde büyük avantajdı. yerimden fırladım. masanın üstündeki kağıtların hepsini bi çırpıda yuvarladım attım oraya. beni ibo yapan şeyler vardı. bütün o ihaleleri almamı sağlayan şeyler. hatırlarsınız. batmakta olan şirketleri sermayeyi tabana yayarak bi anda ayağa kaldırmış ve piyasada yer tutmasını sağlamış bi adamdan bahsediyoruz biz. arkadaşlarımla koskoca standlar zinciri kurarak bir hafta içerisinde milyonlarca lira katlamış bir ticari zekadan bahsediyoruz. bankacılık sektörü de dahil olmak üzere bir çok mağazanın başında durup hepsini tek tek kontrol ederek , standdan mağazalar zincirine yükselişi kutlayan bi liderden söz ediyoruz. böyle böyle kendimi şişirdikçe şişirdim. ve artık sunacağım şeyleri kafamda tamamen oturtmuştum. o kız bunların hiçbirisini bilmiyodu. ve elime kağıdı alıp iboyu ibo yapan şeyleri birer birer yazmaya başladım. ihale günü suratının alacağı şekli inanılmaz derecede merak ediyodum.
    Tümünü Göster
    ···
  15. 40.
    +2
    yani bizim paramızı bize işleterek aramızda komisyonculuk oynar banka. Ve faiz oranlarıda bizim paramıza kendi paramıza koyduğu faiz oranıda %2.50 lara varan fahiş oranlardır ki bu oranlara gelemez amk bu. Ama devlet sırf paranın değeri ve ekonomik dengelerin bozulmaması için özel piyasalara müdehale etmez. Eğer çok riskli bi döneme , enflasyona yada krize yol açacak bişey olursa piyasadaki parayı çeker ve bekler. Daha sonra tahviller çıkarır ve satar. Böylece parça parça bi dalga yaratır. Eğer devlet özel sektöre müdehale ederse tekelleşme diye bişey söz konusu olamaz. Ve büyük şirketler sizin bizim gibi vatandaşların zütünü gibemezler. Hal böyle olunca devlet tekel olur ve devlet sizin bizim gibi vatandaşların yanı sıra onlar gibi para babalarının da dıbına koyarlar. Bunuda hiçbirisi istemediği için devleti özel sektöre karıştırtmazlar. anlaşılıyo mu bunlar ? açın gözünüzü amk. açın.
    ···
    1. 1.
      0
      vay AMiNAKOYiM
      ···
  16. 41.
    +2
    Evet beyler. Hazırsanız Bankanın politikasını anlatıyorum. iyi dinleyin. Hiç bi işinize yaramasa bile en azından bilin. Hiç olmadı bi ortamda anlatır hava yaparsınız .Yoksa da bilin olum bilinçli olun. Normal bi piyasada mal veya hizmet karşılığı para verirsiniz. Yani ortada ya aldığınız bi mal vardır. Ekmek gibi su gibi , dildo gibi vibratör gibi falan. yada hizmet alırsınız. masaj , diş muayenesi, gibiş vebenzeri. Para piyasasında işler değişik işler. Ne mal alırsınız. Ne hizmet. Ama başkasının parasını alır kullanır bunun karşılığında hem aldığınız parayı hem aracı kurumlara kesilen prim ve komisyonları öder , eninde sonunda zararlı her zaman siz çıkarsınız. Şöyleki banka mantığında işleyiş basittir. Banka kasasını açar ve vatandaşların getirip para koymasını bekler. Ahmet getirir 100 lira koyar. Mahmut gider ve 300 lira koyar. Suriyeli kardeşimiz abdusselam bin hayret de gider 1000 dolar koyar. Banka bu paraları alır almaz faize yatırır. Gider ihalelere girer. Devletin tahvillerini alır. Şirketlere ortak olur. Yani sizin paranızla iş yapmaya başlar.3 gün sonra ahmet gidip hacı bizim 100 lirayı ver dediği zaman abdusselamdan aldığı 1000 doların içinden ahmete bi 100 lira para verirler. ahmetin parası devletin elinde faizde beklemektedir çünkü. yeni bir suriyeli kardeşimiz resul bin hattap bankaya gelip 300 lira kredi çekmek istediğinde mahmutun 300 lirasını resule verirler. Resul ihtiyacını görür ve aylık ödemeleri yapmaya başlar. bu paranın üzerinden aylık olarak faiz hesaplanır. taksitlere böler parayı kolay öde diye güya. ilk ödediğiniz taksidin %90 ı bankanın koyduğu faiz oranıdır. ikinci taksidir %80 i.
    Yani bankanın ödeme önceliğinde her zaman faiz vardır. Çünkü faiz kendi parası , ana para mahmutun. Anlaşıldı mı ? O yüzden kredi ödeme tablosuna baktığınız zaman önce faiz azalır. Daha sonra ana para biter.
    ···
  17. 42.
    +2
    Bizim hasan. Filanca bankanın müdürü. Bunun bankadan biz sayısız kredi aldık. Ki karşılığında bunlara devasa paralar ödedik. O yüzden bizim firmamız bunların baş tacıdır. Hiçbi işlemimiz yarıda kalmaz. Piyasada bunların bankadan yapılacak hiçbir çekimiz geri çevrilmez. Hiçbi kredi başvurumuz cevapsız kalmaz. Kesinlikle sıra beklemeyiz ve devamlı iletişim halindeyiz. Bizim bu hasanla takılıyoruz. Sayısız badireler atlattık bunla. Bu bize nakit akışında yardımcı olacaktı. Gireceğimiz önemli işlerde ben bunla oturur uzun uzun konuşurdum. Bankada herhangi bi şubede yüklü bi şekilde para çekimi yapılamaz beyler. Gişeye gelip kendi hesabınızdan 25.000 lira çekemezsiniz. Kendi paranızı alamazsınız yani. Müdürün onayı gerekir. yanılmıyosam 15.000 falan olması lazım belli bi sınırın üstü müdürün önüne gider. Ve müdür onay verirse siz o parayı çekebilirsiniz. Ki bizim çektiğimiz paralar kaç 15 bin. Bunla önemli işler öncesinde para için konuşurdum ben. Şirket için önemli oluşlarımın bi sebebide budur. Kime nasıl ve ne kadar iş yaptıracağımı çok çok iyi bilirim. Hasana dedim ki bi gün hacı bizim acayip bi iş var. Anlat bakalım gene kimin ocağını batıracaksınız dedi. Şakayla. dedim olum o sizin işiniz. dıbına koyum bi 3 lira kredi verip iliğine kadar soyuyonuz milleti. La bırak makarayı dedi anlat. Dedim böyle böyle. Yüklü bi iş var. Büyük bi ihaleye girecek şirket. Ülke bazında. Dış ticaret. ihracattan kalacak parayı geçtim sadece alacağımız vergi iadesi ile senden çektiğimiz kredinin faizini öderiz biz dedim. istediğim meblağ çoğunuzun hayatı boyunca göremeyeceği kadar çok para. ki ben bile böyle bi ihaleye girmemiş olsam göremezdim o parayı yani. Ama riskli iş beyler. Dış ticaret her zaman risklidir. Neden diye soracak olursanız , mallar kara yoluyla taşınırsa tırlarla , deniz yoluyla taşınırsa gemiyle gider. Uçakla mal göndereni hiç görmedim. Genellikle gemi tercih edilir. Limandan limana gidiştir olay. Satıcı malları limana kadar getirir. Ya limana , ya geminin yakınına , ya güverteye, yada varış noktasına kadar zütürür ve sorumlulukları orda biter. Gemiye mallar yüklenip ebesinin dıbına kadar gidecek. Denizde lodos çıkmayacak . Hava koşulları iyi olacak. Somalili korsanlar yağma yapmayacak. Mallar batmayacak ta sizde sağ salim paranızı alabileceksiniz. iş sanılandan daha fazla riskli. işin taşağı bi yana harbiden var o gibtiğimin korsanları. dıbına koduklarım zütlerinde don yok. Ellerine milattan kalmış palaları alıp beyaz dede donlarıyla mavi denizlerde terör estirmeye çalışıyolar. Hoş 1-2 ay sürüyo yada sürmüyo efsaneleri. Sonra noluyosa birleşik devletler bunları bulup gibiyo mu napıyo meçhul. Ama yok oluyo gavatlar. Sonra başkası çıkıyo. Suriyeli gibi gavatlar. Bitti diyemiyosun hemen bi tane daha çııkıyo amk.
    Tümünü Göster
    ···
  18. 43.
    +2
    Hasan ister istemez tırstı biraz. Hacı dedi bak. para meselesi sorun değil. Daha öncede yaptık gene yaparız. Yüklü miktarıda ayarlarız. Krediler genel merkezden onayla gelir beyler. Müdürde olsanız , genel müdürde olsanız ordinaryus müdürde olsanız genel müdürlük red onayı bastımı 1 lira bile alamazsınız. O nedenle hasanın bazı işleri hiçbir müdürün haberi olmadan yapması gerekiyo bu işlerde. Bazı yerleri fazla ayrıntıya girmeden anlatmaya çalışıyorum. Nolur nolmaz amk durduk yere züte gelmeyelim. Neyse abi. Hasan kem küm etti biraz ama abiniz ısrar etti ve ikna etti tabikide. Zamanında oluyo tabi bunlar baya önceki olaylar. Benim anlatacağım olayla alakasız. Hasanla biz planı kurduk. Ben bunlardan spot kredi olarak bi kaç gün üst üste kredi kullanacaktım. ve sonra ertesi gün tekrar ödeyecektim. Hareket bu şekilde gözüktükten sonra ben malları sevk aşamasına gelene kadar kendim yürütecektim. Bütün taşeronlarla anlaşıp peşin peşin çalışmam ve varış noktasına gelmeden önce karşı taraftan illaki bi para almam lazımdı. dediğim gibi bankada para olmadan olmaz. Hasanın elindeki bütün parayı alıp şubeyi bi kaç günlüğüne resmen boşaltacaktım. O bi kaç gün içerisinde hasana kasayı ben açmam gerekiyodu. Yani şöyle birisi para çekmeye bankaya gittiğinde hasanın bankadaki gişe memuru kasadan gelmiş parasını alır. Sayar ve verir. Atm lere de aynı şekilde sabah sayılır konur. Akşam sayılır alınır. Hasanın şubesinde ben parayı çektikten sonra kuruş para kalmayacağı için bi kaç gün burdaki şerefsiz gavatlar ne çekerse benim cebimden çekecekti.
    ···
  19. 44.
    +2
    ulan eve geldim. Kıytırık kız içime dert oldu. söyleniyorum söyleniyorum. Amaaan boşver falan diyorum beş dakka sonra gene fitil oluyorum. Orda çünkü bi laf sokmuş gibi triplere girdi daşşağını geçti kendi çapında. Ben yorgundum bişey diyemedim ya içimde kaldı amk. Dayanamadım. illa bişey yapmalıyım havalarına girdim. Dedim bunu benimde bi gıcık etmem lazım. illaki bişey bulmam lazım. Lanet olasına kıza haddini bildirmem lazım. Öyle aklınıza bişey gelmesin ha afeti derya bi kız falanda değil. Potansiyel bi kız işte. Hatta benim standartlarıma göre çirkin bile sayılabilir. Şöyle söyleyim derecesini , şu derece çirkin diyecek olsak , göz kapağı üstüne beyaz far, onunda üzerine fıstık yeşili sim atılmış çirkinliği diyebiliriz. Burunda yağlı tabi. ıyy. Harbi çirkinmiş lan karı. neyse. yani sadece ayarımızı verecektik biz. Başka bi niyetimiz yoktu bunun altını çizmek mahiyetinde söyledim. Ertesi gün işte bütün gün aklımdaydı bu. Ne yapmalıydım. Ne yapıpta bende onu züt etmeliydim. Ne yapıp o günü kurtarmalı o günün altında kalmamalıydım. Düşündüm düşündüm. Aklıma çok bi binlik gelmedi. En sonunda tam işten çıkarken dedim gene ordan ekmek alıyım falan derken. Planı kurdum. ordan geçerken her gün ordan bi tane ekmek alacaktım. Ve hergün ne kadar diye soracaktım. Ve 1 lira bırakıp çıkacaktım. On numara bi plandı bu benim için. Başlangıç için yeterliydi. Daha sonra ben olaylara göre şekillendirirdim nasıl olsa. neyse abi. girdim gene içeriye. Hoşgeldiniiiiiz dedi gene yayvan bi ağız ile. Hoşgördük dedim. 1 tane ekmek alabilir miyim diye ekledim. Tabi dedi gitti gene aynı şekilde aldı. Tezgaha koydu. Bi saniye es verip sordum. Ne kadar ? diye . önce söyleyecekti gayri ihtiyari bi şekilde. Sonra dünkü olayı hatırlayıp gülümsedi mh diyerek. sonra 1 lira dedi gülerken. verdim oraya büyük bi ciddiyetle 1 liramı. Kolay gelsin diyerek ayrıldım. Ama nası mutluyum. Bişey diyecekti ama sırf o çalışan ben müşteri olduğum için diyemedi. O tezgahın arkasında olduğunun ve benim ön tarafta olduğumun altını bir kez çizmiş oldum. Ve daha sonraki günlerde yerimizi bileceğimizi günden güne daha çok ona yerini hatırlatacağımı düşünerek eve öyle bi gittim ki anlatamam size.
    ···
  20. 45.
    +2
    Evet sevgili dostlarım. Yazmaya değer şeyler çıktıkça sizlerle paylaşıyorum. Merak etmeyin siz buralardayım ben devamlı. Sizleri takipteyim. Yorumlarınızı görmekteyim okumaktayım. Yorumları gönderin amk ben onları çok dikkate alıyorum. Sizlere bikaç adımda nasıl günlük hayatı renklendirebileceğinizi son zamanlarda yaşadığım bir olayla örnek olması da açısından anlatıcam. Umarım faydası da olur eğlenirsinizde hepsi birden işte. Hadi bakalım başlıyoruz.
    ···