1. 51.
    0
    @6 ve @8 i bir daha oku sonra yaz bin şimdi dağılın
    ···
  2. 52.
    0
    bu sayfayi ziyaret edermisiniz
    http://www.devrimturkuleri.co.tv/
    sayfanın dj i kendine admin derseniz ziyareti anlar
    ···
  3. 53.
    0
    @40 zamanda zıplatılmış beylerr
    ···
  4. 54.
    0
    bu sayfayi ziyaret edermisiniz
    http://www.devrimturkuleri.co.tv/
    sayfanın dj i kendine admin derseniz ziyareti anlar
    yalniz bu dj bu kez intahar edecek
    ···
  5. 55.
    0
    bu sayfayi ziyaret edermisiniz
    http://www.devrimturkuleri.co.tv/
    sayfanın dj i kendine admin derseniz ziyareti anlar
    yalniz bu dj bu kez intahar edecek
    1 de not olarak flatcast ta nicki olanlar girsin
    ···
  6. 56.
    0
    @41 güzel bi yere dikkatini toplamıssın onun acıklaması 30 da var
    ···
  7. 57.
    0
    yani biz doğduğumuzda zman başlıo öldüğümüzde bitiyomu bize göre
    ···
  8. 58.
    0
    @39 a cevap ?
    ···
  9. 59.
    0
    @47 dogum yok dogdugunu biliyomusun hep yasadın hep yasayacaksın nasıl dogmadıysan o sekilde de ölmeyeceksin bu dünyadaki herkes senin zamanınla kesisen zamanların sahipleri aslında
    ···
  10. 60.
    0
    Hanım, ben böyle bir şeye asla müsaade edemem. Allah'ın verdiği canı Allah'tan başka kimse alamaz. Hem dünyaya gelen rızkıyla ve sabrıyla gelir, bunu sakın unutma. Diğer iki evladımızı nasıl büyüttüysek, onu da büyütürüz. Allah Kerîm'dir."

    Nurten Hanım gözlerini araladı. Hiç de huzurlu geçmemişti gecesi. Bütün gece kabus doluydu. Dün aldığı kötü haberi bir türlü çıkaramıyordu aklından.

    "Belki de evet belki de rüyaydı bu haber!"

    Aceleyle kalktı yataktan. Masanın üzerinde duran kağıda bakana dek gülümseyen yüzü, asıldı aniden.

    "Doğruymuş. Evet, hamileyim. Kendimi kandırmaya çalışıyorum. Doğru işte üçüncüye hamileyim. Bir bebek daha! Aman Allah'ım! Düşünmek bile istemiyorum. iki çocuğu büyütene kadar neler çektim ben. Hayatım karardı. Tam rahata erdim, rahat bir nefes aldım derken, bir bebekle daha asla uğraşamam. Ne yapmalıyım, Allah'ım? Ne yapmalıyım?"

    Yatakta uyumakta olan kocasına baktı. Henüz ona bile söylememişti hamile olduğunu. "Ona söylesem de bir şey fark etmez ki, nasıl olsa "Dünyaya gelen büyür." diyerek tepkisiz kalır." diye geçirdi içinden.

    Dalgın bir şekilde kahvaltıyı hazırlamaya başladı. Mutfaktan eşine seslendi sonra. Adam yarı uykulu geldi, hazır sofraya oturup yemeye başladı. Zoraki yediği her hâlinden belliydi. Sonra karşısında oturan karısına baktı. Çok durgundu. Bir noktaya dalmış, hareketsiz oturuyordu.

    – Ne oldu hanım? Bu ne dalgınlık?

    – Yok bir şey. Haydi, sen acele et, işe geç kalacaksın.

    Yerinden kalktı. Çocukların yanına gidecekti ki, tekrar geri döndü, kısık bir ses tonuyla eşine seslendi:

    – Bey sana bir şey söyleyeceğim.

    – E... söyle bakalım.

    – Ben hamileyim, biliyor musun?

    – Doğrumu bu? Çok sevindim. Bebek sevmeyi de özlemiştik hani…

    – Sen sadece sevmeyi düşünüyorsun. Oysa ben nasıl bakacağımızı… Neden? Çünkü sen sadece seviyorsun. Ben ise sabahtan akşama kadar çocuklarla canım çıkıyor. Birde uykusuz geceler… Yok, bey, ben iki çocuğu büyütene kadar ne zorluklar yaşadım. Hastalıkları, üstleri, başları, mamaları, bezleri… Yeni yeni kendime geldim. insan içine çıktım. Bu yaştan sonra üçüncü bir bebekle asla uğraşamam. Ben bu bebeği aldırmaya karar verdim.

    Adamın neşesi kaçtı. Elinden çatalı hışımla bırakırken, bir taraftan da düşüncelerini açıklıyordu:

    – Hanım ben böyle bir şeye asla müsaade edemem. Allah'ın verdiği canı Allah'tan başka kimse alamaz. Hem dünyaya gelen rızkıyla ve sabrıyla gelir, bunu sakın unutma. Diğer iki evladımızı nasıl büyüttüysek, onu da büyütürüz. Allah Kerîm'dir.

    Nurten Hanım hıçkırıklarla ağlarken, bir taraftan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu:

    – Tabiî, sen ne gördün ki! Akşamdan akşama baba oldun sen. Bütün sıkıntıyı ben çektim. Gece sabahlara kadar ben salladım. Acıktıklarında ben doyurdum. Bezlerini ben yıkadım. Sen ne yaptın? Sadece sevdin.

    – Ama ben de rızklarını temin etmek için gece yarısına kadar çalıştım. Bir şey diyor muyum? Bunlar bizim görevimiz hanım. Sen ne dersen de, ben izin vermiyorum..

    Adam aceleyle hazırlandı. Kapıya gelince seslendi:

    – Hanım! Ben gidiyorum. Bir şey istiyor musun? Gelirken alayım.

    – Sadece bana kürtaj için para bırak.

    Adamın yüzü asıldı:–Sana anlattım ya! izin de vermiyorum para da. Akşam gelince konuşuruz.

    Kapıyı hışımla kapatarak çekip gitti. Nurten Hanım kendini çaresiz ve yalnız hissediyordu. Bir yandan ortalığı topluyor, bir yandan da eşinin ardından söyleniyordu:

    –Sen ne çektin de konuşuyorsun? izin yokmuş. Senden izin isteyen mi var?

    Sonra gözüne bilezikleri takıldı. Evet, bunları annesi takmıştı. Bilezikleri bozdurarak kürtaj olabilirim diye düşündü. "Buna da bir şey diyemez ya. Çünkü onun değil." diye düşünürken gülümsüyordu.

    – Bu işi bugün halletmeliyim. Akşam olmadan, o işten gelmeden hem de. Yine aynı konuşmaları çekemem vallahi.

    Uyuyan çocuklarına baktı. Daha uyanmayacaklarını biliyordu. Onlar uyanana kadar işini halledebilirdi. Uyandıklarında okumaları için bir not yazarak hazırlanıp hızla çıktı evden. ilk işi açık olan bir kuyumcu dükkânı bulup, annesinin taktığı bilezikleri bozdurdu ve en yakın hastaneye attı kendini. Nihayet doktorun karşısındaydı. Olan biteni anlattı bir çırpıda. Doktor daha ufak olduğu için bebeği alabileceğini söylediğinde biraz rahatladı. Hemşire yatacağı yeri gösterdi ona. Biraz korku biraz da tereddütle şaşkın bir şekilde yatarken kararsızlığı devam ediyordu.

    – Acaba vaz mı geçsem? diye geçirirken içinden, bebek bakımının zorluklarını geçirdi gözünün önünden.

    – Yok, yok, bu gün bu iş bitmeli. Kurtulmalıyım mutlaka, dedi. Hemşireyle konuşuyordu ki, verilen narkozun tesiriyle kendinden geçmişti.

    Minicik masum bebek parçalara ayrılarak kazınıyordu. Daha annesinin şefkatini hissedemeden, kokusuna doyamadan, koynunda güven duyacağı bir gece bile geçiremeden, bu dünyada en fazla güveneceği varlık tarafından yok edilmişti bile...

    Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu. Gözlerini araladığında. Her yer bulanıktı. Gözleri birşeyler sormak için birilerini aradı. Belli belirsiz seçebiliyordu hemşireyi.

    – Bitti mi? diyebildi sadece. Hemşire iş bitirici bir ifadeyle:

    – Evet, efendim. Geçmiş olsun. Kendinizi iyi hissettiğinizde evinize gidebilirsiniz.

    – Hemen gitmeliyim. Bana bir taksi çağırın lütfen. Evde çocuklarım var, çoktan uyanmışlardır.

    – Biraz daha dinlenirseniz daha iyi olur

    – Evde dinlenirim. Beni kapıya kadar bırakın. Taksiyle giderim ben.

    Hemşire telefonla konuşup taksinin kapıda olduğunu söylediğinde yavaşça doğruldu yerinden. Başı dönüyordu. Kendini hiç de iyi hissetmiyordu; ama gitmeliydi mutlaka. Akşam olmadan evde olmalıydı. Hem de çocukların uyanmış ve acıkmış olabileceklerini düşünerek, getirilen tekerlekli iskemleye oturdu. Başı hâlâ dönmekteydi. Şoföre adresi verdikten sonra derin bir oh çekti. Şoför:

    – Geçmiş olsun abla. Hasta mısınız?

    Hâlsiz ve yorgun bir şekilde karşılık verdi:

    – Yok, iyiyim şu an. Bir sorunu hallettim de.

    Derken hafifçe gülümsedi. Evlerine yaklaşmışlardı ki, bir kalabalık ilişti gözüne. itfaiye, ambulans ve meraklı bir sürü insan yığını uğultu hâlindeydi sanki. Şoför:

    – Abla, burası tıkalı… Evin de yakınsa, sen in istersen, arabayla daha ileri gidemeyiz.

    – Evet, ev az ileride. Tamam, ben burada ineyim.

    Parayı uzatırken bir taraftan da söyleniyordu:

    – Tam da zamanında sıkıştı trafik. Ne oldu acaba?

    Şoför paranın üzerini verirken bir yandan da:

    – Tekrar geçmiş olsun abla, diyerek geri döndü ve hızla uzaklaştı. Nurten Hanım bitkin ve hâlsiz bir hâlde yavaş yavaş ilerlerken, içine bir korku düştü. Hızlı adımlarla gitmek istese de vücudunu taşıyacak dermanı bulamıyordu kendinde. Ambulansa çarşafa sarılı bir ceset getirildiğini gördüğündeyse korkusu iyice arttı. Etraftakiler:

    – iki çocuk da zehirlenmiş. içeride başka kimse var mı acaba? diye bağrışmalar onu iyice korkutmuştu ki, kafasını kaldırdığında gördüğü manzara dehşetti. Evinden kara dumanlar gökyüzüne doğru çıkarken, etrafta keskin bir yanık kokusu hâkimdi. insanların uğultulu bağırışları içerisinde olan biteni anlamıştı. Zaten bitkin olan bedeni daha fazla dayanamadı; olduğu yere yığılıp kaldı. Ambulansın başındaki doktor görevlilere seslendi;

    – Kadın bayıldı! Arkadaşlar çocuk cesetlerinin yanına taşıyalım da ilk müdahalesini yapalım. Haydi, arkadaşlar acele edin...
    Tümünü Göster
    ···
  11. 61.
    0
    Hanım, ben böyle bir şeye asla müsaade edemem. Allah'ın verdiği canı Allah'tan başka kimse alamaz. Hem dünyaya gelen rızkıyla ve sabrıyla gelir, bunu sakın unutma. Diğer iki evladımızı nasıl büyüttüysek, onu da büyütürüz. Allah Kerîm'dir."

    Nurten Hanım gözlerini araladı. Hiç de huzurlu geçmemişti gecesi. Bütün gece kabus doluydu. Dün aldığı kötü haberi bir türlü çıkaramıyordu aklından.

    "Belki de evet belki de rüyaydı bu haber!"

    Aceleyle kalktı yataktan. Masanın üzerinde duran kağıda bakana dek gülümseyen yüzü, asıldı aniden.

    "Doğruymuş. Evet, hamileyim. Kendimi kandırmaya çalışıyorum. Doğru işte üçüncüye hamileyim. Bir bebek daha! Aman Allah'ım! Düşünmek bile istemiyorum. iki çocuğu büyütene kadar neler çektim ben. Hayatım karardı. Tam rahata erdim, rahat bir nefes aldım derken, bir bebekle daha asla uğraşamam. Ne yapmalıyım, Allah'ım? Ne yapmalıyım?"

    Yatakta uyumakta olan kocasına baktı. Henüz ona bile söylememişti hamile olduğunu. "Ona söylesem de bir şey fark etmez ki, nasıl olsa "Dünyaya gelen büyür." diyerek tepkisiz kalır." diye geçirdi içinden.

    Dalgın bir şekilde kahvaltıyı hazırlamaya başladı. Mutfaktan eşine seslendi sonra. Adam yarı uykulu geldi, hazır sofraya oturup yemeye başladı. Zoraki yediği her hâlinden belliydi. Sonra karşısında oturan karısına baktı. Çok durgundu. Bir noktaya dalmış, hareketsiz oturuyordu.

    – Ne oldu hanım? Bu ne dalgınlık?

    – Yok bir şey. Haydi, sen acele et, işe geç kalacaksın.

    Yerinden kalktı. Çocukların yanına gidecekti ki, tekrar geri döndü, kısık bir ses tonuyla eşine seslendi:

    – Bey sana bir şey söyleyeceğim.

    – E... söyle bakalım.

    – Ben hamileyim, biliyor musun?

    – Doğrumu bu? Çok sevindim. Bebek sevmeyi de özlemiştik hani…

    – Sen sadece sevmeyi düşünüyorsun. Oysa ben nasıl bakacağımızı… Neden? Çünkü sen sadece seviyorsun. Ben ise sabahtan akşama kadar çocuklarla canım çıkıyor. Birde uykusuz geceler… Yok, bey, ben iki çocuğu büyütene kadar ne zorluklar yaşadım. Hastalıkları, üstleri, başları, mamaları, bezleri… Yeni yeni kendime geldim. insan içine çıktım. Bu yaştan sonra üçüncü bir bebekle asla uğraşamam. Ben bu bebeği aldırmaya karar verdim.

    Adamın neşesi kaçtı. Elinden çatalı hışımla bırakırken, bir taraftan da düşüncelerini açıklıyordu:

    – Hanım ben böyle bir şeye asla müsaade edemem. Allah'ın verdiği canı Allah'tan başka kimse alamaz. Hem dünyaya gelen rızkıyla ve sabrıyla gelir, bunu sakın unutma. Diğer iki evladımızı nasıl büyüttüysek, onu da büyütürüz. Allah Kerîm'dir.

    Nurten Hanım hıçkırıklarla ağlarken, bir taraftan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu:

    – Tabiî, sen ne gördün ki! Akşamdan akşama baba oldun sen. Bütün sıkıntıyı ben çektim. Gece sabahlara kadar ben salladım. Acıktıklarında ben doyurdum. Bezlerini ben yıkadım. Sen ne yaptın? Sadece sevdin.

    – Ama ben de rızklarını temin etmek için gece yarısına kadar çalıştım. Bir şey diyor muyum? Bunlar bizim görevimiz hanım. Sen ne dersen de, ben izin vermiyorum..

    Adam aceleyle hazırlandı. Kapıya gelince seslendi:

    – Hanım! Ben gidiyorum. Bir şey istiyor musun? Gelirken alayım.

    – Sadece bana kürtaj için para bırak.

    Adamın yüzü asıldı:–Sana anlattım ya! izin de vermiyorum para da. Akşam gelince konuşuruz.

    Kapıyı hışımla kapatarak çekip gitti. Nurten Hanım kendini çaresiz ve yalnız hissediyordu. Bir yandan ortalığı topluyor, bir yandan da eşinin ardından söyleniyordu:

    –Sen ne çektin de konuşuyorsun? izin yokmuş. Senden izin isteyen mi var?

    Sonra gözüne bilezikleri takıldı. Evet, bunları annesi takmıştı. Bilezikleri bozdurarak kürtaj olabilirim diye düşündü. "Buna da bir şey diyemez ya. Çünkü onun değil." diye düşünürken gülümsüyordu.

    – Bu işi bugün halletmeliyim. Akşam olmadan, o işten gelmeden hem de. Yine aynı konuşmaları çekemem vallahi.

    Uyuyan çocuklarına baktı. Daha uyanmayacaklarını biliyordu. Onlar uyanana kadar işini halledebilirdi. Uyandıklarında okumaları için bir not yazarak hazırlanıp hızla çıktı evden. ilk işi açık olan bir kuyumcu dükkânı bulup, annesinin taktığı bilezikleri bozdurdu ve en yakın hastaneye attı kendini. Nihayet doktorun karşısındaydı. Olan biteni anlattı bir çırpıda. Doktor daha ufak olduğu için bebeği alabileceğini söylediğinde biraz rahatladı. Hemşire yatacağı yeri gösterdi ona. Biraz korku biraz da tereddütle şaşkın bir şekilde yatarken kararsızlığı devam ediyordu.

    – Acaba vaz mı geçsem? diye geçirirken içinden, bebek bakımının zorluklarını geçirdi gözünün önünden.

    – Yok, yok, bu gün bu iş bitmeli. Kurtulmalıyım mutlaka, dedi. Hemşireyle konuşuyordu ki, verilen narkozun tesiriyle kendinden geçmişti.

    Minicik masum bebek parçalara ayrılarak kazınıyordu. Daha annesinin şefkatini hissedemeden, kokusuna doyamadan, koynunda güven duyacağı bir gece bile geçiremeden, bu dünyada en fazla güveneceği varlık tarafından yok edilmişti bile...

    Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu. Gözlerini araladığında. Her yer bulanıktı. Gözleri birşeyler sormak için birilerini aradı. Belli belirsiz seçebiliyordu hemşireyi.

    – Bitti mi? diyebildi sadece. Hemşire iş bitirici bir ifadeyle:

    – Evet, efendim. Geçmiş olsun. Kendinizi iyi hissettiğinizde evinize gidebilirsiniz.

    – Hemen gitmeliyim. Bana bir taksi çağırın lütfen. Evde çocuklarım var, çoktan uyanmışlardır.

    – Biraz daha dinlenirseniz daha iyi olur

    – Evde dinlenirim. Beni kapıya kadar bırakın. Taksiyle giderim ben.

    Hemşire telefonla konuşup taksinin kapıda olduğunu söylediğinde yavaşça doğruldu yerinden. Başı dönüyordu. Kendini hiç de iyi hissetmiyordu; ama gitmeliydi mutlaka. Akşam olmadan evde olmalıydı. Hem de çocukların uyanmış ve acıkmış olabileceklerini düşünerek, getirilen tekerlekli iskemleye oturdu. Başı hâlâ dönmekteydi. Şoföre adresi verdikten sonra derin bir oh çekti. Şoför:

    – Geçmiş olsun abla. Hasta mısınız?

    Hâlsiz ve yorgun bir şekilde karşılık verdi:

    – Yok, iyiyim şu an. Bir sorunu hallettim de.

    Derken hafifçe gülümsedi. Evlerine yaklaşmışlardı ki, bir kalabalık ilişti gözüne. itfaiye, ambulans ve meraklı bir sürü insan yığını uğultu hâlindeydi sanki. Şoför:

    – Abla, burası tıkalı… Evin de yakınsa, sen in istersen, arabayla daha ileri gidemeyiz.

    – Evet, ev az ileride. Tamam, ben burada ineyim.

    Parayı uzatırken bir taraftan da söyleniyordu:

    – Tam da zamanında sıkıştı trafik. Ne oldu acaba?

    Şoför paranın üzerini verirken bir yandan da:

    – Tekrar geçmiş olsun abla, diyerek geri döndü ve hızla uzaklaştı. Nurten Hanım bitkin ve hâlsiz bir hâlde yavaş yavaş ilerlerken, içine bir korku düştü. Hızlı adımlarla gitmek istese de vücudunu taşıyacak dermanı bulamıyordu kendinde. Ambulansa çarşafa sarılı bir ceset getirildiğini gördüğündeyse korkusu iyice arttı. Etraftakiler:

    – iki çocuk da zehirlenmiş. içeride başka kimse var mı acaba? diye bağrışmalar onu iyice korkutmuştu ki, kafasını kaldırdığında gördüğü manzara dehşetti. Evinden kara dumanlar gökyüzüne doğru çıkarken, etrafta keskin bir yanık kokusu hâkimdi. insanların uğultulu bağırışları içerisinde olan biteni anlamıştı. Zaten bitkin olan bedeni daha fazla dayanamadı; olduğu yere yığılıp kaldı. Ambulansın başındaki doktor görevlilere seslendi;

    – Kadın bayıldı! Arkadaşlar çocuk cesetlerinin yanına taşıyalım da ilk müdahalesini yapalım. Haydi, arkadaşlar acele edin...
    Tümünü Göster
    ···
  12. 62.
    0
    adam yazmış beyler okuyorum
    ···
  13. 63.
    0
    @39 dinde felsefi bir düsüncedir tıpkı benim bu anlattıklarım gibi zaten din sana mantıklı geliyosa bunlar cok mantıksız gelecektir
    ···
  14. 64.
    0
    reserved
    ···
  15. 65.
    0
    1 dk çay suyunu koyup geliyorum ♥
    ···
  16. 66.
    0
    bi trafik kazası gecirdik diyelim arabada 5 kişiyiz arabanin içinde olmayan birisi için arabadaki 5 kişide ölebilir o kendi zaman cizgisinde yoluna devam edecektir arabada ölen 5 kişi için ise paralel evrenlerde teker teker zaman cizgileri olusacaktır onlar her biri ayrı ayrı veya 2 ser 3 er bölünen zaman cizgilerinde devam edeceklerdir yasamaya
    ···
  17. 67.
    0
    @1 adam aynştaynı sollamış beyler helal olsun kardeş verdim şukunu
    ···
  18. 68.
    0
    olm ne cahil binlersiniz lan gibtirin gidin ciddi bi yerden okuyun önemli keyifli konular bunlar beyninizi gibtirtmeyin buna
    ···
  19. 69.
    0
    lisede şimdide zamanda yolculukmu öğretiyolar. yaşlanmışız be
    ···
  20. 70.
    0
    ze gercekten yaşadıgım ve aşkın ne kadar caresiz oldugunu
    anlatmak istiyorum benim hikayem herkeze ibret olsun..
    aynı mahallede oturuyoruz üstelik anne tarafından akrabayız ve bunu bile bile
    onu seviyordum kuzen dioduk birbirimize düşünsenize kuzen
    ama farklı bişey seviyordum yapabilirmiyim onu görmeden ona dokunmadan
    bide onun beni sevdigini ögrenince onu sevdigi aylar sonra itiraf ettim oysa
    onu sevdi, gimi bildigim halde başkasıyla cıktım sözledim ama seviyorum naparsam yapıyım
    vazgecemedim bide onu beni sevdigini ögernince artık aileme arkadaşlarıma
    rahatca söledim sustum hep ama artık susmanın bi anlamı yoktuk herkesi silmeye hazırdım onun
    için onu istedim kuzen dedigim adamı istiyorum ve çıktık adı cıkmaksa
    balkondan birbirimze fak samimi öpückler gönderiyoduk msn face
    konuşuyoduk o kadar masumdu'ki konuşmalarımız birbirimize aşkım demekTe biLe zoRLandık...
    ama zaman gecti alıştık arasıra bozuştuk... ama sevgi denilen şey bunu yenmeyi
    başardı çook seviyodum ben onsuz olamazDım ailemi karşıma aldım oda aldı sözlendik çıkttıktan
    iki sonra ben onundum ondan başkası yalandı bunu aileme herkese sölemekten utanmadım
    seviyorum çünkü imakansız degil seviyoorum sevgi imkansız degil bunu biliyoRum..
    bahanelerin arkasında sıgına bi küçük kız olamak istemiyorum bu aşkı onu bi bedende
    yaşamak istedim ve o benim olcak dedim hep gözümün önünde bulunsun hiç biyere gttmsin
    hep benLe oLsun.. böle 5 ay gecti biribirimizi seve seve bu aşkı en güzelliyle yaşadım taaki
    dedmLer bu durumu ögrenmeye başladı ben ailemi sildim kaçalım dese kaçıçaktım
    herkez üstüme geldi ama ben yine vazgecmedim...
    bi sabah uyandım onunla her sabah onunla uyanıyorum yatarken ınu düşünüyorum
    ama bu farklıydı sanki felaketimi getircekti sanki hayatımı alıncaktı ölücektim öle hissetim
    ve dışarı cıktım onu görmek için ama o bana bakmadan ve buluşmadan
    ölece dükkanın önünde oturuyordu.ne oLduguna anlam veremeDen onu izledim ama
    ablamın arkadaşını onu arkaya çagırmasını istedim demişki ablamın arkadaşına benim için
    bitti artık herkez üstüme geliyoR.. dedesi anneme birsürü Laf saymış dedi
    başımdan kaynar suLar indi okadar üşüdüm yıprandım ki
    aglamaktan gözlerimde yaş kalmadı kendimi kaybettim yaşamam için bi yolda yoktu..
    artık ben öldüm onsuz oLamam onDan vazgecemem o benim hep bunu söledim
    her gün onu aradım onu buLmak için gece bi saati evden çıktım buldum hani beni bırakmıcaktın
    diyip agLadım ama bu onu aLdıRış etmeDen arKasına bakmaDan gitti...
    işte ben o an öLdüm initahar etmek için eLime bi kutun iLac aLdım agzıma attım..
    abLam geLdi kutu grdü agzımDan hapLarı aLadı öLüyoRum anne anLayın ne oLur
    bıRakın öLiyim çook acı cekiyoRum dedim ama izin veRmediLer kim veRirki
    ama ben yaşayamam size soruyoRum bi insan bu kadar baglanırsa nsL yaşar naSL vazgecer nsl
    evLencektik biz 2 sonRa nsL oLur ya nsL vazgecer yedim kenDimi bLe sabah akşam sıgara içtim
    yemek yemDim annm abLam teysem kaRdeşim benimLe agLadı .. ama hep gLdü
    gezdi gibinin keyfine baktı daha çok canım yanDı tam 2 ay gecti bi sabah gözümü actım.
    ve dışarı cıktım hawa aLdım onu gRdüm güLerek yoLunu ceviRdi bana bakmadan gitti içim
    öLe bi yanDıki çok kötü oLmuştum bira aLdım tineR içtim koLumDa facaDan gRnmedi
    çok bişey yapıyoRdum rahatlıyoRdum sonRa artık yeter dedim bu kadr büyük alck bi darbe
    attıki bana bunu haketmiyoRum dedim ve agLamıcam gLücem aiLemi üzmicem dedim ve
    kLadıgım yerDen devam etcm yemek yeDim içTim aRtık yaşıyoRdum o bana geRi
    gelicegi günü beklicem biLiyoRum gelcekti çünkü o benDen vazgcemez gecemez dimi aşkım
    dedim o benim sesimi duydu cünkü bagıRarak yüRekten söLedim ama 1 ay daha gecti tam
    3 ay geLmedi :( başkasıyLa çıkıyoRmuş başkasın eLlini tutuyormuş başKasına sarıLıp öpüyomş
    bana meLegim Derdi başKasınaDa diyoRmuDur acaba artık bunLarı düşünmicem DeymiyoR...
    ama yapamıyorum ki beceremiyoRum öLüyoRum diRi diRi mezara gömüLüyoRumm...
    hayatın acı gercegi her aşk başLadıgı gibi biTmiyoR ben haLa aynı insanım ben
    haLa onu SEVEN DÜYADA BENiM ONU SEVDiGiM KADAR KiMSE OLMICAK OLAN TEK
    GERCEĞiM AMA O BUNU ANLAYANA KADAR ...
    ben çoktan kara toprak olıcam :( :(
    siz siz oLun biRini bukDar sevmeyim siz siz oLun aiLanizi biR erKek için siLmeyin
    deymez ben sLdim ne oLdu ki bu deviRde seven deqL giben yaranıR unutmayın ...
    benim hikayemDe bu kadar okudugunz için çokkk teşekküR edRimmm ...
    boncukk :(
    Tümünü Göster
    ···