/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 101.
    +2
    dedemin tavırları, söylediği sözler babamın da ağırına gitmişti besbelliydi adamın halinden, o yaşına kadar saygısızlık yapmadığı babasına o an da ses etmedi, sadece, baba çocuk arkadaşıyla gelmiş biz eve gidelim sığmayız şimdi buraya yarın yine geliriz dedi, bunun bahane olduğu belliydi, yoksa koca eve 1 yatak fazla sersekte sığardık, annem, babam,ben ve atakan eve vardık, annem sağolsun ben atakanla üniversite okudugum şehirdeyken onla beraberken odamı temizlemiş, ancak yangının izleri yine belliydi boyanması lazımdı odanın, atakanla ben bizim odaya geçtik, annem yatmadan yanımıza geldi elinde o baş belası kitap vardı, kitabı verdi, oğlum odanda bulduk dışındaki sayfası kararmış ama kitap sağlam odanın köşesindeydi dedi, ama içi sağlam garip şekiller arapça yazılar var ne kitabı bu dedi, atakan da ben de şok olduk o yangından çıkması imkansızdı kitabın, hemen kitabı annemin elinden aldım, diyecek hiçbirşey bulamadım, kitap elimde anneme bakarken bir taraftan ne söylesem diye düsünüyordum, o sırada atakan imdadıma yetişti, benim büyük dedemden kalma bir günlük dedi, incelemesi için verdim dedi, ilk defa işe yaradı şerefsiz, nedense kitabı görünce atakan'ın gözleri iyice parlamıştı, zaten olmayan güvenim onun gözlerindeki kitaba karşı olan hayranlığı gördükçe daha da azaldı, yüzüğüne hayran gollumdan farkı yoktu adamın, belki kitap işimize yarardı, onları yok etmek, daha doğrusu öldürmek için daha kuvvetli şeyler olabilirdi içinde, annem iyi geceler diledikten sonra çıktı odadan, biz hemen kitabın içini açıp sayfalarını incelemeye başladık, gayet sağlamdı, bu da onların işimiydi hiçbir zaman öğrenemedim zaten bu kadar eski bir kitabın bu zamana kadar gelmesi de zor birşeydi demek ki birileri kitaba birşey olmasını istemiyordu, dikkatimi çeken şey atakan'ın direk bana bahsettiği sayfayı açmasıydı, kitaba elimi koydum, bilader dedim aklından ne geçiyorsa sonra yap, buraya beni bunlardan kurtarmaya geldik, benim işimi hallet sonra kitabını da al ne yapıcaksan yap, onlara mı katılırsın, namaza mı başlarsın bilmem, ama bu kez beni karıştırma dedim, direk bul şu sayfayı cagırıp öldürelim dedim, şu an korkunc geliyor, ancak zaten hergünü korkunc ve onlarla gecen biri onlardan kurtulmak için her türlü şeyi yapardı zaten, bir taraftan izliyordum atakan'ı kitabı incelerken, 28. sayfayı açtı, şekiller vardı yine büyük bir boy aynası, mumlar, fakat bu sefer hepsinden farklı olarak hepimizin günlük hayatta kullandıgı *** da vardı, atakan kagıtlara sayfadakileri yazmaya başlamıştı, artık onlardan kurtulmayı normal hayatıma, 3 ay önceki mutluluguma dönmeyi dört gözle bekliyorudum
    Tümünü Göster
    ···
  2. 102.
    +1
    salona gittim, annemle babamın odalarında uyuduğunu düşünerek, çekmeceden mumları aldım, mutfaktan *** ları aldım, annemin odamdan kaldırdığı boy aynasını tekrardan koliden çıkarıp odama zütürürken annem kalktı, artık en ufak şeyde iyimiyim diye beni kontrol ediyorlardı, napıyosun oğlum niye uyumadın dedi, artık iyiyim anne, aynamı falan geri koyacağım diyordum iyi olcağımı umarak, böyle bir bahane bulmuştum o anda, tamam da oğlum gece gece derdin neydi dedi, aynamı falan geri asınca daha iyi hissedecegimi söyledim, halbuki hiç alakası yoktu aynalardan korkuyordum halen de korkarım yaşadıklarımdan sonra, tamam oğlum nasıl iyi hissediyorsan öyle yap dedi, iyi geceler diyip yattı tekrardan, bütün malzemeler odamdaydı, yanımda ne kadar güvenmesem de atakan malzemeleri düzenliyordu, aynayı yüzü tavana bakacak şekilde koydu, üzerine mumlardan *** şekli yaptı, isimlerini ikimiz de biliyorduk zaten, kitaptakakileri yazdığı kağıdın yarısını bana verdi, aynı anda okumaya başlayalım dedi, diğer kağıda da yine o sayfadan yazdığı bazı şeyleri mumda yakıp, mutfaktan aldıgım *** larla karıstırıp aynanın üzerine serpecekti, ışık açık kalsın mı dedim, sadece mumun ışık verebileceğini başka türlü başarıya ulaşamayacağımızı söyledi tilki kılıklı, belki de yalan söylüyordu, kendini belki de karanlıkta iyi hissediyordu bilmiyorum, kapattım ışıgı oturdum, bir taraftan yangından kalma siyahlıklara bakıyordum, onları gördükce kendime verdigim cesaret azalıyodu, ama herşeye ragmen iyi şeyler düsünüyordum, onlardan kurtulacaktım, bu düsüncelerle otururken atakan hadi dedi artık başlıyoruz
    ···
  3. 103.
    +2 -1
    mutfaktan getirdiğim *** ları yaktı, kitaptan kopyaladıgı sözleri yaktı, ikisini de aynanın üzerine gelişigüzel serpiştirdi dikkatimi şu cekmisti birazını elinde tuttu yaktıgı seylerin, mumları yaktı, işi bilen oydu, adam odasında geçirdiği vakitlerde bildiğin büyücü gibi olmuş diye düsündüm kendi kendime, başlayalım dedi ikimiz de aynı anda okuyorduk, karşılıklı oturuyorduk, biz okudukca tekrardan evin icine giren rüzgar artıyordu, mumların üzeri titriyordu, bir müddet sonra ise yine duvarlarda gölgeler hareket etmeye basladı, rüzgar arttıkca, gölgeler çogaldıkça atakan aynaya dogru kafasını yakınlastırıyordu, bu bir refklesmiydi bilmiyorum diger adamda aynısı yapıyordu cünkü, aynaya yüzü değdi değecekti, kendi suretine bakıp okuyordu, ben ona eşlik ediyordum sadece, belki ben kendi suretine doğru okuyor zannediyordum, belki o aynada gördüğü kendisi değildi, cünkü aynadan korkarak okuyordu, sanki biri ona bakıyordu, hızlandı hızlandı, benden ayrıldı kendi kendine cok hızlı sekilde okuyordu, okumanın sonuna geldigimizi surdan anladım, isimleri söyledi diger adam da en son isimleri söylemis sonra susmustu, atakan sustu, o hızdan eser kalmadı, sadece yüzünü aşagıya eğdi aynaya bakıyordu, birden kafasını kaldırdı, konuştu, kendini tanıt dedi, ben hepsinde sadece sözleri söyleyendim onların bildiklerinin hicbirisini bilmiyordum, denileni yapıyordum, bunu da sadece kurtulmak icin yapıyordum, birden niye sessizleşiyorlardı nasıl hissediyorlardı asla bilmiyorum, kitabı veren adamın orda yaptıgmız gibi rüzgar yoktu ayna hala saglamdı, ses gelmedi, kendini tanıt dedi atakan, bu sefer uğultu geliyordu tıpkı kitabı veren adamın orda olduğu gibi, ama daha hafifti, *** oğlu *** yım dedi, bizden ne istiyorsun dedi tekil konusuluyor ama 5 taneydi, en güclüleri cevap veriyordu hepsinin adına o konuşurdu digerleri duvarda hareket ediyordu, yine aynı şeyi diyordu, katil dedi sadece, rahat bırak bizi *** oğlu *** dedi ceddin adına, kabilen adına emrediyorum dedi atakan, o anda hic beklemedigim bir refleksle yakıp aynaya serptigi seylerin sol elinde tuttugu kısmını, birden aynanın üzerine fırlattı, sonra tekrardan okumaya başladı tuzaga düsürmüstü onları sıkışmıştı bütün gücünü aldı atakan onların ya da biz öyle zannediyorduk, ayna çatladı bu sefer 4 yerden çatladı boydan boya catladı, diger adamla yaptıgımızdakinden daha derin catlaklardı cizik gibi degildi, mumların hepsi söndü, daha fazla duramadım hemen ışıgı actım, atakanın sol kolu ters dönmüş bagırıyordu, annemle babam koştular, manzarayı görünce telaşlandılar iyice, hemen ambulansı cagırdılar, atakanın cok acı duydugu belliydi, annemgile birsürü açıklama yaptım hastanenin orda, zaten endişleniyorlardı, artık kabuslardan, rüya ile gerçegi aynı anda yaşamaktan kurtulmusmuydum, hepsini öldürmüşmüydük, bunu sadece bir şekilde öğrenebilirdik
    Tümünü Göster
    ···
  4. 104.
    +2
    atakanın kolunu alçıya aldılar, adamın kol 2 yerinden kırılmış, bildiğin sırt tarafına doğru dönmüştü, o görüntü hala aklımda, hastanede biraz muhabbet etme fırsatımız oldu, sence kurtuldum mu dedim, içimdeki o karanlık gitmedi dedi, nasıl yani dedim, hani bundan sonra düzelecekti herşey, hani artık normal insanlar gibi sevgili yapacaktım, normal insanlar gibi uyuyacaktım, anam babam günler sonra rahat edecekti, kandırdın mı lan beni, hayır dedi yazanları yaptım, ancak bilmek için tekrar uygulayacağız gelen olmazsa bil ki başardık dedi, annemle babama ailesinin atakan'ı böyle görmemesini endişe edeceklerini söyledim yani onlara atakan'ın bir müddet bizde kalması gerektiğini söyledim, ben tepki verirler sanarken aksine sevindiler, yanımda bir arkadaşımın olması, normalleştiğimin göstergesiydi onlar için, lakin herşey bu şerefsiz yüzünden olmuştu benim de planlarım vardı, ilk defa burda itiraf edeyim kurtulduktan sonra öldürmeyi düsünüyordum ama buna gerek kalmadı sonrasında herneyse, bizim evdeydik bu olaydan tam 4 gün sonraydı, bu sürede tekrar çağırmayı denemedik, yine iyi birşey olarak bu günlerde hiç rüya da görmedim, o gece artık tekrar çağıracaktık, ancak bu sefer ben yönetecektim, kolu kırıktı adamın, gece herşeyi hazırladık, aynı şeyleri yapacaktık, atakan'ın yerine ben geçtim, bana birşey ezberletti, ilk başlarda kagıttan oku ancak bir müddet sonra hızlanman gerekecek, işte o zaman kagıda bakamayacaksın ve ezberinden okuman gerekecek dedi, okulda 2 şiir ezberlememiş, andımızı dahi bilmeyen ben, köpek gibi ezberledim 1 sayfa yazıyı kelimesi kelimesine
    ···
  5. 105.
    +2
    yine aynı şeyleri yaptık, okumaya tırsıyordum gördüklerimden sonra, ama içimi rahatlatmaya calısıyordum nasılsa 4 gündür rahattım demek ki artık gittiler, sadece bunun garantisi için yapmalıydık diye düsünüyordum, özellikle 4 gün bekledik, kendimi iyi gösterdim anne babama ki birazcık beni yalnız bıraksınlar da atakanla yalnız kalıp rahat rahat yapalım ayini diye o gece komşuya gezmeye gittiler biz de akşam ezanı okununduktan yarım saat sonra başladık cünkü hiç güneş ışığı kalmamalıydı, aynayı hazırladık, mumları yaktık, ışıgı kapattık, yine sadece mum ışığıyla başladık okumaya bir müddet kagıttan okudum, sol elimde tutuyordum yaktıgımız seyleri, aynı sekilde devam ettim, bir müddet sonra hafif rüzgar tekrardan cıktı, aynaya bakıyordum, aynaya baktıkca insanların neden hızlandıgını anladım onu burda söylemiyorum başınızı hiç derde sokmayın, bu sefer hiç gölge yoktu ama, onu görebiliyordum gelmişti bir tanesi kurtulmuştu ve nefretini yüzlerce kat cogaltarak geldi, kendini tanıt dedim, bu sefer ilk diyişimde cevabını verdi ben *** kabilesinden *** oğlu *** dedi, ne istiyorsun bizden dedim, yine cevabı aynıydı katil dedi
    ···
  6. 106.
    +2
    yakıp elimde tuttuklarımı aynanın üzerine fırlatmadım, daha doğrusu fırlatamadım, onu yok etmek bir insanı yok etmekle aynı seviyede idi gerçekten katil olacaktım bunu yapsam, atakan kolu kırık halde karsımda duruyor, sadece izliyor, katil değildim, en çok koyan haksız yere bunları yaşamış olmamdı, tek suçlu olduğum nokta sahildeki kızla birkaç gece geçirmemdi, seni öldürmek istemiyorum dedim, rahat bırak bizi ey dumansız ateşin oğlu, fısıldadı, katil dedi yine, kolyenin sahibi, 7 ceddim, 7 ceddine dedi, anlamsızdı söylediklerim onun için o kadar zordu ki sadece kendi bildiğini söylüyordu, anlamıyordu, kabul etmiyordu, fiziksel hiçbirşey yoktu, o anı yaşıyordum, onlar hep ordaydı, mesele onları görmekti, *** kabilesinden *** oğlu ***, rahat bırak beni, sucsuz yere bu ademoğluna bulaşma, şerrini hak edene ver, sadece القاتل katil diyordu fısıldıyordu, artık ne sabrım ne vicdanım kalmadı, gerçekten katil olacaktım, eğer ben katil olmasam sonum tımarhaneydi, sol elimdeki yakılmışları aynaya fırlatmak üzere elimi havaya kaldırdım o anda onu öldürecek şeyi haykırdım, ***, sol kolum hareket etmiyordu buz kesmiş gibiydi, bir duvarda sıkışmıştı sanki, bağırarak tekrar ediyordum ***, bana atakan'da eşlik ediyordu, rüzgar kolumu tutuyordu sanki, fiziki birşey yok ama kolum hareket etmiyor, bu okumalar sayesinde kolumu çok çok az da olsa kımıldattım, yakılmışların çoğu aynanın dışına dökülmüşse de, bir kısmı aynanın üzerindeydi, mumlar söndü aynada uzun bir yarık daha oluştu, kolumdaki kramp benzeri şey çıkmıştı, inanılmaz bir acı hissediyordum yine de, karanlıkta oturuyorduk, gücüm tükenmiş gibiydi, hic konusmadık, o anda birden ateşle irkildik, kitap alev aldı, nasıl oldugunu anlamadan atakan ceketini atıp söndürdü, yanmadan kurtardı kitabı, nasıl oldu bu, 5 tanesinden kurtulduk, hangisi yaktı kitabı, mumlar da sönük halde, ateş yok, kendi kendine nasıl alev alabilir bir kitap, biz boşa savaş veriyorduk, insanların kabul etmediği, her şekle giren onlarla, sadece sözlerle savaşmak zordu
    ···
  7. 107.
    +1
    baş edemiyordum, denenleri yaptım, gezmediğim gitmediğim adam kalmadı, son çare katil olmayı bile göze aldım hatta olduğumu düşünüyordum cünkü yazanları uygulayıp aynaya fırlatabilmistim birazını yaktıklarımın, yaktım, yaptım, denedim, peki hepsi yok olduysa onlardan kurtuldum derken bu ... kitabı niye yandı, niye, kim yaktı, bunu yaşayan anlar, delirtmeden bırakmaları zordur, atakan'a sordum, niye yandı bu kitap, cevap verdi, onlar gider şerleri kalır dedi, ilelebet cedleri ve aileleri seni takip eder, senden hariç senin yedi ceddini de rahat bırakmazlar, bırakmayacaklar diyordu, asla normal biri olamayacakmıydım artık, bunu düsünmek çıldırmama, hatta bir insanın kafasına sıkmasına bile sebep olabilir o anda, bir rüya degildi, gercegin icindeydim ve beni asla bırakmayacaklardı, muskalar, okumalar işe yaramayacakmıydı, ben onları yok etmeye calıstıkca daha büyük nefretle onların ceddi beni takip mi edecekti, yaşamanın ne anlamı vardı peki, insan değil bir meczup oluyordum, belki artık gerçekle rüyayı ayırt edemeyecektim, cünkü bundan kurtulamayanın sonu elinde sonunda buydu, onları ailesi olarak görüp onlarla yaşamaya başlıyorlardı, yaşamadan bilemezdim, kitabı yakmayı teklif ettim atakan'a, kabul etmedi, işimize yarar dedi, hayır yakalım artık bitsin herşey dedim, kitabı yakınca herşeyin biteceğini mi düsünüyorsun dedi, bitmeyecek mi dedim, hayır dedi
    ···
  8. 108.
    +1
    ortalığı temizledik topladık, sonra odamda oturup muhabbete başladık, bilader senin bu konulardaki ilmi bilgin kısıtlı değil mi dedim, tabii ki benden çok daha iyi olarak bu işleri bilen insanlar var kardeşim dedi, peki dedim niye hep senin dediğin oluyor, kısıtlı bilginle onlardan ve ced lerinden nasıl kurtulacağız, bu işlerden kim çok iyi derecede anlıyorsa ona gidelim kitabı gösterelim, kitap bahsi geçince gözlerini kaçırıyordu, besbelli kitabı kendine saklayıp kimsenin bilmemesini ona ulaşamamasını istiyordu, ya işi daha da büyütmeyelim kardeşim kendimiz hallederiz herşey bu kitapta zaten onların da yapacağı bunları okunaklı şekilde çevirmek biz de çeviririz diyordu, cümlesini bitirince direk aldım elinden kitabı, eğer en ufak hareket yapsa diğer kolunu da ben kıracaktım orda, hiçbirşey diyemedi, yarın sabah ilk iş hocaya gideceğiz dedim, hoca lafını duyunca yüzü ekşidi, ne hocası dedi, bir köyde yalnız yaşayan çok bilgili bir adam var hem de ne zamandır ziyaretine gitmemiştim benim yüzümden yani senin yüzünden çok iş aldı başına görelim onu, hem de kitabı inceletelim belki dermanımız ondadır dedim, hiç seslenmedi, eşşek gibi gelecekti, sessizce oturuyorduk, kitabı kapalı şekilde kucağıma aldım, ben yatağın üzerinde oturuyordum o yerde oturmuş parkelere bakıyordu, bir müddet böyle oturduk lakin bir yorgunluk çökmüştü üzerime gözlerim ağır ağır kapanırken anahtar sesiyle uykum açıldı, annem ve babam gelmişti, onların birazcıkta olsa normalleştiğini görmek en büyük mutluluktu benim için, odanın kapısını çaldılar, derhal kitabı yorganın altına sakladım, şimdi bir sürü soruya uğraşmak istemedim, ne yapıyorsun gece gece o günlükle diyeceklerdi, sonra kalkıp kapıyı açtım, yüzüme sahte bir gülümseme taktım, onlarda da sahte bir gülümseme vardı ama benimki kadar sahte değildi belki de bunun sebebi iyiye gidiyor olduğumu, normalleştiğimi düşünmeleriydi, nasılsın oğlum dedi annem, iyiyim anne muhabbet ediyorduk atakanla dedim, babam atakana ters ters bakıyordu ama hiç ses etmedi, hadi oğlum siz muhabbet edin istediğiniz birşey varsa yapayım dedi annem, sağol anne yatarız birazdan zaten dedim, tamam oğlum iyi geceler size dedi çıktı, onlar çıktıktan sonra da hiç konuşmadık atakanla, gözlerim yine yavaş yavaş kapanıyordu ama kapanmamalıydı zira yanımdaki adama hiç güven olmazdı, bu düşüncelerle zihnimi açık tutmaya çalışıyordum uyumamalıydım
    Tümünü Göster
    ···
  9. 109.
    +2
    ancak geçirdiğim günlerin ağırlığı, uykuzluğu daha ağır bastı, bayağıdır rüya görmüyordum, uyandığımda çok güzel bir gündü, içerisi güneş ışığıyla doluydu, yalnız bir tuhaflık vardı, burası benim odam değildi, hoca'nın eviydi, kalktım yataktan, birden aklıma atakan'ın da benimle birlikte olduğu geldi, atakan'ı aradı gözlerim yoktu, dışarıya baktım, dağ manzarası vardı, hiç bir canlı görünmüyordu yakınlarda, yalnızca göğün açık mavisi ve ladin ağaçlarının koyu yeşilinin muhteşem ahengini görüyordum, arkamı döndüm kimse yoktu, odam ışıl ışıldı lakin odanın kapıdan çıkış yani antreye bakan kısmı zifiri karanlıktı, oraya baktım gözlerimi dikip, aralıksız bakıyordum, bakıyordum, arkamdaki pencereye vurdular hemen boynumu çevirdim, ancak kimse yoktu arkamda, kafamı tekrar antre kısmına çevirmemle, gelini gördüm yüzüyle yüzüm arasında 10 santim yoktu, nefesini hissediyordum, gözleri yere bakar vaziyetteydi, sonra kafasını kaldırıp gözlerime baktı, alev alevdi, ama kötülük gözükmüyordu, hissetmiyordum en azından, gözleriyle bana bakıyordu konuşmuyordu, insan suretinde sadece bakıyordu, birden hocanın sesini duydum, kurtar oğlum diyordu, senin uğruna gidenim için kurtar, ses hocanın odasından geliyordu, oraya gitmek için antreye çıkmalıydım, zifiri karanlığa ilerledim, hocayı bu sefer yalnız bırakmayacaktım, ilerledim o karanlığa
    ···
  10. 110.
    +3
    gelin önüme geçti, izin vermiyordu, gidecektim, engel olamazdı bana, hocam yardım istiyordu çünkü, gelini dinlemeyip girdim antreye, kapkaranlıktı, hiçbirşey göremiyordum, geline bakmak için arkamı döndüm odanın kapısı yoktu, zifiri ve bomboş bir karanlıktı, ayakta duruyordum, gülüşmeler vardı sadece, arapça fısıldaşıp gülüyorlardı, etrafıma bakıyordum sadece, birden sol tarafıma dönmemle hocamı görmem bir oldu, karanlıkta bana bakıyordu, gözlerinden kanlar akıyordu ama gülüyordu nefret uyandıran bir sırıtıştı bu, arapça konuşuyordu, sesi çok çok zor çıkıyordu, kurtulacağını mı sandın dedi, kocaman gözlerle ona bakıyordum konuşamıyordum, arkamdan biri dokundu hemen döndüm, hocamdı yine, kurtulacağını mı sandın diyordu, boğuk boğuk ve arapçaydı yine, o anda aklıma ritüeller sırasında ezberlediğim şey geldi gözlerimi kapattım, bağıra bağıra okuyordum, birden boğazımdan çamurlar akmaya başladı, küllerle karışık bir çamurdu bu, gülüyordu, sadece o değil hepsi fısıldaşıp gülüyorlardı, boğuluyordum onlar için zevkliydi bu, tüm gücümü toplayıp hayatımda yapmadığım kadar yüksek sesle bağırdım, terler içinde uyandım, saat 2:30 du atakan oturmuş bana bakıyordu, kitap yanımdaydı kucagımdan düsmüs ama hala yanımdaydı, sadece bakıyordu, biraz kendime geldikten sonra, niye uyandırmadın lan beni dedim, bende şimdi senin bagırmanla uyandım dedi, yalan söylüyordu gözlerinden belliydi ben uyudugumdan beri beni izliyor olmalıydı, o gece sabaha kadar hiç uyumadım, sabah babamdan arabayı alıp hocanın köyüne doğru atakan'la beraber yola çıktık
    ···
  11. 111.
    +5
    Okuyan var dimi butun entryler 0 suku surekli ayni seyi yaziyorum biliyorum ama bosuna paylasiyorum gibi geliyor hikayeyi
    ···
  12. 112.
    +4
    Devam ediyorum daha baya var 30 kusur part vardir heralde
    ···
  13. 113.
    +2
    bindik arabaya gidiyoruz atakan'la, babamın aklı bende bunu biliyorum ama bunu kendim yapmalıydım, kitabı arka koltuğa attık, ben sürüyorum bu yanımda oturuyor, yaklaşık yarım saat hiç konuşmadık, yarım saat sonra atakan ötmeye başladı, emin misin kitabı hocaya gösterme kararında dedi, bi taraftan yola bakıyorum bi taraftan boynumu sağa çevirdim buna cevap veriyorum, bilader dedim, bu sefer benim dediğim olacak, eğer sen gelmek istemiyorsan durayım burda gibtirol git, otostop ceke ceke gidersin, hiç birşey demedi önüne baktı, bende yola baktım, tek muhabbetimiz bu olmuştu yol boyunca, hocanın köyüne geldik, hava kapalıydı, dağlık olduğu için genelde yağmur falan çok yağardı, hocanın evinin önüne durdum, indi atakan isteksiz tavırlarla, ben de indim, kitabı aldım arka koltuktan, hocanın kapısını çaldık ses veren olmadı, tekrar çaldım yine ses veren olmadı, içeri girelim odundadır dedim, kapının kolunu indirdim ama kilitliydi, niye kilitliydi bu kapı, oturalım biraz şurda atakan dedim bahçe tarafında oturduk, benim elimde kitap hocayı bekliyoruz
    ···
  14. 114.
    +1
    oturduk bekliyoruz, yaklaşık 20 dakika kadar bekledik kimse gelmedi, içten içe akşam gördüğüm rüya geliyordu aklıma, ama hoca çok çok bilgili bir adamdı kendini korurdu, böyle rahatlatmaya çalışıyorum kendimi, atakan'la ise hiç konuşmuyoruz, kimbilir o neler düşünüyordu o an, birden küçük köy camii'nin olduğu taraftan hocayı gördüm içim o kadar ferahladı ki, bize doğru geldi beni görünce tebessüm etti, vardım elini öptüm, nasılsın oğlum dedi, çok şükür hocam daha iyiyim lakin size göstermek ve anlatmak istediğim şeyler var dedim, atakan benim arkamda duruyor, sen de hoşgeldin oğlum dedi hoca atakan'a ama ona bakarken o uzun kaşlarını çatmıştı, anladım ki hoca hoşlanmamıştı atakan'dan, sonra elime baktı ve kitabı gördü, bu nedir oğlum dedi, hocam bütün bunları başımıza musallat eden şey dedim, gelin oğlum içerde konuşalım dedi, hocam kapıyı kilitlemezdiniz niye böyle birşey yaptınız dedim, artık eskisi gibi güvenli değil oğlum evdeki halımı çaldılar dedi, kim hocam yapan dedim, bilmiyorum oğlum dedi, yani bir insanmı yoksa şerli bir yaratık mı dedim, kapıyı açtı içeri girerken anlatmaya devam ediyordu, oğlum dedi burası küçük bir köy, geceleri ışık olmaz ses olmaz, onların düğünü oluyor kafileleri köyün dağ yamaçlarından geçiyor, belki onlar çaldılar belki bir ademoğlu bilmiyorum günah almak istemiyorum dedi
    ···
  15. 115.
    +1
    içeri girdik, hoca köşesine oturdu, biz de yanyana minderlere oturduk, uzat oğlum kitabı dedi verdim, kitabın üzerine bakmasıyla şaşkınlığını bir hayli arttı, nereden buldun bunu dedi, bu arkadaşın bir tanıdığı vermiş hocam dedim, bu yazma ve mühür nabati mührü oğlum dedi, hiçbirşey anlamadığımı belirtircesine suratına baktım, bunlar ifritlerle düğün yapan, çöllerde yaşayan insanlar dedi, bu çok uzaklardan gelmiş buraya, çok şerli bir kitap dedi, atakan'a bakıp sana bunu veren kefere neden verdi senden ne istedi dedi, atakan sadece yüzüne bakıyordu hocanın cevap veremedi, hiç kullandınız mı bu kitabı dedi hoca, kullandık hocam dedim, yüzünü yere düşürdü hayalkırıklığına uğramıştı bu cevabım karşısında, dikkatimi çeken şey kitabın sadece dışına baktı ama içini açmıyordu, hocam incelemeyecek misiniz dedim, inceleyeceğim oğlum önce karnımızı doyuralım dedi, hoca'da bir gariplik vardı anlamamıştım ama vardı, yemek falan yiyelim derken akşam oldu, oturduk tekrardan, kitap hocanın yanında duruyordu, güneş tam olarak battıktan sonra sanki bu anı bekliyormuş gibi hoca gözlerini atakan'a dikti, arapça konuşuyordu kimin hizmetindesin dedi, atakan'ın gözleri faltaşı gibi açıldı hocaya bakıyordu, hoca ayağa kalktı atakan'ın üzerine yürüdü amacının bizi akşam olana kadar oyalamak olduğunu anladım o an, gözlerine baktı atakan'ın *** dedi , kim o ifrit diyordu, hocanın bu anlamsız hareketlerinden hiçbirşey anlamıyordum ayağa kalktım hocam ne oluyor dedim duymuyordu beni sadece *** dedi nerde o diyordu, atakan korkarak hocaya bakıyordu kapıda mı dedi dedi hoca
    ···
  16. 116.
    +1
    atakan'a iyice yaklaştı yüzüne karşı bağırdı birden, kapıda mı dedi, atakan eğdi boynunu ağlıyordu, sanki çok üzgündü, hoca bağırmaya devam etti, atakan hala ağlıyordu susmadan, sonra hoca atakan'ı omuzlarından tutup sarstı, bağırıyordu hoca, 'eyne' dedi, nerede o, atakan artık yere dizlerinin üzerine çömelmiş hıckıra hıckıra aglıyordu, hoca bıraktı onu kapıya yöneldi, atakan hocanın koluna yapıştı 'ene' yani ben dedi, hoca gözlerine baktı atakan'ın, 'eyne beytüke' dedi, nerden geldin diyordu, ağlayan üzülen atakan, birden sırıtmaya başladı, gülüyordu hocaya bakıp boynunu tuhaf tuhaf sallıyordu, hoca git buradan şerli dedi, sesli şekilde gülüyordu artık atakan gitmiyordu sadece gülüyordu zevk alıyordu sanki bu durumdan, hoca bana baktı, tut kollarını şunun dedi, hemen tuttum kollarını, hoca ağzını açtı bir eliyle çenesini aşağı doğru çekiyor, diğer elinin baş parmağını alnına bastırıyordu, birşeyler okumaya başladı, gülmesi durdu atakan'ın, hoca 'eyne beytüke' dedi tekrardan, atakan gözlerine nefretle baktı hocanın, sonra bağırdı yüzüne karşı 'nabat' dedi, o anki görüntüyü hiç unutamam, hoca alnına daha sıkı bastırıyor, konuşmasını engellemek için çenesini iyice sıkı tutuyordu artık, birden atakan'ın alnında siyah sanki kül gibi ke-fe-re yazısı çıktı, gözlerim faltaşı gibi açıldı sadece izliyordum, hoca git dedi tekrardan bana, kapıyı aç dedi, koşup açtım kapıyı, atakan kapıdan hışımla çıktı, kendisi çıkmıştı bu sefer gecenin karanlığında, hoca kan ter içinde kalmıştı, tuttum kolundan oturun hocam dedim, oturdu köşesine, betim benzim atmıştı benim zaten hiçbirşey anlamadım kitabı veren adamla aynı yazı çıkmıştı çünkü, hocaya bakıyordum ayakta dikilip, otur oğlum anlatacağım dedi
    ···
  17. 117.
    +1
    hocaya baktım kaşları çatık düşünceli düşünceli yere bakıyordu, oturdum mindere, kısa bir müddet yere bakarak sustu sonra anlatmaya başladı, başından beri tahmin ediyordum lakin olmamasını temenni ediyordum bunun oğlum dedi, hiçbirşey anlamadım aynı zamanda hiçbirşey de demedim sözünü tamamlamasını bekliyordum, anlaşma yapmış oğlum dedi, gözünü nasıl bir hırs, nasıl bir şer bürüdüyse, kendini onlara mühürlemiş dedi, sadece anlamsızca bakıyordum yüzüne, bu kitap dedi çok uzaklardan gelmiş, kitaba sahip olan kişi aynı zamanda onun verdiği bilgilerin yanında şerrine de ortak olur dedi, güce kavuştugunu zannedersin ama bu sahte bir güçtür bu kitabın yazarı da ademoğlu olarak doğan lakin onlara mühürlenmiş biridir dedi, kitap sana hayırlı birşey öğretmez oğlum dedi, eğer farkettiysen kitabı açmadım dedi bunu açmak dahi çok büyük belalara sürükleyebilir insanı dedi, bu çocuğa bu kitabı veren adam neden verdi bilmiyorum lakin arkadaşın mühürlemeyi bu kitaptan öğrenmiş olmalı dedi, bu kitaptan yaptığınız şey nasıl bir şeydi neler kullandınız oğlum dedi, kullandıklarımızı, kitaptan alıp söylediklerimizi tek tek aktardım, hocanın zaten düşünceli olan yüzü iyice karışık bir ifade aldı, sen hiç konuştun mu ateşten gelenle dedi, kısa bir müddet hocaya baktım sonra konuştum hocam dedim, gözlerini bana dikti baktı, hala bakıyordu
    ···
  18. 118.
    +2
    uzunca bir müddet sessizce gözlerini dikerek bana baktıktan sonra, oğlum dedi yumuşak bir ses tonuyla yaklaş, ağır ve korkak hareketler ile hocanın yanına vardım, oğlum biraz önceki mühürlenmişe yaptığımız şeyi sana da yapacağız zira senin şu anki hal-i vaziyetini anlamanın tek yolu bu dedi, sessizce yüzüne baktım, bunu onaylamış olduğumu kabul ederek elininin birini alt çeneme bastırdı diğeriyle alnıma bastırmaya başladı, arapça birşeyler okuyordu, hocanın gözlerine bakıyordum sadece, bir müddet böyle devam etti, sonra direk ve dik bir şekilde gözlerime bakıp çekti ellerini, yüzüme baktı ve çok mesut oldum oğlum seni mühürleyememişler dedi, yine sadece hocanın yüzüne bakıyordum anlamsızca, ancak içimde umutların filizlenmesine sebep olmuştu hocamın bu cümlesi, zira son zamanlarda yaşadıklarımdan sonra ilk defa ben galip gelmiştim, tohumlarını bana bulaştıramamışlardı, kısa bir müddet sessizce durduktan sonra, hocam atakan nereye gitti, durumu nedir, düzelecek mi dedim, bu meseleden bahsedeceğim zaten sana oğlum dedi ancak bu sorularımdan sadece birine yanıt verip hiçbir yere gidemez oğlum, bu kitaptan ayrılamaz dedi, daha sonra kapıya yöneldi, kapıyı açtı beni çağırdı, vardım yanına hocamın, atakan'ı işaret etti eliyle, karanlıkta zor seçilse de atakan dışarıda duvar dibinde boynunu eğmiş yere bakıp sallanır vaziyette duruyor, içler acısı bir hali vardı, yaptıklarını çekiyordu, bir yandan düşününce de acıyordum haline
    ···
  19. 119.
    0
    dışarı çıktık beraber, küçük bir köy olduğu için hiç ışık yok, olan lamba direklerinin lambaları da ya kırılmış ya elektrik gitmiyor, hoca tuttu daha sağlam olan kolundan atakan'ı, gel oğlum dedi, içeri getirdik, nasıl hissediyorsun dedi, bembeyaz bir yüzle sadece susuyordu, benim odama git oğlum dedi bana, halının en uç köşesinde alt kısımda bir muska olacaktı al gel dedi, alıp geldim, atakan'la çok yumuşak konuşuyordu, getirdim muskayı hocaya verdim, atakan'a döndü hoca, gel oğlum tak şunu dedi, kafasını sallıyor takmam diyordu, hoca sevecen bir sesle takmasını istedikçe takmam diyordu, hoca bana işaret etti gözüyle tut dercesine, hemen tuttum kollarını, hoca yaklaştıkça elinde muskayla bağırmaya başladı ama öyle bağırıyordu ki sanki vücuduna bıçaklar saplıyorduk, hoca muskayı takınca sesi kesildi, gücü tükenmiş gibiydi, tuttuk hocayla oturttuk mindere
    ···
  20. 120.
    +2
    hoca su getir oğlum dedi, gidip su getirdim içirdi atakan'a daha sonra başını okşayıp ah be oğlum bu kadar şerre bulaşmanın sebebi neydi be gencecik fidan gibi çocuksun diyor onu telkin ediyordu, atakan daha iyiydi şimdi en azından daha az korkuyordu gibiydi, hoca ona nasihat veriyordu bu sırada, eğer çıkarmanı isteyenler olursa çıkarma bu muskayı oğlum dedi, eğer ailen suretinde biri gelip çıkarmak isterse derhal sana öğreteceklerimi oku onların lafına uyma diyordu, atakan dikkat kesilmiş hocayı dinliyordu, hocam dedim bu kitabı şu anda derhal çıkıp şu gecenin karanlığında yaksak ne olur, arkadaşın da yanar oğlum dedi, maddi olarak değil ancak diğer türlü yanar dedi, ne yapacağız peki dedim, anlaşma yapacağız oğlum dedi, onlarla görüşüp ceddine gelmemeleri için anlaşma yapacağız, hocam dedim ne anlaşması nasıl oluyor bu, oğlum dedi, benim senden ırak olsun ama sen yaşlarda böyle bir derdi başına sarmış oğlum vardı yıllar evvel önce, diyip oğluyla gelinini anlatmaya başladı
    ···