-
1.
0Aslında daha önce hep bu konu üzerinde tartışmalar olmuş olsada, bu konu için şunu diyebilirz ki; insan varoluş içinde kaygalanmaktadır.
Yapılan tüm ositmatik arıştırmalar ise bize biolojik olarak bu evremin gerçekleşmesi zor gözükmektedir.
Keşke hep demek isterdim ama nerdE? ama yakın zamanda bu konuda çözümleme yapabilceğimizi sanıyorum -
2.
0@2 güzel kardeşim neden "Özet" geçtin ?
Şu konuyu uzun uzun, enine boyuna tartışmak, gündeme getirmek gerekirse huntler görecesinden bir ele almak isterdim.
Ama vaktimizin göreceli olarak kısa olduğunu düşünerek şunları iletebilme şansım var şahsen; 1. Anadolu kavim göçlerinin etkisinde kalan bozakların varoluş yaşamıdır aslında bu. -
3.
0işte benimde demek istediklerim aslında buydu aziz dostum, keşke dememek için keşkek demek !.
Aslında keşkek türk kültürene ait olmayan bir yemek türü olsada, anadoluda kabül görmüş ve evimizin bir parçasıda olmuştur.
Özellikle son günlerde pragmatik çözümler üreten sosyolog arkadaşlarımın sayesinde bu kültür dhada gelişmekte. -
4.
0@7 Sonsuz olan sadece iki şey var: Kâinat ve insanın aptallığı; birincisi konusunda o kadar emin değilim.
Şunuda bilmek gerekir ki "Kötümser, çok şey bilen iyimserlikdir".
Peki biz soyluluğun, yetenek noksanını telafi edebileceğine hiçbir zaman inanmadık mı?? -
5.
0@9 güzel bir konuya değinmişsin azizim ama şunu unutmamak lazım ki "Sarışın, bir saç rengi değildir. Bir varoluş biçimidir !!"
@10 Sana gelince güzel din kardeşim geri dönüşüm olanakları azalsada ülkemiazde her yıl yüzbinlerce atık toplanmakta.
Bu atıklar yeri geldiği zaman geri dönüşüm olanakları ile tekrar değerlendirilmekte ve biz buna medya baskası ile "insanın tembelliği sonsuzdur" kanısına ulaşabiliriz. -
6.
0@12 peki güzel din azizim, Tartışılmaz ve subjektij, objektif olarak açılımı nasıl sağlayacağız?
-
7.
+1@14 Hmmm aslında subjektif yaklaşmışsın (bkz: yirtikcondom) azizim.
Am bir varoluş penceresinden açılan kapı, züt ise hiçbir zaman elde edemeceğimiz kaygıların yokoluş sebebidir. En önemlisi meme nedir peki? neden vardır? nasıldır?
Bu soruların cevabını inan bende bilmiyorum ama kendimizi geliştirerek daha olgun cevaplar üzerinde yoğunlaşacağız hep beraber. -
8.
0@ Aslında hepimiz aynı şartlar ve eğitim düzeyinde yetişmiş bireyleriniz güzel azizim (bkz: zirtakoz)
Ama yansımalar sonucunda oluşam toplumda gerilmelerden dolayı nötr yani bazı insanlara karşı hiç bir şey hissetmeme durumu ortaya çıkmakta. -
9.
0@19 (bkz: fuuton rasen shuriken) dostuma kısa ve özet vererek şunları dile getirmek isterim.
Aşk her toplumda vardır ama yaşanış renkleri farklıdır. Bunların renklerini birbirinden ayıran ise, bireylerin içerisinde yaşadığı toplumsal, kültürel koşullar, bireylerin yetişme tarzları ve çocukluk yaşantıları, kişilik özellikleri, değerleri ve tercihleridir.
Tarihsel ve güncel anlamda, aşkın yüzlerce, binlerce tanımı yapılmıştır ve gelecekte de yenileri eklenecektir bunlara. Keza yine aşkı konu alan binlerle ifade edilecek şiirler, öyküler, romanlar yazılmış; oyunlar sahnelenmiş, türküler yakılmış, şarkılar söylenmiştir.
Ressamlar, ellerinde fırçaları ve paletlerindeki renklerle, tuvale aksettirmeye yeltenmişlerdir onu.
Aşk, yalnızca sanatın ve edebiyatın farklı alanlarında değil, felsefede de işlenmiştir. Filozofların bazıları aşk’ı bir varlık olarak ele alıp, “aşk nedir” sorusunu yanıtlamaya, onun neliğini ortaya koymaya ve belirlemeye girişmişlerdir.
Bunlardan bazıları makaleler yazmış, bazıları daha kapsamlı çalışmalar yapmıştır.
Schopenhauer’in Aşkın Metafiziği, Afşar Timuçin’in Aşkın Diyalektiği, yine yaklaşık olarak aynı kapsamda değerlendirilebilecek olan Alain Finkielkraut’un Sevginin Bilgeliği, Herbert Marcuse’un Eros ve Uygarlık, Erich From’un Sevme Sanatı, bu çalışmalardan bazı örnekler olarak sayılabilir. -
10.
0@22 bence (bkz: SabahEriksiyonu) bahsettiğin konu " Modernist uygarlık ve tecavüz kültürü "
-
11.
0@25 Ah azizim ahhh bu kadar kısa özet geçerek kendi benliğimizi nasıl bütünleştirebiliriz ki??
Bunların yanısıra, bilim alanından da, özellikle pgibolog ve pgibiyatristler aşk üzerine çalışmalar yapıp eserler ortaya koymuştur.
Ne var ki her aşk, karşılıklı yaşanan gerçek bir ilişkiye dayanmadığı gibi, her ilişki de aşk değildir.
Adına aşk denilen ilişki, diğer tüm insan ilişkilerinden farklıdır. Hem öznesi ve özne/nesnesi hem de yaşanışı açısından.. -
12.
0@28 Peki (bkz: warhammer) azizim, felsefik bakış açımıza ve mücadelemizi güçlendirecek, halkımızın birliğini sağlayacak ve onları güçlendirecek yapım ne olması lazım ?
-
13.
0@26 Yo yo kesinlikle (bkz: bosalankanarya) azizim.
Öznesel ve nesnesel konularda gerçekci olman aslında hepimizi yüceltir bu konularda. Bilhassa insanların sergilediği bu düşünceler için kendini yargılama lütfen. -
14.
0@32 (bkz: giblembik) azizim güzel bir konuya değindi aslında ben buna genel olarak "Geleneksel Sosyal Düşünce" demekteyim.
Özet olarak şu ki;
Geleneksel sosyal düşünce, din sosyolojisine bazı temel kavramlarını miras bıraktı: Toplum, din, zorunluluk ve varlığın temel düzeni ya da yasası. Seküler bir kavram olarak değiştirilen sosyal düşüncenin tabii hukuk kavramı, erken dönem doğa bilimlerinin ve sosyal bilimlerin temelini oluşturmuştur. -
15.
0@40 (bkz: surudenayrilanidealistkuzu) azizim,
Toplumun çoğunluğu tarafından kabul edilmiş olması bir unsurun millî olmasını gerektirmemektedir. Özellikle kültür değiştirmelerinde bu hususa sıkça rastlanır ve toplum tarafından ihdas edilmeyen yabancı bir unsur zorla yaygınlaştırılarak kabul ettirilir. Bu durumda kaynak itibariyle millî olmayan bir unsur kısmen millîleştirilmektedir. Millî özelliklerin hâkimiyeti ölçüsünde bu unsuru millî olarak kabul etmek gerekir. Bizce millî değerlere bağlı kalınarak millet tarafında meydana getirilmiş kültür, millî kültürdür ve bunun öngördüğü kimlik tipi de millî kimliktir. -
16.
0@40 Ek olarak özet geçerek şunlarıda eklemek gerekir aslında;
Bu konuda bir başka yaklaşım da millî karakter kavramıyla sağlanmaktadır. Buna göre millî karakterin sergilendiği veya bu karakterin ürettiği kimlik tipi millî kimliktir. insanların birbirinden farklı oldukları gibi, gurup özellikleri ve kültür özellikleri de birbirinden farklıdır. Kültürel farklılığın sebeplerinden birisi de toplumların değişik şeylere ihtiyaç göstermeleridir.
Bir topluluk, hayat tarzı itibariyle belli bir şeye ihtiyaç duyduğunda, buna uygun tutum ve davranışı, kültür unsurunu, üretmektedir. Böylece kültür, varlık sebebi olarak, ait olduğu topluma münhasır olmaktadır. Millî karakter, toplumları birbirinden ayıran farklılıklar veya bir arada tutan benzerliklerdir. Bir toplumun millî karakteristikleri, üyelerinde en sık görülen, zaman ve mekân itibariyle en yaygın özelliklerdir. -
17.
0@45 Hey azizim (bkz: surudenayrilanidealistkuzu) içim içime sığmıyor çünkü aynı öngörülerde payedar olmaktayız şuan.
Aslında bana kalırsa; Temel özelliklerin ortaya konduğu ve çok uzun zamanlar korunarak sürdürülen karakter nereden ve nasıl kaynaklanmaktadır? Bu karakterin bir yönüyle zaman içinde kazanıldığı açıktır. -
18.
0@46 (bkz: modifiyeli okuz) dostum.
Gitmek/Kalmak veya zirve yapmak. Aslında hepsi bir öngörüşdür bana kalırsa.
Hatta halk dilinden söylersek "gitmek mi daha zordur yoksa kalmak mı" diye bir sual ilede karşı karşıya kalacağızdır.
Utangaçlık ve sosyal kaygı barındıran binlerce kişiden yalnızca ikisinin his ve düşünceleri.
Her ne kadar kişiler bu problemlerini açığa vurmaktan çekinseler de, aslında toplumumuzda pek çok kişi öyle ya da böyle benzer sorunlarla yüz yüze kalıyor.
Utangaçlık ve sosyal kaygı hem erkekleri hem de kadınları eşit derecede etkileyebiliyor.
Hepimiz günlük hayatımızda utangaçlık ya da sosyal kaygı içeren düşüncelerle boğuşabiliyoruz.
Ancak bazı kişiler için bu sorun çok daha büyüyüp iş ya da sosyal ilişkilerine zarar verecek boyutlara ulaşabiliyor. -
19.
0@51 (bkz: haivanatus) azizim;
Bence bir nesne konusundaki düşüncelerimizde kusursuz açıklığı elde etmek için, o nesnenin ne gibi tasavvur edilebilir pratik etkilerinin olabileceğini, ondan ne gibi duyumlar beklememiz gerektiğini, ve ne tür tepkiler göstermeye hazırlanmamız gerektiğini göz önünde bulundurmalıyız. -
20.
0Saygıdeğer arkadaşlarım ben diğer bir konuda görüşlerinizi almak isterim. "Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu"
Bu pgibolojik hastalığa sahip kişiler kontrol edemedikleri ama sürekli tekrar ettikleri alışkanlıklar ve huylar geliştirirler. Çoğu kez bu zararsız ama garip huylar kişinin kafasındaki yoğun karışık duygularını kontrol edebilme ve düzenleme amacı ile başlar. Tekrar eden davranışlar ve düşünceler kişi için büyük bir endişe ve mutsuzluk kaynağı olmaya başladığı zaman ve kişinin normal yaşdıbını belirgin bir şekilde görülür.
Her ne kadar Obsesif-Kompulsif kişiliğe sahip hastalar sahip oldukları bu düşüncelerin, dürtülerin ve ihtiyaçların hiç bir mantıklı sebebi olmadığını bilseler ve durdurmaya çalışsalar bile kontrolleri olmadığını hissederler
-
çaycı hüseyinee ne olmuş lan böyle
-
gene aklıma geldi kahpe
-
istedigim gibi ozgurce
-
beyler sanırım yolun sonuna geldik
-
kadın ağa erkek ağa
-
yolda 5 çocuğuyla gezen suriyeli bayan
-
kimi sevdiysek ya öldü ya kayboldu
-
z kuşağı gençliği şeyime sürdüm
-
kons dayı ramo ufuk otuzbirspor kulubu
-
beş yıl sonra buraya gelip
-
abi bu nedirrrrrrrrrrrtrrr
-
ayaklarım zonkluyor amq
-
moğol kürdü
-
olm benim doğum günü iznim var la
-
şimdi aramizdan bir kac erkek bunlarla konusup
-
çiğköftelerin fiyatı ne olmuş la öyle
-
oğuzların zaza boyu
-
ucankedi bu havada 2 efes bira
-
gülen bir kadın görünce sinir oluyorum
-
telefonun da içerisinde bir tane whatsapp var
-
25 30 dan sonra nasıl evlencez la
-
nhaxball gel inci
-
bakir olmak tercih meselesidir
- / 1