1. 126.
    0
    şimdi tüm insanlık tarafından yeni birşey beklenmekte, ve dünya tarafından da bu hazırlanıp durmaktadır. bu ufalanan güneşin doğuşuyla ki, bu ani bir parlamadır, durdurulamaz, ama tek bir defada yeni bir dünyanın inşaasını ortaya çıkarır. bu yeni dünya eskisinden ayrıldığı ve geleceğe doğru açıldığı ölçüde yeni tarihi bir dönemin başlangıcı, şimdiki zamanın her anındaki, yeniye gebedir, kendini yeniden üretir ve süreklendirir. bu nedenle tarih bilinci "şimdiki zaman ile yeni zaman arasında bir sınırsızlık oluşturmaktadır. şimdiki zamanın tarihi olarak içinde bulunduğumuz zaman, yeni dünyaların zamanının ufkunda önemli bir seçenek oluşturur."böylece insanlara iki seçenek kalır yeni mi yoksa eski mi?
    ···
  2. 127.
    0
    @60 millet dogma ile yönetilmeye o kadar çok alışmış ki her dogmayı yıkıp bilimin ışığını getirmeye çalışan ilerici liderinin fikirlerini bile dogmalaştırmıştır maalesef ilerici görüş 1938 de gömülmüştür. yerini sağ taraftaki dinci dogmalar ve sol taraftaki varoluşuyla çelişen atatürkçü dogmalar siyasetin temelini oluşturmuştur. kendi nacizhane görüşüme göre dinci dogmalar ile atatürkçü dogmaların iktidar veya muhalfette olması ya da yerlerinin değişmesi asla sorunun çözüm kaynağı olmayacaktır. aksine sorunun kaynağı bu dogmatik siyasetçilerdir. ülkedeki sağ sol yanlılığını ve tartışmalarını esefle gözlemlerken bi yandan da laikliğin dinsizlikten öte ileriye gitmek için anti dogmatik felsefe yapısını içeren esas anldıbının anlaşılmamasından muzdaribim.
    ···
  3. 128.
    0
    sizin muhabbetinizi gibeyim rengi solmuş kurt cobain hırkalı entel binler.

    p.s: am züt meme.
    ···
  4. 129.
    0
    @51 (bkz: haivanatus) azizim;

    Bence bir nesne konusundaki düşüncelerimizde kusursuz açıklığı elde etmek için, o nesnenin ne gibi tasavvur edilebilir pratik etkilerinin olabileceğini, ondan ne gibi duyumlar beklememiz gerektiğini, ve ne tür tepkiler göstermeye hazırlanmamız gerektiğini göz önünde bulundurmalıyız.
    ···
  5. 130.
    0
    @51 tek taraflı yaklaşım yapmışsın azizim ap hükumeti sadece dini değil yeri geldiğinde atatürke hakaret kanunu çıkararak atatürk üzerinden de pragmatistik bir yaklaşım sergilemiştir. siyaset ülkemizde işine geleni işine geldiği gibi kullanma işidir. toplum yararından çok birey yararı gözetilmektedir. ne zaman ki ülkemizde tek tip birey üreten koyun tipi eğitim sistemi septisist bir yapıya bürünür ve bireyler cevap işaretlemekten çok soru sormaya yönelir ülkemiz ,siyasetimiz kısaca toplumumz bir adım ileri gider geçmiş sadece ders alınması gereken bir araçtır popülist ideaların kaynağı olmamalıdır.
    ···
  6. 131.
    0
    @49 her türlü inceleme ve eleştirmenin üstünde tutulan, doğruluğu denemesiz ve tartışmasız kabul edilen ve değişmez sayılan düşünceye biz dogma deriz... genellikle dinlerin saltık gerçeklik olarak ileri sürdükleri ve bağlılarından tartışmasız inanılmasını istedikleri genellikle dinsel ilkeleri dile getirir. örneğin tanrı’nın evreni yarattığı böylesine bir dogmadır.ama burdan tanrı ya inanmadığım anlamı çıkarılmasın. demk istediğim bizim kafamızdaki dogmalar ne kadar sert ve keskin ise gelişim sürecimizde o kadar acılı ve sancılı geçecektir.
    ···
  7. 132.
    0
    @40 bu konulara ilgin olduğu ve bu konularda bilgin olduğu için sevindim.
    fikrine gelince tabiki insanların sapkın düşüncelere sahip olabilirler ama bu düşünceleri fiile dökünce dünkü suzan olayına dönüş yaparız .
    Suzan olayında kişinin 17 yaşında bir kızla ilişkiye girmeyi düşünmesi yadsınacak bir durum değildir fakat bunu fiile döktüğünde datura arkadaşımızın durumuna düşer. suzan olayındaki gerçeğe baktığımızda gerçeğin farklı alanlarındaki gelişmesini ancak o alanda geçerli yasalara bağlar, diyalektik materyalizm bizzat gelişme olgusunu genel yasalara bağlarız.
    bu genel yasalar, kurgusal varsayımlar değil; bizzat doğanın, toplumun ve işleyişinden çıkarılmış ve onlara uygulanarak denetlenmiş ve doğrulukları saptanmış bilimsel yasalardır. bu yasalar, karşıtların birliği ve savaşı yasası, nicelikten niteliğe ve nitelikten niceliğe geçiş yasası, olumsuzlanmanın olumsuzlanması yasası adlarıyla anılırlar.

    bu yasalar, evrende var olan her şeyin bizzat nasıl devinip geliştiğinin, süreklilikte kesintinin ve karşıtlıkların birdenbire dönüşümlerle, nasıl aşıldığının, eskinin yıkılıp yeninin nasıl oluştuğunun anahtarını verir.
    daturanın suzana yaptığı şey aslında, hem bilme ve hem de yapmanın öğretisi olmakla, kuramla kılgının ( teoriyle pratiğin) bağımlılığını da ortaya koymuştur.

    kuramsız kılgı ve kılgısız kuram olmaz.

    kılgı kuramla başarılı olabildiği gibi kuram da kılgıdan yansır.
    ···
  8. 133.
    0
    @40 Ek olarak özet geçerek şunlarıda eklemek gerekir aslında;

    Bu konuda bir başka yaklaşım da millî karakter kavramıyla sağlanmaktadır. Buna göre millî karakterin sergilendiği veya bu karakterin ürettiği kimlik tipi millî kimliktir. insanların birbirinden farklı oldukları gibi, gurup özellikleri ve kültür özellikleri de birbirinden farklıdır. Kültürel farklılığın sebeplerinden birisi de toplumların değişik şeylere ihtiyaç göstermeleridir.

    Bir topluluk, hayat tarzı itibariyle belli bir şeye ihtiyaç duyduğunda, buna uygun tutum ve davranışı, kültür unsurunu, üretmektedir. Böylece kültür, varlık sebebi olarak, ait olduğu topluma münhasır olmaktadır. Millî karakter, toplumları birbirinden ayıran farklılıklar veya bir arada tutan benzerliklerdir. Bir toplumun millî karakteristikleri, üyelerinde en sık görülen, zaman ve mekân itibariyle en yaygın özelliklerdir.
    ···
  9. 134.
    0
    ne diyosunuz lan huur çocukları ne hale getirdiniz burayı amk
    ···
  10. 135.
    0
    @41 milli kimliğimiz sapkınlıkların önüne geçmeye engel bir unsur değil ,tam tersine bazı konulardaki aşırı baskı sapkınlığın temel kaynağı pozisyonunda dostum . dogma ile evrensel ahlak ilkelerini dengeleyen unsurun ise eğitim olduğunu ve eğitimi ülkemizin temel sorunu ve sorunların ana çözüm kaynağı olarak görmekteyim. zaten ileri diye tabir edilen ülkelere baktığımızda din ve kültürden öte hepsinde istisnasız başarılı bir eğitim sistemleri olduğunu görmekteyiz.
    ···
  11. 136.
    0
    boşaltın lan burayı seviyte zirve yapmış way amk
    am züt meme
    ···
  12. 137.
    0
    @45 Hey azizim (bkz: surudenayrilanidealistkuzu) içim içime sığmıyor çünkü aynı öngörülerde payedar olmaktayız şuan.

    Aslında bana kalırsa; Temel özelliklerin ortaya konduğu ve çok uzun zamanlar korunarak sürdürülen karakter nereden ve nasıl kaynaklanmaktadır? Bu karakterin bir yönüyle zaman içinde kazanıldığı açıktır.
    ···
  13. 138.
    0
    @45 tabi ki ileri bir sisteme geçiş yaşanır ancak yönetimden de kaynaklanan bir olgudur bu tespitin. varoluş felsefesinde, varlık sorunu insan olma sorunuyla bir bağlantı içine getirilir; bunun yanında felsefe yapmanın kaynağı olarak insan, varoluşu, sonluluğu, zamana bağlı oluşu ve tarihselliği içinde, yeni-bir düşünme tutumu ile ele alınır; özellikle insan varoluşunun anlamı söz konusudur. varoluşçuluk dünyada bulunan insan varoluşundan kalkarak onu kendine yabancılaşmadan kurtarmayı ister; özgürlüğü içinde insanın varoluşu ve insanın kendini gerçekleştirmesi söz konusudur bu felsefede.bu felsefe insanları ileri bir düşünce sistemine zütürür. nitekim saydığı onca ülkeye baktığımızda platon aristo kant yada yakın zaman felsefecilerinden freud un izlerini görebiliriz.
    ···
  14. 139.
    0
    maalesef ülkemizde öğretim ve eğitim aynı 2 kavram olarak algılanmakta ve eğitim kavramı hiçe sayılmaktadır. ülkemizde en çok öğretmen açığı bulunan bölüm pskilojik danışmanlık ve rehberlik bölümüdür. öğretim seviyesini iyi bir şekilde bitirip yüksek mevkilere gelseler bile bireylerin pgibolojik gelişimleri eğitim sistemimizde hiçe sayılmaktadır. işte bu yüksek mevkideki kişilere eğitimsiz dediğimde yadırganabilir fakat benim kastım pgibolojik gelişim alanındaki yetersizliğimizdir.
    ···
  15. 140.
    0
    @46 (bkz: modifiyeli okuz) dostum.

    Gitmek/Kalmak veya zirve yapmak. Aslında hepsi bir öngörüşdür bana kalırsa.

    Hatta halk dilinden söylersek "gitmek mi daha zordur yoksa kalmak mı" diye bir sual ilede karşı karşıya kalacağızdır.

    Utangaçlık ve sosyal kaygı barındıran binlerce kişiden yalnızca ikisinin his ve düşünceleri.

    Her ne kadar kişiler bu problemlerini açığa vurmaktan çekinseler de, aslında toplumumuzda pek çok kişi öyle ya da böyle benzer sorunlarla yüz yüze kalıyor.

    Utangaçlık ve sosyal kaygı hem erkekleri hem de kadınları eşit derecede etkileyebiliyor.

    Hepimiz günlük hayatımızda utangaçlık ya da sosyal kaygı içeren düşüncelerle boğuşabiliyoruz.

    Ancak bazı kişiler için bu sorun çok daha büyüyüp iş ya da sosyal ilişkilerine zarar verecek boyutlara ulaşabiliyor.
    ···
  16. 141.
    0
    buna verilebilecek en güzel örneklerden birisi de türkçe ezanın yeniden arapçaya çevrilmesidir. ap hükümeti halkın dogmalarını kendi pragmatizmine alet ederek popülist bir karar almıştır şahsi kanaatimce.

    ayrıca bkz.:@35
    ···
  17. 142.
    0
    @63 sana sonuna kadar hak veriyor ve baudelaire'in okuduğum bir kitabın dan bu konuya bir örnek veriyorum.

    "spleende de paris" kitabının hemen başındaki yabancı adli yazısında kendisiyle bir diyalog-monolog içindeki yazar, yabancıya neyi ve kimi sevdiğini sorar.

    "ne ana, ne baba, ne dostlar, ne yurt, ne güzellik, ne altın"ı sevdiğini söyleyen baudelaire, şöyle bitirir: "peki neyi seversin öyleyse sen garip yabancı?"

    yanıt şudur: "bulutları severim... işte bu... şu geçip giden bulutları... eşsiz bulutları!"

    kalıcı olmayan, geçmişe aileye ve belli bir toprağa dahil olmayan, sadece biçimlerinin bile belirlenemeyeceği bulutlardır aslında bu millete lazım olan...
    ···