-
101.
0pragmatizmi: amerika’daki ilk pgiboloji laboratuvarını oluşturmuş olan sigmund freud, doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca eylemlerin sonuçları ile değerlendiren pragmatizm akımının kurucusudur. bu akıma göre, gerçeklik ve doğruluk insanın bakış açısından, zihinsel kanaatlerinden ve dolayısıyla eylemlerinden bağımsız değildir. bundan dolayı, gerçeklik eylemlerin sonuçları, başarıları ve yararlılıklarıyla değerlendirilmelidir.
-
102.
0@2 güzel kardeşim neden "Özet" geçtin ?
Şu konuyu uzun uzun, enine boyuna tartışmak, gündeme getirmek gerekirse huntler görecesinden bir ele almak isterdim.
Ama vaktimizin göreceli olarak kısa olduğunu düşünerek şunları iletebilme şansım var şahsen; 1. Anadolu kavim göçlerinin etkisinde kalan bozakların varoluş yaşamıdır aslında bu. -
103.
0Bu konudaki çözümlemeler çok fazla var esasında ancak kişilerin yeise düşmeleri nedeniyle yaptıkları ve yapacakları çözümlemeleri insanlığın yararına sunmaları yakın gelecekte imkansız gibi görünüyor.
Keşke vicdanen daha hür bir ülkede olmuş olsaydık da insanlar beyinlerinin içindekileri daha kolay ifşa edebilselerdi. -
104.
0işte benimde demek istediklerim aslında buydu aziz dostum, keşke dememek için keşkek demek !.
Aslında keşkek türk kültürene ait olmayan bir yemek türü olsada, anadoluda kabül görmüş ve evimizin bir parçasıda olmuştur.
Özellikle son günlerde pragmatik çözümler üreten sosyolog arkadaşlarımın sayesinde bu kültür dhada gelişmekte. -
105.
0@3 özet geçmek değildi aslında maksadım.
pragmatizm daha derinlemesine ele alınması gereken bir olgudur. insan dogmatik algılamalar neticesinde benliğini yitirmeden varoluşunu anlamak ve açıklamak açısından yüksek fikirler üretebilir.
Şayet sosyolojik olgulara bakacak olursak varoluşun dayanılmaz hafifliğindeki kaidelerin istisna olduğunu anlayabiliriz.. -
106.
0@7 Sonsuz olan sadece iki şey var: Kâinat ve insanın aptallığı; birincisi konusunda o kadar emin değilim.
Şunuda bilmek gerekir ki "Kötümser, çok şey bilen iyimserlikdir".
Peki biz soyluluğun, yetenek noksanını telafi edebileceğine hiçbir zaman inanmadık mı?? -
107.
0Benim hala umudum var aslında. Bir gün gelecek bizim ülkemizde de bir freud bir kant olacak.
işte o zaman bu ülke bırakın avrupa birliğini dünya birliğine girecek. dogmatik düşünceden kurtulabilmesi için insanın fevri hareketlerden kaçınarak benliğine geri dönüş yolculuğuna çıkması elzemdir bence. -
108.
0@9 güzel bir konuya değinmişsin azizim ama şunu unutmamak lazım ki "Sarışın, bir saç rengi değildir. Bir varoluş biçimidir !!"
@10 Sana gelince güzel din kardeşim geri dönüşüm olanakları azalsada ülkemiazde her yıl yüzbinlerce atık toplanmakta.
Bu atıklar yeri geldiği zaman geri dönüşüm olanakları ile tekrar değerlendirilmekte ve biz buna medya baskası ile "insanın tembelliği sonsuzdur" kanısına ulaşabiliriz. -
109.
0@12 peki güzel din azizim, Tartışılmaz ve subjektij, objektif olarak açılımı nasıl sağlayacağız?
-
110.
0@13 Üzgünüm biraz özet geçeceğim ama açıklamam seni biraz olsun tatmin edecek
çocuk ferregrafisine yönelik operasyonlarda tutuklanan 15 kişinin içinde 4 öğretmen, 2 doktor, 1 avukat ve 1 mühendis çıkması toplumda dehşetle karşılandı.
pgibiyatr doç. dr. sefa saygılı, bu insanların var oluş sebeplerini dahi bilmediklerini belirterek, “bu tip insanlar tatminsizdir. beyinlerini hep sapkınlıklar meşgul etmektedir. bu tip insanların iç dünyası bomboştur. maneviyattan uzak bir yaşantı şekilleri vardır. ruh halleri incelendiğinde maneviyata inanmadıkları görülmektedir. maneviyattan uzak yaşayan insan modeli her türlü sapkınlığa açıktır” dedi.
saygılı, çocuk ferregrafisi operasyonuna takılan kişilerin var oluş sebeplerini dahi bilmediklerini düşündüğünü ifade ederek; “bu insanların yaşantılarında dini bir unsur yoktur. yeteri kadar din eğitimi alamadıkları gibi yetiştirilirken de insanın ruh haline şekil veren dini unsurlarla donatılmamışlardır. bu insan modeli için her yol mubahtır” dedi. bu kişilerin tutuklanmasının çözüm olmadığını vurgulayan saygılı, sözkonusu kişilerin özellikle bir pgibolog tarafından tedavi edilmeleri gerektiğini söyledi.
Evet bu tür olaylar işte tam benim parmak bastığım mevzu ile alakalıdır. -
111.
0Ne kadar varoluşumuzu sorgulayarak hayata güzel bir şeyler katmaya çalışsak da neticede bir hiç olduğumuzun hepimiz farkındayız tabi hatta bu bir kaç şekilde ele alınabilir
(genel olarak)
a. var olan görüşlere, değerlere, düzene karşı çıkan;
b. hiçbir değer tanımayan görüşlere verilen ad.
şu biçimleri vardır:
1. (kuramsal alanda) her türlü bilgi olanağını yadsıyan, sorunsal olmayan ve kendisinden kuşkulanılmayan hiç bir şeyin olmadığını öne süren görüş (= eleştirici ve kuşkucu hiççilik).
2. ahlak alanında ahlak kurallarını ve değerlerini tanımayan görüş.
3. (siyaset alanında)
a. yeni bir toplum düzeni kurmak isteğiyle eski, yerleşik düzeni bütünüyle yadsıyan görüş.
b. her türlü siyasal düzeni yadsıyan, toplumun birey üzerinde hiç bir baskısını kabul etmeyen görüş; bu biçimi anarşizm ve salt bireycilikle birleşir.
4. (başka alanlarda)
a. Her zaman kendi görüşlerinden yola çıkarak diğer tüm görüşleri elimine etmek.
b. yada her gördüğü fikri sanki kendi fikriymiş gibi benimsemek. -
112.
0tam benlik konu lan @16 freud zaten insanlardaki pgibolojik sapkınlıkların temelini oral -anal- fallik- letent ve pubertanın kritik dönemlerindeki pasiflik ve agresifliğe bağlar özellikle bu sapkın düşünceler insanın yüksek mevkilere gelmesine engel değildir. fakat gerek süperegodan kaynaklanan baskı gerekse idin süperegoyu hiçe sayarak egoyu hakimiyetine alması bu tür sapkınlıkların temelindedir . işte bu noktada dogmalar kesinlikle idi bastırıcı unsurlar içermekte ama şu da unutulmamalıdır ki yokluk ve çokluk bir noktada aynı etkiyi verir yani ne iran gibi baskıcı ne isveç gibi serbest bir toplum yapısından yanayım bana sorarsan .saygılar aziz dostlarım
-
113.
0@40 (bkz: surudenayrilanidealistkuzu) azizim,
Toplumun çoğunluğu tarafından kabul edilmiş olması bir unsurun millî olmasını gerektirmemektedir. Özellikle kültür değiştirmelerinde bu hususa sıkça rastlanır ve toplum tarafından ihdas edilmeyen yabancı bir unsur zorla yaygınlaştırılarak kabul ettirilir. Bu durumda kaynak itibariyle millî olmayan bir unsur kısmen millîleştirilmektedir. Millî özelliklerin hâkimiyeti ölçüsünde bu unsuru millî olarak kabul etmek gerekir. Bizce millî değerlere bağlı kalınarak millet tarafında meydana getirilmiş kültür, millî kültürdür ve bunun öngördüğü kimlik tipi de millî kimliktir. -
114.
0@1 çok özet olmuş yazılar biraz daha etraflı anlatırmısınız muhteremler
-
115.
0@53 daturanın suzan olayındaki mantığı, niceliksel olabildiği gibi niteliksel de olabilir. nitekim mantık, daha çok niteliksel andırımlarla uslamlama yapar. ne var ki niceliksel oranlar arasındaki andırım kesindir, kuşkulanılamaz. niteliksel oranlarsa aynı ölçüde kesin değildirler.
öyleyse uslamlamada tümdengelim ve tümevarım'la birlikte andırım aynı kesinlik ve pekinlikle kullanılabilir mi?..
üniversitedeki felsefe profesörümüz, görgücülüğün karşısında usculuğu pekiştirmek için, temevarım'a karşı tümdengelim ve onun yanında da andırım'ın üstünlüğünü tanıtlamaya çalışmışdı.
çünkü tümevarım deneyciliğin işidir, çeşitli tikel deneylerden elde edilen sonuçlardan genel bir sonuç çıkarılır.
tümdengelim'se o zamanlar usculuğun işi sayılmaktadır, çünkü genel ilkeler deneylerden değil düşüncelerden çıkarılmaktadır -
116.
0@53 hayyamın bir rubaisi ile yanıt vereceğim
elimde olsa dünyayı küçümserdim;
iyisine de kötüsüne de yuf çekerdim;
daha doğrusu bu aşağılık yere
ne gelirdim, ne yaşardım,ne de ölürdüm -
117.
0@53 pragmatizmden öte septisizm öncelikle ülkemizde oturtulması gereken bir kavramdır azizim. kesinlikle sana katılıyorum herşeyi tanrı yarattı o zaman sorgulamayalım bırakalım gibi bir düşünce ,bunları tartışan adam da tanrıtanımazdır gibi düşünce hep aynı dogmaların ürünüdür. maalesef ülkemizde dinden siyasete bütün alanlarda bu dogmaların keskinliği ülkemizin kanayan yarasıdır. bugun atatürk büstü kırsanız 5 yıl cezası var hukukumuza bile işleyen bu dogmalardan ben de rahatsızım aynı anda hem dini hem de siyaseti eleştirebilmeli sorgulayabilmelidir insan. bu ne tanrıtanımazlık ne de düzen karşıtlığı olarak algılanmalıdır. yazdıklarıma baktığımda hem tanrıtanımaz hem de atatürk düşmanı olarak algılanışım da aslında toplumda oluşturulan lanet olası dogmaların ürünüdür. öhüm öhö. neyse özetle bu ülke din siyaset futbol konuşmaktan - felsefe , pgiboloji konuşmaya geçer o zaman aziz ruhumuz huzura erer. saygılar
-
118.
0@58 Akp nin iktidar olduğu yani alçaklığın harman olduğu zamanlarda, dünya külfet olur iyi insanlara. o durumlarda hayyam gibi düşünür insan. ama, gene de bir uzama sımsıkı tutunur. orada, kendini, kendisi olarak var kılmak için, zamanın bir ucundan yaşamın içine dalar. orada zaman, onun, içinde yaşadığı toplumun tarihi olduğu gibi; özne olarak, tek tek “ben”lerin de tarihidir. içinde kendi “benini” kurduğu uzam, öznenin vatanıdır, kentidir, köyüdür. bu, bir kültür varlığı olan özne açısından, “yurdunda” olma durumudur. uzamları boş ve anlamsız şeyler yığını olmaktan çıkarıp, düzen ve anlam içerikli bir kozmosa dönüştüren şey, öznenin “yurdunda” olma durumudur.bu yurt bizim ve bu yurt bizim olarak kalmaya devam edecektir.
-
119.
0@53 farklı bir örnekle pekiştirmişsin panpa teşekkürler. nato ya girmemiz uğruna verdiğimiz tavizlerde örnektir tabi. yunanistan ın girişini darbe ardından kabullenmemiz, binlerce askerin hayatını bu uğurda masaya sürerek kart gelmesini beklememiz vs...
-
120.
0Tabi bunca olanı biteni görüp sezinledikten sonra gitmek istiyor insan. olabildiğince uzağa gitmek ama nereye kime kiminle gibi sorular çıkıyor önünüze. hem gurbete gitmek kolaymıdır.
neticede gurbet bilinci, öznenin ait olmadığı bir zaman ve uzamda, kendi “ben”ini, aidiyetini, “öteki”ne karşı anlatmaya çalıştığı metafor bir söylemin ürünüdür. gurbet insanı, bilincinde, ait olduğu zaman ve uzamı yitirmemiştir. o, onun geçmişidir; şimdi(si)ne, o geçmişi daha bir yoğunlukla taşır. gelecek idesini, belirli bir süre sonra döneceğinden emin olduğu kendi zamanı ve uzdıbına dair kurar. bu nedenle, gurbet insanı için “gurbet ölümden beterdir”. ölüm, öznenin hiçliğidir. hiçliği duyumsayan insanın, dünya-içeriliğe dair bir idesi de yoktur. ama, gurbet insanın dönüş idesi, temel hayat güdüsüdür. öznenin nesneye kurban edilmişliği sürecinde ortaya çıkan, metalaşmış emek ürünü gurbetçi, umutsuzdur. o, ölümünü yaşar. dönebileceği bir zamanı ve uzamı yoktur. o, hiçtir. nesneler içinde bir nesnedir.
-
son entirilerime göz atanlar sözlüğün neden
-
çaycı hüseyinee ne olmuş lan böyle
-
çingenden teknik adam olmaz çingeneden
-
dogum gunu kutlayan huur
-
modlara bu kadar takıntılı olmak
-
istedigim gibi ozgurce
-
gene aklıma geldi kahpe
-
lan zaten calistigin yok dümenden izin alıp duruyo
-
kimi sevdiysek ya öldü ya kayboldu
-
kadın ağa erkek ağa
-
yolda 5 çocuğuyla gezen suriyeli bayan
-
kons dayı ramo ufuk otuzbirspor kulubu
-
ucankedi bu havada 2 efes bira
-
z kuşağı gençliği şeyime sürdüm
-
beş yıl sonra buraya gelip
-
abi bu nedirrrrrrrrrrrtrrr
-
ayaklarım zonkluyor amq
-
çiğköftelerin fiyatı ne olmuş la öyle
-
beyaz baksır üzerine
-
gülen bir kadın görünce sinir oluyorum
-
telefonun da içerisinde bir tane whatsapp var
-
25 30 dan sonra nasıl evlencez la
-
gelen geçen saçımda ne cok beyaz oldugunu
-
turklwrin kendini ustun gorme hezeyani
-
bu memurlara habire zam geliyor
-
bakir olmak tercih meselesidir
- / 1