1. 26.
    0
    Bireyin statüsüne uygun olarak toplumun beklentileri doğrultusunda gösterdiği davranış kalıplarına sosyal rol denir. Sosyal rol statülerin dinamik yönünü oluşturur. Bireyler aynı anda birden çok statüye sahip olduklarından, birden fazla rolü de oynamak zorunda kalırlar. Eğer bireyler statülerine uygun rolü karıştırırsa rol çatışması yaşanır. Örneğin, bir zabıta arkadaşının işyerlerini denetlerken duygusal hareket ederse rol çatışmasına düşmüş demektir.
    ···
  2. 27.
    0
    Ateist kime denir biliyormusun tanrının olmadığını her ortamda savunan kişiye denir. tanrıya inanmayana yalnızca ate denir. ateizm ise tanrının varlığını yadsıyan görüştür.., ruh, ölümden sonra yaşam vb. her türlü metafizik inançların yadsınmasını kapsar. ateizm, tanrıyı ve tinsel varlıkları kabul eden teizmin karşıtıdır. ayrıca ateizm, tanrının var olup olmadığı sorusunu karşılıksız bırakan, bu sorunun yanıtsız ya da yanıtlanamaz olduğunu savunan agnostizimden ayrılır. ateistlere göre, tanrının var olmadığı kesin bir doğrudur. ateizmin felsefesel temeli, özdekçilik ve bir ölçüde şüpheciliktir.
    ···
  3. 28.
    0
    sayın @76 kadınların ne istediğini merak etmişsiniz. bence kadınların istediği, bir felsefe dizgesi olmaktan çok, bir yöntemdir, bu yöntem de, özü görüleme, özlüğe geri gitme, salt bilince bir indirgemedir ); bu da ayraç içine almakla başarılır: duyularla algılanan nesnelerin ötesinde bulunan düşüncel (ideal) özlükler alanına yükselebilmek, nesnenin özünü kavrayabilmek için, bir yığın rastlantı ve özü olmayan niteliklerle yüklü olan olgular dünyasını bir yana bırakmak, ayraç içine almak gerekir. bu olgular dünyasının varlığını ortadan kaldırma ya da ondan kuşku duyma anldıbına gelmez; yalnızca yöntem gereği bir yargı vermeme, bir sırt çevirmedir. bu yolla kadınlar felsefeyi kesin bir bilim olma basamağına çıkaracağına inanır.
    ···
  4. 29.
    0
    siyasetin sınırlarından çıktığımızdaysa insanlar zamanın ruhuna ayak uydurarak dogma saydığımız kavramlarda da değişikliğe giderler. söz gelimi, bir kadın düşünün. yetişme tarzı tutucu bir ailenin koyduğu kurallar ile sabit, bakarete önem veren ve sonuç olarak da ailesinin tasvip ettiği bir damatla evleniyor. ancak evlilik hayatında zamanla değişen şartlar; -gelir düzeyinin artması, kocasının ilgisizliği ya da aşırı korumacı tavrı, çevrelerinde uyum yaşamakta zorlandıkları bireyler olarak sayabiliriz bunları- kadının aldatma konusundaki fikirlerini değiştirebilir. kadın yerine erkeği de koyabiliriz bu örnekte. aldatmaktan da öte maddi imkanlarını gösteriş amacıyla kullanma, akrabalarından uzaklaşma ve üst düzey kişilerin bulunduğu ortamlarında bunlarla anılmamak istememe... hepsi sosyal çevre tarafından olumsuz geri bildirimlerle sonuçlansa da pragmatik olarak o kişi için gayet olağan ve müspet davranış tarzlarıdır. bu durumda yok olan dogmalarından ötürü kişiyi yargılamak, tavır almak etrafındaki dogma yığını açısından kabul edilebilir görünse de kişiyi tercihlerinden dolayı kategorize etmek mantık dışıdır. çünkü o dogma yığınının da şartlara bağlı olarak pragmatist davranış kalıpları vardır.
    ···
  5. 30.
    0
    @65 bütün yazdıklarımı özet geçtin azizim bizim milletimiz o bulutların şeklinden bile bir anlam ,dogma çıkarır kesin(:
    ···
  6. 31.
    0
    @28 (boz apaçi), toplumu ele alırken kendini başka bir noktada konumlandırmayan, nesnellik kaygısı çekmeyen, kafasına göre hareket eden, çıkarları varlığını devam ettirme isteğinin ötesinde örgütlenmemiş bir toplam, sadece ama sadece eğlenmek ve kendini iyi hissetmek için bir araya gelmiş, genel söyleyişin ahlaki ve etik sorumluluklarını reddetmiş bir yapım o yıkımı yada kaotik ortamı oluşturabilir. bu onun sadece kendi içinde yapacağı iradi müdahelelere bağlıdır. ve tam da bu nedenle o toplamın her bireyi kendi gibinin keyfinde davranarak bir ortaklık oluşturbilir.

    bu yüzden özüm ne olursa olsun içinde olduğum biçim durumu gibip atamıyorsa ben devrimci değilim demektir. eğer devrimci değilsen gerici bir huur çocuğundan başka bişey değilsindir. tabi bu bakış açısıyla... bilmem katılır mısın?
    ···
  7. 32.
    0
    @66 değerli kardeşim gözlerinden öpüyor ve dileklerinin gerçekleşmesi için tanrıya dua ediyorum. yine okuduğum kitaptan bir örnekle devam etmek istiyorum. baudelaire yine spleende paris kitabında şöyle yazar: "insan hayatında bir müjde veren, herkeste anlatılmaz bir korku uyandıran müjdeyi veren bir tek saniye vardır". bu tek saniye o anlık ebediliktir. buradan da anlaşılacağı gibi bu tartışma içinde öncü olan ile ebedi olan arasındaki fark, zaman içinde, birbirine karışıp modernlik ve postmodernlik tartışmaları içinde eridi: postmodern olan ebediliği içinde taşıyıp , eski ögeler arasındaki ayrışık yapıyı koruyor. modernlik ise geleneğin eleştirisinden yola çıkarak , sonunda eleştirinin gelenek haline girmesini sağlamaktan öteye gidemedi.
    ···
  8. 33.
    0
    ayrıca kendini yenileyemeyen ve dogmaları bile günden güne değişen yönetimler de frenkenstien olarak tarihe gömülmeye hazırdır diyerek sakin denek hayatımla bir müzik molası tavsiye ediyorum. ülke yönetiminde bazı dogmaların olması ancak uzun vadede fayda sağlandığında ve artık pik seviyeye ulaşıldığında refüze edilmesi taraftarıyım. çünkü söylemiş olduğum gibi saplanıp kalınan dogmalar zamanla ihtiayçtan gelen arzları talebe dönüştürmekte bir engel teşkil eder.
    ···
  9. 34.
    0
    panpalar ayrıca bu konuyu radyomda da tartışabiliriz.maalesef ben tek sunucuyum şu anda.isteklerinizi de elimden geldiğince çalıyorum.

    http://www.radyo4000.com-bir zencinin sesi, haivanatusun pragmatizmi... (sadece int.exp.dan)
    ···
  10. 35.
    0
    @67 bizim insanımız neden kendisine en büyük kötülüğü yapanları yinede gider iktidar koltuğuna oturtur bilirmisin çünkü düşünemez çünkü kendi kendini soyutlamıştır herşeyden. soyutlama sonucu kavram ve düşünceleri saltıklaştırır ve bunları nesnel gerçekliğin yerine koyar. soyutlama, gerçekte, yeniden somuta varmak ve somut bütünü parçalarında da birbiri ile olan ilişkileri içinde tümüyle kavramak için kullanılan bir yöntem, bir araçtır. soyutçuluk, bu amacı araçlaştırır ve somuta varmak amacını unutarak soyutta kalır.

    felsefenin bütün yanlış sonuçları, bu aracı amaçlaştırmaktan doğmuştur. insanın karnını doğuran, ekmek düşüncesi, değil, ekmeğin kendisidir. ekmek düşüncesini nasıl ekmek yerine koyamazsak, özdekten soyutlanan öz düşüncesini de özdeğin yerine koyamayız. bu insanlara ekmek lazım kömür lazım süt lazım ve bunu bilen iktidarda bunu en güzel şekilde kullanıyor.
    ···
  11. 36.
    0
    Saygıdeğer arkadaşlarım ben diğer bir konuda görüşlerinizi almak isterim. "Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu"

    Bu pgibolojik hastalığa sahip kişiler kontrol edemedikleri ama sürekli tekrar ettikleri alışkanlıklar ve huylar geliştirirler. Çoğu kez bu zararsız ama garip huylar kişinin kafasındaki yoğun karışık duygularını kontrol edebilme ve düzenleme amacı ile başlar. Tekrar eden davranışlar ve düşünceler kişi için büyük bir endişe ve mutsuzluk kaynağı olmaya başladığı zaman ve kişinin normal yaşdıbını belirgin bir şekilde görülür.

    Her ne kadar Obsesif-Kompulsif kişiliğe sahip hastalar sahip oldukları bu düşüncelerin, dürtülerin ve ihtiyaçların hiç bir mantıklı sebebi olmadığını bilseler ve durdurmaya çalışsalar bile kontrolleri olmadığını hissederler
    ···
  12. 37.
    0
    evde kaldım evde kaldım sen tatilde eğlenirken
    ···
  13. 38.
    0
    bizim insanımız ahlaki seçimler dahil bütün olayları, özgür iradeyi ve insanın başka türlü davranabilmesi olanağını dışlayan, önceden var olan nedenlerce belirlendiğini savunur. buna göre memleketin tümüyle ussal bir yapısı vardır; belirli bir durumun ekgibsiz bilgisine sahip olmak, o durumun, geleceğine ilişkin yanılmaz bilgiyi de olanaklı kılar.

    halbuki bana göre, evrenin bugünkü durumu, önceki durumunun sonucu, sonraki durumunun ise nedenidir. bir zihin, belirli bir anda doğada işleyen bütün güçleri ve doğanın bütün bileşenlerinin karşılıklı konumunu bilebilse, küçük ya da büyük her birimin hem geleceğini, hem geçmişini kesin olarak bilebilir.
    ···
  14. 39.
    0
    @74 Saygıdeğer azizim (bkz: meybuz) Bence insanların aile oluşturmak için bir araya gelmeleri evlilik ile olmaktadır. Ancak evlilik biçimleri de toplumdan topluma ve bir toplumda zaman içerisinde değişim gösterebilmektedir.

    Diğer yandan ise kadınlar bize her zaman büyük hedefler gösterir, ve onlara ulaşmamızı engeller.

    Peki hiç yanıtlayamadığım en büyük soru şu olagelmiştir: "Bir kadın ne ister?"
    ···
  15. 40.
    0
    am.

    http://www.incicaps.com/r/avdgnur.jpg/
    ···
  16. 41.
    0
    oglum kafayımı yediniz lan siz... ama okuyorum amskm... neyse hadi edin lan binler hatta hergün baska bi konu hakkında tartısın baksana am got meme yazan bile yok... demek ki bu seviye yukselişi herkeze iyi geldi... suku vercem lan hepinize...
    ···
  17. 42.
    0
    @76 derslere boş vere veree sınıfta kaldım
    ···
  18. 43.
    0
    "ositmatik" araştırmalar bana burada felsefe tartışan tüm binlerin "otistik" olduğunu kanıtladı beyler.
    ···
  19. 44.
    0
    yüzyılın gibertmesini yaptım capsli
    ···
  20. 45.
    0
    ananla düğün hazırlıklarına başladık (:
    ···