/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 51.
    0
    Hastalandım iyi hissetikçe yazarım, her sahil tatilinde bi hastalanmasam olmaz mınıskim. Okuyan olursa, iyi okumalar.
    ···
  2. 52.
    0
    "Gerek yok" Göz kapaklarımı hafif aralayıp beni sıkıca kavrayan kolların arasında hafifçe doğruldum.

    "iyi misin, Neilly? Bu kanamayı durdurmak zorundayız" Deniz mavisi gözlerin endişeli bakışları altında kafımı onaylarcasına sallayıp adamın omzuna tutunarak dengemi sağladım.

    "Vanklef!" irylth'in erkeksi sesi güvertedeki şaşkın sessizliği biraz olsun dağıtmış , üzerimdeki baskıyı azaltmıştı "Fırtınadan çıktık kaptan! Hemde tam istediğimiz tarafından!"

    "Kıçından mı?" isminin Vanklef olduğunu öğrendiğim sarışın adam umarsızca gülüyordu, bunun etrafındakilere güven verdiği açıktı.

    "Tam kıçından efendim!" irylth cümlesini bitiremeden kahkahalara boğulmuş ve geminin dümenine sanki eski bir dost edasıyla sarılmıştı. "Tam da kıçından.."

    Yüzümde nedenini bilmediğim bir gülümseme ve içimdeki kıpır kıpır enerji omzumdaki acıyı bastırmaya yetmişti, doğrulup bir iki adım kenara, geminin korkuluklarının yanına yürüdüm.
    Derin bir nefes alıp denizin tuzlu ve hırçın kokusunu ciğerlerime doldurdum. Omzumda bir el hissedene kadar öylece durup denizi izlemiştim.
    ···
  3. 53.
    0
    "Navigatör" Sesin kime ait olduğunu biliyordum. O da demin yaşanan olay hakkında hepimizden daha bilgili görünüyordu.

    "Hadi ama Matt, Neilly'e soluklanması için biraz zaman ver demin doğayı alt üst edip gündüzü geceye çevirecek kadar ileri gitti!" Vanklef'in alaycı sesinin ardına ufak tefekte olsa
    endişe kırıntıları vardı. Bunu sezmek an itibariyle hiç zor değildi.

    "Önemli değil kaptan, bende kendisiyle konuşmak istiyordum" dedim ve arkamı dönüp korkuluklara yaslandım "Söyle bakalım Matt, biraz önce yaşananlar hakkında ne biliyorsun?"

    "Bunları sadece hikayelerden duyduğumuz şeyler sanırdım madam" orta yaşını biraz geçmiş sıska denizci ellerini ovuşturup çenesine zütürdü "Perdenin öbür tarafına bakmakla kalmadık,
    bir süreliğine o tarafa geçtik sanırım"

    "Perde mi?"

    "Evet hanımım, perde. Bu dünya ile öbürünü ayıran perde" Matt heyecanla çenesini kaşıyor ve neredeyse nefes almadan konuşuyordu. "Tam olarak öbür tarafta değildik, bu tarafta
    olmadığımız da kesindi ama geri kalan herşey olması gerektiği gibiydi"
    ···
  4. 54.
    0
    "Nasıl yani?" Bu deli adamın söylediklerini anlamak bir hayli güçtü.

    "Yani deniz hala buradaydı, gemi buradaydı, şuradaki kayalıklar, güneş.. Herşey buradaydı ama biz burada değildik, hatta burada olmaması gereken denizciler bile buradaydı" dedi
    eliyle omzumdaki yarayı işaret ederek. "Sadece görüden ibaret değildi, size zarar verdiler."

    Adam haklıydı, omzumdaki yara henüz tazeydi ve akan kanı hissedebiliyordum. ikinci kaptan Lorin elinde büyük beyaz bir kumaş parçasıyla belirmiş el sallıyordu.

    "Böldüğüm için üzgünüm dostlar, bu yarayla ilgilenmemiz gerek" Lorin de biraz önce yaşananların etkisinde bana tereddütle bakıyordu. Gözlerindeki korkuyu görebilmek için
    kahin olmaya gerek yoktu. Başımı sallayıp Lorin'i onayladım. Benimde daha fazla kan kaybedip bir kaç gün daha bilinçsiz halde yatmaya niyetim yoktu. Matt'de heyecanını dizginlemiş
    endişeli bakışları omzumdaki yaraya dönüştü.

    "Bu konuyu konuşmalıyız, hanımım. Ne zaman iyi hissederseniz" cevap bile beklemeden vücudunu hafifçe eğerek selam verip uzaklaştı.

    "Tuhaf adam" dedi Lorin, Matt'in arkasından gülümseyerek bakıyordu. "Tuhaf ama bir o kadar bilge, muhtemelen bu gemideki en bilgili denizcidir"

    "Bilgeliği kendisini her gece sızacak kadar sarhoş etmeye yetiyordur umarım" dedim ve gülmeye başladım.

    Lorin ne kastettiğimi anlamış olacak ki o da gülmeye başladı, yaraya narince bastırıp kanını temizledikten sonra kumaşla beraber getirdiği ufak bir çantadan metal bir iğne
    ve ince bir misina çıkartıp iğneyi elindeki kumaşla silmeye başladı.

    "Her bilgi bir kupa rum" Lorin kendi kendine konuşuyor ve gülümsüyordu, onu böyle mutlu görmek beni de mutlu etmişti. Ateş kırmızısı saçlarından sadece çiçek bahçelerinde
    duyabileceğiniz bir koku yükseliyordu. Beyaz teni sanki güneşten gizlenen saklı bir vadiymiş gibi parlıyor ve deniz sularıyla ıslanmış teninden aşağıya damlalar süzülüyordu.
    ···
  5. 55.
    0
    Bulunduğum yerde internet pek iyi değil aklıma birşeyler geldikçe karalıyorum internet fırsatını yakaladıkça da bölüp bölüp buraya gönderirim. Okuyan olursa, iyi okumalar.
    ···