/i/Başıma Geldi

Hayatta başınıza gelenlerden ibaret değil midir?
  1. 26.
    +6 -1
    hastalık dönemim üzerinde fazla durmak istemiyorum, bu dönemi hatırladıkça gerçekten üzülüyorum. şunları söyleyebilirim, 1 hafta boyunca özel odada yattım, gözetim altında oldum. bu sırada geri döndüğümde yapacağım şeylere ilişkin planlarım vardı. en sonunda taburcu olmuştum, fakat her ay kontröllere gidecektim. menenjiti atlatmıştım, her hangi bir hasar bırakıp bırakmadığı konusunda testlerde yapmışlardı (geri zekalı olabilirdim). neyse geçmek istiyorum bunları.

    aradan 1 hafta geçmiş ve seri katil işini geciktiğinden hala haber yoktu adamdan. insan bir arardı ama. ne yaptın benim işi diye? aramadı, durumu bildirmek için ben aradım (zaman kazanmak istiyordum) telefon çaldı çaldı çaldı. en sonunda bir kız açtı.
    “alo” dedi.
    “alo , siz kimsiniz tanıyamadım?” dedim.
    “ben h***(no name no cry)’ in kızıyım” dedi. daha önceden konuşmuş olduğum kişinin ismini öğrenmemiştim. no name no cry felsefesiyle ilerliyordum çünkü. konuştuğum herif büyük ihtimal h*** olmalıydı. bunları hızlıca düşündükten sonra kıza döndüm.
    “bu telefon h*** ‘ nın telefonu mu ?
    “evet de siz kimsiniz?”
    “h*** orda mı onunla görüşmek istiyorum?”
    “kendisi 4 gün önce vefat etti”
    “ne , nasıl yani?”
    “trafik kazası geçirdi”…
    "kaza mı ama nasıl olur?"
    başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü. sevinmiş miydim üzülmüş müydüm pek anlayamadım.
    "arabasıyla giderken bir kamyonun altında kaldı" dedi. fakat bunu söylerken ses tonu hiç de iç açıcı değildi. sm (sosyal mühendislik) konusunda bilgiliydim. yalan söylediği hissene kapıldım.
    "başınız sağolsun" deyip kapattım.
    ···
  2. 27.
    +7
    Dinlemiyorum
    ···
    1. 1.
      0
      Boyle liseli mallar hala deepweb üzerindem prim yapabiliyor mu ?
      ···
    2. 2.
      +1
      Cunku okuyorsun amina sapladigim
      ···
  3. 28.
    +3 -3
    Bi bitmediniz amk
    ···
  4. 29.
    +6
    neyse dedim. uzun zamandır deeb webe girmiyordum. şu seri katil işi de bekleyebilirdi. başkasına yaptıracak hali yoktu ya. adamı ikna edebilirdim.

    deeb web de bu sefer ırc chat kanallarını buldum. anonymous un bile kanalını orada buldum. girdim, baktım. bir tak anlamadım. herkes kendi dilinde yazıyordu. giberim böyle kanalı dedim çıktım. high quality diye bir kanal vardı. oraya girdim. kanalda 120 ye yakın kişi vardı. ve kimse birşey yazmıyordu.
    "hi" dedim. hala yanıt yoktu.
    "are you here guys?" hala yanıt yoktu.
    bunu yazmamdan 2-3 saniye sonra adamın teki postunu yolladı. resmen kitap yazmış. anladığım kadarıyla herkes bu adamın yazmasını bekliyordu. özelden adam bana yazmıştı. "sen yenisin galiba ?" dedi. "evet" dedim. bana kanalın içeriği hakkında bilgi verdi. politik bir kanalmış. ülkelerin gizli belgeleri falan filan. bunların hepsini deeb web de rahatlıkla bulabileceğimi söyledim. "bu kanalda onları tartışıyoruz" dedi. "tamam" dedim. ne yazdığını okuyayım bari dedim. şu efsane yazısının ilk paragrafını okudum.
    sonra vazgeçtim. bunu deeb web de bile bulamayacağımı anladım...

    okudukça ilgimi çekti. sonuna kadar okudum. bir çok şey yazıyordu burada.
    -türkiye kıbrısı halletmeden ab ye giremez.
    -kaddafi botoxcu
    falan filan. bir çok madde vardı. kanalı beğenmiştim fakat saatin geç olması sebebiyle kanaldan çıktım ve uyumaya çalıştım (1-2 saat yatakta dönsemde uyumayı başardım) 1 hafta sonra dünyayı sarsan şeyler ortaya çıktı. julian assange yakalandı !!! wikileaks belgeleri ortaya çıktı !! nedir bu wikileaks derken bu wikileaks de bulunan belgelerin yarısı, o irc kanalında paylaşılmıştı. orada okumuştum. korkmuştum. hem de çok. ben de mi yakalanacağım ?? daha yapacak çok şeyim vardı ? hem de çok. şu seri katil işini de boşlamıştım. adam da hiç aramadı zaten. ne yapacaktım?

    aslında yapacak onca şeyim vardı...

    kafamda bir teori belirledim. teorime göre julian assange da o kanalın konuşmalarında vardı. kendisi kanalın başından itibaren orada olup, belgeleri derleyip sadece sitesinde yayınladı. bunun dışında benim konuştuğum kişinin o olduğunu hiç sanmıyorum. julian assange sadece belgeleri yayınladı , o kadar. deeb web de bir çok belge var zaten. e kitaplar olsun, yasaklı kitaplar olsun, hepsini burada bulabilirsiniz.
    ···
  5. 30.
    +4 -2
    rahatlamıştım. kendimi eve atar atmaz cehennem ateşi sıcaklığında bir suyla duş almıştım(sıcak suyu severim).

    düşünüyordum, ne yapabilirdim. param da yoktu. şu h*** herifiyle sözde anlaşmıştım. ulan adam parayı yollayacaktı ne güzel, adresimi iletmedim. harbi büyük malım. kendime saydırmaya devam ederken laptobumu aldım.

    deep webi açtım. yeni işler bulabilirdim değil mi?

    hidden wiki de gezerken general bir forum gördüm. bir konusu yoktu, her şey bulunuyordu diyebilirim. buradan para kazanabilirdim. ne yapabilirdim, . . . . yapabileceğim en iyi şeyi tabiki de!
    hack...

    açtım konuyu. web hacking, account hacking yapabileceğimi belirttim. fiyatı bitcoin cinsinden veremeyeceğim ama 100$ gibi bir meblağa denk geliyordu. bu da oldukça iyi bir rakamdı. 5-6 iş alırsam ayımı rahatlıkla çıkarırdım.

    elimde kalan son paraya baktım. az kalmıştı. biraz alışveriş yapmalıydım.
    son paramla yiyecek stoklamalıydım (dışarı çıkmayı fazla sevmezdim ben) .

    yarım saattlik bir alışveriş sonucu eve varmıştım. yiyecekleri yerleştirdikten sonra laptobuma yöneldim.
    başlığı açtım
    yükleniyordu site
    sanki yüklenmesi biraz uzun sürüyormuş gibiydi
    aklıma büyük bir teklif aldığım düşüncesi geldi
    içime doğdu diyebiliriz

    ve site açıldı.

    evet evettttt...
    ovv shit man. what happened ! what is this ovv yeah.

    amk herifin teki 52 tane account hacklememi istemiş. parayı bitcoin cüzdanıma yolladığını söylemişti. taşak geçiyor olmalıydı. daha adamla anlaşmamıştık bile.
    hemen cüzdanı kontrol ettim. evet yatırmıştı tüm parayı. dıbına koyayım bu para 1 yıl yeterdi bana. daha herifin işi bile halletmemiştik. yeah.

    verdiği accountlar bir sosyal paylaşım sitesinin accountlarıydı. 1-2 tanesini inceledim. normal sıradan kullanıcı hesabı gibi duruyordu
    ···
  6. 31.
    +6
    kendimi korumalıydım. ama elimden ne gelirdi ki? belki de bir şeyler gelebilirdi, evet evet. hemen laptopu aldım ve deep web de bir e-book sitesi buldum.
    "lying" terimini arattım. karşıma yanlış hatırlamıyorsam "the best way of the lying" tarzı bir sonuç çıkmıştı. bu ne olduğu belirsiz şeyi açtım. yeni bir web sayfasında kitabın içeriği metin olarak kaşrıma çıkmıştı. başladım okumaya.

    bir yerden gelişmeye başlamak lazım değil mi?

    yararlı bir kaynağa benziyordu.
    sadece yalan söylemeye değil, yalanın anlaşılmaması için fiziksel bazı taktikler de vermekteydi. aslında bir nevi sosyal mühendisler için gerekli bir kitap diyebilirim. kısaydı, 1 saatte bitirdim.

    gözlerimin ağrıdığını fark ettim. ekranın parlaklığından dolayı gözlerim yorulmuştu. ama artık hazır gibi hissediyordum kendimi. karşımda nasıl bir şey olduğunu bilmiyordum fakat evet, hazırdım.

    2 boyunca sürekli pratik yaptım. kendi kafamdan senaryolar uydurdum. bunları akıcı bir şekilde ayna karşısında kendime anlattım. bunları kendime de inandırdım. eğer inanmazsam bazı fiziksel etmenler yüzünden kendimi ele vermiş olurdum.
    kitabı iyi okumuştum.

    evet evet hazırdım.

    saat tamamdı.

    • **(no name no cry) görüşmeye hazır...
    otele girmiştim. otelin lobisinde aval aval dolanırken ***(no name no cry) ismini duydum. hemen döndüm. ekibi görmüştüm. beni çağırmışlardı. yanlarına gittim ve oturdum, görüşme başlamıştı.

    --
    --daha önceden bir polis panpamız güvenirlik için polisle görüşmelerini aktarma demişti. sadece biraz değineceğim--
    --

    görüşme iyi geçmişti. çoğu şeyi (tamamı değil) olduğu gibi anlatmıştım. aslında bir adam öldürtmek istediğini, benim yardımcı olduğumu falan filan. ellerinde benim görüşmelerime dair bir veri var mıydı bilemem ama kendimi doğrulatmıştım.
    benden iş çıkmayacağını anlamışlardı ve gitmişlerdi. hakkımda yasal bir prosedür uygulana bilirmiş, bu konuda da bilgilendirme yaptılar.
    ···
  7. 32.
    +5
    alo, merhaba ***(no name no cry) bey."
    "merhaba" diye temkinli bir şekilde konuştum. yanılmıyorsam yine şu polis kadındı.
    "bugün içerisinde *** üniversitesiyle iletişim kurmuşsunuz. toplantınızdan sonra sizinle görüşecektik."
    "evet, haklısınız. bir bilgi öğrenmek için aramıştım, ancak gerek kalmadı" diye doğaçlama takıldım.
    "peki, h*** olayı hakkında sizinle yüz yüze görüşmek istiyoruz"
    "hasssgibkktirrrrrr" diye içimden geçirdim.
    "eee şey yalnız ben çok yoğunum bu aralar" diye geveledim.
    "bu önemli bir mevzu ve sizinle görüşeceğiz.
    "şey peki, tamam. benim oraya gelme ihtimalim yok. sizinle burada görüşmek istiyorum." dedim.
    "bizim için bir sakıncası yok. ekibimiz en yakın zamanda sizinle görüşmek için yola çıkacaklar."

    bu laflardan sonra bir buluşma ayarladık. *** hotelinde buluşmayı tercih ettim. evimde konuşmak çok sakat iş.
    gizlilik önemli diye düşünürken laptopu kucağıma aldım ve tr den haber sitelerine baktım.

    şimdi sıçmıştım.
    "esrarengiz ölümün arkasındaki sır"
    manşet aynen böyleydi. küçük yazı olarak da "iş adamı h*** (no name no cry) ölümü aralanıyor"
    zütüm çok pis tutuşmuştu. büyük bir heyecan ve korkuyla habere tıkladım. tam olarak haberi hatırlamasam da genel mevzuyu anlamıştım. h*** trafik kazası sonucu ölmüştü. h*** nın aracı, duvar ile kamyonet arasında ezilmişti. oldukça hızlı gelen gelen kamyonet arkadan çarpmış, ve olay yerinden hızla ayrılmıştı. haberde bahsedilen konu ise bir mafya hesaplaşmasının olduğuydu. bu herifin bana öldürtmek istediği herifte büyük ihtimal mafya liderlerinden birinin çocuğuydu. olayı yavaş yavaş kavramaya başlamıştım. haberin ayrıntılarını incelerken şok oldum.

    "polis, ondan şüpheleniyor.
    h*** nın son görüşmeleri incelenediğinde ukrayna' da yaşayan birisine ulaşılıyor. polis, olayın bu kişiyle doğrudan alakası olduğunu düşünüyor." tarzı bir yazı vardı.

    faka bastığımın farkındaydım. hazırlanmalıydım, hiç bir çelişki bırakmamalıydım polis ile olacak konuşmamda. önümde 2 gün vardı.

    lanet olası 2 gün.
    neler yapabilirdim ki ? acaba kaçmalı mıydım? hiç arkama bakmadan yeni bir başlangıç mı?

    gönderecekleri ekibin oldukça profosyonel olduklarını biliyordum ya da öyle düşünüyordum. soracakları sorularlarla istedikleri bilgileri alacaklardı ya da izin ben buna izin vermeyecektim.
    Tümünü Göster
    ···
  8. 33.
    +4 -1
    ya da ben öyle sanıyordum ?
    adamın işini hemen halletmek istedim.
    bu kadar hesabı keylogger, fake ya da trojen ile hacklemek mümkün gözükmüyordu.
    sitedeki bir açığı kullanmalıydım. daha önceden bu sitede account hacking yapmıştım. gizli soru üzerinde bir bug vardı. acaba hala duruyor muydu?

    hemen kullanıcı adını yazdım. mail adresini doğruladım. gizli soru bugunu denedim.

    olmadı.

    aklıma hiçbir şey gelmiyordu. başka bir açık bilmiyordum bu site üzerinde. sosyal mühendisliğimi konuştursam 1 yılımı alırdı o kadar hesap. gerek yoktu.

    aslında para da yatmıştı.
    ne gerek vardı hacklemeye ?

    aslında biraz bekleyebilirdi. yeni bir açık keşfedersem bunun üzerinden işi halledebilirdim. ama dediğim gibi para yatmıştı. uzun zaman sonra elime böyle yüklü bir mebla geçmişti. harcamak istiyordum bu parayı. bitince yeni iş alırdım amk ne var.

    düşüncelerle adeta beynimi gibiyordum. aslında beynim zaten gibilmişti. sanki yaşamıyor gibiydim. mastürbasyondan zevk almayı bırakalı yıllar geçse de beynimi gibmek için devam ediyordum. ama yetmiyor gibiydi sanki.
    ···
  9. 34.
    +5
    yaptığım şey her iş sonrası yeni bir mail adresi açmaktı. !! önce güvenlik !! güvenliğimi bir nevi bu yöntemle sağlamaya çalışıyordum. fakat hemen yapamazdım. ilanımdan yavaş yavaş mailler gelmeye başladı. her birisinin işlerini sırasıyla yaptık. gün sonunda yaklaşık 1200 bitcoins elde etmiştim ve bunu hesabıma aktardım. bu böyle giderse çok iyi olacaktı. ama devam etmesi zor gözüküyordu…

    ukrayna’da deep webe girecek çok fazla kişi olduğunu düşünmüyordum. bu yüzden bu kadar kişinin gelmesi bile büyük bir başarıydı. artık daha fazla kişinin geleceğini düşünmüyordum. arkama yaslandım, acıkmıştım evde hiçbir şey yoktu. kemiklerimin ağrısı biraz dinmişti, ama hala ağrıyordu. cüzdanımı yanıma alıp dışarı çıktım. markete doğru ilerlerken yerde bir şey görmüştüm. mide bulandırıcı bir şeydi. yemekti sanırım, bozulmuş olduğundan dolayı dökmüş olabilirdi ama neden dışarı döksünler ki diye düşündüm. biraz daha yakınlaşınca anladım. birisi kusmuştu. kokusu çok kötüydü, kendimi biraz kötü hissettim, hemen yoluma koyuldum. marketten ihtiyacım olan şeyleri aldım, çoğu abur cuburdu ve aldıklarımın çoğunun ne olduğunu bilmiyordum. ilk defa deneyecektim. kasadan geçtikten sonra eve gitmek için yola koyuldum, başka bir yoldan da gidemezdim, daha yeni taşındığım için kaybolabilirdim, en iyisi kusmuğun olduğu yerden hızlıca geçmekti, öyle yaptım. eve gelmiştim. hemen birkaç abur cuburu çıkarıp yedim. tadı oldukça kötüydü, hiç beğenmedim. türkiye’deki abur curburların neredeyse hiç biri yoktu. bu yüzden yeni bir tat keşfetmek için her birinden 1 tane almıştım. yedim ve uyumaya çalıştım, kulaklarım ağrımaya başlamıştı, nedenini bilmiyordum fakat uyumamı engelliyordu. zar zor uyudum. sabah kalktığımda yanağımın arkaları hafiften şişmişti ve iyice ağrıyordu. büyük ihtimal kabakulak geçiriyordum. küçükken geçirmemiştim, bu yüzden şimdi geçirebilecek olmam gerçekten can sıkıcıydı. 1-2 güne geçer olmasını umdum. biraz bir şeyler atıştırdıktan sonra bilgisayarı açtım. mailime baktım , 3 kişi daha hesap isteğindeydi. işlerini hemen hallettim. biraz haber sitelerini okuyayım dedim. pek bir şey yoktu. zaten türkiye’ye kıyasla ukrayna’da hiçbir şey olmuyor demek mümkündü. çok sıkıcı diyebiliriz. bu sırada yanaklarımın arkası iyice şişmişti ve ağrıyordu. evet kabakulak olmuştum…
    yanaklarım iyice şişmişti. ağrısı devam ediyordu. günü yatarak geçirmeye çalıştım, zor oldu ama başardım. sabah saat 5 sıraları uyandım. çok bitkin hissediyordum fakat yanaklarımın ağrısı hafiften dinmişti. evde 37 ekran küçük tüplü bir televizyon vardı. ev eşyalı bir evdi sonuçta. açtım televizyonu, hiçbir şey ilgimi çekmemişti. çok sıkıcıydı programlar, diziler. kapattım. yeniden bilgisayarımı açtım. şu hacker dostumla konuştum, site hackliyormuş, deface kasacakmış. “boş iş bunlar” dedim. “öyle ama can sıkıntısı işte” dedi. şu sosyal paylaşım sitesini***(no name no cry) ne yaptığını sordum. index atabileceğini söyledi fakat başka işlerle uğraştığından henüz zaman ayırmamış. tekrar deep webe döndüm. biraz da deep web deki forumları keşfetmeye çalıştım. ilk bulduğum forum bir hack forumuydu. içini kurcaladım, gerçekten enfesti. internette hiçbir yerde bulamayacağım programlar bulunuyordu. muhteşem keyloggerlar , botnetler, trojanlar, wifi-hack ler bulunuyordu fakat öyle kuruca koyduklarını sanmıyordum. sonuçta deep webdeydik. her türlü virüs vardı o programlarda, kendi virüslerini de içine gömmüş olmaları mümkündü. kimseye güvenmeyeceksin deep web de(no confidence no cry). başka forumlara baktım, bir tane 16 yaş erkeklerinin ferrelerinin, resimlerinin paylaşıldığı bir foruma denk geldim. ne tür bir cinsti bunlar. ya çok çeşit bir gaylerdi, ya da kadınlardı ki bunun olma olasılığı daha düşüktü
    Tümünü Göster
    ···
  10. 35.
    +5
    deeb web de bir çok kişinin bilmediği şeyleri biliyordum. bir çok hacker kanallarında öğrenmiştim bunları. hatta hacker dostum bile vardı. bana canlı bir adres atmıştı. bir toplantının. tam olarak neye ait olduğunu bilmiyordum. ama kameradan izliyordum. (örneğin bir dork ile google üzerinden japonyanın güvenlik kameralarını izleyip yönetebilirsiniz. bu bir güvenlik açığı. google de araştırarak nasıl yapıldığını öğrenebilirsiniz. bunu önermediğim için nasıl yapılacağını anlatmıyorum. eğer çok öğrenmek istiyorsanız google da rahatlıkla bulabilirsiniz. fakat lütfen kameranın ayarlarıyla oynamayın. o güvenlik kameraları hırsızlıkları, kazaları çekiyor. bunu unutmayın!!) toplantının içeriğini çözemeden yayın tak gitti. linux mint, dos ekranda şifre istedi. ne şifresi aq , bu ne ayak dedim. '123123' yazdım. "correct!" dedi. hahahaha amk beni gülme krizi tuttu. ama tam gülemeden kemiklerim ağrıdı ve sustum. yayını izlemeye devam ettim. şifre istediğine göre önemli konular şimdi konuşulur diye düşünürken, hackar dostum: "hemen yayında çık" dedi. sekmeyi kapattım
    bir mesaj verdi... ne mesaj... hem de ne mesaj...

    girdiğim şifrenin yanlış olduğunu öğrendim. oraya 1 yazsam bile “correct” diyecekti. bunu sonradan anladım. çıkmak istediğimde ise “your ip adress:***” dedi. bu gerçek ip adresimdi. her ne kadar tor kullansam da , ek olarak proxy kullanarak mac adresimi değiştirsem de ip adresimi verdi mesaj bana. yusuf yusuf oldum. gerçekten çok korkmuştum. ne yapacağımı bilmiyordum. nasıl bulabildiğine dair birkaç şey düşündüm. aslında olabilirdi. her ne kadar proxy kullansak da google bizim gerçek ip adresimizi görüyorsa bunlarda görebilirdi. yayınlarını sırf izledim diye beni bulup bir şey de yapamazlardı. kemiklerim sızlıyordu. zor bela modemin yanına ulaştım ve reset attım. bu sayede ip adresim değişecekti. log tutan bir modemdi fakat bu adamlar devletten ya da servis sağlayımcıdan modemin loğuna bakamayacakları için bir sıkıntı görmüyordum.
    aslında çok fena yanılıyordum…
    kemiklerimin hala sızlaması nedeniyle işe gitmemiştim. evin telefonu çaldı. kapım çalındı ve yengem odaya girdi.
    “sana telefon var” dedi.
    aldım telefonu ve konuşmaya başladım. “alo?”
    “*isim (no name, no cry) * iyi misin, merak ettik seni, patron arama mı istedi”
    “bugün çok hastayım, yataktan kalkacak durumum yok” dedim
    “peki, kendine iyi bak, en yakın zaman da gelmeye çalış. bugün çok yoğunuz ve patron çok sinirli”
    “tamam görüşürüz” diyerek kapattım.
    bir de bu çıktı başıma amk diyerek telefonu komodinin üstüne koydum. patron normalde de sinirli biriydi ama zaten tanıdıktı amk. neyse salla dedim. fazla vakit geçirmeden hacker dostuma ne olduğunu sordum.
    “sana da ip adresini gözüktü mü?”
    “evet de bu mu yani, bunun için mi çıkarttın beni yayından?”
    “evet, başımıza bir şey gelebilir. o yüzden hemen sende çık diye söyledim.”
    hay ben senin diyerek lanet okudum herife. gözüktüyse gözüktü ne yapıcaz ki amk. sanki polis gelecek . neyse bu çocuktan öğrendiğim çok şey vardı. ona sövmeye hakkım olduğunu düşünmüyordum. hack bilgime bilgi kattı.
    “eee sen ne yapıyorsun?” yazdım.
    “ohohotakokbnmw” şeklinde garip bir şey yazdı. bunun ne olduğuna ilişkin bir fikrim yoktu. belki kendi diline ait bir şey olabilirdi. çünkü nereli olduğunu bile bilmiyordum. hakkında hiçbir şey bilmiyordum. kendini deşifre etmek istemiyordu. ben de pek zorlamamıştım.
    “ne oldu” ğunu sordum….
    “***(no name, no cry) sitesinin admin panelini buldum lan dedi. ukrayna da bir site, bilmeyebilirsin ama oradak genelde bunu kullanıyor, yavaş yavaş gelişiyor” dedi.
    haklıydı, hem de çok haklı. ukrayna’ da facebook kullanımı düşüktü. insanlar daha çok *** (no name, no cry) sitesini kullanıyordu. ukraynanın en büyük sosyal ağ sitesiydi. yaklaşık 1 milyona yakın üyesi vardı. ve bu sitenin admin panelini bulmuştu. ya gerçekten usta bir hackerdı, ya şansına bulmuştu, ya da sitenin güvenliği çok, çok düşüktü. admin paneli bulunmuştu, utanmasalar wordpress e kurarlardı. ama yapmamışlar.
    “eee hackliyecen mi ne yapacan” dedim.
    “yok tos (bu tarz bir şey dedi, anlamadım tam olarak”), sadece paneli buldum, giriş bilgilerini bilmiyorum” dedi.
    “onları bulman zor olur” dedim.
    “en fazla 1 hafta uğraştırır, çakarım indexi, resetlerim siteyi ehuhehhe lol” dedi.
    ulan o sitede benim de hesabım vardı. sosyal paylaşım sitesinden çok millet oyun oynuyordu. öyle farmville tarzı oyunlar değil, daha çok poker, sonra satranç oynanıyordu. o tarz 6-7 oyun vardı. millet bu oyunlar müptelasıydı. binlerce para yatırıyorlardı ve bu hacker dostum bunu bilmiyordu büyük ihtimal. sadece rastgele admin panelini bulmuştu, o kadar.
    yoksa biliyor olabilir miydi ?
    Tümünü Göster
    ···
  11. 36.
    +4
    ** markete girdim deep webde. marihuanalara baktım. evet alıcaktım bundan. bu kafayı yaşamak istiyordum.
    verdim siparişi. 1000$ küsür bir şey tutmuştu. bitcoin cinsinden herifin wallet a yatırdım.

    nasıl geleceği hakkında bir fikrim yoktu.
    "ama herkes alıyordu, elbet adamlar bir yol bulmuştur" diye düşünüyordum.

    sorularımı gidermek için adamla iletişime geçtim.

    ---
    ---
    --

    nasıl dıbına koyayım, normal kargo mu !!!
    tepkim aynen böyle olmuştu. işin aslını öğrendim.
    herif normal kargoyla yolluyormuş. malı oyuncak statüsünden gönderip magic küplerin (şu zeka küpü işte) içine koyuyorlarmış. şu ana kadar bir sıkıntı çıkmadığını söylemişti.

    tabi her aksilik beni bulur ya !!!
    yanılmamıştım.
    ne halt olduğu gümrükte belli olmuştu ya da ben öyle düşünüyordum. ama başıma hiçbir zaman böyle bir şey gelmemişti. 2 gün gümrükte beklediğini hiç görmemiştim. anlalışmıştı işte başka açıklaması olamazdı.

    lan mal gibi zaten evimin adresini vermiştim. sıçmıştım.
    hemen kaçmalıydım. buradan kurtulmalıydım.
    hay dıbına koyayım lan kargo adıma gelecekti hem de.
    kurtulmalıydım buradan.

    kaçmalıydım uzaklara, kurtulmalıydım bu ülkeden. yakalanmak istemiyordum. sadece kullanıcı olduğum için bir şey olacağını düşünmüyordum.
    ama daha önce hiç kullanmamıştım. yırtabilirdim.
    lanet olsun bu da bir işe yaramazdı. ne yapacağım şimdi ben.
    hesaplamalara koyuldum. eğer kargo anlaşılmışsa büyük ihtimal akşama kalmaz benim evdeydiler. parama baktım. elimde nakit para da yok, gibtir.
    hemen deep webi açtım. bitcoini eft yapan herifler vardı. bu işten komisyonda alıyorlardı ama nereden güvenebilirdim tüm paramı almayacaklarına.

    güvenmek zorundaydım. zorundaydım !!

    yolladım parayı.
    ···
  12. 37.
    +1 -3
    Ananı deep webde gibtim
    ···
  13. 38.
    +3 -1
    1 saat geçmişti. 1 saatin her dakikası, her saniyesi, her salisesinde heyecan, korku, adrenalin tavan yapıyordu.

    kaçmalıydım buradan. hem de olabildiğince erken bir şekilde.
    sürekli banka hesabımı kontrol ediyordum.

    ---
    ---
    --

    gibtir
    oça bak. herife yolladığım paranın %60 ı sadece hesabımdaydı.
    vaktim de yoktu. yapacak bir şeyim de yoktu. ama bana para lazımdı.

    ---
    ---
    --

    yeni bir sekme açtım...

    bana para lazımdı. kaçacaktım ulan. para lazımdı bana.
    çıldırmıştım. gözlerimin yandığını hissediyordum.
    terlemiştim. alnımdan, ellerimden, ayaklarımdan adeta su boşalıyordu.

    açtığım sekmeden hemen tefecilere bakıyordum.
    kaçıyordum dıbına koyayım. bütün parayı tıkayacaktım.
    fazla bir şey de alamazdım.
    4000$ banka hesabına.

    banka hesabına para yatıramayacaklarını söylediler. bitcoin takip edilemediğinden "only bitcoin" diyordu bin herifler.

    ne yapacaktım.
    düşünürken toparlanmaya çalışayım dedim.
    1-2 eşya mı sırt çantama koydum. biraz su ve meyve koydum.

    laptobun başına geçtim. heriflere bitcoin cinsinden alamayacağımı söyledim.
    anlamıyordu oç lar.

    kalbim yerimden çıkacaktı.
    ağlıyordum. gözlerimden yaşlar boşalıyordu. ağlıyordum lan
    aklıma annem geldi.
    keşke
    keşke hiç ayrılmasaydım evimden.
    başlarım ailevi sorununa.
    ya da keşke hep dayımlarda kalsaydım.
    ne diye bunlar olurki

    ağlıyordum.
    kalbimin her atışında kapı çalıyor sanıyordum.
    ağlıyordum.

    evet fark ettim.
    her şey bitmişti.

    kapı çalmıştı...

    buradan sonrasını şunu dinleyerek okursanız iyi olur: https://soundcloud.com/66 ... -kanunsuzlar-instrumental

    ---

    "heyyyyyyyyyy
    • ** do you remember meeeeeeee"

    bu kimdi lan. bu kimdi
    polis olamazdı.
    ismimi biliyordu.
    kim di bu herif.

    "open the door.
    we have a deal with youuuu"

    yoksa lan yoksa ?

    "hahahaha ı know, you are in the home.
    ı, ı sent you a money for job."

    kapıyı hala yumrukluyordu.
    tek kişi olamazdı.
    silahsız da gelmiş olamazdı.
    sorulması gereken soru beni nereden tanıyor, kim bu ve evimi nasıl buldu?

    ulan bunları şimdi mi düşünmeliydim.
    herifler az sonra gibecek belamı.

    kaçmalıydım.
    run ** runn *runnnnnnnnnn
    laptobu çantaya koydum.
    balkana çıktım.
    atladım ve koşmaya başladım.
    uzun zamandır koştuğumu hatırlamıyordum. nasıl bir histi onu da bilmiyordum.
    ama koşarken ağlıyordum. göz yaşlarım, rüzgarın etkisiyle gözlerimden ayrılıp adeta hava da asılı kalıyordu. sanki arkamı dönsem hava da onları asılı görecektim.

    ama arkadamdan bu heriflerin geldiğini de bilebiliyordum.
    sesler duymuştum.

    kaçtığımı anlamışlardı.
    ne yapacaktım ulan.
    kaçıyordum arkama bakmadan.
    koşuyordum önümü göremeden.

    uzaktan sıksalar belki indirirlerdi beni.
    ama istekleri nedir bilemezdim.
    evet belki indirmek istiyorlardı beni.

    yapacak bir şeyim yoktu. polisi arayamazdım. onlara sığınamazdım.
    tek yapmam gereken aradaki farkı açıp bir yere saklanmaktı.

    ama tıkanmıştım.
    koşamıyordum.
    adamların nefesini boynumda hissediyordum.

    bitmişti be.
    buraya kadardı.
    rüya sona ermişti.

    hani böyle ölmeden önce gözlerinizin önünde film şeriti geçer diyorlardı ya. aynısı olmuştu işte.
    durmuştum.
    olduğum yerde duruyordum.

    küçükken bigibletten düşmüştüm.
    ağzım burnum, dizlerim gibilmişti.
    üstüne bir de babam dövmüştü.

    hacker dostum geldi deep webdeki.
    içime doğmuştu. yakalandığını düşündüm.

    lisedeki ingilizce hocam gelmişti. seviyordum be o kadını.
    gençti, güzeldi.

    buraya kadardı.
    son bir adım her şeyi bitirebilirdi.

    emin miydim bilmiyordum.
    ama bunu yapmam galiba en doğrusuydu.

    hazırdım.
    yok yok değildim.
    ama yapmalıydım.

    kaçamazdım.
    bu kadar.
    rüya sona etmişti...
    Tümünü Göster
    ···
  14. 39.
    +2
    Dib webini gibim yeter artık
    ···
  15. 40.
    +2
    Devam ediyorum panpalar Şukular ekgib etmeyin
    ···
  16. 41.
    +2
    https://m.facebook.com/Ko...Z/posts/530904237057926:0

    BURADAN (Ç)ALINTI YAPMIŞ ARKADAŞ

    ···
  17. 42.
    +1
    Cügü çalıntı entry.
    ···
  18. 43.
    +1
    ÇALINTI AQ ESKiDENDE AYNISI AÇILMIŞTI AMA HEPiNiZ YENiSiNiZ BEEEEEEEEEEEE
    ···
  19. 44.
    +1
    Çalıntı oç sg
    ···
  20. 45.
    +1
    Çalıntı huur çocuğu
    ···