1. 126.
    0
    reserved
    ···
  2. 127.
    0
    hemen hazırlanıp çıkıyorum. verdiği adres uno'nun ötesinde büyük bir otelin ön bahçesi. bankta oturan bir adam var, jfk. yavaş yavaş yanına yaklaşıyorum, "merhaba" diyorum. o da soğuk bir merhaba çekiyor. ne olduğunu soruyorum, yalancı bir gülümseme ve hemen akabinde "senin yüzünden işimden oldum. şimdi şu gördüğün otelde oda temizliyorum." diyor. ne diyeceğimi dahi bilemiyorum, bir anlık sessizlikten sonra üzgün olduğumu söylemeye çalışırken aniden celallenip ingilizce olarak anlamadığım ama yürek olarak anladığım şeyler söylemeye başlıyor belirsizce. otelin ön kısmına bakan odaların ışıkları yanıyor, bizi izliyorlar. jfk beni itiyor, "anne ve babama ben bakıyorum, ve sen beni işimden ettin" diyor kısacası. göğsümden beni itmeye devam ediyor, haline üzülüyorum, herif neredeyse ağlayacak. orada otel sakinlerinin bizi izlemesi sokaktakilerin bize bakması beni rahatsız ediyor. hiçbir şey demeden geri dönüyorum, arkama bile bakmıyorum. jfk arkamdan bir şeyler söyleyip duruyor ama umrumda değil.
    ···
  3. 128.
    0
    bro ps3de nasıl halo olur ? xbox olmasın o
    ···
  4. 129.
    0
    motele döner dönmez duşa giriyorum, midemdeki ülser fokurduyor. o gece dolaptan tekilayı alıp 5 shot atıyorum. üstüne bir de bira içiyorum. 10 dakika sonra kafam dönmeye başlıyor, yatağa bırakıyorum kendimi. kendimdeyim, sadece yarı sarhoşum.
    sabah alarmın sesiyle gibilmiş bir halde uyanıyorum, uno'ya gidiyorum. gözlerim kan çanağı. işyerindekiler halimi soruyor, ne oldu falan diye o eski gülüp etrafına neşe saçan adam gitmiş, somurtuk ve silik birisi gelmiş sanki... o günü bir şekilde idare ediyorum ama eve erken gönderiliyorum. öğlen 12 civarı punch out yapıp çıkıyorum. akşama doğru kendime geliyor ve bulaşıkçılık yaptığım işverene mail yolluyorum. olayları bir güzel açıklıyorum, ne yaşadıysam hepsini bir bir açıklıyorum ki writing en başarılı olduğum becerimdir, deli essay yazarım.
    öbür gün cevap geliyor, özetle: "haklı olman bir başkasına zarar verebileceğin anldıbına gelmiyor. ancak yine de anlattığın özel durumdan ötürü çalışmana izin veriyorum. yarın gel ve tekrar işe başla." buruk bir mutlulukla uykuya dalıyorum. bu arada, yazdığım özel durum özetle şu: "work and travel proğrdıbına ielts'ye çalışmak, speaking ve listening becerilerimi geliştirmek için katılmıştım ama beklentilerimi karşılayamadı. ağustos'un 10'unda ülkeme dönmek istiyorum, beni buraya yollamak için birçok zahmete katlanan aileme de para zütürmek istiyorum."

    unutmayın, ailesi için savaşan bir adam asla vazgeçmez.

    işveren de böyle düşünmüş olacak ki işi bana verdi. 2 temmuz'da yeniden işe döndüm.
    ···
  5. 130.
    0
    2 temmuz'da uno'dan çıkıp bulaşıkçılık için işe gittiğimde yeni schedule'de bir şey dikkatimi çekiyor. miguel'in ismi yok. işten ben değil, miguel atılmış. ukraynalı da yanıma gelip mekgibalılara karşı dikkatli olmamı söylüyor. teşekkür edip bulaşıkların başına geçiyorum. jason'ı görüyorum o arada. ilk kez merhabalaşıyoruz belki de. bulaşıkları çok hızlı yıkayan makine gibi bir adam. bir eliyle 4 tabağı birden alıp tabakları koyduğumuz kutuya dizebiliyor. böylece 4 defada bir kutuyu tamamen dolduruyor.
    bu arada, ukraynalı terfi etmiş. 1 aydır orada çalışıyormuş ve onu meyve, sebze hazırlama bölümüne yollamışlar. saati 9 $ ama bizden az çalışıyor. bir diğer ukraynalı nikita'yı görüyorum. selamlaşıyoruz, o da garson ama haftanın 1 günü bulaşık bölümünde çalışıyor. bugün de çıkan temiz tabakları ulaştırma görevini o yapıyor, bense gelenleri düzenleyip jason'a veriyorum.
    o gün jason ile koyu bir sohbete dalıyoruz. jason'ın hikayesine hazır mısınız?
    ···
  6. 131.
    0
    jason wisconsin'de doğmuş, 18 yaşında ise önünde iki seçenek varmış: üniversiteye gitmek ya da hayata atılmak. ailesinin durumundan ötürü o hayata atılmayı tercih etmiş ve birkaç yıl kendi şehrinde çöp biriktiricisi olarak(ne yaptığını sormayın ben de bilmiyorum, garbage collector dedi valla) çalışıp new york'a gelmiş. burada evlenmiş ve bir de bebeği var. ülkesine vatanına sadık.
    ama 18 yaşındaki o seçimden bahsederken gözleri doluyordu adamcağızın. şimdi olsa üniversiteyi seçerdim diyor.

    misal veriyorum bir hata yapıldığında buradakiler "my bad!" der. adama gidip demiştim ki(zaten koyu sohbet bundan sonra başladı): "my bad ifadesinde bad sözcüğünü isim olarak mı kullanıyorsunuz?" o da bana "isim nedir, sıfat nedir bilmiyorum kusura bakma, okuyamadım." dedi kısacası. sonrasında konuşma başladı, ben ona kendi hikayemi anlattım o da bana kendi hikayesini anlattı. çok iyi 2 dost oluverdik ki jason dediğim adam 30'lu yaşlarda punisher gibi bir adam.
    ···
  7. 132.
    0
    bu arada, restorandaki mekgibalılar bana yiyecek gibi bakıyordu her gün. 3 temmuz'da uno'daki off günümdü, akşam doğrudan bulaşıkçılığa gittim. yine jason vardı, yine bulaşık esnasında fırsat buldukça konuştuk iyice kaynaştık. telefon numarasını aldım. günün sonunda eşi ve bebeği geldi. lan türkiye'dekinin aynısını söyledi ne çok güldüm: "where is my smile little man!!!" dedi resmen lan. ben de bebeklerinin çok güzel olduğunu söyledim, gelecekte önemli yerlerde bulunmasını gönülden istediğimi umduğumu belirttim.

    buradaki kültür biraz farklı binler. bir babanın ya da annenin çocuğuyla yapacağı işlerden ötürü gurur duyması gerekmez. burada ebeveyn ve çocuklar arasında bizdeki kadar sıkı bir bağ yok. küçükken çocuklarıyla aşırı ilgileniyorlar, dışardan bir yabancı çocuklarını sevmeye kalkışsa hemen tehtid olarak görüyorlar. büyüdüğünde ise salıyorlar.
    ···
  8. 133.
    0
    4 temmuz önemli bir gündü. abd'nin bağımsızlık günü.
    barbie ile uzun süredir görüşmüyorduk, ne zaman ona baksam gözlerini benden kaçırıyordu. hep de erken çıkıyordu, işler bittikten sonra konuşamıyorduk bile. sorunun ne olduğunu ben anlamamıştım, sanki birden benden vazgeçmiş gibiydi.

    o sabah yine uno'ya gittim, akşam ise bulaşığa. 22:30 gibi jason ve arka tarafta çöplerin olduğu yerde toplaşmış restoran ahalisi beni çağırdı. hemen gittim, baktım havai fişekler patlıyor her yerde amk. bu kadar havai fişeği bir anda görmedim. jason'a günün önemini sordum, anlattı. bğaımsızlıklarını almak için ne yaptıklarını sordum, "onun için savaştık!" dedi gururla. "ingiltere'ye karşı değil mi?" dedim, evet dedi. kendi düşüncelerini söyledi. oradakiler arasında barbie de vardı. herkes yavaş yavaş içeri giderken, barbie bana dur dedi. seninle konuşmam lazım.
    ···
  9. 134.
    0
    reserved
    ···
  10. 135.
    0
    barbie başladı söze, uzun süredir gözlerini kaçırdığını söyledi. başlangıçta benden hoşlandığından bahsetti, ama şimdi hoşlanmıyormuş. kişiliğimdeki değişimi çabuk farketmiş barbie. istediği erkek tatlı erkekmiş barbie'nin, ama ben bir anda sert erkek olmuştum. ona da üzgünüm dedim, yapabileceğim bir şey yok ve ben de seni çok sevdim dedim, hala da sevmeye hazır olduğumu belirttim.
    ···
  11. 136.
    0
    ama o filizlenmeyen bir tohumu öldürmeye kararlı olduğundan hayır dedi kabul etmedi. ben de işten çıkacağımı söyledim, hemen atlayıp benim yüzümden işten çıkmana izin veremem. burada kalacaksın. dedi, üzgün bir şekilde bana sarıldı. başını omzuma yasladı, o an ise havai fişekler hala çakıyor. şimdi düşününce, adeta film gibi. öyle birkaç dakika konuşmadan durduk. sonra başını omzumdan kaldırdım, dudaklarına doğru hafifçe yaklaştım. o ise her şeyden habersiz bir ceylan gibi avlanmayı bekliyordu. uzun, çok uzun bir öpüşme yaşadık. ve şu anda da söylüyorum: hayatımın en ateşli ve müthiş öpüşmesiydi. dudaklarımız birbirinden ayrıldığında hoşçakal diyerek içeri döndü.
    ···
  12. 137.
    0
    devam zanza dinliyoruz
    ···
  13. 138.
    0
    RESERVED
    ···
  14. 139.
    +1
    senin 2 gramlık öğrenebildiğin senaryo yazım tekniğini gibeyim. flashforward mıs amcık hoşafı flashback koymadan şu ana nası dönebiliyosun gibtir git adam gibi anlat anlatcaksan
    ···
  15. 140.
    0
    devam dinliyoruz
    ···
  16. 141.
    0
    o gün 23:30 gibi bütün mutfağın temizlik işi bitti. ancak mutfağın temizlik işini hallederken gözlerime hafif kilolu ama malı sağlam olan ve ilk kez gördüğüm bir bayan server'ın sürekli bana baktığını gördüm. hafiften kesişmeye başladık. bir kova dolusu suyu makinenin içine boşaltırken yanıma gelip "sen yenilerden misin?" dedi. istifimi bozmadan sert bir şekilde "evet" dedim, nereden geldiğimi sordu, suyu dökerken ayaküstü kısa bir muhabbet yaşadık. davranışlarıyla, giyimiyle, huyuyla suyuyla tam bir kevaşeydi. ben de onu kullanmak istedim ve bu sefer teklifi ben yaptım:
    +araban var mı?
    -evet.
    +beni zütürür müsün? (can you give me a lift dedim could would do you mind falan hiç girmeden)
    hafif tökezledi, hızlı olmamdan etkilenmiş göründü ve peki dedi. barbie'den sonra tutunacak başka bir şey aramıştım, ve o da karşıma hemen çıkıvermişti. garip bir şekilde bunun arabası da jipti.
    ···
  17. 142.
    0
    kafam allak bullaktı, o yüzden zaman kaybedemezdim. birini gibmem gerekiyordu.
    +nerede kalıyorum demiştin?
    -seni öpmek istiyorum dedim.
    bir an tepkisiz kaldı, sonra şaşkın bir halde "okay" dedi. dudaklarına yapıştım, bir yandan da arabayı sürmeye devam ediyor. hiçbir şey umrumda değildi, arabayı zar zor sakin kuytu bir köşeye çekti. sonra o da başladı öpmeye. bütün vücudunu deli gibi okşuyordum onun ise elleri saçlarımda geziyordu. üzerimdeki tişörtü bir hamlede çıkardım sonra onun üstündeki gömleğe saldırdım, ben onun düğmelerini açarken o göğüslerime boynuma dokunuyordu. eli ateş gibiydi, bütün vücudu ateş gibiydi. o an sadece hızlı alınan nefes sesleri ve heyecanın zirveye tırmanışına şahit oluyorsunuz.
    ···
  18. 143.
    +2
    flashforward - baş ağrısı - karanlık bir oda saat 03:57
    ... ağzımda garip bir tat vardı şekerli ve ekşi hatırlayabildiğim kadar bir yatakta uzanmış zütümü kaşıyordum (my ass) ve bir acı hissedip birden irkiliyorum fakat hareket edemiyorum ve akabinde yatağa kelepçeli olduğumu anlıyorum yatakdaki kan izleri gözüme çarpıyor
    ···
  19. 144.
    +2
    bu sırada kendimi tutup yola devam etmesini söyledim ve bana onun evine gitmemizi teklif etti. aynı chrimaradaki gibi olmuştu eve girer girmez ateşli bir şekilde öpüşmemize devam etmiştik yatak odasına doğru beni hunharca cekti ve bu sefer yatağa beni uzandıran o olup üstüme çıktı eli hala ateş gibiydi vücudumun heryerinde geziyordu benim elimde boş durmuyordu birden elime oturan sert uzun birşey geldi ve şok olmuşcasına server'a baktım (what the fuck) o sırada kafama sert bir cisim indi ve gözlerim aniden kararıverdi. UYANDIĞIMDA GÖTÜMDE MÜTHiŞ BiR ACI VE YANMA HiSSEDiYORDUM EVET BEYLER SERT ADAM OLMA KENDi AYAKLARIM ÜSTÜNDE DURMA MACERAMDA ALDATILMIŞ VE HUNHARCA GADDARCA gibiLMiŞTiM. EVDEN SABAH ÇIKARKEN KOMiDiNiN ÜSTÜNDE Ki PARAYI FARKETTiM VE ZATEN GÖTÜ KAYBETMiŞiM GURUR MURUR YAPAMAM DiYEREK CEBiME iNDiRDiM 8 SAAT CiVARI KALMIŞTIM SERVERiN EViNDE VE KOMiDiDEDE 80 DOLAR VARDI. ONU ALIP EVDEN AYRILDIM UNODAKi VE BULAŞIKCILIK YAPTIĞIM YERDEKiLER BENiM BAŞIMA GELENLERi ÖĞRENMiŞ iŞTEN ÇIKARTILDIĞIMI SERT Bi DiLLE KESiN OLARAK SÖYLEMiŞLERDi.O GÜNDEN BERi WALL STREET SOKAĞINDA GÖTÜMÜ DÖVDÜREREK AiLEME DÜZENLi PARA YOLLUYORUM BURDAKi ODAMIDA DEĞiŞTiRDiM 3 TÜRK YERiNE 3 TANE ZENCiYLE KALIYORUM ARTIK. BUDA BÖYLE BiR ANIMDIR.
    ···
  20. 145.
    0
    düğmelerini bir türlü açamayınca hatuna "sen aç çabuk" dedim. o da hızlı hızlı açmaya başladı. kollarını, sırtını okşamaya, ciks için onu hazır hale getirmeye çalışıyordum. boynunu emmeye, kulaklarıyla oynamaya başladım. sonra yavaş yavaş sütyenini indirdim, karşımda kocaman göğüsler duruyordu, uçlarını yavaşça dillemeye, emmeye başladım. ben emdikçe, göğüs uçlarının etrafında parabolik halkalar çizdikçe o derin derin ohluyordu. vücutlarımız ateş gibi yanıyordu. onu arka tarafa yolladım, ardından da ben arka tarafa geçtim. her ne kadar daha çok alanımız olsa bile yine de çok dardı, onu boylu boyunda yatırdım, pantolonunu yavaşça çıkardım. hemen ürkütmek istemedim, hala göğüslerindeydim ve vücudum bacaklarına temas ediyordu. yavaş yavaş aşağı indim, bacaklarını okşamaya başladım. 5 dakika sonra külodunu indirdim.
    ···