0
öldük dıbınakoyim aman kurumsal şirket olsun da sırf kifayetsizliğinden köşe başlarını tutan adamlara meram anlatalım diye. on beş yıldır çoğu yöneticilik olmak üzere çalışmadığım perakende grubu kalmadı; ama insanın üstlerinden kendisine örnek aldığı, idol belirlediği, yolundan gittiği bir kişi de mi olmaz arkadaş? bu gibtiğimin çalışma hayatında insan eli en çok hançer mi tutar? iş arkadaşları ile içtenlikle muhabbet etmek, dertlerini, tasanı, ızdırabını anlatmak, kimi zaman ufak sırlarını vermek niçin lüks oldu? ben her şeyim ile hayatta ve iletişimde en önemli mevhumun samimiyet duygusu olduğunu savunurken, niçin hakkında ne kadar az şey biliniyorsa, o kadar özgürsün mottosu çalışma hayatım için başarının anahtarı haline geldi? siz bakmayın üç beş yıl amerikada eğitim görüp, oradaki çalışma standartlarını gelip burada uygularım heveslisi insanlara. en fazla altı ay sonra en şarkından şark düşüncesi ile kurmaya çalıştığı sistemi bu bize uymaz! diye kendi eli ile evirir.
kurumsallık! her şeyi kendi işimize geldiğince kullanmanın en güzel kılıfı. belirgin bir hiyerarşik merdiven var ya; o merdiven şu şekildedir: ceo altında daha yetenekli bir genel müdür istemez! genel müdür altında daha becerikli bir finans müdürü istemez! finans müdürü altında daha zeki bir muhasebe müdürü istemez! muhasebe müdürü altında kafası daha çok çalışan muhasebe uzmanı istemez..! hatta muhasebe uzmanı hesabına uymayan stajyeri bile istemez! istemez oğlu istemez... hasbel kader kafasını çıkaracak adam bir fikrini ortaya koyduğu zaman da plazaların kalın duvarlarında en fazla bir üstüne duyurabilir. haa o fikir çok mu hoşlarına gidiyor; o zaman fikri sunanın ortamdan tasfiye olmasını beklerler ki hayata geçirsinler. durduk yere ne zütünü kaldıracan çalışanın. yoksa siz hiyerarşiyi sadece iş raporlamasında uyulacak kaideler mi zannettiniz?
sorsan toplam kalite yönetimini hatmetmişlerdir, sorsan biz aynı zamanda hem lideriz, hem koçuz, hem de yöneticiyiz derler. sekiz saatlik mesleki eğitim seminerlerinde öğrendikleri teorik yapıştırma davranışları sergilemekte üstlerine yoktur. lafa gelince ailenizden çok bizler ile berabersiniz, sizin mutluluğunuz bizim için çok önemli derler ama birisinin de aklına gelmez arkadaş, sen sabah buraya gelmek üzere yatağından kalktığında nasıl bir ruh halindesin diye.
on üç sene önce patronuma ben yükseleceğim, senin yanında ne akar ne kokarım deyip elini sıktığımda şu üstteki üç paragraf dolusu cümleleri kuracağımı bilseydim, efendi efendi patronumla göz göze çalışırdım. bazen bunalırdım, bazen yengen aradı mı sorusu ağrıma giderdi ama bilirdim ki ek koymadığım dosyanın geri dönüşünde şirketin en alakasız adamlarını bile cc ye ekleyip ek yok! diyen zeka özürlüler ile muhatap olmazdım. gittiğim iş görüşmesinde ben bu işin kitabını yazdım mesajını verdiğim adamın bana o kitabın önsözünden soru sormasına tahammül etmek zorunda kalmazdım. içimden ne gelirse konuşmanın, yapmak istediğim ne ise yapmanın özgürlüğünü yaşardım. zira beni her şeyi ile bilen bir insan ile muhatabım ve en büyük sorunumuzu bile oturup konuşabiliriz. her yaptığım hareketi, her söylediğim sözü, her yazışmamdaki üslubu acaba bundan bir şey çıkarırlar da, sonradan bana karşı kullanırlar mı? tedirginliğinde dikkat ede ede yaşamazdım.
işte insan kaynakları denilen departman da bu başımıza sarılmış samimiyetsiz, nötr, yapmacık çalışma hayatını sembolize eden kurum. iş arayanlarınız iyi bilir; özel ilan ibaresi ile aynı ilanın bir yıl aralıksız olarak verildiğini. yaptığınız başvuruya üç yıl sonra dönüldüğünü. veya bir sene sonra başvurunuz değerlendirmeye alınılmış olup... şeklinde aldığınız cevap mektubunu. şirketin egosudur insan kaynakları. sürekli toplandıklarında(ve hiç iş yapmadıklarında) bakın biz ne kadar tercih edilen bir şirketiz böbürlenmesini yaşatan oluşumdur. onun için kendileri ile kişisel hiçbir problemim olmadığı halde bu kurumsallık hevesi ile yaşıt, aynı anda hayata geçmiş bu oluşuma karşı bi gıcıklığım var.
hadi yine insan evladı olduğu için kıyamadım ama en kısa zamanda temsili bir ik müdürünü voodoo bebeği olarak alıp, başbakanlığın önüne dikilecem; verecem şişi verecem şişi... ver eyleyecem kibriti tenasul uzuvlarına... o esnada bütün şirketlerin ik departmanından ananı gibiim diye acı acı bağıranları duydukça, keyif ile kahvenizi yudumlayın ve bu güzelliği bir gün bile olsa size yaşattığım için hayır dualarınızı üzerimden ekgib etmeyin!
Tümünü Göster