1. 101.
    0
    DÜNYA VE HALi
    Dünya tuzağı, öldürücü zehirleri ile düşkünlerine verilmiştir. Gafletle Dünyayı,
    zahirdeki güzelliği ile görürsen aldanma... O, hilesi, dokunanı derhal öldürür. Onda
    sadakat, onda vefa diye bir şey yoktur. Ona iyi gözle bakıp hoşlanma; şöyle ol:
    Sahrada bir adam çırılçıplak kazayı-hacete oturmuş. Hem edep yri görünüyor, hem
    de koku geliyor. Sen mecbursun; hem burnunu tutacak, hem de gözünü
    kapayacaksın. işte dünyanın hali. Ondan kurtulmak için hem gözünü kapa, hem de
    burnunu tut...
    Dünyaya ihtiyacın kadar bağlan! kalpten sevme; Nesibin ne ise gelir üzülme..!
    06. Makale: HALKI BIRAKMAK
    Halkı Allah’ın izni ile bırak, yine O’nun emri ile arzularından geç. Bir ayet-i
    Kerimede şöyle buyrulur:
    - “ Eğer inanıyorsanız, Allah’a güvenin... ”
    Kendini Allah’ın fiiline, iradesine terket. Saydıklarımızı yaparsan, ilahi emirlere bir
    kab olursun.
    Halkı bırakmak; onların elinde hiçbir iyilik veya kötülük olmadığına ve
    olamayacağına inanmakla olur. Bütün kuvveti Allah’tan görüp, halkın elinde
    mevcut olan bir şey görmeden Allah’ın kudretini tasdik etmekle mümkün olur.
    Kendini bırakmana gelince: Hak’ka teslim olman ve sebepleri bir yana atmanla
    olabilir.
    Kendinden hiçbir hareket görme, gücüne kuvvetine mağrur olma. Bu halinde
    kendini hor görüp, özünden nefret etme. Hak’ka teslim ol; O’nun emirlerine göre
    hareket et. Şunu iyi bil ki, her şeyi evvel ahir yapan Allah’tır...
    Sen ana karnında bilinmez bir nesne iken, O besledi ve bu aleme getirdi. Ve yine
    sen, beşikte her şeyden habersiz yatarken esirgeyen O oldu. işte o eski hallerini
    düşün ve Hak’ka güven.
    ilahi tecelliler önünde yok olmak şöyle olur: Başta hiçbir istek sahibi olmamak
    gerekir. Bunu yaptığın an, her arzun yavaş yavaş ölmeğe başlar. Dileklerin yok olur.
    Daha sonra iraden ölmeğe başlar. işte bundan sonradır ki, ilahi tecelli seni kaplar.
    Hiçbir meramın olmaz. Hak’kın isteğinden başkası sende hüküm süremez olur.
    Kalbin sakin, vücudun rahat, gönlün geniş, yüzün nurlu... Her şeyden elini çeker,
    yalnız yaratanla meşgul olursun. Hak varlığı ile zengin olursun...
    Bu halinle seni kudret eli çevirir, ezel dili seni çağırır. Hak sana bilgiler öğretir.
    Türlü nevi kisveler giydirir. Ezeli ilimlerden sana nasip gelir. Gönlün açık olur.
    Kötülükler onda eğlenmez. Her kötülük onda erir. Varlığın Hak arzusu ile dolar.
    Böylece senden çeşitli kerametler zuhura gelir. O haller senden görünür, ama
    aslında Hak’tan gelir. işte böylece, Hak için gönlü kırıklar zümresine dahil olursun.
    Bunlara, “Münkesiret’ül – Kulub “ tabiri kullanılır. Zikrettiğimiz o değerli insanlar
    için Allah-ü Teala şöyle buyurur:
    - “Benim için kalbi mahzun olanlarla olurum.”
    Bu Kudsi bir hadistir.
    Muayyen bir zaman için halin böyle gider, ardan zaman geçer; evvelce mahrumu
    olduğun pekçok dünyaca hoş tanınan nefsi zararsız isteklerine kavuşursun.
    Peygamber S.A. efendimiz bu duruma işaret ederek şöyle buyurur:
    - “ Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi. Kadın, güzel koku, gönlümü hoş eden
    namaz... ”
    Bütün kötü arzun, hevesin kırılmadıkça, Hak, seninle olmaz. Bu hevan ve hevesin
    yok olunca da sende hiçbir şey durmaz olur artık. Sende ne iyilik eğlenebilir, ne de
    kötülük. Ne akıl kalır, ne de fikir. Hiçbir şeyi seçemez olursun. Varla yok arasında
    bir hal alırsın. Allah seni öldürür, yeniden diriltir. Sende, yeni ve bambaşka bir
    irade zuhura getirir. Her isteğini o irade ile istersin. Bu hale ki geldin ve her isteğin
    buna ki uydu; Hak Teala kendine izafe ettiğin mevhum varlığını alır, seni yok eder.
    Bu halle sonunda: Münkesiret’ül-kulüb zümresine dahil olursun... Bu makamda
    haberin olmadan çeşit çeşit hikmetli işler olur. Sonra benliğin erimeğe başlar.
    Böylece iş sonuna varmış olur. Ve Hak’ka kavuşmuş olursun; yani, lika hasıl olur...
    Her iş tamam olur. Bütün çalışmalar bunun içindi zaten... işte: Münkesiret’ül
    kulüb’un asıl manası budur.
    Yukarıda bahsedilen cümlesini biraz izah edelim: Bunun manası; tam bir sükun ve
    tumaninet halidir... Yani yukarıda arzedilen hale girmek ve onda tambir olgunluk
    peyda etmek demektir. Bunu daha açık anlatmak için Allah’u Teala’nın,
    Peygamberi (S.V.) lisanı ile buyurduğunu dinleyelim:
    - “Kulum bana ibadet etmekle yaklaşır, ve onu severim... Sevince de tutan eli,
    işiten kulağı, gören gözü, yürüyen ayağı olurum, hep işlerini benimle görür... “
    Diğer bir rivayette şu cümleler de vardır.
    - “Benimle işitir, benimle tutar, benimle aklı erer... ”
    Bu hal ancak - kendinden geçiş – ile başlar. Bu iş, güç değildir, halkı bırakman
    kafi...
    Halk; hayır ve şerden ibarettir. Sen de böylesin, hem hayırlısın heh de şerli...
    Halkın hayrını ve şerrini isteme... Yalnız Hak’kı tut, ötesini bırak. Yine Kader-i
    ilahide hayır ve şer vardır. Sen bu halde bulunmadıkça Allah seni şerrinden korur,
    hayrı denizine atar. O zaman hayrına kab olur, her çeşit nimete kavuşursun...
    Süküna rahata, hoşluğa ve nihayet her güzelliğe kaynak olursun...
    Fena (1), Müna (2), Müptega (3) bunlar ayrı ayrı tasavvuf mertebesidir. Velilerin
    son durağı buralardır. Bunlara yönelmek öyle bir istikamettir ki, geçmişteki evliya
    ve ebdal hep bunları istediler. Ta ki, iradelerini Allah’a bırakalar ve O’nun
    iradesine göre hareket edeler. Zaten bu yolun yolcularına demek, bu manayı
    anlatmak içindir.
    Bunların günahı nefsani arzularını Hak’kın iradesine ortak etmektir. Haddi zatında
    onlar bunu unutarak yaparlar. Manevi bir hale kapılı, dehşete düşerler, bu arada
    kendilerini kaybederler. isteklerine kapılma neticesi Hak’ka şirk koşmuş olurlar.
    Sonra, Allah tarafından kendilerine bir ayıklık gelir; Allah’ın rahmeti, merhameti
    yetişir, blundukları halden uyandırır. Onlar da hatalarını anlar, istiğfar eder, tövbe
    ederler... Allah da tövbelerini kabul eder. Çünkü yalnız melekler iradeden
    masumdur... Peygamberler de iradeden değil, kötülükten masumdur. Geri kalan
    mükellef insan ve cinler, ne iradeden, ne de kötülükten masumdur. Şu var ki;
    veliler, kötü arzudan, ebdal de iradeden mahfuzdur, ama masum değildir. Bu şu
    manaya gelir; bazen ufak tefek meyil ederler, sonra Allah merhameti icabı onlara
    yine doğru yolu nasib eder...
    Tümünü Göster
    ···
  2. 102.
    0
    cin nasıl çağırcam
    ···
  3. 103.
    0
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    Tümünü Göster
    ···
  4. 104.
    0
    07. Makale: KALBiN HASTALIĞI
    Nefsini bırak! Ve ondan uzaklaş!.. Nisbî olarak kendine izafe ettiğin mülkten
    ayrıl!.. Hepsini Allah’a (CC) teslim et!.. Ve kalbin kapısında bekçi ol!.. Allah’ın (CC)
    “gönlüne sakla” dediklerini içeri al ve “alma” dediklerini kalbine sokma!.. Kötü
    istekleri kalbinden çıkardıktan sonra bir daha yaklaştırma!.. Bu şeytani arzuları
    kalbten çıkarmak, her halde ona uymamak ve daima muhalefet etmekle olur.
    Allah’ın (CC) iradesi dışında bir şey isteme!.. O’ndan (CC) başka bir şey istemek boş
    bir temennidir. Akılsızlıktır. Sakın böyle bir hevese düşme!.. Telef olursun.. Helak
    olursun!.. Hakk’ın (CC) merhametinden uzak kalırsın.
    Sonuna kadar Allah’ın (CC) emirlerini tut!.. Sonuna kadar yasak ettiği şeylerden
    kaç!.. Sonuna kadar O’nun (CC) kaderine teslim ol!.. Yarattığı şeylerden hiç birini
    O’na (CC) ortak yapma. Şirk koşma!..
    isteğin, arzun, şehvetin, hepsi O’nun (CC) yarattıklarıdır…
    isteme! Kötü arzularına kapılma! Şehvete düşkün olma!.. Ta ki müşrik olmayasın!..
    Ayetten: “Bir kimse Rabbına (CC) kavuşmayı istiyorsa, yarar iş yapsın. Rabbı (CC)
    için yaptığı ibadetlere şirk katmasın.”
    Şirk, yalnız putlara tapmak değildir. Kendi şahsi arzu ve isteklerinde tesir görerek,
    uyman da bir nevi şirk ve putperestliktir. Dünya ve onun metaından, ahiret ve onun
    nimetlerinden herhangi birine gönül kaptırarak, seni Yaratanın (CC) sevgisini değil,
    bunlardan her hangi birinin sevgisini üstün tutarsan, şirk etmiş olursun…
    Bunlardan herhangi birine kapılman, gizli şirktir. Bunun için, daima sakın, onlara
    yanaşma, kork, emniyet etme. Gafil olma!…
    Her şeyi iyice tahkik et! Ancak bu halle rahata kavuşursun. Kendini hiçbir hal ve
    makama sahip yapma. Ama bir makama sahip bulunuyorsan bırakıp da kaçma! Sana
    manevi bir vazife verilirse ve bir makama çıkarılırsan herhangi birini seçme! Çünkü
    Allah-ü Teala (CC) her an bir iş yapar! Tağyir eder, tebdil eder… Ayetten: “Kişi ile
    kalbi arasında gelip geçeni O (CC) idare eder.”
    Uçsuz bucaksız bir varlık bul, kendini muayyen ölçülere kaptırma. Muayyen bir
    çerçeve içersinde kalırsan, doğruluğunu haber verdiğin yanlış olabilir. Kalacağını
    haber verdiğin nesne, bakarsın ki kaybolmuş… Hakk’ın (CC) iradesine tabi ol ve
    hiçbir şeye karışma!.. Keşif ve keramet nevinden sayarak, bir şeyler söylersin, ama
    aksi olunca utanır, rüsvay olursun… Sana bu halde yine bir vazife düşer; halini
    saklamak… Ve senden başkasına bunları duyurmamak… işte bu, tam sebat ve beka
    halidir. Bunların Allah (CC) tarafından, sana bir hediye olarak verildiğini bil. Bu
    hale şükür etmek için O’ndan (CC) yardım iste. Başkasına göstermemek için ört.
    Eğer bu haller gider de, yerine başka bir hal gelirse, üzülme; onda da çeşitli
    bilmediğin nimetler gizlidir… ilim vardır… irfan, marifet vardır; ayıklığını arttırır ve
    edep terbiye öğretir sana… Bir Ayet-i Kerime de şöyle buyurulur:
    - “Biz hiçbir ayeti, ondan daha iyisini veya benzerini getirmemek şartı ile
    değiştirmeyiz… Allah’ın (CC) her şeye kadir olduğunu bilmiyor musun?”
    Allah’ın (CC) kudretini küçük görme!.. Takdir ve tedbirde, O’nu (CC) itham etme…
    O’nun (CC) vaadinin doğruluğunda şüpheye düşme… Hz. Peygamberi (SAV) kendine
    örnek al… O büyük insana (SAV) inen ve mushaflarda yazılan, dillerde okunan bazı
    ayetler kaldırıldı… Bazısı değişti, yerine başka ayet geldi… Biraz önce haber
    verdiğinin aksini az sonra söyledi. Ama bu hal zahirde böyle oldu. Öbür yönünü,
    ancak, Allah’la (CC) kendi arasında bir iş olarak kabul ederiz…
    işte yukarıda anlatılan hale işaret ederek Peygamber (SAV) Efendimiz şöyle
    buyurur:
    - “Kalbimde değişik haller olur, bu yüzden her gün yetmiş defa istiğfar ederim.”
    Diğer rivayette “Yüz defa.”
    Peygamber (SAV) Efendimiz, daima hal değiştirirdi. Bir halden diğer hale geçer ve
    olgunluğa doğru ilerlerdi. Gayb aleminin hazinelerine ererdi. Çeşitli manevi
    süslerle süslendi. işte efendimiz böyle yükselirdi. Her yükseldikçe de evvelkinin
    noksanlığını anlar; mahdut bir halde kalmayı noksan sayar, istiğfar ederdi. Kendisi
    yaptığı gibi Ashabına (RA) da istiğfar telkin ederdi. Çünkü istiğfar ve tevbe halinde
    bulunmak kulun vazifesidir. insana en çok yakışan şey, istiğfar ve tevbe etmektir.
    Bütün kötülükleri, bir daha yapmamak şartı ile bırakmak babası Hz. Adem’den
    (AS), Hz. Rasulallah’a (SAV), O’ndan da (SAV) bizlere veraset yolu ile geldi… Ki
    Adem aleyhisselam’ın her yanını zulmet kaplamıştı; işte o zaman istiğfar etti, sonra
    karanlık açıldı, her yanı nur kapladı; kurtuldu. Çünkü O (AS) bir zamanlar ahdi
    unuttu. Dar-ı Selam’da daimi kalacağını, Rahmân ve Mennân olan Allah (CC),
    kendisini Cennetten çıkarmayacağını sandı… Melekler kendisini daima selamlar,
    övmelerle geleceğini tahmin etti. Böylece nefsine uydu ve her şeyi unuttu… iş
    değişti. O güzel süslerden soyundu, saltanat gitti. Derecesi düştü… O nurlu alem,
    aniden karanlığa gömüldü. Önceki safiyet bozuldu.
    Böylece her şey elinden alındıktan sonra işin nereden geldiğini anladı. içinde
    bulunduğu büyük safiyeti düşündü… itiraf yolunu tuttu. Unuttuğunu, hata işlediğini
    itiraf etti. Kendi kendine istiğfar telkin etti:
    - “Ya Rabbi (CC)! Biz nefsimizi kötüledik, kirlettik, bizden mağfiretini,
    merhametini esirgersen, sonumuz fena olur.”
    Bu tevbe ve itirafa karşı kendisine hidayet yolları göründü. Nasıl işler yapacağı
    bildirildi. Ve O (AS), o tevbedeki gizli marifet nurları ve bundan evvel kendisine
    keşfolunmayan iyilikleri öğretildi. Ve neticede şuna kani oldu:
    - “Bütün kaybettiğim haller bana tevbe yolu ile açılacaktır.”
    Her şey değişti… istek şimdi başka oldu. Hal başka hal oldu. Büyük bir saltanat
    geldi. ilk önce dünyada bir velayet-i Kübra; sonrası da ahirette… Dünya kendine ve
    evladına yer oldu. Ahiret ise ebedi bir yuva… Ve sonsuz bir sığınak…Ey mümin!
    Senin için Hz. Adem (AS) ve Hz. muhafazid de (SAV) dostluk ve muhabbet için iyi
    adetler var… Herhalde hatanı bil, tevbe et
    Tümünü Göster
    ···
  5. 105.
    0
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    Tümünü Göster
    ···
  6. 106.
    0
    @88 arkadasim yazilarini silmezssen seni gibayet etmek zorunda kalicam. birak bu cocukca tavirlari. benim burada paylastigim seylerin seriatla hicbir alakasi yoktur.oku faydalanmaya calis.
    ···
  7. 107.
    0
    cin nasıl çağırcam panpa özelden yardımcı olsana bilgim var ve sana kanıtlıyacağıma eminim
    ···
  8. 108.
    0
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz... türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    türkiye laiktir laik halacak...
    şeriat dışarı şeriat dışarı...
    mustafa kemalin askerleriyiz...
    Tümünü Göster
    ···
  9. 109.
    0
    @92 kardesim ne yapicaksin cin cagirmayi sana ne fayda getirecek bir görsen bana gelenleri emin ol degil cagirmak anmak bile istemezssin gereksiz luzumsuz seyler ve hevesler.
    ···
  10. 110.
    0
    @93 arkadasim yasin kac senin cidden merak ettim.
    ···
  11. 111.
    0
    ALLAH'A YAKINLIK
    Manevi bir hal içinde bulunduğun zaman başkasını isteme. iser daha altını, ister
    daha üstünü. Hiçbir makam arzu etme...
    Padişahın kapısına geldiğinde hemen içeri girmeği isteme Zorla içeri alınıncaya
    kadar bekle. Kendi isteğinle değil zorla içeri alınmalısın. Tekrar, takrar istemelisin.
    Pek nazlı da olma...
    içeri girmek için mücerret izinle de yetinme. Seni tecrübe için olabilir, belki de
    padişah tarafından deneniyorsundur... Koşma; bekle. Ta ki seni zorla içeri alsınlar.
    Bu şekilde içeri alınman senin için bir fazilet olur. Saraya bu şekilde girdikten
    sonra, seni kimse tekdir etmez. Tekdir ancak yapacağın kusurdan sonra gelir. O,
    seni bizzat içeri aldıktan sonra, korku da olmaz. Padişahın yaptığından mes’ul
    olmazsın. Ancak kendi isteğinle yaptığın şey sonunda mes’ul duruma düşersin.
    Yaptığın hareket neticesi, sana taarruz vaki olur.
    Bu makamda senin için iyi olmayan şey kendi arzunla hareket etmendir... Sabrın
    azlığı, edebe riayetsizliğin, bulunduğun hale rıza göstermemen senin için hiç de iyi
    olmayan hareketlerdir...
    Saraya girmek sana nasib olunca; başını önüne eğ, gözlerini etrafta gezdirmekten
    sakın. Edepli terbiyeli olarak, verilen her hizmet ve vazifeyi yapmağa çalış. Daha
    fazla yükselmeği isteme...
    Ayet: “ Olara verdiğimiz dünyalıklara gözlerini çevirme, onları tecrübe etmek için,
    dünya süsü olarak kadın verdik. Rabbın sana verdiği rızık, hem hayırlı hem de
    devamlıdır... ”
    Allah-ü Teala, bu ayetle seçkin Peygamberine edep öğretiyor, dolayısıyla bize...
    - < Halini muhafaza et, verilene razı ol... ”
    Buyrulmasındaki Murad:
    - “Sana verdiğim pek çok hayır, peygamberlik, ilim kanaat, sabır, islam dini
    üzerindeki saltanat ve o yoldaki mücadele senin için en büyük nimettir... Ötekilere
    verdiklerimden daha iyi ve güzeldir.
    Bütün hayır haddi bilmekte ve ona razı olmaktadır. Bununla beraber başkalarının
    hiçbir şeyine göz dikmemektedir. Başka bir şeye iltifat etmemektedir. Çünkü o
    baktığın ve arzu ettiğin şey üç kısma ayrılır. Birincisi, senin nasibin olmasıdır.
    ikincisi başkasının nasibi olma ihtimali. Üçüncüsü, ne senin ne de başkasınındır.
    ihtimal ki; Allah’ü Teala, onu bir tecrübe vasıtası olarak yaratmıştır...
    Baktığın şey her ne ise... Eğer o, sana nasip olmuşsa ihtirasa düşüp ardından koşsan
    da gelir koşmasan da. istesen de gelir, istemesen de Bu hale göre, mutlaka onu
    elde etmek için çırpınman ve edebe uymayan bazı hareketler yapman sana
    yakışmaz. Bu hal, ilim ve akıl ölçüsüne vurulursa hiç de sevilen bir şey olarak
    meydana çıkmaz.
    Eğer o şey, başkasının nasibi ise... çırpınman niçin?.. Çünkü o şey sana hiçbir
    zaman gelmez.
    Yine o şey, ihtimal ki hiç kimsenin nasibi değildir, fitne ve tecrübe için
    yaratılmıştır. Böyle olduğuna göre, akıllı olan kimse nasıl nefsi için, böyle bir
    fitneyi ister. Ve kendine celb etmeği arzu eder?..
    Bu izahlardan anlaşılıyor ki; bütün selamet ve iyilik, manevi hali muhafazada ve
    haddi tecavüz etmemededir...
    Avuç içi kadar dar yerde de kalsan, geniş sahalara da çıksan, her ikisi de sana göre
    musavi olmalı... Ve yukarıda anlattığımız halini ve edebini muhafaza etmeğe
    çalışmalısın. Başını önüne eğ. Çok edepli ol... Daha da üstün vazife görmeğe çalış.
    Çünkü padişaha en çok sen yakınsın, senin kabahatin de çabuk görülür. Bu
    sebepten senin için tehlike daha fazladır.
    Bulunduğun halin daha üstüne ve daha aşağısına geçmeği isteme. Orada sabit
    kalmayı, baki olmayı arzu etme. Bulunduğun vazifenin şeklini değiştirmeğe
    yeltenme... Böyle bir şey yapmağa senin bir selahiyetin yoktur. Böyle bir şey
    yaparsan nimetleri inkar yolunu tutmuş olursun; bu ise, dünya ahirette sahibini
    utandırır...
    Sonuna kadar, anlattığımız şeyleri yapmağa çalış... Neticede öyle bir hale gelirsin
    ki, o halde senin için bir makam verilir. Seni ondan hiç ayırmazlar. Sen de onun,
    Allah tarafından bir vergi olduğunu anlarsın. Böyle oluşun delili ve beyanı
    meydandadır, bunu bilir ve o halin devdıbına çalışırsın...
    Veliler için haller vardır. Ebdal için makamlar vardır. Ve sana hidayeti Allah nasip
    edecektir...
    Tümünü Göster
    ···
  12. 112.
    0
    KEŞiF VE MÜŞAHEDE
    Allah sevgililerine ve bunlardan bir kısım olan Ebdale, akıllara durgunluk veren,
    adet ve resmiyeti ortadan kaldıran Ef’al-i ilahi’nin tecellisi açılır. Bu tecelli iki
    kısma ayrılmıştır: Cemal, Celal sıfatlarının tecellisidir. Celal, aynı zamanda azamet
    manasına da gelir. Bunların tecellisi kalbe çok giran (*) gelir. insanı müthiş sarsar.
    Bu hal kalpde olur fakat zahiri duygulara da sirayet eder. Bazen görülür ve işitilir.
    Bu hali, bir ravi, Peygamber (S.A) efendimizden nakletmiştir:
    Namazda, yemek kabının kaynamasına benzeyen bir ses işitilirdi. Bu ses kalbden
    gelmiş ve zahirde de işitilmiştir. Bu hale sebep, Allah’ın Celal sıfatının tecellisini
    görmesi ve azamet-i ilahi’nin keşfolmasıdır... Bu hale benzer şeyler Hz.
    ibrahim’den (A.S) keza, Hz. Ömer (R.A) rivayet edilmiştir...
    Cemal sıfatının tecellisine gelince: Bu sıfatın tecellisinde kalb nurla dolar ve
    bununla boş olur. Bu halde kalb rahat eder. Lütuflara erer. Güzel konuşmaları
    burada duyar. Güzel sözleri bu halde işitir. Bununla beraber, kendisine yüksek
    hediye müjdeleri burada verilir. Ve yüksek derecelere çıktığı kendisine burada
    haber verilir. Bu öyle bir makamdır ki; bundan sonrasında kulun hiçbir dahli olmaz.
    Her şey ezeli nisbete bağlanır. Kalem kurur. Artık taksim ne ise o gelmeğe başlar.
    Allah fazlını ve rahmetini istidatlar nisbetinde verir, rahmet ve şevkatini onlara
    ispatlar. Bu hal ecel gelinceye kadar devam eder. Ki, bu malum olan ölüm
    zamanıdır. Bundan sonra daha fazla açılır. Perdeler kalkar. Yükseldikçe yükselir.
    Bunun dünyada verilmemesinin sebebi, Allah’ karşı olan sevgi ve muhabbetlerinin
    onları bir tehlikeye zütürmemesi içindir. Sonra takatları kesilir. Helak olurlar, zayıf
    düşer, ibadetlerini yapamazlar. Halbuki onlar ölünceye kadar ibadet etmekle
    mükelleftirler. Bunlara, bu maddi hayatta tam tecelli etmemesi ve tam tecelliyi
    öteki aleme bırakması O’nun merhametinin eseridir. Böyle yapmakla sevdiklerinin
    kalplerini tedavi eder. Terbiye eder ve madde alemi ile manevi alemi bu şekilde
    idare eder. incelikleri bilen ve hüküm veren O’dur. Kullarına lütfunu, merhametini
    esirgemeyen O’dur...
    Bu halleri anlatan bir rivayet Hz. Rasulullah’tan şöyle nakledilmiştir:
    Efendimiz, maddi alemle biraz meşgul olduğu zaman:
    - “Ey Bilal, bizi biraz dinlendir. Ezan oku da namaza kalkalım... ”
    Buyurmuştur. Bunu, anlattığımız güzellikleri görmek için söylemiştir... Yine bu
    sebeple şöyle buyurmuştur:
    - “Namaz, gönlümün sürurudur... ” (**)
    (*) Bıktırıcı, fena, katı
    (**) Sevinç
    Tümünü Göster
    ···
  13. 113.
    0
    NEFiS VE HALLERi
    Bu kadar külfetler içerisinde, varlığını gösteren yalnız Allah’ü Taala’dır. Bundan
    sonra nefsin gelir. Muhatap olarak meydanda da sen varsın.
    Nefis; başta Allah’ın zıddıdır. Halbuki her şey sahiplidir. Böyle olduğu için nefis,
    hem yaradılış itibariyle, hem de mülk olarak Allah’ındır. Bu arada nefse boş iddia
    ve arzu, bir de kötülükleri ile sevinmesi kalır.
    iş böyle olduğuna göre, sen, Hakka uyarak nefsine muhalefet edesen; Allah için
    nefsine hasım olmuş olursun... Allah-ü Taala, Davud’da (A.S) şöyle buyurdu:
    - “Ya Davud, ben daimi kuvvetinim, bu kuvvetini nefsine düşman olarak ibadete
    vermeğe çalış. “
    Ey mümin, eğer sen de böyle yapar ve bu halde kalırsan, kulluğun ve Allah’a karşı
    olan bağlılığın doğru olur. Rızkın ne ise... rahat, güzel, hoşolarak gelir; aziz ve
    mukerrem olursun. Ve her şey sana hizmet etmeğe başlar. Sana tazim ederler,
    hürmet ederler... Çünkü onlar yaratanına bağlıdır. Sen ise onun sevgili kulusun.
    Onları Hak yaratmıştır. Onlar da bunu ikrar etmektedirler. Nasıl ki; Allah-ü Taala
    bunu şu ayetlerde haber vermiştir.
    - “Allah’ı tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, lakin siz onların tesbihini
    anlayamazsınız.”
    - “ Göğe ve yere isteyerek veya zorla geliniz... diye buyurdu. Onlar da dediler:
    - isteyerek geldik... ”
    ibadetin başı nefse muhalefet etmektir. Allah-ü Taala buyurdu:
    - “Nefsine uyma; nefs seni Allah yolundan ayırır.”
    Davud’a da şöyle buyurmuştur:
    - “Ey Davud, nefsini bırak, çünkü o, daima münazaa çıkarır. “
    Beyazid-i Bestami’den (Rh.) bir rivayet vardır. Beyazid mana aleminde tecelli-i
    ilahiye nail olur ve sorar:
    - “Yarabbi, sana nasıl gelinir?
    Şu cevabı alır...
    Nefsini bırak da gel...
    Beyazid der ki:
    Nefsimi bıraktım, yılan soyunduğu gibi ben de nefsimden soyundum... Her hayrın
    ve her güzelliğin onu bırakmakta olduğunu gördüm... ”
    Eğer takva halinde isen, nefsine daima muhalefet et... Halkın varlığını kalbinden
    çıkar. Onlardan her hangi bir şey bekleme. Onlara minnet etme. Onlara güvenme,
    onların elindeki dünyalığa göz atma. Onların iyiliği seni sevindirmesin, kötülükleri
    de gücendirmesin. Onların hediyesini, sadakasını, zekatlarını, adaklarını bekleme.
    Şayet senin mal, mülk sahibi bir adamın varsa sakın mirasına konmak için ölümünü
    .isteme...
    Halkı hakikaten kalbinden çıkar. Onları kah açılan, kah kapanan bir kapı bil. Onları,
    meyvesi bazen var, bazen de yok olan ağaçlar gör... Bu işlerin hepsini bir faile
    bağla ve bir müdebbirin tedbiri kabul et. Bu fail ve müdebbirin de Allah olduğuna
    inan ki, muvahhid olasın.
    Bu anlattığımız şeyleri kabul etmekle beraber kulların çalışmasını da inkar etme...
    Sonra cebriye mezhebine girmiş olursun. Her ikisini birleştirirsen cebriye
    mezhebinden kurtulursun. Allah’ın yardımı olmadan onların işi tamam olmayacağını
    iyi bil. Allah’ı unutarak onlara tapma. Bunların yaptığı, Allah’ın işinden ayrıdır,
    deme. Hakkı inkar etmiş olursun. Kadriye mezhebine girmiş olursun. Allah, gücü
    kuvveti verir, kullar da yapar, de...
    Bu hükümlerde Allah’ın emri ne ise ona bağlan. Bunlardan haddi aşmayarak
    kısmetin ne ise onu al. Allah’ın hükmü, sana ve bütün mahlukata kendi verdiği
    hükmü ile olur. Sakın sen hakim olmaya kalkmayasın. Sen de onlar gibi kader-i
    ilahinin çizgisi dahilindesin. Kader ise karanlıktır. Karanlığa lamba ile gir. Bu lamba
    da Allah’ın kitabı, Peygamberin sünnetidir. Sakın bu ikisinden ayrılma... Eğer bir
    hatıra kalbine gelirse ve sıkışık durumda kalırsan, onu derhal kitap ve sünnet
    ölçüsüne vur... Mesela, zina etmek, gösteriş yapmak gibi şeylerden olduğunu
    görürsen, facir (*) ve fagiblerle (**) birleşmek gibi şeyler olursa –ki bunlar haramdırsakın
    yapma... Derhal bu gibi düşünceleri bırak... Bunlardan başka haram şeyler
    olursa hemen ört... kaç... Kabul etme, amel etme... Bu gibi şeylerin şeytan
    tarafından sana hatırlatıldığını bil.
    O sana gelen hatıranın, mübah olan arzulardan, evlenmek, yemek, içmek
    nev’inden bazı şeyler... yine yapma. ihtimal ki aklın ermediği bazı kötülükler onda
    gizlidir. Mesela bakarsın sana bir fikir gelir:
    - Bu müşkülün için falan yere git; oradaki falan zata arz et...
    Halbuki senin o zata ihtiyacın yoktur. Belki de senin ilmin, irfanın daha üstündür.
    Bunları da onunla anlıyorsun. Burada biraz dur. Hemen oraya koşma...
    Bazen de kendi kendine dersin:
    - Herhalde bu Allah tarafından ilhamdır, bununla amel edeyim...
    Hayır bunu da yapma! Bu işte de hayırlısını bekle... Bunun Hak tarafından olduğunu
    anlamak için, o ilhamın sana tekerrür halinde gelmesi lazımdır... Yahut sana, o işi
    yapman için manevi bir emir verilir, o zaman yaparsın. Allah için bilgi sahibi
    olanlara bu gibi şeylerde bazı alametler zuhur eder; bunu da ancak akıllı veliler ve
    ebdal zümresi bilir.
    Bu anlatılan şeyleri sakın yanlış anlama... Bunlar, emir ve yasakların haricindeki
    şeylere aittir. Şer’i hükümlere uyman ve tamamiyle tatbik etmen lazımdır. Aksi
    halde manevi alemden hiç nasib alamazsın...
    Doğruyu bilen ve o yolda hidayet eden Allah’tır...
    (*) Fena huylu, günahkar
    (**) Allah’ın emirlerini tutmayan
    Tümünü Göster
    ···
  14. 114.
    0
    ŞEHVETiN BEYANI
    Fakirlik halinde, geçim durumundan aciz kaldığın zamanda, nikah işiyle
    karşılaşırsan, bu halinde de sabreder beklersen; Hak taala, ya senin başından bu işi
    giderir, yahut sana bir kolaylık verir evlenirsin, yahut muhafazası altına alır
    geçimini kolaylaştırır. Böylece dünyada güçlük göstermeden, ahirette de sıkıntıya
    sokmadan istediğini sana verir ve sabrından dolayı sana: Sabırlı, haline şükreden
    ismini verir...
    Eğer evlenmek senin nasibinde varsa, ister istemez olur; olunca yaptığın sabır şükre
    çevrilir... Allah’u Taala hazretleri ise şükredenlere bol ihsanlar vereceğini şöyle
    vaad etmiştir:
    - “Eğer şükrederseniz nimetimi arttırırım, küfür yoluna saparsanız azabım
    şiddetlidir.”
    Eğer evlenmek sana nasib değilse, o arzu kalbden çıkar gider. Nefis istese de
    istemese de bu yazılan olur.
    Her halinde sabra devam et. Kötü arzularına muhalif ol. ilahi emirlere boyun eğ.
    Kazaya razı ol. Bu halinden dolayı da Allah’tan iyilik um. Çünkü, Allah’ı Taala şöyle
    buyurdu:
    - “Sabredenlerin mükafatı bol verilecektir.”
    12. Makale: DÜNYALIĞI SEVMEK
    Allah-ü Taala sana mal verir; sen de Allah’ı unutur malla uğraşırsın, o malı sana
    kara bir perde yapar. Dünyayı , ahireti göremez olursun. Yalnız malı bilirsin. Çok
    kerre de malı alır, seni değiştirir. Fakir eder, zelil eder. Çünkü sen, asıl nimeti
    vereni unuttun, nimetle meşgul oldun...
    Eğer, o mülk seni meşgul etmez de, ibadetinle de uğraşırsan, sana hediye olarak
    verilmiş olur, bir tanesi bile eksilmez. Mal sana hizmetçi olur. Sen de yaratana
    ibadet edersin. Böylece dünyada rahat, güzel geçinirsin. Ahirette ise sıddıklar,
    şehitler, salihlerle beraber olursun...
    ···
  15. 115.
    0
    mesaja bak...
    ···
  16. 116.
    0
    karedş doğru diyon ama tecdid-i iman için amentü duasını okumanızı tavsiye ederim ve abdest alıp beş vakit namaz kılmanızı avsiye ederim.
    ···
  17. 117.
    0
    @101 kardesim benim inan allah icin bütün dini farzlarimi tamamiyle yerine getiren biriyim allahu teala kabul ederse.
    ben sadece yoldan belkide sapmis arkadaslara biraz imanlarini tazelemelerini saglamaya calisiyorum.
    ···
  18. 118.
    0
    sonrasinda arkadaslara biraz havas ilminden bahsedecegim.
    ···
  19. 119.
    0
    ALLAH'IN EMRiNE TESLiM OLMAK
    iyiliğin gelmesini, kötülüğün gitmesini isteme... Eğer kısmetinde sana gelecek bir
    nimet varsa, istesen de gelir, istemesende... Bela da aynı... Eğer sana gelecek bir
    bela varsa, kaçsan da gelir, dursan da... istersen o belanın kalkması için duaya
    sarıl.. istersen sabret. istersen Allah için kendini bir yere attır; elbette gelecek
    olan gelir...
    Sana lazım olan bunların hepsinde Hakka teslim olmaktır. Hepsini ona teslim et.
    Eğer nimet gelirse şükretmeğe başla!.. Bela da gelirse sabretmeğe çalış. Belayı hoş
    gör... Onu da bir nevi nimet bil. Gizlemeğe çalış! Gücün yettiği kadar gidermeğe
    gayret et. Hele onu her yerde anlatmaktan sakın. Allah’ın sana verdiği manevi
    halin kuvveti ile ve gittiğin yolun icabı olarak bunları yapmak mecburiyetindesin.
    Öyle bir yoldasın ki, Hak’ka taatla ve her şeyi hoş görmekle emrolunmuşsun. Ancak
    böyle refik-i Ala’ya çıkabilirsin. Bu hale gelince senden evvelkilerin yerine
    makdıbına varırsın. Senden evvel padişaha gidenleri ve yaklaşanları orada bulursun.
    Onun yanında her iyilik yolunu, rahatı, kerameti ve nimeti görürsün; kavuşursun.
    Belayı bırak gelsin, seni ziyaret etsin... Yolunu aç. Kapama. Önünde durma. Sana
    gelmesinden ve seni yoklamasından korkma. Nasıl olsa, onun ateşi cehennemin
    ateşinden daha şiddetli değildir.
    Yaratılmışın hayırlısı, yerin yüklendiği, semanın gölgelendirdiği, varlığın gözdesi
    Efendimiz muhafazid Mustafa (s.a.v.) den şöyle bir Hadis,i şerif rivayet edilmiştir.
    - “ Kıyamet günü cehennemin üzerinden geçildiği zaman, cehennem bağıracak,
    çabuk geç! Ey mümin nurun alevimi söndürdü.”
    O cehennemin ateşini söndüren nur, ancak dünyada kazandığın ve beraber
    zütürdüğün iman nurudur. O nur, hem isyan eden, hem de itaat edende vardır.
    Ama isyan eden ondan faydalanamaz...
    işte dünyadaki bela ateşini de söndüren bu nurdur. Sen de eğer sabreder Hak’ka
    uyarsan mükafatını görürsün. Belanın sana gelmesi seni heyecana düşürmesin.
    Yaklaşması seni çekindirmesin. Çünkü bela seni öldürmek için gelmez, seni tecrübe
    etmek için gelir, imanın sıhhatini ölçmek için gelir. Hak’ka olan bağlılığını
    kuvvetlendirmek ister. Senden memnun olur. Seni Hak’ka müjdeler... Allah-ü Taala
    buyurdu:
    - “Biz sizi imtihan ederiz. Ta ki, içinizdeki mücahitleri anlayalım... Ve işlerinizden
    haberdar olalım. “
    Hakka karşı imanın doğru olması ve O’nun işlerine boyun eğmek muvafakat
    göstermen yine O’nun sana bir lütfu ve merhametidir. Bunu böyle bil ve sonuna
    kadar sabra devam et. Hak’ka uyar bir müslüman ol. Artık bu halle bezendikten
    sonra, senden ve başkasından Allah’ın emirlerini yapmaktan başka bir şey bekleme.
    Ve yasaklarından kaçmaktan başka bir şey umma.
    Her hangi bir yerde dini emirlere dair bir şey olursa derhal ona koş. Onları doğru
    işitmeğe çalış. Yerine getirmeğe gayret et. Derhal harekete geç, miskin miskin
    oturma. Kadere teslim olup kalma... Zuhurata uyup durma. Allah’ın emirlerini
    yerine getirmek için bütün gücünü kuvvetini sarf et. Aciz kalırsan Allah’tan yardım
    iste. O’na tazarru et, yalvar. Acaba:
    - “Niçin ibadetten geri kaldım? “
    De ve sebebini araştır. Belki de buna sebep senin bazı lüzumsuz şeyler istemen
    olmuştur. Belki de bazı edebe uymayan haraketler yapmışsındır. ihtimal ki, ibadete
    gevşek davrandın, gücüne kuvvetine güvendin... Ve nihayet bilgine güvendin, nefsi
    ve halkı, Allah’a karşı ortak yaptın. Netice, bunların hepsi senin helakına sebep
    oldu. Mevla da sana bu yüzden rahmet kapılarını kapadı. Taatından azletti.
    Hizmetinden kovdu. Yardımını kesti. iyilik yüzünü senden çevirdi. Ve nihayet sana
    kızdı, darıldı. Dünyayı, nefsi, şahsi arzuları senin başına bela etti...
    iyi bilmelisin ki, bu gibi adi işlerle uğraşmak, iyi meşguliyet değildir. Bunlarla
    uğraşmak seni yaratanın, besleyenin rahmetinden uzaklaştırır...
    Sakın mevlaya ibadet etmekten, seni mevlanın gayri alıkoymasın. Allah’tan başka
    ne varsa hepsini gayri olarak bil. Ve bunları Hak’ka tercih etme... Çünkü seni onlar
    değil Allah yarattı. Sakın kötülükleri yaparak nefsine zulmetme. Eğer, yratanın
    emirlerini bırakıp, başkasıyla uğraşırsan seni ateşe atar. Öyle ateş ki; onu
    tutuşturan insanlar ve küfür taşıdır. Sonra pişman olursun fakat beyhude. Özür
    dilersin kabul olunmaz. itap(*) olunmaya razı olursun fakat yine hiç. Tekrar iyilik
    yapmak için dünyaya dönmek istersin, kimse seni gönderemez.
    Özüne acı, acı... Ona merhamet et. Sana verilen duygularını iman yolunda, iyi
    işlerde, taat ve ibadet yolunda kullan. Bunlarla marifet kazan, ilim öğren. Bu
    ibadet ve marifet nuru ile karanlıkları aydınlatmağa çalış. Emri tut. Yasaklardan
    kaç. Hak yolda bu ikisi ile yürü. Seni, ilk önce topraktan insan yapan halikini inkara
    kalkışma!..
    O’nun emrinden başka bir şey isteme. Ve O’nun kötülediği şeylerden başkasını kötü
    görme. Dünya ve ahiret için elindekiyle yetin. Dünya ve ahiret için kötülediğimiz
    şeyleri kötü olarak bil.
    Her sevilen, istenen Allah için istenmeli. Ve her istenilmeyen yine, O’nun için
    istenmemeli.
    Eğer sen, Allah’ın emrinde olursan, bütün canlılar da senin emrinde olur. Ve eğer
    Allah'ı’ yasak ettiği şeylerden kaçarsan bütün kötülükler de senden kaçar. Nerede
    bulunursan bulun daima iyilikle karşılaşırsın.
    Allah-ü Taala hazretleri Peygamberlerine gönderdiği bazı kitaplarda şöyle
    buyurmuştur:
    - “Ey ademoğlu! Ben öyle Allah’ım ki benden başka ilah yoktur; bir şeye ol dersem,
    olur. Bana itaat edersen, seni de benim gibi yaparım. Her neye ol desen olur!..”
    Yine buyurmuş:
    - “Ey dünya! Bana ibadet edene sen yardım et... Sana koşanı da yor!..
    Allah’ın yasak ettiği bir şeyi yapmakla karşılaşırsan şöyle ol: Mafsalların birbirinden
    ayrılmış, duygun yok olmuş, kalbin kırılmış, cesedin ölü, ümitlerin kırılmış, adet ve
    resmiyeti unutmuşsun. Gözünde bütün sahra karanlık ve bulunduğun yeri
    yıkılıyormuş gibi gör. Bina eskimiş, tavan çökmek üzere. Böylece oturduğun yerde
    hissiz, duygusuz kal. Kulağın sağır olsun, sanki öyle yaratılmışsın bil. Dudakların
    oynamaz olsun, lisanında lallik olan gibi ol. Dişlerin bir güçlük karşısında kalmış,
    dökülüyormuş farzet. Kolları çolak gibi, bir şeyi tutamaz olsun. Ayakların
    çaprazlaşmış, bir yere gidemiyor, yürüyemiyor gibi gör. Kendini cinsi münasebetten
    aciz bil. Öyle, sanki, cinsi hiçbir şeyle meşgul olmamışsın...
    Karnın hiçbir şey yiyemiyecek kadar dolu olsun. Yemeğe ihtiyaç duyma. Aklın
    bozulmuş olsun, kendini mecnuna benzet. Kabre doğru gidiyormuşsun gibi düşün...
    Hülasa olarak şunları söylemek isterim ki: Allah’ın emirlerini derhal duymağa çalış
    ve koş!.. Yasaklarına karşı olduğun yerde kal, gitme!.. ilahi kader karşısında cansız
    ol, yokluğa gömül, fani ol...
    Bu şerbeti hoşlukla iç... Kendini bununla tedavi et. Bundan gıda al... Günahın
    verdiği manevi hastalıklardan bununla kurtulursun. Nefsin illetini ancak böyle
    temizleyebilirsin.
    Bu işler, Allah’ın izni ve dilemesiyle olur...
    (*) Azarlama, darılma
    Tümünü Göster
    ···
  20. 120.
    -1
    : VELiLERE UYMAK
    Sen nefsine, kötü arzularına taptıkça , velilerin derecesine çıkmayı isteme...
    Halbuki onlar yalnız Mevlaya kulluk ederler. Senin istediğin dünya, onlarınki ise
    ukba...
    Sen yalnız bu dünyayı görürsün, onlar yerin, göğün sahibini görürler.
    Sen halkla ünsiyet edersin, onlar daima Hak la olurlar...
    Senin kalbin, yerdekilere bağlı; onların kalbleri arşa bağlıdır.
    Sen gördüğünü tuzağa düşürmek istersin, onlara gelince, senin gördüklerine iltifat
    etmezler. Yalnız yaratanı görürler ve O’nun emirlerine uymağa bakarlar.
    O, Allah dostları, bulacaklarını Hak’la buldular, ereceklerine erdiler. Sana gelince;
    zavallı bir halde, şehvetine uydun kaldın.. Yalnız dünyayı ve arzularını gördün.
    Halbuki onlar; halkı, arzularını, temennilerini bırakarak bu yola girdiler. Yüksek
    derecelere bu sayade erdiler. Onları bu makama, yaptıkları, ibadet, taat, sena
    zütürdü. Bu da onlara Allah’ın ihsanıdır, ki istediğine verir.
    Onlar; ibadete, taata; Allah’ın yardımı ve verdiği kolaylıkla, bıkmadan usanmadan
    koştular.
    ibadet onlara ruh oldu... Manevi bir gıda oldu.
    Onlar, bu hale devam ettiklerinde dünya başlarına bela oldu. Bir felaket halini aldı.
    Fakat onlar bunu duymadılar. Kendilerini cennet evinde gördüler. Onlar her şeyin
    evvelini aradılar, şimdiki haline aldanmadılar. Hak Taala onları evvelden niçin
    yarattı ve neyi anlattıysa onu öğrenmeğe çalıştılar.
    Yer onların hürmetinde durur. Sema onların duası ile açılır. Ölüm, onların kararı ile
    olur. Bu salahiyeti onlara mevla vermiştir.
    Padişah onları yerin düzeni için yaratmıştır, yer yüzünü onlarla bezetmiştir. Onlar
    hep birden dağlar gibidirler. Hak’ka giden yollar bunlar arasından açılmıştır.
    Malı, mülkü gaye edinip, bunlardan kaçana merhamet yoktur.
    Onlar, yeryüzündekilerin hayırlısıdır. Yer, gök baki kaldıkça onlara selam ve
    saygılar olsun...
    15. Makale: KORKU VE ÜMiD
    Rüyamda, mescide benzer bir yerde bulundum. Orada, her şeyden elini çekmiş
    insanlar vardı. Kendi kendime; bir zatı kastederek şöyle dedim:
    - “Eğer o bunlar arasında olsaydı, bu hallerini islah ederdi…”
    O cemaat etrafıma toplandı. Bana:
    - “Niçin konuşmuyorsun?”
    Diye sordu, ben de şöyle dedim:
    - “Eğer konuşmaya razı ederseniz konuşurum.”
    Sonra onlara şöyle bir konuşma yaptım:
    - “Halkı bırakıp hak yolu tuttuğunuz zaman halktan dilinizle bir şey istemeyin.”
    Devam ettim:
    - “Buna muvaffak olursanız, kalbinizle de bir şey istemeyin. Çünkü kalble istemek,
    dille istemek gibidir.”
    Biliniz ki Allah-ü Teala (CC) her an bir iş yapar, bozar, yeniden yapar… Yükseltir,
    alçaltır…
    Bir kısım velileri en yüksek dereceye çıkarır, diğer bir kısmı en aşağı tabakaya
    indirir.
    Yüksektekilerin korkusu aşağıya düşmektir… istedikleri de bulundukları halde
    kalmaktır. Aşağıdakilerin korkusu da, bulundukları halin devam etmesidir.
    istedikleri ise daha yüksek makama çıkmaktır… Bunları söyledim sonra uyandım…
    16. Makale: TEVEKKÜL VE DERECELERi
    Seni Allah’ın (CC) fazlından ve her işe, O’nun (CC) nimetini görerek başlamaktan ne
    alıkoydu?.. Ancak seni bu hale koyan, Haliki (CC) bırakıp mahluka güvenmen
    olmuştur. Yaratanı (CC) unuttun; yaptığın kara güvendin, Mevla (CC) seni
    nimetlerini görmekten mahrum etti.
    Halk seni, Peygamberin (SAV) çalıştığı gibi çalışıp helal yemekten alıkoyuyor. Sen
    bu halle kaldıkça, onlardan iyilik bekledikçe, kapılarına gidip ihsan ümit edip
    dilendikçe, müşrik sayılırsın. Allah-ü Teala (CC), seni bu halinden dolayı helal
    yemekten mahrum eder. Helal kazançtan, Hakk’a (CC) güvenerek çalışmaktan, seni
    geri koyar, azarlar.
    Sonra… Hele bir zaman halkı bırak. Yaptığın büyük günahtan dön. Helal kazan,
    helal ye. Yaptığın işlere güvenme, Allah’ın (CC) fazlını gör. Allah’ın (CC) sana
    verdiği ihsanı unutma. O’nun (CC) ihsanını unutursan yine şirk yolunu tutmuş
    olursun. ilki kadar büyük olmaz, ama yine de şirktir. Bir gün büyür. Hafi iken, açık
    ve büyük şirk olur.
    Bu haline de tevbe et, şirkin bu derecesini de kaldır. Kârına, kesbine[1] güven, ama
    asıl kuvvet vereni gör. Bu işleri sana kolaylıkla yaptırana ve sebepleri yaratana
    bağlan, seni her hayra muvaffak eder. Çünkü her hayra O (CC) zütürür, rızık O’nun
    (CC) elindedir.
    Sen devam et, yani O’na (CC) güven, rızkını O’ndan (CC) bil; nasibini çeşitli
    yollardan sana gönderir. Bazen seni halka gönderir istetir ama bu senin için bir
    iptila, yada riyazet nevinden bir şey olur. Bu halde çok dikkatli olmak lazım gelir.
    Bazen de rızkını, sana bir mükafat olarak, vasıtaları göstermeden, onları hakiki
    sebep göstermeden gönderir. Sen de rahatça O’na (CC) dönersin. O’nun (CC)
    kudreti önünde ta’zimle eğilirsin. Bu kere perde kalkar O’nun (CC) fazlını görürsün.
    Mevla (CC) sana bir doktordan daha çok, mizacına uyanı fazlı ve ihsanı icabı verir.
    Bunları yapmakla seni kötü huylardan muhafaza eder. Başkasına meyil etmekten
    esirger. Nihayet sana verdiği güzel, büyük nimetlerle gönlünü alır.
    Kalbinden cümle kötü istek, şehvet, matlup[2], mahbup[3]… her ne varsa çıktığı
    zaman ve sende, O’nun (CC) arzusundan başka bir şey kalmadığı vakit, vereceği
    nimeti çok rahat verir.
    Senin için gönderdiği bir rızkı, mutlaka sen alacaksın, başkası el süremez… Çünkü
    rızkın, senden başkasına nasip değildir. Şehvetini teskin için sana bir ihsan yapar,
    ihtiyacını onunla giderirsin. Ve sen bunları sana göndereni bilir, anlarsın. Bunları
    sana nasip edenin Hakk (CC) olduğunu anlar, şükür yolunu tutarsın… Dolayısıyla
    irfanın artar, ilmin çoğalır. Allah (CC) seni halkın külfetinden uzaklaştırır. Ruhunu
    masivadan temiz tutmaya seni muvaffak eder.
    Sonra kalbin nurlanır, hakiki ilimleri anlamaya kabiliyetin artar. Gönül gözün açılır,
    kalbin nurlanır. Hakk’a (CC) yakınlığın ilerler, tam o alemin malı olursun.
    O manevi, büyük ilmin sırlarını muhafaza edebilecek hale gelirsen, sana rızık ne
    zaman ve ne vakit gelecekse bilirsin. Bu hal sana Allah’ın (CC) fazlı, keremi olarak
    verilir. Şanını ta’zim[4] etmek için bu hale getirilirsin. Netice olarak, bunların
    hepsi sana Allah’ın (CC) bir ihsanıdır. Allah-ü Teala (CC) bak bu manada neler
    buyuruyor:
    - “Biz onların içinden işlerimizin hakikatına eren imamlar yaptık, sabrettikleri
    takdirde buna ererler. Onlar bizim ayetlerimize inanırlar.”
    - “Yolumuzda gerçekten çalışanlara yollarımızı açarız.”
    - “Allah’a (CC) karşı ittika[5] sahibi olunuz ki size öğrete.”
    Bu hallere erdikten sonra tekvin sıfatı tecellisi gelir. Açık bir emirle o işi yapmaya
    başlarsın. Bu emirde hiçbir şüphe yoktur. Güneş gibi açık meydandadır. Bu emir
    sana verilir ki; her tatlıdan daha hoş ve her güzelden daha tatlı… Bu vazifeyi
    yapmak için, sana gelen ilhamda karşılık bulunmaz. Bu ilham nefsin kirlerini eritir.
    Allah-ü Teala (CC), Peygamberlerine (AS) gönderdiği bazı kitaplarda şöyle
    buyurmuştur:
    - “Ey Ademoğlu, ben öyle bir Allah’ım ki (CC), benden başka ilah yoktur; ancak ben
    varım. Ben her neye ‘ol’ desem, olur. Bana itaat et ki, seni de benim gibi kılayım;
    bir iş için ‘ol’, diyesin ola…”
    Bu haller hayret edilecek haller değildir. Bunu Peygamberler (AS) çok yapmıştır.
    Velilerin de (RA) bir kısmında bunlara benzeyen haller zuhura gelmiştir. Bazan
    havas tabakasına da bu vergi, Hakk (CC) tarafından bir ihsan olarak verilmiştir…
    [1] Çalışıp kazanma
    [2] istenilen, aranılan
    [3] Sevgili, muhabbet olunan
    [4] Ululama, büyük sayma, saygı
    [5] Sakınma, korkma
    Tümünü Göster
    ···