-
651.
0özet geçiyom lan binler :
katil bahçevan. -
652.
0@299 aq bir altına, buğdaya osmanlıyı satıyor aq arapları şerefsiz lan bu binler
-
653.
0özet geçiyom lan binler :
katil bahçevan. -
654.
0PREVEZE DENiZ ZAFERiTümünü Göster
Osmanlıların Akdeniz'de kuvvetlenmeleri ve tüm Ege denizine hakim olmaları Avrupa'yı telaşlandırmıştı. Ayrıca devam eden Avusturya ve Macaristan seferleri büyük bir Haçlı donanması hazırlanmasına neden oldu. Andrea Doria komutasındaki Haçlı donanmasında Venedik ve Cenevizliler'den başka Malta, Portekiz ve ispanya'ya ait gemiler de bulunuyordu.
Haçlı donanması 602, Osmanlı donanması ise sadece 122 parçaydı. Preveze körfezinde 27 Eylül 1538'de yapılan savaşta, Barbaros Hayreddin komutasındaki Osmanlı donanması büyük bir zafer elde etti.
Tarihe Preveze Deniz Zaferi olarak geçen bu savaş sonunda Akdeniz bir Türk Gölü haline geldi.
KAPiTÜLASYONLAR
ilk defa 1352 yılında Cenevizlilere verilen Kapitülasyonlar, darülharb kabul edilen yabancı ülke tüccarına Osmanlı topraklarında ticaret yapma hakkı veriyordu. Ancak Osmanlı Devleti ticaret imtiyazlarını siyasi ve diplomatik menfaatleri çerçevesinde kullanarak ittifak yapacağı devletlere vermişti.
1535 yılında Fransa ile dostluk havası içerisinde iken Fransızların hazırladığı Kapitülasyon taslağı Osmanlı padişahınca tasdik edilmemişti. Bu taslağa göre eşit şartlar ve mütekabiliyet esası getiriliyordu. Halbuki Osmanlı Devleti padişahın tek taraflı yemini "Ahdi" ile verildiğinden Ahidname diye adlandırılmıştı ve her padişah değiştiğinde yenilenmesi gerekiyordu.
ilk Fransız Kapitülasyonu, Kıbrıs seferi öncesinde 1569 yılında verildi. Katolik dünyasına ve Papa ambargosuna karşı ittifak sağlamak için Protestan olan ingiltere'ye 1580'de, Hollanda'ya 1612'de Kapitülasyonlar verildi.
Kapitülasyonlarda ticaret yapma hakkının yanı sıra, tüccarın hakları, gümrük vergileri, mahkeme usülleri, yol izinleri, emniyetlerine dair hususlar detaylı olarak belirtildi.
Osmanlı devleti zayıfladıkça Kapitülasyon verilen devletlerde giderek çoğaldı ve bunu bir baskı aracı haline getirdiler.
Birinci Dünya Savaşı'nın ilanı ile birlikte 1914 yılında tüm protestolara rağmen Kapitülasyonlar tek taraflı olarak kaldırılmıştır.
SAFEViLER
Kanûnî Sultan Süleyman Avrupa'da başarılar kazanırken, Anadolu'da iç isyanlar baş göstermiş, iran'da ise yıkılan Akkoyunlu devletinin yerine kurulan Safevi Devleti, doğuda Osmanlı imparatorluğu için ciddi tehlike olmaya devam etmişti.
Kanûnî Sultan Süleyman, Avrupa'da istanbul Antlaşmasıyla geçici de olsa barışı sağladıktan sonra, iran üzerine ilk seferine çıktı. Safevi Devleti'nin izlediği düşmanca politikalar ve Anadolu'da yaşayan Şiileri kışkırtmaları bu seferin düzenlenmesine neden oldu. Tebriz, Azerbaycan ve Hamedan istila edildi. Irakeyn seferiyle de Bağdat alındı (1534).
Kanûnî'nin Avusturya'ya sefer düzenlemesinden yararlanmak isteyen Safevi Şahı Tahmasb, kardeşinin Osmanlılara sığınmasını da bahane ederek, Tebriz, Nahçıvan ve Van'ı ele geçirdi. Bunun üzerine Kanûnî Sultan Süleyman ikinci defa iran seferine karar verdi. Çıkılan iran Seferinden Van ve Tebriz geri alınarak dönüldü (1548). Safeviler (1553) tekrar saldırıya geçtiler. Doğu Anadolu'da ilerleyen düşman kuvvetleri Muş'a kadar gelip Erzurum'u kuşattılar. Kanûnî Sultan Süleyman üçüncü iran seferine çıktı. Revan, Nahçıvan ve Karabağ alındı. Zor duruma düşen Şah Tahmasb'ın isteği üzerine barış yapıldı ve Amasya Antlaşması imzalandı (1555).
Bu antlaşmayla, Yavuz döneminden beri süren iran sorunu çözüme kavuştu. Doğu Anadolu, Tebriz ve Bağdat Osmanlı hakimiyetinde kaldı. Amasya Antlaşması, Osmanlı imparatorluğu ve iran arasındaki ilk resmi antlaşmadır. Ayrıca islam dünyasında yapılan ilk din barışı özelliği de taşımaktadır.
MiMARi ESERLER
Kanûnî Sultan Süleyman 46 yıl saltanatta kaldı. Babası Yavuz Sultan Selim'den 6.557.000 km kare olarak devraldığı Osmanlı topraklarını 14.893.000 km kareye çıkardı. Kanûnî Sultan Süleyman döneminde imar faaliyetleri devam etti ve ilk iş olarak babası Yavuz Sultan Selim tarafından temelleri atılan istanbul Sultan Selim Camii'ni tamamladı.
Bunun dışında yaptırdığı eserlerden bazıları şunlardır;
Gebze'de Çoban Mustafa Paşa Camii ve Külliyesi,
Afyon Sincanlı Sinan Paşa Camii,
Bozöyük Kasım Paşa Camii.
MiMAR SiNAN
Osmanlı imparatorluğunun en parlak devrinin büyük mimarı ve dünya çapında bir sanatkar olan Mimar Sinan, Kanûnî Sultan Süleyman döneminde bir çok eserler verdi.
Bunlardan en önemlileri şunlardır;
Halep Hüsrev Paşa Camii,
istanbul Haseki Külliyesi,
istanbul Şehzade Camii ve Medresesi,
Üsküdar Mihrimah Camii,
istanbul Süleymaniye Camii ve Külliyesi,
Tekirdağ Rüstem Paşa Camii ve Külliyesi,
Silivri Kapı ibrahim Paşa Camii,
istanbul Rüstem Paşa Camii,
istanbul Sinan Paşa Camii,
Topkapı Kara Ahmet Paşa Camii ve Külliyesi,
Fındıklı Molla Çelebi Camii,
Babaeski Semiz Ali Paşa Camii,
Büyükçekmece Kanûnî Sultan Süleyman Külliyesi ve Köprüsü,
Süleymaniye Tekkesi.
KANUNi SULTAN SÜLEYMAN(Tuğrası)
Kanuni�nin Doğu seferinde geçtiği yerleri gösteren harita
Kanuni Sultan Süleyman�ın ölümünde Osmanlı Devleti�nin sınırlarını gösteren harita -
655.
0özet geçiyom lan binler :
katil bahçevan. -
656.
0http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
alın böyle okuyun araya zıpçıktı muallakler giremiyor
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
v
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always
http://inci.sozlukspot.co...toplanın-hikayem/@always -
657.
0özet geçiyom lan binler :
katil bahçevan. -
658.
0ben kerim beyler soruları alayım :(
-
659.
0-içerik gizlenmiştir.-Tümünü Göster
-
660.
0ÇANAKKALE MÜDAFA’ASI – iTiRAFLARTümünü Göster
RUMi 9 MART 1331/MiLADi 22 MART 1915, S.2
Berlin 20 Mart – Londra’dan iş’âr olunuyor: “ingiltere Bahriye Nezareti ingiltere’nin “irresistible” ve “Ocean” zırhlıları ile Fransa’nın “Bouvet” zırhlısının Çanakkale önünde torpile çarparak batmış olduklarını tebliğ ediyor. ingiliz tebliğine göre ingiltere’nin insanca zâyi’âtı vahim değildir. Buna mukabil “Bouvet” mürettebâtı hemen (K.)
Berlin 20 Mart – Paris’ten iş’âr olunuyor: Bir tebliğ-i resmîde deniyor ki: “18 Martta icrâ edilen Çanakkale bombardımanı esnasında Fransa’nın saff-ı harb zırhlısı “Bouvet” bir torpile çarparak gark olmuştur. iki ingiliz zırhlısı da gark olmuş ve “Bouvet” mürettebâtından bir kısmı kurtulmuştur.” (K.)
“Bouvet” Mürettebâtından Yalnız (30) Kişi Kurtulmuş
Atina 19 Mart – Çanakkale önünde gark an “Bouvet” zırhlısı mürettebâtından yalnız (5) zabit ile (25) neferin kurtarılmış olduğu haber veriliyor.(K.)“Ametist” Kruvazörünün Mahv ve Tahribi Bir daha tamir edilemeyecek bir sûrette hasârzede edildiği evvelce haber verilen “Ametist” nâmındaki ingiliz kruvazörünün tamamıyla tahrip edilmiş bulunduğu ingiliz menâbi’inde de ketm edilmemektedir. Dün akşam gelen Bulgar gazetelerinde okuduğumuz bir Paris telgrafnâmesine göre ingiliz gemisine yirmiiki Osmanlı güllesi isâbet etmiş ve tamamen hatt-ı harbden hariç kalmıştır
Alman Metbû’âtının Sitayişleri
Berlin 20 Mart – Alman metbû’âtı Çanakkale’ye kuvve-i muhâfazasının ihrâz ettiği parlak muzafferiyetten dolayı Türkiye’yi tebrîk ve Türklük şeca’at ve muhabbet-i vataniyelerini takdîr eyliyor. “Magdeburg” gazetesi diyor ki: “Bugün cesur Osmanlı müttefikimize elimizi büyük bir samimîyetle uzatıyoruz. Onun muzafferiyetinden kendi zaferimiz gibi memnun oluyoruz. Biz esasen ayn-ı da’va üzerinde ayn-ı düşmanla harp ediyor ve âtîdeki ayn-ı maksadı ta’kib eyliyor: müşterek ve kat’i bir muzafferiyet ihrâz etmek!..
SON HABERLER – ÇANAKKALE’DE
RUMi 11 MART 1331/MiLADi 24 MART 1915, S.2
Düşman Donanması Dün de Görünmedi
Çanakkale 20 Mart – (Muhâbir-i Mahsûsamızdan Çanakkale’de bugün de sükûnet-i tamah-ı hüküm sürmüş, düşman filosu hiçbir teşebbüste bulunmamıştır.
Çanakkale Muzafferiyeti Te’sîrâtından
Berlin 22 Mart – “Lokal Anchaiker” gazetesi Roma’dan telgrafla istihbâr ediyor: Müttefikler donanmasının Çanakkale önünde uğradığı zâyi’ât-ı azîme Roma muhafil-i siyasiyesinde pek çok taksîrâta meydan vermiştir. istanbul’a tevcîh olunan tehdîdâtın te’sîriyle mütezelzil olmaya başlamış olan bî-taraflık mürûclarını bu adem-i muvaffakiyet tahkîm ve mürevviclerini temîn etmiş olduğu gibi müttefikler Çanakkale’yi bu bombardımana başlayalıdan beri italya’nın harbe atılmasını şiddetle arzu eden fırkaya da sükûnet gelmiştir. (M.)
Berlin 22 Mart – Milan’da münteşir “Perse Veranza” gazetesi Çanakkale Boğazı’na ilk ciddi hücûmun akîm kaldığını dermiyan ettikten sonra bu adem-i muvaffakiyetin âlem-i islâmda ve bi’l-hassa Balkan müslümanları arasında azîm bir te’sîr icrâ edeceğini beyan ediyor. Müttefikler Çanakkale Boğazı’na son hücûmlarında 2000 kişi zâyi’ etmişlerdir. (M.)
Berlin 22 Mart – itilâf-ı müselles taraftarı olan “Telgraf” gazetesi yazıyor: Çanakkale Boğazı önünde müttefikler donanmasının uğradığı adem-i muvaffakiyetin Roma ile Balkan pây-i tahtlarında hâsıl ettiği heyecan-ı vekâyi’-i âtînin cereyanı üzerine azîm te’sîrât icrâ edecektir. Müttefikler donanmasının Çanakkale Boğazı’nda ma’rûz kaldığı müşkülât ziyadeleştikçe italya ve Balkan hükümetleri itilaf-ı müsellese karşı daha ziyade ihtiyatlı bulunacaklardır.
Neden Muvaffak Olamamışlarmış?
Roma 23 Mart – 22 Mart tarihli ingiliz tebliğ-i resmîsi müttefikler donanmasının uğradığı adem-i muvaffakiyetin bir itiraf-ı baliğini mütezemmindir. Mezkûr tebliğ-i resmîye göre havanın fenalığı tayyarelerin tayarân ederek 18 Mart bombardımanının istihkâmlarda îfâ ettiği hasârâtın ehemmiyetini anlayabilmelerine mani’ olmuştur. Donanmanın düçâr olduğu zâyi’ât sebebiyle hücûma devam edilemediğinden ta’arruz-ı vaki’in netâyici hakkında büyük ümit beslemenin fazla olduğu mezkûr tebliğ-i resmîde beyan olunmaktadır.
Çanakkale’de Düşman Zayi’âtı Bir italya Mütehassısının Mütâla’ası
Milano 22 Mart – (Korya Dellasara) gazetesinin muharrir-i bahrîsi yazıyor: “irresistible” sefînesinin ziyâ’ı Türk toplarının müessir atışından mütevellittir. Çanakkale istihkâmâtı vazifelerini hüsn-i îfâ edecek kuvvet ve mahârette olduklarını ispat ettiler. Müttefikîn donanmasının ise vazifesini bî-hakk-ı icrâya muktedir olduğu iddi’â edilemez. Biri batmış olan iki Fransız zırhlısının saff-ı harb haricine çıkarılması Fransa için zâyi’ât-ı azîmeden ma’dûddur. Zirâ hükümet-i mezkûre garbî Bahr-i Sefid’den uzaklaşabilecek daha pek çok zırhlıya mâlik değildir.
(Sakolo) gazetesi Çanakkale muhârebesine iştirâk etmiş olan bir Fransız zırhlısının hasârât-ı vahimesini tamir etmek üzere (Malta)ya gelmiş olduğunu istihbâr ediyor. (K.) -
661.
0SABiH KALE... FAKAT ÇANAKKALE KARŞISINDA NÂÇÂR VE MÜNHEZiM!Tümünü Göster
RUMi 22 MART 1331/MiLADi 4 NiSAN 1915, S.1
Yalnız ingilizlerin değil dünyanın en büyük ve en kuvvetli sefîne-i harbiyesi olup Çanakkale’ye karşı (5) Mart bombardımanına iştirâk eden ve dehhaş kuvvetine rağmen bataryalarımızın ateşiyle hasârzede olan “Queen Elisabeth” deridnotunun en yeni ve hakiki resmi (resim altı)
ingilizlerin (5) Martta Çanakkale’ye karşı vuku’ bulan ta’arruzlarından maksatları, boğazı ciddi sûrette zorlamak olduğuna hiç şüphe yoktur. Bunun en büyük delilini ise bu hücûm ve ta’arruzu icrâ için (Queen Elisabeth) gibi filolarının en müthiş ve kuvveli sefîne-i harbiyesini de isti’mâl eylemiş bulunmaları teşkîl eder, ma’lûm olduğu üzere Çanakkale ta’arruzunun bidâyetinden beri “Queen Elisabeth”in de bombardımana iştirâk ettiği ve hatta bu meyânda yaralandığı defa’ât ile iddi’a olunmuş ve fakat bu rivâyetlerin derece-i sıhhati meşkûk kalmıştı. Ma’a-mafiyh ta’arruzu müte’akip ingiliz ve Fransızlar tarafından neşr olunan telîgât-ı resmîde bu sefînenin ismi de zikr edildiği cihetle “Queen Elisabeth”in de Çanakkale harekâtına tahakkuk etmiş ve sefînenin paralandığı ise (5) Mart bombardımanı safhatini temâşâ eyleyen râsıdların ve muhâbirlerin müşâhedâtıyla tebeyyün eylemiştir.”Queen Elisabeth”gibi dünyanın en cesîm sefîne-i harbiyesinin de mu’âvenetiyle vuku’ bulan bir ta’arruza karşı (5) Martta Çanakkale’nin gösterdiği müdafa’a ile ne kadar iftihâr etsek azdır. Bâ-husûs ki ingilizler bu sefîne-i harbiyelerinin fevk’al-‘ade kuvvetli ve mükemmel olduğunu kendileri de i’lân edip duruyorlar. Nitekim geçenlerde “Satan” gazetesi ingiliz Harbiye Nâzırı (Churchill)e müraca’ât etmiş ve (Sabih Kale) ünvânını verdiği (Queen Elisabeth) hakkında ma’lûmât istemiştir.
ingiliz Bahriye Nâzırının bi’z-zat vaki’ olan ifâdâtına nazaren “Queen Elisabeth” ayn-ı sistemde inşâ edilmekte olan beş cesîm deridnottan birincisidir.
“Queen Elisabeth” eski planlarda görülen şekilde olmayıp yukarıdaki resimde gösterdiğimiz şekli hâiz ve yalnız bir bacalıdır. Sefînenin cesâmeti (27,000) tonilatoyu mütecâvizdir ve eslihâsı başlıca (38) santimetre çapında kıt’a büyük toptan mürekkebtir. Bu toplar (900) kilo gibletinde gayet cesîm mermileri yirmi kilometre mesafeye atacak bir kuvveti hâizdir.
(Queen Elisabeth)in makineleri tamamen petrol müteharrik ve sür’ati ise saatte yirmibeş mildir. Bundan ma’dâ sefînenin üzeri tayyarelerden bomba ile vuku’ bulacak hücûmlara mukavemet eylemek üzere çelik levhalarla da mahfûzdur ki bu da sefâin-i harbiyede birinci def’a olarak tatbîk edilmektedir.
Çanakkale bombardımanını bidâyetinden beri idare eden ve (5) Mart ta’arruzunun müneccer olduğu inhizâm üzerine hastalık bahanesiyle tebdîl edilen bedbaht ingiliz amirali (Carden) (resim altı) -
662.
0ilk Reklam Şirketi
Resmi kayıtlara göre, bilinen en eski reklam şirketi, 1786 yılında, Londra'da kuruldu. Şir- ketin sahibi William Tayler , özellikle yerel ba sında sayısız ilan yayınlattı. ilk ilan metinleri, genellikle "duyuru" biçimindeydi . 1809 yılın- dan itibaren reklam ajansları, metinlerde vurucu sloganlara yöneldiler. Bu akımı ilk başlatan metin yazarı ise James White'ın reklam ajansında çalışan Charles Lamb oldu. Lamb'in yazdığı ilk orijinal reklam metninde, bir eşya piyangosunun tanıtımı yapılıyordu. 1880'lerden itibaren gazete ilanlarında, biçim olarak da yaratıcı zekânın ürünleri sergilenmeye başlandı. 1889'da ingiltere'de Thomas Smith, kurduğu reklam ajansını "yaratıcı metin ve mizanpaj kuruluşu " olarak tanımlıyordu . Amerika'da J. Ayer tarafından kurulan reklam ajansı, ilk metin yazarını 1892, ilk grafi- keri ise 1898 yılında kadrosuna aldı.
Amiral Thomas Cochrane'den, Fransız halkına seslenen bazı bildirilerin dağıtılmasını istediler. Donanma Komutanlığı, söz konusu bildirilerin ingiliz kıyılarında avlanan Fransız balıkçılarına verilmesini ve kendilerinden bu bildirileri yurttaşlarına dağıtmalarının isten- mesini öneriyordu. ingiliz Cochrane ise, Fransız balıkçılarının, düşmanları tarafından ellerine zorla tutuşturulan kâğıtları, kendi yurttaşlarına ileteceklerine hiç inanmıyordu. Bu yüzden, teslim edilen emanetleri, Fransa'ya ulaştırmak için başka bir yöntem aramaya başladı. Daha önceki yıllarda, Kraliyet Donanması'ndan "Pallas" adlı geminin güvertesinde uçurduğu dev uçurtmalarla, tekne- nin hızını artırabilmek için bazı deneyler gerçekleştirmişti. Bu deneyler ona esin kaynağı oldu ve küçük uçurtmalar yaptırttı. Bildiriler, bu uçurtmaların kuyruklarına düğümlendi. Gemi, Fransız sahillerinde dolaşmaya başladı. Belirli aralıklarla, uçurtmaların ipleri bırakıldı ve böylece ingilizlerin bildirileri, Fransız sahillerine ulaşmış oldu.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et -
663.
0devam et lama hepsini okuyorum
-
664.
01948den bu yana Arap ülkeleri ile israil arasında çıkan savaşların en önemlileri bu adla anılır.Tümünü Göster
Birinci Arap-israil Savaşı (1948-49)
Birleşmiş Milletler (BM) 1947'de, Filistin topraklarının israil Devleti ile Filistin Arap Devleti olarak ikiye bölünmesini öngören bir karar aldı. Ama Arap ülkeleri 1948'de kurulan israil Devleti'ni tanımadı. Mısır, Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Filistin'deki Araplar israil'e savaş açtı. israil, "10 gün saldırısı" adı verilen bir saldırıyla Arap ordularını geri püskürttü. Mısır ordusunu El-Ariş'e kadar geriletip Necef ve Celile kentlerini ele geçirdi. israil, BM kararıyla kendisine ayrılan Filistin topraklarını yüzde 40 daha genişletti. Mısır'ın anlaşma isteğini, Irak dışında kalan öbür ülkeler de benimseyince savaş sona erdi. 500 bin Filistinli Arap, Ürdün, Suriye ve Lübnan'a göç etmek zorunda kaldı. Böylece, topraklan işgal edilen Filistinliler ile israil arasında süregelen savaşlar da başlamış oldu.
ikinci Arap-israil Savaşı (1956)
1956'da Mısır'ın devlet başkanı Cemal Ab-dünnasır, bir özel şirketin elinde bulunan Süveyş Kanah'nı millileştirdi. Bu kararla çı-karlan zedelenen Fransa ile ingiltere, israil'i de yanlanna alarak Mısır'a bir saldın planladılar. 29 Ekim 1956'da israil ordusu, Sina Yanmadası üzerinden Mısır'a saldırdı. ilk saldında bozguna uğrayan Mısır ordusu, Fransız ve ingiliz ordusunun da havadan ve denizden başlattığı saldınyla yenildi. BM Acil
Üçüncü Arap-israil Savaşı ya da Altı Gün Savaşı (Haziran 1967)
Mısır Devlet Başkanı Abdünnasır'ın SSCB ile yakınlık kurarak askeri ve siyasi alanda işbirliği yapması batı ülkelerini kaygılandırıyordu. Bu arada Mısır, BM Acil Kuvveti'nin görevini Mısır ordusuna bırakmasını önerdi. BM bu öneriyi kabul edince Mısır ordusu Sina'ya yerleşti. Suriye de kendi sınırlanna asker yığdı. Bu gelişmeler olurken, israil de saldın-ya hazırlanmıştı. 5 Haziran 1967'de israil'in saldırısıyla başlayan ve altı gün süren savaş sırasında Mısır, Suriye, Ürdün ve Irak savaş uçaklan, daha havalanmadan israil tarafından yok edildi. israil büyük bir hızla kazandığı savaşta Gazze, Sina, Şarm el-Şeyh ve Batı Şeria'yı işgal ettiği gibi, Suriye'nin Golan Tepeleri'ni de ele geçirdi. israil ordusu Suriye'nin başkenti Şam'a doğru harekete geçerken BM duruma müdahale etti ve BM'nin girişimiyle ateşkes ilan edildi. BM, 22 Kasım 1967'de aldığı 242 sayılı kararla israil'in işgal ettiği topraklardan geri çekilmesini, buna karşılık israil'in Arap devletlerince tanınmasını ve Filistinli göçmenler sorununun uygun bir biçimde çözülmesini istedi.
Dördüncü Arap-israil Savaşı ya da Yom Kippur Savaşı (Ekim 1973)
BM'nin 242 sayılı kararı savaşan taraflarca uygulanmadı. israil aldığı topraklan işgal etmeyi sürdürdü, Arap ülkeleri de israil'i tanımadılar. 1970'te Mısır Devlet Başkanı Abdünnasır ölmüş, yerine Enver Sedat geçmişti. Enver Sedat, ülke sınırlarını Altı Gün Savaşı öncesindeki durumuna getirmeyi ve israil'i tanıyarak barışı sağlamayı amaçlıyordu. Bunun için de 242 sayılı BM karannın uygulanmasını sağlayacak bir girişimi gerekli görüyordu. Enver Sedat'a göre, sonuç ne olursa olsun, bu girişim israil ile savaştan geçiyordu. Mısır ve Suriye savaşa hazırlandı. 6 Ekim 1973'te, israilliler'in kutsal günü Yom Kippur'da Mısır ve Suriye'nin başlattığı saldırıyı Irak, Ürdün, Fas ve Cezayir de destekledi. israil'i ise ABD destekliyordu. 24 Ekim' deki ateşkes kararına kadar süren savaşta, israil üstünlüğü ele geçirerek Arap ordulanna büyük kayıplar verdirdi.
Savaş daha da uzayabilirdi. Ama, 7 Ekim' de petrol üreten Arap ülkelerinin Avrupa ülkelerine ve ABD'ye verdikleri petrolü azal-tacaklannı açıklamalan BM'nin ateşkes kararı almasında etkirTöldû. 25 Ekim'de BM Barış Gücü savaş bölgesine yerleştirildi.
18 Ocak 1974 ve 4 Eylül 1975'te israil ile Mısır arasında iki barış andaşması imzalandı. Antlaşma gereğince israil, "Sina'nın batısına çekilecek, buna karşılık Mısır Süveyş Kanalı'nın doğu yakasındaki güçlerini azaltacaktı. israil 1975'te Suriye ile de anlaştı. Her iki ülke, ordularını BM Barış Gücü'nün oluşturduğu tampon bölge dışına çıkarmayı ve savaş tutsaklarını değiştirmeyi kabul etti.
Bu antlaşmalara karşın, israil ile Filistinliler arasındaki savaş sona ermedi. 5 Haziran 1982'de israil Beyrut'u ve Filistin Kurtuluş Örgütü kamplarının bulunduğu Güney Lübnan'ı bombaladı. 14 Haziran'da israil kuvvetleri Beyrut'u kuşatmıştı. Filistinliler uzun süre direndiler. Ama sürekli israil bombardımanı karşısında, çokuluslu kuvvetlerin denetiminde Beyrut'u terk ettiler. 14 Eylül'de israil birlikleri yeniden Beyrut'a girdi. Hıristiyan milislerin 16 Eylül'de iki Filistin mülteci kampında gerçekleştirdiği katliam bütün dünyada kınandı. -
665.
0yaz amk okuyorum ben lan
-
666.
0Saat 00:39'da, Titanic, New Foundland'ın Grand Banks güneyi açıklarında seyir etmekteydi. Gözcüler Frederick Fleet ve Reginald Lee gemi'nin ön tarafında tam olarak seçilemeyen büyük bir buzdağı farkettiler. Fleet geminin çan'ını üç kez çaldı ve köprüye telefon etti. Telefona Altıncı subay James Paul Moody cevap verdi. Fleet "Orda biri varmı?" diye bağırdı. Moody "Evet ne gördün?" diye cevap verdi. Fleet "Tam önümüzde buz dağı var!" şeklinde bağırdı. Moody kıdemli ve o anda köprüde sorumlu Birinci subay William Mcmaster Murdoch'u uyarmadan önce "Teşekkür ederim" şeklinde cevap verdi ve telefonu kapattı.Tümünü Göster
Kaptan Smith'in durumunda olduğu gibi, Birinci subay Murdoch'in çarpışma sırasında vermiş olduğu emirler ile ilgilide çok fazla iddia ortaya çıkmıştır. Genel olarak kabul görülen, Murdoch'ın "Tam Sancak Tarafı" (Gemi'nin dümenini bir yöne çevirmek için kullanılır.) şeklinde emir vermiş olduğudur. Bu sayede gemi dönecek ve muhtemel bir çarpmadan kurtulacaktı. Kaza sırasında köprüye giren ve birbirlerini gören Dördüncü Subay Joseph Boxhall tarafından, Murdoch'a geminin makina dairesine bağlı telegrafı "Tam tornistan" 'a getirmesi rapor edildi. Boxhall’ın bu ifadesini makina dairesi yağcısı Frederick Scott yalanlanmıştır. Ona göre motor odası telegrafı önce "Dur" işaretini göstermekteydi. Ayrıca Kazan dairesinin çavuşlarından Frederick Barret ise kazan'daki ateş göstergelerinin önce tam da olduğunu daha sonra dur'a gittiğini ifade etmiştir. Tam o esnada veya daha önce Murdoch iskele tarafına tam bir dönüş emri vermiş olabilirdi. (Serdümen subayı Alfred Olliver çarpışma esnasında köprüye doğru giderken bu emri duydugunu ifade etmiştir.)Burada denenmeye çalışılan ve sağa doğru kalma manevrası olarak bilinen bu hareket, dümen yekesini tamamen sola taşımak bu sayede geminin sağa dönmesini sağlamak ve kalan arka kısmı buzdağından uzak tutmaktı. Yapılan bu manevra gemi'nin arka tarafının buzdağına asla çarpmayacağı konusunda ifade veren diğer mürettabat üyeleri tarafındanda desteklenmiştir. Çarpışma esnasında dümende olan dördüncü subay Robert Hichens ve köprüde olup olmadığı tam belli olmayan dördüncü subay Boxhall, her ikiside Murdoch'in Hichens'e verdiği son emrinin "Tam sancak tarafı!" olduğunu ifade etmişlerdir.
Çarpışma
Thomas Andrews
Fleet'in buzdağını gördükten sonra, gemi'nin ölümcül çarpışmasını 37 saniyede yaptığı tahmin edilmektedir. Gemi'nin sancak (sağ) tarafı buzdağı tarafından yırtılmıştır, omurgadaki birçok noktada bükülmeler olmuş, suyun altında kalan perçinler atmış ve bu sayede beş kompartıman suya doğru açılmış (ileri seviye tank, üç ileri ambar ve kazan dairesi 6)ve denizin altında kalmıştır. Çarpmanın tüm etkisi ortalama 10 saniyede tamamlanmıştır. Altıncı kompartımındaki (kazan dairesi) pompalar suyu geldiği hızla geri pompalayabiliyordu. ilk beş kompartıman aşagı yukarı 1.1 m² civarındaki alandaki küçük oyuklar ile delik deşik olmuştu. Öndeki kompartımanlar doldukça, kompartımanlar arasındaki su geçirmez bölmeler kapatıldı. Titanic su yüzünde dört kompartımanın dolması ile ayakta durabilirdi. Ancak gemi beşinci kompartımanlarınada su alıyordu. Kaptan Smith köprüye varır varmaz, çarpmanın etkisi ile birlikte ekibine herşeyin durdurulması emrini etmişti. Çarpmadan sonraki ilk on dakikada bütün kompartımanlar 4.3m civarında, Atlantik'in buzlu suları ile doldu. Geminin birinci derecedeki subaylarının incelemesini takiben, gemi doğramacısı ve tamircilerinden J.Hutchinson ve Thomas Andrews iki güvertedeki posta odalarınıda içine kapsayan detaylı bir inceleme yaptılar, bu inceleme sonucunda görünen oyduki Titanic batacaktı. Saat gece yarısını vurmadan önce öndeki üçüncü sınıf kısmı suyla dolmaya başlamıştı.Çarpışmadan 25 dakika sonra Saat 01:05'de Kaptan Smith bütün cankurtaran flikalarının örtülerinin açılmasını emir etti; beş dakika sonra saat 01:10'da yerlerinden çıkartılmasını ve saat 01:25'de flikaların kadınlar ve çocuklar ile doldurulmasını ve aşağıya indirilmesini emir etti. Saat 01:50'de dördüncü subay Joseph Boxhall ilk beyaz yardım fişeğini ateşledi. Beyaz fişek atılmasının amacı; diğer gemilerden yardım isteyebilmekti. Fakat; asla batmayacağına inanılan Titanic, sefere çıkmadan önce sadece eğlence amaçlı kullanılan beyaz fişeklerle depolanmıştır. Kırmızı renk olan asıl yardım fişeklerine maalesef yer verilmemiştir. Bu da batma esnasında, fırlatılan beyaz fişeklerin, Titanic'i görebilen diğer gemilerin acil durumu algılayamamasına ve yardımların çok fazla gecikmesine yol açmıştır.
01:45 - ilk Filika indiriliyor [değiştir]
Charles Lightoller ölümünden önce bir mülakat vermiş ve ilk filika indirilmeden önce Kaptan Smith ile olan karşılaşmasını açıklamıştır. ifadesinde "Filikaların örtüleri kaldırılmış, temizlenmişdi. Akabinde filikalar bot güvertesi seviyesine indirilmiş ve menteşelerinden çıkarılmaya hazırdı, tam bu o anda Kaptan Smith ile karşılaştım ve ellerimi onun kulaklarının arkasına koyarak ve yüksek sesle sordum, "Efendim filikalara ilk önce kadın ve çocuklarımı almayalıyım" bu soruma, Kaptan olumlu anlamda kafa salladı ve bunun üzerine ilk filikayı doldurmaya başladım.
ilk 65 kişi kapasiteye sahip yedi numaralı filika saat 01:27'de sancak tarafından üstünde sadece 28 kişi ile birlikte indirildi. Titanic yolcuları ve mürettabatı ile birlikte 2,228 kişi olmasına rağmen, toplam kapasitesi 1,178 olan 20 filika taşımaktaydı. Numaralar ile isimlendirilmiş onaltı flika mataforalardaydı(vinç), yandan çadır bezli, harf ile isimlendirilmiş ve taşınabilir dört adet filika ise subay yatakhanesinin çatısına yerleştirilmişlerdi. Flikalar için toplamda yetecek alan gemideki yolcuların ve mürettabatın yarısından biraz daha az idi. Yukarıdada ifade edildiği gibi o zamanlar gereken bot sayısı insan sayısı yerine geminin gros ton ağırlığına göre karar veriliyordu. Birinci ve ikinci sınıf yolcularının filikalara erişimi bot güvertesine çıkan merdivenler ile daha kolaydı, fakat üçüncü sınıf yolcuları için bu daha zordu. Alt kısımlarda kalan birçok koridor yüzünden filikalara giden yolu bulmak çok zordu. Ayrıca üçüncü sınıfı geminin diğer alanlarından ayıran ve geminin arka kısmından ikinci kısma geçişi sağlayan kapılar kilitliydi. Birinci ve ikinci sınıfın kadın ve çocuklarının birçogu batış esnasında kurtarıldı, üçüncü sınıfın kadın ve çocuklarında ise durum daha vahimdir, kayıp edilen rakam kurtarılandan daha fazladır. Bununla birlikte kilitli kapılar bot güvertesi ve F-G güverteleri arasındaki iletişimede engel olmuştu. Filikalar bot güvertesinde bekleyen kadın ve çocuklar ile birlikte indirilmeli ve sonrasında ise F-G güvertelerinde bekleyen kadın ve çocukları iskelelerden(aralıklardan) almalıydı. Maalesef botlar basitçe ve hiç durdurulmadan suya indirildi. Bununla birlikte üçüncü sınıfında kurtarılma esnasında ayrılması ile birlikte, birinci ve ikinci sınıfta seyahat eden çocuklardan birisi ve üçüncü sınıfta seyahat eden 76 çocuktan 53'ü hayatını kaybetti.
Felaketin geri dönülemez noktası gece saat 01:15'de gelmişti, o anda gemi'nin ön tarafında bulunan çapa boşlukları suyun altında kalmıştı. Bu noktadan önce, okyanus suyunun girebileceği tek yer buzdağı tarafından oluşturulan yarıklardı. Deniz suyu geminin çapa boşlukları üzerinden sürekli güç kazanıyordu ve bu güç geminin batma hızını dramatik olarak artırıyordu. Saat 02:10'dan beş dakika önce, toplam kapasitesi 65 olan "flika 8" iskele tarafından 28 kişi ile ayrıldı. Aşağı yukarı 10 dakika sonra 9 numaralı flika 56 kişi ile birlikte gemiyi terk etti.
Titanic'in Batışı Radio açıklamalarına istinaden Henry Reuterdahl tarafından çizilmiştir
Bot güvertesi zaman geçtikçe daha fazla kaotik hale geliyordu. Saat 02:25'de 11 numaralı filika 70 kişilik yolcu ve mürettabatı ile birlikte sancak tarafından indirildi. Ancak filika'nın indirildiği yer suyu gemi'den dışarıya atmaya çalışan boşaltım pompalarından birine çok yakındı ve bundan dolayı filika denize ulaştığından nerdeyse batıyordu.
Tayfalar filikalar denize inmesine saniyeler kala gemi'den bir an önce uzaklaşabilmek için kürekleri çekmeye başlıyordu.On dakika sonra Filika 13 ve 15 tam kapasitesinde indirildi. Boşaltma borusundan atılan su, hızla indirilen 15 numaralı filikanın altında duran 13 numaralı flika'nın arkasından ittirdi. Tayfalar suya indirilen 13 numarali filikanın iplerini çılgınca kesiyorlar ve yönünü değiştirebilmek için manevra yapıyorlardı. Tam bu esnada filika 14 beşinci subay Harold Lowe'in yöneteminde iskele tarafında alçalmaya başladı. Filika alçalmasını devam ettirirken, Lowe flikaya yan taraflardan binmeye çalışanları korkutmak için, flikada bulunanlarında baskısı ile silahını ateşledi. Saat 02:35'de Filika 15 ve 16 gemiyi terketti, ikinci sınıfın bot güvertesindeki bütün filikalar gitmişti. Gemide sadece birinci sınıfta olmak üzere toplamda kapasitesi 293 olan altı flika kalmıştı, tahminen gemide kalan sayısı ise 1800 olacaktı. Flika 2 ve 4 gemiden son ayrılacak filikalardı. Filika 2 saat 02:45 civarlarında ayrıldı, hemen onu çok yakın olarak on dakika sonra flika 4 takip etti.Bu filiakalar batacak olan gemiye en yakın olanlardı. Filika 4 gemiden dondurucu okyanusa düşmüş olan insanların bir kısmını aldı. -
667.
0gibtir et bu malları panpa devam et hızlı yaz ama
-
668.
0aat 02:45 'de gemin'nin üst güvertesi ve ileri güverte su altındaydı ve ileri A güvertesi gezinti noktası ortalama yüzeyin 3m üstündeydi.Tümünü Göster
esi 4 saatti, ancak Titanic için çok geçti. Titanic'in acil yardım çağrısını karadan iki nokta aldı. Bir tanesi Cape Race'deki radyo istasyonu diğeri ise New York'da Wanamaker mağazasının tepesinde bulunan Marconi telgraf istasyonu idi. Acil yardım çağrısından kısa bir süre sonra, bu çağrı gemiden gemiye, Halifax'dan New York'a oradan tüm ülkeye yayılmaya başladı. New York'da insanlar White Star Line'in önünü doldurmaya başladı.
Titan.
Mount Temple'in Kurtarma Denemesi
Mount Temple ilk acil yardım cağrısını Titanic'e 79 km uzaklıkta iken saat 00:30'da aldı. Kaptan Moore gemi'nin yönünü hemen çevirip 11.5 knot azami hızla yola çıktı. Saat 04:30 civarlarında Titanic tarafından verilen koordinata ulaştığında ortada herhangi bir gemi veya benzeri birşey bulamadı. Sonradan ortaya çıkan gerçek ise Titanic'in vermiş olduğu pozisyon gerçek yerinden 12 km uzaklıktaydı. Eğer Titanic o anda doğru koordinatları vermiş olsa idi, Mount Temple muhtemelen RMS Carpathia'dan daha önce varacaktı
Yakınlarda Duran, Cevap Vermeyen Ve Bilinmeyen Gemiler
New York Herald'in Titanic felaketi ile ilgili ön sayfası
Titanic köprüsünden, sancak tarafında bulunan bir gemi'nin ışıkları görünebiliyordu, gemi'nin Titanic'e olan ortalama uzaklıgı 16–24 km civarındaydı.Bu gemi ne radyo iletişimine ,nede her 15 dakikada bir fırlatılan roketlere cevap veriyordu. Bunun üzerine Boxhall ve levazım subayı George Rowe Titanic'deki lambalar ile karşı gemiye mors kodları göndermeye başladı ,ancak bu denemede sonuçsuz kaldı. Bu gemi ile ilgili yapılan soruşturmalarda S.S Mount Temple kaptanı Moore ve S.S Carpathia'nın kaptanı Rostron bagımsız olarak ayrı ayrı verdikleri ifadelerde gece karanlıgında bu vapurun ışıklarını gördüklerini ifade etmişlerdir. Ancak her iki kaptanında aynı geminin ışıklarını gördüklerine dair ortada bir kesinlikde bulunamamıştır. Buna ilaveten hem Rostron hemde Moore ek kanıt olarak gün agardıgında (15 Nisan 1912) iki diregi ve tek bacası olan bir vapuruda gördüklerini ifadelerinde belirtmişlerdir.Bu anılan gemi'nin çok sık olarak adı geçen ve mürettabatı soruşturmaya ugrayan S.S Californian olup olmadıgı çok tartışma konusu olmuştur. (S.S. Californian dört tane direge sahipti.) Çarpışma gecesi ,SS Californian buzdan dolayı ve gece oldugu için duruş yapmıştı ancak Titanic'e oldukça yakındı, vapurun telsiz sistemi, operator gece uyumaya gittiginden dolayı kapatılmıştı. Titanic'in telsiz sistemi (Marconi) daha önceki günlerde bir hasar görmüş ,Philips ve Bride bunu düzeltebilmek için tüm gün boyunca ugraşmışlardı. Bunun sonucu olarak geride gönderilmeyi bekleyen çok fazla sayıda mesaj birikmişti. Philips en yakındaki Halifax istasyonundan güçlü bir sinyal alınca mesajları göndermeye başlamıştı. Californian telsiz operatörü Cyril evans saat 23:00 'da yataga gitmeden önce Titanic'i yollarının üzerinde büyük buzdagları oldugu konusunda uyarmaya çalıştı ,fakat Cyril ,Jack Philips tarafından sürekli kesildi ve geri cevap olarak " Çeneni kapat ,şu anda çok meşgulum ve çalışıyorum " cevabını aldı.
SS Californian vapuru.
Felaket ile ilgili yapılan her iki soruşturmadada SS Californian ve kaptanı Stanley Lord yeterli yardımı yapmadıgı için hatalı bulunmuştur. Saat 22:10'da Californian, güneyden gelen bir gemi'nin ışıklarını farketmişti. Kaptan Lord ve üçüncü subay C.V Groves bunun bir yolcu gemisi oldugu konusunda mutabık olmuşlardır. Yukarıdada ifade edildigi gibi durmuş olan Californian, gelen gemiyi buz ile ilgili uyarmaya çalışmış ,ancak Titanic'in telsiz operatörü (Jack Philips)tarafından azarlanmıştı. Saat 23:50'de Grove gemi'nin ışıklarının yanıp söndügünü farketti ,sanki gemi durmuş veya tamamen kapatılmış gibiydi. Kaptan Lord'un emri ile saat 23:30 ve 01:00 arasında mors ışık kodları gönderildi ,ancak hiçbirine geri cevap alınamadı. Daha sonra yapılan soruşturmalarda ortaya çıkan gerçek ise ,Mors lambasının maximum mesafesinin 6 km olduğudur ,bu sebebden dolayı Titanic tarafından asla görülemedi. Kaptan Lord saat 23:30'da köşküne istirahat etmek için çekilmişti ,ikinci subay Stone görev başındaydı ve saat 01:15'de Lord'u gemi'nin (Titanic) bir tane roket fırlattıgına (bunu takiben dört tane daha fırlatılmıştır.) dair uyardı. Lord bu roketlerin bir şirket sembolu olup olmadigini bilmek istedi ,bu roketler tanımlama yapmak için kullanılan ve ışık saçan roketlerdi. Stone roketlerin tamdıbının beyaz olup olmadıgı ile ilgili olarak hiç bir fikrinin olmadıgını ifade etti. Titanic'in göndermiş oldugu acil yardım roketleri'nin renkleri farklı idi ,o zamanlardaki denizcilik yönetmeligini ekgiblerinden dolayı ,Kaptan Lord'un kafası kartıştı ve bu roketlerin acil durum roketi olup olmadıgını bilemedi. Kaptan Lord ekibine izlemeye devam etmelerini ve diger vapurlara Mors lambası ile sinyal göndermelerini emir etti ve tekrar yatagına çekildi. Saat 01:50'de üç roket daha görüldü ve Stone gemi'nin suyun içinde enterasan göründügünü not etti. Saat 02:15'de gemi'nin artık görünmedigi konusunda Kaptan Lord tekrar bilgilendirildi. Lord ışıkların herhangi bir renginin olup olmadıgını tekrar sordu ,cevaben hepsinin beyaz oldugu bilgisini aldı. Birinci subay George Stewart saat 05:30'da telsiz operatörü Cyril Evans'i uyandırdı ve gece boyunca roketlerin görüldügü konusunda onu bilgilendirdi ve bulabilecegi gemiler ile iletişim kurmasını istedi. Frankfurt gemisi Titanic telsiz operatörünün kayıp oldugu bilgisini verdi ,bu bilgi heme Lord'a aktarıldı ve Californian yardım için harekete geçti. Soruşturmalarda tesbit edilen ise Californian Titanic'e olan uzaklıgı 31 km civarındaydı. Kaptan Lord roketleri gördükten sonra telsiz operatörünü kaldırabilir ve yardım için hemen harekete geçebilirdi bu sayede yaşanan kayıplar daha az olabilirdi.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Okunmamış 15-06-2010 #4 (mesaj-linki)
The Unique Bay-M
The Unique - avatarı
02:00 - Dondurucu Okyanus Suyu ileri Bot Güvertesine Ulaşıyor
Felaketin ilk anlarında yolcular sıcak odalarını bırakmak konusunda oldukça isteksiz davranmıştır ve Titanic'i daha güvenli bulmuştur. Bunun nedenleri ile ilgili yapılan araştırmalarda ortaya çıkan gerçek ise gelen felaketin boyutunun yolcular tarafından çok iyi anlaşılamamasıdır. Gemi mürettabanın felaketin ilk anlarındaki tavırlarıda bu algıya önemli miktarda katkı saglamıştır.Çarpışmanın hemen arkasından kazanın boyutları tam olarak bilinemedigi ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuldugu için yolcular arasında panik havasına neden olabilecek ifadelerden kaçınılmıştır. Titanic araştırmacıları flika'ların ilk başlarda mevcut kapasitesinin çok altında gitmesinin ana sebeblerinden birisini buna baglamaktadır ,araştırmacılar ikinci neden olarak ise, flikaların saglamlıgı konusunda kafalarda oluşan şüphelerin oldugunu ifade etmişlerdir. Flikaların tam olarak doldurulması halinde batabilecegi düşünülmüş ,hatta birçok yolcunun gemiden atlayıp flikalara binebilecegi tahmin edilmiştir. Kaptan Smith aynı zamanda flikaların yarı doldurulup gonderilmesinide istemiştir ,bu sayede flikalar hemen geri dönüp su üzerinde kalanları kurtarabilecekti.Bir numaralı flika 40 kişi taşıyabiliyordu, ancak Titanic'den 12 kişi ile birlikte ayrıldı.Çıkarılan bir dedikoduya göre Sir Cosmo ve Lady Duff Gordon iki tayfa ve beş ateşciye rüşvet verdigi kendileri ile birlikte, üç tanede arkadaşını gemiden çıkartmasını istedigi iddia edilmiştir. Ancak bu söylenti daha sonra yanlış oldugu ispatlanmıştır. White Star Line'ın yönetici direktörlerinden J.Bruce Ismay portatif flika C ile gemiden ayrılmış ,hem American hemde Ingiliz soruşturmalarında bundan dolayı eleştirilmiştir. Diger yolculardan peder Thomas Byles ve Margaret Brown flikaların içindeki kadınlara ve çocuklara yardım etmişlerdir. Brown son olarak flikaya binmesi konusunda zorlanmış ve kurtulmuştur ,ancak Byles kurtulamamıştır. Zaman geçtikçe gemi'nin okyanusa dogru egimi artması ile birlikte insanlardaki endişede artmaya başlamıştı ,bazı flikalar daha fazla yolcu ile ayrılmaya başlamıştı. Flikaları doldurulur iken kadınlar ve çocuklar ilk olarak flikalara alınıyordu ,bu emir Kaptan Smith tarafından verilmişti.Ilk başta düşünülen kadınlar ve çocuklar doldurulacak ,yer kalırsa erkeklerde alınacaktı. Maalesef bazı heyecanlı subaylar erkeklerin flikalara binmesini engellemişti ,hatta erkekler için yer olmasına rağmen, silah bile kullanmaktan çekinmemişlerdir. Çok sık olarak anılan bir slogan ise birinci sınıftaki erkeklerin yaşam oranı üçüncü sınıftaki kadınlardan fazla oldugudur.Bu asla doğru degildir. Resmi kayıtlara göre kurtarılan üçüncü sınıf kadınların oranı birinci sınıf erkeklere göre sayıca çok üstündür. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek ise üçüncü sınıf'daki kadınların yarısından fazlası donmuş, birinci ve ikinci sınıftaki kadınların neredeyse tamamı kurtarılmıştır. Saat 02:05'de dondurucu okyanus suyu köprü altındaki trabzanlara ulaşmıştı ,taşınabilir A, ve B flikalarıda dahil olmak üzere ,bütün flikalar indirilmişti. Taşınabilir D flikası ise matafora'lardan indirilen son flikaydı. tüm flikalar içinde toplamdaki boş alan sayısı 466 olarak hesaplanmaktadır. -
669.
0bir varmış am yokmuşş
-
670.
002:05 - Pervaneler Ortaya ÇıkıyorTümünü Göster
Okyanus suyu ilerledikçe ,Titanic'in bronz pervaneleride su yüzünden yukarı dogru yükselmeye başlamıştı ,okyanus suyu ileri bot güvertesini yavaş yavaş dolduruyordu. Kaptan Smith Harold Bride ve Jack Phillips'i görevlerinden azil etmiştir. Bundan sonra Bride bitişigindeki yatakhaneden yedek parasını almaya gitmiş, ancak Phillips çalışmaya devam etmiştir. Bride döndügünde ,bir ateşçinin yavaşça ve gizlice Philips'in can yelegini çalmaya çalıştıgını fark etmiş ve ateşçiyi yakalamıştır.Tam o anda üçüde küçük odada boguşmaya başlamıştır, boğuşma esnasında Bride ateşçiyi belinden yakalamış ,Phillips 'de ateşçiye yumruk atmıştır.Her ikiside o anda suyun odaya girdigini görüp şapkalarını alıp çıkmışlardır. Bride taşınabilir B flikasına yardım etmiş ,Phillips ise kurtulma ümidi ile geminin arkasına dogru koşmuş ve gözden kaybolmuştur. Tam o sırada Atlantic’in buzlu sularının ulaştıgı sağ güvertenin açıgında ise iki flika yüzmekteydi. Taşınabilir flika B yukarıdan aşagıya inmiş ve A flikasının yarısı su ile dolmuştu. Kaptan Smith köprüde her zamanki pozisyonunda dikilmekteydi ,gemi batar iken kaptan ya dümenci odasında sıkışıp kalmıştı yada buzlu suların arasında yokolmuştu,bu konuda tam bir kesinlik ortaya konulamamıştır ,genel kabul köprüde hayatını kayıp ettigi yönündedir.Su ilerledikçe verdigi ilk önemli hasarlardan biri ilk bacanın devrilmesidir, baca devrilmesi ile birlikte sancak tarafında kalan köprü kanatlarını parçalamış ve su üzerinde bulunan birçok insanın ölümüne neden olmuştur ,bunların arasında zengin ve meşhurlardan Charles Williams ,Hugh McElroy ve muhtemelen John Jacob Astor IV ‘de vardı. Güvertede bulunan insanlar geminin arkasına doğru bagırıyorlardı veya bir umutla flikalara ulaşabilmek için suya atlıyorlardı, içeride ise durum daha vahimdi su camları kırmaya başlamış ve birinci sınıf merdivenleri yutmuştu. Peder Byles bu son kritik anlarda çevresindeki insanlar ile birlikte dua okumaktaydı,tam o esnada bronz pervaneler tamamen ortaya çıkmış ve gemi başaşagı egilmişti. Bu arada ikinci bacada yere yuvarlanmış, elektrik sistemide iflas etmiş ve ışıklar tamamen kapanıp gemi tamamen karanlıga bürünmüştü. Kısa bir süre sonra Titanic’in gövdesinin üzerindeki stres artmış ve son iki baca arasından ikiye bölünmüştür. Bölünmeden sonra baş taraf tamamen suyun altına gitmiş ,gemi’nin arka tarafı ise tek başına bir süre kaldıktan sonra yatay olarak saat 02:20 civarlarında okyanusun karanlık sularının gömülmüştür. Gemi tamamen battıktan sonra açıklardan bulunan 18 flikanın sadece 2 tanesi geri dönüp insanları kurtarmaya çalışmıştır. Bunlardan biri olan 4 numaralı flika batış yerine oldukça yakın idi ve bu sayede suda bulunan dört kişiyi daha kurtarmıştır ,kurtarılanlardan ikisi daha sonra ölmüştür. Aşagı yukarı bir saat sonra 14 numaralı flika enkaz alanına tekrar geri gitmiş ve dondurucu su üzerinde bulunan dört kişiyi daha kurtarmıştır. Geride kalan diger flikalarında bir müddet sonra kurtarma işlemine katıldıgına dair dair ifadeler de bulunmaktadır ,ayrıca su üzerinden kalan insanların can havli ile flikalara doğru yüzerek tırmandıgı ve flika üzerindeki insanların ise flikanın batmasını engellemek için su üzerindeki kurbanlar ile mücadele ettigide kayıtlarda yer almaktadır. Batışın hemen sonra gemi derinlere doğru süzülüyordu ancak iki kısım birbirinden çok farklı idi. Arka taraf yüzeyden 609 m yükseklikte süzülmekteydi ve bir şekilde yavaşlayıp yavaşça iniş yaptı. Baş taraf ise okyanus suyuna şiddetli bir şekilde dalmış içeride sıkışmış hava büyük bir patlamaya neden olarak gövde üzerinde büyük bir yırtık’a neden olmuş ve zemine oturmuştur.
Titanik Laneti
Titanik'in dedikodulara yol açan numarasının tersten okunuşu"No Pope".
Titanik'in sulara gömülmesi, hakkında ki "lanetli" söylentilerini de beraberinde geitrdi. Basın "Titanik Laneti",olayını hemen White Star Line'ın gemilerini vaftiz etmemeleriyle ilişkilendirdi.
En çok tartışılanlardan biri ise, geminin inşaa edildiği şehir olan Kuzey irlanda'da ki Belfast'ın tarikatçı bir şehir olmasıydı. Buna işaret olarak, gemiye verilen "390904" numarasının suya yansımasında ki tersten okunuşnda "No Pope" (Papa Yok) ifadesi gösteriliyordu.Çünkü bu;aşırı protestan tarikatçıların Romalı katoliklere saldırmak ve onları provake etmek için kullandıkları bir slogandı.
Tabii ki bu hikaye yalnızca bir şehir efsanesiydi. Aslında RMS Olympic ve Titanik'e yarda numarası olarak 400 ve 401 verilmişti. Hikayenin kaynağı büyük olasılıkla, geminin kömürlüğünde ki anti-katolik graffitiye karşı olan kömürcüler olarak tahmin ediliyor.Bu numarayı da gemide çalışmaya başladıklarında kendilerinin uydurduğu varsayılyor.
-
son entirilerime göz atanlar sözlüğün neden
-
çaycı hüseyinee ne olmuş lan böyle
-
istedigim gibi ozgurce
-
gene aklıma geldi kahpe
-
lan zaten calistigin yok dümenden izin alıp duruyo
-
kimi sevdiysek ya öldü ya kayboldu
-
yolda 5 çocuğuyla gezen suriyeli bayan
-
z kuşağı gençliği şeyime sürdüm
-
kadın ağa erkek ağa
-
abi bu nedirrrrrrrrrrrtrrr
-
ucankedi bu havada 2 efes bira
-
kons dayı ramo ufuk otuzbirspor kulubu
-
beş yıl sonra buraya gelip
-
ayaklarım zonkluyor amq
-
şimdi aramizdan bir kac erkek bunlarla konusup
-
çiğköftelerin fiyatı ne olmuş la öyle
-
beyaz baksır üzerine
-
gülen bir kadın görünce sinir oluyorum
-
telefonun da içerisinde bir tane whatsapp var
-
25 30 dan sonra nasıl evlencez la
-
turklwrin kendini ustun gorme hezeyani
-
bu memurlara habire zam geliyor
-
bakir olmak tercih meselesidir
- / 1