-
576.
0@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
-
577.
0OTLUKBELi SAVAŞITümünü Göster
Karamanoğlu ibrahim'in 1464'te ölmesi üzerine oğulları birbirlerine düşmüşlerdi. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yardımıyla ishak Bey Karamanoğlu beyliğine sahip oldu. Bunun üzerine diğer oğlu Pir Ahmed Bey Fatih Sultan Mehmed'den yardım istedi ve gelen yardım sayesinde Beyliği ele geçirdi. Fakat Pir Ahmed Bey bir süre sonra gidip Venediklilerle anlaşınca, bu duruma sinirlenen Fatih Sultan Mehmed, Karaman Seferi'ne çıkmaya karar verdi.
Konya ve Karaman alınarak Osmanlı'ya bağlandı. Karaman halkı istanbul'a ve çeşitli yerlere göç ettirildiler. Pir Ahmed Bey kaçarak Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'a sığındı. Bu olay Osmanlılarla Akkoyunluların arasının açılmasına neden oldu.
Osmanlılar Avrupa ve Anadolu'daki topraklarını genişletirken, Akkoyunlular Devleti'de Doğu Anadolu, Kafkasya, iran ve Irak üzerinde hakimiyet kurmuşlardı. Sınırlarını genişleten iki Türk Devleti arasında büyük bir savaş kaçınılmaz olmuştu. Otlukbeli mevkiinde 11 Ağustos 1473'de yapılan savaşta, devrin en kuvvetli savaş tekniğine ve araçlarına sahip olan Osmanlı ordusu, Uzun Hasan'ın kuvvetli süvarilerden kurulmuş olan ordusunu birkaç saatte dağıttı.
Bu savaştan sonra Akkoyunlular bir daha kendilerini toparlayamadılar. Fatih Sultan Mehmed, Akkoyunlu tehlikesini bu şekilde engellemiş oldu. Anadolu'da ve Rumeli'de birçok sefer düzenleyip pek çok zafer kazanmıştı.
Buna rağmen güneyde güçlü bir devlet konumunda olan Memlüklerle problemler yaşandığı halde sıcak bir savaştan kaçınmıştı.
DENiZLERDE DURUM
istanbul'un fethiyle ticaret yollarının hakimiyeti Osmanlılara geçmişti. Ancak denizlerde Venedik ve Cenevizliler'in etkinliği devam ediyordu. Fatih ticaret yollarının güvenliğini sağlamak ve korsanlardan kurtulmak için Ege adaları üzerinde siyasetini ağırlaştırdı. Ege adalarına seferler düzenlendi.
Yeni tersaneler ve gemiler inşa edildi. Rodos seferine çıkıldıysa da alınamadı.
iDARi DÜZENLEMELER
Fatih Sultan Mehmed, klagib manada Osmanlı devletinin idari kurucusu sayılabilir. istanbul'un fethinden sonra kendisini Kaiser-i Rum (Doğu Roma imparatoru) ilan etmiş ve devlet müesseselerini yerleştirmiştir. Fatih, Kanunnamesi ile Atam-Dedem Kanunu dediği gelenekleri yazılı hale getirmiş ve buna Kanunname-i Ali Osman denmiştir.
Divanın idaresini sadrazamlara bırakarak, işleri kafes arkasından takip etmeye başlamış, mutlak vekilim dediği sadrazamı geniş yetkilerle donatmıştır. Ayrıca defterdar, kazaskerler ve diğer üst düzey devlet erkanının görevleri tarif edilmiştir.
Yeniçeri ordusu 10.000'e çıkarılarak güçlü bir merkezi ordu teşkil edildiğinden uç beylerinin önemi azalmış, böylece merkezi idare sağlamlaştırılmıştır. Anadolu ve Rumeli'nin en kudretli devletinin hükümdarı olarak "Han" ünvanını ilk defa o kullamıştır.
istanbul'un fethinden sonra Yıldırım Bayezid zamanında elden çıkan topraklar yeniden kazanılmış, hatta Rumeli ve Karadeniz kıyılarında yeni yerler fethedilmiştir. Kırım'ın fethi ile Karadeniz bir Türk gölü haline getirilmiş, Anadolu birliği tamamlanmış ve Rumeli'deki Türk varlığı Belgrad'a kadar uzanmıştır.
istanbul, Fatih zamanında bir ilim ve sanat merkezi haline gelmiş, Fatih medreseleri klagib Osmanlı medreselerinin temelini oluşturmuştur. Şairler ve ilim adamları için bir cazibe merkezi haline gelen istanbul'a bütün islam dünyasından bilginler gelmeye başlamıştır.
MiMARi ESERLER
Fatih Sultan Mehmed, otuz yıl kadar süren padişahlığı sırasında Osmanlı Devleti'ni bir cihan devleti konumuna çıkardı. Fatih Sultan Mehmed, eşsiz bir komutan olmakla beraber, büyük bir devlet adamıydı.
Yapmış olduğu çalışmalar ile memleketinde büyük çapta bir imar hareketini gerçekleştirdi. Osmanlı imparatorluğu'nun çeşitli şehirlerinde 300 kadar cami, 57 medrese, 59 hamam, 29 bedesten, çeşitli saray, hisar, kale, sur, han ve köprüler yaptırdı.
istanbul'u fethettiği zaman başta Ayasofya olmak üzere sekiz tane kiliseyi camiye çevirdi. Bugünün üniversitesi olan Fatih Külliyesi'ni 1470 yılında tamamladı.
Hz.Eyyub-i Ensari'nin kabri, Fatih'in hocası Akşemseddin tarafından keşfedildi ve üzerine Eyüp Camii yaptırıldı.
Fatih Sultan Mehmed tarafından istanbul'un Fatih semtinde yaptırılan Fatih Camii, 1470 yılında yine onun tarafından ibadete açıldı.
Fatih zamanında inşa edilen Kapalıçarşı, ilerde istanbul'un en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelecekti.
Devrin mimari eserleri arasında bulunan Yeni Bedesten de çok ünlüdür. Saray-ı Cedide-i Amire adı verilen Yeni Sarayı (Topkapı Sarayı) da Fatih Sultan Mehmed yaptırdı. -
578.
0@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
-
579.
0ilk hükümdarlık tecrübesini 12 yaşında tattı. Bu ilk tecrübesi çok kısa sürse de, 19 yaşında yeniden tahta geçti ve 21 yaşında istanbul'u fethedip, Osmanlı Devleti'ni bir imparatorluğa dönüştürdü... O artık karaların sultanı ve iki denizin hakanı Fatih Sultan Mehmed idi...Tümünü Göster
Edirne Sarayı. 575 yıl önce. Çok uzun geçen bir gece. Güneş, dünya denilen bu çileli gezegenin insanlarının yedi günle sınırladığı haftalardan bir diğerine, herhangi bir pazar gününe daha ha doğdu ha doğacak. Karanlık koridorlarda bir koşturma, bir telaş... Gece, en sonunda, tüm karanlığını toplayıp gitmeye yeltenir ve yeni gün, cılız ışıklarıyla, aşabildiği her boşluktan saray duvarlarını aşıp loş koridorları olabildiğince aydınlatma telaşına düşerken, beklenen haber nihayet salınıyor ve fısıltılar halinde kulaktan kulağa yayılıyor. Çok geçmeden fısıltılardan oluşan bir dere çağıldayarak saray duvarlarını aşacak ve önce başkent sokaklarına, sonra da Osmanlı'nın tüm kuytularına, köşelerine minik şehzade dünyaya gözlerini açtı haberini yayacak... O şimdilik, II. Murad'ın üçüncü oğlu olması gibi çok önemli bir istisna dışında, bildiğimiz herhangi bir bebek. Ancak, kimliği üzerine pek de fazla bilgi olmayan Hüma Hatun'un dünyaya getirdiği bu küçük şehzade, büyümekte hiç de gecikmeyecek. 12 yaşında ilk hükümdarlık tecrübesini tadacak. Evet, bir ara hükümdarlıktan uzaklaştırılacak. Ama sonra geri gelecek. Çok yol alacak. Önüne çok büyük hedefler koyacak. Ve bunun için aslında çok da beklemeyecek. Henüz 21 yaşında iken istanbul'u fethedip, Osmanlı Devleti'ni bir imparatorluğa, imparatorluğun kuruluş dönemini yükselişe, dünyanın ortaçağ olarak adlandırdığı dönemi de yeniçağa dönüştürüp, Osmanlı'nın en büyük hükümdarı diye anılacak ve bundan böyle "Fatih" diye adlandırılacak... Peki, bizler, bürokrasiden saray teşkilatına, maliyeden askeri örgütlenmeye, mimariden eğitime kadar devlet ve sosyal kurumların oluşmasında önemli rol oynayan Fatih'e dair bundan fazla ne biliyoruz? Nasıl bir çocukluk yaşadı örneğin? Nasıl yetiştirildi? Askeri başarılarının ardında yatan, onu, çocuk yaşıyla kıyaslandığında neredeyse boyundan büyük işlere kalkışmaya iten güdü neydi? Tarihin tozlu sayfalarında çocukluk döneminin ilk günlerine, ilk yıllarına dair büyük harflerle düşülmüş yığınla not yok. Öyleyse, en iyisi elimizdeki net bilgilerle yetinmek ve istanbul'un fethi dışında daha pek çok başarıya da adını yazan bir hükümdarın izinde zaman tünelinde adım adım ilerlemek... Yıl 1443. 30 Mart 1432'de dünyaya gözünü açan küçük şehzade artık 11 yaşında... Gelenek onun için de işletilecek ve Osmanlı geleneklerine göre devlet yönetimini öğrensin diye Manisa'ya sancakbeyi (vali) olarak gönderilecek. 11 yaşında bir çocuk böylesi bir durumda neler hisseder, ne tür duygularla boğuşur? Bunu bilmiyoruz. Ancak, bildiğimiz bir şey var. Çok daha ağır bir sorumluluk biraz ileride onu bekliyor. Ve tarih sayfaları bizlere, Manisa'ya yerleştikten yaklaşık bir yıl sonra -bitip tükenmek bilmeyen savaşlar ve küçük yaşlarında yitirdiği ilk oğlu Ahmed'in ardından büyük oğlu şehzade Alaeddin'in de ölümüyle artık iyice yıpranmış olan- babası II. Murad tahtı bıraktığında, henüz 12 yaşında, Osmanlı padişahı olduğunu söylüyor. Peki bu yaşta bir çocuk, hükümdarlığı nasıl algılar? Bir devleti yöneten kişi olarak görülmek, onun için nasıl bir anlam ifade eder? Tarih, kimsenin merak etmeyeceğini düşündüğünden olsa gerek, duygulara çok az yer veriyor. Bu yüzden çocuk yaştaki hükümdarın ilk iktidarının ilk yıllarındaki duygularını da es geçiyor ve yine iyi bildiğimiz bir yere geliyoruz: 12 yaşındaki hükümdarın bu ilk iktidarı uzun sürmeyecek ve küçük padişah, iktidara sahip olmak isteyen vezir grupları arasında otorite kuramayınca, iki yıllık hükümdarlığının ardından, Veziriazam Çandarlı Halil Paşa'nın bir oldu bittisiyle tahtı babasına terk etmek zorunda kalacak. Ama anlaşılan o ki, II. Mehmed, henüz çok genç yaşta olmasına rağmen oldukça hırslı, kendini hâlâ hükümdar olarak görüyor; Manisa sancakbeyliği sırasında bir hükümdar gibi davranmaya devam ediyor. Kim bilir, belki de daha o yaşta, sadece Osmanlı hanedanının en büyük padişahı olmakla kalmayıp, aynı zamanda III. Roma imparatoru olarak anılmayı kafasına çoktan koymuş, sabırla günlerin geçmesini bekliyor... 18 Şubat 1451... II. Mehmed 19 yaşında ikinci kez tahta çıkıyor. Artık aklında, bir rüyayı gerçekleştirmek var: istanbul'u fethetmek... -
580.
0sex sex up!
-
581.
0@1 Am bekliyoruz.
-
582.
0@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
@612 gibtir git -
583.
0asla_asla_deme - avatarıTümünü Göster
(1432-1481). Osmanlı Devleti'nin 7. padişahı olan Fatih Sultan Mehmed 1432'de o zamanki başkent Edirne'de doğdu. Babası 6. Osmanlı Padişahı II. Murad, annesi Hüma Hatun'dur. Fatih çocukluğunda çok yaramazdı. Bu yüzden babası eğitimi için sertliğiyle tanınan Molla Gürani'yi görevlendirdi. Dönemin tanınmış bilginlerinden dersler alarak yetişen küçük şehzade daha 11 yaşındayken 1443 ilkbaharın da hocaları ve danışmanlarıyla birlikte Manisa sancakbeyliğine gönderildi. Ama Macar-lar'ın Sofya'yı alıp Edirne'ye doğru ilerlemeleri, Balkanlar'da baş gösteren ayaklanmalar, Karamanoğullan'nın Ankara'ya yürümeleri ve bu sırada büyük şehzade Amasya Sancakbeyi Alaeddin'in ölümü üzerine II. Murad küçük şehzade Mehmed'i 1444 ilkbaharında Edirne'ye çağırarak tahtı ona bıraktı. 12 yaşında deneyimsiz bir çocuğun padişah olması Osmanlı Devleti ile çatışma durumunda olan devletleri umutlandırdı. Macarlar ile Sırplar'ın önderliğindeki büyük bir Haçlı ordusu hemen harekete geçerek Tuna Irmağı'nı aştı. Bunun üzerine başta Sadrazam Çandarlı Halil Paşa olmak üzere telaşa kapılan devlet adamları Anadolu'da bulunan II. Murad'ı Edirne'ye çağırdılar. II. Murad Anadolu askerini de yanına alarak Rumeli'ye geçti ve 10 Kasım 1444'te Varna önlerinde Haçlı ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Edirne'ye dönünce de devlet adamlarının isteği üzerine yeniden tahta çıktı, oğlu Mehmed'i de sancakbeyi olarak gene Manisa'ya gönderdi. Mehmed bu dönemde bir yandan eğitimini sürdürdü; bu arada babasının buyruğuyla 1448 ve 1450'deki Arnavutluk seferlerine katıldı. 1451'de de babasının ölümü üzerine Edirne'ye giderek II. Mehmed sanıyla tahta çıktı.
19 yaşındaki bir gencin devletin başına geçişi önceki padişahlığında olduğu gibi hem Avrupa devletlerini ve Bizans'ı, hem de Osmanlılar'ın Anadolu'daki rakipleri Kara-manoğulları'nı umutlandırdı. Karamanoğulla-rı hemen harekete geçerek Seydişehir ve Akşehir'i ele geçirdiler. Bizanslılar da papaya başvurarak yeni bir Haçlı seferi düzenlenmesini istediler. Ama ne papadan, ne de bölünmüş durumdaki Avrupa'dan olumlu bir yanıt aldılar. Macarlar ve Venedikliler ile bir barış antlaşması imzalayan II. Mehmed 1452'de Anadolu'ya geçerek Karamanoğulla-n'nın üzerine yürüdü. Karamanoğlu ibrahim Bey'i ağır bir yenilgiye uğratarak Edirne'ye döndü. Bundan sonraki hedefi Bizans'tı. Bir yandan istanbul Boğazı'nın Avrupa yakasında Rumeli Hisan'nın yapımına girişirken, bir yandan da Edirne'de savaş hazırlıklarına başladı. 1452-53 kışı bu hazırlıklarla geçti. istanbul'un (Konstantinopolis) güçlü surlarında gedikler açabilmek için Macar usta Urban'a o zamana kadar görülmemiş büyüklükte toplar döktürdü. Kuşatma hazırlıkları bütün ayrıntılarıyla bittikten sonra 23 Mart 1453'te Edirne' den istanbul'a doğru yola çıktı. Kuşatma 6 Nisan günü başladı. Bizans'ın bütün gücünü kullanarak aldığı savunma önlemleri karşısında zaman zaman duraksamalar oldu ve kuşatma 53 gün sürdü. Bu arada Bizanslılar Halic'i zincirlerle kapatarak Osmanlı donanmasının buraya girmesini önlediler. Buna karşılık II. Mehmed, gemileri karadan aşırtıp Kasımpaşa'dan denize indirterek Halic'e bakan deniz surlarını da zorlamayı başardı. Donanma da Marmara Denizi ile Çanakkale Boğazı'nı ablukaya alarak Bizans'a deniz yoluyla yardım gelmesini önledi. Hiçbir yerden destek alamayan Bizans başkenti 29 Mayıs 1453 günü düştü. 1.000 yıllık Bizans imparatorluğu'na son veren II. Mehmed de "Fatih" (fetheden) sanını aldı .
Avrupa'da büyük yankılar uyandıran bu olaydan sonra Edirne'ye dönen Fatih Sultan
Mehmed, 1454 ve 1455'te düzenlediği iki seferle Güney Sırbistan'ı aldı, Ege Denizi'nde ki bazı önemli adaları ele geçirdi. 1459'da Sırbistan Krallığı'nın varlığına son verdi. 1457'den beri direnen Mora Despotluğu da 1460'ta Fatih'e boyun eğdi. Aynı yıl Karadeniz seferine çıkan Fatih Cenevizliler'in önemli üslerinden Amasra'yı, isfendiyaroğulları'nın elindeki Sinop'u aldıktan sonra 1461'de Pontos Devleti'nin başkenti Trabzon'u ele geçirerek bu devleti de ortadan kaldırdı. 1462'de yeniden Rumeli'ye geçerek önce Eflâk üzerine yürüdü. Eflâk Voyvodahğı'nı Osmanlı Devleti'ne bağladıktan sonra 1463'te Bosna' nın fethini tamamladı. Aynı yıl Ege Denizi'nde önemli bir geçit noktasında bulunan Midilli Adası'nı alması Venedikliler ile 1479'a kadar sürecek olan savaşın başlamasına yol açtı. Rumeli'deki fetihlerini sürdüren Fatih 1465'te Hersek'in büyük bölümünü, 1466'da da Arnavutluk'taki bazı kaleleri aldıktan sonra Edirne'ye döndü.
Bu arada Karamanoğullan iyice güçlenen Osmanlı Devleti'ne karşı Mısır'daki Memlûklar ve Doğu Anadolu'daki Akkoyunlular'la işbirliği arayışı içine girmişlerdi. 1466'da Anadolu seferine çıkan Fatih başkent Konya'yı alarak Karamanoğulları'na önemli bir darbe indirdi. Ama istanbul'a dönüşünden az sonra Karamanoğullan kaybettikleri yerleri geri aldıkları gibi Akkoyunlu Hükümdan Uzun Hasan'dan da yardım istediler. Osmanlı Veziri Gedik Ahmet Paşa 1471'de Karamanoğullan'nı bir kez daha yenilgiye uğrattıysa da Uzun Hasan kendisine sığınan Karamanoğul-lan'ndan Pir Ahmed Bey ile Kasım Bey'i desteklemeyi sürdürdü. Fatih Sultan Mehmed Uzun Hasan'la hesaplaşmadan Karamanoğullan sorununun çözülemeyeceğini gördüğünden 1473 ilkbahannda büyük bir orduyla Anadolu seferine çıktı. 11 Ağustos 1473'te Erzincan yakınlarındaki Otlukbeli'de Akkoyunlu ordusunu ağır bir yenilgiye uğratan Fatih, Uzun Hasan'ın barış önerisini kabul ederek istanbul'a döndü. Gedik Ahmed Paşa 1474'te son kez Karaman seferine çıkarak artık Uzun Hasan'ın da desteğini yitiren Karamanoğullan'nın bütün topraklarını ele geçirdi. Fatih Sultan Mehmed 1477'de Kırım Hanlığı'm Osmanlı Devleti'ne bağladıktan sonra 1478'de Arnavutluk seferine çıkarak işkodra ve Kruje (Akçahisar) kalelerini kuşattı. 1479'da Venedik'le karada ve denizde 16 yıldan beri süren savaşı sona erdiren bir antlaşma imzaladı. Venedikliler Arnavutluk' taki kalelerini Osmanlılar'a bıraktılar. Buna karşılık Mora'da bazı iskelelerle belirli bir para karşılığında Osmanlı karasularında ticaret yapma imtiyazı elde ettiler. Böylece Venedik'le ilişkilerini düzelten Fatih, italya'nın öteki önemli kent devletlerinden Napoli ve Milano dukalıklarına karşı savaşa girişti. Gedik Ahmed Paşa'nın 1480'de italya'nın güneyindeki Otranto limanını ele geçirmesi Avrupa'da büyük yankı yarattı. Bunun nedeni Osmanlılar'ın Hıristiyan dünyasının en önemli dinsel merkezi olan Roma'ya giden yolda bir köprübaşı elde etmiş olmalarıydı. Ama Gedik Ahmed Paşa daha fazla ilerlemeyerek yalnızca bulunduğu yerde tutunmaya çalıştı.
Fatih 1481 ilkbaharında, Mısır'a yönelik olduğu sanılan sefer için büyük bir orduyla istanbul'dan yola çıktı. Ama daha yolun başlangıcında hastalandı ve Gebze'deki ordugâhta öldü. Küçük oğlu Cem'i tahta çıkarmak istemesinden dolayı büyük oğlu Bayezid (daha sonra II. Bayezid adıyla tahta çıktı) yanlısı devlet adamlarınca ya da italya'ya yeni bir sefer düzenlemesinden korkan papanın casuslannca zehirlendiği de öne sürülmüştür
Fatih Sultan Mehmed Osmanlı padişahlarının en büyüklerinden biridir. Askeri alanda kazandığı basanlarla Osmanlı Devleti'ni büyük bir imparatorluk durumuna getirmiştir. Bilime düşkünlüğüyle tanınır, tarihe ve felsefeye özel bir ilgi duyardı. Kitaplığında Türkçe'den başka Arapça, Latince ve Rumca birçok kitap vardı. Güzel sanatlarla da ilgiliydi. "Avni" takma adıyla şiirler yazmış, italyan ressam Gentile Bellini'yi 1479'da istanbul'a çağınp konuk ederek resmini yaptırmıştı. Bilim adamlarını ve edebiyatçılan koruması altına alan Fatih, nesir ustası Sinan Paşa ile şair Ahmed Paşa'yı vezirliğe kadar yükseltmiş, ünlü matematikçi ve astronomi bilgini Ali Kuşçu' yu Tebriz'den istanbul'a getirtmişti.
Fatih hazırlattığı bir kanunnameyle Osmanlı devlet düzenine ilişkin temel ilkeleri belirlemiş, bu ilkeler Tanzimat dönemine kadar birçok alanda geçerliliğini korumuştur. Döneminde Osmanlı ülkesinde 500'den fazla mimari yapıt ortaya konmuş, kendisi de istanbul'da bir cami ile medrese, kitaplık, imarethane (aşevi), darüşşifa (hastane), hamam, kervansaray gibi birimleri kapsayan büyük bir külliye yaptırmıştır. -
584.
0@612 gibtir git egonu başka yerde tatmin et
-
585.
0@always adam küçükkuyu belediye başkanı beyler. reklam yapıp duruyo çaktırmadan
-
586.
0FÂTIH SULTAN MEHMEDTümünü Göster
(II. MEHEMMED)
Kaynaklarin, âdil, akil, heybetli, cesaretli, idrak sahibi, iyi giyimli, kadirsinas, âlimlerin dostu, sairlerin hâmisi, hakka kail ve maarif erbabina meyilli bir pâdisah olarak tavsif ettigi Fâtih Sultan Mehemmed Han, tarihin kayd ettigi büyük sahsiyetlerin basinda gelir. Bu bakimdan onun, sahsiyet ve karekterini oldugu gibi bütünüyle ortaya koymak çok zordur. Çünkü o, beser kudretinin ulasabilecegi en yüksek noktalara çikmis ve kendinden önce veya sonra gelmis olanlarla mukayese edilemeyecek derecede büyük bir hüviyet kazanmisti. Onun, Manisa'da geçirdigi ikinci sehzadelik devresi, gerek sahsi, gerek Osmanli Devleti için çok verimli ve faydali olmustu. Zira, 5 yil süren bu dönemde o, sahsiyetini olgunlastiran ciddi bir çalisma ve fikrî faaliyet içinde bulunmustu.
Bu bes senelik müddet zarfinda o, bir yandan akademik bir faaliyet devresine girerek liyakatli hocalarin refakatinda malumatini genisletmis, felsefe ve riyaziye (matematik) okumustu. Döneminin önemli iki dili olan Arapça ve Farsça'yi ana dili gibi ögrenmisti. Bu meyanda o, Latince, Yunanca ve Sirpça ögrenme imkânlarini da bulmustu. Tarih, cografya ve askerlik bilgisine de iyice vâkifti. Bir yandan da dünya cihangirlerinin biyografilerini dikkatle tedkik ederek her birinin dogru ve yanlis taraflarina parmak koymustu. Böylece, yasanmis tarih maceralarinin muhasebe ve yekûnu, onu, plan ve sistem fikrinin lüzumuna esasli bir sekilde inandirmisti.
Devletin, gelecekteki ihtiyaçlarini karsilamak yolunda kendini geregi gibi hazirlamak için gece uyumamis, gündüz dinlenmemis, hayatinin bir solugunu dahi bos geçirmemis olan genç sehzâde, hesapli ve sistemli gelecegin genç fâtihi, saltanatinin devaminca, daima baslanacak bir isin plani ve bitecek bir isin endisesi ile yorulacakti.
Babasi, II. Murad'in vefati üzerine 16 Muharrem 855 (18 Subat 1451) Persembe günü Edirne'de Osmanli tahtina geçen II. Mehmed'in dogum tarihi 27 Receb 835 (30 Mart 1432) olarak kabul edilmekle birlikte, buna yakin farkli tarihler de verilmektedir. Dogum tarihi hakkinda farkli görüslerin bulunduguna temas edilen Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin kimligi hakkinda da degigib görüsler bulunmaktadir. Bu farkli görüsler, Batili yazarlarca öne sürülmüslerdir ki, kaynaklarimiz bu görüslerin tamamini reddedecek sekilde açik ve net bilgiler vermektedirler. Zira kaynaklarimiz, konuyu, II. Murad'in evliliginden itibaren takib ederler. Nitekim kaynaklarimiz, Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin Müslüman Türk oldugu ve Isfendiyar Beyi'nin kizi veya torunu oldugu, isminin de Hüma Hatun oldugunu belirtirler. Ayni sekilde Ismail Hami Danismend de Bursa mahkeme (ser'iyye) sicillerine dayanarak konuyu tafsilatli bir sekilde ele alarak söyle der:
"Fâtih'in annesi olarak gösterilen Türk prensesi, Kastamonu ve Sinop'ta hüküm süren Candarogullari hanedanindan Isfendiyar Bey'in kizi veya torunu Halime, veyahut Hatice Hatun'dur. Ikinci Murad'in bu kizla izdivaci hicretin 827 (m. 1424) yilindadir." Müellif, arastirmasinda bu ihtilaflarin sebeplerini de açiklar. Ama konuyu fazla dagitmamak için biz bunun üzerinde fazla durmayacagiz. Bununla beraber yeni arastirmalarin ortaya çikardigi gerçek isim ve hüviyeti ile ilgili bilgiyi aynen nakletmeden geçemiyecegiz. "Daha sonralari Bursa mahkeme sicillerinde yapilan tedkiklere göre Fâtih'in muhterem annesi, Hüma Hatun'dur. Bu bahtiyar kadinin türbesi Bursa'da Muradiye Câmii'nin sark tarafinda müze idaresince istimlak edilen bir bahçe içindedir. Câmiden çarsiya dogru gidilirken bu zarif âbide, câmiden yüz metre kadar ilerdedir. Memduh Turgud Koyunluoglu'nun Bursa Halkevi nesriyati içinde çikan "Iznik ve Bursa Tarihi"nin 152-153. sayfalarinda "Hâtuniye Künbedi" ismiyle bahsedilen bu türbeyi Fâtih, babasi Sultan Ikinci Murad daha hayatta iken ölen annesi için hicrî (m. 1449) tarihinde, yani Istanbul'un fethinden dört sene evvel yaptirmistir. Kitabesi Arapça'dir.
Bu kitâbenin en büyük kiymeti, Fâtih'in annesinin yabanci rivayetlerde iddia edildigi gibi Istanbul'da medfun olmayip türbesinin Bursa'da bulundugunu ve yine ayni yabanci masallarinda iddia edildigi gibi Hiristiyan olarak öldügü için türbesi kapali olmayip, Müslüman oldugunun kitâbe ile sabit oldugunu artik hiç bir tereddüde imkân birakmayacak bir kesinlikle ortaya koymasidir. Yalniz kitâbede bu Hatun'un ismi yoktur, ancak bu da Bursa mahkeme sicillerinin 31,201 ve 370 sayili defterlerinin 35, 64 ve 40. sayfalarinda bulunmustur. Fâtih'in annesinin ismi Hümâ Hâtun'dur. -
587.
0gibiş var
-
588.
0@always adam küçükkuyu belediye başkanı beyler. reklam yapıp duruyo çaktırmadan
-
589.
0Fatih Sultan Mehmet'in Devlet PolitikasıTümünü Göster
Fatih Sultan Mehmet'le başlayıp II.Beyazıt, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman'la II.Selim'e dek süren
döneme Osmanlı Devleti'nin Yükseliş Dönemi diyoruz.Bu dönemde Osmanlı imparatorluğu dünyanın üç kıtasına
yayılan en güçlü imparatorluğu oldu. Sınırlar Asya'da bugünkü iran sınırlarımızdan başlıyor. Irak,Suriye, Arabistan,
Yemen, Filistin ve Ürdün'ü içine alarak Mısır, Tunus,Cezayir ve Fas ile bütün Kuzey Afrika'yı kaplıyordu.
Avrupa'da da bütün Balkanlar, Romanya ile Macaristan ve Avusturya'nın başkenti Viyana'ya dek bütün
Avrupa toprakları Osmanlı Devleti sınırları içindeydi. Karadeniz ve Akdeniz birer Türk gölü haline gelmişti.
Bu dönemde Osmanlı imparatorluğu, yalnız sınırları bakımından değil, ekonomik bakımdan da Dünya'nın en güçlü devletiydi. Tüm kara ve deniz ticaret yollarını elinde tutuyordu. Yeniçeri ordusu ise, dünyanın yenilmez, karşı durulmaz,
en güçlü ordusuydu. Osmanlı Devleti'nin VII. padişahı olan Fatih 1432'de o zamanki başkent Edirne'de doğdu. Fatih küçüklüğünde çok yaramazdı.Bu yüzden babası II.Murat sertliğiyle tanınan Molla Gürnani'yi eğitimiyle görevlendirdi.
1444'te babası II.Murat Edirne-Segedin Anlaşmasıyla devletin güvende olduğunu sezerek tahtı 12 yaşındaki oğlu II.Mehmet'e bıraktı. Tahtın 12 yaşındaki küçük bir çocuğa bırakıldığını öğrenen Avusturya-Macaristan imparatorluğu
anlaşmayı bozarak Osmanlı Devletine saldırdı. Bunun üzerine tahta babasının geçmesini isteyen II.Mehmet babasına
bu durumu bildirdi.II.Mehmet tahta geçmeyi istemeyince II.Mehmet padişahlığını kullanarak babasının tahta geçmesini
emretti. Bunun üzerine tahta geçen II.Murat 1444'te Haçlıları Varna'da yenilgiye uğrattı.II.Mehmet tekrar tahta geçtiğinde
19 yaşında deneyimli bir padişahtı.
II. Mehmet'in fetih politikası önemli ticari yerleri ele geçirip devleti zenginleştirmek ve Roma imparatorluğu'nu ele geçirmekti.Bu yüzden işe istanbul'dan başladı.
istanbul'un Fethi'nin Nedenleri;
·istanbul'un Osmanlı topraklarını 2'ye bölmesi.
·Bizans'ın Osmanlı şehzadelerini kışkırtması ve taht kavgalarına karışması .
·istanbul'un ipek yolunun ve Karadeniz ticaretinin geçiş noktasında olması.
·islam dinine göre istanbul'u fetheden hükümdarın kutsanması.
·Bizans'ın, Osmanlı'nın Avrupa'daki ilerleyişine büyük engel teşkil etmesi.
istanbul'un 1453'te feth edilmesiyle dünya tarihinde yeni bir çağ başladı.
istanbul'un Fethi'nin Sonuçları:
·Bizans'ın yokoluşu.
·Türklerin Balkanlardan çıkmayacağı kesinleşti.
·Türklerin Avrupa içlerine ilerlemesi kesinleşti.
·Osmanlı arasında birlik, bütünlük sağlandı.
·istanbul Boğazı ve Karadeniz Ticareti Türklerin eline geçti.
·Kale ve surların toplarla yıkılabileceği anlaşıldı.
·Avrupa batıya doğru Coğrafi Keşifler düzenlendi.
·istanbul başkent oldu.
·Osmanlı yükselme dönemine girdi.
·II.Mehmet "Fatih" ünvanı aldı.
·Ortaçağ bitti ;yeniçağ başladı.
·Ortodoks kilisesi Osmanlı himayesin girdi. Hristiyan birliği bozuldu.
·istanbul'dan kaçan Bizanslı bilim adamları Avrupa'da Rönesans ve Reform başladı.
Avrupa'daki Fetihler:
Avrupa'da büyük yankılar uyandıran bu olaydan sonra Edirne'ye dönen Fatih Sultan Mehmet 1454 ve 1455'te
düzenlediği iki seferle Güney Sırbistan'ı aldı.1459'da Sırbistan Krallığı'nın varlığına son verdi.1457'den beri
direnen Mora Despotluğu 1460'ta Osmanlı yönetimine geçti.1462'de Eflak Voyvodalığı'nı aldı.1463'te de
Bosna Fatih'e boyun eğdi. Daha sonra Fatih 1465'te Hersek'i 1479'da da Arnavutluğu aldı.
Anadolu'daki Fetihler:
Bu arada Anadolu'da 1466 Karamanoğullarının başkenti Konya'yı aldı. Fatih istanbul'a döndüğünde Karamanoğulları kaybettiği toprakları geri aldıkları gibi Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'dan da yardım istediler. Osmanlı 1471'de Karamanoğulları'nı tamamen ele geçirdiysede Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan Pir Ahmed Bey ve Kasım Bey'i
destek lemeyi sürdürdü. Fatih Akkoyunlularla karşılşmadan bu sorunu çözemeyeceğini biliyordu.Bu yüzden 1473'te Erzincan yakınlarındaki Otlukbeli'de Akkoyunluları büyük bir yenilgiye uğrattı.
Aynı zamanda Amasra'yı, Sinop'u almış, Pontus Rum Devleti'ni yıkmıştır. -
590.
0osmanlı sultanı yavuz sultan selim hanın, ortadoğu’da hâkimiyetini genişletmesi; suriye, filistin, arabistan yarımadası, mısır ve kuzey afrika’nın doğusuna hakim memlûklu sultanı kansu gavri'yi (kansuh el-gûrî) harekete geçirip, tedbir almaya sevk etti. 23 ağustos 1514’te, çaldıran savaşı'nda, yavuz sultan selim hana yenilip kaçan safevi hükümdarı şah i̇smail ile ittifâk kurdu. yavuz sultan selim han, haber alma teşkilâtı vasıtasıyla şah i̇smail-kansu gavri ittifakını öğrenince, vezîr-i âzam sinan paşa'yı, kırk bin kişilik bir kuvvetle safevîler üzerine gönderdi. sinan paşa'nın, diyarbakır’a giderken, fırat’ı geçmek için memlûklar'dan izin isteyip de iznin verilmemesi ve kansu gavri’nin elli bin kişilik kuvvetle halep’e gelmesi, harp sebebi sayıldı. devrin âlimlerinden zenbilli ali cemâli efendinin fetvasıyla sefere çıkıldı.Tümünü Göster
memluklu sultanı kansu gavri selim'in seferinin suriye üzerine olacağını bilmekteydi. onun için suriye'i korumak maksadıyla hazırlıklar yaptırdı. i. selim'in suriye'ye yöneldiğini duyunca baş veziri olan eşref tumanbay'ı kahire'de bırakarak 18 mayis 1516'da kahire'den bir memluklu ordusu ile suriye'nin kuzeyine yürüdu. bu yürüyüş müzik, eğlenti ve şarkı ile geçti. 15 tane binlerin emiri rütbeli ve birçok daha düşük rütbeli memluklu ve 5.000 kişilik sultan'ın özel kölemen ordusu bu yürüyüşe katıldı. suriye'den ve bedevi araplardan da birlikler bu orduya yolda katıldılar. abbasi halifesi iii. mütavekkil ve diğer yüksek mısır uleması da sultan'ın maiyetindeydi. sultan kansu gavri 9 haziran'da büyük bir törenle şam'a girdi; yoluna halılar serilmişti ve etrafa avrupalı tüccarlar paralar saçmaktaydı. burada sultan kansu gavri ile ordusu 1 hafta sam'da kaldıktan sonra yine büyük törenle yola çıkıp humus ve hama üzerinden halep'e doğru yürüyüşe geçti.[1]
halep'de i. selim'den yeni elçilerin gelmiş olduğu öğrenildi. bu elçiler sultan kansu gavri'ye ve halife al-mütevekil'e çok güzel hediyeler getirmişti. i. selim bu sefere memluklulerın şah i̇smail'e yaptıkları yardım nedeniyle başladığını söylemekteydi. sultan kansu gavri memluklu saray nazırı mugla bey 'i hediye olarak şeker ve tatlılarla osmanlı ordugahına elçi olarak yolladı. fakat i. selim bu elçiyi hiç de iyi karşılamadı; mugla bey'i traş ettirerek bir köhne beygirle geri gönderdi. yavuz sultan selim, kansu gavri’ye halep’in kuzeyindeki mercidabık mevkiinde, meydan muharebesi için hazır olması haberini gönderdi.[1]
bu sırada kansu gavri memluklu emirlerinin sadakatsız olmaları sorunları ile uğraşmak zorunda kaldı. memluk ordusu içinde halep valisi hayır bey'in ve en tanınmış memluklu emirlerinde olan canberdi gazali'nin osmanlı'larla ilişkileri olduğu söylentileri yayılmıştı. kansu gavri bütün emirlerin, memluklu ileri gelenlerin ve kadılarin kendine sadık olacaklarına dair yeniden kuran üzerine and içmelerini istedi ve bu and içme için özel bir tören yapıldı. -
591.
0@always adam küçükkuyu belediye başkanı beyler. reklam yapıp duruyo çaktırmadan
-
592.
0Fatih Sultan Mehmet, gerçek mânâda bir devlet adamıdır. Tarih kirapları onu, istanbul'u fethetmesiyle yâd eder. Oysa,arşiv belgeleri, onun çok farklı yönleri olan bir yönetici olduğunu ortaya koymaktadır. işte sağlıkla ilgili olan vasiyetnamesi:Tümünü Göster
"Ben ki,istanbul'u fetheden aciz bir kul olan Fatih Sultan Mehmet, bizzat alın teri ile kazanmış olduğum parayla satın aldığım, istanbul'un Taşlık bölgesinde bulunan, sınırları belli 136 adet dükkanımı, aşağıdaki şartlar çerçevesinde vakfısahih eyledim.Şöyle ki:
Bu gayrimenkullerimden elde edilecek gelirlerle istanbul'un her sokağına ikişer kişi tayin ettim. Bunlar,ellerindeki bir kap içerisinde kireç tozu kömür külü olduğu halde günün muayyen saatlerinde sokaklarda gezecekler! Yere tükürenlerin tükürükleri üzerine bu tozu dökecekler.Bu işi yapacak olanlar günlük yirmi akçe alacaklar!
Ayrıca,on cerrah,on hatip, üç de hasta bakıcı hasta tayin ettim. Bunlar,ayın muayyen günlerinde istanbul’u gezecekler! istinasız her kapıyı çalacak ve içeride hasta olup olmadığını soracaklar;var ise, hastanın şifa bulmasını sağlayacaklar! Durumları ciddi ise hiçbir masraf ettirmeden hastaneye kaldırıp tedavi ettirecekler!
Allah korusun! Herhangi bir gıda maddesi buhranı yaşanabilir. Böyle bir durum yaşanırsa, bırakmış olduğum yüz silah, usta avcılara verilecek. Bunlar,hayvanların yumurtada veya yavruda olmadığı zamanlarda, ormanlara ava çıkacaklar ve hastaları gıdasız bırakmayacaklar!
Ayrıca, külliyemde inşa ettirdiğim imarethanede şehitlerimizin aileleri ve istanbul’un fakirleri yemek yiyeceklerdir! Yemek yemeye veya almaya gelemeyen olursa ,bizzat görevliler ,yemekleri hava aydınlanmadan, kimsenin sokaklarda olmadığı zamanlarda, kapalı kaplarla evlerine zütüreceklerdir!
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 12-02-2010 #10 (mesaj-linki)
_KleopatrA_ Bayan-F
Fatih Sultan Mehmed
Anadolu'nun bir çok bölgesinde toprakların arasında Bizans varlığı devam ediyor. Osmanlı toprak bütünlüğü sağlanamıyor. Bizanslılar fetihlerde rahat bırakmıyor Osmanlı'yı. Bizans Osmanlı'nın iç işlerine karışıyor. Bunların çözülmesi gerekiyor. Bunun içinde istanbul'un alınması gereklidir. istanbul'un alınması Osmanlı'ya siyasi, kültürel ekonomik güç katacaktır.
istanbul'un alınmasıyla ilgili Hz muhafazid'in sözleri istanbulun fethi için itici güç olacaktır.
istanbul'un fethi için birçok hazırlıklar yapılacaktır.
* Edirne'ye ajan birliği yerleştirilecek
* Toplar döktürülecek(şahi denilen toplar)
* Rumeli Hisarı(Boğazkesen) yaptıralacak Bizansın Karadeniz'den yardım almasını engellemektir amaç
* Çok güçlü donanma oluşturuluyor
* Bütün sorun yaşanılan devletlerle bir koşulda barış sağlanıyor. Arkadan saldırı almamak için.
* 6 Nisanda başlayan istanbul kuşatması 29 Mayıs'ta son buluyor
Osmanlı'nın istanbul'u fethinin sonuçları(Türk-islam Tarihindeki Sonuçları)
* Toprak bütünlüğü sağlanmış oldu
* Bizans gibi tehlike ortadan kalktı
* istanbul kenti alınıp hemen başkent yapıldı böylelikle Osmanlı yükselme dönemi başladı.
* ipek yolu bu dönemde ele geçirilecek(Osmanlı ticaret yollarını ele geçirme politikasını gütmeye başlıyor)
Ortaçağ bitti yeni çağ başladı
istanbul'u alıp güçlü bir siyaset uygulaması gerekiyor, bu siyaset;
Fatih Sultan Mehmet'in istanbul Siyaseti
* Şehrin eski yapısını koruyor- istanbuldaki Fener Rum Patrikhanesi'ni destekleyecek.(Amaç;hem Osmanlı'nın dini hoşgörü politikasını uygulama, hemde batıda oluşabilecek Hristiyan birliğinin oluşmasını engellemektir.)
* istanbuldaki halk için, Örneğin ;Galata'da yaşayan Cenevizlileri bir takım ticari sözleşmelerle haklar tanınacak. Galata'da kalmak, vergi, ticaret yapmaya devam etmek şartıyla özgür bir şekilde haklar sağlandı. Amacı; istanbul'un eski ticari yapısını koruyarak bundan yarar sağlamaktır.
* Venediklilere ticari ayrıcalıklar tanıdı. Amaç; Akdeniz ticaretinin devamı için, Venediğin istanbul'un fethiyle yarattığı öfkesini azaltmak .Venedikler Haçlı birliklerinin içinde yinede yer alacak.
Fatih Ünvanını fethettikleri yerden almıştır. Başta istanbul olmak üzere birçok bölgeyi Osmanlı'ya kattı.
Balkan fetihlerinde;
Bulgaristan toprakları tamamen Osmanlı'ya bağlı olacak.
Bosna, Hersek, Eflak, Boğdan, Mora, Arnavutluk'a kadar ilerleyecek.
Venediklerin kolonileri Arnavutluk'ta bulunuyor Osmanlı'yla karşı karşıya geldi.16 yıl süren savaş sonucunda Venediklere bir takım ayrıcalıklar tanınacak, anlaşma yapılacak.
Karadeniz fetihlerinde;
Amasra, Sinop, Trabzon hattı üzerinde ilerleyecek, Trabzon Pontusa son verecek.
Kırım alınacak Kırım alınmasıyla Karadeniz Türk gölü haline gelecek
Ege fetihlerinde;
Tüm adalar hemen hemen alınacak.
• Fatih'in kuşatıp alamadığı iki yeri Belgrad, Rodos'u KANUNi aldı
Fatih Sultan Mehmet'in Anadoludaki politikası
* Karamanoğulları Beyliği'nin bir çok toprağını alacak.(ANADOLU TÜRK BiRLiĞi için)
* Otlukbeli savaşıyla Akkoyunlu Uzun Hasanı yenilgiye uğratmıştır.
Fatih Sultan Mehmet'in Osmanlı Devletine katkıları
DEVLET teşkilatlanmaları
Merkezi Otoritenin güçlendirilmesi için;
* Hazırladığı FATiH KANUNNAMESi ile kardeş katlini yasak kılacak. Devletin sürekliliği için eğer gerek görülüyorsa kardeş katli dinen caizdir denmiştir. Amaç Devletin Gücünün Bölünmesini engellemektir
* Kuğ Sistemi oluşturuldu; sadrazamların devşirme kökenlilerden seçilmesidir bu sistem. Eskiden Türkmenlerden sadrazamlar seçiliyordu ancak Türkmenlerin padişahlıkta yönetimde hak etmesini engellemek için Fatih Sultan Mehmet bu sistemi getirmiştir.
* Divan toplantılarında divana başkanlık eden sadrazamlar Divanda başkan oldu. Divanı danışma meclisine dönüştürmektir amacı. Padişaha sunacaklar kararlarını; amaç Divanı 2.konuma getirip padişahın gücünü artırmaktır -
593.
0hadi amk
-
594.
0Fâtih diye tarihe geçen ve Türklerin yetistirdigi en büyük sahsiyetlerin basinda gelen Sultan II. Mehmed, Manisa'da sancak beyi bulundugu sirada, babasi, Edirne'de vefat etmisti. Vezir-i azam Çandarlizâde Halil Pasa, bu ölümü gizli tutarak durumu Manisa'da bulunan genç sehzâdeye bir ulakla bildirir. Edirne'den yola çikan ulak, üç gün sonra ölüm haberini Manisa'ya getirir. Bizans tarihçisi Dukas, bu haberlesmeyi su ifadelerle dile getirerek o dönemde bile Osmanli Devleti'nde posta vazifesi gören ulak (tatar)larin nasil sür'atli yol aldiklarini ve gizlilige nasil riayet ettiklerini anlatir:Tümünü Göster
"Subatin besinci günü bir ulak, kuvvetli kanatli kartal kusu gibi Manisa'ya geldi ve Mehmed'e iyice mühürlenmis bir mektup verdi. Mehmed, mektubu açip okuyunca, babasinin vefat ettigini gördü. Mektup, Halil ve diger vezirler tarafindan imza olunmus bulunuyordu. Mektupta babasinin vefatini yazdiklari gibi, vakit kaybetmeksizin ve mümkün ise Pigasos (mitolojide kanatli atlara verilen bir isim) cinsinden uçar bir ata binip, pâdisahin vefati, civar milletlerce duyulmadan evvel, Trakya'ya gelmesini yaziyorlardi. Mehmed, mektupta yazilanlara uygun olarak hemen çok (sür'atli) kosan Arap atlarindan birine atladi ve sarayi erkânina: "Beni seven armamdan gelsin" dedi. Önünde sarayindaki kullarindan okçular ve çabuk yürüyenler, iki yanlarinda kahraman dilâverler yaya olarak ve kiliç takinanlar ile mizrakli süvariler arkadan geliyorlardi. Bu suretle tertip olunan alay, iki günde Manisa'dan Bogaz'a vararak, Gelibolu Bogazi'ni geçtiler. Mehmed, maiyetinden geride kalanlarin gelebilmeleri için Gelibolu'da iki gün daha bekledi. Bu arada Edirne'ye bir ulak göndererek, Gelibolu Bogazini geçtigini bildirdi. Halkin bas kaldirip karigibliklarda bulunmamasi için, yeni pâdisahin Gelibolu'da bulundugu her tarafa yayildi." Gelibolu'dan hareket eden genç pâdisah, Edirne'ye ulasmakta pek acele etmedi. Sehrin disinda vezirler, beylerbeyiler, sancakbeyleri, ulema ve ordu tarafindan karsilandi. Lehinde büyük tezahüratlar yapildi.
Fâtih Sultan Mehmed'in, babasinin ölüm haberini almasi ve Manisa'dan hareket etmesi yeni arastirmalarda su sekilde verilmektedir:
"Vezir-i a'zâm, kimseye duyurmadan acele Manisa'ya ölüm haberini eristirdi. Yedi gün sonra haberi alan Sultan Mehmed, yaninda atabegi Sehabeddin Pasa oldugu halde, sür'atli bir sekilde hareket ederek iki günde Çanakkale Bogazi'na geldi. Bizans'in bogazlari kesmeleri ve Orhan'i 1444 yilinda oldugu gibi Rumeli'de serbest birakmalari uzak bir ihtimal degildi. Genç Sultan, Gelibolu'ya geçmeye muvaffak oldu. Bundan sonra onun, o derecede telas ve endise etmedigini görüyoruz. Gelibolu'da babasinin ölümü ve yeni pâdisahin geldigi haberi yayildi. Chalkondyles'in sözünü ettigi Edirne'deki yeniçeri ayaklanmasi, yeni Sultan'in, Gelibolu'ya varmasindan sonra olmalidir. Buna göre Yeniçeriler, sur haricinde toplanip sehri yagmaya hazirlanmislardi. Ancak Çandarli Halil'in büyük otoritesi ve enerjisi sayesinde büyük bir kargasanin önü alindi. Halil, kalan kapikulu askerleri ile alelacele topladigi kuvvetleri, bunlarin üzerine sevk ederek, silahlarini birakmazlarsa kiliçtan geçirileceklerini, yeni sultani beklemelerini ve o geldikten sonra kendilerine ihsanda bulunacagini söyledi. Asker "Çandarli'ya olan hürmetleri dolayisiyla" isyandan vazgeçti. Bunun akabinde Sultan Mehmed, pâyitahta girerek tahta oturdu ve yeniçerilerden sadakat yemini aldi.
Bu rivayetteki unsurlar, olaylarin gelismesi ile tam bir uygunluk halindedir. Halil Pasa'nin, yençeriler üzerindeki nüfuzu, Sultan Mehmed'in ancak onun müdahalesinden sonra tahta gelip yerlesebilmesi, bilhassa kayda deger. Yeni Sultan adina vaad edilen bahsis ise, yeniçeriler tarafindan, Karaman seferinde adeta tehdidle alinacaktir.
Babasinin ölümünden onbes gün sonra Sultan II. Mehmed, Osmanli ülkesinin pâdisahi sifatiyla Edirne'de ikinci defa tahta çikti (16 Muharrem 855/18 Subat 1451).
Sultan Murad'in zamansiz ölümü ve oglu Mehmed'in tahta geçmesi sonucunda devletin iç ve dis siyasetinde bir degigibligin olmasi bekleniyordu. Sultan Ikinci Murad'in ölümünden sonra hükümdar olarak Edirne'de gördügümüz müstakbel Istanbul Fâtihi, inzibatli ve sistemli bir hazirlik ile manevî bir olus devresinin suurunu tasiyarak artik is basinda bulunuyordu.
Osmanli devlet teskilâtinda da, büyük ve köklü degigiblikleri yapacak olan genç hükümdarin büyük talihi, devlet otoritesinin politika ahlâkini kuran ve kontrolü altinda tutan âlimlerden mürekkep müsavir kuvvetlerle kendi kendini çevrelemis olmasi idi. Zira bu zümre, bagli bulunduklari prensiplerin müdafaasini, imanlarinin geregi bildiklerinden, pâdisahlik makamina karsi serdengeçti bir pervasizlikla daima medenî cesaret gösterirlerdi. Iste hükümdarin karar ve hareketlerinin tosladigi duvar, bu salâbet ve müeyyideler sistemi idi.
Dünyanin hiç bir devrinde, hiç bir idarenin bas çeviremeyecegi bu mücahidler sinifi, kendi prensiplerinin sasmaz ölçüleriyle, hükümdarlik makamina karsi bir tasfiye cihazi vazifesini görmüslerdir. Devrandan nimet beklemedikleri ve dünyanin varligindan sâd, yoklugundan ise nâsâd olmadiklari için, kimseden çekinmemis, kendilerini kimseye borçlu ve zebûn hissetmemekle de hürriyetlerini kimseye bagislamamislardir.
Iste genç hükümdar, çocuk yasindan itibaren böyle bir muhit ve bu anlayista bir hoca ve müsahib kadrosu tarafindan çevrelenmistir. Bunlardan Molla Hüsrev, Molla Güranî, Hocazâde, Hizir Bey Çelebi, Ali Tusî, Molla Zirek, Sinan Pasa, Molla Lütfi, Fahreddin-i Acemî, Hoca Hayreddin gibi ilim, irfan ve san'at erbabi, feyzine feyz katarak fikrî ve edebî istiklâlini hazirlamis, bir yandan da baraj vazifesiyle coskun ve taskin kararlarinin demlenip durulmasina hizmet etmislerdir.
Su kadar var ki, bu halkanin tam merkez yerinde, hepsinden imtiyazli ve hepsinden cesaretli bir hocasi daha vardi ki, tek basina gözünü hükümdara dikmis olan bu meydan erinin adi Ak Semseddin idi.
Sultan Mehmed, tahta oturur oturmaz durumun nezaketini kavramis ve bu sebeple babasinin vezirlerini yerinde birakmisti. Inalcik, Mehmed'in cülûsu ile Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin rakiplerinin, iktidara geldiklerini söylemektedir. Bu konuda Bizans tarihçisi Dukas asagidaki ifadeleri kullanarak mevzuya bir açiklik getirir: "Mehmed, tahtina oturdugu sirada bütün valiler ve babasinin vezirleri, Halil Pasa ile Ishak Pasa, karsi tarafta uzakta duruyorlardi. Kendi vezirleri ise Hadim Sahin (Sehabeddin) ve Ibrahim, âdet vechiyle pâdisahin yaninda yer almislardi. O zaman Sultan Mehmed, kendi veziri Sahin'e sordu: "Babamin vezirleri neden uzakta duruyorlar? Bunlari çagir ve Halil'e eski yerini almasini söyle. Ishak da Anadolu ordulari komutanlari ve esrafi ile beraber, babamin cesedini Bursa'ya gömsünler. Sark vilayetlerinin (Anadolu Beylerbeyi) de idaresine nezâret etsin" dedi. Vezirler, pâdisahin bu sözünü duyunca hemen kosarak usûlleri vechiyle pâdisahin elini öptüler. Bu suretle Halil basvezir oldu. Ishak da Murad'in cenazesini alarak birçok esraf ve âyâniyle beraber ve büyük bir intizam içinde Bursa'ya gitti. Cenazeyi orada kendisinin hazirlatmis oldugu türbeye defnetti. Bu cenaze alayinda fukaraya pek çok paralar verildi."
Genç pâdisah, tahta çikar çikmaz devletin hududlarinda tehlikeler bas göstermeye basladi. Ilk defa, henüz bir çocuk olarak tahta çiktigi zamanki buhranli durumlar tekrarlanmak üzereydi. Enverî (Düstûrnâme, s. 94) bu durum için "Fitne ve âsûb doldu her diyar" diyerek durumun vehametini ortaya koyar. Gerçekten de Anadolu ayaklanmisti. Karamanoglu Ibrahim Bey harekete geçerek, Fâtih'in babasi Murad tarafindan ele geçirilmis bulunan yerleri zaptetmis ve Alaiye üzerine yürümüstü. Ibrahim Bey, Bati Anadolu'da, Sultan Ikinci Murad'in son defa ortadan kaldirdigi beylikler için, Karaman'dan gönderdigi saltanat davasi güden iddiacilar, Aydin, Mentese ve Germiyan'da faaliyete geçmislerdi. Bu konularda fazla tafsilata sahip olmamakla beraber, Anadolu Beylerbeyi'nin bunlarla ugrasmak zorunda kaldigina bakilirsa bu hareketler ilk etapta basarili olmuslardi denebilir. Öyle anlasiliyor ki, Anadolu'da durum endise verecek bir boyuta ulasmisti.
Genç hükümdar, bu müskül ve gibintili durumda, ister istemez babasinin baris politikasini sürdürmek zorunda kalacagini anlamisti. Bu bakimdan. Anadolu'yu kurtarmak için, batida birçok fedakârliklarda bulunmak zorunda kaldi. Böylece, o tarafi (bati sinirlarini) emniyete alarak barisi saglamaya çalisti. Gelen Sirp elçisinin istekleri kabul edildi. Despot'un, Sultan Murad'la yaptigi "Yeminle musaddak" muahede ve ittifaklari yenilemeye razi oldu. II. Murad'in resmî müsaadesiyle 1449 yilinda Bizans tahtina geçmis olan eski Mora Despotu Konstantin de, yeni pâdisahin durumundan azamî sekilde istifadeye çalisti. -
595.
0Fatih Sultan Mehmed Devri - Karaman SeferiTümünü Göster
Her firsatta, Osmanlilara karsi hasmâne (düsmanca) bir tavir içine giren Karaman Beyligi, yasadigi müddetçe, Osmanli Devleti'ne karsi mümkün olabilen bütün fenaliklari yapmis, "Hiristiyanligi takviye ederek Müslümanligi zaafa zütürmeye" çalismisti. Yildirim Bâyezid'in müthis pençesi altinda bir an ezilmeye mahkum olan bu beylik, Yildirim ile Timur (Timur-i bî-nûr) arasindaki mücadele ve Yildirim'in maglubiyeti ile sonuçlanan Ankara Savasi'ndan sonra tekrar meydana çikarak, gerek Çelebi Sultan Mehmed zamaninda, gerekse Ikinci Murad dönemlerinde durmadan Osmanlilar aleyhinde faaliyette bulunmustu. Fâtih'in, küçük yasta tahta çikmasini firsat bilen bu beylik, Orta Anadolu'da yine bir gaile meydana getirmeye çalismis ise de, genç hükümdarin çok sür'atli hareket edisi, buna imkân birakmamisti. Ancak, Fâtih biliyordu ki, Karamanlilar, bir firsat vukuunda tekrar ortaya çikacaklardi.
Gerçekten, genç hükümdarin ilk gailesi, yine Karamanoglu'nun, Anadolu'daki diger beyliklerle elele vererek bir talih denemesine daha kalkismasi olmustu. karamanoglu Ibrahim Bey, bu defa da saltanat degigibliginden istifade etmek istedi. Bu yoldaki gâye ve düsüncesini gerçeklestirebilmek için de Venedik Cumhuriyeti ile bir anlasma yapti. Alaiye'ye giderek Venediklilerle irtibat kurmak istedigi gibi, Anadolu beylerinin ogullarindan bazilarina da kuvvet vererek onlari, Osmanli hududlari içine gönderdi. Bunlar, Germiyan, Aydin ve Mentese beylikleri idi.
Kaynaklarimiz bu konuda su bilgiyi verirler: Karamanoglu, birkaç haramzâde tutup, her birini bir taifeye serdar edüp, biri Germiyanogludur diye Kütahya üzerine, biri Menteseogludur diye Mentese yöresine, biri de Aydinogludur diye Aydin vilayetine göndermisti. Bunlar, o vilayetleri talan edüp halka karsi olmadik iskenceler yapip, salginlar saldilar. Kendisi de edepsizlik ve sirrette yardimcilari olan adamlari ile Alaiye üzerine yürümüstü. O günlerde Özgüroglu Isa Bey, Anadolu Beylerbeyi idi. Karamanoglu'nun uygunsuz davranislarini ve cezalandirilmasi gereken islerini tahta (Pâdisah) arzetmis, Karaman'la savasmak için izin istemisti. Genç hükümdar, Isa Bey'in böyle zor bir hizmeti basaramayacagini düsünerek onu görevinden alir. Bosalan bu göreve Vezir Ishak Pasa'yi tayin eder. Anadolu Beylerbeyi olan Ishak Pasa, bas kaldiran bu kalabaligi dagitmak üzere öncü olarak gönderilir. Pâdisahin kendisi de devlet ve ikballe Gelibolu Bogazi'ndan geçip Bursa'ya gelir.
Genç hükümdar, Karamanoglu Ibrahim Bey'in, bu faaliyetleri ile kendisine bagli olan Aksehir, Beysehir ve Seydisehir gibi yerleri isgal etmesi üzerine, ilk seferini Karamanoglu üzerine yapmak zorunda kaldi. Bu arada bir taarruza maruz kalmamak için Rumeli Beylerbeyi olan Dayi Karaca Pasa'yi, Rumeli askeri ile Sofya'da birakti. Sultan Mehmed, Ishak Pasa'yi Karaman'a dogru gönderirken, kendisi de onu takip etmeye basladi. Bursa yolu ile Karaman topraklari üzerine hareket ettigi zaman, veraset iddia ederek ayaklanmis olanlarin tamaminin Karaman'a iltica ettiklerini isitmisti. Yasli Ibrahim Bey ise artik her seyden ümidini kesmisti. Isyan için kiskirttigi bütün elemanlar, hareketten kalmis, Fâtih'in geldigi yerlerde de halkin ona tabi oldugunu görmüstü. Bu durum karsisinda Taseli daglarina çekilmek zorunda kalan Ibrahim Bey, oradan, suçunun bagislanmasini istemek ve barisi saglamak üzere bir mektupla Molla Veli'yi pâdisaha gönderir. Ayrica, sulhun yapilabilmesine tavassutta bulunmalari için pâdisahin vezirlerine çok miktarda hediyeler yollamisti. Filhakika vezirlerin "ve ulema ve eimme ve mesayih"in sefaatiyle pâdisah sulha razi oldu. Yapilan anlasmaya göre Aksehir, Beysehir ve Seydisehir tekrar Osmanlilara birakiliyor, seferlerde de bir miktar Karaman askeri bulundurulacagi taahhüd ediliyordu. Yine bu anlasmaya göre Ibrahim Bey, kizini da pâdisaha verecekti. Fakat Fâtih'in
böyle bir evliliginin olduguna dair kaynaklarimizda bir bilgiye tesadüf edilememektedir.
Öyle anlasiliyor ki, ta Edirne'den kalkarak Anadolu ortalarina kadar gelen pâdisahin, Karamanoglu isine bir son vermeden barisa riza göstermesi, vezirlerin sefaatinin bir sonucu olmasa gerekir. Ç ünkü her firsatta, Osmanliya karsi olan düsmanligini açiga çikaran ve düsmanca hareketlerde bulunan Karamanoglu için Fâtih, hiç te iyi düsünmüyordu. Onun, Karamanoglu hakkinda:
"Bizümle saltanat lafin idermis ol Karamanî
Huda fursat verirse ger kara yire karam âni"
demesi, onun Karamanoglu hakkinda nasil düsündügünü göstermektedir. Zaten o, Karaman Beyligi'ni ortadan kaldirmak emeli ile sefere çikmisti. Bu durumda, ele geçen bu firsat aninda onu ortadan kaldirmasi gerekirken, birdenbire barisçi bir sekilde hareket etmesinin elbette bir sebebi olmalidir. Gerçekten de hadiseler, Karaman seferinde zaman kayb etmesine müsait görünmüyordu. Çünkü en küçük firsatlardan bile faydalanmayi ihmal etmeyen Bizans, yine kipirdanmaya baslamisti. Zira, daha önceki anlasmaya göre, kendilerine Çorlu'dan berisi birakilmis ise de Bizanslilar, bu sefer esnasinda Fâtih'i rahat birakmamislar ve ortada bir sebep yokken onu tehdid etmek istemislerdi. Bunu da Osmanli ordusunun Frikya'da bulundugu bir sirada, elçilerin ordugaha gelmesi ile açikça ortaya koymuslardi. Bu sartlar altinda genç hükümdar, Karamanoglu'nun tekliflerini yeterli bulmak zorunda kaldigi için barisa riza göstermisti. Çünkü o, hem Bizans'in uygunsuz bir zamanda harekete geçip taht ve saltanat müddeisi olan Orhan'i serbest birakmasindan, hem de Hiristiyan dünyayi onun aleyhinde harekete geçirmesinden endise ediyordu. Ayrica o, Istanbul'un fethi hakkindaki ulvî tasavvurlarini endisesiz bir sekilde tatbikten baska bir sey düsünmüyordu. Bunun için de karada ve denizde bütün komsulari ile baris durumunda bulunmak, Sultan Mehmed için önemli ve gerekli idi.
Karaman seferinden dönüp Bursa'ya yaklastigi sirada yeniçeriler hünkari karsilayip ilk seferi oldugu için töre geregi sefer bahsisi istediler. Pâdisah, Sehabeddin Pasa ve Turahan Bey'in tavsiyesiyle on kese akça verilmesini emrettiyse de onlarin bu sekildeki hareket ve cür'etleri, canini gibmisti. Bu yüzden birkaç gün sonra Yeniçeri Agasi Dogan Bey'i azletti. Yayabasilarini da asker arasinda disiplini saglayamadiklarindan dolayi dövdürterek Yeniçeri Agaligi'na Mustafa Bey'i tayin etti.
Genç hükümdar, Karaman seferi dönüsünde Bursa'ya geldikten sonra Anadolu Beylerbeyi olarak tayin ettigi ishak Pasa'yi, Mentese Beyligi'ne göndermisti. Ishak Pasa, Menteseogullarindan Ahmed Bey'in oglu Ilyas Bey üzerine gitmis, onun agir isiten kulagina hiç olmazsa görmek suretiyle, onun anlayacagi sekilde sözleri okuyup, dilâverliginin geregi olarak kendisini, adi geçen ülkeden atmaya niyetlenmisti. Ishak Pasa'ya karsi tutunamayacagini anlayan Ilyas Bey, Rodos'a kaçmisti. O ana kadar Ankara'da oturmakta olan Anadolu Beylerbeyileri bundan böyle Kütahya'yi merkez edindiler. Solakzâde, gerek Bursa'daki olay, gerekse Mentese konusunda su bilgileri vermektedir:
"Sulhtan (baris) sonra azimetlerini Bursa yönüne çevirdiler. Sehre yakin geldiklerinde, Yeniçeri alay baglayip, saadetli pâdisahtan bahsis ricasinda bulundular. Sehabeddin Pasa ile Turahan Bey, yeniçerinin durmalarinin sebebini beyan eyleyince, ihsan için on kese akça ferman buyurdular. Lakin bu uygunsuz hareket, pâdisahin hatirinda kirginliga yol açti. Birkaç gün geçtikten sonra, agalari mesabesinde olan Sekbanbasi Kazanci Dogan Bey, iyi bir sekilde dövüldükten sonra azl olundu. Agaliga, Mustafa Bey adinda akilli ve yigit birisi getirildi. Bütün yayabasilar ve dabcilar dayaktan geçti. Bursa'ya dahil olduklari gün, Anadolu Beylerbeyisi Ishak Pasa'yi Mentese iline gönderdi. Böylece Mentese oglu Ilyas Bey, bu vilayetten çikarildi. Rodos adasina kaçti. Tasarrufu altinda olan memleketlerini ele geçirme yoluna gittiler. O zamana kadar Anadolu Beylerbeyileri, Ankara'da oturmakta idiler. Ishak Pasa'dan sonra bugün de oldugu gibi Kütahya'da sakin olmalari kanun haline geldi.
-
son entirilerime göz atanlar sözlüğün neden
-
habiscan evrimci paleontolog çıktı
-
hayatim ucuncu sahislar yuzunden
-
bakircan bakir olduğun için
-
kons dayı yayın acsa la
-
bi pussyde aradigimiz özellikler
-
arwen o gülüşler aşka nasıl bakar
-
dogum gunu kutlayan huur
-
çingenden teknik adam olmaz çingeneden
-
modlara bu kadar takıntılı olmak
-
ucankedi benimle polemiğe girme bak
-
ucankedi caddedeyim bak
-
habiscan bulge bu ferreyu bulursan senı tebrık
-
dokuzuncu dereceden memur ivan dmitriç
-
bu gothe taparim aga
-
sohbet odalarında soyle bı malık vardı
-
çiğ domatesten tiksiniyorum
-
lipton sus spastik engelli seni
-
genel olarak bir yavaslik var sanki
-
karılardan sevgi dilenen sünepe oçeler
-
taliban lejyoner volunteer
-
rakibin her türlü haltı yer
-
yapı gsye maglubiyet aldirtmiyodu
-
habiscan bulge mod yapan sozlugun
-
gotcapsivarmi ben sana ozelden yazıyorsam
-
bakircan hakkında bir tespitim var
-
bizim halk neden bağırarak konuşuyor
-
bakircanın sorunu kızlar değil
-
bakircan para kazanana kadar kizlar bos durmaz
-
inek testisi
- / 2