1. 26.
    0
    18 milyonuncu entry.
    değilmiş amk
    ···
  2. 27.
    0
    olm yirmi milyununcuyu girdim la verin şukuları
    ···
  3. 28.
    0
    18000000. ver sukuyu panpa
    ···
  4. 29.
    0
    girdim
    ···
  5. 30.
    0
    girdimasdasdsa
    ···
  6. 31.
    0
    30 dk sı var amk
    ···
  7. 32.
    0
    tek atcam lan bekleyin
    ···
  8. 33.
    0
    gelsin şukular.
    ···
  9. 34.
    0
    Radiohead, Oxfordshire'lı bir ingiliz alternatif rock grubudur. Grubun üyeleri Thom Yorke (baş vokal, ritim gitar, piyano ve elektronik ses işleme cihazları), Jonny Greenwood (baş gitarist, ve diğer enstrümanlar), Ed O'Brien (gitar, arka vokal), Colin Greenwood (bas gitar, synthesizer) ve Phil Selway'dır. (davul, perküsyon) Genellikle kendi dönemlerinin en yaratıcı grupları arasında gösterilirler. Bunun en büyük nedenleri de birkaç katmandan oluşan şarkıları ve bir albümlerinden diğerine müzik tarzlarındaki radikal değişikliklerdir. Albümlerini EMI gibi büyük bir plak şirketinden çıkarıyorlarsa da çoğunluk tarafından hem müzikal hem de politik bağımsızlıklarını korudukları düşünülmektedir. Albümleri dünya çapında 23 milyon satış rakdıbına ulaşmıştır. [1]

    1986'da okul arkadaşları arasında kurulan grubun ilk teklisi 1992 yılında piyasaya sürülen Creep'tir. Başlarda fazla ilgi görmeyen parça, grubun çıkış albümlü olan Pablo Honey (1993)'de de yayımlandıktan sonra dünya çapında bir hit haline geldi ve özellikle radyolardan fazlaca ilgi gördü. Radiohead kendi ülkelerinin dışında tek-hitlik mucize olarak görülmüş olsa da kendi ülkeleri ingiltere'de ikinci albümleri The Bends (1995)'i çıkararak büyük bir hayran kitlesi elde ettiler. Bu ilginin büyük bir kısmını Thom Yorke'un etkileyici vokalleri ile grubun yoğun gitar atmosferlerine borçluydular. Thom Yorke'un falseto yorumlamaları hayranlar ve eleştirmenler tarafından beğeni topladı. Radiohead'in üçüncü albümü OK Computer (1997), grubun çok daha büyük ilgi görmesini sağladı. Hem zengin müziği hem de modern yaşamdaki yabancılaşma temalarıyla OK Computer, müzik eleştirmenleri tarafından 1990'ların en belirgin eserleri arasında gösterildi.

    Kid A (2000) ve Amnesiac (2001) yayınlandığında grup şöhretinin zirvesine ulaştı, fakat tarz değişiklikleri eleştirileri beraberinde getirdi. Grup, "Kid A" ve sonraki albümlerde deneysel elektronik müzik ve caza eğilim gösterdi. Altıncı albümleri Hail to the Thief (2003), gitar temelli rock müziği ve elektronik müziğin modern şarkı sözleriyle harmanlanmış halidir.

    Radiohead, yedinci albümlerini yayınlamadan önce kayıt şirketleri EMI ile biten sözleşmelerini yenilemedi. Kayıt şirketi anlaşmazlığın sebebini grubun çok fazla para talep etmesi olarak gösterdiyse de, Thom Yorke, grubun resmi blog sitesi Dead Air Space'de taleplerinin sadece kendi müzikleri ve müziklerinin gelecekte nasıl kullanılacağı üzerinde yetki istemek olduğunu, astronomik para talep ettikleri iddiasının "koca bir yalan" olduğunu belirtmiştir.[2] Böylece grubun son albümü In Rainbows (2007) etiketsiz olarak sadece internet üzerinden piyasaya sürüldü. Müzik piyasasında ilk kez uygulanan bir sistemle, fiyat belirleme kararı müşteriye bırakıldı (ücretsiz indirmek te mümkündü).

    Grup 2005 yılında Rolling Stone dergisinin "Gelmiş geçmiş en büyük sanatçılar" listesinde 73. oldu.[3] Grubun gitaristlerinden Jonny Greenwood ile Ed O'Brien de aynı derginin "Tüm Zamanların En iyi 100 Gitaristi" listesine 59. sıradan girmişlerdir.[4]
    Tümünü Göster
    ···
  10. 35.
    0
    tahminimce azı kaldı
    ···
  11. 36.
    0
    Ferruccio Busoni, italya'nın Toskana bölgesinin Empoli şehrinde doğdu. Ailesi, profesyonel müzisyenlerdi. Annesi piyanist, babası ise klarnet çalgıcısı idi. Busoni, küçükken çeşitli şehirlerde profesyonel konserlere katkı yapan ailesi ile birlikte italya'nın birçok bölgesini gezmekle beraber, genellikle Trieste'de yaşadı.

    Busoni müzik alanında "normal insan gelişiminin ötesinde bir gelişim gösteren, çevre ya da genetik kalıtım yoluyla edinilemeyeceği kabul edilen, olağanüstü beceri ve yeteneklere sahip" bir çocuktu. Halka açık ilk piyano konserini 7 yaşındayken verdi. iki yıl sonra, Viyana'da verdiği bir piyano konserinde kendi bestelerini de çaldı. Besteci Franz Liszt de bu konsere gitmiş ve 9 yaşındaki çocuğu övmüştür. Viyana'ya bu ziyaretinde Busoni, Liszt'in yanı sıra Johannes Brahms ve Anton Rubinstein ile de tanışmıştır.

    Kısa bir müddet için Graz'da ve sonra Leipzig'de müzik öğrenciliği yapmıştır. Sonra, Avrupa'daki birkaç konservatuarda müzik hocalığı yapmıştır. 1888'de Helsinki'de hocalık yapmakta iken hayatı boyunca yakın bir arkadaş olarak kabul ettiği Jean Sibelius ile tanışmıştır. Yine bu sırada sonradan evleneceği Gerda Sjöstrand ile de tanışmıştır. 1890'da, "Concert Piece for Piano and Orchestra, Op. 31a" adlı kompozisyonu ile "Anton Rubinstein Yarışması"'nda baş ödülü kazanmıştır. 1890'da, Moskova'da konservatuvar hocalığı yapmıştır. 1891 ile 1894 döneminde ise ABD'de geçirmiştir. Hem Boston konservatuvarında müzik hocalığı yapmış hem de ülkeyi virtüöz piyanist olarak gezerek piyano konserleri vermiştir.
    Busoni'nin Berlin'de yaşadığı evin duvarına konulan metal anı plakı

    1894'te Busoni, Berlin'e yerleşmiş ve Birinci Dünya Savaşı esnasında, bir ara hariç 1924'e kadar o şehirde yaşamıştır. Orada hem virtüöz piyanist olarak konserler vermiş hem de orkestra şefliği yapmış ve birçok müzisyen ve besteciye hocalığa devam etmiştir. Yazları Weimar, Viyana ve Basel'de usta-müzisyenlik ("master-class") dersleri de vermiştir. Bu şehirdeyken, modern kompozisyon üzerine "Müzik için Yeni Estetik Üzerine Etütler" adlı bir kitap yazmış ve o zamana kadar müzik konservatuvarları kompozisyon hocaları tarafından kabul edilen ve hiç istisna olmadan öğretilen çok sıkı kurallara uyulma prensibinden uzaklaşıp, müziğin "serbest olması" önerisini savunmuştur. Bu düşünüşü kendi kompozisyon dersi öğrencileri olan Percy Grainger, Kurt Weill ve Edgard Varèse tarafından uygulanmıştır.

    Birinci Dünya Savaşı sırasında Busoni, önce konservatuar direktörü görevini aldığı Bologna, italya'da yaşamış; ancak italya savaşa girince Zürih'e geçmiştir. Busoni, prensip olarak savaş aleyhtarı olup, savaşa katılan ülkelerde konser vermemeyi prensip edinmişti. Harpten sonra, 1920'de, yine Berlin'e dönmüştür. Burada kompoziyon dersleri ve usta-müzisyen sınıflarına katkısı devam etmiştir.
    Busoni'nin Berlin'de mezari

    Busoni, 27 Temmuz 1924'de Berlin'de, böbrek yetmezliğinden ölmüştür. Mezarı, Berlin-Schöneberg'de "Städtischen Friedhof III" mezarlığında bulunmaktadır.
    Tümünü Göster
    ···
  12. 37.
    0
    bu başlıkta girilme ihtimali, senin sözlükten karı kaldırma ihtimaline eşit. (bkz: yolda yürürken kafama göktaşı düştü mını gibim)
    ···
  13. 38.
    0
    onsekizmilyonuncuentry bekliorum bin şokellaları
    ···
  14. 39.
    0
    çok var amk
    (18000000)
    ···
  15. 40.
    0
    entryye nasıl bakınız veriyoz amk
    ···
  16. 41.
    0
    az kaldı az
    ···
  17. 42.
    0
    (#18000000)
    ···
  18. 43.
    0
    budurrr
    ···
  19. 44.
    0
    binler 18 ccc inci ccc yorumu ben yaptım. şukuletamı isterim.
    ···
  20. 45.
    0
    (#18000000)
    ···