/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 576.
    +3
    Alt katlara inmeye başladık. En alt katta birisi yerde sürünen biriside ayakta olmak üzere iki tana yürüyenle karşılaştık. Burak belindeki büyükçe bıçağı çıkararak ayakta olanın kafasının tepesinden sapladı. Diğerine de bir tekme atarak sırt üstü dönmesini sağladıktan sonra gene bıçağını boğazına saplayarak etkisiz hale getirdi.
    Bodrum kata geldiğimizde büyükçe ve yuvarlak çelik bir kapı ile karşılaştık. Yanında küçük bir numaratör vardı.
    Ve ışıkları yanıyordu.
    Furkan numaratörün yanına gelerek 4 haneli bir şifre yazdı. En son rakamı girdiği zaman cihazdan çok bozuk bir ses ile yarım yamalak olacak şekilde “ HOŞGELDiNiZ…..ÜSTEĞMEN FURKAN ÇAKAN “ dedi.
    Kapının demir bariyerleri yavaş yavaş açılmaya başladı sonra kapı gıcırdayarak açılmaya başladı.
    Yüzümüze sıcak nemli bir hava çarptı…
    ihtiyarlar önden içeri girdiler.
    Arkadan da biz girdik.
    içerdeki ortam dışardan daha sıcaktı. Tolga “ bir şeyler yanıyor burada “ dedi.
    “Evet”dedi Burak…”burası daha sıcak….”
    ilerlemeye başladık….raylı yolları kullanamazdık bu çok ses çıkartırdı çünkü. yavaş yavaş ilerlemeye devam ettik.
    ···
  2. 577.
    +2
    Bir süre sonra sıcaklıklar daha fazlalaşmaya başladı. Resmen suratımıza yanık kokusu ve sıcak hava vuruyordu.
    Tünelin ilerisinden kırmızı ve turuncu dalgalı bir şekilde ışıklar görmeye başladık.
    Biraz daha ilerlediğimiz zaman belli belirsiz sesler çalındı kulağımıza….
    Adımlarımızı attıkça seslerin çığlıklara ve acı dolu bağrışmalara döndüğünü fark ettik…
    Birileri çığlık atıyor ve acı çekiyor gibiydi…
    Işığa biraz daha yaklaştığımız zaman yanık et kokuları geldi burnumuza….
    Işığın kaynağına geldiğimiz zaman gördüklerimiz karşısında dizlerimizin bağı çözülmüştü resmen….
    Temizleyicilerin oluşturduğu dev bir fırın vardı….
    içine doğru ilerleyen bir bant sistemi sürekli olarak fırının içine doğru ilerliyordu…
    Bantın üzerinde kafes….
    Ve içlerinde…
    Yüzlerce…..
    Binlerce yürüyen vardı…..
    Bant sürekli olarak bu dev fırının içine doğru içindeki yürüyenlerle ilerliyordu…
    Kafesleri sürekli olarak kontrol eden gaz maskeli ve alev makinalı Temizleyiciler vardı..
    Fırının içindeki ateş tarafından yanan yürüyenler çığlık atarak yanıyorlardı…
    “ BU NASIL BiR ŞEY ANASINI S.KiYiM !!! “ dedi Burak…
    ···
  3. 578.
    +2
    “Bilmiyorum” dedi Furkan…..“ inan devrem bende bilmiyorum…..ilk defa böyle bir şey görüyorum”
    “Hadi” dedi Oğuz ilerleyelim….”yoksa çok dikkat çekeriz burada….”
    Bu sahneyi arkamızda bırakarak ilerlemeye başladık.
    Sıcaklık aynı şekilde bu sefer hem arkamızda ve hemde önümüzde oluşmaya başladı.
    Aynı turuncu ışık önümüzdeydi ama bu sefer ses yoktu..
    Işığın kaynağına geldiğimiz zaman aynı fırın sistemini tekrar gördük ama bu sefer bant sisteminin üzerinde beyaz bezler sarılmış vücutlar ve hemen arkalarında gene aynı beyaz bez torbaların fırınlara ilerlediğini gördük.
    Bu sefer başlarında kimse yoktu ama bantın üzerindeki beyaz torbalar fırının içine doğru ilerliyordu.
    Beyaz bez torbaların bazıları yürüdüğümüz yerin önüne konulmuştu.
    Can Tekin bir bez torbayı bıçağı ile keserek açtı…..
    Torbanın içinde kafası kesilmiş bir yürüyen vardı….
    Ve çok kötü kokuyordu….
    Sonra hemen yanındaki küçük bez torbayı bıçağı ile kesip açtığı zaman hemen ayağa kalkarak elini çekti…
    Küçük bez torbanın içinde de kesilmiş vücudun kafası vardı….
    Ve hayattaydı….
    Bize bakarak ağzını açıyor, anlamsız sesler çıkartıyordu…
    ···
  4. 579.
    +2
    Ağzını her açtığında kanlar çıkıyordu ağzından….
    “ işleri sağlam olsun diye kafalarını kesip o şekilde yakıyorlar sanırım” dedi Ahmet…..
    “ Ama her halükarda yakıyorlar “ diyerek Ahmet’in sözlerini tamamladı Doğan….
    Gitmeye hazırlandığımız zaman ilerden ayak sesleri duyduk.
    Hulusi “ hemen saklanın….birileri geliyor” dedi.
    - Benim oksijen tüpüm bitiyor sanırım……karargahtan yenisini almam lazım….
    - Tamam sen gelince bende dışarı çıkıcam….
    - Anlaştık…
    iki adam bize doğru geliyordu.
    Saklandığımız yerden çıkmadan onların yanımızdan geçmesini bekledik. Yanımızdan geçecekleri zaman Burak birisini ve Taner de ötekisinin kafasına silahları ile vurarak yere yuvarlanmalarını sağladı sonra ayağa kalkmamaları için başlarında tüfeklerini kafalarına doğrultarak durdular….
    “ ATIN SiLAHLARINIZI “ dedi Taner…
    iki adamda aynı anda silahlarını attılar.
    “ŞiMDi DE ŞU MASKELERiNiZi ÇIKARIN LA” dedi Burak…
    ···
  5. 580.
    +2
    “ Bu çok tehlikeli” dedi Temizleyicilerden birisi..
    “Neden” dedi Taner….” Neden tehlikeli olsun”
    “Hastalık” dedi Adam….”Hastalık havadan bulaşabilir….”
    “Çıkarın şu maskelerinizi” dedi Can Tekin….” hastalığın bulaştığı falan yok….”
    Adamlar gaz maskelerini çıkardılar…
    Etraflarına ve bizlere bakmaya başladılar….
    “Ne yapıyorsunuz burada” dedi Taner….
    Hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyoruz dedi Temizleyici…
    Yakarak mı ? dedi Ahmet….
    “Evet” dedi Ötekisi…”bu hastalıktan tek kurtulma çaresi onları yakmak….başka bir şekilde onları durduramayız….”
    Peki Ankara’da ne işiniz var dedi Can Tekin…..Sizleri 20 sene önce Erzurum’da bırakmıştık biz….
    ···
  6. 581.
    +2
    “ evet aynen öyle oldu…..temizleyiciler önce Erzurum’da ortaya çıkmış bir grup….ismimizin çıkış noktası da yakmaktan geçiyor…yakarak bu hastalığın önüne geçmeye çalışıyoruz….ne yazık ki elimizden başka bir şey gelmiyor….Erzurumda karşılaştığımız Siyah Takım elbise giymiş bir adamın peşinden buraya kadar geldik…Zamanında KIZIL TiLKiLERE karşı olan mücadelemiz bu seferde bu adama karşı yapıyorduk…fakat sonradan kendisi bizi bularak…artık yürüyenlerin bir hastalık sebebi olmadığını….yeni dünya düzeninin bu olduğunu söyledi….bizi kendi yanına çekti…hasarlı ve durumu daha kötüye giden yürüyenleri de imha etmemiz konusunda uyardı…düşmanımız olan adamın yanında saf tuttuk…o günden beri iyi durumda olmayan yürüyenleri toplayarak yok etmeye başladık…durum bu….”
    Herkesin ağzı bir karış açık kalacak şekilde birbirimize bakıyorduk.
    ···
  7. 582.
    +4
    Bize ne yapacaksınız dedi Temizleyicilerden birisi….
    Hiçbir şey dedi Deniz ve Silahının kabzası ile enselerine çok sert birer darbe indirerek onları bayılttı.
    Adamları o şekilde bırakarak yolumuza devam ettik.
    Yaklaşık 3 saat yürüdükten sonra ATK adlı tünelin sonuna geldik…
    Fakat Ali Cem’in dediğinin aksine hiçbir yürüyenle karşılaşmadık…
    Merdivenler ve sonundaki kapı sonuna kadar açıktı…
    Merdivenlerden dikkatli bir şekilde çıktık…
    Sonundaki ışığa ulaştığımızda içerden çok güzel kokular geldiğini fark ettik…
    ATAKULENiN ALTINDAKi KOCAMAN ALIŞVERiŞ MERKEZi ADAMIN EVi HALiNE GELMiŞTi….
    ···
  8. 583.
    +2
    Kanepeler….
    Oturma grupları…
    Yataklar….
    Halılar ve kilimler….
    Sanki kocaman bir evin içine girmişiz gibiydi….
    Her yerden müzik sesleri ve kalabalığa ait sesler geliyordu….
    Tam girdiğimiz yerin ortasında büyükçe uzun bir masa kurulmuştu….
    Üzerinde envai çeşit yemekler vardı…
    Masanın en ucunda ise SiYAH ELBiSELi ADAM bekliyordu…..
    ···
  9. 584.
    +4
    “Dostlarım” dedi “ Dostlarım….nihayet gelebildiniz….hadi yemeklerimiz soğumadan yemeye başlayalım….” Diyerek masaya oturdu.
    Adam masaya oturduğu zaman üzerindeki elbise kanla kaplanmış bir kadın elinde tuzluğa benzer bir şeyle adamın yanına geldi…
    Kadının kegib gırtlağındaki kanlar üzerindeki elbiseye akmıştı…
    Mini etek giyiyordu ve teni grimsi bir hal almıştı….
    ···
  10. 585.
    +5
    “ aaa tanışmadınız değil mi “ dedi adam….” Bu benim eşim onu yeni öldürdüm….adı…..adını tam olarak hatırlamıyorum…aslında kaçıncı karım olduğunu bile hatırlamıyorum…..sadece karım olduğunu biliyorum o kadar….ne kadar garip dimi….sizler onları öldürmeye çalışırken ben onlar sayesinde yaşıyorum….insanlar gibi dertleri yok…ne dersem onu yapıyorlar….kalk diyorum kalkıyorlar….yat diyorum yatıyorlar…insanlar gibi NEDEN sorusunu sormuyorlar…zaten bu soru sayesinde bu hale gelmedik mi….siz insanlar böylesiniz işte….herşeyi b.k ediyorsunuz…sonrasında ise yarattığınız bu b.ktan nasıl kurtabiliriz diye düşünüyorsunuz…..ama sizin zamanınız sona erdi sayılır…dünyada çok az insan kaldı…daha baskın olan tür biziz….ve sizlerde kaybedeksiniz…bence son anlarınızda güzel bir yemek yiyin…en azından aç gitmeyin…”
    “Sende bir insandın…..” dedi Ahmet…
    Adamın yemek diye yediği şey çiğ etten başka bir şey değildi…
    Yeni kesildiği belli olan ve halen sinir titremelerine sahip çiğ bir et parçası yiyordu adam…
    ···
  11. 586.
    +4
    içtiği kırmızı şey ise muhtemelen kandı…..
    Adam yemeğini bıçakla kesip yerken aynı zamanda konuşuyordu…..
    “ evet öyleydim…bende zamanında sizler gibi insandım…sanırım en son karanlık bölgede karşılaşmıştık sizinle….ve evet…bir yanlış insan duygusu daha….MERHAMET….bana acıyıp orada bırakmıştınız…ama durum hiçte sandığınız gibi değildi…isterseniz bir de benden dinleyin….yaklaşık 22 sene önce bilim adamları ve askeri yetkililer bir araya gelerek süper asker projesi yapmaya karar verdiler…dünyanın o andaki askeri varlığı insanlardan ibaretti ve insan denilen organizma kırılgan bir yapıya sahipti…ya insan formunu geliştireceklerdi…yada robot teknolojisine yöneleceklerdi…robot çok pahalıydı…ve yapay zeka denilen şey bir süre sonra özgürlüğünü ilan etme eğilimindeydi….yani kontrolden çıkarsa önünü alamazlardı…bunu yerine insanları geliştirmeye karar verdiler…yorulmayan…uyumayan…denileni harfi harfine yerine getirerek, emirlere uyan bir asker modeli yaratmak istediler…başarılı oldularda üstelik…ilk deneyler oldukça başarılıydı…fakat sonradan vücutlarına aldıkları ilaç beyni ele geçirmeye ve onları yürüyen asalaklara dönüştürmeye başladı….YÜRÜYEN iSMi BURADAN GELiYOR iŞTE…sonra bir gün ortadoğudaki tesis patladı….kim yaptı dersiniz…..evvet doğru tahmin…ordu ve hükümet kanadı yaptı bu işi….çünkü süper asker işi tamamen başarısız olmuştu….insanlarda zaten ortalığın anasını s.kmişlerdi..ne yapalım diye düşündüler ve bu muhteşem fikir akıllarına geldi….madem işin içinden çıkamıyoruz…bizde herkesi bu işe dahil ederiz…ilacın içindeki akıllı virüsler kontrolden çıktı ve iyi huylu olma özelliğini kaybederek kötü huylu olma eğilimine başladı…işin kötüsü atmosfer yayıldığı için ilk anda bir çok kişiye bulaştı…sonrasını biliyorsunuz işte…her yer bunlarla doldu….ama bir sorun daha çıktı ortaya…bunların bir çobana ihtiyacı vardı…bu sırada da bizler ortaya çıktık….ÇOBAN PROJESi….dünyada 10 kişiyiz… vücutlarımıza verilen değiştirilmiş virüs onları kontrol etmemizi sağladı….dahada iyisi…yaralarımızın hızla iyileşmesine yardım etti….yürüyenlerin beyinlerine tam olarak sahip olabiliyoruz….ve ne dersek onları yapmaya başlıyorlar…..ama insan olma özelliğimizi kaybediyoruz….”
    “ Peki ya ben neyim “ dedi Akrep….
    Tümünü Göster
    ···
  12. 587.
    +3
    “ sen başarısız bir deneyden başka bir şey değilsin…..seni ve senin gibileride bizleri koruması için geliştirdik ama halen insan beynine sahip olduğun için başarısız olduk….eninde sonunda beynin halen insan beyni….ve insan beyni ilkel bir yapı…bu yüzden geliştirilmiyor….bu arada BABAN ANNENi VE SENi KORUMAK iÇiN iLK ÖLEN OLDU… ANNEN ÖLMEDEN ÖNCE SENi KUCAĞINDAN iNDiRMEDi….ONUN KOLLARINI KESMEK ZORUNDA KALMIŞTIM…SAĞ OMZUNDAKi KEgib iZi ORADAN GELiYOR….SANIRIM BUNUNLA BiRLiKTE BÜTÜN SORULARININ CEVABINI ALMIŞ OLUYORSUN….”
    “HiÇ BiR CEVABI VERMEDiN BANA OR.SPU ÇOCUĞU……ŞiMDi BEN SANA BiR SORU SORUCAM….SEN ÖLEBiLiYORMUSUN BAKALIM…..” dedi Akrep ve masanın üstğne çıkarak adamın üzerine doğru koşmaya başladı…..
    Adama yaklaştığı zaman dev karambitler tekrar ortaya çıktı….
    Adamın üzerine çullanarak karambitlerle adamın vücudunu parçalamaya başladı Akrep….
    Açtığı kegibler tekrar kapanıyordu…..
    Fakat Akrep sürekli olarak bıçaklarla adamın karnını ve göğsünü yarmaya devam ediyordu…
    Her yer kan olmuştu…
    Siyahlı adam kahkahalar atıyordu….
    “ EVET….BÖYLE…BU ŞEKiLDE…..BUNDAN BAHSEDiYORUM iŞTE….KES BENi…..PARÇALA……ÇIKAR HINCINI….iNSAN DEĞiLMiSiN HEPiNiZ AYNISINIZ….” Diyerek yüksek sesle kahkahalar atmaya devam ediyordu….
    Akrep adamı paramparça etmişti…
    ···
  13. 588.
    +4
    Sonunda adamın önce sağ kolunu……
    Sonra sol kolunu kesti….
    Adam kopan kollarına bakarak daha yüksek sesli gülmeye başladı…..
    Akrep bir süre adama baktıktan sonra kegib izi olan kolundaki karambitle adamın boğazını kesti ve kafasının kopmasını sağladı……
    Yuvarlanan kafa biraz ileri doğru gitti….
    Suratının aldığı ifade halen kahkaha atar vaziyetteydi….
    Akrep nefes nefese kalmıştı……
    Kegib kafalı vücudun üzerinden kalktı ve sonra geldiğimiz yönden geri döndük……
    Akrep alınmamış cevaplarla yaşamaya devam edecekti….
    Tek bildiği cevap bir ailesi olduğu ve onlardan geri kalan şeyin…
    OMZUNDAKi KEgib iZi OLDUĞUYDU…..
    BUNUNLA YAŞAMAK ZORUNDAYDI….
    BUNUNLA YAŞAYACAKTI…..
    ···
  14. 589.
    +5
    ---FiNAL---

    17 ARALIK 2036
    ANKARA…..

    Bugün babasızlığın ne olduğunu anladım……
    Ve babanın ne olduğunu…
    Doğduğumdan beri direnişin içindeyim…
    Gerçek annem ve babamı tanımadım…
    HAYALET TiMiNi SEÇTiK BABAMIZ OLARAK….
    Burak’tan bir anda öfkeden çıldırmayı öğrendik…..
    Ama sonradan herkesin kalbini kazanmayı….
    Kutay’dan uğruna ölebilecek bir hedef seçmeyi…..
    Bir dava seçmeyi….
    Furkan’dan sakinliği öğrendik mesela….
    Zamanı durdurabilmeyi….
    Hulusi’den doğayı öğrendik…
    Ona inanmayı….
    ···
  15. 590.
    +2
    Ahmet ve Doğan’dan Dostluğu öğrendik….
    Dost için neler yapılabileceğini….
    Can Tekin’den sessizliği Öğrendik….
    Sessizliğin içinde kendin olmayı….
    Burkay’dan karanlığı öğrendik…..
    Karanlığın içinde yaşayabilmeyi….
    Tolgadan da aydınlığı öğrendik…..
    Her karanlığın, aydınlığa kavuşacağını gösterdi…
    Gölgeden sadakati öğrendik….
    Sadakatin ne olduğunu son nefesinde öğretti bize….
    Ve şimdi….
    Daha onlardan öğrenecek o kadar çok şeyimiz varken……
    Gidiyorlar….
    ···
  16. 591.
    +3
    Babalarımız oğullarına daha iyi bir dünya bırakabilmek için….
    Kendilerinden vazgeçiyorlar….
    Bizler için….
    Oğulları için……
    Gelecek için….
    HAYALET TiMi……
    ARTIK GÖLGE TiMi OLDU…….
    ···
  17. 592.
    +4
    Sabah kalktığımızda merkez operasyonlar binasında derin bir sessizlik vardı….
    Yemekhaneler ve ortalıkta kimseler yoktu….
    Sanki herkes bir yerlere saklanıyormuş gibiydi….
    Dışarıda kar yağıyordu ve çok soğuktu ortam…..
    ilk defa sessizlikten dolayı üşüdüğümü hissettim…
    Yemek falan yemedik zaten….
    Herkes birbirine ortalığın neden bu kadar sessiz olduğunu sorup duruyordu….
    Ekipmanımızı giymekte istemedik….
    Ali Cem’in yanına gittik belki bir şeyler biliyordur diye…
    Haberleşme merkezinde sadece o vardı ve kafasının masanın üzerine koymuş o şekilde duruyordu.
    Sesimizi duyduğu zaman kafasını kaldırdı…
    Deniz ihtiyarlar nerede diye sordu….
    ···
  18. 593.
    +5
    Ali Cem ekranlara bakarak “ sabah gün ışımadan hepsi beraber Esenboğa’daki uçağın yanına gittiler…..geriye kalan 10 tane nükleer başlığı da beraberlerinde zütürdüler” dedi…..” ne yapmaya çalıştıkları konusunda hiçbir fikrim yok…..”
    “Nasıl yani” dedi Oğuz……”ne demek bu şimdi….başlıklar onlarla beraber ve onlarda uçağın yanına mı gittiler..”
    “Evet“ dedi Ali Cem….” Aynen bahsettiğiniz gibi”
    “Tamam gidelim yanlarına” dedim bende….”nereye gideceğimizi biliyoruz en azından…”
    “ne yapacağız ki yanlarına gidip…..ne işiniz var burada bizden habersiz mi diyeceğiz…belki bizi aşan bir durumdur….bilemiyorum” Akrep yere bakarak konuşuyordu….
    “Tamam bekleyelim o zaman…..gelmelerini bekleyelim….mutlaka verecekleri bir cevap vardır….” Oğuz ortamdaki herkese bakmıştı….,
    Bekledik…..
    Hiç bu kadar içim içime sığmayarak beklememiştim kimseyi…
    3. saatin sonunda binanın önüne konvoy yaklaştı ve içlerinden ihtiyarlar indiler….
    Hepsinin suratları asık ve bir birleriyle dahi konuşmuyorlardı….
    “Neredeydin” dedi Taner Burak’a bakarak….
    ”CEVAP VERSENE BE ADAM….NEREDEYDiNiZ…..NE B.K YEMEYE GiTTiNiZ…..BAŞLIKLAR NEREDE….”
    Burak yoluna devam ediyor….Taner her defasında önüne geçerek aynı soruyu soruyordu….
    NEREDEYDiN ?
    ···
  19. 594.
    +4
    Ahmet hepimize bakarak…
    “TOPLANMALIYIZ” dedi…..” Konuşacaklarımız var…..”
    Toplantı odasına geçtik…..
    ihtiyarların gelmesiyle ortadan kaybolan kişilerde tekrar ortaya çıkmışlardı sanki….
    Ortalık adam kaynamaya başladı…
    Albay Salim ve etrafındaki askerler ile toplantı ve brifing odasında toplandık…
    Hiçbirimiz neler olduğu hakkında en ufak fikre sahip değildik…
    Ahmet “ Şu ana kadar “ diyerek sözlerine başladı……
    ···
  20. 595.
    +3
    https://www.youtube.com/watch?v=d1tv-z-TdfU
    ( bu müzik ile dinleyin )

    “ Şu ana kadar….yani geçtiğimiz yirmi yıl içinde Doğan’la birlikte sürekli olarak hayatta kalmak için mücadele verdik…yarına çıkmak için ve yarınları görmek için yaşamaya çalıştık…..bu uğurda bir çok arkadaşlıklar edindik…beraberce mücadele vermeye çalıştık….geride bıraktıklarımız bizlere örnek oldu…önceleri iki kişi verdiğimiz mücadele zamanla diğer kişilerle ortak mücadelemiz haline geldi….sadece kendimizi düşünürken başkalarının da hayatlarında izler bıraktığımızı gördük….tabi ki her zaman herkesle aynı düşüncede değildik….arkamızdan vurmaya çalışanlar da oldu….güvenilir dediğimiz adamlar direnişin içinde değil dışında olduklarını gösterdiler hepimize….dağıltıldık….örselendik…ama vazgeçmedik….bir zamanlar ordu mensubu olduğumuz halde ordunun içinde farklı yapılaşmalar olduğunu gördük….HAYALET TiMi adında bir yapının varlığından haberdar değildik hiç birimiz….KIZIL TiLKiLER adında direnişin temel taşını oluşturan bir grupla tanıştık…..LiDERLERi FIRAT BiZE DiRENiŞiN YAŞAMAK iÇiN DEĞiL YARINLARI GÖREBiLMEK ADINA OLDUĞUNU GÖSTERDi….insanlar tanıdık….bebeklerini sırt çantalarına koyarak kendileri yürüyenlere dönüşmüşlerdi….komutanlar tanıdık…en güvenilir yer dediğimiz yerler düşman kontrolündeydi…karanlık bölgenin kenarında birbirimize sığındık…bu şekilde hayatta kaldık... sadakat kelimesinin güven kelimesinin tam anldıbını bir köpekte gördük…..yaşlandık….dağılmak zorunda kaldık….yıllarca birbirimizden haber alamadan yaşamak zorunda kaldık….AMA TÜM ZAMAN ZARFININ HiÇ BiR DÖNEMiNDE SiZLERDEN AYRILMAK KADAR KOYMADI HiÇ BiRŞEY…..ÇOCUĞUMU VE EŞiMi HASTALIĞIN iLK GÜNLERiNDE KAYBETTiM BEN…..ÇOCUĞUMUN KOKUSU DAHA BURNUMDAYDI ÖLDÜKLERi HABERiNi ALDIĞIM ZAMAN….BÜYÜDÜĞÜNÜ GÖREMEDiM BEN….BABALIK DUYGUSU NASIL BiR DUYGUDUR BiLEMEDiM….BANA BU DUYGUYU YAŞATTIĞINIZ iÇiN HEPiNiZE ÇOK TEŞEKKÜR EDERiM….BELKi SiZLER BiLMiYORSUNUZ AMA BEN GECELER BOYU SiZLER UYURKEN ÜŞÜMEYiN DiYE ÜSTÜNÜZÜ KAPATAN KiŞiYiM….HEPiNiZi EZBERE BiLiYORUM….DENiZiN GECELER BOYU SAYIKLADIĞINDAN HABERiM VAR….ANNESiNiN BABASININ DURUMLARINDAN HABERiM VAR….MERT’iN DELi YATTTIĞINI BiLiYORUM…..HEPiNiZi GENELDE YORGANINI ÜZERiNDEN TEPEN KiŞiLERSiNiZ…SiZLERi ÇOK SEVDiM BEN….HEPiNiZi EVLADIM YERiNE KOYDUM….MERT ALi’M GiBi EVLADIM GiBiYDiNiZ HEPiNiZ….VE ŞiMDi SiZLERiN YARINLARI GÖRMENiZ iÇiN BiZLERiN BABALIK GÖREViMiZi YAPMAMIZ GEREKiYOR….ÇOCUKLARINIZIN BÜYÜDÜĞÜNÜ GÖRMENiZ iÇiN BiZLERiN HAYATLARINDAN VAZGEÇMESi GEREKiYOR….”
    Konuşurken sesi titremeye başlamıştı Ahmet’in…neden bu şekilde konuştuğunu anlamış değildik açıkçası…
    Tümünü Göster
    ···