-
26.
0@9 bu konuda genel kabul goren gorus sudur. zamaninda birileri askeri kurumlara belki isimlerini turk isimleri yaparak, belki turkiye dogumlu olduklarindan sizmislardir. kendisi gibi dusunmeyen ve cikarlarina ters kisileri ya mulakatlarda elemisler ya da rutbesini almislar ya oldurup sehit demisler ya intihar demisler ve hakeza...
herkesce malumdur. cemaat dersanelerine giden askeri sinavlardan elenir ve elenmistir. annesinin basi kapali olan ya elenir ya rutbe verilmez. ailesinden cemaatin herhangi bir kurumunda bulunan, okumus biri varsa onada ayni muamelede bulunulur.
bu zorluklara karsi ulkenin kendi evlatlarinn ulkeya ait kurumlarda olmasini istemek, tesvik etmek ve elenmemeleri icin dini duygularini gizlemekte beis yoktur.
devlet kurumlarina adam sokuyorlar, orgutleniyorlar iddiasinin temelinde bu neden vardir. -
27.
0fenerbahceyi niye ele gecirmeye calistiniz? kupamiz kayniyo arada sizin yuzunuzden. o kupa trabzon'a gelecek ! tesekkurler
-
28.
0@12 o cemaat icersinde bir latifedir. kesinlikle oyle birsey yok. yalniz evlenmek isteyenlere yardimci olunuyor. ve yine kesinlikle zorunlu degil isteyen gonlunu kaptirdigi kisiye, isteyen tavsiye edilen kisiye nikah kiyar.
-
29.
0@21 o zaman feytullah cemaati hakkında diye yazsaydın @1 de. sizin gibiler yüzünden cemaat deyince nurcular geliyor milletin aklına. feytullah cemaati nur cemaati değildir. cemaat cemaat deyip durmayın amk.
-
30.
-1@17 cemaatin hasa muhafazidi gibi bir tabir yakisi kalmayacagindan onu kullanmadim. eger sozkonusu islam davasi ise, o davada zengin ve herseyini bu yola feda etmis kisiye o davanin ebu bekiri dendiginden oyle dedim. illa bir isim soylemek gerekirse o ancak cemaatin imami veya hadimi denebilir.
polislik sorulari evlerde dolasiyor ciddi bir iddia. ama bu mesele ile alakali kabul edilen genel gorusten bahsedebilirim.
yasanmis bir hikayeden alinti yaprak, turki cumhuriyetlerden birinde 700 kisilik okula 17000 ogrenci sinavla secilecektir. bu ogrenciler arasinda o ulkenin milli egitim bakaninin oglu da vardir. hic bir ogrencinin hakkini yememek icin soz konusu cocuk geceli gunduzlu calistirilir ve ilk 700 u kazanmasi saglanir.
bu mantikla, onceki entrymde bahsettigim gibi tavsiye, tesvik ve destek vardir. sinavlara hazilamak calistirmak en birinci gayedir. yalniz mulakatli sistemlerde cemaatten olmayan kisi allameyi cihan olsa da buyuk ihtimal ile elenir. zira onda kul hakki yoktur. isteyen kurmak istedigi kadro ile alakali istedigi gibi tasarruf eder. zira sistem onu oyle uygun gormustur. -
31.
0@18 boyle bir seyi ilk defa senden duyuyorum.
-
32.
0@22 kendisinin boyle bir iddiasi kesinlikle yoktur. cemaatte bazilari boyle husnu zan etmisler belki haklidirlar belki yanilmislardir. en dogrusunu allah bilir.
soz konusu iddia ile ilgili biraz daha arastirmanizi tavsiye ediyorum. -
33.
0@23 mesele genel manalariyla biraz uzun, biraz daha spesifik soru sorabilir misiniz.
-
34.
0Sadece senin görüşünü Merak ettim panpa cematte bağnazlık yokmu amk? hocanin Papa'ya gönderdiği mektubun sonundaki hizmetlerinizin Bi parçasıyın ne demek bunu kimse sormuyomu?
-
35.
-1@32 mektup meselesi kendisinin dillendirdigi, ve ortalikta gibca konusulan bir hadise degildir. bir mektup vardir belki mektuptan daha mahrem mektuba benzeyen ama mektup olamayan seylerde vardir. bunlarin aciktan tasrihi tesbihte hataya netice verdiginden, hem temsili ancak hal ile oldugundan bu dillendirilmemis bir iddiadir.
-
36.
0@33 http://tr.fgulen.com/content/view/1459/137/
burayi detayli okursan cevabini alirsin. usenip okumaz isen kisacasi diyalog hizmetlerinin bir parcasiyim diyor. -
37.
0@35 diyalog zaten kilisenin çıkardığı vede hristiyanlığı yaymak için Bi proje adam buna hizmet eder olmuş
Müslüman kızın hristiyan Bi elemanla evlenisini adamlar manşetten verdi -
38.
0fethullah gulen cemaati risale i nurdan prim yapan ortalıkta biz nurcuyuz diyerek dolanan fakat nurculukla yakından uzaktan alakası olmayan bi cemaattir. tek yaptıkları, yaptıkları icraatlerle milleti sıkboğaz edip kendilerini de nur cemaati olarak gösterip, dışarıdan bakan gözlere karşı nurcuları antipatik bir görünüme sokmalarıdır.
şu an gelipde bana fethullah gülen cemaati nur cemaati diyemezsin. riseleleri tamamen göstermelik evlerinizde bulunduruyorsunuz said nursiyi de resmen tanımamazlıktan geliyorsunuz. -
39.
0@37 diyalog zaten kilisenin çıkardığı vede hristiyanlığı yaymak için bi proje, bu iddia icin kaynak lazim. ama dialog tan kastin, hak dinler arasi dialogsa, tek din islamdir diyerek karsi tarafla nasil dialog kuracaksin. dialog icin muhattabi kabul gerekir. digeri vaazi nasihat olur.
-
40.
+1sana biraz zor sorular soracağım
cevaplamak istemezsen saygı duyarım
her madde için yorumlarını almak isterim
1.yurtdışında okul açmak için o ülkelerden izinleri cia in aldığı
2.hizmet projesinin cia tarafından kullanıldığı ve bazı öğretmenlerin ajan olduğu bu yüzden rusyada yasaklandığı
3.türkiyede nihai amacın başkanlık ile birlikte eyalet sistemine geçiş
4.çözüm sürecinin çözülme süreci olduğu ve bölünmeye doğru gidildiği
5.yapılan devlet ihalelerinden yandaş firmalara verilen işlerde büyük yolsuzluklar olduğu
6.başbakan ölünce yerine geçecek insanın cia tarafından belirlendiği ve hocaefendiden bu konuda onay alındığı
doğru mu? -
41.
0@38 risaleler evlerde gostermelik duruyor diyerek, seninde risaleleri gostermelik okudugunu yaptigin binler sui zanla gostermis oldun.
-
42.
0nurcu olmak islam'ın temel bazı ilkeleriyle çelişir. bu nurcular meczuplar gibi risale-i nur külliyatı okurlar ,efendime söyleyeyim. neden mi? onlar için çok değişik bir konumdadır bu külliyat da ondan. laf ettirmezler. toz kondurmazlar. bir nevi ikinci bir kutsal kitaptır bu onlar için. bu külliyatın pek çok yerinde islam'ın şartlarıyla, kur'an-ı kerim'in hükümleriyle taban tabana çelişecek, hatta şirk sayılacak, adamı küfre sokacak ifadeler mevcuttur.Tümünü Göster
müslüman kime denir? kabaca imanın ve islam'ın şartlarını yerine getirenlere denir, diyelim ve geçelim. bu şartlardan biri allah'ın kitaplarına inanmaktır. bu nedenle kur'an-ı kerim hükümlerine inanmak, imanın ve islam'ın şartlarındandır. kur'an'dan bir ayet:
muhafazid, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. fakat o, allah'ın resulü ve nebilerin sonuncusudur. allah, her şeyi hakkıyla bilendir. ~ ahzab suresi, ayet 40.
ne diyor? muhafazid aleyhisselam son nebidir, diyor. buraya dikkat! yani ondan sonra bir daha kendisine kitap indirilen bir nebi gelmeyecektir, diyor. bir de risale-i nur külliyatından bakalım, orada ne diyor:
mesela, 'zeytünetin la şarkiyetin ve la garbiyyetin' cümlesi der: 'nasıl ki, elektriğin kıymetdar metaı, ne şarktan ne de garbdan celbedilmiş bir mal değildir. belki yukarıda, cevv-i havada rahmet hazinesinden, semavat tarafından iniyor. her yerin malıdır. başka yerden aramağa lüzum yoktur' der. öyle de manevi bir elektrik olan resail-in nur dahi ne şarkın malumatından, ulumundan ve ne de garbin felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. belki semavi olan kur'an'ın, şark ve garbin fevkindeki yüksek mertebe-i arşisinden iktibas edilmiştir. ~ risale-i nur külliyatı, şualar, birinci şua, c. 1, s. 833, ş:564, said-i nursi.
ilk cümlede tırnak içinde verilen alıntının türkçe meali,
'ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından',
olmakla beraber şu ayette geçer:
allah, göklerin ve yerin nurudur. o'nun nurunun temsili şudur: duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde. fanus sanki inci gibi parlayan bir yıldız. mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacaktır. nur üstüne nur. allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. allah, insanlar için misaller verir. allah, her şeyi hakkıyla bilendir. ~ nur süresi, ayet 35.
zurnanın zırt dediği yere gelelim. ne diyor risaleden verdiğimiz bölümün sonunda? ne ima ediyor?
'belki semavi olan kur'an'ın, şark ve garbin fevkindeki yüksek mertebe-i arşisinden iktibas edilmiştir.'
anlayamayanlar için bir de altyazı geçelim.
'belki göksel olan kur'an'ın , doğu ve batının yukarısındaki yüksek gök mertebesinden ödünç alınmıştır.'
ne gibi? aynı ayetteki zeytin ağacı gibi, aynı kur'an gibi. kimden bunlar? allah'tan! diyor ki said abimiz, bize de risale-i nur vahyolundu - tövbe haşa. bu yalnızca bir örnek. daha neler neler var. kendi yazdığı metinlere, allah'ın ipi, ürvet-ül vuska gibi yakıştırmalar yapmasını mı, 'kur'an'ın gizli gerçekleri risale-i nur ile birlikte bize iniyor', demesini mi... te tey... -
43.
-1@40 uzunca yazdigin icin sorunu dikkate aliyorum ama kusura bakma mesnetsiz bir komplo teorisinden bahsediyorsun.
-
44.
0Panpa uzun uzadiya anlatırım diyalog olayini lakin işe gidecem ama hocanın eski arkadaşı su sıralar ise dava ettigi Kadir misiroglunun tahrif hareketleri 3 kitabını okumanı tavsiye ediyorum
Hadi hayirli sabahlar -
45.
0Said-i Nursi; 3 aylık kısa bir ilim tahsiliyle nasıl “Allame-i cihan” olup ulaşılmaz bir makama çıkmıştır?Tümünü Göster
Şuâlar, 542, Onbeşinci Şua’da geçen; “Evet o zât (Said Nursî) daha hal-i sabavette iken ve hiç tahsil yapmadan zevahiri kurtarmak üzere üç aylık bir tahsil müddeti içinde ulûm-u evvelîn ve âhîrine ve ledünniyat ve hakaik-ı eşyaya ve esrar-ı kâinata ve hikmet-i ilâhiyeye vâris kılınmıştır ki, şimdiye kadar böyle mazhariyet-i ulyâya kimse nail olmamıştır. ”
Kur'an-ı Kerim’e göre peygamberler bile böyle bir bilgiye ve makama ulaşmamışken, bu iddia için Allah (c.c)’tan korkmak gerekmez mi? ;
Said Nursi; ne olursa olsun her zaman her şeyi bilen birisi midir?
Tarihçe-i Hayat, c. II, s. 2123-2124 de geçen
“.. daha çocukken asrın bilgini olarak tanınmış ve kimseye soru sormamış, ama sorulan bütün sorulara mutlaka cevap vermiştir”
ictimâi Reçeteler I, 11, Tarihçe-i Hayat/Rü'ya’da geçen
“ Herhangi ilme sorulan suale bila-tereddüd derhal cevap verirdi.”
ictimâi Reçeteler I, 14, Tarihçe-i Hayat’ta geçen
“Sorulacak suallere cevap vermeye hazır bulunduğu gibi kimseye sual sormayacağını da beyan ederek bu kararda yirmi sene sebat etti.”
Her zaman her şeyi bilen sadece Allah değil midir? Böyle bir inanç şirk, küfür değil midir?
Risale-i Nur denen kitaplar kutsal mıdır, değil midir? Ya da Kur'an-ı Kerim’in taklidi midir?
Şualar, Birinci Şua, c. I, s. 833.de geçen;
“Resailin Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki semavî olan Kur'an'ın, şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.”
gibke-i Tasdîk-ı Gaybî, 92,; “Risale-i Nur müminlere şifa ve rahmettir.”
Zülfikar Mecmuası, 436 da geçen;
“EY RiSALE-i NUR! (... ) Sen, "Ben, Rabbânî ve Kur'anîyim. Öyle kuru kavak değilim. Şevkli ve şa’şaalı ve nûrâniyim. Bir Hayy-ı Lâyemût’un eserinden fışkıran, lâyemût san'atlı ve kerâmetli bir nurum. Cansızlara can ve canlılara taze can üflüyorum. Bin, dertlere derman ve âlemlere rahmet-i Rahmânım. inat ve ısrarı bırak. Beni oku ve beni dinle. Karanlığa ve hiçe giden, hesapsız ve hedefsiz yolundan seni kurtarıp, kokocaman bir saadet ve sermediyet âlemi kazandırayım." diye nidâ ediyorsun”.
gibke-i Tasdîk-ı Gaybî, 89-90’da geçen;
“o semavî bürhan-ı kudsînin yerde bir bürhanı Resâil-in-Nur’dur
Sözler, 645-646’da geçen; “Nur Risaleleri de 23 senede tamamlandı.”
gibke-i Tasdîk-ı Gaybî, 199’da geçen; &nbs p;
"ve lâ ratbin ve lâ yâbisin illâ fî kitâbin mubînin" sırrıyla, Kur'anda elbette bu istikametli tefsirinin istikametine işaret var. Evet var. Kur'an o tefsirine hususî bakıyor.”
( Söz konusu ayet madem Nur Risaleleri’ne işaret etmektedir, başka risalelere, başka kitaplara... da işaret etmektedir. islâm fukahası, söz gelimi beş vakit namazın kaçar rekât olduğunu bile Kur'an’da bulamamışlarken; Said Nursî kendi adını, doğum tarihini, risalelerinin isim ve yazılış tarihlerini onda bulabilmiştir!... Demek fakihler aramayı bilememişler!... )
Zülfikar Mecmuası, 433’de geçen;
“islâmiyet güneşinin doğuşundan tam öndört asır sonra, senin gibi ulvî ve ilâhî ve arşî bir nurun tekrar ve yeniden, bahusus bu son asırda, hem Türk elinde ve hem de Türk dilinde doğması, acaba kimin hatır ve hayalinden geçerdi? Bu ne büyük bir ni’met bizlere ve bu asır halkı için ne bahtiyarlık Yârabbi!.
Türkçemiz seninle iftihar edip dolmakta, kabarıp şişmekte ve her lisan üstüne bağdaş kurup oturmaktadır.”
Şuâlar, 241’de geçen;
“(... ) Risale-i Nur’a hücum edilmez. O doğrudan doğruya Kur'an’a bağlanmış ve Kur'an dahi arş-ı a’zamla bağlıdır. Kimin haddi var, elini oraya uzatsın ve o kuvvetli ipleri çözsün.”
Müdâfaalar, 104’te geçen;
“Risale-i Nur’un arkasında otuzüç âyât-ı Kur'aniye işârâtı ve Hazret-i imam-ı Ali Radıyallahu Anh’in üç kerâmât-ı gaybiye ile ihbârâtı ve Gavs-ı A’zâm’ın sarahate yakın şehâdeti var. Ona hücûm, bunlara hücûmdur.”
Alıntı yaptığımız bu cümlelerde anlatılmak istenenler düpedüz Kuran-ı kullanarak Risaleleri kutsallaştırmak değil midir? Bu iddia yeni bir din, yeni bir ilahi kitap ve yeni bir peygamber demek değil midir? Bu islam’a göre küfür değil midir?
Kur’an’da Hz.muhafazid’e açıklanmadığı halde Said Nursi’ye açıklanmış gizli gerçekler var mıdır? Risalei Nur; Kur’an’nın gizli gerçeklerinin arştan inen kesin delili midir?
Şualar, Birinci Şua, Yirmi dördüncü Ayette geçen; “Kur’an’ın gizli hakikatleri Risale-i Nur ile birlikte bize iniyor!!... ”
Kastamonu Lâhikası, 231, Yirmiyedinci Mektubda geçen; “Risale-i Nur, yüze yakın din tılsımlarını ve hakâik-ı Kur'aniyenin muammalarını keşfetmiştir ki; her bir tılsımın bilinmemesinden çok insanlar şübehata ve şükûke düşüp, tereddüdlerden kurtulmayıp, bazan îmanını kaybederdi. Şimdi, bütün denizler toplansalar, o tılsımların keşfinden sonra galebe edemezler.”
Şualar, Birinci Şua, Yirmi ikinci Ayet ve Ayetler, c. I, s. 841’de geçen;
“Resailin Nur denilen otuz üç aded Söz ve otuz üç aded Mektub ve otuz bir aded Lem'alar, bu zamanda, Kitabı Mübin'deki âyetlerin âyetleridir”.
Bu iddiaları ileri sürenlere göre; Said Nursi yeni bir peygamber, Risaleler ise yeni bir ilahi kitap, Kur’an sırlarla dolu açıklanmamış gizli bir kitap, Risale-i Nur’lar imanı kurtaran kitap, Hz.muhafazid ise Kur’an’ın sırlarından habersiz veya haberi varsa bunları ümmetten saklamış bir peygamber olur ki böyle bir iddia küfürdür.
Risalei Nur denen kitaplar kusursuz, ekgibsiz, izaha ihtiyacı olmayan ve mükemmel bir kitap mıdır?
Barla Lahikası, Yirmi Yedinci Mektub ve Zeyilleri, c. II, 1415. de geçen;
“Mübarek Sözler şübhesiz Kitabı Mübin'in nurlu lemeatıdır. içinde izaha muhtaç yerler ekgib olmamakla beraber küll halinde kusursuz ve noksansızdır”.
Barla Lâhikası, 56’da geçen;
“Kimin haddidir ki, bu Nurlarda yanlışlık bulsun. (... ) Onun için bir harfe dokunmayı azîm bir günah işliyorum telâkki ediyorum.”
Barla Lâhikası, 194’de geçen;
“Kimin haddi var ki, risâlelerin birisine el uzatsın veyahut bir sahifesine dil uzatsın, veyahut bir cümlesini tenkid etsin, veyahut bir kelimesine, hatta bir harfine ve belki bir noktasına itirazda bulunsun.” (Malumdur ki, Kur'an’ın bazı harflerinde, hatta kelimelerinde ve vakıf (duraklama) yerlerinde, dolayısıyla noktalamasında çeşitli ihtilâflar vardır. Buna karşın Nur Risaleleri’nin noktasına bile itiraz edilemez, bir harfine bile dokunmak büyük bir günahtır)
Rehberler, 194, Hanımlar Rehberi’inde geçen;
“ Risale-i Nur, yer yüzünde emsaline rastlanmıyan ve bundan sonra dahi rastlanmasına imkân olmıyan bir derya-yı îmân ve bir tevhid hazinesidir.”
gibke-i Tasdîk-ı Gaybî, 199’da geçen;
“Ey Risale-i Nur! (... ) Bütün eller ve dillerde kemâl-i iştiha ve iştiyakla dinlenip okunacak ve yazılıp yayılacak en tatlı ve en halâvetli, en câzibedar ve en revnekdar yegâne eser-i metin ve nûr-u mübîn ancak sensin!
Bu iddialar hangi cesaretle söylenmektedir. Kur'an-ı Kerim’e iman etmiş bir Müslüman için; Kur’an dışında kusursuz, tam ve mükemmel bir kitap olabilir mi? Bu iddia insan eliyle yazılmış bir kitap için fuhşiyat/ aşırı gitmek değil midir? Bu görüşler kişiyi şirke, küfre zütürmez mi?
Bu devirde; “Urvet-ül vüska”, yani çok sağlam, kopmaz bir zincir ve bir “hablullah” (Allah’ın ipi) olan kitap Kuran mıdır yoksa Risalei Nur mudur?
Şualar, On Birinci Şua, c. I, s. 985.de geçen;
“Risale-i Nur bu asırda, bu tarihte bir “urvet-ül vüska”dır. Yani çok sağlam, kopmaz bir zincir ve bir “hablullah” yani Allah’ın ipidir.”
Âsâ-yı Mûsa, 82’de geçen;
“Buna rağmen bizzat Kur'an-ı Kerim, Risaletu’n-Nur’un çok muhkem, kopmaz bir zincir ve bir "Hablullah" olduğunu "Ona (Nur Risaleleri’ne) elini atıp yapışanın necat bulacağını" mana-yı ***yle haber verir.” cümlelerine ne demeli? Yorumu siz yapın!!
Müslümanların şeriat, dua, ve ibadet kitabı Kuran mıdır, yoksa Risaleler midir?
-
ccc rammstein ccc günaydın diler 28 01 2025
-
vikings şu acayipe çaylak at artık sol frameyi
-
online kadın yazar olmayınca erketeye yatan
-
dünyadan 100 bin kilometre uzaklıkta kuş
-
tırrık kafayı tırlatmış kişiye denirr
-
beyaz adam siyahilerin diçkini görür
-
geldim suku icin sende biraz
-
öyle boş şeylerle enerjimi harcıyorum ki
-
iki gündür yataktan ilk defa kalktım
-
zalinazurt tayyibin adayı kim
-
adamın suratı taşağa benziyor ama
-
elimizde bir fatih altaylı kaldı
-
ağzına ampul sokann karı
-
benim ne zaman sevgilim olacak ybaaaa
-
üveyit baba burda servet yatıyor
-
inci sözlük internetin göd deliğidir
-
zakinazurt sen şeriat istiyorsan
-
bbc pournolardaki yapraklara
-
beyler bazen lanetlendiğimi düşünüyorum
-
kız arkadaş yanında osbir çekmenin raconu nedir
-
dünyada yaşam başlamadan önce
-
nizami 24 barfix
-
zalinazurt chp bu sefer kazanırsa
- / 1