/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 51.
    +4
    Gelen cevaptan sonra mahvolan doğum günümemi yanayım , yoksa yıkılan hayallerimemi. Gözümün önünden kayıp giden geçmişimemi üzüleyip yoksa ilerde yaptığım planların uçup gitmesine mi. Ben kendimce "ulan şöyle cevap gelse , ben şöyle yanıtlasam , iyi geceler mesajıyla bitirsek sabahta yanına giderim" gibisinden planlar yaparken böyle bi yanıt alınca dağıldım beyler. 1100 karakterlik aşk mesajına "ok" yanıtı almış ergenler gibiydim (işin ilginci ergen olduğum doğrudur). Yapacak bişey kalmamıştı , vurdum kafayı yattım; ne kadar yatabilirsem artık.

    Ertesi gün okula gidişimde bi o kadar boştu. Yolda idille karşılaşmamak için daha erken çıkmıştım evden. Evet , belki karşılaşsam daha iyiydi. Yol boyunca yanında kimse yokken konuşsam çok daha güzel sonuçlar olabilirdi. Ama aldığım yanıttan sonra gurur yaptım beyler , yapamadım , gidemedim yanına. Gidemezdim de , yüzüm yoktu. Okulda yüzümün asıklığı bizimkiler tarafından farkedilmişti. ilk iş olarak barış ağzımdan laf almaya çalışmıştı. Ben ağzı sıkı bi insan değilim (sır konusu değil tabii , çok sağlam sır tutarım). Yaşadıklarımı birilerine anlatmak , rahatlamak isterim. Bende gizli kalsında esrarengiz olayım moduna giremem hiç. Anlattım barışa ve yanındaki diğer çocuklara. Cem , Mert ve Emre'de olanı biteni dinledi. Bu arkadaşlarımdan derinlemesine bahsetmeme gerek yok , figüranlık ve birkaç önemli faktör haricinde durumu etkileyen bir yanları olmayacak. ismen bilseniz yeterli yani.

    Barış "sınıflarına gidelim konuşalım , nolcak sanki" gibisinden fikirlerde bulundu. Sınıftan çıkmayan eleman onların sınıfına gitmek için yanıp tutuşuyodu. Meğerse onunda aklında Sinem'le konuşmak varmış. Yavşak herif , konuşabilse keşke. Reddettim sınıflarına gitme isteğini , olacak şey değildi. Ezgi'de artık onun safındaydı , gidişim zor yani. Sinem'se beni hala uzaktan görüp gülümseyen bi kız , tanışıklığımız yok yani. Birkaç hafta böyle boş ve olaysız geçti. Ancak uzaktan uzağa bakışmalar ve okul çıkışında olan karşılaşmalar yaşandı. Ama ne bir selam ne de söylenecek bir kelam geçti aradan.
    ···
  2. 52.
    +4
    Günümüze dönecek olursak; çok zor bi sabah geçiriyodum beyler. Uzun zamandır haber alamadığım kız ansızın karşıma çıkmış ve beyin amcıklaması geçirmemi sağlamıştı. Duygusal olarak çöküntüdeydim , idil'de öyle. Demek bizim okula gelmişti , koskoca 4 sene bu kaosla geçecekti demek. Önemli değildi aslında. Benim aklımda , fikrimde , zikrimde , sevgimde hep idil vardı. Etkilemezdi başkaları beni. Kendimi adadığım yol belliydi , içimdeki duygu belliydi. Aldığım hediye bile belliydi be , şaşmazdım ben bu yoldan.

    Sinem donup kaldığımız havayı "Hadi sınıfa çıkalım" diyerek dağıtmıştı. idil arkasını döndü ve tek kelime dahi etmeden Sinem'le sınıfa doğru yol almıştı. Arkasını dönmüştü bana beyler , daha dakikalar öncesinde kolumda sıkı sıkı duran kız bana sırtını dönüp gitmişti. Yapacak bişi yoktu , bende sınıfa koyuldum.

    Barış kapının önünde beni bekliyodu , pencereden lan biteni izlemiş merakla anlatmamı istiyodu , gözlerinden belli. Ceylan'dan pek kimsenin haberi yoktu zaten , bi Yahya bilirdi hayatımda düzenli olarak yer alanlardan. Barış'a önce geçmişimi anlattım , sonrada dışarda olanları. Ağzı açık bi şekilde dinlemeye koyuluvermişti. Ders başlayana kadar özet geçip bitirmiştim konuyu. Konuşmam bittikten sonra söylediği tek bi cümle vardı;

    "Aga sen yarraa yedin"

    Niye olm , ben o kadar dirayetsiz bi insan mıydım Ceylan için idil'i bırakayım. Of beyler of , Barış'ın bile bunu söylemiş olması biraz korkutmuştu beni. Ama ne yapıp edip idil'i düzeltmeliydim , tek düşüncem buydu.

    Tenefüs oldu , Barış "Bende geleyim istersen seninle kanka" diye atıldı yanıma. istemedim , yalnız gitmeliydim. Ne olacaksa benimle olmalıydı , destekçilerimle değil. Sınıflarına gittim , idil'in gözleri kıpkırmızıydı. Dersten önce ve derste bi süre ağlamış. Canım yanıyodu beyler , hapsolduğum gözleri kıpkırmızı yaşlı bi şekilde görünce canım yanıyodu , içim acıyodu. Yanına oturdum , elini tuttum. Nolduğunu sorup konuya girmeye çalıştım , ama yanıt vermedi. Elindeki mendille akan yaşlarını ve burnunu silmekle meşguldü çünkü. Cidden ağlamışmıydı bu kadar , bi hiç uğruna. Cidden hüzünlenmişmiydi benim için. Ders boyunca konuşması için çabaladım , başını yerden kaldırmadı , kaldırsa da boşluğa bakıp iç çekmeye devam etti. Sınıftaki herkes kendi halindeydi , bizi gören ya da ilgilenen yoktu. Ama Gamze , gözü hep bizim üstümüzdeydi. Sinirli gözlerle beni seyretmeye devam ediyodu durumu her ne kadar farketmiş olsamda. Ceylan'dan haberi olmuştu sanırım , ilkokuldaki olaylardan oda haberdardı. Bana karşı nefret beslediğini düşünmeye başlamıştım. Tenefüs sonunda idil'in gözlerinin içine bakmaya çalıştım , izin vermedi. Başını yerden kaldırmadan "Bugün gelme yanıma" dedi. Nedenini sormak için elimi çenesine koyup başını kaldırdım , işte o an gözünden akan bi damla yaşla karşılaştım beyler. Gözlerimin içine bakıyodu yaşlı gözlerle "Gelme , istemiyorum" dedi. Bişi diyemedim. Hocaları geldi sınıfa , iyi dersler dahi demeden sinirle kapıyı çarpıp çıktım.

    Şimdi ne olucaktı , şimdi ne yapıcaktım ben...
    Tümünü Göster
    ···
  3. 53.
    +4
    Ezgi'lerin sınıfında olan diğer arkadaşlarım olan Seray ve Ceren'e sorup soruşturmaya çoktan başlamıştım bu mevzuyu. Ceren her ne kadar memnun görünmese de bi durumdan sesini çıkaramayıp razı olmuştu. Ceren , annemin çok samimi bi arkadaşının kızıydı. Uzun zamandır bana karşı beslediği duygular , bi hoşlantısı vardı. Ama ne yazık ki ben ona hiç bi zaman karşılık vermemiştim. Bunun acısıyla konuşurdu hep benimle , bugünde öyleydi esasında.

    Ceylan hakkında ilk bilgileri öğrenmiştim , ama öğrendiğim anda gözyaşlarımı tutamamamda beraberinde gelmişti. Evet , kızların yanında kendimi tutamayıp hafiften ağlamıştım. Sebebine gelelim; Ceylan buraya yeni taşınmaları sebebiyle bu okula gelmişti. Annesi ve babasını ufak yaşta bi trafik kazasında kaybetmiş o zamandan beri ailesiz büyümüştü. Dayısı ve yengesiyle birlikte kalan Ceylan , pek iç açıcı bi pgibolojik düzene ve hayata sahip değildi tabii. Ama tüm bunlara rağmen iyi ders notlarına , başarılı bi eğitim hayatına sahipti. Ağlamıştım beyler , kendimi onun yerine koymuştum. Çok zor bi durumdu; onun yerine olmak , onun yaşadıklarını yaşamak , onun gibi olmak. işte o an hiç haddim olmamasına rağmen kendi kendime onun hem annesi hem babası olacağıma kendi kendime söz vermiş onun her an yanında olacağıma inandırmıştım.

    Seray vasıtasıyla buluşmalar düzenlenip tanışıklık iyice kaynaşmıştı. Ceren her ne kadar acı çekse de bu durumdan yapabileceğim hiç bişi yoku. Güzel zamanlar geçirmiştim Ceylan'la , onuda sevmiştim beyler; bi baba gibi , bi abi gibi , yokluğunu hissettiği herşeyi geçirecek bi büyük gibi durmuştum başında. Ve hiç bi art niyetim yoktu bu esnada. Ayrılığımız taktan bi sebeple olmuştu; özlem. O yaz ufak bi tatile çıkmıştım , pekte görüşme fırsatımız olmamıştı Ceylan'la. Onu boşladığımı düşünüp kısa bi mesajla ayrılığımız gerçekleşmişti. Bahaneydi belkide , teferruata girmeye gerek yok. Neticesinde ayrılmıştık işte...
    ···
  4. 54.
    +4
    izmirden sonrasını okumadım
    ···
    1. 1.
      -1
      Komik xd
      ···
  5. 55.
    +4
    Hayatım çok güzel bi düzene girmiş , artık düzenli olarak günaydın mesajı atacağın birisi olmaya başlamıştı. Onunda benden önce davranıp attığı günaydın mesajları oluyodu tabii. Karşılıklı geçen böyle güzel günaydınlaşmalardan sonra dört gözle okul saatinin gelmesini bekler oluyodum.

    Henüz birlikte gitmek için cesaret olmasa da birlikte dönebilmek için azda olsa cesaretimi toplamıştım. Yolun tamamı olmasa da bi kısmına kadar birlikte gelebiliyoduk. Ama önce o gün neler yaşandığına gelelim.

    Bi önceki günden bizim çocukların pencereden bağırıp laf atmaları beni her ne kadar mutlu etsede idili utandırmıştı. idil gösteriş meraklısı ya da kendini etrafa beğendirmeye uğraşan bi kız olmamıştı hiç bi zaman. Çevresindekiler yeterliydi onun için. Bu yüzden artık tenefüslerde sınıfta kalmaya karar vermiş , bundan sonra her tenefüs benim sınıflarına gelmemi istemişti. Aslında fena fikirde değildi. Sınıfındaki çocukları daha yakından tanıyıp göz kulak olabilirdim. bin tiplere sahip olanlar var , fazla güvenmiyorum açıkcası.

    Tenefüs geldi çattı , bizimkilerden ayrılıp koşa koşa idillerin sınıfına gittim. Daha ilk gidişim , çekiniyorum; bi o kadar da özlemişim abi ne yapacağımı bilemiyorum tabii. Diğer arkadaşlarıyla oturmuş ingilizce ödevi yapıyolardı. Kevaşe Ezgi her zamanki gibi elinde telefonu kapının önüne kurulmuş geçen erkekleri seyrediyodu. Bi gün birine gibtiriceksin bu kızı herkes rahatlicak dıbına koyim.

    Sıralarının başında durdum , notlara göz attım. Beyler , ufaklıktan beri ingilizceye meraklı olup hep geliştirmeye çalışmışımdır. Altyazısız dizi ve film izlemeler , dinleme çalışmaları , tekrarlar işimi ciddi anlamda ilerletmişti. ingilizce hayatımın pek çok alanında işe yarayabilirdi. Ama şimdi hem idil'in arkadaşlarıyla tanışmak hemde idil'e hafiftende olsa kur yapmak benim işime gelecek en güzel şeydi. Bilmiş bi tavırla yanlarına oturdum;

    "Açılın bakayım hanımlar , bide ben bakayım şu ödevinize"
    ···
  6. 56.
    +4
    Ödev ciddi anlamda basit birkaç grammer ve kelime sorusundan ibaretti. Basitçe yapılmaya koyuldum. Dakikalarca başında oturup soruyla bakışan kızlar soruların anında çözülmesine şok olmuş bi şekilde yüzüme bakıp kaldılar. Şok oluncak bişide yoktu aslında , basit şeylerdi. Asıl önemli olan kızlar değil idil'in tepkisiydi , oda şaşkın ve gülümser bi şekilde bana bakıyodu. "Noldu idil hanım , çözümümü beğenmediniz galiba" diye sataştım. "Hıı bilmem ben , yanlış çıkarsa hocaya seni söylerim ama" diyip güldü. Beyler , güldüğü an ingilizcedeki tüm kelimeler gözümün önünden geçer gibi oldu; öylesine mutlu ve huzurluydum ki tenefüs zili çalsada bir adım hareket etmeksizin yanından kalkmak istemiyodum. Kokusu burnumdan hiç gitmese , gözlerimiz birbirinden hiç ayrılmasa , sesini yalnızca ben duysam ve bana söylense tüm kelimeler. Öyle duygular var ki içimde tarif edemiyorum beyler.

    Zil çaldı , kalkmak zorunda kaldım. idil'in gözlerinin içine bakıp "görüşürüz" dedikten sonra etrafımızda duran kızlara da "Görüşürüz kızlar" diyip sınıftan çıktım. Tanışmam fena olmazdı bunlarla , arkamdan "Teşekkür ederiz" diye bağırdılar , dönüp önemli değil manasında başımı sallayıp sınıfa çıktım. Sınıfın kapısında bekleyen isim belliydi; Barış.

    "Zil çalar çalmaz satıp gittin bin , insan bi haber verir bende gelirdim"
    "Sen niye gelceksin olm , tanıdığınmı var sınıfta. Anca Sinem'i kesersin uzaktan gibik herif."
    "Ulan Sinem'le aramdakilere sen mani olucaksın amk"

    Aslında benimde gelseydi fena olmazdı sınıfa. Hem tanımadığım kişilerin arasında fazla sıkışmazdım hemde ortak arkadaş edindikçe konuşma alanımızda artardı. Gelebilirdi benimle , ama daha erken Zamanı var.

    Derslerimden hiç bahsetmiyorum beyler. Derslerim genel anlamıyla çok iyi. Matematik ve Geometri her zaman için problem olmuştur bende. O dersler hariç hepsinden çok rahay geçiyorum , daha ilk dönemdeyiz onlarıda kopyayla falan toparlarız artık napalım. E hocalarda seviyo , gözdeyiz ya hıammına...
    ···
  7. 57.
    +4
    Her ne kadar içimi ısıtabilecek bi mesaj olsa da ona karşı olan sinirim bi türlü geçmemişti. Aklıma sürekli Tarkan denen huur çocuğu gelmiş atlatamamıştım bu durumu. Sinir bozucuydu evet , ama bu bariyeri atmam lazımdı artık üzerimden. Normalde bu mesajla aşka gelir sevgi sözcüklerine başlardık , ama bu sefer soğuk davranıp yalnızca "Efendim" diyebildim. Anlaması lazımdı biraz , ilk buluşma dediğin böylesine basit olamazdı. Tamam , belki fazla tepki gösteriyorum. Belki halası çağırdığı için cidden hayır diyemedi. Ama bende boş değildim be , ilk buluşmaydı ve heyecandan ölmek üzereydim ben. Bi kaç normal mesajlaşmanın ardından tartışmayı başlattım . haksız olduğumu söyleyip tepki gösterdi. Esasında haklıydı abi , ses edemezdim. Ama triplere girip sustuk. O gün hiç konuşmadık , akşam bi mesaj bi belirti bekledim ama olan biten bişi yoktu. Biz o esnada Yahya'yla pastaları börekleri gömmeye başlamıştık bile.

    O gece Yahya evine giderken annemle ben yengemlerde kaldık. Bu arada çapraz apartmanda oturuyo beyler , yürüsen 1 dakika bile sürmeyecek mesafe bizim evle arası. Ama kalalım diye ısrar gelince kaldık. Tüm gece idil'in fotoğraflarına baktım ki acaba kendini affettirir mi diye. Gece bişi olmadı , ama sabah ilk günaydın mesajı ondan geldi. Soğukluğunu birazda olsa üzerinden atmış gibiydi , ki bende öyle sayılırım. Nedir dedim bugünkü planın , yinemi halanla takılcaksın. Laf sokuyorum arada tabii , ama boşa gidiyo. Forum Bornova'ya gideceklerini söyledi , kuzenimi gazladım "Hamdi abim bugün bi Forum yapalım ya" diye. E gezmeyede müsaitiz , kalktık gittik idil'lerin çıkacağı zamanda. Sağa sola bakınıyorum belki görürüm belki burda içime su serpilir diye. Ama göremiyorum. Collezione'a girdik , bizimkiler bi kaç bişi bakıyo kendilerine. Bende bakıyorum , ama aklım hala idil'de. Elimde telefon "Nerdesiniz , napıyosunuz" diye soruşturuyorum hala. Tam mesajı gönderecekken başımı kaldırmamla idil'le göz göze gelmem bir oldu , durmuş karşımda beni seyrediyo gülümseyerek. Yanında halası , kardeşi , babası , annesi falan var. Aile gezmesi yani. Bizimkileri görünce selamlaşıp konuştular , ben o esnada Kemal amcaya önceden yakalanma pgibolojisinden midir nedir kolonun arkasına geçtim saklaıyorum. idil kıs kıs gülüyo uzaktan bana bakarak , ama bu karşılaşma inanın herşeyi unutturmuştu bana. Planlı olarak buluşmak yerine böylesine ansızın karşılaşmak beni çok daha mutlu etmişti. Dikkatimden de kaçmıyo , kolyem hala boynunda idil hanım. Gülüşüne kurban olurum senin ya , uzaktan uzaktan gülümseyip durma öyle saniye saniye eriyorum ben burda.
    Tümünü Göster
    ···
  8. 58.
    +3
    Başlangıç müziğimiz bu olsun bu gece;

    https://www.youtube.com/watch?v=AUmjWRIBFbA

    Cevap gecikmedi , kız zaten hep çevrimiçi

    "Selam * "

    "idil'in yanında pek göremez olduk şu sıralar seni , tanışma fırsatımızda olmadı. xxxx ben * "

    "Tanıyorum canım seni , sınıfta seni tanımayan yok zaten. imreniyoruz halinize sınıfça * "

    "Mutluyuz , huzurluyuz. Ama daha mutlu olmam için yardımına ihtiyacım var"

    "Aa hangi konuda , yardım edebilirsem neden olmasın"

    "idil'e bi hediye almayı düşünüyorum , kolye tarzı şeyler. Nelerden hoşlandığını eskiden beri tanıyan birisi olarak sen daha iyi bilirsin. Kızların tercihi benzer birbirine , yardım edersin falan * "

    O gece idil'le mesajlaşmamın yanı sıra Sinem'le olan ilişkimi ilerletip uzunca hediye meselesini konuştuk. Hediye durumu bitti birbirimizi tanımaya başladık. E idil'in yakın arkadaşı , ne kadar çok tanısam o kadar iyiydi benim için. Yarın idil'lerle okula gideceğini , benimle onlarla gelirsem daha iyi olacağını söyledi. Dünden razıydım , seve seve dedim. Yarın güzel bi gün olucaktı; hem sevgilim hemde çevrem için...
    ···
  9. 59.
    +3
    Günaydın beyler , bugün erkenden kalktım sizlere olan borcumu ödemek için daha kahvaltı bile yapmadan bilgisayar başına geçtim. 2 günün ekgibliği var , hızlıca hikayeyi devam ettirmek istiyorum. Bu arada 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayrdıbınızda kutlu olsun binler.

    Başlıyoruz...
    ···
  10. 60.
    +3
    O haftasonu idil Karşıyaka'daki Amerikan Kültür ingilizce kursuna başladı , sahil tarafında olan. idil'de benim kadar ingilizceye alakalıydı. Ama bi türlü o ingilizce ruhunu yakalayıp şakır şakır konuşabildiği olmadı. Biraz daha kendini geliştirmek için kursa başladı. Benimde yazılmamı istedi , ama yazılamadım. Aynı saatlere denk gelen matematik kursum vardı benimde. Saatler çakıştı , gidemedim. Gitseydim de idil'i izlemekten olan ingilizcemide unuturdum zaten gereği yok.

    Her cumartesi 8.30'da başlayacak olan kursa benim uykucu sevgilim geç kalma telaşıyla çoktan yazılmıştı bile. Her sabah geç kalmayacağı şekilde arayarak uyandıracak kişi kimdi , tabiiki de bendim. Her cumartesi sabahı 7.00'a alarm kurar önce yarım saat boyunca kendim uyanmaya çalışır 7.30'da da idil'i uyandırırdım. Her uyandırdığımda "Kıyamam bebeğim ya , benim için uykundan oluyosun" derdi. Sırf bunu demen için bile uyanırdım ki ben zaten , ne uykudan olması.

    idil kursa gidip o gün öğrendiklerini not alıcaktı , gelip birlikte tekrarlicaktık planımız bu. Ama biz araya geldiğimizde ne ders kalırdı ne kurs. ilerleyen zamanlarda oralara gelicem.

    Günler geçti , pazartesi oldu. O zamanlar ekranı kasıp kavuran Ezel var atv'de. idil'de Ezel'in hastası beyler anlatamam. Kenan imirzalıoğlu'na hayran. Ulan bide üstüne o bölümler Sekiz karakteriyle Kıvanç Tatlıtuğ girmesin mi. Hasgibtiir , dizi zamanı mesaj atmayan kız o bölümler heyecan ve hayranlıktan komple konuşmayı unutur oldu.

    "Bebeğim reklam arasında konuşalım ya"

    Mesajlar bu tarza dönmeye başlamıştı , sinir bozucuydu ama beklemekte güzeldi ya benim için. Ben beklerdim , hep beklerdim.
    ···
  11. 61.
    +3
    Sinem'le olan samimiyetimiz git gide arttı , yeri geliyo idil'den çok Sinem'le konuşuyo oluyorum. idil'in de haberi var , içten içe bi kıskançlık beslediğini anlamak çokta zor değil. Ama aklında ne tilkiler dönüyosa pek ses çıkarmıyo; şimdilik. Mehmet'le araları yılbaşında bi hayli iyileşmiş , okulun olacağı ilk gün yüz yüze bi konuşmayla durumlar netliğe kavuşcakmış. Oda mutlu napsın , her gün yazan onlarca abazanın arasında sevdiğine kavuşmak paha biçilemez tabii. Benim içinde öyleydi esasında . iyi aklıma gelmişken idil'in facebook şifresini alayımda bi kolaçan edeyim etrafı nedir ne değildir.

    Okul vakti geldi , araya giren 3 günlük özlem burnumda buram buram tüterken her zaman buluştuğumuz partka uzaktan bana doğru hızlı adımlarla gelişini görmek beni rahatlatmaya çoktan yetmişti bile. Elimde ona aldığım hediye ve bi not var , kızların yanına geçmeden vericem işte gören olmasın. Boynuna taktıktan sonra yapsın şovunu gerisi önemli değil. Yaklaştıkça farkettim ki idil'inde elinde bi paket var. Oda bana hediye almış demek ki , vefalı sevgilim benim be.

    Yanıma geldiğinde "naber" geyiklerine girmeden direk kulağına eğilip "Yeni yılımız kutlu olsun sevgilim" diyip hediyesini verdim. "Ama burda aç , kızların yanında değil" Parıldayan gözleriyle bana uzun uzun baktıktan sonra "Al buda senin hediyen , bakalım beğenicek misin" diye elindeki paketi bana uzattı. Beğenmez miyim ya şapşik şey , sen çöp al onu bile beğenirim ben. idil paketi açtı , kutunun ambalajınıda çıkarıp sonunda kolyeye ulaştı. Beyler , idil güldüğü zaman gözleri kaybolan; ama kalan o ufacık aradan gözlerinin zümrüt yeşili ışıklar saçtığını görebileceğiniz bi kızdı her zaman için. Ama bu hediye onu öylesine mutlu etmişti ki gözlerini dahi görememiştim gülümsemesinden. Hemen boynuna takmak istedi , takmasına yardım ettim. Teşekkür etti , karşılık verdim. Bende onun hediye paketini açarak bi karşılık vermek istedim "Dur dur , sınıfta açarsın şimdi açma" diye durdurdu. Ne vardı ki lan içinde , t-shirt - kazak tarzı bişi anlaşılabiliyo ama merak etmiştim yinede. Tamam dedim , kızları almaya gittik.

    idil çok mutluydu beyler yanımda , gözlerinden anlaşışabiliyodu bu en azından. Kızları almaya gidene kadar süren yolda bile en az 10 defa uzun uzun gözlerimin içine bakıp gülümsemeye devam etmişti. Hele ki bu hediye olayı aramızdaki bağa bi düğüm daha atmamı sağamıştı. Bu daha başlangıç be sevgilim , benim daha ne planlarım var sana. Sinem ve Ezgi yolun karşısında bizi bekliyolardı. Sinem elinde telefon Mehmet'le mesajlaşmaya devam ederken Ezgi suratsız bi tavırla yoldan geçen bize bakıyodu. Klagib kız selamlaşması , sarılmalar öpüşmeler falan. Ezgi "Selam xxxx" diyip geçtikten sonra Sinem "Kankaa , naber yaa" diye samimi bi tavırla yanımda yürümeye başladı. idil ve Ezgi önden yürürken Sinem'le bende arkadan Mehmet dedikodusu yaparak onları takip ediyoduk.

    "Kanka aramız çok iyi yaa , bugün çıkışta dolaşmaya çıkıcaz işte bakalım nolcak. Sana mesaj atıp anlatıcam hepsini zaten , sen benim yaşam koçumsun ahaha"
    "Oo iyi bakalım , muhakkak haberdar et benide unutma yalnız. Ya o değilde bu Mehmet'i soğuk ve garip bulan bi tek ben miyim ?"

    Ben bunu söyledikten sonra duraksamıştı. Soğuk ve garip mi ? Neden ki der gibi bakarak "Neden öyle dedin ki kanka ya" diyerek devam etti. Anlattım

    "Bu çocuğun ortdıbını görüyosun , pek tekin bi tip olduğunu sanmıyorum. Seninle konuşmasındaki tek amaç senin itibarınla tanınmak , kendine çevre sağlamak olmasın ? Böyle düşünen tek kişide ben değilim , muhakkak duymuşsundur"

    Haklı olduğumu onaylarcasına başını sallamıştı boynunu yere bükerek. Ama denemekten ne zarar gelebilirdi ki ? Bende her daim arkasındaydım , olursa sonuna kadar arkasında olmazsa da destek olarak yanında olucaktım. Sinem'e aldığım hediye paket halinde hemen cebimdeydi , ama şimdi veremezdim. Öndekilerin en ufak bi arkaya dönmesiyle al başına kıskançlık tribini. Bi yolunu bulurdum elbet.
    Tümünü Göster
    ···
  12. 62.
    +3
    Tüm akşam bu mevzu konuşuldu telefonda , huzursuzdum beyler rahatsızdım bu konudan. Çocuğun tipi kuranı yırtan kıza benziyodu belkide. Ama yinede bi kuşku vardı içimde. Aradım idil'i , telefonda konuşulmalıydı bu konu mesajda rahat değildim. 1 saat kadar konuştuk , çokte geyiğini yaptık. Mesela idil'e mezuniyette Justin Bieber'dan Baby şarkısını armağan etmiş , sonrasında da şarkıyı kendisi söylemiş. Gözümün önüne geldikçe rezillik katsayısı artık çocuktan soğuyodum. Baby nedir amk , idil kahkahalarla beni dinliyo tabii. Sinirle başlayan konuşma güzel devam etmiş , aramızı ısıtmaya bi hayli yetmişti. Konuşma bitti , yüzümdeki o salak ifade geçmemişti. Her konuşmadan sonra arada geçen bi mesaj sessizliği olsa da uzun yazdığım mesajlarla sessizliği bozan ben olurdum. idil'inde çok hoşuna giderdi bu yazdığım uzun mesajlar. idil uzun mesajları severdi çünkü , bende yazmayı severdim. Öte yandan da Sinem'le konuşmaya devam ediyodum. Hem onun Mehmet serüvenlerini hemde idil'le olan ilkokul anılarını dinliyodum. Arada bu Leventcan denen lavuğuda sormuştum , kahkaha atarak yanıt vermişti. "Aman kankaa o salağımı kıskanıyosun , değmez bile yer cücesi boşver yazar yazar durur". Bu biraz daha iç rahatlatıcı olmuştu mesela , ama o çocupu gözüme kestirmiştim bi kere. Bakalım ilerde bununla alakalı bişeyler yaşanıcakmı...
    ···
  13. 63.
    +3
    Aradan bunca zaman geçmiş olmasına , yıllarca arkadaş gibi dışarda takılmış olup ilk kez sevgili olarak çıkışımızın günüdür bu beyler. idil'in ingilizce kursu 12'de biticek , çıkışta onu alıcam Karşıyaka'da gezicez tozucaz falan olayımız bu. Panpalar , içimde öylesine bi heyecan var ki saat 9'da gidip kursun önünde beklemeye başladım ben. idil'in çıkmasına daha 3 saat var , Karşıyaka'da sahil girişinde Amerikan Kültür'ün önündeki oturağa güneşin altında oturdum bekliyorum , kursuda orası zaten. E vakit geçmez , bide Penguen dergisi aldım okurum da heyecanım azalır vakit geçer diye. içimde öylesine bi özlem , öylesine bi sevgi var ki o dakikalar geçmek bilmiyo. Saniyeleri sayıyorum adeta çıksa da kavuşsam sevdiğime diye. Aradan dakikalar , saatler geçti; idil'in çıkış saati yaklaştı. Beklemeye ilk başladığımda bomboş olan çarşı şimdi ana-baba gününe dönmüş kalabalıktan oturacak yer zor bulunuyodu. Gelmesine dakikalar kala yerimden kalkıp yaşlı bi teyzeye yer verdim , kursun kapısına gidip bekleyişe koyuldum. Sesi gelmeye başlamıştı , kalp çarpıntılarım davul misali artmış dışardan duyulur hale gelmişti. Yanında 3 arkadaşıyla çıktı , kızlar beni gördükten sonra fısır fısır konuşmaya başladı. idil yanlarında , önce kızlar gelip "Merhaba xxxx" diye tokalaştılar. Bu planlanmış bi tanışmaydı , çok belli. Önceden bahsedilmiş , idil tarafından ayarlanmıştı. Bende aynı şekilde samimiyetle selam verdikten sonra kızlar idil'le vedalaşıp gittiler. Kaldıkmı başbaşa idil hanım , bakalım ne tak yicem bundan sonra.

    Ders nasıl geçti muhabbetleri geçtikten sonra yürümeye devam ederken telefonu çaldı , arayan Filiz hala. Eczane'de işlerin yoğun olduğunu , kurstan çıkar çıkmaz eczaneye gitmesi gerektiğini söyledi. idil bozuldu , ama kabul etti itiraz edemeden. Ben idil'den daha çok bozuldum tabii. Ama yinede bi fırsat yaratmak için uğraştım.
    "Gidiceksin bari bi yemek , bi waffle falan yiyelim olmaz mı ?"
    "Yemeği kızlarla atıştırdım ya , pek iştahım yok. Waffle da ağır gelir şimdi , karnım ağrıyo zaten"

    Her teklifim redle geri dönmüştü , elimde başka silahımda kalmamıştı. Çarşının başından sonuna kadar hiç konuşmadan yürüdük. Metro durağına geldikten sonra vedalaşıp ayrıldık. Beyler , öylesine kötü bi haldeydim ki sizlere anlatamam. Sen gece bir dakika uyku uyuyama , sabahın köründe kalkıp hazırlan ve heyecandan saatlerce kursun önünde bekle , idil hanım çıkıp sana yalnızca 5 dakika ayırabilsin. Çok kötüydüm çok , içimdeki şey sinirmi yoksa üzüntümü çözme fırsatım yoktu şu ruh hali içinde. istemsiz ağlamaya başladım eve giden yol boyunca , ne otobüs ne metro yaya gitmek istedim biraz kafam dağılsın diye. Yol boyunca kendi kendime tekrarladığım tek şeyse şu oldu;

    "Tarkan olsaydı eczaneye gitmeyip gezerdin ama"

    Sinir-üzüntü karışık bi tavırla Yahya'yı aradım. Gelseydide iki laflasaydık , kafam dağılsaydı bari. Hem biz bir araya gelince sağlam eğlenirdik , günümün devamı öyle geçseydi madem. Geldi , Bostanlı'ya geçtik. Öylesine süslenip püslenerek çıkmıştım ki idil'le buluşmaya Yahya'ya dalga konusu olmuştuk."Bu ne lan bayramlıklarını giyip çıkmışsın kızla buluşmaya ahaha" Şerefsiz , iyi dalga geçti ama neşemide yerine getirdi. idil'e mesaj atmadım , onun atmasını bekledim. Oda atmadı henüz. Aradan 1.5 saat geçmişti oysa ki , atardı demiştim ben. Yahya'yla sahilde gezdikten sonra geçtik bi cafe'ye oturduk. Bi kaç bişi içsek düzelirdi belki moralim , hem mesaj gelmesi için beklemesi daha kolay olurdu. Aradan zaman geçti yengem aradı , "börek çörek yaptım Yahya'yıda al gel annende burda" diye. Bizim aile Yahya'yı evlatlık edinmiş gibiydi beyler. Anaokulundan beri birlikte büyüyünce sahiplenmişlerdi evlat gibi tabii. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez , her yere birlikte giderdik. Gittik yengemlere , ama yol boyunca gözüm telefonda belki mesaj gelir diye. En sonunda mesaj geldi

    "Bebeğimm"
    Tümünü Göster
    ···
  14. 64.
    +3
    Nevra hoca benim çok sevdiğim bi hocamdı beyler. Anaç tavırlarıyla ben dahil sınıfın çoğuna hakim olmuş , ama bir o kadarda öfke göstermiş; aslında hepimizin iyiliğini düşünüp sert davranan birisiydi. idil'lerin sınıfta nasıl diye sorduğumda orda da durumun aynı olduğunu söylediler. O sınıftaki gözdeside idil'miş , fena sayılmazdı o derste. Neyse

    Artık Barış'ta benimle birlikte idil'lerin sınıfına gelmek istiyodu , e onunda arkadaşları var sınıfta. idil'le olan halimizide merak ettikçe (esasında Sinem oluyo bu) gelmek istedi. Tamam dedim , pazartesiden itibaren sende gel amk gör biraz ne var ne yok. Bu arada idil'in hediyesini sınıfta bizimkilerin yanında açtım , beyaz ağırlıklı kırmızı ve mavi çizgileri olan çok güzel bi kazak almış bana. Biliyo zevkimi sevgilim , çokta beğendim. Gelelim asıl olayımıza , ilk buluşmamız...
    ···
  15. 65.
    +3
    Sabah oldu , içim içime sığmaz bi şekilde hazırlanıp çıktım evden. Bu arada ev ahalisinden bahsetmem gerek biraz;

    Babam yurtdışında , gelmesine sayılı günler kaldı. Taşınmak gibi bi planımız var , ama çok uzağa değil bi üst kata. Hala idil'lerle karşı komşuyuz yani. Annem idil'le olan ilişkimden çok mutlu , zaten küçüklükten beri taparcasına sevmiştir idil'i. Ufakken ilk gördüğü andan beri hayrandır gözlerine , mahallede ilk gördüğü anda dilinden onlarca kelime dökülüvermişti zaten gözlerini över durumda. Çok sever yani. Aynı zamanda evimize yakın bi yerde oturan yengem var , ufaklıktan beri annemle birlikte büyüttüğü ve izmir'deki tek akrabamız olduğu için çok severim kendisini. Annem gibidir zaten , oda çok sevdi idil'i henüz bireysel olarak tanışmış olmasada. Babam geldiğinde öğrenicek tüm olan biteni , daha vakit var.

    Her zaman buluşacağımız bankta oturdum gelmesini bekliyorum idil'i , süzülür adımlarla omzunda çantası bana doğru gelmeye başladı evden çıkıp. Adımlarını sayıyodum beyler bana bir an önce ulaşsın diye , her saniyeyi sayar her adımında daha heyecanlanır durumdaydım. Geçen günlerle ona karşı olan sevgim yerini çoktan aşka bırakmaya başlamıştı bile. Fakat aramızdaki tek sıkıntı şuydu; yıllarca böylesine samimi büyümüş iki çocuk şimdi iki sevgili olmuşken sarılıp öpmek birden gerçekleşecek eylemler değildi idil için. 1. ay olmasına rağmen yanaktan dahi olsa hiç öpme ya da sarılma olmadı. Benim için büyük bi ekgibti belki , ama ilerde herşeyin çok daha güzel olacağının farkındaydım zaten , beklerdim ben.

    Yanıma geldi , koluma girdi klagib şeyleri konuşmaya başladık. Bi süre yürüdükten sonra Ezgi'lerin evine geldik , Ezgi ve Sinem'i alıp doğruca okula geçicektik. Daha Ezgi evden inmemişti , Sinem kapının önünde bekliyodu. idil'i görür görmez yanımıza gelip idil'e sarılmıştı zaten , klagib kızların halleri. Benimde yanıma gelip elini uzattı günaydın diyerek. Önce idil'e baktım , acaba kıskanır mıydı. Sonra "ne de olsa suçum yok , Sinem elini uzattı" diyip bende elimi uzattım. Selamlaştık , idil'in sert bakışları üzerimdeydi , farketmiştim. Bu burda bitmemişti , hadi bakalım gelicek trip.

    O esnada Ezgi kapıdan çıktı , bayağa bi süslenip püslenmiş. Noldu lan bu kıza , birisiyle buluşması falan varda bizimmi haberimiz yoktu. Dünya başımıza yıkılcak amk. işin aksi idil'de bugün oldukça şıktı , hoşuma gitmedi değil. Ezgi'de böyle gelince idil daha hoş göründüğünden Ezgi'de bi kıskançlık başladı hemen tabii. idil her akşam önceden bana sorardı "Aşkım saçımı nasıl yapmamı istersin" diye. Bende her seferinde "Sen her halinle güzelsin aşkım , ama maşa yapsan çok daha güzel olursun" derdim. Maşalı saçlarıyla çok daha güzeldi beyler , betimlemeye kelimeler yetmez. Bugünde saçları maşalıydı ve yine çok güzeldi. Ezgi'yse düzleştirmiş , Sinem'in saçları hep maşalı ve dalgalıydı zaten. Ama o pek bu işlere girmezdi zaten. Kızın markası belli okulda , şova ihtiyacı yok ki. Ezgi hemen atıldı

    "Aa idil , saçlarını benim her zaman yaptığım gibi yapmışsın"

    idil dönüp bana baktıktan sonra "Yoo xxxx istedi diye bugünde böyle yaptım , her zamani halim aslında" Ezgi fazla kıskanmıştı , hemen saç yarıştırmaya başladı; "Benim saçlarım seninkinden daha uzun bi kere , ölçelim istiyosan"

    Saçma sapan bi ölçme ve tartışmadan sonra idil galip geldi elbet ama Ezgi yine yediremedi. Yola çıktık , Sinem arkadan sürekli pişt pişt diye seslenip duruyo . ulan idil'de duyuyo ben dönüp baktıkça. iyice şüphelendi , zaten şu tanışmamızı bilmemesine rağmen gelip tokalaşması bi trip meselesiydi iyice sıçtım şimdi. Ezgi zaten yol boyunca buna yazan "hayali" erkeklerden bahsedip durdu , yine yüz vermedim off salak bi tip o ya bana göre değil falanlar filanlar. Biz idil'le kol kola önden gidip "Yav he he" diyip gülüyoruz zaten , takılsın dursun.
    Tümünü Göster
    ···
  16. 66.
    +3
    Ertesi gün 1. ayımız olucak , yüksek bi enerji büyük bi heyecan var içimde. Bu potansiyelle güzel işler çıkarmam lazımdı , mesaj olur resim olur bişi olur. Değer veririm böyle şeylere bilirsiniz.

    Ertesi gün cumartesi , kursa gidicek uyandırmam lazım. Yine her zamanki görevimin başına geçip sabahın köründe uyandım. Önce kendime gelmeye çalışıp sonra koyuldum mesaı yazmaya. Bende o zamanlar Samsung Jet var , bilen varmı bilmiyorum bu telefonun mesaj kapasitesi çok yüksek. 15 sms uzunluğunda yazıp gönderebiliyosunuz tek seferde. 15 sms'in 15'inide dolduracak uzun uzun bi mesaj yazdım sabahın köründe (işsizlik bu olsa gerek , aşkta denebilir tabii). Uyanacağı saatte göndermeye başladım. Önce aradım uyandırdım , sonra mesajı gönderdim. Beklentim büyük , benimki kadar uzun olmasa da ondan da uzun bi cevap bekliyorum. Sonuç hüsran tabii , 4 satırlık bi cevap geldi. Ama o 4 satır bile bana yetti beyler biliyomusunuz. En azından "aga" ya da "gömdüm" yazmıyodu mesajda. Fena sayılmazdı yani.

    Konu kıskançlığa gelmişken ingilizce kursu gelmişti aklıma , kimler vardı lan idilin sınıfında. Kaçı kız , kaçı erkek bi bilgim yoktu. Gamze'yi kıskanınca yeni aklıma geldi bak , sordum. Sınıf zaten 11 kişilikmiş , 2 tanesi erkekmiş. Bi tanesi sürekli uyuyomuş zaten arka sırada , diğeride sünepe bi tipmiş; tüm ders elinde telefon sevgilisiyle esajlaşıyomuş. içim rahatladı bi nebze , ama öte yandanda düşünüyorum "Ulan sünepe bi tipse bu mesajlaştığını kişinin sevgilisi olduğunu nerden biliyo bu kız" Tamam tamam sakinim , kıskanmak yok.

    Matematik kursundayım , idil'in kursu bitti halasının yanına gidicek. Lan bu arada aile fertlerinden bahsedeyim aklıma gelmişken oda aradan çıksın. ilerde lazım olcak çünkü;

    Benim babam makine mühendisi , yurtdışında çalışıyo kendisi. Yılda 2-3 kez gelir Türkiye'ye. Annem lokanta işletiyo burda. işler tıkırında yani , bu arada annemle babam ayrı değil. Bazı iş şartları sebebiyle babam orda , planlar büyük. Kardeşim falan yok , tek çocuğum. Şımarık olduğum söylenir esasında bu sebeple , ama öylede değilim aslında be.

    idil'in ailesinden bahsedecek olursak; babası var Kemal amca. Adam arsa ve mülk zengini , çalışmaz. Aldığı kiralarla güller gibi geçinir giderler. Nuray teyze , idil'in annesi. Gördüğüm en hamarat insanlardan bi tanesidir kendisi , çok severim. Filiz teyze , idil'in halası. Aynı evde kalıyolar , idil'e ve kardeşine aşırı düşkün. Kendisi bekar , Karşıyaka'da eczanesi var. idil'in dedesi var , malın mülkün babasıdır aslında. Yıllar önce eşini kaybedince burda kalmaya başladı. Mahalleden geçen karıyı kızı keser , iyi adamdır esasında. Bide idil'in ufak kardeşi Mert var. Zıpır çocuk. idil'in erkek versiyonu desek yeridir. Tipini benden almış kafasını idil'den , garip bi kombinasyon olmuş sonunda Mert çıkmış. Tatlı çocuktur , idil'in tıpatıp aynısı tabii.
    Tümünü Göster
    ···
  17. 67.
    +3
    Akşam eve gittiğimde ilk işim Facebook'a girip Sinem'e yazmak oldu. Ama azarlar ya da hesap sorar gibi değil. Gayet normal bi şekilde. işin şaşırtıcı yani onun "Facebook'an zor oluyo ya telefondan konuşalım" diye telefon numarasını vermesi oldu. Okulun en gözde kızı , kendi isteğiyle bana numarasını veriyodu. Ve herkes bu numaranın peşinden koşarken ? ilginç , konuşalım bakalım.

    Artık aramızdaki samimiyeti "kanka" bağldıbına taşımaya çalışıyodum konuşmalarımda. Ben sevgilisine sadık , ona aşık bi adamdım beyler. Böylesine uğraşıp kahpenin biri bana kuyruk salladı diye ona gidecek halim yoktu. Ki kızıda art niyetle yargılamamak lazım tabii. Belki niyeti cidden benimle samimi arkadaş olmaktır , kim bilir. Benden iyi arkadaşmı bulunur şu okulda be.

    Mesajlaşma başlamışken birazda onu tanımak istedim. "Hep benden bahsettik , birazda sen bahset bakalım kendinden" dedim. Anlatmaya başlayarak devam etti. Okulun başından beri uzaktan uzağa bakıştığı Mehmet diye bi çocuk varmış. Ama şimdilik yüz verme durumları olmuyomuş her iki tarafta da. Ulan çocuğuda takdir ettim , tüm okul bu kızın peşindeyken kız bu çocuğun peşinde. Ama çocukta gibleme durumu yok , vallahi helal olsun. Anlatmaya devam etti; "Tüm sınıf idil'le sana bakıp imreniyoruz valla , ne güzel bi çiftsiniz öyle =) Cidden siz nasıl tanıştınız , idil pek bahsetmedi bana bundan. Anlatsana" Anlattım beyler , baştan sonra nasıl aşık olup gözlerinin içinde kaybolduğumu anlattımda durdum Sinem'e. Oda şaşırdı , hayran kaldı. "Yardımımı hak etmişsin o zaman , umarım seçtiğimiz kolyeyide idil beğenir" dedi. Umarım beğenir , yoksa sorumlusu sensin Sinem hanım.

    Bu esnada idil'le konuşmalarımız devam etmekte zaten , ama Sinem durumuna pek bi şüphelenmiş durumda. Açıklığa kavuşturcam sevgilim , az kaldı merak etme.
    ···
  18. 68.
    +3
    Barış sebepsiz bi şekilde mutlu beyler , ilayda'dan mı başka bi olaydanmı bilmiyorum ama mutlu işte lavuk. Sınıfın gidişatı iyi gibi ya , idil'le vakit geçirmekten pek sınıfla ilgilenemedim gerçi ama dersler olsun sınıftakiler olsun iyi durumdayız.

    Gün içerisinde gittiğim tenefüslerde idil'in kolyeye gelen övgüleri doğrudan bana söylenmeye başlamıştı. Cidden beyler , o bembeyaz tenine de ne çok yakışmıştı kolye. Oturup saatlerce izleyebilirdim sevgilimi o gülümsemesiyle. Ama dersler , tenefüsler , hocalar engeldi şimdilik. Ben yanına gidip oturmayı , başını omzuma dayamasını tercih ettim. Gamze artık suskunluğunu bozmuştu gibi , yanımıza gelip sık sık konuşuyodu. Benimlede iyiydi arası , eskileri unutmuştu yani. E madem öyle şu arkadaş grubuna yeni bi kan lazım , senide katalım aramıza Gamze'cim.

    Beyler şaka maka şimdi tekrar düşünüyorum Gamze'yi de Güliz Ayla'nın aynadaki yansıması gibi düşünün ya bi insan bu kadar mı benzer amk. Güliz Ayla hayranı biri olarak zevklerim yıllar öncesinden belliymiş Gamze'yi deneyerek. Fazla güzel , fazla soğuk ve fazla "mavi". Gamze'de yılbaşında Sezer'le ne yaptıklarından bahsetmeye başladı. Dediğim gibi , Gamze olgun bir kız gibi davranırken Sezer hala bi ergen gibiydi. Pek iyi geçen bi yılbaşı olmamış yani. Cinsel açıdan anlattığımı düşünmeyin sakın , vakit geçirmekten bahsediyorum. Sonra kolye Gamze'nin de dikkatini çekmiş olacak ki onun hakkında konuşmaya başladılar. Cidden bu kadar şık bi kolye miydi lan bu ? Tamam parası iyiydi , ama görünüşü ? Tartışılır tabii. "Senin zevkinde iyiymiş xxxx , iyi seçmişsin kolyeyi" diyerek devam etti. idil'in her iltifatta gözlerinin içi gülüyodu omzumda yatarken. Ah çalmasın şu ziller , girmesin hocalar derse. Kalalım uzunca zaman böyle , ama yok amk yok şom ağzımı açtım ya hemen çalar zil. Hemde Dil ve Anlatım dersi; Nevra hoca. Tüm okulun illallah ettiği , taktımı takan çektimi çektiren ama bi o kadarda iyi kalpli sert hocası. Bu hoca her zaman dakikti beyler , dakika aksatmaksızın girerdi derse. Ben daha kapıdan çıkmadan hoca girmişti , ve bu ilk karşılaşmamız değildi. Aynı hoca bize de Edebiyat dersine giriyodu. Tanıyodu yani beni , hemde çok iyi tanıyodu. Derste hocayı en çok güldüren , en çok sinir eden; ama bi o kadar da çok seven öğrenci bendim. Oda beni çok severdi sağolsun. Annemden yetkiyi almıştı ki beni akıllandırmak için her türlü yönteme girişirdi; derse almaz , kulak çeker , sınıf içinde laf sokar. Ama sevdiğinden yapardı , bilirdim. idil'lerin sınıftan çıktığımı görürken göz göze geldik , "xxxx , burdasın demek. Seninlede görüşücez , çık bakalım dersine" diye ince ince gülümseyip sert bi tavırla yolladı beni. Haydaa , ne olcaktı şimdi amk
    Tümünü Göster
    ···
  19. 69.
    +3
    Saat 12 olmak üzere , klagib yılbaşı mesajlarından biraz daha farklıydı bu sene yazdığım. Çünkü değer vermeden birlikte olduğum değil geleceğimi düşündüğüm birisi vardı hayatımda. Uzun mesaj yazma konusundaki yeteneklerimden de bahsetmiştim zaten , güzelinden bi mesajı gün içerisinde ben çoktaan hazırlamıştım bile. idil basit kısa bi mesaj bekliyodu eminim , böylesine bi mesaj alınca ancak 5 dakika sonra yanıt verebildi. Aldığım yanıtların en güzeliydi belkide. Kafasında Noel Baba şapkasıyla çekildiği , yemyeşil gözlerinin yeni yılı saatler öncesinde getirirmişcesine parıldadığı gülümseyen bi fotoğrafı ve altında da güzel bi yanıt. Yılbaşına nasıl girersen öyle geçer derler ya beyler , ben bu sene hiç mutsuz olmayacaktım emin olabilirsiniz.

    Uykuya fazla dayanabilen birisi değildi benim sevgilim , aradan yarım saat geçmesiyle uyuyakalmıştı bile. Ben o kadar mutluydum ki sabaha kadar fotoğrafına bakıp uyanmasını beklemiştim. Zaten mutluydum , huzurluydum; uykuya ihtiyacım yoktu ki. idil yeterdi herşeyime , beklerdim.

    1 Ocak 2011; yeni bir yıl , yeni bir hayat , yeni hayaller , yeni bir okul dönemi , yeni alışkanlıklar ve yeni düşmanlar. Daha senenin ilk gününden böylesine sinir olmak ancak bana özel olabilirdi zaten.

    Sabaha doğru göz kapaklarıma hakim olamamış bende uyuyakalmıştım. Arka arkaya gelen mesaj sesleriyle uyandım , mesajın sahibi belliydi; "Aşkımm"
    Yeni yılın ilk sabahına benimle gözlerini açtığını belirten güzelinden bi günaydın mesajı. Beyler çok mutluydum be , mutluluğumun nirvanasındaydım yani. Ama bu mutluluk birkaç mesajlaşma sonra yerini büyük bi öfkeye bırakmıştı. idil "Off sinir oldum şu gerizekalıyada , gece Leventcan'da mesaj atmış" demişti. giber misin sabaha mı bırakırsın. Ne Leventcan'ı dıbına koyim ya , bıktım lan her yerde bu binin karşıma çıkmasından. Çocuğun Facebook'una bakayım bi neler var neler yok dedim. Yazdığı durumlar beni daha çok sinirlendirdi;

    "Gözlerin bir deniz olsa ben orada kaybolurum"
    "Seviyorum ama bilmiyosun (i)"

    Ne demek bilmiyosun huur çocuğu , her okul çıkışı buruşuk bi kağıda not yazıp gönderen sen değil misin , her fırsatta belli ediyosun işte. idil'e artık bi çıkışta şunu köşeye çekip konuşacağımı , artık fazla olduğunu böyledim. "Aşkım yapma , ben konuşup halledicem nolur. Aile dostumuz bizim , laf söz olur boşver" diyerek her seferinde savşturuyodu beni. Ciddi ciddi söylediği gibide gidip konuşup tersliyodu , ama çocuk mal abi anlamıyo laftan.
    Tümünü Göster
    ···
  20. 70.
    +3
    ben lise 2'yim o zamanlar beyler. Geçen seneden az biraz ortamımız , çevremiz var. Sağolsunlar güzel arkadaşlıklara da sahip oldum. Barış var yanıbaşımda; sırdaşım , yoldaşım , can dostum. Hala görüşürüz onunla. Kafamızda uyuşur , bintirde biraz. Lisenin başından beri dostluk kurup hala sürdürdüğüm nadir kişilerdendir. Benden yakışıklıdırda namussuz , her ne kadar benim kız çevrem olsa da o daha ilgi çekicidir. idil yolunda çok yardımı oldu , özellikle de ilk adımlarda.

    Ezgi'den bahsediyodum evet. Ezgi , lisenin çirkin yüzü. Buda benim ilkokuldan tanıdığım birisi. Birbirimizden nefret ederiz. Emin olun dünyada en son ikimiz kalsak ve 100 yannanım olsa birini çevirip sokmam beyler , o kadar sevmiyorum. Kız huysuz , çirkin ve kendini bişi sanan acayip havalı bi tip. Sınıfta herkes onun etrafında dönüyomuş gibi bi histe her seferinde. Ve bir o kadarda erkek düşkünü (böyle tipler hep erkek meraklısı bilirsiniz). idil'e ulaşmak için yolum bu kız. Çünkü idil'le aynı sınıfta ve hoşlandığı çocukların hepsi benim arkadaşlarım. Aynı gün gittim sınıflarına. Hem idili görmek hemde Ezgi'yle konuşup kafalamak için. Gittiğimde suratı buruştu zaten kevaşenin. Sanki onunla konuşmaya bayılıyomuşum gibi konuya girdim bende.
    ···