birinci sınıftan beri okula yürüyerek giderim. çalışan bir anne babanın çocuğu olduğum için eve geldiğimde kimse olmazdı. ev anahtarım da cep telefonumda 6 yaşından beri vardı. fakat cep telefonu 1. sınıfın 2. döneminden sonra alındı o zaman anlaşılmıştı gerekli olduğu. zaten o hafta her şey diğerlerinden farklıydı. babam ortaya
bu çocuğa cep telefonu verelim fikrini atmıştı ve annem her zamanki gibi konuyu organ mafyasına kadar getirmişti. ama annemin kaçarı yoktu.
bir hafta sonra , odamda burnumu karıştırıp yatağın altına sürerken babam tarafından salona çağrıldım.
oğlum salona gel bi! tamam dedim o dönem adımlarım kısa salona gitmem 3 dakika falan sürdü, babam elinde küçük siyah bir telefon. erikson a1018 . ( küçüktü evet. evindeki ilk telsiz telefonla kıyasla ve bana hak ver.) oğlum bak bu senin acil durumlarda araman için. okulda sakın çantadan çıkarma kimseye verme gösterme bla bla. anam avradım olsun kafan döndü heyecandan , çenem kitlendi . telefon alışım ve odaya gittikten sonra telefona yumuluşum (piyanist filminde reçele yumulan adam gibiydim).
gecenin bir yarısına kadar telefonu kurcaladım. sonra annem seslendi...
oğlum hadi yat saat 9 oldu!! telefonu babam kapattı ve yattım. tabi uyu uyuyabilirsen dakikalarca yatakta döndüm. yarınki okuldaki havam 1018. telefonlu rüyalar görüyorum. sınıfın en güzel kızı gönül bana hayran olacak. o diğer çapsızlardan farklıyım çünkü.
sabah kalktım zıpkın gibi! pikaçulu çantamın en ön gözüne yerleştirdim veli nimetimi! okul yolu daha önce hiç bu kadar uzun olmamıştı. koşuyordum ,yokuşları , tepeleri i koşa koşa geçiyordum, yüzümde bir gülümseme , hayaller , umutlar. okula geldim kalbim deli gibi! sınıfa çıktım , aptal aptal gülüyorum. çantamı sırama koydum. bi an babamın sakın kimseye gösterme dediği çıktı ortaya. babamın kurallarını hunharca eziyor olmak birazdan yapacağım şovu sadece dahada karşı koyulmaz hale geliyordu. adeta içimdeki şeytan dışarı çıkmıştı. fermuarı açtım telefonu çıkardım. hoca daha gelmemişti herkes sıraların oralarda birbiriyle takılıyordu. tahtanın önüne doğru ilerledim. sınıfa son kez sakin çekingen ve kendi halindeki en kısa boylu erkek olarak bakıyordum.
elimi cebime doğru zütürdüm. telefon zaten cebimden taştığı için elimi cebime sokmadan anteninden tutarak çıkardım. sınıfa doğru bakıyordum ama sanki bakışlarım sınıfı delip geçiyordu. işi dahada kutsallaştıran. telefonu çıkarmamdan sonra sınıfın dikkatini çekmek için başka hiçbir şey yapmamış olmam. nasıl oldu , nasıl başladı , kim başlattı hiç hatırlamıyorum ama bir anda ön sıradakileri çevremde arka sıradakileri de bana doğru koşarken gördüm. daha sonra anlamsız bir gürültü. bana sorulan ısrarlı sorular. sadece anın tadını çıkarıyordum. kalabalık heycanını atlatıp tek bir soruda hem fikir olmuştu artık.
hadi göster biraz.... sizi küçük şapşallar , biraz geri çekilin de anlatayım diye geçiriyordum içimden ve kalabalığa candan erçeti'nin yalan klibindeki ben neler gördüm geçirdim be gülümsemesinin aynısını atıyordum... (alıntıdır). herkes bir şeyler göstermemi istiyor ve soruyordu fakat ben en güzel kız gönül'ün sormasını bekliyor onu inceliyordum. ve söyledi
göstevsene be:). unu kıramazdım. telefonu elime aldım bir tuşa bastım o sarı ışıkları tuşların arkasından ve ekrandan yansın da , artık bayılanlar mı olur , kendini kaybedenler mi olur bilemem. hiç unutmuyorum herkes baksın şimdi dedim. ortamca çıt yok. 3 e bastım...
3 e bastım... ve telefonu onlara doğru çevirdim. tepkileri bekliyorum. ışıklarla ilgili yorumlar beklerken bir ses duydum , eeeeee? bana
eeeee? diye bağıran çocuk. benim telefonumla ilgili hiçbir güzel yorum yapmayan , hiç ilgilenmiyormuş gibi görmeye çalışıp aslında merakından ve hasedinden geberen , büyük ihtimal sınıfın %90 ı gibi gönül'ü sevip söylemeyen. boyu benden uzun. en hızlı koşan ve iyi futbol oynayan , havalı , zütveren pekekent tunahan'dı !! hemen telefona geri döndüm! bir sorunum vardı ve çözmem gerekiyordu! panik olmuştum. daha sonra sizde hatırlarsınız ki telefonu akşamdan babamın kapattığı gerçeği aklıma geldi!
ya geceden kapatmıştım durun açiim dedim onları bu cümlemle tekrar ezmiştim! yaşıtlarımın kapatıp açmayı bildikleri tek alet çantalarıyken , ben neler yapıyordum. telefonun kırmızı düğmeye basılarak açıldığını biliyordum. bastım...
açılmadı ,bastım açılmadı , ne kadar basarsam basayım o ilahi sarı ışıklar yanmıyordu benim için. kafamdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü. işte şimdi sıçmıştım insanların yüzündeki sorumluluk sahibi mükemmel çocuk bakışı gidiyor , yerini yalancı , dikkat çekmek için oyuncak telefonla sınıfa gelen çapsız kısa boylu çocukbakışı alıyordu. ve işte o an linç başlamıştı. (bkz:
linç). buradan sonrasını anlatmıcam. bir insanın zihninin ve fiziğinin kaldıramayacağı kadar taşak konusu oldum ben. ağladım , ağladım , ağladım. o gün sıramdan hiç kalkmadan ağladım ve babama küfrettim. bana bozuk telefonu verdiği için babamı asla affetmiyecektim.
akşam oldu. zil çaldı. eve döndüm kapıyı açtım anahtarlığa fırlattım. çantamı koridorda yürürken yere indirdim üzerime büyük gelen , tek omuzu düşmüş montumu üzerimden çıkarmadan yüz üstü yatağıma yatım. bizimkiler gelene dek sadece iç çektim. akşam oldu annemle babam geldi. mutuluydular , belkide evlerine döndükleri için. fakat ben insanların nasıl mutlu olabileceklerini sorguluyordum .
babam baba koltuğuna kurulduktan sonra bir hışımla babamın karşısına çıktım ve ona ağza alınmayacak sözler söyledim!
çüş dedim !!!
oha dedim !!!
bu telefon çalışmıyo baba dedim!! babam telefonu eline aldıı , kırmızı tuşa bastı ve telefon açıldı. aman allahım gözlerime inanamadım . beynimden vurulmuşa döndüm! kaderin oyunu olmalıydı bu.! baba dedim!
açılmıyordu!! allah canımı alsın açılmıyordu !! babam tartışmayı noktalandırmıştı.
oğlum uzun basacaksın ışıklar açıla kadar . sol gözümden bir damla yaş geldi. çenemden süzüldü. ertesi gün gideyim yapayım şovumu dedim... artık iş işten geçmişti... hiç birşey yaşadığım o tramvayı unutturamaz bana. şimdi erken boşalma sorunu yaşıyorum mesela , kalabalık ortamlarda rahat olamıyorum ve insanların gözlerini içine bakamıyorum. adım gibi eminim ki sebebi bu olaydır. size ufak bir tavsiye vermek istiyorum (bkz:
siz siz olun bu hayatta şov yapmayın). sonra game of thrones daki gibi şov yapıcam derken kafanı patlatıyorlar bu hayatta...
http://videonuz.cdn.gostr...kafa-patlatma-sahnesi.mp4