1. 1.
    +39 -5
    "çocuklar süte “bayıldı…”
    serumla ayılttılar.

    aşırı doz’dan diyen var.
    sanırsın damardan bastılar.

    halbuki…
    izmir büyükşehir belediyesi, 2005’ten beri, yedi senedir aralıksız, her gün, 207 bin öğrenciye süt içiriyor. henüz pgibolojisi bozulan görülmedi. doğuştan “pgibopat” demek ki bizim oralı çocuklar!

    peki, orda nasıl öyle oluyor da, burda niye böyle oluyor derseniz?

    bu iş kömür dağıtmaya benzemez.
    hükümet, okullara beş günlük sütü toptan veriyor, depola, gün gün dağıt diyor. süt bu, gazoz değil, bozulur. sınıf kadar buzdolabı yapsan, gene yetmez. nerede koruyacaksın?

    izmir büyükşehir belediyesi, tire süt kooperatifi’yle çalışıyor. kooperatif’in ortakları, o gün sağıyor, o gün dolduruyor, klimalı araçları var, her sabah saat 4’te yola çıkıyor, 246 okulu tek tek dolaşıyor, gazete dağıtır gibi, öğretmenlere teslim edilmesiyle, çocukların sütü içmesi bir oluyor. taptaze.

    hükümet, uzun ömürlü süt dağıtıyor. iyi korunursa, altı ay bile dayanıyor ama, raf ömrünü uzatmak için kullanılan yöntemler tartışılıyor.

    izmir büyükşehir belediyesi, annelerin tercihi olan, günlük üretilen ve günlük tüketilen “pastörize” süt dağıtıyor. daha az işlemden geçirildiği için, besleyici açıdan çok daha faydalı olduğu biliniyor.

    hükümet, güya uzun ömürlü süt dağıttı ama, belli ki soğuk zincir kopmuş, bismillah, daha ilk günden binlerce çocuk hastanelik oldu.

    izmir büyükşehir belediyesi’nin soğuk zincir’i yedi senedir buz gibi.

    bakanlar kurulu kararında açıkça görüldüğü üzre, üretim fazlasının değerlendirilmesi amaçlanıyor. oysa, fazlasını çocuğa verelim demek, yemek arttı, dökmeyelim de, köpeğe verelim demek gibi bi şeydir.

    izmir büyükşehir belediyesi, tire süt kooperatifi aracılığıyla “sözleşmeli üretim” yaptırıyor. kim, ne kadar üretecek, parasını ne zaman alacak, hesabını kitabını taaa en başından biliyor, elde kalmıyor.

    hükümet, sanayiciden alıyor. sanayici elbette canımız ciğerimiz ama, üretici üvey evlat mı? sanayicinin cebine doldurulan paranın, anca “harçlık” kadar bölümü üreticinin cebine kalıyor.

    izmir büyükşehir belediyesi, kooperatif’ten, yani direkt üreticiden alıyor, aracı yok, komisyon yok. ödenen paranın tamamı üreticinin cebine giriyor. aportta bekleyen tüccarın kucağına oturmuyor.

    tarım bakanı’nın mebus olduğu diyarbakır’da bile çocuklar zehirlendi, dünyaya film olduk.

    tire süt kooperatifi’nin uygulamaları, birleşmiş milletler tarafından “dünyanın en iyi kalkınma modeli” seçildi.

    (ineğin kaç memesi olduğunu bilmeyen yalaka tipler, tarım uzmanıyım diye ortalıkta gezinirken… tekelleşme karşıtı, üretici odaklı projeleriyle “dünyanın en başarılısı” seçilen tire kooperatifi’nin başkanı mahmut eskiyörük’e, merak edip, bu işi nasıl başardın diye soran bile olmadı.)

    (bakın iddia ediyorum, adam gibi adam mahmut eskiyörük’ü tarım bakanı yap, bu memleket en geç beş sene içinde, yeniden “kendi kendine yeten yedi ülkeden biri” olmazsa, tire’ye gider anırırım.)

    ve, şimdi sıkı durun!

    hakkında 400 sene hapis cezası istenen izmir büyükşehir belediye başkanı aziz kocaoğlu, izmir’in çocuklarına, her gün, 200 mililitre sütü kaç liraya satın alıp, içiriyor?
    37 kuruş.
    hükümet, aynı izmir’de, aynı çocuklara, aynı inekten, aynı miktarda sütü, kaç liraya içiriyor?
    53 kuruş!

    kalkınma modeli, 37 kuruş.
    pgiboloji modeli, 53 kuruş.

    çarp canım kardeşim aradaki “aşırı doz”u ülkenin geneliyle… süt’ten çıkmış “ak” kaşığı bulursun."


    yılmaz özdil
    ···
   tümünü göster