1. 1.
    +13 -16
    aktır.

    örneğin bjk, gs, ts farketmez; bu takım taraftarlarında başkalarına tak atarak kendi takımını sahiplenme değil, gerçekten o takımı sevdiği için sahiplenme vardır.

    mesela bi fenerli takımına olan sevgisini galatasaraya tak atarak ispatlamaya çalışır, oysa bi galatasaraylı kulübe olan sevgisini başka şeyler üzerinden değil direk kendi değerleri üzerinden gösterir.

    fener taraftarı maçtan zevk almaz, zevk aldığı en büyük şey sağa sola 6-0 yazmak mesela. fb taraftarı için sezon birkaç maçtan ibarettir. yani düşünebiliyor musunuz en büyük rakibinden bu kadar güç alan bir takım!!!

    işte bu yüzden fenerbahçenin varlık sebebi galatasarayın varlığından ötürüdür.

    ee tabi kimse kusura bakmasın ama bunun çıkış noktası da ezilmişlik pgibolojisidir.

    "ama bizim uefa kupamız" var mottosunu gündeme getirerek, bilinçaltında yaşamış oldukları ezilmişliği gün yüzüne çıkarıyorlar aslında.

    bugün uefa kupasını galatasaraylılardan çok fenerliler konuşuyor

    ya da

    trabzonun attığı her golü...

    bu direk ilkokuldaki "benim babam senin babanı döver" pgiblojisi.

    ulan ben babamı babam olduğu için seviyorum, başkasını dövdüğü ya da dövebileceği için değil ki...

    ben kulübümü de başarılı olduğu, büyük olduğu sevmiyorum. ben kendimi ona ait hissettiğim için kulübümü seviyorum.

    ha benim gibi düşünen fenerli yok mu? var. ama taraftarın geneli buna aykırı.

    voleybolda kupa kazandılar. helal olsun, zaten belliydi kazanacakları.

    ancak kazanılan kupa sonrası yorumları aman allahım; "galatasaray uefa'yı aldı, biz şampiyonlar ligi şampiyonu olduk" "galatasarayı geçtik eheheheh" "türkiyenin en büyük kupası, galatasaray kupa 2yi almıştı"... bu nasıl bir ruh hali kardeşim? sen kupanın sevincini yaşasana, niye başkalarına saldırma ihtiyacı duyuyorsun?

    senin vizyonun sadece galatasaray mı?

    hani köyde mahallede çocukken bazı tipler olurdu, patavatsız, nerde ne konuşacağını bilmeyen bir evin tek erkek çocuğu... şımartılmış, iki eliyle bi gibi doğrultamayan tipler. sen fen lisesi-anadolu lisesini kazanırsın, tevazu içinde gezersin ya da kimsenin işine karışmazsın. çünkü o olgunluğu artık kazanmaya başlamışsındır. çevrendeki adamlar kalitedir, gittiğin gezdiğin yerlerde belli bir olgunluk ve gelişmişlik vardır.

    bu muallak kahveden, okeyden, bataktan beri gelmez olur da bu bin düz lisede (zaten diğer okulları kazanamaz) sınavın birisinden yüksek not alır, anası babası kahvede, mahallede rekldıbını yapar "benim oğlum çok zeki" diye. bunu da size ve ailenize laf sokarak yapar.

    ee sonucunda ne olur, siz avrupaya-yurtdışına master yapmaya giderken, o annaesinin mahallesinde karıya kıza laf atar. ve bu magandalıklarından da çok mutlu olur. arkadaşlarına magandalıklarını över. büyük ihtimalle de berber çırağı olur.

    işte yukarıdaki örnek gs-fb rekabetini özetliyor.

    lafı fazla uzatmaya gerek yok, beni anlayan anlıyor.

    edit: ak partinin "inadına akp" mottosuyla, azizin "darağacında olsak bile son sözmüz fb" mottosu arasındaki farkları bulun.

    bir ülke bir kulüp başkalarına inatlaşarak yönetilir mi amk?

    avrupada oynanan bi maçtan sonra rahmetli özhan başkan fb formalı bi cocukla foto çektirip espiriler yaparken, aziz denilen puşt gs formalı çocuk gürnce gibtir çekiyor, olayı büyütüyor.

    amk senin ne hakkın var bu iki kulübün taraftarlarını kutuplaştırıp, birbirine düşman etmeye.
    ···
   tümünü göster