1. 1.
    +1
    90′lar televizyon tarihimizin evrildiği yıllardı, ne de olsa özel televizyonculuk hayatımıza yeni girmişti, ilk özel kanalımız interstar’ı kayıtsız şartsız bağrımıza basmıştık. TRT yayınlarının ağırbaşlı çizgisinden, eğitici öğretici programlarından, seviyeli eğlencelerinden sıkılmıştık, artık dünyaya açılan bir ülkeydik, her türlü yeniliğe, çılgınlığa açtık, bize ne gösterilirse ekran başına kurulup soluksuz izleyecektik.

    Teksoy hep görevdeydi.

    Bu halet-i ruhiyede bir milletle karşı karşıya olan özel televizyon kanalları da fırsatı kaçırmadılar, neden kaçıracaklardı ki, adeta ‘ne kadar saçmalarsak hala izlemeye devam ederler?’ sosyal deneyinin bir mikro laboratuvarıydık. Sadettin Teksoy fenomeni de işte bu yılların alametifarikalarındandı. Teksoy Görevde adlı programı ile Sadettin Teksoy, maceradan maceraya koşar, Tarzan kovalar, doğuran taşların gizem perdesini aralar, piramitleri inceler, kutup çizgisinin sırlarını keşfederdi. Daha çok Levent Kırca’nın ‘Ben Sadettin Teksoy, sokarım‘ skeçleriyle ünlenmiş işaret parmağıyla, sakata gelme korkusuyla, güzel Türkçe’siyle Teksoy, 90′larda nice çocuğun gerçeklik algısını kırmış, dünyasını değiştirmişti.
    ···
   tümünü göster