1. 51.
    0
    sabah kalktığımda yağmur hala dinmemişti gri renkli hava ruhumun daha fazla sıkılması için yeterliydi,
    aceleyle hazırlanıp işe yetişmem gerekiyordu şu an mutlu olmam için tek sebeb bu günün cuma olması ve
    business casual giyinmemdi toprak rengi keten pantolonumu giydim üzerine bordo lakost tshirt oh ne rahat
    şimdi kendimi daha iyi hissediyorum, evden çıkıp arabaya doğru hızlı adımlarla yürüdüm ıslanmak pek hoşuma
    gitmez özellikle işe giderken. acıbadem den e-5 e bağlanıp bostancı istikametine doğru ilerlemeye başladım
    yağmurlu olmasına rağmen trafik fena değildi yavaş yavaş gidiyordum birden aman allahım ! nasıl unutabilirim
    bugün fulyayı alacaktım bugün mutlu olmam için en önemli nedeni unutmuş olmama inanamıyordum, şimdi daha hevesli
    bir şekilde arabamı sürmeye devam ettim bostancı köprüsünden sahil yoluna doğru döndüm rampa aşağı devam ettim
    ve bostancı gösteri merkezinin köşesinden sola dönüp ilerledim fulya binanın önünde beni bekliyordu.

    fulya ile bir yıldır birlikte çalışıyoruz iş ortağım diyebilirim aynı odayı paylaşıyoruz günün 3/2 lik bölümünü
    birlikte geçiriyoruz ortak projelerimiz devam ediyor ve nerdeyse birbirimize yapışık yaşıyoruz çok eğlendiğimizide
    söyleyebilirim yalnız hala aramızda bir elektrik olduğunu ikimizde kabul edemedik, oldukça çekici bir başak kadını
    fulya, yaklaşık 1,70 boylarında kumral dalgalı saçları her zaman bakımlı ve makyajlı güzel gülümseyen yüzü, enerjik
    yapısıyla çok pozitif tatlı bir kız olmasına rağmen aşırı titiz kontrol meraklısı obsesif tavırları ile sizi çileden
    çıkarabilecek şeytani bir yanıda olduğunuda kabul etmem lazım.

    fulya'nın 38 numara ayakları oldukça bakımlı ve cekiciydi genelde sürekli pedikürünü yaptırır koyu renk ojeleri
    tercih ederdi tırnaklarını çok uzun bırakmamasına rağmen düzgün ve iri tırnak yapısından dolayı oldukça hoş görünürlerdi
    hafif etli tabanları ve pürüzsüz topukları ile beni her zaman hayal alemine zütürürdü, birlikte uzun zaman geçirdiğimizden
    ayaklarını inceleme şansım bir çok kereler olmuştu ama o güzelim ayaklarını sadece seyretmek ve hayal kurmak
    onlara dokunamamak, öpmemek,koklamamak benim için büyük eziyetti cesaret edip hiç bir zaman söyleyemedim...

    arabaya binmesi için bulunduğu kaldırıma kadar yanaştım kapıyı içerden açtım kocaman etkileyici bir gülümseme
    ile günaydın diyerek bir çırpıda yanıma oturdu hafif göğüs dekolteli beyaz bir body altına koyu lacivert nerdeyse
    streç denilecek kadar vücudunu saran bir kot giymişti beyaz şoset çorapları beyaz puma spor ayakkabıları ile çok
    çekici görünüyordu, özellikle beyaz çorapları ile fulyanın ayaklarını düşünmeden edemedim.

    arabaya bindiğinde sağ ayağını yukarı kaldırıp sol dizinin üzerine koydu ve spor ayakkabısını bir hamlaede çıkardı
    beyaz çorap içindeki ayak tabanı bana doğru bakıyordu ayağının kıvrımları parmaklarının şekilleri çorabın üzerinden
    belli oluyordu o an yaklaşıp yüzümü o tabana yapıştırmamak için çok zorlandım fulya ise :

    fulya : hakan bir baksana ayağıma bir şey batıyor sanki canım çok acıyor

    hafif eğildim ayağını avucumun içinde incelemeye başladım yavaşça çorabını sıyırdım işaret parmağımla okşar gibi
    yavaş yavaş tabanında elimi gezdirdim yakından görebilmek için yüzümü iyice tabanına yaklaştırtım hayalini kurduğum
    ayaklara bu kadar yakınken dudaklarımı yapıştırmamak için kendimi zor tutuyordum kalp atışlarım bile hızlanmıştı
    biraz daha elimi ayağında gezdirdikten sonra

    • ben bir şey göremedim istersen öpeyim geçsin?

    ağzımdan dökülen kelimeler bunlardı yüzüme doğru gülümsedi "çok tatlısın" dedi bir şaka olarak algılamıştı zaten
    ciddiye alsa ne diyeceğimi bilmiyordum zaten, uzanıp spor ayakkabısını elime aldım içine doğru baktım iyice görebilmek
    için yüzüme çok yakın tutuyordum bir an ayakkabıyı koklamak için bir hamle yapmayı düşündüm ayaklarının kokusunu hissetmek
    istiyordum kokuyu iyice içime çekmek istiyordum, öylece ayakkabının içini inceledim parmaklarının ezdiği yerler koyu
    renk olmuştu ayağının şeklini ayakkabının iç tabanında görebiliyordum dilimi oralarda gezdirebilmenin hayaliyle
    iyi zaman geçiriyordum, fulyanın beni izlediğini fark edince ayakkabının içindeki minik taş parçasını çıkarıp
    "işte kaçağımız burda burda" diyebildim gülümseyerek.

    fulya herhangi bir tepki vermedi çorabını düzeltip ayakkabısını giydi bacak bacak üstüne atarak arkasına yaslandı
    iş hakkında konuşarak şirkete geldik, günlük iş koşturması faslı başlamıştı herkez bir şeylerle uğraşıyordu bende
    koltuğumda arkama yaslanıp kendimi işe verebilmek için uğraşıyordum aklımdan hala fulyanın ayağı ile ilgili
    fantazilerim geçiyordu. biraz sonra fulya iki fincan çay ile yanıma geldi yetiştirmemiz gereken bir proje için
    akşam işten geç çıkmamız gerektiği konusunda beni ikna etmek istiyordu normalde mesai için pek olumlu davranmam
    ama şirkette sadece ikimizin kalacağını düşünerek olur tabi diyerek konuyu uzatmadan kabul ettim ,şimdi akşam olmasını
    bekleyerek daha doğrusu akşam ile ilgili fanteziler kurarak zaman geçirecektim bu gün iş benim için zor geçeçekti.
    Tümünü Göster
    ···
   tümünü göster