1. 51.
    0
    Karasal omurgalıların yani Tetrapodların (tetra:Dört, pod:bacak), Sarcopterygian bir balık
    atasından evrimleşmesi, canlıların ortaya çıkış tarihlerindeki en önemli olaylardan biridir. Bu,
    canlılar dünyasında solunum, işitme ve hareket ile ilgili pek çok yapısal ve fonksiyonel yenilikleri
    içeren bir değişimi simgeler. Balık ve tetrapod fosillerinin araştırılıp incelenmesi bizlere bu
    değişimin ve canlılar dünyasına katılan yeniliklerin nasıl meydana geldiğini gösterir.
    Jeolojiden ve paleantolojiden elde ettiğimiz bilgilere göre, Tetrapodların kökeni Geç-Devoniyen
    Devri’ne yani bundan yaklaşık 380-350 milyon yıl öncesine dayanır ve bu tarihten itibaren karaya
    çıkan ilk canlılardaki kemik yapısı önceki canlılardan farklı olarak şekillenmeye başlar. Ancak
    unutmamak gerekir ki, bu yeniden şekillenme süreci, önceki ataların kemik yapısının kademe
    kademe farklılaşması biçiminde gerçekleşen bir olaydır. ilkel Tetrapodlardaki bu evrim sürecinde,
    balıklarda bulunan baş ve omuz ile ilgili pek çok kemik yapısı değişmiş ve hatta bir kısmı
    kaybolmuş yerlerine karasal sistemde hareketi sağlayacak ve vücut ağırlığını taşıyacak üyelerin
    ve bu üyelere destek olacak omuz kemeri gibi kemiklerin gelişimi başlamış. Özellikle balıkların
    suda vücut ağırlığını taşıma gibi bir sorunları olmadığı düşünülecek olursa karaya çıkan bu ilkin
    omurgalılar için vücut ağırlığının taşınması ve hareket önemli bir sorundur. Bilim insanları bu
    kademe kademe değişimi ancak yeterli fosil kayıtları bulabildikçe gözlemleyebilirler. Ancak çoğu
    zaman bulunan fosiller arasında geniş boşluklar vardır ve bu boşlukları dolduracak ekgib halkalar
    yani geçiş formları ile ilgili araştırmalar devam etmekte.
    Tetrapoda’nın evriminde bilinen en eski fosiller, Elpistostegalian grubu içinde en bilinen balık
    örneği olan Panderichthys grubu canlılara ait fosillerdir. Ancak bu fosil formun, ilkel Tetrapodlarla
    paylaştığı ortak özelliklerin sayısının az olması ve detaylı morfolojik analizlere olanak
    veremeyecek kadar çok yıpranmış olması nedenleriyle, balıklar ile karasal omurgalılar arasındaki
    ekgib halkayı tam olarak tamamlayamıyordu. Nisan ayında yayınlanan Nature bilim dergisindeki
    bir makaleye göre evrimdeki bu boşluk doldurmuş gibi görünüyor. Makaleye göre, Harvard
    Üniversitesi, Chicago Üniversitesi ve Amerikan Doğa Bilimleri Akademisi’nden bir grup
    araştırmacı, Kanada’nın Novanut Bölgesi’ndeki Ellesmere Adaları’nda 1999 yılından beri
    yaptıkları paleantolojik kazı çalışmaları neticesinde, 2004 yılında Elpistostegalian gruptan olan ve
    Elpistostege ile yakın akraba olduğu tespit edilen yaklaşık 375 milyon yaşında Tiktaalik roseae
    isimli fosil bir balık buldular. Yaklaşık 380 milyon yıl önce yaşamış olan Panderichthys ile ilkel
    Tetrapodlardan olan ve 365 milyon yıl önce yaşadığı tahmil edilen Acanthostega arasında geçiş
    formu teşkil edebilecek bu fosilin keşfi, bilim dünyasına ve dünya basınına, “evrimsel süreçteki
    ekgib bir halkanın daha bulunduğu” şeklinde yansıdı.
    “Ekgib halka” kavramı, başlıca organizma gruplarının evriminde, nadiren karşımıza çıkan ve
    karakterlerin değişimini tam olarak yansıtan bir seriyi bütünleyen fosil kanıtları olarak
    tanımlanabilir. Bunlar evrimsel değişimi tam olarak anlayabilmemizi sağlayan ve canlıların
    filogenisinde en yakın akrabalar arasında değişimin yönünü ve şeklini bizlere bir film karelerindeki
    yavaş değişim gibi resmedebilen bulgulardır. işte bu açıdan balıklar ile karasal omurgalıların
    arasında geçişi temsil eden Tiktaalik roseae fosili, neredeyse kuşların evriminde ikonlaşmış bir
    fosil olan Archaeopteryx kadar önemli bir halkadır.
    Peki neydi Tiktaalik fosilini bu kadar önemli kılan? Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki bu
    fosilin keşfi, tetrapoda’nın evrimi konusunda mevcut fikirleri değiştirmedi. Zira daha önce bulunan
    fosillere bağlı olarak palaentologların ve biyologların ortaya koydukları olası evrimsel gelişim
    hipotezleri Tikaalik fosili ile desteklenmiş oldu. Bu da bizlere palaentolojinin öngörü gücünü
    göstermekte ve palaentoloji’yi saçma bir bilim olarak gören kimi kesimlere en güzel cevap olarak
    karşılarında durmaktadır. Tiktaalik, balık-tetrapod dönüşümünü en güzel şekilde açıklayabilen bir
    fosil örneğidir çünkü fosil kalıntıda morfolojik karakterler çok iyi korunmuş. Fakat şunu da
    vurgulamakta fayda var ki, zorlu çalışma koşullarına rağmen araştırma ekibi başarısını, şanstan
    çok hep doğru bölgelerde arama yapılması ve çok titiz çalışılması gibi faktörlere borçlu.
    Tiktaalik roseae, özellikle küçük pelvik yüzgeçleri, yüzgeç ışınlarının çift üyelerde mevcut olması
    ve iyi gelişmiş solungaç kemerleri ile balık özellikleri taşıyor. Fakat öteki yandan, beslenme ve
    solunum ile ilgili karakterler olarak kemiksi solungaç kapağının yok olması, kafatasının daha uzun
    bir burun yoluna sahip oluşu özellikleri ile Tetrapodaya geçiş özellikleri de barındırıyor. Normalde
    balıklar solungaç solunumu sırasında yaptıkları hareketlerle su içinden besinlerin ağızda
    süzülmesini sağlar. Fakat değişen yapılar neticesinde süzme işlemini etkin olarak kullanamayan
    Tiktaalik’in, avını yakalayarak beslenmiş olabileceği düşünülmekte. Tüm bunlarla beraber, geniş
    kaburgalar, timsah benzeri bir kafatası, pektoral yüzgeçlerin anatomisinde üyelere ve özellikle
    parmak kemiklerine benzer yapıda kemiklerin bulunuşu gibi özellikler Tiktaalik’in Tetrapoda’ya
    benzer özellikleri olarak belirtiliyor. Bu yapılardan özellikle yüzgeçlerdeki kemiklerin fosilde çok iyi
    bir şekilde saklı kalmış olması, bu kemiklerin anatomik özellikleri itibari ile hareketli parmaklara ve
    vücudu taşıyabilecek bir üye yapısına olanak verecek bağlantılar barındırması Tiktaalik’te
    bulunan ve diğer fosillerde olmayan özellikler olarak karşımıza çıkmakta. Tüm bunlar
    birleştirildiğinde Tiktaalik’in, balıklar ve karasal omurgalılar arasında “geçiş formu” ya da diğer bir
    ifade ile “ara form” ya da son günlerin gözde ifadesi ile “ekgib halka” olarak nitelendirilmesi
    kaçınılmaz olmakta.
    Bu keşif her ne kadar çok önemli olsa da, henüz yeterli değil. Bundan sonra özellikle Tiktaalik ve
    ilkin Tetrapodlar arasıda bir geçiş formu bulmaya yönelik çabalar süreceğe benziyor. Bunun
    yanında Dünya üzerinde daha pek çok alanda Geç-Devoniyen ve Erken-Karbonifer yatakları
    keşfedilmeyi beklemekte. Fakat Tiktaalik fosilinin keşfi, benzeri değerlerde yeni bulguların yolda
    olduğu konusunda bilim dünyasını umutlandırıyor.
    Bilim adamları 375 milyon yıl öncesinde yaşadığı tahmin edilen ve
    balıklarla karasal omurgalılar arasındaki geçiş formu özelliği taşıyan yeni
    bir fosil kayıt buldu. Buluş, otoritelerce tarihin en önemli fosil keşiflerinden
    biri olarak nitelendiriliyor. Kanada'nın kuzeyindeki kutup bölgesinde iyi
    korunmuş şekilde bulunan bu fosiller, balıkların kara omurgalılarına evrim
    sürecini belgeliyor. Bir 'evrim ikonu' olabileceği belirtilen bu türe 'Tiktaalik
    roseae' adı verildi. Tiktaalik, Nunavut yerlilerinin kullandığı Inuktikuk
    dilinde, 'sığ sularda yaşayan büyük tatlı su balığı' anldıbına geliyor.
    Neil Shubin, Edward Daeschler ve Farish A. Jenkins Tetrapod evrim
    zincirindeki kayıp halkayı bulmak amacıyla araştırmaya 1999 yılında
    başlarlar ve 2004 yılında araştırmalar sona erer. Araştırmacılar, Canada
    Nunavut’daki Ellesmere adalarında, henüz omurgalı hayvanlar açısından
    araştırılmamış olan Devoniyen dönemine ait kayalıkları incelemeyi uygun
    görürler. Bu bölgenin aşırı soğuk iklimi nedeni ile çok az bitki örtüsü
    içermesi, kayaçların korunaksız olması sayesinde fosillerin tabakalardan
    kolayca ayrılabilmesi ve ayrıca analizler sonucunda bölgenin fosil
    bakımından çok zengin olduğunun keşfi araştırıcılar için bölgenin
    seçiliminde büyük rol oynar. Ancak fosiller bakımından altın madeni
    değerindeki bu alanda çalışmak o kadar da kolay olmaz. Araştırmacılar
    ıssız araziye sadece hava yoluyla ulaşırlar ve hava koşulları çok kötü
    olduğu için bölgede sadece yazın birkaç hafta çalışabilirler. Bu az zaman
    diliminde örnekler toplanıp yine hava yolu ile taşınarak analizler için
    üniversite laboratuarlarına zütürülür.
    Tümünü Göster
    ···
   tümünü göster