0
Karasal omurgalıların yani Tetrapodların (tetra:Dört, pod:bacak), Sarcopterygian bir balık
atasından evrimleşmesi, canlıların ortaya çıkış tarihlerindeki en önemli olaylardan biridir. Bu,
canlılar dünyasında solunum, işitme ve hareket ile ilgili pek çok yapısal ve fonksiyonel yenilikleri
içeren bir değişimi simgeler. Balık ve tetrapod fosillerinin araştırılıp incelenmesi bizlere bu
değişimin ve canlılar dünyasına katılan yeniliklerin nasıl meydana geldiğini gösterir.
Jeolojiden ve paleantolojiden elde ettiğimiz bilgilere göre, Tetrapodların kökeni Geç-Devoniyen
Devri’ne yani bundan yaklaşık 380-350 milyon yıl öncesine dayanır ve bu tarihten itibaren karaya
çıkan ilk canlılardaki kemik yapısı önceki canlılardan farklı olarak şekillenmeye başlar. Ancak
unutmamak gerekir ki, bu yeniden şekillenme süreci, önceki ataların kemik yapısının kademe
kademe farklılaşması biçiminde gerçekleşen bir olaydır. ilkel Tetrapodlardaki bu evrim sürecinde,
balıklarda bulunan baş ve omuz ile ilgili pek çok kemik yapısı değişmiş ve hatta bir kısmı
kaybolmuş yerlerine karasal sistemde hareketi sağlayacak ve vücut ağırlığını taşıyacak üyelerin
ve bu üyelere destek olacak omuz kemeri gibi kemiklerin gelişimi başlamış. Özellikle balıkların
suda vücut ağırlığını taşıma gibi bir sorunları olmadığı düşünülecek olursa karaya çıkan bu ilkin
omurgalılar için vücut ağırlığının taşınması ve hareket önemli bir sorundur. Bilim insanları bu
kademe kademe değişimi ancak yeterli fosil kayıtları bulabildikçe gözlemleyebilirler. Ancak çoğu
zaman bulunan fosiller arasında geniş boşluklar vardır ve bu boşlukları dolduracak ekgib halkalar
yani geçiş formları ile ilgili araştırmalar devam etmekte.
Tetrapoda’nın evriminde bilinen en eski fosiller, Elpistostegalian grubu içinde en bilinen balık
örneği olan Panderichthys grubu canlılara ait fosillerdir. Ancak bu fosil formun, ilkel Tetrapodlarla
paylaştığı ortak özelliklerin sayısının az olması ve detaylı morfolojik analizlere olanak
veremeyecek kadar çok yıpranmış olması nedenleriyle, balıklar ile karasal omurgalılar arasındaki
ekgib halkayı tam olarak tamamlayamıyordu. Nisan ayında yayınlanan Nature bilim dergisindeki
bir makaleye göre evrimdeki bu boşluk doldurmuş gibi görünüyor. Makaleye göre, Harvard
Üniversitesi, Chicago Üniversitesi ve Amerikan Doğa Bilimleri Akademisi’nden bir grup
araştırmacı, Kanada’nın Novanut Bölgesi’ndeki Ellesmere Adaları’nda 1999 yılından beri
yaptıkları paleantolojik kazı çalışmaları neticesinde, 2004 yılında Elpistostegalian gruptan olan ve
Elpistostege ile yakın akraba olduğu tespit edilen yaklaşık 375 milyon yaşında Tiktaalik roseae
isimli fosil bir balık buldular. Yaklaşık 380 milyon yıl önce yaşamış olan Panderichthys ile ilkel
Tetrapodlardan olan ve 365 milyon yıl önce yaşadığı tahmil edilen Acanthostega arasında geçiş
formu teşkil edebilecek bu fosilin keşfi, bilim dünyasına ve dünya basınına, “evrimsel süreçteki
ekgib bir halkanın daha bulunduğu” şeklinde yansıdı.
“Ekgib halka” kavramı, başlıca organizma gruplarının evriminde, nadiren karşımıza çıkan ve
karakterlerin değişimini tam olarak yansıtan bir seriyi bütünleyen fosil kanıtları olarak
tanımlanabilir. Bunlar evrimsel değişimi tam olarak anlayabilmemizi sağlayan ve canlıların
filogenisinde en yakın akrabalar arasında değişimin yönünü ve şeklini bizlere bir film karelerindeki
yavaş değişim gibi resmedebilen bulgulardır. işte bu açıdan balıklar ile karasal omurgalıların
arasında geçişi temsil eden Tiktaalik roseae fosili, neredeyse kuşların evriminde ikonlaşmış bir
fosil olan Archaeopteryx kadar önemli bir halkadır.
Peki neydi Tiktaalik fosilini bu kadar önemli kılan? Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki bu
fosilin keşfi, tetrapoda’nın evrimi konusunda mevcut fikirleri değiştirmedi. Zira daha önce bulunan
fosillere bağlı olarak palaentologların ve biyologların ortaya koydukları olası evrimsel gelişim
hipotezleri Tikaalik fosili ile desteklenmiş oldu. Bu da bizlere palaentolojinin öngörü gücünü
göstermekte ve palaentoloji’yi saçma bir bilim olarak gören kimi kesimlere en güzel cevap olarak
karşılarında durmaktadır. Tiktaalik, balık-tetrapod dönüşümünü en güzel şekilde açıklayabilen bir
fosil örneğidir çünkü fosil kalıntıda morfolojik karakterler çok iyi korunmuş. Fakat şunu da
vurgulamakta fayda var ki, zorlu çalışma koşullarına rağmen araştırma ekibi başarısını, şanstan
çok hep doğru bölgelerde arama yapılması ve çok titiz çalışılması gibi faktörlere borçlu.
Tiktaalik roseae, özellikle küçük pelvik yüzgeçleri, yüzgeç ışınlarının çift üyelerde mevcut olması
ve iyi gelişmiş solungaç kemerleri ile balık özellikleri taşıyor. Fakat öteki yandan, beslenme ve
solunum ile ilgili karakterler olarak kemiksi solungaç kapağının yok olması, kafatasının daha uzun
bir burun yoluna sahip oluşu özellikleri ile Tetrapodaya geçiş özellikleri de barındırıyor. Normalde
balıklar solungaç solunumu sırasında yaptıkları hareketlerle su içinden besinlerin ağızda
süzülmesini sağlar. Fakat değişen yapılar neticesinde süzme işlemini etkin olarak kullanamayan
Tiktaalik’in, avını yakalayarak beslenmiş olabileceği düşünülmekte. Tüm bunlarla beraber, geniş
kaburgalar, timsah benzeri bir kafatası, pektoral yüzgeçlerin anatomisinde üyelere ve özellikle
parmak kemiklerine benzer yapıda kemiklerin bulunuşu gibi özellikler Tiktaalik’in Tetrapoda’ya
benzer özellikleri olarak belirtiliyor. Bu yapılardan özellikle yüzgeçlerdeki kemiklerin fosilde çok iyi
bir şekilde saklı kalmış olması, bu kemiklerin anatomik özellikleri itibari ile hareketli parmaklara ve
vücudu taşıyabilecek bir üye yapısına olanak verecek bağlantılar barındırması Tiktaalik’te
bulunan ve diğer fosillerde olmayan özellikler olarak karşımıza çıkmakta. Tüm bunlar
birleştirildiğinde Tiktaalik’in, balıklar ve karasal omurgalılar arasında “geçiş formu” ya da diğer bir
ifade ile “ara form” ya da son günlerin gözde ifadesi ile “ekgib halka” olarak nitelendirilmesi
kaçınılmaz olmakta.
Bu keşif her ne kadar çok önemli olsa da, henüz yeterli değil. Bundan sonra özellikle Tiktaalik ve
ilkin Tetrapodlar arasıda bir geçiş formu bulmaya yönelik çabalar süreceğe benziyor. Bunun
yanında Dünya üzerinde daha pek çok alanda Geç-Devoniyen ve Erken-Karbonifer yatakları
keşfedilmeyi beklemekte. Fakat Tiktaalik fosilinin keşfi, benzeri değerlerde yeni bulguların yolda
olduğu konusunda bilim dünyasını umutlandırıyor.
Bilim adamları 375 milyon yıl öncesinde yaşadığı tahmin edilen ve
balıklarla karasal omurgalılar arasındaki geçiş formu özelliği taşıyan yeni
bir fosil kayıt buldu. Buluş, otoritelerce tarihin en önemli fosil keşiflerinden
biri olarak nitelendiriliyor. Kanada'nın kuzeyindeki kutup bölgesinde iyi
korunmuş şekilde bulunan bu fosiller, balıkların kara omurgalılarına evrim
sürecini belgeliyor. Bir 'evrim ikonu' olabileceği belirtilen bu türe 'Tiktaalik
roseae' adı verildi. Tiktaalik, Nunavut yerlilerinin kullandığı Inuktikuk
dilinde, 'sığ sularda yaşayan büyük tatlı su balığı' anldıbına geliyor.
Neil Shubin, Edward Daeschler ve Farish A. Jenkins Tetrapod evrim
zincirindeki kayıp halkayı bulmak amacıyla araştırmaya 1999 yılında
başlarlar ve 2004 yılında araştırmalar sona erer. Araştırmacılar, Canada
Nunavut’daki Ellesmere adalarında, henüz omurgalı hayvanlar açısından
araştırılmamış olan Devoniyen dönemine ait kayalıkları incelemeyi uygun
görürler. Bu bölgenin aşırı soğuk iklimi nedeni ile çok az bitki örtüsü
içermesi, kayaçların korunaksız olması sayesinde fosillerin tabakalardan
kolayca ayrılabilmesi ve ayrıca analizler sonucunda bölgenin fosil
bakımından çok zengin olduğunun keşfi araştırıcılar için bölgenin
seçiliminde büyük rol oynar. Ancak fosiller bakımından altın madeni
değerindeki bu alanda çalışmak o kadar da kolay olmaz. Araştırmacılar
ıssız araziye sadece hava yoluyla ulaşırlar ve hava koşulları çok kötü
olduğu için bölgede sadece yazın birkaç hafta çalışabilirler. Bu az zaman
diliminde örnekler toplanıp yine hava yolu ile taşınarak analizler için
üniversite laboratuarlarına zütürülür.
Tümünü Göster