/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 351.
    +4
    Evdekilerle konuştum. Aslında kabul etmeyeceklerdi ama ders çalışmak için gidiyorum deyince kabul ettiler. Eşyalarımı (Ve bir yığın test kitabıyla birlikte) Mert'in evinin yolunu tuttum.

    b-"Cehase. Bir çok kendimi kendimi aciz hissettim ama ilk kez bir hatamı düzeltme ihtimalim var. Onu hiçbir milenyuma ruhunu sattırmadan düzeltmek istiyorum."

    Cehase-"Başaracağınıza inanıyorum."

    b-"Umarım. Senden bir ricam var. Gözünü dört açmanı istiyorum. Ve bize saldıran düşmanı bulmanı istiyorum. "

    Cehase-"Düşman bir milenyum bile olabilir. Beni kolayca saf dışı bırakabildiğine göre ya Nilay kadar güçlü biri ya da dediğim gibi milenyum."

    b-"Umarım milenyum değildir. Yoksa işimiz iş. Bir de ek olarak Mert'i ruhunu birine vermeden nasıl iyileştireceğimizi bulmanı istiyorum." dedi ve başını sallayıp uçup gitti. Ben de Mert'in evinin önüne geldim. Kapıyı çaldım ve babası kapıyı açtı.

    MB-"Sen Mert'in arkadaşı olmalısın. Gel buyur içeri geç. Mert de odasında." dedi ve içeri buyur etti.

    b-"Teşekkürler." dedim ve içeri geçtim.

    MB-"Benim işlerim var. Sen de odasına git. Koridorun sondan 1. kapısı."

    b-"Tamam, teşekkürler." dedim ve odasına yöneldim. Evleri tam anlamıyla... Bekar evi. Eve kadın eli değmediği çok belli. Ben babam ve abim evi bu hale getirsek annem kahrından ölür. Mert odasından çıkmıyor. Ben de ilk zamanlar böyleydim. Özellikle dedem öldükten sonra. Hiçbir şey yapasım gelmiyordu. Küçük olduğum için biraz hızlı atlatmıştım ama olayı. Mert'in odasına girdim. Ama Mert uyuyordu. Doğal olarak. Bu kadar şeyi zihninin kaldırmasını beklemiyordum. Odasını küçük. Bir tek yatak, bir tane dolabı var. Odanın çoğunu kaplamışlar zaten. Yatağı pencerenin yanında, hemen yatağının ayak tarafında küçük bir çalışma masası vardı. Ama odası bayağı incin. Dolabının üzerinde posterler var. Eski bir manga posteri gördüm. Eskiden manga hayranıydı galiba. Kelebek evine girdiğinde dışarıdan pek görememiştim içeriyi. O küçük kutudan eve baktığı zaman aklıma geldi ve içim nedensizce titredi. Benim duygularım değil ama... Bilmiyorum. Eğer kelebek Mert'in bu kadar erken öldüğünü bilseydi bana kızar mıydı? Benden nefret eder miydi? Sandalyede oturup bunları düşünmeye başladım.

    Saat gece 2 oldu bile. Mert bir uyandı. Beni görünce:

    Mert-"Bugünkü yaşadıklarımı rüya değildi değil mi?"

    b-"Keşke rüyaydı diyebilsem."

    Mert-"Peki ne yapacağız?"

    b-"Sen yaşamak istiyorsan ben de çözümünü arayacağım. Yapacağımız şey bu."

    Mert-"Peki nerede arayacağız?"

    b-"Cehase'yi çoktan gönderdim bile. Biz de gördüğümüz ruhlara sorabiliriz. Belki bilen biri çıkar."

    Mert-"Ruhları görmek... Onlara inanmıyordum bile."

    b-"Her şeyin bir ilki vardır."

    Mert-"Sen onları huzura kavuşturuyorum diyordun. Peki huzura kavuşunca ne oluyor biliyor musun?"

    b-"Bilmiyorum. Sadece yeşil bir şekilde parlayıp gittiklerini görüyorum." Günlüğümü çıkardım ve:

    b-"Genellikle tecrübelerimi buna yazıyorum. Hepsini yazmadım ama en önemlilerini yazdım. ileride benim durumumda olan biri olursa kitabı ona verecektim. Al istersen." dedim ve kitabı uzattım. Mert ise:

    Mert-"Sende kalsın. Daha yaşayacak uzun bir ömrün var. Benim aksime." dedi ve reddetti.

    b-"Senin de yaşayacak uzun ömrün var. Ümidini kaybetme." Cehase camdan girdi ve sandalyenin ucuna kondu.

    b-"Bir şey bulabildin mi?"

    Cehase-"Size saldıran kişi konusunda bir şey bulamadım. Ama Mert için bir şey buldum. Hoşunuza gitmeyebilir."

    Mert-"Önemli değil. Sen anlat."

    Cehase-"Pekala anlatıyorum. Kelebeğin hediyesinin 3 gün olmasının bir amacı varmış. Kelebek, hediye verdiği kişiye 3 gün içinde canını biriyle takas etmesini sağlayabilirmiş. Yani birini öldürürseniz onun yaşam süresi sizin oluyor." Bir süre sessiz kaldı.

    Mert-"Ben... Bunu yapamam."

    b-"Elbette ki yapamazsın. Başka yolu yok mu?"

    Cehase-"Gerçekten başka bir bilgi yok. Olsaydı sizden saklamazdım."

    b-"Biliyorum. Seni sıkıştırmak istememiştim. Sadece bunu yapamayız."

    Cehase-"Nasıl isterseniz."

    Mert-"Kararımı verdim. Ben ruhumu ikisinden birine vereceğim."

    Dagaar-"Sonunda. Doğru bir karar veriyorsun." Mert yerinden sıçradı. Hemen yatağında ayaklarını çekti ve yatağın kenarına büzüştü.

    b-"Danaar. Sen başından beri burada mıydın?"

    Dagaar-"ŞU ADIMI DOĞRU SÖYLE ARTIK! BiLEREK YAPTIĞINI DÜŞÜNÜYORUM!"

    Mert-"Sakin olun. Sana bir şey soracağım. Eğer ruhumu verirsem ne olacak?"

    Dagaar-"Senin bedenini ve ruhunu kendi enerjimden besleyeceğim."

    Mert-"Ya senin enerjin biterse?"

    Dagaar-"HAHAHA. insan. Benim enerjim sonsuzdur. isterseniz milyonlarca kişi olun. Yine de besleyebilirim."

    Mert-"Peki sana ruhumu verdiğimde senin için ne yapacağım?"

    Dagaar-"Bunu hiç düşünmemiştim. Herhalde benim için ruh falan buldururum sana."

    Mert-"O ruhlarla ne yapıyorsun peki?"

    Dagaar-"Evlat. Farkındayım, kötü biri olup olmadığımı görmek istiyorsun. Sana kendi reklamımı yapmak yerine kötü yönlerimi anlatayım. Ondan sonra karar ver. Dinazor çağı benim öfkem ile bitti. Bazen öfkelendiğimde gözüm kararır ve ruh yok ederim. Yaşayan veya ölü olsun. Trilyonlarca masum ruh öldürdüm. Şu son birkaç yüzyıldır ruhlara zarar vermiyorum. O da sıkıldığımdan dolayı. Bu halimden de sıkılırsam tekrar zarar vermeyeceğim kesin değil."

    Mert-"Peki, anladım. Biraz düşünmek istiyorum."

    Dagaar-"Fazla zamanın kalmadı. Dikkatli düşün." dedi ve kayboldu.

    Mert-"Bir de Tanrı ile konuşmak istiyorum."

    b-"Yarın Nilay ile buluş... " derken camdan içeri girdi. Astral seyahat ile mi geldi yine bu? Evet.

    b-"Hah. Bir sen ekgibtin."

    Nilay-"Ne yani? Gelmeme üzüldün mü?"

    Mert-"Nilay, sana bir şey sormam lazım."

    Nilay-"Biliyorum. Tanrı ile konuşmak istiyorsunuz. Yarın ikiniz de aktara gelin."

    b-"Aktar mı? Neredeki?"

    Nilay-"4 yapraklı yoncayı aldığın aktar."

    b-"Sakın bana... "

    Nilay-"Evet. Konuştuğun aktar Tanrı'ydı."

    b-"ŞEREFSiZ HERiF. TACiZ EDiLDiĞiMi GÖRE GÖRE BiR DE TESELLi ETTi!" ve Nilay kayboldu. Lanet herif. Oymuş demek ki.

    Mert-"O zaman yatalım. Yarın bir de oraya gidelim."

    b-"Tamam." dedim ve yattık. Gece sohbetimiz de böylece bitti.
    Tümünü Göster
    ···
   tümünü göster