-
26.
+3b-"Ben, artık biraz daha iyiyim."Tümünü Göster
Halis(B)-"Duydunuz işte. Şu an iyiymiş."
Ortak3-"Bir Bine Bey. Kendinizi gerçekten zorlamanıza gerek yok. Haberleri biliyoruz. Karınız öldürüldü, çocuklarınız kaçırıldı... Lütfen kendinizi zorlamayın." Samimi mi yoksa değil mi anlamıyorum.
Halis(B)-"Bu kadar muhabbet yeter. Kendi isteği ile geldi. Bize de saygı duymak düşer. Toplantıya başlayalım." dedi ve benim şirkette ne yapacağım, pozisyonumun şimdilik ne olacağı tartışılmaya başladı. Ve ikinci işim de bilindiği için işe bile gelmeme gerek kalmayacak bir iş verdiler. Hatta yani iş bile vermediler size öyle diyeyim. Ama iki hafta sonra Halis bey gidecek. Yerine de ben geçeceğim. Toplantı bitti ve Halis bey ile ben yalnız kaldık.
b-"Ben yanınıza pek uğramadım... "
Halis(B)-"Konuşmana gerek yok Bir Bine. Çok acı çektin biliyorum. Hala da çekmeye devam ediyorsun. Çocuklarını polis ararken elin kolun bağlı beklemek senin üzerine çok yük yüklüyor. Kızım öldürüldü. Senin gözlerinin önünde. Eğer onlar bulunursa yemin olsun ki bütün servetime de patlasa onu kendi ellerimle öldüreceğim... Fazla konuştum. Senden tek isteğim kendini toparlaman. Biliyorum çok zor ama kendini ne kadar odana kapatırsan kişiliğin de o kadar kaybolur. Sen iyi birisin Bir Bine. Bu özelliğini kaybetmeni istemiyorum. Kızım da istemezdi." Ağlamaya başladım.
b-"Özür dilerim. Özür dilerim. ÖZÜR DiLERiM. Kızınızı koruyamadım. Torunlarınızı koruyamadım. Siz bana hala bu acılı halinizle bile umut vermeye çalışıyorsunuz. Ben... Ben... Aptalın tekiyim." Halis bey de gözyaşlarına hakim olamadı:
Halis(B)-"Belki de bu aptallığın sayesinde kızımın kalbini kazandın. Ona bir amaç verdin. Ona yardım ettin, kalbini açtın. Kızımı Berkecan ile evlendirmeyi düşünürken bile onu kurtarmak için kendini feda etmeyi seçtin... Biliyordum. Başından beridir. Kendini geri çekeceğin günü bekledim ama hiç geri çekmedin. Hatta ona aşık oldun. Tek tesellim o mutlu biri olarak öldü. Senden de onun mirası bu şirketi yaşatmanı istiyorum. Benim de fazla ömrüm kalmadı. Çok yaşlandım. Artık önemli dosyaları gözlükle bile zar zor okuyorum. Onun için iki hafta sonra şirketi sana bırakacağım. Umarım yakında torunlarım bulunur. Ben çıkıyorum. Daha fazlasını kalbim kaldırmaz." dedi ve dışarı çıktı. Ben de oturduğum yerde ağlamaya devam ettim.
10 dakika kadar ağladım galiba. Sonunda sakinleştim. Ağlamak iyi geldi. Tam ayağa kalkacak iken içeri biri girdi ve:
-"Bir Bine bey siz misiniz?"
b-"Evet benim."
-"Süleyman bey sizi önemli bir yemek toplantısı için çağırdı. Davete iştirak etmenizi istiyor." Şu zamanda yemeğe mi çağırıyor? Hem de toplantı yemeği. O kadar tehlikeli adam orada oturacak ve ben içgüdümü kullanamıyorken karşılarına mı oturacağım?
b-"Gelmeyeceğimi iletin."
-"Gerekirse zor kullanmam söylendi. Ne olursa olsun yemeğe gelmeniz konusunda ısrarcı." Ne yapacak ki şimdi yemeğe beni zütürüp? Hay amk. Mecbur kabul edeceğim artık ne yapayım.
b-"Tamam da daha erken."
Ş-"Uğramamız gereken birkaç yer var. Akşam sizi yemeğe yetiştireceğime şüpheniz olmasın."
b-"Tamam. Geliyorum." dedim ve şoförün beni zütürmesine izin verdim. Arabaya bindik ve yola koyulduk.
başlık yok! burası bom boş!