/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 126.
    +22
    Akşam gelip çatmıştı. 2 hoca da gerekli malzemeleri hazırlar iken Melih bir köşe de onları izlemekteydi. Bir çok tuz, okmuş pirinç, et parçaları, kemikler çantalara koyulduktan sonra yavaşça kapıya doğru yöneldiler. Hamdullah Hoca Melih'e metanetli olmasını göreceği, duyacağı şeylerden önce Rahman ve rahim olan Allah(c.c) sığınması gerektiğini tembihliyordu. Cafer Hoca ise kendisinden çok onunla gelen Melih'e bir şey olmaması için dua etmekteydi. Kapı açtıkların da bahçenin rotasında 4 tane boynu kegib biçim de bir at, atların üzerin de lukiyas cinlerinin sembolleri ve ters haç işaretleri bulunmaktaydı. Dualar okuyarak bahçeden çıkarak dağ yoluna doğru ilerlemeye başladılar. Etraf o kadar karanlıktı ki gaz lambasının ışığı resmen sönük kalıyordu. Zifiri karanlıktan gelen gülme sesleri, bağırışlar eşliğin de yollarına devam ediyorlardı. Dağ girişine doğru girerken uzaktan bir ev görünüyordu. Hamdullah Hoca parmağı ile işaret ederek bakın işte Osman'ın evidir o ev dedi. Evden yüksek çığlık sesleri kapı ve pencere kapanmaları, ışıkların açılıp kapanması gibi net belirginlikte olaylar gerçekleşmekteydi. Hamdullah Hoca, Melih'i ortalarına alarak yola devam ettiler. Ağaçların yoğunlaşmaya başladığı bir sırada bir gelin göründü. Cafer Hoca ile birlikte Hamdullah Hoca Melih'in yere bakması konusun da hemen uyardılar. Melih titriyor ağlamamak için kendini zor tutuyor, zar zor dua okuyabiliyordu. Melih olduğu yöre diz üstü çöktü. Cafer ve Hamdullah Hoca, gelin giysili kızın yanına giderek, ibranice ve Latince konuşmaya başladı. Gelin ; Bura da hak yok, buradan kurtuluş yok, burada ölüm var! bağırması ile bir anda ortadan kayboldu. 2 hoca da olacakların farkındaydı çok zorlu bir gece onları bekliyordu. Melih'e destek olarak yerinden kaldırıp, mezarın yolunu tuttular. Etraflarının cinler ile sarıldığının farkındaydı 2 hoca da bir yandan okunmuş tuz ile yollu mühürlüyor, sağa sola kemikler atarak ta sadece konuşmak istiyoruz. Sizlere hediyeler getirdik diyerek yürümeye devam etmekteydiler. Bir süre sonra mezar uzaktan görünmüştü. Mezarın etrafında 2-3 metre kadar uzunluktaki siyah varlıklar bulunmaktaydı. Hamdullah Hoca dualar okuyarak mezara doğru ilerledi siyahlıklar kayboldu. Mezara baktığında ise Cin mezar küpü açıldığı, ve bir kağıt konulduğunu görmüştü. Kağıdı açtığında ise neredeyse dili tutuluyordu!
    Tümünü Göster
    ···
   tümünü göster