/i/Siyaset

Saygı Çerçevesinde Özgür Siyaset Platformu
  1. 26.
    0
    ingiliz Derin Devletinin Osmanlı’yı Parçalama Stratejisi

    ingiliz derin devleti, Avrupa’daki ülkeler ve imparatorluklar arasındaki gerilimleri, sinsi taktiklerle, günden güne tırmandırarak, küçük bir kıvılcımla dev bir savaşın patlak vereceği bir ortam hazırladı. ingiliz derin devleti en sonunda kiralık bir katilin düzenlediği hain bir suikastla I. Dünya Savaşı’nı başlattı.

    Osmanlı Devleti, en başından itibaren böyle bir savaştan itilaf Devletleri’nin galip çıkacağını öngörüyordu. Bu nedenle, ısrarla ve birçok girişimlerde bulunarak ingiltere, Fransa ve Rusya’yla uzlaşmaya, onların tarafında yer almaya büyük gayret gösterdi. Dönemin Osmanlı Hükümeti, Enver, Talat ve Cemal Paşa’lar vasıtasıyla bu ülkelerle birçok temas kurdu. Ancak, ingiltere’nin zaten bu savaşı çıkarmadaki en büyük amaçlarından biri Osmanlı topraklarını ele geçirmek olduğu için bu çabalar karşılıksız kaldı. ingiltere, Osmanlı’nın ittifak veya saldırmazlık paktı tekliflerini her seferinde reddetti.

    Osmanlı yönetimi de başka seçenek kalmayınca, tam da ingiliz derin devletinin planladığı gibi Almanlarla ittifak kurarak, Almanya yanında savaşa girmek zorunda kaldı. Osmanlı Devleti savaşa girer girmez, ingiliz derin devleti hiç vakit kaybetmeden Osmanlı Devleti’ni parçalama politikasına başladı. ingiltere, Osmanlı Devleti’ne savaş açmadan sadece iki gün önce, 3 Kasım 1914’te Kuveyt’i himayesine aldığını ilan etti. 5 Kasım’da da Kıbrıs’ı ilhak ettiğini ve 18-19 Aralık’ta ise Mısır üzerine himaye kurduğunu açıkladı. Bu sayede Akdeniz ve Mısır’daki egemenliğini pekiştirdiği gibi Ortadoğu’ya giden deniz yolunun denetimini de sağlayabilecekti.

    Bu süreç devam ederken ingiliz derin devleti, Osmanlı’yı içten çökertmek amacıyla, Osmanlı’ya bağlı Hintlileri, Arapları ve diğer azınlıkları, merkezi yönetime karşı kışkırtma politikaları izliyordu. Bu sayede, Osmanlı’nın parçalanmasının hızlı, pratik ve kendisi açısından minimum kayıpla gerçekleşmesini amaçlıyordu.

    Derin devlet elemanları bu şekilde, ulusçuluk propagandasını tebaalara yayarak bölgesel isyan ve ayrılıkları körüklediler. Bu propagandada en büyük hedef, Halife’nin “Cihad-ı Ekber” (Büyük Savaş) ilanıyla Osmanlı bayrağı altında birleşebilecek olan Hintli ve Arap topluluklarını durdurabilmek, muhtemel bir islam ordusunun oluşmasını engelleyebilmekti. Arapları Osmanlı’ya ve Halife’nin “Cihad-ı Ekber” ilanına karşı kışkırtmak için ingiliz derin devleti, Albay T. E. Lawrence ve Gertrude Bell gibi dönemin ünlü derin devlet ajanlarını kullandılar.

    ingiliz derin devleti, 30 Nisan 1915’te, Yemen’in Sabya şeyhi Şeyh Seyyid’le, 26 Aralık’ta Suudi Şeyhi Abdulaziz ibni Suud’la, 3 Kasım 1916’da da Katar Şeyhi’yle antlaşmalar yaptı. Bunun sonucunda, Osmanlı Devleti’nin 23 Kasım 1914’te ilan ettiği “Cihad-ı Ekber” ilanı da, ingiliz derin devletinin Araplar üzerindeki bu bölücü faaliyeti nedeniyle etkisiz kaldı.

    ingilizlerin, Cihad-ı Ekber ilanını, Müslüman topluluklara geçersiz göstermek için öne sürdüğü mantıklar da son derece sinsi ve bölücü bir zihniyetin eseriydi. 4 Haziran 1915’te Cidde açıklarına gelen bir ingiliz kruvazörü tarafından dağıtılan ve söz konusu şeytani mantıkların yer aldığı beyannamede şu iddialar yer alıyordu:

    ◉ Osmanlı’nın, Hıristiyan bir ülkeyle (Almanya) ittifak yaptığı için ilanın geçersiz olduğu,

    ◉ Almanya’nın, içinde bulunduğu güç durumdan istifade ederek Türk Hükümeti’ni para ve vaatlerle aldatıp yanlış bir savaşa soktuğu,

    ◉ Almanların, ingilizlerin uyruğundaki milyonlarca Müslümanı, baş düşmanı olan ingilizlere karşı kışkırtmak amacıyla Osmanlı’ya cihat ilanı verdirttiği,

    ◉ Böyle bir cihada katılacakların, Almanya’nın çıkarları uğruna kendilerini feda edecekleri,

    ◉ ingiliz, Fransız ve Rus uyruğundaki Müslümanların tümünün, Türklerin izlediği yanlış yola karşı oldukları…

    Bu tür provokasyona dayalı mantık ve argümanlarla, Osmanlı buyruğu altındaki birçok Arap ve Müslüman topluluk, Osmanlı aleyhine döndürülmüş ve Padişah tarafından yapılan cihat ilanına icabet etmeleri engellenmiş oldu. Bu durum, söz konusu azınlıkların, ingiliz derin devleti tarafından daha kolay yönlendirilmelerine ve bulundukları bölgelerde bağımsızlık ilan ederek ayaklanmalarına da sebep oldu. Bu ayaklanmalar yavaş yavaş bu bölgeleri Osmanlı’dan koparacak ve söz konusu toplulukların ingiliz derin devletinin himayesine girmesine neden olacaktı.
    Tümünü Göster
    ···
   tümünü göster