/i/Tarih

''Tarih bir meslektir, bir hobi, gevezelik, anekdot ya da asparagas değildir.'' (Pierre Goubert)
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 26.
    +3
    Atatürk döneminde TORPiL!

    Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus’tadır. Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN’ DiR. Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapı çalınır.

    Bakanın gür sesi: “Giriniz!”

    Atatürk’ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler. Konuklara yer gösterir ve zarfı açar. Atatürk’ten gelen bir mektuptur. Abidin ÖZMEN zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur.

    “Bay Abidin ÖZMEN Milli Eğitim Bakanı

    Yaver Bey’le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz bir liseye parasız yatılı olarak kaydını yaptırın.”

    Bu, Atatürk’ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan ÖZMEN, Orta Öğretim Genel Müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir:

    “Yaver Bey’in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine Atatürk’ün ismini yazdırarak bana getiriniz.” der.

    Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey’le Atatürk’e yollar.

    Mektubun içeriği şöyle: “Muhterem Atatürk, Yaver Bey’le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için bu iki çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğunda emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum.” Atatürk bu mektup üzerine, devrin Başbakanı ismet inönü’ye telefon ederek: “Bak senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı.” diyerek olayı anlatmış. inönü, Bakan adına özür dilemiş.

    Atatürk: “Yok! Demiş özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse“

    Tarihi değeri olan ve hiçbir yerde yayımlanmayan bu anının unutulup gitmesine gönlü razı olmayan bakanın yeğeni yüksek mimar H. Rahmi ÖZMEN, 15.08.1985 günü bu mektubu gazeteci yazar Vahap Okay’a iletir. O da 15.09.1985’te gazetesinde yayımlar.

    —————————————————–

    Yıl 1935 yaz mevsimi…O günlerde Londra Büyükelçisi Ali Fethi Okyar izinli olarak Ankara’da ve Çankaya’ da misafir. Bilinir ki kendisi, Mustafa Kemal’ in çocukluk arkadaşıdır ve Fethi Bey, Sofya sefiri iken Mustafa Kemal yanında ataşemiliterdir. Dışişleri Bakanı Dr.Tevfik Rüştü Aras gelir ve Atina’ dan yeni döndüğünü, Balkan Paktı’na temel felsefe içinde Türk-Yunan ilişkileriyle ilgili askıda ne varsa hepsini kökünden hallettiğini müjdeler. Mustafa Kemal sakin ve şeklen memnun dinler, hatta kutlar. O gittikten sonra Fethi Okyar’ a döner, gülümser: “Bizim Hariciye Vekili Yunan’ın sadece Atina’dan idare edildiği zannı içindedir” der. Gece sofrada başta Başbakan ve nadir olarak bulunan Genelkurmay Başkanı, sivil-asker devlet büyükleri vardır. Konu açılır, herkes memnundur. Atatürk, düşünceler tamamlandıktan sonra şu TARiH DERSi’ ni verir: “iki ülke ve millet vardır ki, sadece devlet merkezlerinden değil, dünyanın her yerinden, denizlerden bankalara kadar çok yerden idare edilirler. Bunlar Yunanlılar ve Yahudilerdir. Bunlar ve benzerleriyle resmi anlaşmalar hadiselerin sadece bir bölümünü teşkil eder. Hayal kırıklığına uğramamak için bazı milletlerin tarih terkibini de, faaliyet sahasının yaygınlığını da terazinin kefesine koymak şarttır.”

    ——————————————————————

    Çanakkale’de ölen askerleri için 1934 yılında Yeni Zelandalı ve Avustralyalı annelere Atatürk’ün gönderdiği mesaj:

    “Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar; burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar; gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

    Bu ulvi mesaj aynı zamanda Wellington’da, Yeni Zelanda Hükümeti tarafından inşa ettirilen Atatürk Anıtı’nda yazılı olup her yıl 25 Nisan tarihinde ülkede düzenlenen ANZAC günü anma törenleri sırasında ülkede mukim Türk Büyükelçisi tarafından okunmaktadır.
    Tümünü Göster
    ···
   tümünü göster