0
Öncelikle Cumartesi onu kafeye davet edip, Ahmet’i de güven ortamı oluşturması için çağırdım. Öğlen buluştuk, vaktin çok olduğunu bilen Ahmet ve elemanla ciddi anlamda samimiyeti bol bir muhabbete girdik. Artık tanıyorduk birbirimizi. Gözlerinde gerçekten benle ve benimle takılmak istediğini görebiliyordum. Samimi olmaya çalışıyordu benimle, sevmediğim hareketlerdi bunlar. Çünkü birinin muhabbeti iyiyse o istemeden ben onunla samimi olurdum. Ve evet. Artık yeni bir kardeşim vardı: Fırıldak. Kendisi tıp okuyan, kilosu varmış gibi görünse de kemikleri iri, tek takılmayı seven ve sadece samimi 3-5 arkadaşıyla bana benzeyen bir tiplemeydi. O samimi arkadaşlardan biri de ben olmuştum artık. Konuşmalar bunu gösteriyordu.
Ben muhabbeti açmadım ki o da benimle aramı samimi tutmak isteyişinden sesini çıkarmıyordu. Merakına yenik düşüp soracaktı elbet ama ilk hamleyi ondan beklemem gerekiyordu. Bir ara biz muhabbete dalmışken Ahmet telefonla konuşmaya kalktı. Sevgilisidir desek de masaya döndüğünde kararan havayla meclisten bir karar çıktı.