+24
O gün unutamadığım bir kahvaltı yaptım. Zeytin peynir salam değil Damla yüzünden unutamadım o kahvaltıyı. Ekmeğe bal kaymak sürüp birbirimize yedirdik, yumurta tokuşturduk, bazen pislik yapıp zeytin çekirdeklerini birbirimizin tabağına attık. Mutluyduk beyler. Bu cümleyi kaçıncı kez kuruyorum bilmiyorum ama mutluyduk amk. Yemek bitince Aspendos'a gittik. Orayı gezdikten sonra sahilde el ele dolaştık. Kayalıkların olduğu bir yer vardı. Bir paket çekirdek alıp kayalıklara oturduk. Soğuktu hava ama yan yana iken sıkıntı yoktu. Ceketimi verdim ona. Güldü. Onu gülümsemeyle görünce benim de içim ısındı be beyler. Biraz sohbet ettik. Sonra yolun olduğu tarafa baktık. Bir cenaze aracı geçti ordan. Aklıma o en tatsız şey, ölüm geldi.
-Hayat ne kadar garip di mi Damla'm ? Daha dün sokakta misket oynayan haylaz çocukken bugün sevgilisiyle tatil yapan bir adam oldum. Hızlı geçiyor zaman. dedim.
-Hem de çok hızlı geçiyor. Özellikle seninle daha bi hızlı geçiyor Serhat'ım. dedi.
-Beni bırakma Damla. Sakın bırakma. diyip sarıldım ona. O da bana aynı şeyleri dedi. O gün orada söz verdik birbirimize. Ne olursa olsun biz birbirimizin kalacaktık...