+3
Ilık akşam esintisi bile perdeleri kapalı odayı serinletmeye yetmiyordu. Hande’nin pürüzsüz bacakları devran’ınkileri kavramıştı. ikili, Yaylarının rahat vermediği eski yatakta birbirlerine sarılarak öylece tavanı izliyordu. Devran’ın eli Handenin kısa saçlarını okşuyor, hande devranın nefes alışına kulak veriyordu.
-“ Çok tuhaf” diye mırıldandı devran.
-“ Ne?” diye sessizce cevapladı hande
-“ Sana dokunamamak, çok tuhaf, koynumdasın,istesem ulaşırım ama ,dokunamıyorum”
Hande yumuşak bir nefes verdi. Devran’ın saç masajı hoşuna gitmişti, gözlerini yumdu kısa bir süre.
-“ Belki ondan seviyorsundur beni.” Diye cevapladı hande.
-“ Nasıl yani?”
-“ Bana dokunamıyorsun ya,ondan işte..” .Başını kaldırdı, yarı ayaklanıp ayak ucundaki
Paketten bir dal sigara çıkarıp ateşledi.
-“ Bana asla sahip olamamak çekiyordur belki seni?” diye sordu bir nefes alarak.
-“ Saçma” diyerek güldü devran.
-“ Senin duruşunu sevdim ben, içindeki zehirle sevdim.”
Hande başını hafif yana yatırdı. Sevimli bir tonda;
-“ Hangi duruşumu, Domaldığım zaman ki mi? Yoksa misyoner mi?” diye sordu kahkaha atarak.
Devran gülmedi. Hande onun göğsüne vurmaya başladı.
-“ imkansız olduğum için aşıksın bana,ama imkansız değilim, sadece... ”
-“ sadece ne?” diye sordu devran.
Hande birden ciddileşti.
-“ Sadece korkaksın..”
Devran başını yana devirdi.
-“ Kendimi zehirlememi istiyorsun yani? Bu mu aşk anlayışın?”
-“ Demek istediğim, Eğer bu hayatı paylaşıcaksak, Aynı hayatı paylaşıcaz.”
-“ Aynı!” dedi hande tek kaşını kaldırarak.
Devran da paketten bir dal alıp ateşledi.