+54
*
artık asker kaçağı olduğumu bildiğim için
pgibolojik olarak kimse beni görmesin diye direk eve girdim.
kanepeye oturdum.
yatmamıştım ama rahat oturacak şekilde ayaklarımı uzatıp yayıldım.
ne yapmam gerektiğini düşünüyor aklıma hiç bir şey getiremiyordum.
derken kapı çaldı.
"eylül mü lan acaba" diyerek koşarak kapıyı açtım.
emrah önce sinirli, elimin yüzümün o halini gördükten sonra da şaşkın gözlerle bana baktı.
-hoşgeldin abi. dedim kafamı hafif aşağı eğerek.
ama yüzümün o halini görmemesi için kafamı kuma sokmam gerekiyordu.
haliyle,
-olum bu ne hal. diyerek içeri girdi Emrah.
gibe gibe anlatacaktım ama hala kapı girişinde olduğumuz için
-geç abi içeri geç de bi, anlatıcam. dedim.
-hala kapıda bekliyor, olum kim yaptı lan bunu sana. dedi daha da sinirlenerek.
-abi içeri geçer misin harbiden ayakta duracak halim yok. dedim yalan söylemeyerek.
gözlerini yüzümdeki izlerden alamadan girdi emrah içeri.
ben önden geçerek kanepeye oturdum
emrah salonun ortasında ayaktaydı.
-Ömer ne oldu, kim yaptı bunu? diye sordu tekrar.
bir an dün gece hastanede Eylül'e yaptığım çıkış geldi aklıma ama yemedi tabi,
o sözleri Emrah'a desem Emrah beni önce giber, sonra anlattırır, sonra hobi olarak yine giberdi.
ama dilim varmadı Eylül'ün kardeşinden dayak yedim demeye.
çaresizce çok saçma bi yalan söyledim, gerisini hiç düşünmeden.
-kaza yaptım abi. dedim.
-ne kazası. dedi.
-trafik kazası. dedim mal gibi.
-lan gibik, kaza yaptın da arabayı ne zaman yaptırdın, araba kapının önünde duruyor, hiç bi şeyi yok. dedi
bu yalan hayatım boyunca söylediğim en saçma yalan olarak tarihe geçecekti.
-tamam bi sakin ol. anlatıcam dedim.
sakinleşmesini bekleyecektim.
emrah'la 11 yaşımdan itibaren, ben lisedeyken onun askere gittiği süre haricinde, hiç ayrılmamıştık.
onu çok iyi tanırdım.
emrah sinirliyken hem zor anlar hem de anlık hareket ederdi.
bunu iyi bildiğim için,
anlatacaklarımı anlamamasından, tekrar tekrar anlatmaktan korktum.
aradan 2 dk kadar geçmişti ki emrah hala burnundan soluyordu.
dayanamayıp
-olum gibicem artık söyle, sen anlatmadan sinirim falan geçmez benim. dedi
-abi müsadenle önce bi enişteyi arayayım, ablamı bi sorayım da kafam rahatlasın. dedim
ev telefonundan aramak üzere ayağa kalkmaya yeltenmiştim ki emrah cebinden telefonunu çıkartıp -al burdan ara. dedi.
telefonu aldım enişteyi aradım, sonuna kadar çaldırdım ama cevap vermedi.
"hay amk bayıldı mı naptı yine" diye geçirdim ki içimden telefon çaldı.
enişte arıyordu.
-enişte. diyerek açtım telefonu.
-kusura bakma Ömer açamadım, doktor burdaydı onla konuşuyorduk. dedi.
-ne oldu. dedim.
-ablana hormon tedavisi uygulayacaklamış, 1 hafta sonra da bebeği alacaklar ama ablan beni korkutuyor. dedi.
-ablamın yanında mısın şu an diye. sordum
-hayır odadan çıktım. dedi.
-anlat şimdi, bi şey mi dedi ablam. dedim.
-tam olarak demedi ama doktor "kürtajdan sonra bir daha hamile kalamayabilirsiniz" diyince sanki fikirleri değişti gib. dedi
-ne gibi. dedim.
-bi şey demedi ama halinden tavrından belli ki kürtaj olmamayı, bebeği doğurmayı düşünüyor. dedi.
-emin misin? dedim.
-ben karımı tanırım. dedi.
-tamam enişte sıkma canını, konuşur ikna ederiz, ne zaman çıkacaksınız, kaçta geleyim ben. dedim.
-doktor 4 gibi çıkartıcam dedi, ama daha uzun sürer mi bilmiyorum. dedi
-tamam haberleşiriz. diyerek telefonu kapattım.
bi kötü haber de burdan gelmişti amk.
acık mutlu olmuştu ya dertler yine üst üste geldi.
"hayırlısı olsun" bakalım diyerek kafamı dağıtmaya çalıştım.
Tümünü Göster