1. 1.
    0
    ben de gittim napayım zorla tek taş takıp evimin güzeli ol mu diyeyim. ben de uzaklaştım işte. sarı ışıkları ardımda bırakıp geriye döndüğümde bizler kovan cennetinin omuzları doğarken sıcak balla yuvarlatılmış kız güzelleriyiz. bir erkekle evlenene kadar bal içinde yaşayıp güzelliğe semiririz. o güne dek, kah ormanda, kah dağın derinliklerindeki sarı sarı yanan laterna kovanlarına bal arısıyla uçarız dediğini duydum abla sarıgöl bebek canlısının. devasa olmasına rağmen tıpkı yavru serçeler görüntüsünü hissettiren arı havalanmıştı. az önce konuştuğum kız dışında, ormanda bal atıp eğlenmeye gelmiş her yürek bir bir bıyıkları bal olan bey bal arısıyla uçarak ayrılıyorlardı . az önceki kız, o oturmuş yakarıyordu, sesleniyordu göğe kuşkonmaz tanrısı kuşkonmaz tanrısı tavşanımın düşüp ölmesinin sebebi neydi ? onun ayaklarını sen kaygansı yaratmadın mı kuşkonmaz tanrısı

    birinin gözyaşını tam akmadan önce silahla vurup gözyaşını öldürsen o kişi ağlamış olur mu ? felsefi soruydu o gece sorduğum. bal arılarından düşen tavşanlar ölüyor, hayat acımasızca deviniyor, kızlar öksüz kalıyor.
    ···
   tümünü göster