0
bu da oldu ben çok üzüldüm. bir akşam ormana doğru yürüyordum, teyzemlere gelmiştik. ben arabanın arkasında, kemerim bağlı bir şekilde gelmiştim. çok sıkıldım kekler bitip çaylar içilince dedim az yürüyeyim ormana. sonra bu manzarayı gördüm. küçük bir kayanın ardından adımımı attım, ne gördüm ? bir sürü çıplak kız, kendilerinden büyük olan bir bıyıkları bal olan bey bal arısının sırtına binmişler, bir şekilde dağın öte taraflarındaki kovan cenneti ismini taktıkları yere sırayla gitmeyi bekliyorlardı. hepsinin yanında tavşanları da vardı. bal arısı havalanmadan önce bal arısının bıyığının altında toplanmış olan normal insan tipinde ama perisel kabiliyetlere sahip kızlar birbirlerinin suratlarına bal arısının bıyığından akan bıyık ballarını atıp gülüyorlardı. hepsi bala bulanmıştı. ve kızların teninden akıp gölcük oluşturan balda da her perisel kızda bir tane olan tavşanlar yuvarlanıyordu. tavşanların normal bir tavşan gibi v şeklinde ve kıpkırmızı ağızları olmasına rağmen, gözleri irice sarı pembe karışımıydı, sırtları ise taraçalıydı ya da diğer bir deyişle sırtlarında balkon vardı (ya da çardak). bu taraçanın(çardağın) ne işe yaradığını, tavşanlarını alıp bal bıyığı arı güzelinin sırtına binen perisel kızların, kendilerini küçültme büyüsüyle küçülterek, tavşan sırtının üstündeki güllü taraçada oturup demlendiklerinde anladım. bıyıkları bal olan bey bal arısının üstünde taraça tavşanları, taraça tavşanlarının üstündeki taraçada şarkı söyleyen koni çiçekleri ve huzur hissi dağıtan alev gülleri okuyan kız taraçalar, kız taraçaların üstündeyse bal müptelası kanı aşka eğen öpüşme kızları vardı; onlar ayrıca çıplaktı.